+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/5 İlkİlk 12345 SonSon
42 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Nereden Yer
    FANİ DÜNYA
    Mesajlar Mesajlar
    63
    Blog Blog Girişleri
    3
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 40 + 144


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    ölümü temenniden ziyada yok olup gitmeyi çok arzuladım, hala da arzuluyorum. kimseler tarafından tanınmamayı, tanıyanlar arasında ise hatırlarından silinmeyi arzu etmişimdir fakat her zaman tam tersi oldu. şimdi yine yok olup gitmeyi diliyorum Allah tan.. ya da üzerine basılıp geçen bir toprak veyahut bir toz parçası olmak oradan oraya savrulmak..
    evet ölüme hazır değilim ama yaşamaya da takatim kalmadı ,
    bu da herhalde iman zayıflığından geliyor... dua beklerim kardeşlerim selametle kalın
    Yazar : Risale Forum
    Gariplerin arkasında Allah vardır ve insan garipse sahibi Allah'tır...

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 527 + 37882


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    Alıntı ZAHİD Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    ölümü temenniden ziyada yok olup gitmeyi çok arzuladım, hala da arzuluyorum. kimseler tarafından tanınmamayı, tanıyanlar arasında ise hatırlarından silinmeyi arzu etmişimdir fakat her zaman tam tersi oldu. şimdi yine yok olup gitmeyi diliyorum Allah tan.. ya da üzerine basılıp geçen bir toprak veyahut bir toz parçası olmak oradan oraya savrulmak..
    evet ölüme hazır değilim ama yaşamaya da takatim kalmadı ,
    bu da herhalde iman zayıflığından geliyor... dua beklerim kardeşlerim selametle kalın


    Kardeşim dünyaya gönderildiysek, yokluk aleminden varık alemine çıkarıldıysak bu en başta bizim için büyük bir nimettir. İnsanız, arada tökezlemelerimizin olması doğal. Ama hemen toparlanıp, kulluk şuuruyla kaldığımız yerden devam etmeli. Depoyu iyi dolduralım ki bu dünyanın meşgaleleri arasında bizi yarı yolda bırakıp, zora sokmasın.

    Cenab-ı Hak insanı Ahsen-i takvim suretinde yaratıp, mahiyetine de bir çok hissiyat ve latifeler koymuş. Bu hissiyat ve latifelerin hepsinin kuvvetleri, görevleri, sezme ve hissediş biçimleri farklı farklı.. Mesela ; kalpte beliren bir manayı, maddi olan dilin anlatmakta aciz kalacağı gibi ya da vicdanın hissettiği ince bir meseleyi de akıl tartmakta, anlamakta zorlandığı gibi..

    Yoklukta aynı bu gibi. Nefisle, cesetle değerlendirmeye çalıştığımızda anlamaktan aciz kalıyoruz. Hatta yanlış düşüncelere kapılıyoruz. Çünkü nefis sürekli hazır lezzet istiyor ve nerde meşakkat, zorluk görse hemen kaçmaya, kurtulmaya çaılışıyor. Şuandaki bir gram azaptan kurtulmak için, ilerideki yüz ton ağırlığındaki mükafatı reddedecek mahiyette. Hazır lezzeti almak için ilerideki hayatını mahvedecek hapsi göze almakta. Halbuki bu mesele vicdanla ilgili bir meseledir ve ancak onunla anlaşılabilir.


    Dikkat

    Kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, “Ebed, ebed!” sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek, o vicdan, o ebed için mahlûktur.

    ( Sözler)


    Hatta Üstad Asay-ı Musa adlı eserinde
    “Bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum: ‘Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?’ dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden ‘Ah!’ çekti. ‘Cehennem de olsa beka isterim’ dedi.” diyor.

    Belki diyeceksiniz ben dünyada bile yaşamak istemiyorum, bide cehennemden bahsediyorsunuz.. Bunun sebebi ise tartacağımız şey için kullandığımız terazinin yanlışlığı olsa gerek. Çok hassas ölçüm yapmamız gereken bir yerde tutup hassasiyeti giderilmiş kaba bir terazi kullandığımız için yanlış sonuçlara varabiliyoruz ve anlamakta aciz kalıyoruz. Bizim vicdan terazimiz de Üstad kadar ince, hassas olsa idi bırakalım yok olayı, yok olmak yerine ''Cehennemde Olsa Ebed İsterim'' diyebilecektik.

