Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/5 İlkİlk 12345 SonSon
46 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Ana-Babaya Saygı Allah'ın Emridir (Vaaz)



    Yüce Rabbimizin dünyada yaşam bulan canlılar için koymuş olduğu kanunlardan biride yaratılmış olanların bir ana-babadan meydana gelmesidir. İlk yaratılan insan olan Hz. Adem ve O’nun eşi Hz. Havadan sonra bütün insanlar bu dünyaya anne ve baba vesilesi ile gelmektedir. Kendisinin dünyaya gelmesine vesile olanlara saygı ise, insana yakışan en önemli ahlaki ilkedir. Bu ahlaki ilke, anne ve babaya saygı Yüce Rabbimizin de Hz. Ademle başlayan bütün insanlara emrettiği ilkeler arasında yer almaktadır.


    Ana-babaya saygı sadece, Allah’ın göndermiş olduğu son din olan İslam Diniyle insanlara bildirdiği bir emir değildir. İslam Dininden önce gönderilmiş dinlerde de ana-babaya saygı emredile gelmiştir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.


    وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ لاَ تَعْبُدُونَ إِلاَّ اللّهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً وَذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسْناً وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنكُمْ وَأَنتُم مِّعْرِضُونَ


    “Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin" diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.”[1]


    Kur’an-ı Kerim’in değişik birçok ayetinde ana-babaya iyi davranma emredilmektedir. Yüce Rabbimiz bir ayette bizlere şöyle buyurmaktadır.


    وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُل لَّهُمَا أُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيماً


    “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.”[2] Bir diğer ayette ise bu emir şöyle ifade edilmektedir.


    وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْنًا عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ


    “Biz insana, ana ve babasına iyi davranmayı emrettik. Özellikle de anası nice sıkıntılara katlanarak onu karnında taşımış; emzirmesi de iki yıl sürmüştür. İşte bu sebeple, bana, ana ve babana şükret, diye tavsiye ettik.”[3] Bir başka ayette ise mealen şöyle buyruluyor. “Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”[4]



    Ana-babaya iyilik yapma emredilmiş, kendilerine yapılan haksız muameleler ise yasak kapsamına alınmıştır. Bu sebeple ana-babaya itaatsizlik Yüce Rabbimiz tarafından haram kılınmıştır. İlgili ayet şöyledir. “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız.”[5]



    Allah-u Teala ana-babasına karşı güzel davranışlar sergileyenlerden ise övgüyle bahsetmektedir. Nitekim Yahya (a.s.) bahsedilirken O’nun bu özelliği şöyle övülmektedir. “Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankâr bir zorba değildi.”[6] Sevgili Peygamberimizden ise bizlere şöyle bir hadis aktarılmaktadır. “Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: “Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir?” diye sordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Anan!” buyurdu. Adam: “Ondan sonra kimdir?” diye sordu. Efendimiz, “Anan!” buyurdu. Adam tekrar: “Ondan sonra kim gelir?” diye sordu. “Anan!” dedi. Adam tekrar: “Sonra kim gelir?” diye sordu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: “Baban!” cevabını verdi.[7]



    Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz ana-babaya itaati ibadet olarak kabul etmiştir. Nitekim Abdullah İbni Mes`ûd (r.a.) Peygamber aleyhisselâm’a:


    - Allah’ın en çok beğendiği amel hangisidir? diye sorunca, Efendimiz;

    - “Vaktinde kılınan namazdır” diye cevap verdi.

    - Sonra hangi ibadet gelir? dedim.

    - “Ana ve babaya iyilik ve itaat etmek” buyurdu.

    - Daha sonra hangisi gelir? diye sordum.

    - “Allah yolunda cihâd etmek” buyurdu.[8]

    Anne ve babaya saygı insanı cennete götürdüğü gibi, orada en yüce makamları elde etmeye vesile olmaktadır. Bir hadisinde Sevgili Peygamberimiz bizlere şöyle buyuruyor.

    رغِم أَنْفُ، ثُم رغِم أَنْفُ، ثُمَّ رَغِم أَنف مَنْ أَدرْكَ أَبَويْهِ عِنْدَ الْكِبرِ، أَحدُهُمَا أَوْ كِلاهُما، فَلمْ يدْخلِ الجَنَّةَ

    “Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun”[9] Anne babaya iyilik cennet vesilesi ki; Efendimiz onlara iyilik yapamayıp da bu vesileden mahrum kalanları kınamaktadır.

    Anne babaya karşı gelmek büyük günahlardandır. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bu hususa şöyle dikkat çekmektedir. - “Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?” diye üç defa sordu. Biz de: Evet, yâ Resûlallah, dedik. Resûl-i Ekrem: “Allah’a şirk koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek” buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve “İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak” buyurdu.[10]



    Ana-babaya itaat etme zorunluluğu olmayan haller de vardır. Yüce Rabbimiz bir ayette bu hususu bizlere şöyle aktarmaktadır. “Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak banadır. O zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.”[11] Bu ayet bazı putperest Arapların Müslüman olan evlatları üzerinde baskı kurmalarıyla ilgilidir. Ancık müminler bu tür baskılarla her zaman karşılaşabilirler; evlatlarının dindarlığından rahatsızlık duyan ve onlar üzerinde baskı kurmaya çalışan ailelere her dönemde rastlamak mümkündür. Böyle durumlarda bir yandan Allah’ın buyruklarına karşı gelmekten sakınmak, diğer yandan da yine Allah’ın buyruğu olan ebeveyn hukukuna riayet etmek için samimi bir çaba göstermenin evlatlar için oldukça zor ama ecri büyük bir davranış olacağını ve bu gerilime katlanmanın da bu dünyada tabi olduğumuz sınavın bir parçası olduğunu daima göz önünde tutmak gerekir.[12]


