SAAT: (Arapça) Bir günün yirmidörtte biri, saat, zaman, vakit, muayyenbellibir vakit, altmış dakikalık zaman, kıyamet manalarına gelir.

"Saat" kelimesinin kullanıldığı yerler:
1- Bir günlük sürenin 24'te biri.
"bir tek saat beş vakit namaza abdestle kafi gelir"
2- Vakit ve zaman,
""bazan bir saat tefekkür, bir sene ibadet hükmüne geçer." Risale-i Nur'da o saat var; çalış, o saati bul, ihtar edildi.
3- Bir işin yapıldığı belli bir zaman,
"yemek saati, uyku saati"
4- Yürüyerek alınan mesafe
"Kasabaya buradan bir saatte gidilir"
5- Günün hangi saati olduğunu gösteren alet
"Kol saati"
6- Sayaç
"Su saati, elektrik saati"
7-Herhangi muayyen bir vakit
"Kıyamet saati"
"Saat" kelimesi hem bir alet olarak, hem de günün 24'te birini ifade için çok sık kullanılmaktadır.

"saat"i ilk bulan Hazret-i Yusuf (AS)'tur. Tüm dünyada kullanılan saatin ilk örneği Hazret-i Yusuf (AS)'un mucizesidir.

"saat" kelimesi Kur'an-ı Kerim'de 48 defa zikredilmiştir.

Ecdadımızdan bize miras kalan "ezanî saat" tabiri, güneşin batışı yani akşam namazı vaktinde saatin 12.00 olduğu yani 12'ye ayarlandığı saattir. Buna "alaturka saat" denilmektedir. Şöyle de diyebiliriz, yani güneş hergün saat 12'de batmaktadır. Bugün ezani saat çok az kişi tarafından halen kullanılmaktadır.

26 Aralık 1925 tarihinde 697 sayılı "Günün Yirmidört Saate Taksimine Dair Kanun" ile alaturka saate son verilerek "alafranga" saate yani bugün kullandığımız vasati saate geçilmiştir. Avrupa tarzı olan bu saat gece vakti başlayıp günü 24'e bölen sistemdir. İzmit vilayetinden geçen 30.meridyen esas alınarak bu saate geçilmiştir.

Vasati saat: Hakiki güneşe tâbi olmak üzere, muntazam hareket ettiği tasavvur olunan mevhum bir güneşin, o yerin nısfun nehârından (meridyeninden) arka arkaya iki defa geçişi arasındaki zamanın yirmi dörtte biri. Bugün kullandığımız saat "vasati saat"tir. Takvimlerde yazan ezan vakitleri de vasati saate göredir.

İnsanların icatlarınden en mühimlerinden birisi saattir. İlk defa Mısırlılar "güneş saati"ni kullanmaya başlamışlar, gölge boyuna göre günü bölümlere ayırmışlardır. Bu saatin gece çalışmaması üzerine, kum saati ve su saatini icat etmişlerdir. İlk devirlerde zamanı güneşe ve yıldızlara bakarak tayin etmeye çalışmışlardır. İnsanoğlu zaman mefhumunu bir kayıt altına alarak onu ölçmeye çalışmıştır. Bunun için ilk çağlarda yağmurun, karın, soğuğun, mevlimlerin tayini yeterli görülmekte ise de zamanın geçmesiyle vakti daha kısa bölümlere ayırmak ihtiyacı hasıl olmuştur. Bugün saatin yaşamımızdaki yeri çok büyüktür. Hemen hemen bütün işlerimizi saate göre ayarlıyoruz. Saat, yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Tarihte saati günlük kullanıma koyan İngiliz mucit Christian Huygens'tir. 1675'te zaman ayarını sağlayan yaylı balans'ı saate monte etmiştir. Saatin parçalarından olan "akrep" ve "yelkovan" 1690'yılında saate girmiştir. Kol saatinin icadı 1810 yılında gerçekleş ve I. Dünya Savaşı sırasında askerler tarafından yaygınlaştırılmıştır. Kısa zamanları ölçmeye yarayan kronometre, ilk defa 1920 Olimpiyatlarında kullanılmış ve bugün olimpiyatların vazgeçilmezidir. Bir kol saatinin içinde 200'den fazla farklı parça olması ise bir hayli ilginçtir. Küçücük bir kutunun içinde bu kadar farklı parça olması insanı hayrete düşürmektedir. İlk elektronik saati Japon firması olan Seiko üretmiştir. Bugün kullanılan saatler, teknolojinin sınır tanımayan yenilikleri sayesinde sadece zamanı ölçmekle kalmamış, ona pek çok özellikleri de yüklemiştir.