    Beynimizi böyle vesveselerle bulandırmak yerine Cenab-ı Hakk’a olan kulluk vazifemizi yerine getirdiğimizde inşallah hepimizdeki manevi yaralar şifa bulup, kalp ve ruhumuz inşirah bulacaktır. Çünkü ruhumuz, kalbimiz bu sıkıntılı, geçici, boğucu, zulümatlı, kasvetli olan dünyada teneffüs etmeye muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.

    Rabbim bu meşakkatli yolda yar ve yardımcınız/mız olsun inşallah.
    Yazar : Risale Forum
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Nereden Yer
    FANİ DÜNYA
    Mesajlar Mesajlar
    63
    Blog Blog Girişleri
    3
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 40 + 144


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    amin amin amin
    ama şu meseleyi henüz anlamış değilim neden üstad gibi bir zat dahi ebedi dahi olsa cehennemi tercih ediyor,..? kim derse ki herkesin ruhunda edebiyet arzusu var, biraz daha düşünüp etrafına baksasınlar bence o zman karar versinler
    Yazar : Risale Forum
    Gariplerin arkasında Allah vardır ve insan garipse sahibi Allah'tır...

  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Nereden Yer
    FANİ DÜNYA
    Mesajlar Mesajlar
    63
    Blog Blog Girişleri
    3
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 40 + 144


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    yanlış anlamayın öğrenmek için soruyorum
    Yazar : Risale Forum
    Gariplerin arkasında Allah vardır ve insan garipse sahibi Allah'tır...

  5. #15
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    Alıntı ZAHİD Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    amin amin amin
    ama şu meseleyi henüz anlamış değilim neden üstad gibi bir zat dahi ebedi dahi olsa cehennemi tercih ediyor,..?
    Hazreti Ustadın bu meselesinin geçtiği Şualar risalesinde onbirinci şuaya bakalım :

    Bilgi
    İnsan, sair hayvanata muhalif olarak, hanesiyle alâkadar olduğu misilli, dünya ile alâkadardır. Ve akaribiyle münasebettar olduğu gibi, nev-i beşer ile de ciddî ve fıtrî münasebettardır. Ve dünyada muvakkat bekasını arzuladığı gibi, bir dâr-ı ebedîde bekasını, aşk derecesinde arzuluyor. Ve midesinin gıda ihtiyacını temin etmeye çalıştığı gibi, dünya kadar geniş, belki ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları, akıl ve kalb ve ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeye fıtraten mecburdur, çabalıyor. Ve öyle arzuları ve matlapları var ki, ebedî saadetten başka hiçbir şey onları tatmin etmiyor. Hattâ, Onuncu Sözde işaret edildiği gibi, bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum:

    "Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?" dedim.

    Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden "Ah!" çekti.

    "Cehennem de olsa beka isterim" dedi.


    Burada Ustadımız Bediüzzaman cennet ve cehennemi karşılaştırmıyor. Yok olma azabı ve cehennem azabını karşılaştırmakta ve cehennem azabının dahi ebedi bir hayat vermekle rahmet olduğunu bizlere anlatıyor. Nasıl ki bir mahkuma idam cezası vermeyip müebbet hapis vermek o mahkum için bir nimet ise Allahu teala da merhametinin iktiza ettiği sürette kafirleri yok etmeyip rahmet ile muamele ederek cehennemi veriyor..

    kim derse ki herkesin ruhunda edebiyet arzusu var, biraz daha düşünüp etrafına baksasınlar bence o zman karar versinler
    Bu sözünü tam anlayamadığım için bir şey diyemiyorum biraz izah yada örnek verir misiniz?
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar Mesajlar
    6.597
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1235 + 91788


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    "Nasıl ki bir mahkuma idam cezası vermeyip müebbet hapis vermek o mahkum için bir nimet ise Allahu teala da merhametinin iktiza ettiği sürette kafirleri yok etmeyip rahmet ile muamele ederek cehennemi veriyor.."


    Allah razı olsun mübarek hakikaten çok isabetli bir örnek..
    Yazar : Risale Forum
    çocukken, ne önemi vardı yalnızlığın
    nasılsa oyuncaklarımız vardı oyunlarımız.
    bilmezdik beş para etmezlere; oyuncak olduğunu insanların.
    nasıl acıttığını bilmezdik ağlamanın
    ne kadar zalim olduğunu ağlatanların...
    çocuktuk sadece ve hep masumiyet kokardık....


