Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
16 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!




    Selamünaleyküm Degerli Kardeslerim;



    Bu haftaki Hadis Sohbetleri dersimiz basladi.


    Buyrun beraber mütaala edelim anladiklarimizi paylasalim insallah..





    Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!


    Bilgi
    Ebu Hurayre (r.a)"den rivayete göre Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
    Ey Müslümanlar!
    Zandan (Delilsiz ithamdan) çekininiz! Çünkü zan sözlerin en yalanıdır.Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız! Özel ve mahrem hayatlarınızı da araştırmayınız! Bir de almayacağınız bir malı alıcıyı zarara sokmak için arttırmayınız! Birbirinize haset etmeyiniz! Birbirinize buğz etmeyiniz!Birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz de, Ey Allah"ın kulları!Birbirinize kardeş olunuz!.

    (Buhari-Müslim)

    Benzer Konular
    Vakarlı olun ey Allah'ın kulları, vakarlı olun
    Vakarlı olun ey Allah'ın kulları, vakarlı olun Vakarlı olun ey Allah'ın kulları, vakarlı olun Hadis-i Şerif meali Devami...
    Vakarlı olun ey Allah'ın kulları, vakarlı olun
    Vakarlı olun ey Allah'ın kulları, vakarlı olun Vakarlı olun ey Allah'ın kulları, vakarlı olun Hadis-i Şerifi... Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!
    Ey Allah'ın kulları, kardeş olun! Ey Allah'ın kulları, kardeş olun! Hadis-i Şerifi... Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Hadis Sohbetleri 64: Allah'ın eli cemaatle beraberdir.
    Hadis Sohbetleri 64:  Allah'ın eli cemaatle beraberdir. Selamünaleyküm Degerli Kardeslerim; Bu haftaki Hadis Sohbetleri dersimiz basla
    Hadis Sohbetleri 57:Hikmetin başı Allah korkusudur..
    Hadis Sohbetleri 57:Hikmetin başı Allah korkusudur.. بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِ
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #2
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    "Ey Allah'ın Kulları! Kardeş Olun!"


    Bilgi
    İslâm, kendi toplumsal yapısının esasına kardeşliği koyar. Kardeşliği ise sadece hukukî bir olgu olarak değil, imanî bir olgu olarak değerlendirir. Kişi imana eriştiğinde eğer aynı ana rahmini paylaştığı kimse imana erişmemişse iman onların rahim bağını anlamsız kılar. Müslümanın Müslümana kardeş olması demek, son tahlilde, kardeşini kendisine tercih etmesi (isâr) demektir.



    insanlar Allah'ın kullarıdırlar; imana eriştiklerinde kardeş olurlar. Diğer bir deyişle; iman, onları ‘kardeş' oldurur. Bu anlamda kardeş olmak, bir şuur ve irade halidir. İnsan bu hali doğuştan getirmez. Doğuştan / tabiattan gelen kardeşlik (karındaşlık) şuur ve irade gerektirmez, zorunludur. Kişi imana eriştiğinde eğer aynı ana rahmini paylaştığı kimse imana erişmemişse iman onların rahim bağını anlamsız kılar. Nuh (as) ile oğlunun bağını anlamsız kıldığı gibi: "O senin ailenden değildir."¹ Bedir'de, Uhud'da karşı karşıya gelen mü'min ve müşrik kardeşler (!) gibi.


    Kardeşliği bir şuur ve irade hali kılan şey imanın bizatihi kendisidir. Bu açıdan Müslümanlar arasındaki kardeşlik, akide temeline dayanan bir kardeşliktir. Zira Allah-u Teâlâ Hucurat Suresinin meşhur 10. ayetinde "Mü'minler ancak kardeştirler" yahut "ancak mü'minler kardeştirler" buyurarak bu durumu açıkça ifade eder. Diğer taraftan bu durum bize şunu da gösterir ki kişi ile imana dair meseleler arasında kurulması gereken bağlardan biri ve belki en önde gelenlerinden birisi kardeşlik bağıdır. Onun içindir ki Kur'an'ın pek çok yerinde ve Rasûlallah'ın (sav) sünnetinde bu bağa işaret ediliş, kardeşliği pekiştiren her şey emredilmiş, zayıflatan ve kesen her şey yasaklanmıştır.