    Anne-babamız için dua edip günahlarının bağışlanmasını dilemeliyiz. Çünkü bir insan kendisinden sonra dua eden bir çocuk bırakırsa, amel defterleri hiç kapanmaz, kendisine vefatından da sonra sevap yazılmaya devam eder. Anne ve babamıza hayatlarındayken iyilik yaptığımız gibi vefatlarından sonrada onlara hayır duada bulunmak suretiyle iyiliklerimize devam etmeliyiz. Efendimize Yâ Resûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı? diye sorulunca, Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “Evet, onlara dua eder günahlarının bağışlanmasını dilersin; vasiyetlerini yerine getirirsin; akrabasını koruyup gözetirsin; dostlarına da ikramda bulunursun.”[13]

    Kur’ân-ı Kerîm’de bir evlâdın ana babasına dua etmesini bildiren ayetler vardır. Bu ayetlerin manaları şöyledir. “Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et”[14]

    Ayrıca beş vakit namazımızın son oturuşlarında Hz. İbrâhim’in ana ve babası için yaptığı, “Rabbim! Hesap sorulduğu gün beni, anamı babamı ve mü’minleri bağışla!”[15] duasını, namazlarımızda hep okuruz. Namazlarımızın dışındada bu duayı her daim dile getirmeliyiz. Yüce Rabbimiz bir başka ayette ise bize şöyle bir dua öğretmektedir.


    İnsanoğlu ana-babasına karşı her zaman kırıcı olmayan latif sözler söylemelidir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Hz. İbrahim’in babası Azer ile olan diyalogunu, Hz. İbrahim’in babasının kendisine karşı yanlış davranışlarına rağmen nasıl bir dil kullandığını bizlere şöyle bildirmektedir. Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın? Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım. Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, çok merhametli olan Allah'a âsi oldu. Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum. (Babası Ey İbrahim! dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur! İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır.[16]

    Anne ve babamızın vasiyetlerini de imkanlarımız nispetinde yerine getirmeye özen göstermeliyiz. Çünkü bizim onlar için yapmış olduğumuz iyilikler vesilesi sebebiyle, günahları var ise affedilebilir, makamları yücelere ulaşabilir. Ayrıca hac ibadeti yapamayıp da vefat eden ve bizlere bu ibadeti yapmayı vasiyet eden ebeveynlerimizin yerine bu ibadeti yerine getirebilir, onları bu sorumluluktan kurtulmalarına vesile olabiliriz. Ayrıca onlar adına sadaka vermekle kendilerine fayda sağlayabiliriz. Nitekim Ashaptan Sa'd ibnu Ubâde, anasından uzak bir yerde bulunduğu hâlde anası ölmüş, bunun üzerine Sa'd: Yâ Rasûlallah! Ben anamdan uzakta iken anam vefat etti. Şimdi ben onun adına birşey sadaka etsem, bu sadaka yapacağım şey ona fayda verir mi? deyince, Rasûlullah: “Evet (onun adına yapacağın hayır, ona fayda verir)” buyurmuştur.”[17]

    Ana ve babamızın dostlarını da unutmamalıyız. Anne ve babamızın dostluk kurdukları insanlar bizlere kendilerini hatırlatmaktadır. Nitekim, Sevgili Peygamberimiz ana-baba dostlarını da hiçbir zaman unutmamış, gerekli ilgi ve alakayı hayatı boyunca devam ettirmiş, onlara da saygı göstermiştir. Bir hadislerinde ise şöyle buyurmuştur. “En makbul iyilik, baba dostunu koruyup gözetmektir.”[18]


    Dünya hayatına gelmemize vesile olan, her şeye muhtaç olduğumuz bir dönemde uykusundan, işlerinden, hayatından feragat ederek bizleri yetiştiren ve bu konuda titiz davranan, çocukluğumuzda bize ilk terbiyeyi veren, gençliğimizde tecrübelerinden faydalandığımız, dünyadan ayrıldıkları vakit kıymetleri daha iyi anladığımız ana-babamıza karşı saygılı olmamız öncelikle insanlığımızın bir gereğidir. İnsanlığın kaybetmemiş her birey vefakar anne ve babasına gerekli muhabbeti gösterecektir.


    Ana-babaya saygı ayrıca Yüce Rabbimizin bir emridir. Bu sebeple onlara karşı iyi davranmamız bizlere dünya ve ahiret saadeti kazandıracakken, onlara karşı takındığımız kötü tavırlar Yüce Rabbimizin bize karşı gazaplanmasına sebep olacaktır. Sevgili Peygamberimizin bu husustaki, bir hadisiyle vaazımızı sonlandırıyoruz. “Allah Teâlâ’nın rızası, anne ve babayı hoşnut ederek kazanılır. Allah Teâlâ’nın gazabı, anne ve babayı öfkelendirmek suretiyle çekilir”[19]

    Yüce Rabbim hayatta olan anne ve babalarımıza hayırlı uzun ömürler versin. Ahiret hayatına intikal etmişlere ise merhamet ve mağfiret etsin. Dünya hayatımızda kendilerine saygıda kusur etmemeyi ve bu vesile ile dünyamızı ve ahiretimizi aydınlatmayı nasip etsin.

    Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

    Ahmet ÜNAL


    [1] Bakara, 2/83


    [2] İsra, 17/23


    [3] Lokman, 31/14


    [4] Nisa, 4/36


    [5] En’am, 6/151


    [6] Meryem, 19/14


    [7] Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 318


    [8] Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1, Edeb 1,


    [9] Müslim, Birr 9, 10


    [10] Riyazü’s-Salihin, Hadis No:338


    [11] Ankebut, 29/8


    [12] Kur’an Yolu, Türkçe Meal ve Tefsir, DİB Yayınları, c.IV, s.257


    [13] Riyazü’s-Salihin, Hadis No:344


    [14] İsrâ, 17/24


    [15] İbrâhim, 14/41


    [16] Meryem, 19/42-47


    [17] Buhari, Vesaya, 15


    [18] Riyazü’s-Salihin, Hadis No:343


    [19] Tirmizî, Birr 3
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #12
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Evladına kötü muamele eden anne-babaya karşı, evladın nasıl davranması gerekir?

