Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
21 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    TEVBE VE İSTİĞFAR





    Maddî kirleri sabun ve su giderdiği gibi kalbi karartan, insanı cehennemlik yapan, mânevî hastalık ve kirleri de tevbe, istiğfar ve Allâh'tan korkarak gözlerden akıtılan nedâmet yaşları giderir.

    Doğuştan, insan gâyet temiz ve güzel yaratılmıştır. Peygamber Efendimiz, insan kalbinin fıtraten ayna gibi beyaz yaratılmış olduğunu beyân buyuruyor. İnsan, bu kalbi karartır, içine şüphe, vesvese, fitne, fesat, kin, intikam ve hased gibi zulmânî hisler doldurursa o insan korkunç bir hastalığa tutulmuştur. Bu hastalıktan kurtulamazsa Allâh korusun gideceği yer cehennemdir. Bu hastalıktan kurtulmanın çâresi de tevbe ve istiğfar etmek, ayrıca kalbinden kötü niyet ve hisleri atarak, pişmanlık gözyaşları dökmektir.

    İnsan günah kirlerinden temizlenmek için tevbe ve istiğfara devam etmelidir. Bilhassa gece yarılarında ve seher vakitlerinde namaz kılarak ve salevât-ı şerife ve duâlar okuyarak Cenâb-ı Hak’tan af ve mağfiret dilemelidir.

    İMAM-I Rabbânî HAZRETLERİ BUYURUYORLAR Kİ

    Bu yola girmek arzusu ile bir mürîd gelir ve kendisinden yardım isterse onu ilk bakışta aslan ve kaplan gibi tehlikeli görmeli ve onun yüzünden bir tuzağa düşebilirim diye korkmalı. Çünkü nefis (bu hizmetinden dolayı) kendinde bir şey görecek (bu hizmeti ben yaptım diyerek bir pay çıkararak) sevinecek ve ferahlayacak olursa bu; hizmete ortaklık ve küfran-ı nimettir. Bu sevinçten bir eser kalmayıncaya ve korku hali gelinceye kadar tevbe etmeli, nedâmet ve istiğfar yolunu tutmalıdır,

    ˝ Bilhassa mürid’in malına ve onun dünyevî menfaatlerine karşı kendinde bir arzu meydana gelmesinden son derece kaçınmalıdır. Çünkü bu hizmet sadece Allah içindir. Bu durum müridin irşâdına mâni olduğu gibi mürşidini de tahrip eder. “Dikkat ediniz ! Sadece halis din Allah içindir.” Hz. Allah (c.c) kendisi için yapılan bir amelde hiçbir şekilde ortaklık kabul etmez.

    ˝ İyi bilin ki kalpte meydana gelen zulmet ve küdürat tevbe, istiğfar, nedâmet ve Allâhü Teâlâ’ya iltica ile kolaylıkla giderilir. Ancak dünya sevgisinden dolayı kalbe gelen zulmet müstesnâ, bu kalbi harâb eder. Bunun giderilmesi zor, hem de çok zordur. Fahr-i Kâinât (s.a.v.) ne güzel buyurmuşlardır:

    “Dünya sevgisi bütün hatâların başıdır.”

    Hz. Allah bizleri ve sizleri dünya sevgisinden, dünya ehlinden ve onları sevmekten, onlarla beraber kalıp sohbet etmekten kurtarsın. Çünkü bu öldürücü bir zehir, büyük bir belâdır. (İmam-ı Rabbânî, Mektubât, 1/171)


    TEVBELERİN KABUL OLDUĞU YER


    Bir kimse büyük bir günah işler. Yaptığı işten son derece pişmanlık duyup, günâhının affı için, mağfiret talep edeceği bir yer arar. Ancak, Hacc edip, Arafat dağında, Cenâb-ı Hakk’a ellerini kaldırmaktan başka, yol bulamaz. Sonunda Hacca gitmeye karar verir ve kölesiyle beraber, mübârek beldelerin yolunu tutarlar.

    Hac menâsikini sırasıyla yapıp, sıra Arafat’ta vakfe yapmaya gelir. Artık fırsat zamanıdır. Ellerini Erhamü’r-râhimîn olan Cenâb-ı Hakk’a kaldırıp, içten ve samîmî yakarışlarla affını talep eder. Cenâb-ı Hak’tan affedildiğine dâir bir işâret beklemektedir. Gözleri hep o işâreti arar.

    Vakfeyi îfâ ettikten sonra Müzdelife’ye geldiklerinde, kıymetli eşyalarından birini, Arafat’ta unuttuğunu hatırlar. Hemen kölesini Arafat’a gönderir.

    Köle vakfe yaptığı mahalde o kayıp eşyâyı bulup, Müzdelife’ye geri dönecekken, bir cemaat görür. Ellerine aldıkları süpürgeler ile Arafat sahrasını süpürürler.

    Merakla onlara yaklaşarak sorar:

    — “Bu boş meydanı niçin süpürüyorsunuz, hem ortada görünen bir kirlilik de yok!” İçlerinden biri:

    — “Bu gün Arafat’ta vakfe yapanlar, bütün günâhlarını burada bıraktılar. Onları süpürüyoruz” der. Köle tekrar:

    — “Yâni, Arafat’ta duâ edenlerin tamâmı, affolundu mu, diyorsunuz?” Cemâatten biri:

    — “Evet, tamâmı affolundu. Hattâ zinâ edenler dahi bağışlandılar” diye cevap verir.

    Köle Müzdelife’ye vardığında getirdiği eşyâyı teslim edip, olup bitenleri Efendisine anlatır. Ne zaman ki köle: “Hattâ zinâ edenler dahi affolunmuş” deyince, efendisinin göz yaşlarına hakim olamadığını görür. İşlediği günahtan haberi olmadığı için, sevinmesi gereken bu habere, efendisinin ağlamasına bir mânâ veremez.

