Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/2 İlkİlk 12
18 sonuçtan 11 ile 18 arası

  1. #11
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    Temel anlamı imtihan demek olan fitne, daha sonraları küfür ve her türlü günah ve kötülükler manasında kullanılmaya başlanmış. Ayrıca insanlar arasında oluşan ayrılıklar, ihtilaller, eşkiyalık, dedikodu, söz götürüp getirme, anarşi ve kavga da fitne adını almış. Bugün ise bu kelime daha çok dedikodu, söz götürüp getirme, ayrılıkçılık ve anarşi gibi manalara gelmekte.

    Fitnenin bu gün kazanmış olduğu manaya baktığımızda, onun insanlığın barış ve huzuruna yönelik bir tehdit olduğunu anlarız.

    Bu anlamıyla bugün
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    şikayetçi olmayan var mı?

    Birliğimizi, dirliğimizi bozan ve hayırlara yürüyüşümüzün önünü kesen fitnenin kaynağı ne olabilir?

    Yaşadığımız fitne kabilinden olayları her ne kadar zahirî sebep-sonuçlara göre açıklamaya çalışsak da, bilmeliyiz ki şeytan Ademoğlunun apaçık bir düşmanıdır ve onların Allah’ın dininde kardeş olmalarını ve birbirlerini sevmelerini kıskanır. Bu birliği bozmak için fitneyi bir silah olarak kullanır. İnsanların kalbine fitneye sebep olacak günah tohumları atar. Kalpte kabul görüp büyüyen her günah, azaların masumiyetini bozar ve onları günaha sürükler. Böyle bir insan da artık cemiyette bir fitneci olarak dolaşır ve yaşadığı toplumun uyumunu, birlik ve beraberliğini bozan bir unsur haline gelir. Böylece her günah bir fitne sebebi olur.

    FİTNEDEN KURTULUŞ REÇETEMİZ


    Müminleri bizzat Alemlerin Rabbi kardeş ilan etti. Kardeşler nasıl birlik-dirlik içinde olacaklarsa biz de öyle olacağız. Aramızı bozan, bizi ayrılığa gayrılığa götüren fitne tuzaklarına düşmeyeceğiz. Ama nasıl?

    Uzun tartışmalara, teorik izahlara çok ihtiyaç yok aslında.

    Allah Rasulü, çok basit ve uygulanabilir şekliyle çözümler sunuyor.

    “Rasulullah A.S., bir gün sabah namazını kıldırdı, sonra minbere çıktı ve konuşmaya başladı. Konuşması öğleye kadar devam etti. Minberden indi, öğle namazını kıldırdı ve tekrar minbere çıktı, ikindi vaktine kadar devam eden bir konuşma yaptı. Sonra minberden indi, ikindi namazını kıldırdı. Yeniden minbere çıktı ve konuşmaya başladı. Bu konuşması da güneş batıncaya kadar devam etti. Meydana gelmiş ve bundan sonra meydana gelecek olan herşeyi bize haber verdi.” (Müslim)

    Tam bir gün süren bir konuşma. Efendimiz A.S.’ın genel tutumundan çok farklıydı. O çok az konuşur, bununla birlikte çok geniş manaları ifade ederdi. Fakat Sahabe-i Kiram’dan Amr b. Ahtab R.A.’ın bu sözleri, çok özel ve çok önemli bir durumu haber vermekte. Acaba Hz. Peygamber A.S.’ı bir gün boyunca konuşturan bu önemli konu ne olabilir?

    Sahabe’den Huzeyfe R.A., bu konuşmanın kıyamete kadar çıkacak olan fitnelerle ilgili olduğunu anlatıyor. Küçük-büyük birçok fitnenin çıkacağını ve bunların “sıcak yaz rüzgarları gibi” bütün dünyayı kasıp kavuracağını bildiriyor.

    Konuyla ilgili nakillerden anlıyoruz ki, Sahabe-i Kiram, Hz. Peygamber A.S.’ın bu konuşmalarından çok etkilenir ve fitnelerden nasıl kurtulacaklarını sorarlar.

    İşte Efendimiz A.S.’ın gösterdiği kurtuluş reçetesi:

    1- Dilini korumalı ve hiç kimse hakkında konuşmamalıdır. Çünkü fitne ortamında dil, kılıçtan daha kötü sonuçlar doğurur. (Ebu Davud, Tirmizî)

    Fitne zamanında insanlar hakkında konuşmak, şeytan tarafından çok cazip gösterilir. Kişi konuştukça iyi bir iş, hatta ibadet yaptığını düşünür. Halbuki bu tür konuşmaların kanayan yarayı kaşımaktan farkı yoktur.

    2- Fitne ile ilgili her türlü faaliyetten uzak durmalı. Çünkü fitne ortamında oturan, ayakta durandan; ayakta duran yürüyenden ve yürüyen koşandan daha hayırlıdır. (Müslim)

    3- Kendisini koruyacak bir sığınak edinmeli. Çünkü Efendimiz A.S., “Fitne ortamından kim bir sığınak veya korunak bulursa oraya sığınarak kendini korusun.” buyurur. (Müslim)

    Fitne, insanı Allah’tan uzaklaştıran her türlü karışıklık ve olumsuzluklardır. “Hasır üzerine yatan insanın bedeni çizgi çizgi o hasırdan izler taşıdığı gibi, fitneler de kalbe o şekilde tesir eder. Onları benimseyip özümseyen kalplerde, fitneler birer siyah nokta şeklinde yer eder.” (Buharî, Müslim) hadisinde belirtildiği gibi fitnelerin hedefi insanın kalbidir. O halde bu manevi düşmandan koruyacak manevi bir sığınak aramak gerekir. Fitnelerden koruyacak bu sığınak ise önünde bir takva imamı bulunan ve bütün derdi Sünnet hayatını yaşamak olan cemaattir.