    Anne-baba evladına karşı sert ve kırıcı bile olsa, onlara kötü davranmak doğru değildir

    Anne-baba zalim de olsa, onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak caiz değildir.

    “Annem-babam çok şefkatsiz, onlara nasıl itaat edeyim?” diyen bir kimseye, Resulullah Efendimiz buyurdu ki:

    “Annen seni 9 ay karnında gezdirdi. 2 yıl emzirdi. Seni büyütünceye kadar koynunda besledi ve kucağında gezdirdi. Baban da seni büyütünceye kadar birçok zahmete katlandı. İdare ve maişetini temin etti. Sana dinini, imanını öğretti. Seni İslam terbiyesi ile büyüttü. Şimdi nasıl olur da, şefkatsiz olurlar? Bundan daha büyük ve kıymetli şefkat olur mu? demiştir. [1]



    Anne-baba evladına zulmetse de, onların rızalarını almayan cehenneme gider

    Bir zat; “Ya Resulullah, anne-baba, evladına zulmetse de, onların rızalarını almayan evlat cehenneme girer mi?” diye sorunca cevaben 3 defa:

    “Evet zulmetseler de rızalarını almayan cehenneme girer.” buyurdu. [2]

    Şu halde ana-baba zalim olup, evlada zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Günah olan emirleri yapılmaz ama, yine de onları üzücü söz söylemek caiz olmaz.

    Bir anne-baba evladı büyüsün diye bakar, fakat evlat onların ölümünü bekleyerek bakar

    “Ya Resulullah, yaşlı anneme elimle yedirip içiririm. Abdestini aldırır, sırtımda taşırım. Hakkını ödemiş olur muyum?” diye soran kişiye Resulullah (asm) buyurdu ki:

    “Hayır, yüzde birini bile ödemiş olamazsın. O sana, yaşaman için hizmet ediyordu, sen ise, ölümünü bekleyerek hizmet ediyorsun. Ancak Allah-ü Teala, bu az iyiliğine karşılık çok sevap ihsan eder. [3]

    Kaynakça:

    [1] İmam Gazali; Ey Oğul İlmihali

    [2] Beyhaki

    [3] Riyazün Nasihin
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  3. #13
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Peygamberler de anne ve babalarına hizmet ve hürmet etmişlerdir




    Peygamberler de anne ve babalarına hizmet ve hürmet etmişlerdir

    Peygamberimiz (asm) her daim anne-babaya itaati ve hürmeti emretmiştir

    Her Peygamber, kendi annesinden de üstündür. Buna rağmen, Peygamberler de, annelerine hürmet ve hizmet etmişlerdir. Görüldüğü gibi, dünya ve ahiret rütbesi ne kadar yüksek olursa olsun, müslüman ana-babaya hürmet ve hizmet şarttır. Hatta kafir olan ana-babaya da hizmet etmek, nafakalarını vermek, ziyaretlerine gitmek lazımdır. Küfre sebep olan şeyleri yaptıracaklarından korkulursa, ziyaretlerine gidilmez. [1]



    Peygamberimiz (asm) anne babasız büyümesine rağmen, daima anne babaya hürmeti öğretmeiş ve emretmiştir

    Peygamber Efendimiz (asm) henüz dünyaya gelmeden önce babasını, dört yaşında bir çocukken de annesini kaybetmişti. Hem yetim, hem de öksüz büyümüştü. Yüce Allah onu annesiz babasız bırakmıştı, ama kendi özel himayesine ve terbiyesi altına almıştı. “Beni Rabbim yetiştirdi ve eğitti” diyordu. fakat böyle olmasına rağmen, O’nun (asm) kadar annebabanın hakkını ve değerini öğreten bir başkası yoktur. Kur’ân’ın ifadesiyle insan üzerinde Allah ve Resulünden sonra en çok hakkı olan annebaba olduğu gibi, en çok sayılması ve sevilmesi gerekenler de onlardır. Lanet sözünü pek az kullanan Peygamberimiz (asm):

    “Ana babasına lanet edene Allah da lanet etsin.” diye beddua etmiştir.

    Kaynakça:

    [1] Bezzaziyye
    Yazar : Risale Forum
    Konu ABDULLAH tarafından (11-05-2014 Saat 11:40 ) değiştirilmiştir.
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  4. #14
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Anne-babanın günahkar olması bizim onlara karşı tutumumuzu değiştirmeli mi?

    Anne-babanın hakkı evladı üzerinde ki hakları çok fazladır. Bu sebeple onlar ne durumda olurlarsa olsunlar, kişi üzerine düşen vazifeleri yapmakla yükümlüdür.

    Anne baba kafir bile olsa, onlara hizmet edilmeli, gönülleri hoş tutulmalıdır

    Bir gün bir sahabe:

    “Ya Resulullah! Annem müşriktir. Ona iyilik etmem caiz midir?” diye sordu. bunun üzerine Resulullah (asm):

    “Evet, annene iyilik ve ihsanda bulun! buyurdu.” [1]

    Kafir olan ana-babaya hizmet etmek, nafakalarını vermek, ziyaretlerine gitmek gerekir. Küfre sebep olan şeyleri yaptıracaklarından korkulursa, ziyaretlerine gidilmez. [2]



    Anne-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu sorumluluktan kurtulmalıdır! [3]

    Anne-babanın dine uymayan istekleri yapılmaz. Fakat yine de onları incitmemek gerekir

    Anne-babanın ve hiç kimsenin, dine uymayan emri yapılmaz. Fakat, anne-babaya, yine tatlı söylemek, onları incitmemek gerekir. Anne-baba kafir ise, onları kiliseden, meyhaneden, sırtta taşıyarak bile, geri getirmek gerekir. Fakat, oralara götürmek gerekmez.