  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 527 + 37882


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    Alıntı ZAHİD Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    kim derse ki herkesin ruhunda edebiyet arzusu var, biraz daha düşünüp etrafına baksasınlar bence o zman karar versinler
    İnsandaki ebed arzusunu yaşantımızda görmek mümkün. Misal olarak insanların asırlardır ölümsüzlüğü bulmak adına yaptığı çalışmaları veya kendi adını taşıyan cami, çeşme, bina, heykel vs. bırakma arzularını sayabiliriz. En basitinden insan çok severek aldığı kıyafete karşı bile bir muhabbet besliyor ve onun hemen eskimesi insanı üzüyor. Çok sevdiği bir yiyeceğin hemen bitmesinden hüzünleniyor. Ya da çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın bizi bırakip ebedi aleme göç etmesi bizi derinden etkiliyor. Demek insanda muhabbet beslediği şeylerin daima onunla beraber olmasını isteyen, firaklardan etkilenen bir duygu var. Buna da ebed aşkı diyebiliriz.
    Yazar : Risale Forum
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

  8. #18
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 817 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), hayatın mü'minler için ölümden hayırlı olduğunu söyler:

    "Mü'min kişinin ömrü, onu hayırca ziyadeleştirir.”

    "Sizden kimse ölümü temenni etmesin. Muhsin (iyi amel üzere) ise hayır cihetiyle artacağı umulur. Kötü amel işliyorsa kötülükten dönüp Allah'ın rızasını arayacağı ümid edilir." Mamafih, iyilerin de bozulma ihtimali olsa da bunun istisna olduğu, aslolanın, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın buyurduğu gibi yaşamanın daha hayırlı olacağı belirtilmiştir. Şu halde ölüm, hayırlı amellerin, sevabın son bulmasıdır. Öyle ise ölüm temenni edilmemelidir.

    ÖLÜMÜ İSTEMEK NİÇİN YASAKLANMIŞTIR?

    İslâm inancına göre, ecel kaderle bağlıdır, dua ve temenni ile değildir. Kişinin eceli gelince, istese de istemese de, ne uzar ne kısalır (Yunus 49, Nahl 61). Şu halde ölümü temenni etmek veya etmemek, ahlakî bir yöne sâhip, bir mü'minlik edebidir. Bu açıdan ölümü temennî etmede iki mühim ahlâkî sakınca görmek mümkündür:

    1) Kadere karşı bir itiraz söz konusu olabilir.

    2) Gayesi çeşitli hallerle imtihan olan hayat vazifesinden kaçmak olabilir. Bu ise meskenettir, kişiyi ruhen yıkmaktır. Kur'ân-ı Kerim, maldan, candan, meyvelerden eksiltmeler, musibetler ve korkularla imtihan edilmek üzere insanın yaratıldığını bildirmekte (Bakara 155, Mülk 2) bu imtihanı kazanmak için sabır tavsiye etmektedir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yarın kıyametin kopacağını bilse bile bugün elindeki filizini dikmeyi emretmektedir.

    Böylesi bir hayat anlayışı getiren İslâm dininin diğer taraftan, dünyevî, maddî musibetler sebebiyle ölümü temenni etmeyi uygun görmesi mümkün değildir. Bu durumlarda ölümü temenni etmenin meşru olması, hayatın musibetleri karşısında mukavemet gücünü kırıcı olurdu. Hatta, ölümü temenni etmeyi meşru kılan sebepler arasında zikredilen bazı durumların meydana geldiği zamanlarda bile hayattan kaçmanın esas alınmaması gerekir. Zira ölümü temenniyi meşru kıldığı belirtilen hallerle ilgili rivayetlerin asıl gayesi, sayılan o hallerin kötülüğünü bildirmek ve zihinlerde yer etmesini sağlamaktır. Sözgelimi son kaydettiğimiz hadiste saılan altı halden meselâ "hükmün satılması" yani rüşvet yoluyla mahkemelerden hüküm satın alınması, böyle bir toplumda adaletin kalmadığının ifadesidir. Böyle bir toplum, sosyal yapının bozukluğun en ileri safhalarına varmış demektir. İnananlar, ölümü bile meşru kılacak böylesine kötü bir amelden sakındırılmış olmaktadır. Sayılan diğer ameller de böyledir.