    Dökülen yaşlar, sevinç gözyaşlarıdır. Cenâb-ı Hakk’ın kendisini affetmesi ve gönderdiği işaretle bunu kendisine haber vermesine teşekküren, adam şöyle der:

    “Rabbim beni affetmiş. Ben de seni azat ediyorum. Cenâb-ı Hak bizleri günâha düşmekten muhâfaza buyursun.”
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #12
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Allah, Tevbe Edenleri ve Arınanları Sever.
    Allah, Tevbe Edenleri ve Arınanları Sever.
    Kur’an-ı Kerimden Ayetler

    Allah, Tevbe Edenleri ve Arınanları Sever. (Bakara – 222)

    Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. (Tahrim - 8)

    Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla onları cehennem azabından koru! (derler). ( Mü’min – 7 )

    Yine onlar ki Allah ile beraber (tuttukları) başka bir tanrıya yalvarmazlar Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler Bunları yapan günahı (nın cezasını) bulur; Kıyamet günü azabı kat kat arttırılır ve onda (azapta) alçaltılmış olarak devamlı kalır Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allahı onların kötülüklerini iyiliklere çevirir Allah çok bağışlayıcıdır engin merhamet sahibidir. ( Furkan : 68-70 )

    Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide-39)

    Tövbe edenleri, (Allah'a) kul olanları, hamdedenleri, seyahat edenleri , rükû ve secde edenleri, ma'rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah'ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü'minleri müjdele! (Tevbe 112)

    Sünnet-i Nebevi’den Nakiller

    İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: "Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe imkanım var mı?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen var mı?" diye sordu. Adam: "Hayır yok" dedi.
    "Peki teyzen de mi yok?" dedi. Adam: "Hayır, var" deyince Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Öyle ise ona iyilik yap!" diye emretti."
    Tirmizî, Birr 6, (1905).

    Yahya İbnu Ebî Râşidin İbnu Ömer'den naklettiğine göre, İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işitmiştir: "Kim şefaat ederek, Allah'ın haddlerinden birinin tatbik edilmesine mani olursa Aziz ve Celil olan Allah'a muhalefet etmiş olur. Kim bilerek bâtı1 bir dâvayı kazanmaya çalışırsa ondan vazgeçinceye kadar Allah kendisine buğzeder. Kim mü'mine onda olmayan bir kötülüğü nisbet ederse, bundan tevbe edinceye kadar cehennemliklerin vücudlarından çıkan irinlerden hâsıl olan çirkefin içine iskan eder. Kim haksız bir dâvaya yardımcı olursa, Allaah'ın gazabını kazanmış olarak döner."
    ( Ebü Dâvud, Akdiye 14, (3597, 3598). )

    Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Âdemoğlu için iki vâdi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenleri affeder."
    Buhârî, Rikâk 10; Müslim, Rikak 116, (1048); Tirmizî, Zühd 27, (2338).

    Hz. Ebü Bekri's-Sıddik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İstiğfar eden kimse günde yetmiş kere de tevbesinden dönse günahta musır sayılmaz."
    Tirmizi, Daavât 119, (3554); Ebü Dâvud, Salât 361, (1514).

    el-Eğarru'l-Müzeni (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, bazan kalbime gaflet çöker. Ancak ben Allah'a günde yüz sefer istiğfar eder (affımı dilerim)."
    Müslim, Zikr 41, (2702); Ebü Dâvud, Salât 361, (1515).

    Hz. Ebü Bekri's-Sıddik (radıyallâhu anh) bana şu hadisi rivâyet etti ve bu rivâyetinde Ebü Bekir doğru söyledi: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim, demişti ki: "Günah işleyip arkasından kalkıp abdest alarak iki rekat namaz kılan sonra da AIIah Teâla hazretlerine tevbe eden her insan mutlaka mağfiret olunur." Sonra da şu ayeti okudu. (Meâlen): "Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah'tan başka bağışlayan kim vardır? (Al-i İmrân 135). Tirmizi, Tefsir Al-i İmran, (3009); Ebü Dâvud, Salât 361, (1521) İbnu Mâce İkâmetu's-Salât 193, (1395).

    Müslim'de Ebu Hüreyre'nin bir rivayeti şöyledir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
    Müslim, Tevbe 9, (2748).

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sâdır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım."
    Tirmizi, Da'avat 106, (3534).

    Yine Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Allah Teâla Hazretleri (şu ayetle) ümmetim için bana iki eman indirdi:
    1. Sen aralarında olduğun müddetçe Allah onlara (umumi bir) azab vermeyecektir.
    2. Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, Allah onlara azab vermeyecektir" (Enfal 33).

    Ben aralarından ayrıldım mı, (Allah'ın azabını önleyecek ikinci eman olan) istiğfarı Kıyamete kadar aralarında bırakıyorum."
    Tirmizi, Tefsir, Enfal (3082).

    İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Son nefesini vermedikçe Allah, kulun tevbesini kabul eder. " Tirmizî, Da'avât 103, (3531); İbnu Mâce, Zühd 30, (4253).
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    ANKARA
    Mesajlar Mesajlar
    2.584
    Blog Blog Girişleri
    109
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 574 + 43761


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf
    ettirmemektir-tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın.
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Sual: Tevbe-istiğfar nedir, nasıl yapılır?


    CEVAP
    İstiğfar etmek, estağfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]

    Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır. Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Allah’a tevbe edin!) [Nur 31]

    (Allahü teâlâ, tevbe edenleri sever.) [Bekara 222]

    (Allah’a tevbe-i nasuh yapınız!) [Tahrim 8]

    Nasuh kelimesine 23 mana verilmiştir. Bunlardan en meşhuru günahlara pişman olup, istiğfar etmek ve bir daha işlememeye karar vermektir. Nasuh tevbesinin ne olduğunu soran zata Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Tevbe-i nasuh, günahkârın işlediği günahtan pişman olması, Allah’tan mağfiret dilemesi, bir daha böyle bir günah işlememesi demektir.) [Beyheki]

    İstiğfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (İstiğfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]



    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

    (Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istiğfar etmeden önce affeder.) [Taberani]

    (Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istiğfar edilirse büyük kalmaz.) [Deylemi]

    (İstiğfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.) [Tirmizi]

    (Günde 70 defa istiğfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]

    (İstiğfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

    (Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istiğfar ederse, o günahı yazmaz.) [Hakim]

    (Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi kabul eder.) [İbni Mace]

    (Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istiğfardır.) [Beyheki]

    (Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istiğfardır.) [Hakim]

    (Bir günahkâr, istiğfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istiğfar eder. Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istiğfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük günah yazılır.) [Deylemi]

    (Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.) [Beyheki]

    (Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]

    (Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istiğfar edeni, Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]

    (Kıyamette, amel defterinde çok istiğfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]

    Peygamber efendimiz, (“Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir li” istiğfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza, bela olmaz) buyurdu. Bunu ayrıca her sabah ve akşam da üç kere okumalıdır. [Günde 25 kere okunmalı, ayrıca sabah ve akşam üçer kere okunmalı] Âlimlerin çoğu, talebelerine ve evlatlarına bunu okumalarını tavsiye etmişler, çok faydasını görmüşlerdir. Bu nimetlere kavuşabilmek için Ehl-i sünnet itikadında olmak ve dinimizin emir ve yasaklarına riayet etmek şarttır. İtikadı bozuk olanın, bid'at ehlinin okuması fayda vermez. (Mearicülhidaye)

    Ehl-i sünnet itikadında olmak, kul haklarını ve kazaya kalan farzlarını ödemek ve haramlardan vazgeçmek şartı ile Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının affedileceği hadis-i şerifle bildirildi.