    Kaynakça:

    [1] Ebu Davud

    [2] Bezzâziyye

    [3] Tefsir-i Mugni
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  5. #15
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Bir annenin evladını dünyaya getirmek için çektiği sıkıntılı yolculuk




    İnsanın vücut bulup hayatına başlayabilmesi için, anne pek çok sıkıntılardan geçmektedir

    Bir evladın anne karnında başlayıp devam eden yolculuğunda, annenin yaptığı fedakarlıklar Kur’an da şöyle anlatılmıştır;

    Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin hadislerinde anne babaya iyilik emretme çokça yinelenir. Anne babanın, çocuklarına iyi davranmaları konusundaki tavsiyeleri de; özel durumlarla sınırlı olmak üzere pek nadir görülür. Çünkü fıtrat, anne babanın bir özendiriciye gerek olmaksızın özden kaynaklanan yapısal bir güdü ile çocukları koruyup gözetmelerini tek başına güvenceye alır. Onlar bu koruyuculuk görevini; sıkıntı çekmelerini geçin, çoğunlukla ölüm sınırına ulaşan ilginç mükemmel soylu bir özveri ile ikilemeden, karşılık beklemeksizin hatta teşekkür bile ummaksızın yerine getirirler.

    Doğmakta olan kuşak ise; arkada kalanlar ve tüm varlığını kurban edip yok olmaya yüz tutmuş olan kuşakla pek az ilgilenir. Çünkü o, ileriye itici rolü gereği varını yoğunu kurban ederek gözetip koruyacağı kendisinden oluşacak bir kuşak istediğindedir! Hayat sürecinin karakteri budur!

    Kur’ân burada, anneliğin gerçekleştirdiği karşılık beklemeyen saygın soylu özveriyi tasvir ediyor. Öyle ki; çocuklar Allah’ın anne babaya ilişkin tavsiyesi konusunda ne ölçüde özen gösterirlerse göstersinler hiçbir şekilde onun karşılığını ödeyemeyeceklerdir:

    “Anası onu zahmetle (karnında) taşımış ve onu zahmetle doğurmuştur. Hem (anne karnında) taşınması ile sütten kesilmesi, otuz aydır.” [1]

    Kelimelerin dizimi ve verdiği ses neredeyse; zorluk çekme, emek harcama, zayıflık ve yorgunluğu somutlaştırmaktadır:

    “Annesi onu zahmetle taşımış ve zahmetle doğurmuştur.” Sanki ağır bir yük yüklenmiş, zorlukla nefes alıp veren, nefes alıp vermeden ötürü dili dışarıya sarkmış gamlı bir çilekeşin ahları ile karşı karşıyayız! Başka değil, özellikle son günleri olmak üzere hamilelik, doğum ve doğum sancılarının görüntüsünün ta kendisi!

    Döl bilimi ilerliyor. Hamileliğin içerdiği özveriye ilişkin verdiği bilgilere baktığımızda olayın insanı etkin biçimde duygulandırıcı görünümü ile karşılaşıyoruz. Yumurta sperme ile birleşir birleşmez, yeteneği ile donatılmış olarak çeperine tutunmak için döl yatağına koşuyor. Yapıştığı döl yatağının çeperini yiyerek deliyor, hemen o noktaya anne kanı akın ediyor. Öyle ki; bu döllenmiş yumurta, sürekli besleyici anne kanı bolluğu içinde yüzüyor ve canlanıp gelişmek için onu emiyor. O sürekli döl yatağı çeperini yemekte, hayat suyunu emmektedir. Zavallı anne ise; temiz besleyici olarak bu yeme hırslısı, doymaz, obur yumurtaya sunmak için yer içer sindirir ve özümler. Ceninin kemik oluşumu döneminde, anne kanından kireç alımının artmasından ötürü anne kireç açısından zayıflar. Çünkü o, bu küçüğün kemiklerinin oluşması için kemiklerinin
    eriğini vermektedir. Bütün bu söylediklerimiz söylenebileceklerin yanında az kalır.

    Sonra doğum. O, zor ve yıpratıcı bir iş, fakat yol açtığı korkunç ıstırapların tümü de ne fıtratın önüne geçebiliyor ne de anneye meyvenin çekiciliğini unutturabiliyor. Cazibesi unutulmayan meyve, fıtratın emrine uyma ve hayata yaşayan gelişen bir fidan vermeden ibarettir. Bu arada kendisi solup ölürken!

    Sonra annenin süt içinde kemiğinin etinin öz soyunu sunduğu emzirme ve gönlünün sinirlerinin enerjisini sarf ettiği koruyup gözetme. Bununla birlikte o ferahmesut olup merhamet ve sevgi doludur. Ne usanır ne de bu çocuğun verdiği zorluğu kötü görür. Yaptıklarına karşılık olmak üzere en büyük arzusu onu sağlıklı ve gelişir görmektir. Onun beklediği biricik sevgili karşılık işte budur!

    İnsan bu özveriye karşılık verme ölçüsüne nasıl ulaşacak? Ne yaparsa yapsın, onun yapacağı azın azı olmanın ötesine geçemeyecektir.” [2]
    Kaynakça:

    [1] Ahkaf; 15

    [2] Seyyid Kutub; Fizlal-il Kur’an
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  6. #16
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Anne-babaya hürmet eden Nebilerle, Sıddıklarla ve Şehitlerle haşrolur




    Anne-babaya hürmet ve itaat, kişiyi Peygamberlerle birlikte haşrolmayı nasib eder

    Anne-babaya hürmet eden Nebilerle, Sıddıklarla ve Şehitlerle haşrolur

    Bir adam Resulullah’a (asm) gelerek:

    Ya Resulullah! Allah€™tan başka hiçbir İlah olmadığına, senin Allah€™ın Peygamberi olduğuna inanıyorum. Beş vakit amazı kılıyor, malımın zekatını veriyor ve Ramazan orucunu tutuyorum. dedi. Bunun üzerine Resulullah (asm):