    4- Kendi yaşantısına dikkat etmeli ve ibadet hayatını Sünnet’e uygun bir canlılıkta devam ettirmeli. (Tirmizî) Başka bir ifade ile Rabbi ile arasını düzeltmeli. Farz ibadetlerden sünnet ve müstehap amellere kadar gücü yettiğince günlük hayatını süslemeli. Cemaatle ve tek başına yapmış olduğu tesbihleri ve zikirleri aksatmamak için özel bir gayret içinde olmalı.

    5- İşinin hakkını vermeli. Kendi üzerine düşen işle meşgul olmalıdır. Fitne ortamına çekecek faaliyetlerden kaçınmalıdır. Çünkü fitne adeta bir girdap gibi ucundan bulaşanı çekip, merkezine alır. (Buharî, Müslim)

    Ticaret ile uğraşanlar, memurlar, amirler kısaca her iş sahibi adaletli davranmalı, kul hakkı yememeye özen göstermelidir. İnanan insan hiç konuşmasa dahi, Sünnet’e uygun yaşantısı çevresindekilere örnek olmalıdır.

    6- Hiçbir müminin reddedemeyeceği güzel ve hayırlı faaliyetlerle meşgul olmalı. Kur’an ve Sünnet hayatının inanan ve inanmayan herkese ulaştırılması konusunda gerekli olan her türlü faaliyet bunun içine girer. “Fitne ortamında insanların en hayırlısı kimdir?” şeklindeki bir soruya Resulullah A.S. Efendimiz şöyle cevap vermiştir: “Hayvanları ile meşgul olup onların hakkını veren, Rabbine ibadet eden ve atının başını düşmana çevirip onları korkutan kişidir.” (Tirmizî)

    Günümüzde çeşitli sebeplerle kötü ortamlara düşmüş olan insanlar, kendilerine uzanacak bir dost eli bekliyorlar. Bize düşen en büyük vazife, yukarıdaki şartların yanında, bütün gücümüzü bu tür insanlarla ilgilenmeye sarfetmektir.

    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #12
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    SAHABE VE SELEFİN FİTNE ANLAYIŞI
    Ebubekir Sifil

    Kur’an’da pek çok ayette geçen “fitne” kelimesi, içinde geçtiği ayetlere göre değişik anlamlar ifade eder. Deneme, imtihan, şaşırtma; günaha girmeye, bozgunculuğa, eziyete sebep olan şey, doğru yoldan sapma ve bela sebebi, kargaşa, bela, azap, musibet gibi manaları bunlar arasında sayabiliriz.

    Kur’an’daki kullanımlarını topluca dikkate aldığımızda, fitne kelimesinin kullanılış tarzı hakkında şöyle bir çerçeve çizmemiz mümkündür: Fitne kelimesi Kur’an’da Allahu Tealâ’dan gelen bir şey hakkında kullanıldığı yerlerde ilahî bir hikmeti; Allahu Tealâ’nın emri olmaksızın kuldan kaynaklanan bir durumu anlattığı yerlerde ise, yerilmeyi ve kınanmayı hak etmiş bir durumu anlatır.

    Hadislerdeki kullanım tarzlarına gelince: Genellikle hadis kitaplarının “fiten” ve “melâhim” bölümlerinde ve “Kitabu’l-Fiten” ismiyle ayrıca hazırlanmış hadis kaynaklarında fitne kelimesi, ferdî ve toplumsal bozulma, kargaşa, iç karışıklık durumlarını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bunun yanı sıra hadislerde bu kelimenin “kabir fitnesi”, “mal/zenginlik fitnesi”, “evlad u ıyal fitnesi” “fakirlik fitnesi”, “Deccal fitnesi” gibi farklı konuları anlatmak üzere kullanıldığı da dikkat çeker.

    Sahabe ve Selef fitne kelimesinden ne anlıyordu?

    Sahabe ve Asr-ı Saadet’ten hemen sonraki ilk alimler, fitne kelimesini Kur’an ve hadislerdeki anlamlarına paralel olarak iki kapsamda kullanmışlardır: Ferdî plânda, fakirlik, zenginlik, evlad u ıyal gibi kendisiyle kişinin imtihan edildiği şeyleri anlatmak üzere ve toplumsal planda da Kur’an ve Sünnet’e dayalı, murad-ı ilâhiye uygun olarak yaşanan emniyet, istikrar, birlik-beraberlik ve huzurun bozulmasına ve geniş çaplı iç karışıklık halinin ortaya çıkmasına sebep olan olayları kastederek.

    Mesela Muaz b. Cebel (R.A.) şöyle der: “Sizler darlık fitnesiyle imtihan edildiniz; buna sabrediniz. Bolluk fitnesiyle de imtihan edileceksiniz…” (İbnu Ebî Şeybe)

    Burada fitne kelimesi, ferdî plânda kişinin imtihan edildiği hususları anlatmak üzere kullanılmıştır.

    Yine Sahabe’den Abdullah b. Selâm (R.A.) da şöyle der: “İnsanlar, Hz. Osman’ın katledilmesiyle, kendi üzerlerine kıyamete kadar bir daha kapanmayacak bir fitnenin kapısını açtılar.” (İbnu Abdilber)

    Burada ise, “fitne”nin toplumsal boyuttaki kargaşa, birlik ve dirliğin bozulması anlamında kullanıldığını görüyoruz.

    Aşağıdaki nakilde ise “fitne” kelimesinin, yukarıda zikrettiğimiz iki anlamı da kapsayacak tarzda kullanıldığı dikkat çeker:

    Hz. ömer (R.A.) bir gün yanındakilere, “Kim bize fitnelerden bahsedecek?” diye sorar. Hz. Huzeyfe (R.A.) “Ben” der ve şöyle devam eder: “Kişinin evlad u ıyali dolayısıyla düşeceği fitneye, sadaka, namaz ve oruç kefaret olur.” Hz. Ömer (R.A.), “Ben bu tür fitneyi kasdetmemiştim. Benim kasdettiğim, deniz dalgaları gibi dalgalanacak olan fitnedir” deyince Huzeyfe (R.A), “Seninle o fitne arasında kapalı bir kapı vardır” der. (Buharî, Müslim, Tirmizî)

    Bu minval üzere devam eden bu hadiste Sahabe’nin, “fitne” kelimesini yukarıda zikrettiğimiz iki anlamda da kullandığı görülür.

