TABİP: (Arapça) (طبيب) Hekim, doktor. manasındadır. Tıp ilmi ve sanatı ile uğraşan şahısları ifade etmek için kullanılan Arapça kökenli bir kelimedir. Tıp kelimesinin Antik Mısır'daki "Teb"şehrinin isminden türetildiğine inanılır. Osmanlıcada ve Yeni Türkçe'de bu kelime kullanılmaktadır. Arapça (طبب) "ilaçlamak" fiilinden türetilmiştir. "Tıb" kelimesinin kaynağını teşkil eden Antik Mısır'daki "Teb" (Thebai) şehrinin totemi "yılan"dır. Teb şehri eski Mısır'ın en mühim sağlık merkezidir. Tarihte bilinen ilk hekim ise milattan önce 3000 yıllarında Antik Mısır'da yaşamış olan "İmhotep"dir. Sağlıkçıların, eczacıların, hemşirelerin sağlık sembolü olarak yılanı kullanmalarının bir sebebi Teb şehrinin toteminin yılan olmasından kaynaklanmaktadır. Yılanın sarıldığı asa yaşam ağacını, yılan ise gençliği temsil etmektedir. Türkiye'de ilk defa 1836 yılında Sultan II. Mahmud tarafından Mekteb-i Tıbbiye'nin talebelerinin, ilk defa resmi kıyafet olarak yakalarına yılanlı asa işlenmiş elbiseler giymesi hakkında ferman çıkarmıştır. Selçuklu mimarisinde Darüşşifalarda yılan motifleri kullanılmıştır.
Antik Mısır'ın iki önemli şehri vardır. Bunlardan birincisi Teb (Thebai) eski adıyla "Thebes" şehridir. Diğeri Abidos şehridir. Thebes şehri, Kahire'nin yaklaşık 800 km güneyinde Nil Nehri'nin doğusunda yer almaktadır. Uzun zaman Antik Mısır İmparatorluğu'na başkentlik yapmıştır. Mısır Firavunlarının meşhur başkentidir. Homeros'un tabiriyle "Yüz Kapılı Şehir"dir. Zamanında Teb (Thebes) şehri Doğunun en kalabalık ve en zengin şehirleri arasındadır. Tarihi Thebes şehri harabeleri üzerinde Luksor isimli bir şehir (200 bin nüfuslu) yer almaktadır ve bu şehir dünyadaki en büyük açık hava müzesi özelliğini taşıyan şehirler arasındadır. Tarihi eserlerinden dolayı Mısır'ın en çok ziyaret edilen bölgelerindendir. Aynı isimde (Thebai) bir şehir Yunanistan'da bulunmaktadır. Başkent Atina'nın 70 km kuzeybatısında yer almaktadır. Osmanlılar döneminde Eğriboz Sancağına bağlı İstefe adıyla anılan kaza merkeziydi.
Antik Mısırlıların tıb konusunda çok ileri oldukları bilinmektedir. Nüfusun büyük bir kısmının Nil Nehri kenarında yaşaması, karaciğer ve bağırsak hastalıklarına yol açan sıtmanın yaygınlaşmasına, timsah ve hipopotam gibi saldırgan hayvanların varlığı ise yaralanmalara ve ölümlere neden oluyordu. Ayrıca insanların ağır işlerde çalışmaları eklem ve omurga üzerinde ağır bir baskı ve yıpranmalara yol açıyordu. Kullandıkları unlardaki kum ve taş gibi küçük maddeler dişleri aşındırıyordu.
Antik Mısır'daki hekimler, iyileştirme becerileriyle tanındılar. Bu hekimlerin en meşhuru İmhotep'dir. Tarihçi Herodot, Mısır'daki tıbbi gelişmenin uzmanlaşmış olduğunu belirtmektedir. Baş ve mide rahatsızlıkları, göz ve diş hastalıkları tedavi edildiği gibi tıp eğitim veren kurumlar mevcuttu. Bu bakımdan Mısırlılar, anatomi, hastalıklar ve pratik tedavi hakkında uzmanlaşmışlardır. Yaralardaki enfeksiyonu önlemek için bal emdirilmiş bez, çiğ et, keten sargı bezleri, ağlar, petlerle sarılarak tedavi edildi. Ağrıları gidermek için "afyon" kullanılmıştır. Astımlı hastaları rahatlatmak için soğan ve sarımsak kullanılmıştır. Ayrıca yaraları dikmek, kırık kemik uçlarını hizalamak ve hasta kol ve bacakları kesmek gibi maharetleri de vardı. Fakat bazı hastalıklar vardı ki yapacakları pek bir şey yoktu. Yapabilecekleri şey adece hastayı ölene kadar rahat ettirmekti.