    Bu çeşit hadislerin asıl gayesi, sayılan ameller sebebiyle ölümün temennisini meşru kılmak olsaydı, her devirde ölümü temenni etmek meşru olmuş olurdu, zîra bu kötü ameller hiç bir zaman toplumlarda eksik olmamış, aksine hep işlenegelmiştir. Söylediğimiz bu konuya destek veren bir durum, Ahmed İbnu Hanbel'den kaydettiğimiz hadisin başka bir veçhinde: "Altı kötü iş ortaya çıkmadan önce hayır amel işlemekte acele edin.." denmiş olmasıdır. Yani o fitneler hatırlatılarak, iyi amele teşvik edilmektedir.

    Ölüm acıdır. Hayatta olmak ahirete daha iyi hazırlanma imkan ve fırsatını verir. Bunun için ölüm arzu edilmez. İşte bundan dolayı Peygamberimiz: "Ölümü temenni etmeyin" buyurmuştur.

    Şiddetli ağrılar ve sancılar içinde kıvranan bir hasta, düşkün ve bakacak kimsesi olmayan bir kişi: "Allahım! Bana yaşamak hayırlı ise hayat ver, ölüm hayırlı ise canımı al" (Müslim, Zikr, 10) diye dua edebilir.

    Can çekişmek, ruh teslim etmek, ölüm sarhoşluğu (sekeratu'l-mevt) zordur. Mümin bunu Allah'tan bilir ve sabreder. Eğer bu elem ve ızdıraba sabrederse günahları silinir, derde sabretmek günahlara keffaret olur. (Ebu Davud, Cenaiz, 1,3)


    bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Site – Muhtasarı tercüme ve şerhi – Akçağ Yayınları, 5/9.


    Sorularla İslamiyet
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Nereden Yer
    FANİ DÜNYA
    Mesajlar Mesajlar
    63
    Blog Blog Girişleri
    3
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 40 + 144


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    anlıyorum üstadın yokluk ile cehennemi karşılaştırdığını, yine aklım almıyor cidden insan neden ebediyeti ister veya yokluk istemez?


    ikincisi ise yaratılmış olan insanların hepsimi ebedi olmayı istiyor? ( mesela sorulsa bana ben istemem ebediyeti,Rabbime karşı belli bir vazifem var ve o bittikten sonra bende bitmek yok olmak istiyorum)
    Allah'tan öldükten sonra Rabbimi müşahede etmeyi ondan sonrada yok olup gitmeyi dilerim
    Yazar : Risale Forum
    Gariplerin arkasında Allah vardır ve insan garipse sahibi Allah'tır...

  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Nereden Yer
    FANİ DÜNYA
    Mesajlar Mesajlar
    63
    Blog Blog Girişleri
    3
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 40 + 144


    Cevap: Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..

    Alıntı Ukbaa Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    İnsandaki ebed arzusunu yaşantımızda görmek mümkün. Misal olarak insanların asırlardır ölümsüzlüğü bulmak adına yaptığı çalışmaları veya kendi adını taşıyan cami, çeşme, bina, heykel vs. bırakma arzularını sayabiliriz. En basitinden insan çok severek aldığı kıyafete karşı bile bir muhabbet besliyor ve onun hemen eskimesi insanı üzüyor. Çok sevdiği bir yiyeceğin hemen bitmesinden hüzünleniyor. Ya da çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın bizi bırakip ebedi aleme göç etmesi bizi derinden etkiliyor. Demek insanda muhabbet beslediği şeylerin daima onunla beraber olmasını isteyen, firaklardan etkilenen bir duygu var. Buna da ebed aşkı diyebiliriz.
    hayır ukba kardeş benim anlatmak istediğim bunlar değil, bahsettiğiniz şeylere hiç öyle bir muhabbet beslemedim, çünkü gelenler Allah tan geldiği gibi gidenlerde Allah a gittiğini bildiğimden hiç aramam. ben kastettiğim ölüm gerçekten beni bitirseydi, gerçekten ölerek yok olsaydım, insanlar neden ebedi olmak ister işte bunu gerçekten anlamıyorum
    Yazar : Risale Forum
    Gariplerin arkasında Allah vardır ve insan garipse sahibi Allah'tır...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222