    İnsanı bütün bağlardan azade kılarak özgürleştirmeyi (!) hedefleyen modern Batı zihniyetinin en çok önem verdiği husus, insanın bireyselliğidir. Söz konusu bireysellikle insanı her türlü saldırı karşısında yalnızlığa terk eden modernizm, sonunda onu hevâ ve hevesinin oyuncağı ve şeytana teslim olmuş bir şekilde bırakır. Günümüzde Müslümanlar olarak karşı karşıya kaldığımız bu büyük tehlikeye, ancak Allah'ın kurulmasını emrettiği bağları yeniden ve daha sağlam kurarak direnebiliriz. Bu bağlar içerisinde en önemlisi kardeşlik bağıdır. Kendi yaşadığı dönemde Müslümanları kardeşlik zemininde tek bir ümmet haline getiren Rasûlallah (sav), Saadet Asrı diye nitelediğimiz örnek çağı bu bilinçle mümkün olduğunu göstererek gerçekleştirmişti. O halde yeniden bize Saadet Asrını yaşatacak olan da Hz. Peygamberin (sav) bu örnekliği olacaktır. Biz bu örnekliğin temel prensiplerini onun sahih sünnetinde bulmaktayız.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  3. #3
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    Rasûlallah (sav) buyurdu ki:


    "Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez. Onu teslim etmez. Her kim kardeşinin ihtiyacını karşılarsa Allah da onun ihtiyacını karşılar. Kim bir kardeşinin dünya sıkıntısını giderirse Allah da onun ahiret sıkıntısını giderir. Kim de kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter."²


    "Müslüman, Müslümanın kardeşidir."


    Bu söz Müslüman kimliğimizin varlık zeminidir. Müslümanlara bu sözün perspektifinden bakmayan kimse varlık zeminin kaybetmiştir. Yine bu söz Müslüman olabilmenin ve Müslüman kalabilmenin ön şartlarından birisini dile getirir. Müslüman ismine haiz olabilmen için Müslümanı kardeş bilmen gerekir.

    Müslümanın Müslüma-na kardeş olması demek, son tahlilde, kardeşini kendisine tercih etmesi (isâr) demektir.

    Bu kardeşlik aynı zamanda Müslümanlar arasındaki zaman ve mekâna dair tüm sınırlamaları kaldırır. Buna binaen İslâm kendi toplumsal yapısının esasına kardeşliği koyar. Kardeşliği ise sadece hukukî bir olgu olarak değil, imanî bir olgu olarak -ki İslâm'ın temelinde imandan başka şey yoktur- değerlendirir. Kardeşlik dediğimiz bu iman bağına dil, ırk, renk, vb. gibi hiçbir şey sınır çizemez.

    Rasûlallah'ın (sav) Medine'ye hicretinde oluşturduğu İslâm toplumu bunun en güzel örneğidir. Saadet Asrını örnek, vazgeçilmez ve aşılmaz kılan ve onu ütopik olmaktan çıkarıp elle tutulur, gözle görülür bir gerçekliğe kavuşturan da budur. Bu kardeşlikten yoksun oluşumuz bizi Saadet Asrından uzak bir konuma atıyor. Aynı zamanda hem fertlerimiz hem de topluluklarımız arasında çoğu bizden kaynaklanan aşılmaz sınırlar ortaya çıkarıyor. Fizikî sınırların ötesinde psikolojik / kalbî / zihnî sınırlar da işin çabası.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  4. #4
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    "Ona zulmetmez."
    .
    .
    Zulüm, Allah'ın asla kabul etmediği ve affetmeyeceği, ayrıca pislik olarak nitelediği şirki tanımlarken kullandığı bir kavram olarak tevhid ehl-i Müslümanlarla bir araya gelmeyecek / gelmemesi gereken bir kavram. Zulmün olduğu her yerde Allah'ın rızası bulunamaz. O halde Allah'ın rızasını kendileri için mutlak gaye edinen Müslümanların bütün boyutlarıyla zulümden kaçınması, onların imanlarının boyunlarına yüklediği bir borçtur. Hem pek çok ayet-i kerimede Müslümanlar zulümden sakındırılmışlar hem de Rasûlallah (sav) zulmün kıyamet günü kişiyi karanlıklara boğacağını, dünyada işlenilen zulümlerin ahiret karanlıklarına sebebiyet vereceğini bildirmiştir.