    Aynı şekilde Tabiun’dan Said b. el-Müseyyeb (Rh.A.) şöyle der: “İlk fitne -yani Hz. Osman (R.A.)’ın şehid edilmesi- vuku buldu ve (ondan itibaren ikinci fitneye kadar) Bedir Savaşı’na katılmış sahabilerden kimse kalmadı. Sonra ikinci fitne -yani Harre Vakası- vuku buldu ve (ondan itibaren üçüncü fitneye kadar) Hudeybiye’de bulunanlardan kimse kalmadı. Sonra üçüncü fitne vuku buldu ve sahabilerin hepsi vefat edene kadar kalkmadı.” (Kaynaklarda, Buharî ve Abdürrezzâk tarafından nakledilen bu rivayette geçen “üçüncü fitne” nin, Ebû Hamza el-Haricî adlı kişinin isyan hareketi olduğu zikredilir.)

    Yine Tabiun’dan İbn-i Sirîn’in, Hadis ilminde son derece önemli olan “hadisi nakledenleri sorma” hadisesi hakkındaki meşhur sözü şöyledir: “Fitne zuhur edene kadar hadisleri toplayanlar isnad aramazlar (hadislerin rivayetçi zincirlerini sormazlar)dı. Ne zaman ki fitne zuhur etti: “Bize ravilerinizin adlarını söyleyin” demeye başladılar…” (Müslim)

    Burada “fitne” kelimesinin, yukarıda zikrettiğimiz ikinci anlamda, yani İslâm’ın getirdiği toplumsal emniyet, huzur ve istikrarın bozulup, geniş çaplı iç karışıklıkların çıkması anlamında kullanıldığı açıktır.

    Fitne kelimesinin yanlış anlaşılmasına bir örnek:

    Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın (R.A.) Haricî bir genç ile tartışırken aralarında geçen şu konuşma, fitne kelimesinin Sahabe’de nasıl bir çağrışım alanına sahip olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterir:

    Haricî:

    - Ey Ebu Abdurrahman! Allah’ın Kitab’ında zikrettiği şu ayeti işitmiyor musun?: “Eğer mü’minlerden iki zümre birbiriyle vuruşursa, aralarını bulup barıştırın. Eğer onlardan biri diğerine karşı halâ saldırıyorsa, o saldırganla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın” (Hucurat/9) Allah’ın Kitab’ında zikrettiği gibi müslümanlar arasındaki harbe katılıp savaşmaktan seni nasıl bir düşünce uzak tuttu?

    İbn-i Ömer (R.A.):

    - Ey kardeşimin oğlu! Okuduğun bu ayeti delil edinip müslümanlarla savaşmaktansa, Yüce Allah’ın, içinde büyük tehditler zikrettiği şu ayeti delil getirip, ona göre hareket etmem bana daha sevimlidir: “Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebedî kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap ve lânet etmiştir ve ona çok büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa, 92)

    Haricî:

    - Allahu Tealâ, “Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamıyla Allah’ın oluncaya kadar onlarla muharebe edin” (Enfâl/39) buyuruyor.

    İbn-i Ömer (R.A):

    - Biz Rasulullah zamanında müslümanlar henüz sayıca az iken, o harbi müşriklere karşı yaptık. O zaman kişi dini hususunda fitneye, musibete uğratılır ve kendisine baskı yapılırdı. Müşrikler ya onu öldürürler veya sımsıkı bağlarlardı. Nihayet müslümanlar çoğaldı; artık hiçbir fitne kalmadı. (Buharî)

    Abdullah b. Ömer (R.A.) burada, Haricî gencin zikrettiği ayetteki fitne kelimesinin, müslümanlar arasındaki ihtilafı değil, küfür ve şirki ifade ettiğini anlatır. Haricî genç ise bu kelimeyi, müslümanlardan bir grubun görüşünü diğerlerinin kabul etmemesinden doğan ihtilaf olarak anlamış ve Enfal Suresi 39’uncu ayete dayanarak onlarla savaşmanın bir görev olduğu şeklindeki yanlış sonuca varmıştır.

    Günümüzde fitne anlayışı

    Günümüzde fitne kelimesi, halk arasında çoğu kere yanlış olarak hal-i hazırdaki durum ve gidişatın değişmesine veya bozulmasına yönelik herhangi bir girişimi anlatmak için kullanılmakta. Üstelik bu durum ve gidişat nasıl olursa olsun! İsterse İslâm ile taban tabana zıt olsun! Oysa şu hususun iyice bilinmesi gerekir ki, İslâm’a aykırı herhangi bir durum ve anlayışın bizzat kendisi fitnedir ve istikrarın korunması, birlik-beraberliğin bozulmaması gibi gerekçelerle muhafaza edilmeye çalışılması bizzat “fitne”nin muhafaza edilmeye çalışılması anlamına gelir.

    Nitekim İbn-i Abbas, Katade, Mücahid, Hasan-ı Basrî, Süddî ve daha birçok müfessir, yukarıdaki rivayette geçen Enfal/39 ayetindeki “fitne” kelimesinin “şirk” anlamında olduğunu söylerler. İbn-i Zeyd ve daha başkaları da “küfür” anlamında olduğunu ifade ederler.