    Dua şudur:
    (Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.) [Ramuz]



    Günaha pişmanlık

    Tevbe istiğfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstiğfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)

    Yapılan günahları her hatırlayışta istiğfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istiğfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.

    Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)

    Günah, kulun yanında küçük ve kıymetsiz görününce, Allahü teâlâ katında büyük olur. Kul küçük günahı büyük görünce, o günah Allahü teâlânın katında küçülür. Mümin, iman ve marifetiyle küçük günahları da büyük görür. Her günah işleyişte kalbi sızlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Mümin, günahını dağ gibi görüp, üstüne düşeceğinden korkar. Münafık ise, burnunun üzerine konan ve hemen uçacak sinek gibi görür.) [Buhari]



    Günah işlediğini bilmek

    Şu halde, günah işlediğini bilmek büyük nimettir. O kişinin mümin olduğunu gösterir. Allahü teâlânın hakkı olan günahları için tevbe etmeli, pişmanlık ve üzüntü duymalı, günahı terk etmeli, kefaret olması için çok sevap işlemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Günah işlediğin zaman, karşılığında onu mahvedecek sevap işle!) [İ.Gazali]

    Kul hakkının kefareti için, hak sahiplerine iyilik ve dua etmelidir! Hak sahibi ölmüş ise, o kimseyi rahmetle anmalı, çoluk çocuğuna ve vârislerine ihsanda bulunmalıdır! Günahları için istiğfara devam etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, istiğfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

    Bir kimse günah işleyince, Allahü teâlânın bu günahı işlerken gördüğünü bilse, Allahü teâlâ, kulunun kendisini hatırlaması sebebiyle günahını affeder. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile, Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]

    İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan kimse, Allah’a inanıyor demektir. Allahü teâlâya inanan kimse de günah işleyince, günahını Allahü teâlâ gördüğü için utanır ve ister istemez pişmanlık duyar. Pişmanlık ise tevbedir. Tevbe eden kimseyi de Allahü teâlâ affeder. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istiğfar edenlerden eyle.) [Buhari]

    (Yatağa girince, 3 defa "Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel- kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da, affolur.) [Tirmizi]

    ("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]

    (Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.) [Tirmizi]

    (Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz.) [İ.Huzeyme]
    (Müminler için, her gün 25 defa, istiğfar okuyanın kalbinden kin, hile ve haset çıkar. İsmi evliyalar arasına yazılır. Ona bütün müslümanlar sayısınca, sevap verilir. Kıyamette bütün müminler, "Ya Rabbi, bu kulun bizim için istiğfar okudu. Sen de onu affet!" derler.)
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  5. #15
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi


    Müminler için istiğfar:



    (Allahümmağfir-li velivalideyye veli üstaziyye velil-müminine vel-müminat, vel-müslimine vel-müslimat, el-ahya-i minhüm vel-emvat, birahmetike ya erhamerrahimin.) [Miftah-ün-necat]

    Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
    (Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]

    Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile] ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor. Her günah, Allahü teâlâya isyan olduğundan, büyüktür; fakat bazısı, bazısına göre küçük görünür. Bir küçük günahı yapmamak bütün cihanın nafile ibadetlerinden daha sevabdır, çünkü nafile ibadet yapmak farz değildir. Günahlardan kaçınmaksa farzdır. (Rıyad-un-nasıhin)



    Günahı küçük görmek


    Günahların bazısı, bazısına göre küçük görünse de, Allahü teâlânın emirlerini yapmamak olduğu için hepsi de büyüktür. Çünkü Allahü teâlânın gazabı günahlar içinde gizlidir. Hadis-i şerifte, (Küçük günaha devam edilirse, büyük olur) buyuruldu. Küçük görülen günah büyür.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder. Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak olur.) [Taberani]

    (Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

    (Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]

    Biri, 2-3 defa (Vay günahlarım) deyince, Resulullah efendimiz, (Allahümme mağfiretüke evseu min zünubi ve rahmetüke erca indi min ameli diye dua et) buyurup, o kişiye üç defa tekrarlattıktan sonra (Allah seni affetti) buyurdu. (Hakim)

    Yukarıdaki duanın tercümesi şöyle:

    (Allah’ım, benim günahlarıma göre senin rahmetin çok fazladır. Ben amelime güvenmiyor, senin rahmetini ümit ediyorum.)

    Günahlarına tevbe eden, pişman olan kimsenin kul borçları, namaz, oruç gibi kazaları hariç, günahları affolur. Borçlarını ödemeli veya helalleşmelidir! Kazalarını da bir an önce bitirmelidir!

    Hazret-i Bera’ya "Kendinizi elinizle, tehlikeye atmayın" âyeti düşmanla karşılaşıp şehit düşene kadar savaşan kimse hakkında mıdır?" diye sorulunca; Hazret-i Bera, (Hayır! Bir günah işleyip sonra da Allah onu bağışlamaz diyen hakkındadır) dedi. (Hakim)

    Hasan-ı Basri hazretlerine biri kıtlıktan şikayet etti. Başka biri fakirlikten, diğer biri de çocuğunun olmadığından şikayette bulundu. Hepsine de istiğfar etmesini tavsiye etti. Daha başka insanlar da çeşitli konularda sual ettiler. Onlara da istiğfar etmelerini tavsiye etti. Sebebini sorduklarında, Nuh suresi 10,11 ve 12. âyet-i kerimesini okudu.

    Eshab-ı kiramdan bir zat, çocuğu olmayan birine istiğfara devam etmesini söyledi. O kimse günde yedi yüz defa istiğfar ederdi. Nihayet bu şahsın on çocuğu oldu.


    Bütün günahları affolur


    Sual: Hadis-i şeriflerde, bazı duaları okuyanın ve bazı ibadetleri yapanın bütün günahlarının affedileceği bildirilmiş. Bunlara büyük günahlar da, dahil midir?