    "Onu teslim etmez.

    .

    "
    Yani; şeytana teslim etmez... Müslüman, insanın en onulmaz düşmanı olan şeytana kardeşini teslim etmez. Şeytanın saldırıları karşısında onu yalnız bırakmaz. Kardeşini şeytanının adımlarını takip eder görünce ona arkasını dönüp "ne hali varsa görsün" demez. Aksine ona daha fazla tutunur. Onu uyarır. Uyarmakla yetinmez, ona engel olur. Şeytanın tuzaklarını ve hilelerini, vesvese ve fısıldamalarını kardeşine anlatır, gösterir. Yani; nefsine teslim etmez... Müslüman, korunma-yan kontrol edilemeyen, denetime açık olmayan kendi başına kalmış nefislerin kişiye her daim kötülüğü emrettiğini bilir. Bu durumdaki kardeşini nefsiyle baş başa bırakmaz. Kendi başına kalan kimsenin nefsine esir olacağını bilir. Onu nefsine karşı korur. "Ne yapalım, kendi tercihi" demez.

    .
    Yani; zalime teslime etmez... Müslüman, kendi zulmetmediği kardeşini zalime de teslim etmez. Bir Müslüman bir başka Müslümanı zalime nasıl teslim eder? Kendi gibi düşünmeyen, kendi meşrebinden olmayan, kendi gidişatına uymayan Müslümanı, zalimin eline bırakmak, kendi başının da belaya gireceği endişesiyle yahut sahip olduklarını kaybetme ve zalimlerin hışmının üzerine çekme korkusuyla kendini "ben onlardan değilim" diyerek beri kılmak, hatta "onlar aşırı gidiyorlar" diyerek gücü elinde tutan zalimlere ihbar etmek, Müslümanı zalime teslim etmek değil midir?
    .