    Bu görüşleri nakleden Taberî ve Kurtubî gibi müfessirler de, bu tefsir şekillerini esas alarak konuyu şöyle açıklarlar: “Müşriklerle savaşın; ta ki Allah’a şirk koşulmasın ve O’ndan başkasına ibadet edilmesin. Putlara ve sahte ilâhlara kulluk edilmesin. Böylece yeryüzünde Allah’ın kulları üzerindeki küfür ve şirk belası ortadan kalksın ve kâfir ve müşriklerin müminlere uyguladığı eza ve cefalar son bulsun.”

    Bütün bunlardan anlıyoruz ki, yüce dinimizin bizden istediği şeyleri fert ve toplum olarak arzu edilen seviyede yerine getirmekten bizi alıkoyan ne varsa fitnedir. Yerine göre varlık ve yokluk, yerine göre evlad u ıyal, yerine göre toplumsal kargaşa ve huzursuzluk, yerine göre Deccal… Bütün bunlar, dinimizi ideal ölçülerde yaşamamıza ve hayatımızı sırat-ı müstakim üzere sürdürmemize engel teşkil ettikleri anda, birer fitnedirler.

    Ne türlü olursa olsun, hayatımızı rıza-yı ilâhî doğrultusunda yaşamamıza mani olan her türlü fitne konusunda Tabiun’un ileri gelenlerinden ibn-i Ebî Müleyke’nin şu duasıyla Rabbimize iltica edelim:

    “Allah’ım! Geriye (İslam öncesi cahiliye anlayışına) dönmekten yahut dinimizde fitneye uğramaktan sana sığınırız.” (Buhârî, Müslim)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  3. #13
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    “fitne Uykudadir…” Ya Siz!...

    Nedir fitne?

    Müslümanın basiret gözünü körelten ve onu mümin kardeşleriyle kavgalı duruma getiren unsurların başında fitne, fesat ve iftira gelir Bu üç şerden uzak durmayanlar, kısa zamanda en yakın dostlarıyla kavgalı duruma düşerler Fitnenin 'anarşi, günah, şirk, bozgunculuk, belâ' gibi anlamları vardır

    Bu kavram aynı zamanda, 'kulu iyi veya kötü şeylerle deneme, manevî çöküntü, sosyal kargaşa ve keşmekeş' demektir Bu davranışlar Müslümanlar arasında, bölücülük yapmaya, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmaya, basit meseleler karşısında bile isyana, kışkırtmaya zemin hazırlar Fitne, insanın aklını ve imanını hakikatten saptıran unsurdur Bu da toplumsal huzura dinamit koymaktan farksızdır

    Bunlarla birlikte fitne; altını ateşte eritip, cevherini cürufundan ayırma işlemine verilen isimdir Konumuzla pek ilgisiz görünse de iyi düşününce irtibat kurmakta zorlanmayız Zira bu fani âlemde fitnelerle imtihan ediliyoruz İmanı sağlam temellere dayananlar, fitne ateşlerinde kavrulmaktan kurtuluyor Ateş onları daha da güçlü kılıyor Ötekiler ise kavurucu sıcağa dayanamayarak teslim oluyor Hz Mevlana'nın kendini ifade ederken kullandığı üç özlü söz her şeyi izah ediyor: "Hamdım, piştim, yandım" Bütün mesele, kıvamını bulmaktır

    Bir hadis-i şerifte Hz Muhammed (sav): "Fitne uykudadır Bunu uyandırana, Allah lanet eylesin!" buyurmuştur Bu, mübarek dudaklardan dökülen ne büyük bir bedduadır Bedduadan şiddetle kaçınan Resul-i Ekrem Efendimiz söz konusu fitne olunca, bu hususta sözünü sakınmamıştır Fitne fesat güruhunu şiddetle zemmetmiştir Bu da sanırım meselenin ehemmiyetini anlatan mühim bir ihtardır, konunun hulasasıdır

    II Bin yılın müceddidi olan İmam-ı Rabbanî Hazretleri "Zamanımız fitne zamanıdır ve yakındır ki, fitneler dünyayı sarar" diyerek biz insanları bu konuda uyarmaktadır Kin, nefret ve kıskançlıklar fitne tohumlarının münbit topraklarıdır Bunlardan uzak durmak lazımdır Bu çağda fitne ve fesat daha çok Batılı fikirlerden neşet ediyor Batılı fikirler, zihinlerimize kezzap döküyor; hafızalarımızı tarumar ediyor Lakin yolumuzu bir türlü oradan ayıramıyoruz Dini anlamda temsili kıblemiz Kâbe olsa da zihinlerin kıblesi Paris'i gösteriyor

    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  4. #14
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    Ruhlarımız fitne-fesat çöplüğü gibi…

    Günümüzde iki insan bir araya gelse; dedikodu, fitne, fesat ve iftira ardı sıra geliyor Yakın dostlarımız da dâhil olmak üzere insanları çekiştirmekten adeta doyumsuz bir zevk alıyoruz Kişilerin üstün yanlarını göz ardı ediyor, hep açık ve zaaf arıyoruz Ruhlarımız fitne fesat çöplüğüne dönmüş… Bu eylemleri yaygın olarak yaptığımız için, ettiğimiz ibadetler de yavan kalıyor Namazlarımız, oruçlarımız ve zekâtlarımız bizi semalara uçurmuyor, aksine yere çiviliyor Çünkü ibadetin makbulü samimiyetinden ileri gelir

    Müslümanları fert ve toplum olarak birbirine düşüren fitne, göründüğünden daha tehlikelidir Çünkü bu fiil İslam kardeşliğinin köküne dinamit koyar Fertlerin dayanışmasını dağılmaya dönüştürür Huzur, güven ve kaynaşma; yerini iç sıkıntısına, şüpheye ve kopukluğa bırakır Zihinlerimiz allak bullak olur Bunun içindir ki Kur'an-ı Kerim'in otuz dört ayetinde fitne kelimesi geçmektedir Bunlardan birkaçını şöyle sıralayabiliriz:

    "Kâfirler birbirinin dostları, yardımcılarıdır Sizin aranızda dostluk olmazsa yeryüzünde kargaşa, fitne ve büyük bozgun çıkar” ( Enfal,73) "Fitneden sakının" (Enfal,25) "Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak için ayetleri kendilerine göre yorumlar" (Âl-i İmran,7) "Onlar öyle sapıklar ki, yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar" (Bakara,27) "Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez" (Maide,64) "Mallarınız, çocuklarınız, sizin için fitnedir (imtihandır) (Tegabun,15)

    Fitne ruh daralmasına davetiye çıkarır; inşiraha engeldir Allahu Teala Hazretleri, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de; "Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür" (Bakara,191) diyerek, hadiseye bambaşka bir önem ve boyut kazandırmıştır Bu ayetin iyi düşünülmesi ve hayatımızın bu doğrultuda tanzim edilmesi şarttır Aksi halde farkında olmadan kapkaranlık çıkmazlara sürükleniriz Peygamber Efendimizin; "Ya Rabbi, dirilerin ve ölülerin fitnesinden sana sığınırım" şeklindeki duası, fitnenin peygamberleri bile hedef aldığını, ‘ismet’ (günahtan uzak olmak) sıfatına mazhar olan bu büyük insanların bile, fitne hususunda Allah'a sığındığını göstermektedir Durum bu iken, biz zayıf ümmetlerin durumunun ne kadar vahim olduğunu varın siz düşünün, adımınızı denk atın!


    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  5. #15
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    Fitneden uzak durmak için

    Fitneden uzak durmak için Hak ve hakikat yolunda taviz vermeden ısrarla yürümeliyiz Helal dairesini zorlamamalıyız Batıla tevessül etmemeliyiz Allah'ın çizdiği sırat-ı müstakimde daim ve sabit kalmalıyız Dostluğu ve İslam kardeşliğini geri plana itmemeliyiz Bu tavır ve davranışlar geleceğimizin, uçurumlara sapmadan düz bir çizgide ilerlemesini sağlayacaktır Rabbimiz, biz unutkan kullarını bu hususta şöyle uyarmaktadır: "Allahu Teâlânın emirlerini yerine getirmez, kendi aranızda dost olmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur" (Enfal,73)

    Rahmet Peygamberi Resulullah Efendimiz, Müslümanların aralarındaki samimiyeti ve güveni tesis etmek için çok büyük gayretler göstermiştir Onları, birbirine düşürecek fiillerden uzak tutmaya çalışmıştır Fitne ve fesat illetinden uzak durmamız için biz insanları uyarmıştır Bununla ilgili olarak fitnenin zemmine dair bir kısım hadisleri dikkatinize sunmak istiyorum:

    "Kıyamet yaklaştıkça fitneler çoğalır Böyle zamanlarda; kenarda kalan ileri atılandan, oturan ayakta olandan, ayakta olan yürüyenden, yürüyen de koşandan hayırlı olduğu için evinizde oturun, fitneye karışmayın! (Ebu Davud) Fitne zamanında evinizde oturun, günahlarınıza tövbe edin, dilinizi tutun, kendi işinize bakın, başkalarının işine karışmayın!… (Ebu Davud; Nesai) İnsanın fitneden selamet kalması, evine kapanıp kalması ile mümkün olur… Fitne, fırtına gibi insanları savurduğu zaman, âlim ilmi ile kendini fitneden korur… Fitneden sakının! Söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile çıkarılan fitne gibidir… Ne mutlu fitneye karışmayana… Fuhuş yayılınca fitne çoğalır… Fitneler artmadıkça, kıyamet kopmaz… Ahir zamanda, âlim ve ilim azalır, cahillik artar Cahil ve sapık din adamları, yanlış fetva vererek fitne çıkarır, doğru yoldan saptırırlar… Karanlık gecenin (zifiri) karanlıklarına benzeyen fitneler zuhur etmeden amellere şitab edin (Zira o fitneler zuhur ettiği vakit) Kişi mümin olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak, yahut mümin olarak akşamlayacak kâfir olarak sabahlayacak, dinini bir dünya metaı mukabilinde satacaktır" (Ebu Davud; Müslim 1/446) Ancak Allah’ın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç” (Sunen-i İbn-i Mace, II, 1305, 1310 (3954, 3961))

    Kişinin mümin olarak sabahlayıp kâfir olarak akşamlaması ne büyük bir felâkettir Bu durum hakikatte, iflasların en büyüğüdür Böyle büyük bir potansiyel risk karşısında hangi yürek titremez, hangi kalp korkuyla yerinden oynamaz? İman safiyetinin, yerini iç karartısına bırakması, gelen manevi felâketin habercisidir Gaflet, fısk ve fücurun ayak seslerini duymazlıktan gelmek, onun gelişini engellemez İslam birliğinin ve Müslüman dayanışmasının önündeki en büyük engel fitnedir Bu, sevgi ve iyi niyetle (hüsn-i zan) değiştirilmedikçe, manevi sahada tekâmül etmek hayalden ibaret olacaktır

    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  6. #16
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    Bugünkü fitneler nelerdir?