Günün 24 saate bölünmesi ise Mısırlılar'ın icadıdır. Güneş saatini kullanan mısırlılar yere diktikleri çubuğu 6 parçaya bölmüşler ve gündüz vaktini böylelikle doğu ve batı olmak üzere 6x2 = 12 saate bölmüşlerdir. Gece de 12 saat olunca bir gün 24 saat olmuştur. Niçin 24 saat diye soracak olursa 12 rakamı 2, 3 ve 6 sayısına bölünebildiği için hesaplamadaki kolaylıktan dolayı o zamanlarda bu sayı tercih edilmiştir. Bir ayın 30 gün olması ve bir yılın 360 gün olması Mısırlılarda esastır. Bir dairenin 360 derece olması muhtemelen buradan gelmektedir. Babilliler 60 sayısını matematikte temel kabul etmişlerdir. 60 rakamı 2, 3, 4, 6, 12, 15 ve 30 sayısına bölünebilen ve 360 rakamını bölen bir sayı olduğundan hesaplamalarda kolaylık açısından kullanılmıştır. O zamanlarda dakikanın bölümlerinden olan salise ölçülemiyordu. Salisenin ölçülmeye başlandığı zamanlarda onluk sisteme geçildiğinden dakikanın alt birimleri peş peşe 10'a bölünerek bulunmaya başlanmıştır.

Romalılar, milattan 758 yıl önce 1 yılı 10 aya bölmüşlerdir. Başlangıç zamanı ise Mart ayı olarak kabul edilmiş ve son kalan 60 günü Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) ayları olarak isimlendirmişlerdir. Ay isimleri Quintilis (Temmuz) ayından itibaren yani 5-6-7-8-9 ve 10 sayılarının Romalılarca telaffuzundan gelmektedir. Julius Sezar'ın vefatından sonra onun anısına Quintilis (Temmuz) ayının ismine July denilmeye başlanmış ve ondan sonra tahta geçen August, Sextilis (Ağustos) ayının ismini değiştirerek August yapmıştır.