    CEVAP
    Genelde, bütün günahlardan kasıt, küçük günahlardır. Büyük günahların affedilmesi için ayrıca tevbe etmek, kul hakkı varsa, hak sahipleri ile helalleşmek gerekir. Namaz, oruç gibi, farz ibadetler terk edilmiş ise, hem tevbe istiğfar etmek, hem de, bunları kaza etmek gerekir.

    Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, günahları affedilirse de, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, borçtan kurtulması gerekir.


    Günahı hatırlayınca

    Sual:
    Büyük bir günah işledik. Sonra tevbe ettik. O günahı hatırlayınca, yine istiğfâr gerekir mi?

    CEVAP
    Her hatırlayışta istiğfar gerekir.



    Tevbe için namaz

    Sual:
    Tevbe etmek için illa 2 rekat namaz kılıp mı tevbe etmeliyiz?


    CEVAP

    Namaz kılma mecburiyeti yoktur. Namaz kılıp dua ederek Allahü teâlâya sığınmak iyi olur. Pişman olmak tevbedir.

    Açıkça işlenen günah


    Sual: Açıkça işlenen günahın tevbesi de açıkça yapılmazsa, bu tevbe sahih olmaz mı?


    CEVAP


    Sahih olur. Tevbenin sahih olması için, açıkça yapılma şartı yoktur, fakat açıkça yapılmazsa o günahı işlediğini bilenler, o kimseye, günaha devam ediyor diye suizan edebilir. Bunun için, açıkça işlenen günahın tevbesini de, mümkünse açıkça yapmalı, günahımızı bilenlere, artık o günahı bıraktığımızı duyurmalıyız. Duyurulmasa da, tevbe yine sahih olur.


    Tevbesini duyurmak

    Sual:
    Açıktan işlenen günahın tevbesini mutlaka açıktan yapmak gerekir mi? (Ben şu günahı işliyordum, tevbe ettim) denirse, duymayanlara da duyurmuş olmaz mıyız?

    CEVAP

    Açık yapıldı diye, her günahın tevbesini açıktan yaparak, günahını başkalarına da duyurmak doğru olmaz. İki hadis-i şerif meali şöyledir:

    (Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!) [Beyheki]

    (“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü kaldırmamalıdır.) [Buhari]

    Tevbeyi açıktan yapmak gerekir demek, o günahı işlerken görenlere ve o günahı işlediğini bilenlere tevbeyi duyurmak demektir, yoksa bilmeyenlere de duyurmak demek değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]



    İstiğfar etmek


    Sual:
    (Ölmüşleriniz için istiğfar edin) deniyor. Ölü için nasıl istiğfar edilir? İstiğfar etmekle istiğfar okumak ayrı mıdır?


    CEVAP

    Evet, ayrıdır. İstiğfar okumak, Estağfirullah demek veya istiğfar duasını okumaktır. İstiğfar etmek ise, hayır hasenat yaparak, günahların affına sebep olmak demektir. Sevabı ölüler için, kurban kesmek, Kur’an okumak, cami ve çeşme gibi hayır hasenat yapmak, istiğfar etmek olur.

    Bir kişi, (Ya Resulallah, ölmüş olan ana babamın günahlarının affı için ne yapmam gerekir) dedi. Peygamber efendimiz, (Onlar için dua et, Kuran-ı kerim oku ve istiğfar et!) buyurdu. (Ey Oğul İlmihali)

    İstiğfar etmek, her çeşit hayır hasenat yapmak demektir.

    Tevbenin duyurulması

    Sual:
    Bir hoca, (Açık işlenen günahların tevbesinin de açık yapılması şarttır. Açık yapılmazsa, tevbe edilmiş olmaz. Tevbe eden bir zındığın, din aleyhine yazdığı kitapların yanlış olduğunu duyurması şarttır, duyurmadan ölürse, kâfir olarak ölür) dedi. Tevbe eden niye kâfir olarak ölüyor?


    CEVAP

    Tevbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur. Doğrudan Cennete gider. Ama tevbesini duyurmadığı için, biz onu yine zındık olarak bilip, (Zındık öldü, Cehenneme gitti) dersek sorumlu olmayız. Aksine salih bir Müslüman, dinden çıkıp kâfir olarak ölse, bunun dinden çıktığı ve kâfir olarak öldüğü bilinmediği için, bu kişi için (Cennete gitti) dersek sorumlu olmayız. Çünkü dinimiz zahire göre hüküm verir, kalblerini bilemeyiz. Her fırsatta Müslümanlığın aleyhine konuşanlar, İslamiyet’e düşmanlığı ile ün kazananlar, ölünce, (Belki tevbe etmiştir, tevbesini gizlemiştir) diyerek onları rahmetle anmak caiz olmaz. Aksine, İslâmiyet'e büyük hizmetleri olan kimse, belki kâfir olarak ölmüştür diye, onu kötülemek de caiz olmaz.

    Açıktan işlenen günahın tevbesini mutlaka açıktan yapmak, (Ben şu günahı işliyordum, tevbe ettim) demek gerekir diyenler de oluyor. Açık yapılsa da, her günahın tevbesini açıktan yaparak, günahını başkalarına da duyurmanın günah olduğu hadis-i şerifle de bildiriliyor. Sadece, günah işlediğimizi bilenlere, bizi hâlâ o günahı işliyor sanmamaları için, tevbe ettiğimizi duyurmamız iyi olur.

    Mâ kerihallah

    Sual: Bir arkadaş, (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) istiğfarındaki kerihallah ifadesi için doğrusu kerimallah olacak diyor. Doğrusu nedir?

    CEVAP


    Onun söylediği yanlıştır. Kerihallah tek başına kullanılmıyor. Bu istiğfarın mânası şöyledir:
    (Ya Rabbi, beğenmediğin, razı olmadığın, kerih olan şeylerden birini yaptıysam, beni affet! Yapmadıklarımı da yapmaktan koru!)

    Ma kerihallah = Allah'ın kerih gördüğü beğenmediği şeyler demektir. Kerim demek çok yanlıştır. O zaman mâna şöyle olur:
    (Ya Rabbi, beğendiğin, razı olduğun, şerefli, kerim şeylerden birini yaptıysam, beni affet! Yapmadığım şerefli işlerden beni koru!)

    Görüldüğü gibi mâna çok değişiyor, çok tuhaf oluyor. Kesin bilmediği şey hakkında hüküm vermek yanlış olur. Dinî konularda dikkatli olmaya çalışmalıdır.


    Tevbesini duyurmak

    Sual: (Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et) hadisine uyarak açıktan işlenen günahın tevbesi açıktan yapılırsa, günahımızı duymayanlara da duyurmuş olmaz mıyız?

