YEMİN: (Arapça) Kuvvet, sağ el, güç, kuvvet ve güzel mevki.manalarına geliyor.
"Yemin" kelimesi lügat manası olarak "kuvvet" demektir. Söylenilen söze kuvvet vermek manasına gelmektedir. Şer'an "Bir işi yapmak veya yapmamak hususunda azimli olmaya veya köle azadı gibi bir şeye bağlamak sureti ile yapılan bir akitten ibarettir. Türkçe'de "yemin" kelimesi yerine "and" kelimesi ve "yemin etmek" tabiri yerine "and içmek" tabiri kullanılmaktadır.
Yemin eden kişiye; "halif"
Yemini muhafaza etmeye; "berr"
Yeminini muhafaza edene; "barr"
Yeminine muhalif etmeye yani yeminini bozmaya; "hins"
Yeminini bozana da "hanis" denilir.
"yemin" kelimesi daha çok Allah'ın (CC) isimleri ve zati sıfatlarından birisi anılarak yapılan kasem için kullanılmaktadır.
"kasem" kelimesi ile "hilf" kelimesi arasında küçük farklar olmakla birlikte "yemin" ile aynı manada kullanılmaktadır.
Türkçe'de "and içmek" olarak kullanılmaktadır.
Yemin, sözün başına "va, ba veya ta" kelimelerini getirerek, "vallahi, billahi ve tallahi" şeklinde yapılır.
"Sağ el" manasına gelen "yemin" kelimesinin yukarıda bahsedilen manada kullanılmasının sebebi, yemin eden kişilerin yeminlerindeki sözlerine güç ve kuvvet katmak için sağ ellerini birbirlerine vurmalarından dolayıdır.
Yeminin meşruluğu ayetler ve hadisler ile sabittir. Cenab-ı Hakk, Kur'an-ı Kerim'de pek çok şeye yemin etmektedir.
Yemin etmek için Allah'ın (CC) isim ve sıfatları anılarak söz kuvvetlendirilir. Bunun haricindeki herhangi bir şeye veya şey üzerine yapılan yemin muteber değildir.
Kur'an-ı Kerim'de 17 sure yemin ile başlamaktadır. Bunlar: "Saffat, Zâriyat, Tûr, Necm, Kıyâme, Mürselât, Nâziat, Burûc, Târık, Fecr, Beled, Şems, Leyl, Duha, Tîn, Âdiyat ve Asr" sureleridir. Bu surelerde çoğunlukla vav-ı atıf kullanılarak yemin edilmiştir.
Mekke'de nazil olanlar: "Saffat Suresi": saf tutan melekler manasına gelmektedir.
"Zariyat Suresi": Savuranlar, tozu dumana katanlar manasına gelmektedir.
"Tûr Suresi": Hazret-i Musa (AS)'ya Tevrat'ın indirildiği mübarek dağın adıdır.
"Necm Suresi": Yıldız manasına gelmektedir.
"Kıyame Suresi": Adını ilk ayetinde geçen "kıyamet" kelimesinden almıştır.
"Mürselat Suresi": Gönderilenler manasına gelmektedir. Bu gönderilenlerden maksadın melekler, rüzgarlar, peygamberler veya Kur'an ayetleri olabileceği bildirilmiştir.
"Naziat Suresi": Söküp çıkaranlar manasına gelmektedir.
"Buruc Suresi": Burç kelimesinin çoğulu olan Buruç kelimesi, gökyüzü manasındadır.
"Tarık Suresi": Tarık kelimesinin manası, geceleyin gelen, şiddetlice vuran, kapı çalan manalarına gelir. Surede geçen Tarık kelimesi ise Sabah Yıldızı manasında kullanılmıştır.
"Fecr Suresi": Tan yerinin ağarması yani şafak manasındadır.
"Beled Suresi": Şehir kelimesine gelen beled kelimesinden kasıt Mekke Şehridir.
