AVUKAT : (Fransızca) Mahkemede ücret mukabilinde taraflardan birinin müdafaasını ve davasını üzerine alan hukukçu. (Mecazen: Müdafaaya muktedir, çeneli, cerbezeli) manasına gelir.
"Avukat" kelimesinin kökeni Latince'dir. Latince'de "advocatus" kelimesi "üstün ve ayrıcalıklı, güzel konuşan" kişi manasındadır. "Advocare" fiili ise "yardıma çağırmak" manasındadır. Latince olan bu kelime muhtemelen Fransızca "Avocat" kelimesinden dilimize girmiştir. 1900'lü yılların başına kadar "avukat" kelimesinin yerine "dava vekili" veya Arapça "muhami" kelimesi kullanılmıştır. "avukatlık" kelimesi "muhamat" kelimesiyle ifade edilmiştir. Fıkıh kaynaklarında avukatlık ile ilgili meseleler "vekalet" başlığı altında incelenmiştir. "avukat" kelimesinin yerine genellikle "vekil" kelimesi kullanılmıştır. "Avukat" kelimesi ithal bir kelimedir. Bu kelimenin yerine kullanılan "vekil" kelimesi Kur'anî bir kelimedir ve Kur'an-ı Kerim'de türevleriyle birlikte 70 defa zikredilmiştir.

"Avukat" kelimesinin diğer dillerdeki kullanımına baktığımızda, İngilizcesi "advocate" veya "lawyer"; İtalyancası "Avvocate", İspanyolcası "abogado", Almancası "anwalt" veya "advokat", Hintçesi "vakila", Rusçası "advokat", Ermenicesi "pastaban", Portekizcesi "advogado" kelimeleridir. Pek çok Avrupa dilinde birbirine yaklaşık kelimeler olarak kullanılmaktadır.

06.01.1926 tarihli ve 708 sayılı Kanun ile "muhami" kelimesi kullanımdan kaldırılarak yerine "avukat" kelimesi kullanıma girmiştir. Sonraları Avukatlık Kanun değişikliğe uğrayarak en son 19.03.1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile son şeklini bulmuştur. Bu Kanun'un 2.maddesinde; "Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder." hükmüne yer verilmiştir.

Risale-i Nur'da "avukat" kelimesi;
Mektubat: 1
Lem'alar: 3
Şualar: 17
Asa-yı Musa: 1
Emirdağ Lahikası: 19
Tarihçe-i Hayatı: 15
toplam 56 defa zikredilmiştir.

Risale-i Nur'da "dava vekili" tabiri;
Sözler: 1
Şualar: 4
Mesnevi-i Nuriye: 1
Asa-yı Musa: 2
Emirdağ Lahikası: 4
Sikke-i Tasdik-i Gaybi: 3
toplam 15 defa zikredilmiştir.

Nurun ilk avukatı olarak Ziya Sönmez'i söyleyebiliriz. Bediüzzaman Denizli hapsinde iken 1943 senesinde avukatlığını yapmıştır. Bediüzzaman, bu kahraman zattan eserlerinde şöyle bahsetmiştir: "Risale-i Nur'un avukatı Ziya'yı bizim tarafımızdan hem çok teşekkür, hem tebrik ediniz. Çoktan beri ruhuma ihtar edilmiş ki; Ziya namında birisi, Risale-i Nur namına büyük bir hizmet edecek. Bu mesele gösderdi ki; o Ziya, bu Ziyadır. Bizlere ebede kadar minnettar eyledi" (Emirdağ Lahikası) Bu zat, 1949 senesinde vefat etmiştir. Kabri İzmir'dedir.
Nurun en meşhur avukatı şüphesiz Av. Bekir Berk'tir. Bu muhterem zat, bütün ömrünü doğru bildiği davasına, nur davasına adamış, bütün hukuk bilgisini bu yolda sarfetmiştir. Anadolu'daki hemen hemen bütün nur davalarına girmiş ve 1000'den fazla beraat ile neticelenen davaları kazanmıştır. Bu bile tek başına harika bir hizmettir. 1958 yılında başladığı nur avukatlığını, avukatlıktan istifa ettiği 1973 yılına kadar sürdürmüştür.
Nurun fahri avukatı olarak Ahmet Feyzi Kul'u söyleyebiliriz. Bu muhterem ve harika zat, yüksek hitabet kabiliyeti ve sarsılmayan şahsiyeti ile nurun kahramanları arasındadır. Denizli ve Afyon hapislerinde Bediüzzaman ve talebeleri ile birlikte girenlerdendir. Maidet-ül Kur'an isimli eseri gaybi işaretlerden bahsetmektedir. Bazı talebeler, mahkemenin uzamasını bu eserin neşrine bağlayıp Ahmet Feyzi Kul'a karşı tavırları olduğu halde o hiç bir zaman sarsılmamıştır. Bediüzzaman, bu durumu memnuniyetle karşılamıştır. Afyon hapsinde yaptığı ateşîn müdafaası ile mahkemenin seyrini birdenbire değiştirmiştir.
1952'de Gençlik Rehberi mahkemesinde müdafaada bulunan Av.Abdurrahman Şeref Laç, Av. Seniyüdddin Başak ve Av. Mihri Helav'dır. Av.Mihri Helav, Bediüzzaman'ın Van'daki Horhor Medresesinde ders verdiği talebelerindendir.