    CEVAP

    Evet, herkese duyurulması uygun olmaz. Günahı başkalarına duyurmak günahtır. İki hadis-i şerif:
    (Günahı işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!) [Beyheki]

    (“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü kaldırmamalıdır.) [Buhârî]

    (Tevbeyi açıktan yap) demek, (O günahı işlediğini bilenlerin, görenlerin, sana suizan etmemeleri için, tevbeni sadece onlara duyur!) demektir, yoksa (Bilmeyenlere de duyur) demek değildir. Aslında günahını bilenler uzaktaysa veya bildirmenin faydası yoksa, onlara da duyurmak gerekmez.

    Tevbeyi başkalarına duyurmak

    Sual:
    Geçen gün bir vaiz, (Açıktan işlenen bir günahın tevbesi açıktan yapılmazsa, o tevbenin faydası olmaz. Mesela, kurban kesen Müslümanları teröristlerle bir tutan kadın, bu günahına gizli tevbe etse de faydasızdır. Gizli işlenen günahın tevbesi de açıktan yapılmaz) dedi. Açıktan işlenen günahın tevbesi gizli yapılırsa, sahih olmaz mı? Bir kimse de gizli işlediği günahına alenen tevbe etse niye sahih olmuyor?


    CEVAP
    Elbette sahih olur. (Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) ifadesi hadis-i şeriftir. Bu hadis-i şerif, gizli işlenen günahın tevbesi gizli olmazsa sahih olmayacağını göstermiyor. (Gizli işlediğiniz günahları kimseye duyurmayın) demektir. Günahı duyurmak da ayrıca günahtır.

    Açıktan işlenen günahın tevbesini gizli yaparsak, hiç kimse, bizim o günaha tevbe ettiğimizi bilmez. Bizi hep o günahı işliyor zanneder. Müslümanları bu zandan kurtarmak için, işlediğimiz o günahı bilenlerin yanında tevbe ettiğimizi onlara bildirmek gerekir. Yoksa tevbe edip, kimseye duyurmasak da, tevbemiz sahih olur.

    Kâfir olarak bilinen biri, Müslüman olsa, Müslümanlığını hiç duyurmasa, insanlar onun Müslüman olduğunu bilmez. Cenaze namazını kılmaz, Müslüman mezarlığına koymaz. Müslüman olduğunu duyurması, Müslümanların kendisine Müslüman muamelesi yapması içindir. Yoksa tevbesinin, imanının makbul olması için değildir.

    Dininiz Islam.
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  6. #16
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Tövbe nasıl edilir?

    Tövbe etmenin üç aşaması vardır.

    İlk aşama pişmanlık duymaktır. Bunun için yapılanın kötü olduğunu idrak etmek, işlediği günahtan tiksinmek gerekir. Yaptığı hata ve günahtan pişman olmadan diliyle tevbe istiğfar duası okumanın faydası yoktur. Önce yaptığından pişman olup bunu içinde hissetmek, ıstırabını yaşamak gerekir.

    İkinci aşama kişinin içinde bulunduğu durumu değerlendirerek, yeniden günaha girmemek için yollar aramasıdır. Örneğin dedikodudan pişman olan kimse yeniden dedikodu yapmaması için ne yapması gerektiğini düşünmeli, eylem planı hazırlamalıdır. Örneğe devamla dedikodu yapmak istemeyen kişinin, dedikoducu arkadaşları ile fazla görüşmemeye çalışması, dedikodu yapmamak için dilini vird ve dualarla meşgul etmesi, etrafına uyarıcı notlar asması gibi eylemlere karar vermesidir. Yani kişinin düzelme yolunda adımlar atmasıdır ikinci aşama.

    Üçüncü aşama kişinin eski günahına dönmeyeceğine dair “kesin karar” vermesidir. Üçüncü aşama için ilk iki aşamanın gerçekleştirilmesi gerekir. Yani kişi günahından pişman olmalı, tiksinmeli, tekrar günah işlememek için çareler aramalı, üçüncü aşamada da kesin olarak günah işlememeye karar vermelidir.

    Tevbe istiğfar duası

    Tevbe etmek için üç aşamayı gerçekleştiren kişi tevbe istiğfar duasını okuyarak günahlarına tövbe eder.

    Tevbe istiğfar duasının Arapçası:

    استغفر الله استغفر الله استغفر الله العظيم الكريم اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ توبة عبد طالم لنفسه لا يملك لنفسه موتا ولا حياة و لا نشوراوَاَسْاَلُهُ لتََّوْبَةَ وَلْمَغْفِرَةَ وَلْهِداَيَةَلَناَ اِنَّهُ هُوَ لتَّوّاَبٌ رَحِيمُ

    Tevbe istiğfar duasının okunuşu:

    “Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm.”


    Tevbe istiğfar duasının geniş anlamı:

    “Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’dır.”

    Tevbe istiğfar duasını yaptıktan sonra imanı tazelemek için amentü duası okunabilir. Amentü duasının okunuşu şu şekildedir:

    “Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-bâsü bade’l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh.”

    Tevbe ve istiğfar ile ilgili ayet ve hadisler:

    Tevbe ve istiğfar ile ilgili ayetler:

    Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”(Bakara, 2/222)

    “Eğer iyi kimseler olursanız, şüphesiz Allah evbe/tövbe edenleri bağışlayacaktır.” (İsra, 17/25)

    “Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan bağışlanmanı iste. Şüphesi o tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr, 110/3)

    “Ey Müminler! Hepiniz top yekun Allah’a tövbe edin.” (Nur, 24/31)

    “Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır. O, zaten uzak değildir. (Onlara denir ki “İşte size v’ad edilen cennet budur. Allah’a yönelen ve Onun emirlerini koruyan herkes için… Görmediği halde, Rahmândan korkan ve inabe etmiş/Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.” (Kaf, 50/31-33).

    “O ne güzel bir kuldur. Gerçekten her zaman “evbe den”/ Allah’a yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi.” (Sad, 38/44).