    Nelerin fitne kapsina- girdiğini somutlaştırarak ifade edince çeşitli başlıklar çıkıyor karşımıza… Dini içerikli bir derginin (Yeni Dünya) yapmış olduğu ankete cevap verenler, şu maddeleri asrımızın mühim fitneleri olarak görmüşlerdir: "AB, açıklık, Amerika, batılılaşma, bencillik, bidatler, çıplaklık, dünya sevgisi, emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-münkerin olmayışı, günah, halifesizlik, hizipçilik, imanda zafiyet, İslam dışındaki her şey, İslâm'ın bilinmemesi, kadın, medya, mezhep çatışması, para, şehvet, televizyon, ümmetin bölünmüşlüğü, Yahudiler, , zalime hürmet, cemaat ve mezhep taassubu… vb" Bunların sayısını çoğaltmak mümkündür Bunlar biraz da görecelidir, yani bir kişiye fitne olarak görünen şey başkasına göre öyle olmayabilir Bu kanaatlerin oluşumunda yaşam tarzı etkendir

    Fitne sadece dini meselelere şamil değildir Sosyal hayatta da, toplumsal meselelerde de fitne sosyal yaraların kaşıyıcısıdır Türk-Kürt, Alevi-Sünni kardeşliğini baltalamak isteyenler, yıllardan beri hıyanet seferberliği içerisindedirler Milletçe uyanık olmalıyız, bu çirkef oyunlara gelmemeliyiz Çünkü hainler, cephede omuz omuza savaşan ve bu toprakları Müslüman-Türk yapan zihniyeti hazmedemiyor Ay-yıldızın altında kenetlenerek birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk ve sevgi silueti oluşturmalıyız

    İftira hastalığı

    Öte yandan birinin yapmadığı ve söylemediği bir şeyi ona ithaf etme olarak tanımlayabileceğimiz iftira, cemiyetlerin en büyük afetlerinden biridir İftira; namuslu insanların yaşarken manen öldürülmesinden farksızdır Bu, sabit fikirli kişilerin muhataplarına kara çalmasından başka bir şey değildir İftira, gerçekleri başkalaştırıp olduğundan farklı göstermek, çarpıtmak hastalığıdır Hastalıktır, çünkü manen sağlıklı insanların böyle çirkin bir yola tevessül etmesi görülmüş bir şey değildir

    İrlandalı ünlü düşünür George Bernard Shaw'ın dediği gibi: İftira, eşekarısına benzer Onu ilk vuruşta öldüremeyecekseniz, hiç dokunmamak daha iyidir" İftiranın kökünü kurutmak ve onu dikenli teller içine hapsetmek üstün iradelerin işidir İftiranın kökünü kazıyamazsanız bir sarmaşık misali bellekleri sarar, katmerleşir, yeni filizler verir; her filiz, dibinde bir zehir bırakır Bundan dolayı onu gördüğümüz ilk anda yok etmeli, kökünden koparmalıyız Geçici çözümlerle zaman kaybetmemeliyiz

    Aslında akıllı toplumlarda kuru iftiralar yerini bulmaz, bulmamalıdır Çünkü insanları karalamak ve zan altında bırakmak, kul haklarının en büyüklerindendir Kul hakkının ahirette ne kadar önemsenecek ağır bir yük ve sorumluluk olduğunu sanırım bilmeyeniniz yoktur Bu açıdan bakılınca, aslında iftira; edileni değil, edeni kirletir İftiracıların amel defterleri kararır ve kabarır; sırtlarında kurşundan ağır bir yük olur Bu da manevi felâketin ayak seslerinden başka bir şey değildir Keşke müfteriler bunu bir anlayabilse!

    İftira belleklerde kalıcı tesirler bırakır, insanları birbirine düşürür İngiliz Henry Fielding'in dediği gibi; "İftira, kılıçtan daha zalim silahtır, çünkü iftiranın açtığı yaralar hiç kapanmaz" Bu pervasız eylem, dostluk köprülerini havaya uçurur Bunun çok büyük manevi bedelleri de söz konusudur Resulullah Efendimiz bir mübarek sözlerinde "İftira eden cennete giremez" Buyurarak, çok ciddi sonuçlarına işaret etmiştir

    İftira karşısında müslümanın tavrı

    İslam güzellik dinidir Size muhataplarınızdan kötülük de gelse siz onlara iyi muamelede bulunup Müslüman olduğunuzu belli etmelisiniz Zira ona kötülükle karşılık vermek, sizi onun çukurlaşmış konumuna düşürür

    Bizler sözlerimizden ziyade, tavır ve davranışlarımızla karşımızdakilere ders vermeliyiz Onlara sevgiye dayalı bir baskı uygulamalıyız Onlara bağırıp kızmak yerine acımalıyız Onların bu konumu tebliğ halkasının zayıflığından kaynaklanmaktadır Kendilerini İslam'ın sevgi, şefkat ve merhamet dairesine dâhil etmeliyiz Böyle yaptığımızda onların da yüzü karanlıktan nura dönecektir Aksi tavır takınırsak, hem biz karakter erozyonuna uğrarız, hem de onları kaybederiz Unutmamalıyız ki güneşin ışığı karşısında bütün ziyalar sönük kalır O parlak güneş, on dört asırlık İslam ve iman güneşidir Onu zayıf nefeslerle üfleyip söndürmeye kimsenin gücü yetmez

    Tarihte peygamberler bile hiç hak etmedikleri halde büyük iftiralara maruz kalmışlardır Fakat hiçbiri de yolundan bir milim bile sapmamıştır Düşmanların gözünde suçlananlar Hakk'ın ve halkın gözünde aklanmışlardır Mühim olan da bu değil midir? Hakkın nurunu söndürmeye kimin gücü yetebilir ki?

    İftira ve fitne ateşi peygamberleri de hedef almıştır Vaktiyle neler dediler insanlığın iftihar tablosu olan peygamberlere…İffetsizlikle mi suçlamadılar? Yalancı damgasını mı vurmadılar? Büyücü olarak mı görmediler? Resulullah Efendimize deli mi demediler? "Onlar: Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed)! Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin,' dediler" (Hicr,6) O müşriklerin bu aşağılayıcı ifadelerine aldırmadı 'Onlar bilmiyorlar' deyip yine de hoşgörülü olmaya gayret etti Onlar biliyorlardı ki müminlere atılan çirkin iftiralar atanın aleyhine, muhatap olanın lehine döner Bunu ilahi imtihan olarak değerlendirdiler Bu imtihandan alınlarının akıyla çıktılar Ebedi saadete talip oldular

    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  7. #17
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    Dini hizmetler zarar görüyor