    €œAnne ve babasına karşı gelmedikçe bunları yerine getirerek bu hal üzere ölen, şüphesiz kıyamet günü Nebilerle, Sıdıklarla ve Şehitlerle (inanç ve imanları çok kuvvetli olanlarla) -iki parmağını yan yana getirerek- böylece birlikte olacaktır. buyurdu. [1]



    €œAna-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber cennete girer. [2]

    Kaynakça:

    [1]İmam-ı Ahmed, Taberani

    [2] İmam Rafii
    Yazar : Risale Forum
    Konu ABDULLAH tarafından (11-05-2014 Saat 11:44 ) değiştirilmiştir.
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  7. #17
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Anne-babanın yüzünü güldürmek hicret etmekten daha faziletlidir




    Anne-babanın yüzünü güldürmek hicret etmekten daha faziletlidir

    Anne-babayı razı etmek, amellerin en üstünüdür

    Adamın biri hicret üzerine bağlanmaya geldiği Hz. Peygambere (asm) şöyle dedi:

    “Babamı ve annemi ağlatmadan sana gelemedim!”

    “O halde dön ve onları ağlattığın gibi güldür.” [1]



    Sevap kazanmak isteyen, anne babasına iyilik etsin

    Resulullah’a (asm) bir adam gelerek

    “Allah’tan sevap almak için hicret ve cihat etmek üzere sana bağlanıyorum.” deyince Hz. Peygamber (asm) :

    “Annen baban hayatta mı?” diye sordu. Adam:

    “Evet, ikisi de yaşıyor.” diye cevap verdi.

    “Allah’tan sevap istiyor musun?”

    “Evet ya Resulullah.”

    “Öyle ise annene-babana dön ve onlara iyi davran. (Onlara yardımcı ol buyurdu)” [2]

    Kaynakça:

    [1] Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, Hakim

    [2] Müslim
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  8. #18
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Anne-babanın yüzüne şefkatle bakmak, kişiye hac sevabını kazandırır




    Anne ve babaya şefkatle bakmak, hac sevabına vesile olur

    Anne-babanın kalbini hoşnud etmek, yüzüne şefkat ve sevgiyle bakmak, Cenab-ı Hakkı çokça razı eder

    Resulullah (asm) anne-babanın yüzüne şefkatle bakanın sevabı hususunda şöyle buyurmuştur:

    “Kim ana-babasının yüzüne şefkat ve merhametle bakarsa, Allah-ü Teala onun için makbul olan bir haccın sevabını yazar.” [1]

    Peygamber Efendimiz (asm):

    “Anne-babanın yüzüne merhametle bakana, hac ve umre sevabı yazılır.” buyurunca:

    “Günde bin defa bakarsa da böyle midir?” denildi. Cevaben buyurdu ki:

    “Günde yüz bin defa baksa da…” [2]

    Anne-babanın yüzüne sevgiyle bakmak dahi ibadet olarak yazılır

    “Ana-babanın yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir.” [3]



    Kaynakça:

    [1] Nehc’ul- Fesaha

    [2] Riyaz’ün Nasihin

    [3] Ebu Nuaym
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #19
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Anne-babaya hürmet ve iyilik etmek kişiye neler kazandırır

    0


    Anne-babaya hürmet ve itaat, kişiye çok büyük mükafatlarkazandırır

    Anne babaya ihsan eden Peygamberlerle beraber cennete girer

    Ana-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber cennete girer. [1]

    Her hususta toplumsal kuralları düzenleyen İslam dini anne ve baba hakkına dair kuralları da düzenlemiştir. Hadis ve ayetlere bakıldığında bu konuya çok defa temas edildiğini ve sürekli olarak onlara itaatin emredildiği görülür. Hususen bu noktanın kebaire temas etmesi, yani anne ve babaya itaatsizliğin kebair şeklinde tabir edilen büyük günahlardan sayılması hadisenin önemini vurgulamaktadır.



    Elbet böylesi önemli bir mevzuyu uygulama noktasında üzerine düşeni yapan bireyler, tıpkı diğer İslami hususları uyguladıklarında elde edecekleri mükafatlar gibi bu noktada da hem dünyada hem ahirette mükafat alacaklardır.

    Anne-babaya iyilik edenin mükafatı iki kat fazla olarak verilir

    “Anneye yapılan iyiliğin sevabı evlada iki kat olarak verilir.” [2]

    Ebeveynine iyi davranan kişiler, kıyamet günün de arşın gölgesinde gölgeleneceklerdir

    “Hz. Musa’nın (as) Cenab-ı Hak ile konuşması esnasında Rabbinin huzuruna çabuk varan, arşın gölgesinde bir adam görür ve bulunduğu makama imrenir ve:

    “Herhalde bu adam pek keremli olmalıdır.” der. Rabbinden adamın ismini söylemesini ister. Allah-ü Teala (cc) adamın ismini söylemez ve:

    “Ama sana onun üç amelini söyleyeceğim.” buyurarak şunları bildirir;

    “Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu insanları kıskanmazdı, ebeveynine karşı gelmezdi, laf taşımazdı.” [3]

    Allah (cc) katında en sevimli amel, Anne-babaya iyilik etmektir

    Abdullah Bin Mesud (ra) der ki:

    “Resulullah’a (asm):

    “Hangi iş ve davranış Allah’a daha sevimlidir?” diye sordum. O da:

    “Vaktinde kılınan namazdır.” dedi. Ben:

    “Sonra hangisi?”

    “Ana-babaya iyilik etmek.”

    “Sonra hangisi?”