    Tevbe ve istiğfar ile ilgili hadisler:

    “Günde iki kere istiğfar etmeyen kimse kendine zulmetmiş olur.” (Ebu Dâvud)

    “Kim yatağına girince üç defa:

    “Estağfirullâhe’l-Azîm ellezî Lâ Ilâhe İllâ Hüve’l Hayyu’l-Kayyûm (Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran yüce Allah’tan bağışlanmamı dilerim)” derse, Allah günahlarını deniz suyunun damlaları kadar çok olsa da bağışlar” buyrulmuştur. (Tirmizî)

    Bir adam geldi Resülullah’a (asm):

    ‘Ey Allah’ın Resulü bir günah işledim’ dedi. Resulullah (sas):

    ‘Günah işlediğin zaman Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu. Adam:

    ‘İstiğfar ediyorum sonra dönüp tekrar günah işliyorum’ dedi. Resulullah (asm):

    ‘Günah işlediğinde dön, yine Allah’dan bağışlanma dile’ buyurdu. Adam dördüncü kere de aynı şeyi söyleyince, Allah’ın Resulü:

    ‘Şeytan yoruluncaya kadar Rabbinden bağışlanma dile.’ buyurdular. (İbn-i Kesir Tefsiri
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  7. #17
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Tevbe ve İstiğfâr Namazı



    Cenâb-ı Hak buyuruyor:

    “Onlar (müttakî mü’minler), bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler” (Âl-i İmrân, 135)



    Rasûlullah (sav) buyurdular:
    “Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir.” (Ebû Dâvûd, Vitir 26. İbni Mâce, Edeb 57.)


    Hz. Ali (ra) şöyle der:

    “Ben Peygamber Efendimiz’den bir hadis duyduğumda, Allah Teâlâ bana o hadisten dilediği kadar istifade ettirirdi. (Yani onunla amel ederdim). Rasûlullah (sav) Efendimiz’in ashâbından biri bana hadis rivâyet ettiğinde ondan yemin etmesini isterdim. Yemin ederse sözünü kabul ederdim. Bir defâsında Ebû Bekir (ra) bana bir hadis rivâyet etti. Şüphesiz Hz. Ebû Bekir (ra) doğru söylerdi (Bu sebeple ona yemin ettirmezdim). Dedi ki:

    «–Rasûlullah (sav) Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işittim:

    “Bir kul herhangi bir günah işlediğinde, kalkar, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılar ve Allah’a istiğfar ederse, Cenâb-ı Hak muhakkak o kulunu mağfiret buyurur.”

    Sonra Rasûlullah (sav) şu âyet-i kerimeyi okudu:

    “Onlar (müttakî mü’minler), bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler” (Âl-i İmrân, 135)».” ( Ebû Dâvûd, Vitr, 26/1521; Tirmizî, Salât, 181/406; Tefsîr, 3/3006; Ahmed, I, 2.)

    Bu hadîs-i şerifin en güzel tatbik edildiği vakitler, seherlerdir. Bir mü’min seher vakti kalkıp iki, dört, altı, yani ne kadar gücü yeterse namaz kılıp Cenâb-ı Hakk’ın murâdı üzere istiğfâr ederse, affedileceği umulur.

    Âyet-i kerimelerde şöyle buyrulur:

    “Seher vakitlerinde istiğfâr ederler” (Âl-i İmrân, 17)
    “Onlar, geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfâr ederlerdi.” (Zâriyât, 17-18) (Dr. Murat Kaya, Hz. Ali’den 111 Hatıra, Erkam Yay.)


    Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
    el-Hakîm: Bütün işleri yerli yerince ve eksiksiz olan, hüküm ve hikmet sahibi, eşyanın, işlerin ve her şeyin hakikatini bilen demektir.


    Kısa Günün Kârı
    Her fırsatta tövbe ve istiğfâra devam edilmelidir. İstiğfârı dilinden düşürmeyen kimseleri Allah Teâlâ hem dünya hem de âhiret sıkıntılarından kurtacak, rahata ve huzura kavuşturacaktır.
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  8. #18
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Nasuh tevbesi nedir?

    Nasıl yapılmalıdır?

    Nasuh tevbesinin fazileti nedir?



    Peygamber Efendimiz (asm) Nasuh tevbesini nasıl tarif etmiştir?

    Cevap:
    Nasuh: Yapılan hatalardan vazgeçmektir. Bir daha günah işlememeye azm etmek, murâd etmek ve gayret etmek demektir.

    "Nasuh tevbesi" halisen Allah (cc) için, şaibelerden (hata) temiz olarak yapılan tevbe demektir. Nasuh, nasihat kökünden türemedir. Günahtan kalbi bir karartı bırakmayacak şekilde temizleme, hem de günahın kalpte açtığı yarayı tedavi etme, iman ve amelde meydana getirdiği açığı kapama demektir.


    Nasuh tevbesi bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tevbedir


    Bir kimse bir günahı yapıp, sonra onu gözünün önüne getirip, ölünceye kadar “Ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim, niçin bu günâhı işledim?” diye pişman olup, bir daha öyle bir günaha dönmemesidir. İşte bu tevbe-i nasuh yani bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tevbedir. (Ahmed bin Asım Antâkî)
    Tevbe için sadece dil ile istiğfarda bulunmak yeterli değildir. Niyeti ve amelleri de dilini doğrulamalıdır. Tevbenin en makbul olanı, günahtan kesin dönüş yapılarak, Allah'tan (cc) bağışlanma istenmesidir. Buna "Nasuh tevbesi" denir. (İslam Fıkıh Ansiklopedisi)


    Peygamber Efendimiz’in (asm) tevbe-i nasuh tarifi:Peygamber Efendimiz (asm), tevbeden bahsedince, Nasuh tevbesinin ne olduğunu soran Hz. Muaz bin Cebel’e (ra) buyurdu ki:
    “Tevbe-i Nasuh, işlenen günahtan pişman olmak, Allah-ü Teâlâ’dan mağfiret dilemek, bir daha öyle bir günah işlememek demektir.” (Beyhakî)


    Hasan Basrî Hazretlerinin (ra) tevbe-i nasuh tarifiHasan-i Basrî’ye (ra), nasuh tevbesinin ne olduğu sorulunca, şöyle cevap vermiştir:


    • Kalp ile pişman olmak,
    • Dil ile istiğfar edip Allah’tan (cc) affını istemek,
    • Azalarla günahları terk etmek,
    • İçten bir daha günaha dönmemeye karar vermektir.


    Nasuh tevbesi nasıl yapılmalıdır?Tevbe-i Nasuh şu dört şeyin birleşmesiyle olur:

    • Lisan (dil) ile istiğfar,
    • Günahı işleyen aza ile günahı terk etmek, pişman olmak,
    • Bu günahı bir daha işlemeyeceğine kat’i olarak karar vermek,
    • İnsanı günah işlemeye sevk eden kötü arkadaşlardan uzaklaşmaktır.