    Biz bu tavrı tarih boyunca çok kere müşahede ettik. Aynı zamanda şunu da müşahede ettik ki kardeşini zalime teslim eden her ne kadar geçici bir süre kendini zulümden kurtarmış, sahip olduklarını bir süre daha korumuş olsa da zamanı gelince onlar da kendilerini zalimin hışmından kurtaramıyorlar. Meşhur ‘sarı öküz' hikayesi bu durum için en güzel bir darb-ı meseldir. Yani; dünyaya ve dünyalıklara teslim etmez… Hz. Peygamberin (sav) tanımlamasıyla tatlı ve taze / cazip / hazır olan dünya, çoğu zaman bir imtihanda olduğunu unutan Müslümanlar için korkunç bir girdap haline geliyor. Kişi, kapıldığı girdabın baş döndürücü cazibesi karşısında kendinden geçiyor. Girdaba gark oldukça ne yaptığını bilemez, etrafını göremez oluyor. Çekimin gücüne göre ya kurtuluş umutlarını kaybediyor veya çoğu zaman olduğu gibi bir kurtuluş ihtiyacı dahi duymuyor, kapıldığı akıntının olmaması gereken bir durum olduğunu ve çıkışın burada bulunduğunu vehmediyor.İster bir Müslüman kardeşinin makam, mevki, mal, mülk, kadın gibi kişisel kapılmaları olsun, ister topluluk / cemaat halinde kendilerine sunulan iktidar, çokluk / tekâsür gibi dünyevî imkanlara kapılması olsun, bu durumlara seyirci kalmak, kendi tercihleri deyip kenara çekilmek, yapacağı uyarı, nasihat vb. imkanlar varken "ne halleri varsa görsünler" deyip el uzatmamak kardeşini dünyaya teslim etmektir.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  5. #5
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    "Kim kardeşinin ihtiyacını karşılarsa Allah da onun ihtiyacını karşılar."
    .
    Yaşadığımız dünya ihtiyaçlar dünyası. Kendi kendine yetmek, kimseye ve hiçbir şeye ihtiyaç duymamak, el-Ganî olan Allah'a aittir. "Ben kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değilim" yaklaşımının eğer istiğnadan kaynaklanıyorsa kişiyi müstekbir kılacağı gayet açıktır. Öte yandan bu ihtiyaçlar dünyası bizi, kimseye muhtaç olmayıp herkesin kendisine muhtaç olduğu Allah'a yöneltiyor ve ondan ihtiyaçlarımızın giderilmesini istiyor isek söz konusu hadis-i şerif bize bunu yolunu gösteriyor: Kardeşinin ihtiyacını gider.
    .
    Hem değil mi ki kardeşiz; o halde kardeşliğimizin en tabii ve zorunlu yansıması olan kardeşimizin ihtiyacını gidermekten kaçınmak bizi nası kardeş kılar ve Allah'ın bize el uzatmasına vesile olur ki?
    .
    "Kim bir kardeşinin dünya sıkıntısını giderirse Allah da onun ahiret sıkıntısını giderir."
    .
    İslâm bize derin ve yakîn bir ahiret bilinci aşılar. Bu bilinç ise bizi ahirete dair endişe sahibi kılar. Ahiret endişesinin biz Müslümanlarda uyandırdığı en önemli husus kurtuluş endişesidir. Hem kıyamet gününün sıkıntıları, hem hesap ve hem de hesap sonrası varılacak yer, bilinç sahibi her Müslümanı korkutur. Tüm bu sıkıntılardan kurtulma Rabbimizden istediğimiz en temel duadır. Ancak biz hem Kur'an'dan hem de Allah Rasûlü'nün sünnetinden öğreniyoruz ki, kavli duaları fiili dualarla gerçekçi kılmak gerek.
    .
    Bu çerçevede ahiret sıkıntısını giderecek en gerçekçi dua kardeşinin dünya sıkıntısını gidermektir. Hem dünya sıkıntısına karşılık ahiret sıkıntısı, ne büyük bir cömertlik… Bu cömertliğin farkına varmak için kardeş olduğumuzun bilincinde olmak gerek. "Kardeşim" dediğin kimse sıkıntılar içince iken senin rahatlığın sizi nasıl kardeş kılabilir ki? Hem bu kardeşlik ne işe yarar ki? Allah'ın senin ahiret sıkıntılarını gidermek için elinden gelen gayreti göstermek ve seyirci kalmamak gerek.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  6. #6
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    "Kim bir kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter."
    .
    Ne büyük müjde! Ayıplarının dökülüp saçılmasından utanan iffet sahibi Müslümanlar için ne güzel müjde! Utanmayan için söze ne hacet? Şu dünya hayatında hangimiz ayıplı değiliz ki? Bulunduğumuz bir yerde bir kardeşimizin bildiği bir ayıbımızın dile getirilmesi bizi ne kadar üzer ve söylenebilecekken saklaması bizi ne kadar ferahlatır? Saklandığında kişiliğimizin de korunduğunu görürüz. Saklanmazsa kişiliğimize gelen halelden dolayı çoğu zaman beraberlik / kardeşlik ortamlarımızı da terk ederiz. (Ki bu sebeple büyük bir hataya daha düşmüş oluruz!)
    .
    Settar olan Allah'ın ayıplarımızı örtmesi ise daha büyük bir anlam ifade eder. Yani Allah senin ayıplarını görmezlikten gelip onları yok sayıyor. Değil mi ki bu durum ahirette gerçekleşiyor ve bizim beraatımızı hazırlıyor? O halde ne diye kardeş dediğim, kardeş bildiğim, kendisi vesilesiyle kurtuluşa ereceğim Müslümanların ayıplarıyla yaşayayım? Üstelik kendimde de onca ayıp varken…
    .
    Bir parantez arası olarak, eğer kardeşimin ayıbı, kusuru başka kardeşlerime zarar verecek ve onların haklarına ve şahsiyetlerine halel getirmeyecekse ahlâka ve hukuka uygun olarak düzeltilmeli, haber verilmelidir.
    .
    Yeniden Rasûlallah'a (sav) kulak verelim:

    .
    "Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun!"