"Şems Suresi": Güneş manasına gelmektedir.
"Leyl Suresi": Gece manasındadır.
"Duha Suresi": Kuşluk vakti manasındadır.
"Tîn Suresi": İncir demektir.
"Adiyat Suresi": Koşan atlar demektir.
"Asr Suresi": Yüzyıl, ikindi vakti veya meyvenin suyunu çıkarmak manalarına gelir.
Yemin ile başlayan bu 17 surenin tamamı Mekke döneminde nazil olmuştur.
Cenab-ı Hakk, Kur'an-ı Kerim'de kendi zatı adına 18 yerde yemin etmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de geçen ve üzerine yemin edilenler şunlardır:
"Melekler, Kur'an, kalem ve yazılan şeyler, yıldızlar, güneş, ay, sabah vakti, şafak vakti, kuşluk vakti, gece, gündüz, gökyüzü, deniz, Kabe, Mekke, çift ve tek, baba ve evlad, Tur Dağı, incir, zeytin, şahit ve şehadet edilen, atlar, nefis, kendini kınayan nefs, yüzyıl"
Kur'an-ı Kerim'de geçen Yemin Edenler şunlardır:
"Allah (CC), Hazret-i Muhammed (ASM), şeytan, Hazret-i Adem ile Havva, Habil, Hazret-i İbrahim ve babası, Mısır Azizinin karısı, Hazret-i Yusuf'un kardeşleri, Hazret-i Musa (AS), bahçe sahipleri, Hazret-i Meryem'in kavmi, Fir'avun, öldükten sonra dirilmeyen inanmayanlar, asi ümmetler, müminler, cehennem ehli"dir.
Kur'an-ı Kerim'de yemin ile ilgili olarak takriben 45 ayet geçmektedir.
"Yemin" kelimesi aynı zamanda "sağ" manasına geldiğinden dolayı Kur'an-ı Kerim'de geçen "ashab-ül yemin" tabiri, kıyamette amel defteri sağ veya ön tarafından verilecekler manasında kullanılmıştır. Amel defteri sol veya arka tarafından verilecekler için ise "ashab-üş şimal" tabiri kullanılmıştır. "Şimal" kelimesi hem kuzey, hem de sol manasına gelmektedir.
Kur'an-ı Kerim'de geçen "kasem" kelimesi, genellikle yemin manasında kullanılmıştır. Bazen de "paylaştırmak" manasında kullanılmıştır. "Kısım" kelimesi ile "kasem" kelimesinin yazılışı aynıdır. Buna göre "kasem" kelimesi: 24 yerde "yemin" manasında, 9 yerde ise "paylaştırmak" manasında kullanılmıştır. "kasem" kelimesinin çoğulu "kasemat" kelimesidir. Kur'an'da yapılan yeminlere de "kasemat-ı Kur'aniye" denilmektedir. Kasemat-ı Kur'aniyenin mühim hikmetleri olduğu Risale-i Nur'da beyan edilmiştir.
"Yemin" kelimesi Sözler'de;
-"yemin-i yümn-ü iman" yani imanın bereket, kuvvet ve saadeti manasında,
-"yemin-i beyza" yani Hazret-i Musa (AS)'nın bir mucizesi olan sağ elinin nurlu olması,
-"yemin olan şimalinde" ibaresinde sol taraf,
-"zevali bir ihtiyar yemin etti ki" ifadesinde normal yemine işaret edilmiştir.
Mektubat'ta:
-"Ebu Cehil yemin etmiş ki: "Ben secdede Muhammed'i görsem, bu taşla onu vuracağım"
- "ihtiyar bir zat yemin ederek 'Hilali gördüm' dedi"
- "Fela uksimu bil hunnesi el cevaril kunnes" kaseminde ve yeminindeki" ifadelerinde yemin manasında kullanılmıştır.