    Tevbe-i Nasuh yapan kişi “altlarından ırmaklar akan cennete” girer


    “Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) Tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da): “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” (Tahrim, 8)
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #19
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Tövbe ve Kulluk Mehmet Ildırar


    Tövbe ve Kulluk

    Tövbe kemalât yolunun başlangıcıdır. Günahlara tövbe etmeden Allah’ın rahmeti, yardımı olmaz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz bile “Ben günde yetmiş (bazı hadislerde yüz) defa tövbe ederim.” buyurarak Allah’ın huzurunda tövbe ettiğini ümmetine duyurmuştur.

    “İsmet” sıfatına sahip, yani ilahi yardımla günah işlemekten uzak olan Efendimiz tövbe istiğfar ederken ümmetinin bundan geri durması mümkün değildir. Allah yolunda olmak isteyen bir mümin önce tövbesini ikmal eder. İşlemiş olduğu günahlar için af dileyip, tekrar işlememeye azmeder. Nefsini günahlardan kurtarır. Sonra yapmakla görevli olduğu vazifelere yapışır. Salih ameller işler ve ilahi rızayı kazanmaya çalışır.

    Günahların mahiyeti çok geniş, cinsi sayılamayacak kadar çoktur. Yaşadığımız zamanın kötü şartlarından kaynaklanan, nefsimizin hilelerinden, gazap ve şehvet duygularından kaynaklanan çeşitli günahlar vardır. Ayrıca Ehl-i Sünnet itikadıyla yaşanmazsa günahlar daha da artar. Çünkü dini doğru yaşamak, doğru inanç sahibi olmaya bağlıdır. İnanç bozuk olunca ameller de bozulur.

    Günahların mahiyetini, nelerin günah ve yasak olduğunu bilmedikçe tövbeler de yerini bulmaz. İnsan önce günahın farkında olup onun için tövbe etmelidir.

    “Ya Rabbi, bütün günahlarıma tövbe ettim” demekle insan temizlenmiş olmaz. Ne cins günah işlemişsek cümlesini terk etmek, pişman olmak gerekir. Hangi işlerimizin ve hareketlerimizin günah olduğunu idrak edip anlayamazsak bugün samimi tövbe etsek de bir süre sonra aynı günahı tekrar işleriz. Dolayısıyla tövbemizi bozmuş oluruz. En emin, en güvenilir yol, erkek ve kadın bütün müminler için takva sahibi olmaktır. Yani Allah’tan korkup, her an O’nun gazabına uğramamak için dikkatli olmaktır.

    Gerçek tövbe insanı takvaya götürür. Takva sahibi kişi Allah’ın azametinden korkar, haram işleri terk eder, şüphelilerden sakınır ve böylece tövbesinde sabit kalır. Takva ehli insanlar günah kapılarının çoğunu kapatmış, küçük günahlarına bile pişman olduklarından, Allah tövbelerini kabul eder ve tövbelerinde sabit kalmaları için yardımcı olur.

    Bir insan ne kadar din bilgisine, ilme sahip olursa olsun, öğrendikleriyle amel etmezse ziyan içindedir. Bir konuda bilgili olmak o bilgiyle yaşamak içindir. Aksi halde o bilgi yük olur, zarar verir sahibine. Şeytan da çok bilgi sahibiydi. Fakat kibri yüzünden bilgisi onu teslimiyete götüremedi. İsyan etti ve kovuldu.

    Şeytan, inadı ve nefsaniyeti nedeniyle hatasından dönmemiş, suçu Allah Tealâ’ya yüklemiş ve “Sen beni azdırdın!” demiştir. Adem Aleyhisselam işlediği hatadan tövbe ederken, İblis tövbeden kaçmış, aksine insanları yoldan çıkarmak için mühlet istemiş, ümmet-i Muhammed’in ve diğer beşeriyetin önüne çıkmıştır.

    Şu halde mesele bilmek değil, bildiği ile amel etmektir. İnsan bildikleriyle amel ederse Allah Tealâ ona bilmediklerini de öğretir, o kulunun elinden tutup yardım eder, doğruluğa ulaştırır.
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  10. #20
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.018
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 100-tevbe istiğfarın önemi

    Tevbe edenlere vadedilen müjdeler nelerdir?




    “Her ademoğlu çok hata işler. Hata işleyenlerin de en hayırlısı tevbe edenler (nâdim olarak hatasından dönenler) dir.” (Tirmizî)

    Tevbe edenin bütün günahları bağışlanır. Göğe yükselecek kadar olsa dahi...

    “Günahlarınız semaya ulaşacak kadar bile olsa, arkadan tevbe etmişseniz, günahınız mutlaka affedilir.” (Kütüb-i Sitte)
    “Günahlarından tevbe eden kimse hiç günah işlememiş gibidir.” (Tirmizî)

    ”Hata yaparsanız, hatta günahlarınız göğe yükselecek kadar çok da olsa tevbe ettiğinizde Allah tevbenizi kabul eder, günahlarınızı bağışlar” buyurdu. (Tergib ve Terhib)

    “Şüphesiz ki Allah tevbe ile beraber bütün bunları (bütün günahları) bağışlamaktadır. Günahları ne kadar büyük ve çok olursa olsun hiçbir kul Allah'ın rahmetinden asla ümidini kesmemelidir. Zira tevbe ve rahmet kapısı geniştir.” (İbn-i Kesir)
    “ Tevbe eden, günah işlememiş gibi olur.” (Berîka)


    Tevbe edenler cennetle müjdelenmiştir


    “…Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler; oruç tutanlar, rükû’ edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men’ edenler ve Allah’ın hududunu (ona riayet ederek) muhafaza edenlerdir. (Ey Habibim!) O müminlerin (cennetle) müjdele!” (Tevbe, 112)

    “Ancak tevbe edip iman ederek Salih amel işleyenler müstesna: işte onlar hiçbir zulme uğratılmadan cennete gireceklerdir.” (Meryem, 60)

    Tevbe istikbalde işlenecek günahlara karşı bir kalkandır

    Tevbe, istikbalde işlenebilecek günahlara karşı bir kalkan hükmüne geçer. Ehl-i iman kimselerin, şeytanın ve müthiş din düşmanlarının şerrinden muhafaza için en mühim silah olan istiaze (Eûzü besmele) ve istiğfarla Allah’ın (cc) himayesine sığınmaları gerekmektedir.