    “Allah yolunda cihat etmektir.” buyurdu. [4]

    Anne-babanın yüzüne sevgiyle bakmak dahi ibadet olarak yazılır

    “Ana-babanın yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir.” [5]

    Anne-babaya ihsan etmek, hayırlı evlatların olmasına vesiledir

    Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder. [6]

    Anne ve babaya şefkatle bakmak, kişiye hac sevabını kazandırır

    Resulullah (asm) anne-babanın yüzüne şefkatle bakanın sevabı hususunda şöyle buyurmuştur:

    “Kim ana-babasının yüzüne şefkat ve merhametle bakarsa, Allah-ü Teala onun için makbul olan bir haccın sevabını yazar.” [7]

    Peygamber Efendimiz (asm):

    “Anne-babanın yüzüne merhametle bakana, hac ve umre sevabı yazılır.” buyurunca:

    “Günde bin defa bakarsa da böyle midir?” denildi. Cevaben buyurdu ki:

    “Günde yüz bin defa baksa da…” [8]

    Annesinin ayağını öpen, cennettin eşiğini öpmüş gibidir

    “Annesinin ayağını öpen, cennetin eşiğini öpmüş olur.” [9]

    Anne-babasının bakımı için çalışan Allah (cc) yolundadır

    “Kişi küçük çocuklarının rızkını temin için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne babasının bakımı için çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak için çıkarsa, Allah yolundadır. Yok, eğer gösteriş ve başkalarına öğünmek için çalışmaya çıkarsa şeytan yolundadır.” [10]

    Allah’ın (cc) rızası, Anne babanın rızasındadır

    Anne-babasını razı eden bir kişi bilmelidir ki, Rabbi de ondan razı olmuştur. Fakat onları üzüp, mahzun eden yahut onları kızdıran, yine bilmelidir ki Cenab-ı Hakkın öfkesini üzerine çekmektedir. Zira Peygamberimiz (asm) bu konu da şöyle buyurmuştur:

    “Allah’ın rızası ana-babanın rızasındadır.” [11]

    Anne-babasını razı ederek sabahlayan kişiye cennette iki kapı açılır

    “Anne-babasını razı ederek sabahlayan, kimse için cennette iki kapı açılır. Aynı şekilde onları razı ederek akşamlayan kimse için de böylesi vardır. Eğer birini razı ederse, bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de, zulmetseler de, zulmetseler de (onları razı etmeye çalışmalıdır).

    Kim ebeveynini kızdırdığı halde sabahlarsa ona da cehennemde iki kapı açılır. Onları kızdırarak akşamladığı zaman da yine kendisi için cehennemde iki kapı açılır. Eğer birini kızdırırsa bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de, zulmetseler de, zulmetseler de durum değişmez.” [12]

    Anne-babaya iyilik etmek cehennem azabından uzaklaştırır

    Bir adam Hz. Ömer’e gelerek katil olduğunu söyler ve ne yapması gerektiğini sorar. Hz. Ömer (ra) adama;

    “Annen sağ mı?” diye sorar. Adam;

    “Değil” deyince bu defa;

    “Baban sağ mı?” diye sorar. Adam;

    “Evet” deyince;

    “Ona iyilik ve ihsanda bulun!” der ve şöyle devam eder; “Eğer bu adamın annesi hayatta olsaydı da, adam ona iyilik ve ihsanda bulunsaydı cehennem ateşinin onu asla yemeyeceğini umardım.” [13]

    Anne-babaya hürmet eden nebilerle, sıddıklarla ve şehitlerle haşir olur

    Bir adam Resulullah’a (asm) gelerek:

    “Ya Resulullah! Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına, senin Allah’ın peygamberi olduğuna inanıyorum. Beş vakit namazı kılıyor, malımın zekatını veriyor ve Ramazan orucunu tutuyorum.”dedi. Bunun üzerine Resulullah (asm)

    “Anne ve babasına karşı gelmedikçe bunları yerine getirerek bu hal üzere ölen, şüphesiz kıyamet günü nebilerle, sıdıklarla ve şehitlerle (inanç ve imanları çok kuvvetli olanlarla) -iki parmağını yan yana getirerek- böylece birlikte olacaktır.” buyurdu. (İmam-ı Ahmed, Taberani)

    “Ana-babasına iyilik eden evlat, Peygamberlerle beraber cennete girer.” [14]

    Anne-babanın yüzünü güldürmek hicret etmekten daha faziletlidir

    Adamın biri hicret üzerine bağlanmaya geldiği Hz. Peygambere (asm) şöyle dedi:

    “Babamı ve annemi ağlatmadan sana gelemedim!”

    “O halde dön ve onları: ağlattığın gibi güldür.” [15]

    Resulullah’a (asm) bir adam gelerek

    “Allah’tan sevap almak için hicret ve cihat etmek üzere sana bağlanıyorum.” deyince Hz. Peygamber (asm) :

    “Annen baban hayatta mı?” diye sordu. Adam:

    “Evet, ikisi de yaşıyor.” diye cevap verdi.

    “Allah’tan sevap istiyor musun?”

    “Evet ya Resulullah.”

    “Öyle ise annene-babana dön ve onlara iyi davran. (Onlara yardımcı ol buyurdu)” [16]

    Tevhitten sonra Allah’ın (cc) huzuruna götürülebilecek en iyi ibadet anne babaya yapılacak hizmettir

    Ebu Said El-Hudri (ra) şöyle anlatıyor:

    “Adamın biri Yemen’den Hz. Peygamber’e(asm) gelip cihada katılmak istediğini” söyledi.

    Hz. Peygamber (asm) ona şöyle sordu:

    “Yemen’de annen ve baban var mı?”

    “Evet var.”

    “Onlar sana (gelmen için) izin verdiler mi?”

    “Hayır!”

    Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu:

    O halde dön! Anne ve babanın yanına git! Onlardan izin iste. Eğer izin verirlerse (Allah yolunda) cihad et. Aksi takdirde gücün yettiği kadar onlara hizmet et. Çünkü tevhidden sonra Allah’ın huzuruna götüreceğin en iyi ibadet, anne-babana yaptığın hizmettir.” [17]

    Anne-babası için hac eden kişi Allah (cc) katında itaatkar olarak yazılır

    “Kim ana babasından birinin namına haccederse bu, (borcunu ödemeye) kafi getir ve semada babasının ruhuna müjdelenir. Asi olsa bile bu sebeple o kişi Allah katında itaatkar olarak kayda geçer.”

    Diğer bir rivayet şöyledir:

    “Babası için bir hac, kendisi için yedi hac (sevabı) yazılır.” [18]

    Anne-babanın duası asla reddedilmez, kişi onların hayır duasını almaya çalışmalaıdır

    “Kesinlikle makbul olan üç dua vardır; zulme, haksızlığa uğrayan kimsenin duası, misafirin duası ve ana babanın çocuklarına duaları…” [19]

    “Kelime-i şehadet ve anne babanın evladına yaptığı dua hariç her şey ile Allah-u Teala arasında bir perde vardır.” [20]

    “Babanın duası perdeyi deler (kabul makamına ulaşır).” [21]


    Kaynakça:

    [1] İmam Rafii

    [2] İhya-u Ulumi’d-Din

    [3] İhya-u Ulumi’d-Din

    [4] Buhari, Müslim

    [5] Ebu Nuaym

    [6] Taberani

    [7] Nehc’ul- Fesaha

    [8] Riyaz’ün Nasihin

    [9] Şir’at-ül İslam

    [10] Taberani

    [11] Riyaz’ün Nasihin

    [12] Beyhaki

    [13] İbn-i Receb

    [14] İmam Rafii

    [15] Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, Hakim

    [16] Müslim

    [17] Ahmed, İbn Hibban

    [18] Cem’ul Fevaid

    [19] Tirmizi

    [20] İbn-ün Neccar

    [21] Kütüb-i Sitte
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  10. #20
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.020
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 791 + 40278


    Cevap: Hadis Sohbetleri 94- Anne baba hakkı .

    Anne-babanın evladı üzerindeki hakları nelerdir?




    Evladın anne babaya nasıl davranması gerekir?

    Anne babanın evlatları üzerinde çok önemli hakları vardır

    “Bu ümmetlerin üzerinde, yaratanın hakkı ile Peygamberlerin hakları vardır. Ana hakkı benim hakkıma, baba hakkı ise Peygamberlerin hakkına benzer.” [1]

    “Birisi: “Ya Resulullah! Anne-babanın evladı üzerinde ne hakkı vardır?” diye sorunca Resul-i Ekrem (asm):

    “Onlar senin ya cennetin, ya cehennemindir. (Onlara iyilik yaparsan cennete, kötülük yaparsan cehenneme gidersin.) buyurdu.” [2]

    Evladın ilk görevi, onlara itaatsizlik etmeyerek her daim onlara hizmet etmektir

    Çocukların ana ve babalarına karşı başlıca vazifeleri; onlara hürmet ve itaat etmektir. Kendilerinin hayatlarına vesile olan, kendilerini senelerce bir muhabbet ve şefkatle kucaklarında beslemiş bulunan babalarına analarına karşı “of” demeleri bile caiz değildir.

    Babasına, anasına bakmayan, onların meşru emirlerini dinlemeyen, onların ihtiyaçlı zamanlarında yardımlarına koşmayan bir çocuk hayırlı evlat olmak şerefinden mahrum kalır, toplumun fertleri arasında kıymetli bir uzuv sayılamaz, Hak Teala’nın (cc) azabına müstehak olur. Babalar hürmet analar da yardım bakımından önceliklidir. Bununla beraber ananın hakkı, babaya göre iki kattır. [3]

    Cenab-ı Hak anne-babaya karşı gelmeyi haram kılmıştır

    “Cenab-ı Hakk size; ana babaya karşı gelmenizi, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmenizi, verilmesi gerekeni vermemenizi, hakkınız olmayanı almanızı haram kıldı. Dedikodu yaparak lüzumsuz şeyler konuşmanızı, gereksiz şeyler konuşmanızı ve boş yere mal harcamanızı da mekruh kıldı.” [4]

    Anne-baba kafir bile olsa onlara ihsanda bulunulmalıdır

    Hz. Ebu Bekir’in (ra) kızı Esma (ra) şöyle rivayet eder:

    “Rasulullah (asm) zamanında Allah’a inanmayan annem yanıma gelirdi. Rasulullah’a (asm):

    Beni özlediği ve sevdiği için annem yanıma geliyor. Ona iyilik ve ihsanda bulunabilir miyim? diye sordum O da:

    “Evet, annene iyilik ve ihsanda bulun” dedi. [5]

    Anne babaya her daim şükretmeli ve onlara minnettar olunmalıdır

    “İnsana, ana babasını (gözetip, onlara iyilik etmesini) de tavsiye ettik. Anası onu, zayıflık üstüne zayıflık çekerek (karnında) taşımıştı (sütten) ayrılması da iki sene içinde olur. (Bu yüzden “Bana şükret! Ana babana da!” (diye tavsiye ettik). Dönüş ancak banadır.” [6]

    Bir kişi, tavafta yaşlı annesini kucağına alarak ona tavaf ettiriyordu. Peygamberimize (asm):

    “Hakkını ödedim mi?” diye sordu. Peygamberimiz (asm):

    “Hayır, onun sana hamileyken aldığı tek bir nefesi bile ödeyemedin” dedi.