    Kurtuluş hem dünyada hem de ahirette kardeş olmaktır.


    .
    Dipnotlar:1. Hud: 46.2. Buharî, Mezalim, 3; Müslim, Birr, 32.

    Necmeddin Irmak
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  7. #7
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    Bilgi
    İslâm dininin iman esasları ile ahlâki hükümlerini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimiz (sav) şöyle buyurdular: Sû-i zandan (müslümana yersiz töhmetten) sakınınız. Zira sû-i zan, sözün en yalanıdır.

    Tehassüs (kulak hırsızlığı) yapmayınız. Tecessüste bulunmayınız. (Birbirinizin gizli hal ve kusurunu araştırmayın). Kötülükte yarışmayınız Birbirinize hasetlik etmeyiniz. Birbirinize buğz etmeyiniz.

    Birbirinizden yüz çevirmeyiniz. Ey Allahın kulları, kardeş olunuz! (Sahih-i Buhari-K. Edeb) Muminlerin birbirlerini sevmesi, kelime-i şehâdetin keyfiyetine dayanan bir hadisedir. Günümüzde yaşayan müslümanların; önce “Nizam-ı Âlem” idealini esas alan devletlerini, sonra birbirlerine karşı olan sevgilerini kaybettiklerini söylemek mümkündür.

    Sahih bir iman ve bu imana dayanan sevgi (saygı) yeniden ihya edilmediği müddetçe imtihanı kazanmak kolay değildir. muminlerin birbirlerini Allah (cc) için sevmeleri, fütüvvet ahlâkının zaruri bir sonucudur.
    Yazar : Risale Forum
    Konu ABDULLAH tarafından (13-03-2014 Saat 12:00 ) değiştirilmiştir.
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  8. #8
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    Sû-i Zandan (Müslümana Yersiz Töhmetten) Sakınınız. Zira Sû-i Zan, Sözün En Yalanıdır.



    Zan kelime olarak; sanmak, tahmin etmek ve vehmetmek gibi anlamlara gelmektedir. Fenalık ve kötülük gibi anlamları ifade eden ‘sû’ kelimesiyle birleşip bir terkip oluşturulduğunda ise; kötü zan, kötü tahmin ve kötü vehm gibi manaları ifade eder.

    Gerçekle hiçbir alakası olmadığı içindir ki sû-i zan; müslümanı yersiz töhmette bırakan iftira hükmünde büyük bir yalandır.

    Aynı zamanda kalbî bir dedikodu olan sû-i zan; kalbî amellerin de en çirkin ve en kötülerindendir. Rab Teâlâ buyuruyor: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (Birbirinizin kusurunu araştırmayın). Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat, 12)

    Hiçbir ilme ve bilgiye dayanmayıp bomboş bir vehimden ibaret olan sû-i zan; maznun konumundaki insanların onurlarını, şeref ve haysiyetlerini helak eder. Pek çok boyutuyla bir zulüm olduğu içindir ki sû-i zan kul için helak olma vesilelerindendir. Nitekim Allah Azze ve Celle öyle buyuruyor: “Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.” (Fetih, 12)

    Kötü zan; verimsiz, bereketsiz ve Allah (cc)’ın rahmetinden mahrum olan kalplerin faydasız meyvelerindendir. Sevgisiz kalplerin zararlı amellerindendir.

    Bâtınî büyük günahlardan olan sû-i zannın en kötüsü ise Allah (cc)’a karşı bulunulanıdır. Allah Rasûlü (sas) buyurdular: “Büyük günahların en büyüğü, Allah’a karşı sû-i zanda bulunmak ve kötü düşünmektir.” (İbn Mace, Tefsir)

    Müslüman şahsiyete yakışan odur ki, asla sû-i zanda bulunmamanın yanında kardeşlerini de sû-i zana düşürecek hal, tavır ve davranışlardan da kaçınmasıdır. Çünkü böyle davranışlar şeytanın ve şeytanlaşmış insanların işine yarayacaktır.