Arapça "tabip" kelimesi halen kullanılmakla birlikte Fransızca "docteur" kelimesinden gelen "doktor" kelimesi daha yaygın kullanım alanına sahiptir. "docteur" kelimesi "Üniversitede hocalık beratına sahip kimse, doktora sahibi" manasındadır. Ayrıca "diplomalı tabip" manasına gelir. "Doktora" kelimesi ise "doktorluk rütbesi" demektir. Latince'de "doctor" kelimesi "öğretmen, hoca" manasındadır. "Docere" ise "öğretmek" fiilidir. "Doçent" kelimesi de "docere" (öğretmek" fiilinden türetilmiştir. Doçent kelimesi 1933'te Alman akademik sisteminden alınmış bir kelimedir. Aslına bakıldığında "doktor" kelimesinin Tıp ile pek alakası yoktur. Eskiden her türlü alanda iyi eğitimli insanlara verilen bir ünvan idi.
"Tabip" kelimesinin yerine yine Arapça bir kelime olan "Hekim" veya "Cerrah" kelimeleri kullanılmaktadır. Genellikle Hekim kelimesi tercih edilmektedir. "Hekim" kelimesi "hikmet sahibi, bilge, filozof, tabip" manasına gelir. "Cerrah" kelimesi ise "Ameliyat yapan" manasındadır. Doktorluk aslında akademik bir derecenin adıdır. Akademik bir terim olmasından dolayı sadece Tıp ilmiyle uğraşanları kapsamamaktadır. Doktor terimi, Latince köküne baktığımızda öğretme yeterliliğine sahip kimseyi ifade etmekte kullanılır. Onun için tabipler için doktor demek, kelime kökü açısından yanlış bir uygulamadır.
"Hekim" kelimesi, "tabip" kelimesinden daha detaylı ve derin bir mana taşımaktadır. "Hüküm" kökünden geldiğinden dolayı sadece kendisine öğretilmiş bilgiyle sınırlı kalmayan, bunların yanında kendinden öncekilerin ve hocalarının hatalarını tekrarlamayacak kadar feraset sahibi bir o kadar da hikmet sahibi ve hikmet arayışında ve azminde olan kişileri kapsamaktadır. Bu noktadan bakıldığında "hekim" kelimesinin "tabip" kelimesine göre daha uzmanlaşılmış bir mana taşıdığı görülmektedir. Onun içindir ki "tabip" veya "doktor" kelimesinden daha üst basamakta bir terimdir.
"Nasıl ki bir tabip, doktorluk noktasında bir namahremin en namahrem uzvuna bakar" (11. Lem'a) cümlesinde tabip ve doktor kelimeleri aynı cümlede verilmiştir.
Risale-i Nur'da "tabib-i hazık" ve "tabib-i kulub" terkipleri mevcuttur. "Tabib-i Kulub" tabiri Kur'an-ı Kerim için kullanılmıştır. İsim olarak zikredilen "Tabib Hayri"dir.
Risale-i Nur'da "tabip/tabib" kelimesi;
Mektubat: 7
Lem'alar: 6
Şualar: 2
Barla Lahikası: 3
Emirdağ Lahikası:1
Tarihçe-i Hayatı: 7
olmak üzere toplam 26 defa zikredilmiştir.
"Tabib" (طبيب) kelimesinin Ebced Değeri: 23'tür. Bunlardan 3 yerde geçen "tabib" kelimesi mükerrer olduğundan bu rakamı çıkardığımızda geriye 23 kalmaktadır. Yani Ebced Değeri kadar Risale-i Nur'da zikri var demektir. Bunlardan başka "Tabib" kelimesi Arabi ibarelerde 28.Mektup, 8. Lem'a ve Barla Lahikası'nda Hafız Halid'in mektubunda olmak üzere 3 yerde geçmektedir. Mükerrer olarak Tarihçe-i Hayatı'nda 2 yerde daha geçmektedir.
İsim olarak zikredilenler:
Müthiş bir zındık olan Doktor Duzi,
Kur'an-ı Kerim mütercimi Doktor Maurice,
İngilizce-Arapça lügatların muharriri Doktor City Youngest,
Doktor Yusuf Kemal,
Doktor İbrahim,
"Tabib" kelimesi yerine daha revaçta olan "doktor" kelimesi;
Mektubat: 1
Lem'alar: 3
Şualar: 7
Mesnevi-i Nuriye: 2
İşarat-ül İ'caz: 5
Asa-yı Musa: 1
Barla Lahikası: 20
Kastamonu Lahikası: 10
Emirdağ Lahikası: 12
Sikke-i Tasdik-i Gaybi: 11
Tarihçe-i Hayatı: 12
defa olmak üzere toplam 84 defa zikredilmiştir.
Risale-i Nur'da "hekim" kelimesi;
Sözler: 3
Mektubat: 2
Lem'alar: 10
Şualar: 1
Asa-yı Musa: 3
Barla Lahikası: 2
Kastamonu Lahikası: 2
Emirdağ Lahikası: 1
Sikke-i Tasdik-i Gaybi: 2
Tarihçe-i Hayatı: 2
defa olmak üzere 27 defa zikredilmiştir. Bunlardan 4 yerde geçen "hekim" kelimesi külliyatta mükerrerdir. Bu rakamı çıkardığımızda geriye 23 kalmaktadır. "Tabib" kelimesinin zikredilme oranı yukarıda bahsedildiği gibi 23'tür.