    İşte böyle bir nefes verimindekini bile değil. Hamileliği veya doğum anındaki, zira o onu güçsüzlükler içinde taşırdı. Bu duygulandırıcı sahne aracılığıyla ilk nimet verene, ardından da ikinci nimet veren ana-babaya şükrana yönlendirerek görevleri sisteme koyuyor. Buna göre; önce Allah’a şükür geliyor, onu ana-babaya teşekkür izliyor. “Bana ve ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur.” Bu gerçeği edilmiş şükrün yarar sağlayacağı ahiret gerçeği ile bağlıyor. “Dönüş Allah’adır.” [7]

    Anne-babana karşı nazik davranmalı ve onları incitmemeli

    “Eğer ana-babadan biri ya da her ikisi yanında yaşlılık çağına ererlerse, sakın onlara “öf be, bıktım senden” deme. Onları azarlama. Onlara tatlı ve saygılı sözler söyle. Hem onlara merhamet(in)den alçak gönüllülük kanadını indir ve de ki: “Rabbim! (Onlar) beni küçük iken nasıl(merhamet edip) yetiştirdilerse, (sen de) onlara (öyle) merhamet eyle!” [8]

    Tohumdan çıkan fidanın tohum tanesindeki bütün gıda maddelerini emerek onu kapak haline getirdiği, bir civcivin yumurtanın içindeki bütün gıdaları yiyerek onu bir kabuktan ibaret bıraktığı gibi çocuklar da anne-babalarının güzel nimetlerini, çabalarını, sağlıklarını ve bütün enerjilerini emerek onları -eğer ömürleri vefa ederse- düşkün ihtiyarlar haline getirirler. Buna rağmen yine de anne ve baba hallerinden mutludurlar.

    Çocuklar ise,
    bunların hepsini çok çabuk unuturlar, ileriye dönük rollerini yerine getirmeye
    koşarlar. Eşlerine ve çocuklarına yönelirler. Böylece hayatın akışı devam eder.

    İşte bu nedenle
    anne-babaların çocuklarına iyi davranmaları için özel bir övgüye ihtiyaçları
    yoktur. Bu konuda vicdanları sağlam bir şekilde coşturulması gerekenler
    çocuklardır. Onlara hatırlatılmalıdır ki, kuru bir ceset haline dönene kadar
    bütün enerjilerini ve imkânlarını, onlar için harcayan kuşağa karşı görevlerini
    hatırlasınlar! [9]

    Mal ile de anne babanın hakkını gözetmeli ve onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışılmalıdır

    Malı, parayı onlara serbest etmek gerekir. Ne zaman isterseniz, malım, param sizefeda olsun demeli, bir kızgınlıkları varsa, bu yolla onları teskin etmelidir. Ana-babaya harcanan paradan sual olunmaz. Muhtaç olan ana-babaya yardım farzdır.

    Kime infak edeceğini soran kimseye Resulullah Efendimiz;

    Kendine, ana-babana, sonra hanımına ve çocuklarına, hizmetçine bundan sonrasını da artık sen bilirsin.” buyurdu. [10]

    Zengin çocuğun, fakir olan ana-babasına nafaka vermesi farzdır. Fakir kimsenin, fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana-babasını kendi evine alıp, birlikte otururlar. [11]

    Uzakta iseler ziyaretlerine gidilmeli ve gönülleri alınmalıdır

    Ana-baba ve mahrem akrabaları ziyaret etmek vaciptir. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak onların gönüllerini almalıdır. Ziyarette sıra, ana, baba, evlat, dede, nine, kardeş, amca, hala, dayı ve teyzedir.

    Onların giyim kuşam gibi ihtiyaçlarında da yardımcı olmak gerekir

    Anne babanın ihtiyaçları olup da söylemekten çekineceklerini göz önünde bulundurmak gerekir. Bunun için onlar istemeden, evladın bu ihtiyaçları gidermesi gerekir. Hatta kendinden önce, onlara elbise almalı ve kendi yiyeceğinden iyisini onlara vermelidir.

    Anne-babanın dostlarına ikramda bulunulmalıdır

    Dostlarını dost bilip davet ederek gönüllerini alıp, düşmanlarından da uzak durmaya çalışmak gerekir. Onları sevindirecek şeyleri yapıp, üzecek şeylerden uzak durmak gerekir.

    Hastalandıkları zaman, tedavileri ile meşgul olmak ve ilaç masraflarını tedarik edilmelidir

    Evlerini temizlemek, boyamak, tamir etmek gibi hususlar yerine getirmesi gereken vazifelerdendir

    Evladın yerine getirmesi gereken diğer başlıcagörevleri ise şöyledir:

    Maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak,

    Huzurlu bir yaşama ortamı sağlamaya çalışmak,

    İstetmeden vermek,

    Kendilerinden aşırı fedakarlıklar beklememek,

    Haklarında şikayetçi olmamak,

    Kusurlarını saklayıp iyiliklerinden söz ederek itibarlarını korumak,

    Uyarılmaları zorunlu olan durumlarda ise uyarıları incitmeden yapmak,

    Hayatta iken ve öldükten sonra haklarında duacı olmak,

    Haram olmayan konularda isteklerini yerine getirmek,

    Hayır ve ibadetlerine yardımcı olmak,

    Öldüklerinde vasiyetlerini yerine getirmek ve arkalarından hayır hasenatta bulunmak,

    Hatıralarını yaşatmak üzere dostlarıyla ve sevdikleriyle ilişkiyi devam ettirmek,

    Dinin ve örfün gerekli veya güzel bulduğu diğer hususlarda lazım geleni yapmak. [12]



    Kaynakça:

    [1] Ahmediyye Şerhi

    [2] İbn-i Mace

    [3] Ömer Nasuhi Bilmen; Büyük İslam İlmihali

    [4] Buhari

    [5] Buhari, Müslim, Ebu Davud

    [6] Lokman, 14

    [7] Seyyid Kutub; Fizilal’il Kur’an

    [8] İsra; 24

    [9] Seyyid Kutub; Fizilal’il Kur’an

    [10] Nesai

    [11] Hayreddîn-i Remlî ; Fetava-i Hayriyye

    [12] Prof. Dr. M. Zeki Duman; Adab-ı Muaşeret Görgü Kuralları
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 6 kullanıcı var. (0 üye ve 6 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222