    Allah Rasûlü (sas)’nün pak eşlerinden Safiye (r.anha) validemiz bildiriyor:
    Rasûlullah (sas) itikâfta idi. Bir gece kendisini ziyarete gidip konuştum. Sonra kalkıp (eve) dönmek istedim. Rasûlullah (sas) da beni evime getirmek için benimle birlikte kalktı. Ensardan iki adam karşımıza çıktı. Rasûlullah (sas)’ı görünce süratlendiler. Rasûlullah (sas):

    €œAğır olunuz, telaşlanmayınız! O, Huyey’in kızı eşim Safiye’dir.” buyurdu. Adamlar:
    €Allah’ı tesbih ederiz. (Hakkınızda asla kötü bir şey düşünmeyiz) ya Rasûlallah!” dediler. Rasûlullah (sas);
    Şüphesiz şeytan insan (ın damarların)da kanın aktığı gibi akar. Sizin kalbinize bir şey –veya bir şer- atmasından endişe ettim.” buyurdular. (Buhari, Edeb)

    Sû-i zan yüce dinimizce haram kılınmış kesin bir yasaktır. Bu vesile ile sû-i zanda bulunan kişinin hem tevbe etmesi ve hem de hakkında sû-i zanda bulunduğu kişiden helallik alması gerekir. Zira sû-i zan aynı zamanda kul hukukuna tecavüz etmektir.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #9
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    Tehassüs (Kulak Hırsızlığı) Yapmayınız!



    Tehassüs kelime olarak; hassaslaşma ve duyarlı hale gelme anlamlarındadır. Istılahta ise tehassüs; dinleyicilik etmek, herkesin sohbetine kulak verip dinlemek, haklarında haber toplamak, kulak kabartmak, kapı, pencere ve gizli konuşmaları dinlemek gibi anlamlara gelmektedir.

    İbn Ebu Hatim (rh. a)’in rivayetine göre İmam Evzâi (rh. a), tehassüs hakkında şunları söylemiştir: “Tehassüs; bir kavmin konuşmalarını, onlar istemediği halde dinlemek veya kapılarını dinlemek anlamına gelir.

    Allah Azze ve Celle, Müslümanların birbirleri aralarındaki tehassüsü de tıpkı tecessüste olduğu gibi şiddetle yasaklamıştır. Zira tehassüs; Müslümanların mahrem hallerinin ifşa edilmesine ve dolayısıyla onların izzetlerinin zedelenmesine vesile olacağındandır ki, hiçbir müslümana yakışmayan çok çirkin bir harekettir. Böyle bir hareket müslümanlar arasında güven duygusunun azalmasına ve fitnenin yayılmasına sebep olacağından dolayı ümmetin birliğini ve dirliğini bozacaktır.

    Tehassüs edenlerin dünyada hiç kimse tarafından güvenilmeyen ve istenilmeyen insanlardan olacakları gibi ahiretteki cezâsını ise Allah Rasûlü (sas) şöyle bildiriyor: “Her kim, bir cemiyetin duyulmasını istemedikleri yahut bundan kaçındıkları bir haberini işitmeye kalkışırsa, kıyamet gününde onun iki kulağına kurşun dökülür.” (Buhari, Ta’bir)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  10. #10
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 91- Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!

    Tecessüste Bulunmayınız! (Birbirinizin Gizli Hal ve Kusurunu Araştırmayın


    Kelime olarak dikkat, gayret ve hararetle araştırma, herhangi bir şey hakkında bilgi toplama, herhangi bir şeyin iç yüzünü araştırma ve bir şeyi gözetleme gibi anlamlara gelen tecessüs; ıstılahta ise başkalarının gizli yönlerini, hata, kusur ve ayıplarını araştırmak demektir.

    Tecessüsün kaynağında kıskançlık, haset etme ve çekememe olacağı gibi, kişinin kendini ilgilendirmeyen hususlardaki merakını giderme iştiyakı da olabilir.

    Hoşlanmadıkları halde insanların özel işlerini araştırmak, onların gizli hallerini ve kusurlarını soruşturmak muvahhit Müslümanların ahlakından olamaz. Zira tecessüs, Kur’an-ı Kerim’de; “Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın” emri ile yasaklanmış olan şen’i bir fiildir.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222