İNTIBA (انطباع) (Arapça) Görüş ve anlayış, kalb ve ruhta hasıl olan tesir. matbu' olmak, tab' olmak, basılmak.

Arapça "tab'" kökünden gelmektedir. "'Damgalanma" manasındadır. Asıl anlamından farklı olarak günümüzde "izlenim" manasında kullanılmaktadır. Fransızca "impression" (izlenim) sözcüğünden "press" (basım) kelimesinin doğrudan çevirisidir.

Bazı hitabet ustaları, dünyada tekrarlanmayacak tek şeyin ilk intıba' olduğunu beyan etmiştir. Bir kişi üzerinde bırakılan ilk intıba çok önemlidir.

'Impression' karşılığında, bir zamanlar 'izlenim' değil, 'intıba' kelimesi kullanılmıştır. İntiba da tıpkı "impression" gibi, kökünde 'basmak/baskı' (tab-press) mânâsını taşır. Kelime, kabaca, dış dünyanın kendisindeki suretleri zihin levhasına basması manâsına gelir.

Dış dünyaya (gerçeğe) dair intibalarımız vardır. Yani izlenimlerimiz. Yani zihin levhasına basılı izler. Eşya zihnimizde izler bırakır (impression), ve sonra biz bu izleri dışarı vururuz (expression). Kısacası, önce intiba, sonra ifade gelir.
"İntıba'" kelimesi Risale-i Nur'da 2 defa zikredilmiştir.
Bunlar:
- "manevi intıba" (14.şua) ve
- "Rabbani aşkları intıba ettirmekle..." İşarat-ül İ'caz (huruf-u mukattaa)