"Saat" kelimesini günlük hayatta çok sık kullanıyoruz. Risale-i Nur'da "saat" üzerine verilen mühim misaller ve saatin kullanımları şöyledir:
- En başta namaz bahsinde geçen 24 altın yani 24 saat misalidir.
- Bir saat tefekkürün bir sene nafile ibadetten hayırlı olduğunu beyan eden hadis-i şerif
- Cenab-ı Hakkın büyük bir saati olan dünyanın; saniyeleri olan gece gündüz, dakikaları sayan seneler ve saatleri sayan insan ömrü misali,
- Bir dakika intikam lezzeti ile katlin, seksen bin saat hapis elemlerini çektirdiği,
- Düşman karşısında bir saat nöbet, bir sene ibadet hükmünde olduğu,
- Hazret-i Yusuf (AS)'un bir mucizesinin saat olduğu,
- bir saatin beş vakit namaza abdestle kafi geldiği,
-19.mektup risalesinin 12 saatte telif edildiği,
- Saatin saniye, dakika, saati sayan ne ise Kur'an'ın cümleleri de birbirini tekmil ettiği,
- Cenab-ı Hakk'ın koca kainatı, bir saray, bir fabrika, bir hane, bir saat gibi idare ettiği,
- Bir saat sohbet-i Nebeviyeye (ASM) mazhar olan bir bedevinin, mütemeddin kavimlere muallim olarak gönderildiği,
- 28.Söz'ün iki saat zarfında yazıldığı,
- Dünyanın, dakikada yaklaşık olarak 188 saat mesafeyi katettiği,
- Hayali bir saat farazı ile o saatte 10 iğnenin olduğu, bunların dakika, saniye, salise, rabia, hamise, sadise, sabia, samine vs.
- yüksek minare ve kulelerdeki büyük saatlerin parlayan akrepleri misillü, kubbe-i semada kameri zamanın saat-i kübrasına bir akrep yapmak misali,
- dünyanın bin sene hayat-ı mesudanesi, bir saatine değmeyen cennet hayatı ve cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat müşahedesine değmeyen bir kudsi, münezzeh cemal ve kemal sahibi olan zat-ı zülcelalin müşahedesi,
- Güneşin bir saniyede beş saatlik mesafeyi katettiği,
- Lemeat'ın 20 gün Ramazan'da günde iki veya iki buçuk saat çalışmakla telif edilmesi,
- Cuma gününde saat-i icabe-i duanın bulunması
- bin defa küre-i arz cesametinde olan kürelerin bir saniyede 8 saatlik mesafeyi katettiği,
- bir saat kadar Eski Said damarıyla müteessir olması misali,
- Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Kureyş'e demiş ki: "Yolda giderken sizin bir kafilenizi gördüm. Kafileniz yarın filân vakitte gelecek." Sonra o vakit kafileye muntazır kaldılar. Kafile bir saat taahhur etmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın ihbarı doğru çıkmak için, ehl-i tahkikin tasdikiyle, güneş bir saat tevakkuf etmiş. Yani, arz, onun sözünü doğru çıkarmak için, vazifesini, seyahatini bir saat tatil etmiştir ve o tatili güneşin sükûnetiyle göstermiştir
- 30.Sözün beş altı saatte telif edildiği,
- Ramazandaki orucun 15 saat, sahursuz ise 24 saat sürdüğü,
- her saati ebedi bir hazineyi açabilecek olan hizmet-i Kur'aniye...
- Bir saat gülmeye bedel bir sene ağlamak misali,
- bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden kadir-i zülcelal, mehdi ile de alem-i islamın zulümatını dağıtabilir
- sabır kuvvetinin hazır saate karşı kafi geldiği,
- bazıları bir saatte bir sene vazifeleri yapmış, bazıları bir dakikada bir hatme-i Kur'aniye okuduğu,
- Bediüzzaman'ın 1916 senesinde esir edilmeden önce 30 saat bir su arkının içinde yaralı kaldığı,
- Bediüzzaman'ın asabındaki hassasiyet neticesi, 24 saat sonra gelecek yağmuru hissettiği,
- yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme, şifanın hazımda olduğu,
- 25.Lem'a, dört buçuk saatte telif edildiği,
- yarım saat kaylule iki saat gece uykusuna muadil olduğu,
- yolunu şaşırmış hissin fetvasıyla bir saatlik lezzet için, bir sene hapiste yatmak zorunda kaldığı,
- bir saatte kışı yaza, yazı kışa döndürmek misali,
- saatler gibi işleyen insanın azalarıhapiste herbir saat ibadet on iki saat ibadet yerinde bulunmasından ...
- koca cennet bütün hüsün ve cemaliyle bir cilvesi bulunan ve bir saat müşahedesi ehl-i cennete cenneti unutturan bir Cemal-i Sermedi...
- koca bulutların "yağmur başına arş" emrini aldığı vakit bir saat belki bir kaç dakika zarfında toplandığı,,
- kısacık bir iki saat suri bir refakatten sonra ebedi bir müfarakata uğrayan gayr-i meşru arkadaşlık misali,
- haram dairesindeki bir saat lezzet, bazen bir sene ve on sene kadar elem çektirdiği,
- onüç asrı ışıklandıran ve her saatte yüzmilyon lisanlarda kemal-i hürmetle gezen Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan...
- bir saati yüz saat ibadet hükmüne getiren şehr-i mübarek (üç aylar)...
- bir tek dostunu bir iki saat görmek için, yirmi gün yol gitmek...
- ağır şerait altında her bir saat yirmi saat hükmünde olduğu,
- hapiste herbir saat ibadetin on iki saat ibadet yerinde bulunduğu,
- sahabelerin bir saati, başka velilerin bir gün, belki bir çilesi (40 gün) kadar kıymeti olduğu,
- bir saat zahmetin, ebedi bir saadet ve rahmetin anahtarı olduğu,
- dört saat yüz yanlışı ispat edilen iddianame...
- bir saat kadar Eski Said damarıyla müteessir olması,
- iki saat her tarafımızda kimse yok ki ekmek alınsın...
bunun gibi pek çok meselede "saat" kelimesi kullanılmıştır.
"saat" kelimesi Arapça olduğu gibi kısımları olan "dakika", "saniye", "salise" ve alt bölümleri de Arapça'dır.
Farsça'da zamanı ifade etmek için "ruzgâr" kelimesi kullanılır. Türkçe'de "yel" manasında kullanılan bu kelime Farsça'da zaman dilimini ifade etmede kullanılır. Mesela: "10.11.2012 tarihi gibi"
"Saat" kelimesinin Ebced Değeri: 531'dir.