Şualar'da;
- "Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam yemin ettiği vakit en çok istimal ve tekrar ile her zaman ferman ettiği şu 'Vellezi nefsu muhammedun biyedih" kasemidir.
- "yemin-i yümn-ü iman" yani imanın bereket, kuvvet ve saadeti manasındadır (Bu ifade Sözler'de geçtiği gibi, Şualar'da 2 yerde aynen geçmektedir)
-"hangi yeminli ve yüminli adil hakimlerin"
- "ben yemin ile temin ediyorum ki" olmak üzere toplam 5 defa geçmektedir.
İşarat-ül İ'caz'da;
- "bir meselede aciz ve mağlup olan yemin eder" ifadesinde,
Mesnevi-i Nuriye'de;
- "İhtiyar bir zat yemin etti "Hilali gördüm" ifadesinde,
Kastamonu Lahikası'nda;
- "bu sıralarda bu havalideki şakirtler, yeminle itiraf ediyorlar ki"
- "ben yemin ile temin ediyorum ki (Bediüzzaman),
- "yemin olan şimalinde",
Emirdağ Lahikası'nda;
- "şimdi kendini nefret-i umumiden kurtanmak için yeminler ile inkar ediyor." ifadesinde,
Tarihçe-i Hayatı'nda;
- "Peyman ve yeminimiz, imandır."
- "peyman ve yemini, imandır."
- "Herkes meşrutiyete yemin ediyor. Halbuki ya müsemma-yı meşrutiyete kendi muhalif, veya muhalefet edenlere karşı sükut etse, acaba keffaret-i yemin vermek lazım gelmez mi?"
- "Bu İşarat-ül İ'caz bin tefsir kuvvetinde ve kıymetindedir diye yemin ederek ilan ediyordu."
- "Ben de bütün mukaddesata yemin ediyorum ki" (Bediüzzaman),
- "bu sıralarda bu havalideki şakirtler, yeminle itiraf ediyorlar ki" (Aynı ibare Kastamonu Lahikasında mevcut)
- "ben yeminle temin ediyorum ki" (Bediüzzaman) (Aynı ibare Kastamonu Lahikası'nda mevcut),
Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de;
- "ben yeminle temin ediyorum ki" (Bediüzzaman) (Aynı ibare hem Kastamonu Lahikası'nda hem de Tarihçe-i Hayatı kitabında geçmektedir)
- "Acibdir ve yemin ediyorum ki" (Bediüzzaman),
ifadelerinde olmak üzere Risale-i Nur'da toplam 27 defa zikredilmiştir.
Yemin ifadesi olan "Vallahi" kelimesi Şualar ve İşarat-ül İ'caz'da 1'er defa zikredilmiştir.
Diğer yemin ifadeleri olan "Billahi" ve "Tallahi" ibareleri geçmemektedir.
"yemin" kelimesinin karşılığı olan ve Kur'an'da geçen "kasem"kelimesi,
Sözler'de; 7 defa
Mektubat'da; 29 defa
Lem'alar'da; 1 defa
Şualar'da; 17 defa
İşarat-ül İ'caz'da; 2 defa
Asa-yı Musa'da; 1 defa,
Kastamonu Lahikası'nda; 3 defa
Emirdağ Lahikası'nda 3 defa
Sikke-i Tasdik-i Gaybi'de; 7 defa
Tarihçe-i Hayatı'nda; 5 defa olmak üzere toplam 75 defa zikredilmiştir. Kur'anî bir kelime olan "kasem"in Risale-i Nur'da bu kadar zikri elbette medar-ı ibret olsa gerektir. Kur'an'ın hakiki bir tefsiri olan Risale-i Nur'da Kur'an'ın kudsi kelimelerinin istimali ve en mühimmi "kasem" ve "yemin" kelimelerinin aynı cümlede birbiri arkasına tekrarı elbette ki bu kudsi kelimeyi bizlere talim ettirmek içindir.