    Tevbe edenin geçmişte işlediği günahları sevap hükmüne geçer

    Bir adam Resul-ü Ekrem’in (asm) huzuruna giderek:
    “Ne dersin, bütün günahları işleyen, yapmadık kötülük bırakmayan bir kimse tevbe etse kabul olunur mu?” deyince:
    “İslam dinine girdin mi?” buyurdu. Adam:
    “Ben Allah’dan başka ibadet ve taate layık hiçbir ilah olmadığına, şehadet ederim” dedi. Hz. Peygamber (asm):
    “Hayır, işler yapar, kötülükleri bırakırsın. O zaman Allah geçmişteki bütün yaptıklarını hayır amellere çevirir” buyurdu. Adam:
    “İşlediğim günahları ve kötülükleri de mi?” dedi. Hz. Peygamber (asm):
    “Evet” buyurdu:
    Adam gözden kayboluncaya kadar: “Allah’ü Ekber (Allah her şeyden daha büyüktür.) Allah’ü Ekber, Allah’ü Ekber…” diyerek gitti. (Taberâni)

    “Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar; hak bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, bir günah ile (o günahın cezası ile) karşılaşır. Kıyamet günü ona azab katlanır ve onun içinde hor (ve hakir) bir kimse olarak ebediyen kalır. Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafûr (çok bağışlayan) dır, Rahîm (çok merhamet eden) dir.” (Furkan, 68–70)

    Tevbe edenler kurtuluşa ererler

    “Fakat tevbe edip iman eden ve Salih amel işleyen kimseye gelince, işte onun kurtuluşa erenlerden olması umulur.” (Kasas, 67)

    İstiğfar edenlere Allah (cc) azap etmez

    “Hâlbuki sen onların içinde iken Allah onlara azab edecek değildi. Onlar istiğfar ederken de Allah onlara azab edici değildi.” (Enfal, 33)

    Tevbe eden kimse Allah'ın (cc) dostluğunu kazanır

    “Tevbe eden bir kimse, Allah’ın dostudur ve günahtan halis tevbe eden bir kimse, günahı olmayan bir kimse gibidir.” (İbn-i Mâce)
    “…Şüphesiz ki Allah çokça tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” (Bakara, 222)

    Allah’ı (cc) en çok sevindiren ameli işlemiş olur

    “Allah tevbe edenin tevbesinden dolayı, susamış kimsenin suya kavuşmasından, çocuğu olmayan birisinin baba olmasından ve bir şeyini kaybedenin yitiğini bulmasından daha çok sevinir.” (Ebü’l-Abbas)
    “Allah’ın kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, birinizin çölde kaybetmiş olduğu devesini bulmasından dolayı duyduğu sevinçten daha fazladır.” (Müslim, Tirmizî)

    Tevbe günahların üzerine yamadır

    “Mü’min, kulluk elbisesi günahlarla yıprandığında onu tevbeyle yamayandır. Bahtiyar, tevbesi üzere ölendir.” (El-Bezzar)

    Tevbe ile kalpteki siyah noktalar temizlenir

    Günahların ruh ve kalplerde yaptığı müthiş tahribata karşı en mühim tamirat ve en kuvvetli silah tevbe ve istiğfardır.
    “Kul bir hata işleyince kalbine siyah nokta düşer. Günah işlemekten vazgeçer, tevbe ve istiğfar ederse kalbi temizlenir. Günah işlemekte devam ederse nokta çoğalır, tamamen kalbini kaplar.” (Tirmizî)

    Tevbe rızıkta berekete sebeptir

    “Allah (cc) tevbe ve istiğfara devam eden kişiye her sıkıntıdan bir kurtuluş ve her darlıktan bir genişlik verir ve ummadığı yerden kendisini rızıklandırır.” (Nesâi)
    Cafer-i Sadık Hazretleri buyuruyor ki:

    “Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tevbe ve istiğfâr etsin! Zira Allah-u Teâlâ Nuh suresinde tevbe ve istiğfar edenlerin, günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını arttıracağını vaat ediyor.”

    Günah hastalığının ilacı tevbedir

    Hz. Katâde (ra) buyurdu ki:
    “Size, hastalığınızı teşhis ettirip, tedavi çarelerini bulduran Kur’an-ı Kerim'dir. Hastalığınız günah işlemek, tedavisi ise, tevbe ve istiğfardır.” (Kütüb-ü Sitte)

    Tevbe kalpleri yumuşatır

    Hz. Ömer (ra) şöyle buyurmuştur:
    “Tevbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” (Kütüb-ü Sitte)

    Tevbe ile kişi meleklerin ahlakı ile ahlaklanmış olur

    “Günahkârlara karşı nefsinde merhamet duymayan kimse, hiç olmazsa onların lehine (onlar için) tevbe ve istiğfar ile dua etsin. Zira yeryüzündekilere Allah (cc)’tan mağfiret dilemek meleklerin ahlakındandır.” (Kütüb-ü Sitte)

    Kim Allah’tan (cc) günahların affını isterse, yetmiş bin melek onun için istiğfar eder

    "…Beni ateşten korumanı istiyorum, günahlarımı bağışlamanı talep ediyorum. Çünkü senden başka günahları affeden yoktur" diye dua eder, (yalvar yakar olursa) Allah Teala Hazretleri, ona (rahmet) yüzüyle teveccüh eder ve yetmiş bin melek de kendisi için istiğfar eder." (Kütüb-i Sitte)

    Kul tevbe ettiğinde kıyamet günü onun aleyhinde şahitlik yapacak hiçbir şey kalmaz

    “Kul tevbe ettiğinde Allah onun günahlarını hafaza meleklerine unutturur. Aynı şekilde onun organlarına unutturur. İşlediği yerdeki izlerini de yok eder. Ta ki Allah’ın huzuruna vardığında günah işlediğine dair aleyhinde şahitlik edecek bir şey bulunmasın.” (İbn-i Asâkir)

    Tevbenin iki meyvesi vardır

    İmam-ı Gazali Hazretleri: “Tevbe edenin iki meyvesi vardır. Onların birincisi:
    • Günahları telafi etmektir. Öyle ki kişi günahı olmayan bir kimse gibi olur.
    O meyvelerin ikincisi ise:
    • Yüksek derecelere varmaktır. Öyle ki habib ve dost olur.” demiştir. (İhya’u Ulum’id-Din)

    Allahu Teala, sevdiklerini hakkıyla bize sevdirsin, sevdiklerine bizi sevdirsin... Amin Ecmain...


    alinti
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 6 kullanıcı var. (0 üye ve 6 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222