    Fitne ve iftira Müslümanların birlik ve beraberliğini parçalayan, İslami hizmetlerin zarar görmesine neden olan bir afettir, ruhi marazdır, hastalık hâlidir İslam toplumlarında bu tavır ve davranışların hiç olmaması gerekir Fakat ne yazık ki Müslümanlar dini vecibelerini ve İslami hizmetlerini bir kenara bırakarak bu çirkin şeytan vesvesesine tutulmuşlardır Rabbimiz bu konuda şöyle söylüyor: "Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan kimselerin başlarına inerler Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve zaten onların çoğu yalancıdırlar" (Şuarâ, 26/221–223)

    Müslümanın meselesi İslam'ı yaşamak ve yaşatmaktır O başkalarının ne dediğine değil, nasıl yaşadığına bakar Başkalarının şahsi hayatlarına dair sarfettiği sözler bizi fazlaca alakadar etmemelidir Dedikodu yapmak, söz taşımak, başkalarını yalan ve iftiralarla lekelemek imanın zayıflığına delildir Hem bunları yapmak hem de Müslüman olduğunu iddia etmek başlı başına bir çelişkidir Fitne ve iftira batağına saplanan insanlardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız Çünkü o bataklıktan bize de çamur sıçrayabilir

    Nasıl ki bir kibrit çöpü koca binaları ve ormanları kül ediyorsa, küçük bir fitne de fertleri ve cemiyetleri birbirine düşürür Bugün ülkemizde İslam'a hizmet eden cemaatler arasına fitne sokmak isteyenler, her yolu denemektedirler Bu hususta çok büyük mesafeler aldıkları da söylenebilir Ülkemizde dini cemaatlerin çokluğu ve yaklaşım farklılığı, hizmet paylaşımı ve bir zenginlik göstergesi olsa da bunu bölünmüşlük ve rekabet olarak gösteren fitne odakları vardır Bu bakış açısıyla Müslüman kardeşleri birbirine düşürmeyi deneyenler, maalesef zaman zaman başarılı da olmaktadırlar Bu da İslami hizmetleri sekteye uğratmaktadır

    Dünyayı fitne ateşine atanlar

    Fitne sadece şahsi bir tasarruf değildir Bazen milletler de bu eylemi düşmanlarına karşı bir koz olarak kullanırlar Onların iftira ve fitneleri her geçen gün artarak devam etmektedir Bazı milletler, kendilerini sanki fitne ve iftirayı körüklemekle vazifeli görmektedir Onlar kendilerini seçilmiş ırk olarak gördükleri için Müslüman dünyasını ateşe veren organize fitne ve iftiralara başvurmaktadırlar

    Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlerin Türklerle Araplar arasına fitne tohumları ekmesi ve İslam bağıyla birbirine bağlanan kardeş milletleri birbirine düşman göstermesi, buna iyi bir örnektir Uzun yıllar geçmesine rağmen, bunun yansımalarını bugün bile görüyor, duyuyoruz Fakat bilinmelidir ki fitne ateşini yakanlar, günün birinde yaktıkları kızgın ateşte kendileri de yanarlar Nitekim yanıyorlar da! Ünlü İngiliz yazar Shakespeare'in 'Otello' adlı tiyatrosu, bir fitnecinin ne büyük felaketlere yol açabileceğini ortaya koyan güzel bir edebi eserdir Lakin bunun gerçek hayattaki yansımaları, bu eserdekinden noksan değildir; hatta daha da tehlikeli boyutlardadır Yaşanan hadiseler fitne zincirine yeni halkalar eklemektedir

    Şu kesin ve net olarak bilinmelidir ki iftira ve fitnenin temel amacı, insanları birbirlerine düşürmek suretiyle bu kavgadan birtakım çıkarlar elde etmektir Basiret sahibi Müslümanlar bu oyuna gelmezler, şer odaklarına taraf ol(a)mazlar Çünkü Müslümanlık fitneyi ve iftirayı şiddetle reddetmektedir Bu çirkeflikler kardeşlik bilincini yaralamakta, adeta iman nurunu söndürmektedir Bunlardan uzak duralım Yunus Emre Hazretlerinin dediği gibi:

    Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
    Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz

    Sevelim ama sevilmeye layık olanları… Zira, Peygamber Azimüşşanın dediği gibi "Kişi sevdiğiyle beraberdir" Ebedi âlemde kiminle bir ve beraber olmak istiyorsanız, dünyada da onu seviniz, onun yolundan gidiniz

    MNİHAT MALKOÇ
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  8. #18
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.236
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 814 + 40608


    Cevap: Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı

    Fitnelere Karşı Ne Yapılmalı?

    Fethullah Gülen





    On dokuzuncu asır, çeşitli İslâm ülkelerinin istilâya uğradığı ve Batı’nın bâtıl düşünce ve efkârının hegemonyası altında ezildiği bir devrenin adı gibidir. Gerçi Avrupa zalim ve münafıkları, madde plânında istilâ ettikleri bu yerleri terk edip geriye çekilmişlerdir. Ancak; düşünce adına ne kadar eracifleri varsa hepsini, zehirli birer tohum gibi işgal ettikleri ülkelere saçıp öyle gitmişlerdir. İçinde yaşadığımız asır, işte böyle tali’siz bir asırdır ki o tohumların nesepsiz neticeleri sinemizde boy atmış ve bizleri düşünce ve ahlâk plânında birer sefil durumuna düşürmüştür. Onlardan intikal eden bütün bu fitne kıvılcımları cehennemî bir yangın meydana getirmiş, bu yangın cemiyet hayatını yakıp kavurmaktadır. Bu fitneler yüzlercedir. Ve günümüzün nesli, işte, böyle fitnelere karşı tavrının ne olması gerektiğini sormaktadır. Şu sorunun sorulmaya başlanması bile bizi sevindirmektedir. Bence bu bir merhale kat edişin belirtisi olarak kabul edilip değerlendirilmelidir.


    Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr eden güruh, evvelâ okunu tevhid akidesi üzerine savurmuştur. Cenâb-ı Hakk’ın varlık ve birliği hakkında zihinleri bulandırmak istemiş ve belli bir devre bunda muvaffak da olmuştur. Bu millet, Allah’ı inkâr etmenin bir moda hâlini aldığı devirleri de görmüştür. O devrede din bütünüyle hafife alınır olmuş ve dinin mukaddes saydığı mefhumlar hakarete maruz bırakılmıştır.

    Milletin Kur’ân’a olan bağlılığı sistemli şekilde ruhlarda yok edilerek onun yerine başka kitapların gönüllerde yer etmesine gayret edilmiş, inananların sinelerinde apayrı bir sevgi tahtında oturan Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yüce isminin oradan sökülüp, başkalarının yerleştirilmesine çalışılmış, hatta Kâbe’nin yerine başka yerler teklif edilmiş ve işte nesiller böyle bir kaos içine itilerek özünden ve kökünden koparılmak istenmiştir. Bütün bu hareketler umum millette bir tesir icra edemese bile yeni ve toy nesiller buna mukabele etme irade ve gücünü kaybettiklerinden pek çoğu itibarıyla o akıntıya kapılıp gitmişlerdir.


    Bugün bu fitne sebebiyle, nice ruhlar yaralı, nice kafalar malûl ve nice vicdanlar kapkaranlıktır... İrtidat ve dinden dönmelerin hadd ü hesabı yok... Taşıdıkları isimler, kendimizi uğruna feda edeceğimiz şahıslara ait isimler olmasına rağmen, Firavun’a rahmet okutacak kadar, o isimlerin taşıdığı mânâ ve muhtevaya düşman kesilen insanların zuhuru, hiçbir asırda bu kadar çıldırtıcı buuda ulaşmamıştır. Bu devrede sadece dünya nazara verildi. Cismaniyeti kamçılayan şeyler sevdirildi. İnsanlar, ahirete mukabil şu fâni ve geçici dünyayı satın alır oldular. Çünkü meydana getirilen umumî efkâr o merkezdeydi. Ve herkes bilerek veya bilmeyerek böyle bir yarışın içine çekilmişti. Ahireti tercih edip o yola girenler horlanıyor, diğerleri ise itibar görüyordu. Ve bunların hepsi birer fitneydi ve insanı dinden uzaklaştırıyordu...

    İşte neslimiz böyle bir sırattan geçme mecburiyetinde bırakıldı. O sırat ki, bir tarafta kadın bir çengel olarak asılmış duruyor, başka bir yerde içki, bir başka yerde de kumar, rüşvet, ihtikâr, faiz... Evet, bütün bunlar birer çengel gibi asılmıştı ve nesiller için de bu yoldan geçme mecburiyeti vardı. Geçenler birinden kurtulsa büyük bir ihtimalle diğer çengellerden birine takılıp kalıyordu. Karşıya geçebilen seçkinler ise tahmin edilenden daha az, hatta azlardan da azdı...

    Bir kuyuya nereden düşüldüyse çıkış ve kurtuluş yeri de oradan olacaktır. İşte bu hakikati, en erken kavrayanlardan biri olan Çağın Dev Pişdârı’nın onların tahrip ettiği noktalardan tamire başlaması bu hikmetten olsa gerek. Onlar bir ateş tutuşturmak istediler ve Cenâb-ı Hak da onların tutuşturduğu fitne ateşini söndürmeyi murat buyurdu.“Emrinde galip olan Allah’tır.”ve fitne ateşi, akide plânında geldiği deliğe tekrar tıkanmıştır. Amelle ilgili fitnelere, günahlarla alâkalı kıvılcımlara gelince, Kur’ân’dan, Allah Resûlü’nün nurlu beyanlarından ve okuduğumuz eserlerden aldığımız derslerle inşâallah bizde hâsıl olan kevserle o ateşi de bizler söndürmeye çalışacağız. Ancak bu mevzuda tek tek her mü’minin desteğine ihtiyacımız muhakkaktır. Zira fitneler birer düşman ordusu gibi üzerimize gelirken, fert olarak onlara mukabelemiz gayet güçtür, hatta imkânsızdır. Ve unutmamalıdır ki;


    “Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti daima gönül birliği yapmış toplumla beraberdir.” (Asrın Getirdiği Tereddütler, 3/95-97)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 103, 106, 112, 120, 126, 127, 130, 131, 138, 142, 143, 153, 78fitne, adaletli, aklı, aldıkları, alemle, alıkoyan, andan, anlıyoruz, araf, arapca, asra, avatar, aya, baskı, bağışlar, başlayan, bilinmez, biliyorlardı, bilmeliyiz, binaen, bizleri, bozan, boğulmak, bulunmak, bütün, çok, çıkarılan, çıkış, dadır, davranışları, dedikodu, dediler, demeye, den, derece, derslerle, değiştirmek, dilediğini, dininde, duruma, düğü, edenleri, elçisidir, engeller, erozyonu, etmemesi, ettiğimiz, faaliyette, ferah, fitnelerden, fitnesinde, gayret, gazabı, geçmesi, gelmiş, gerçekleri, gerçeğini, getirip, giriniz, göndermiş, günahlarınızı, günahtan, güruh, güvenin, hadîs, hakikatten, harbi, hayrette, hicr, iftiralarla, iftiraya, ihtilafı, ilimle, ilişkileri, imran, insanlığı, isyana, iyilikle, işaret, işgal, işittim, işlere, kalacak, kardeslerim, karıştıran, kavga, kendilerini, kimse, konuşmak, koruması, korunması, koyan, kuvvetiniz, kuvvetle, lütuf, malûmdur, manen, mazlumlar, meselâ, meselelere, muhakkak, mumin, mümkü, müş, nedenleri, nefret, neleri, nihayet, nurdur, okuyunca, olduğundan, onlardan, oradan, orga, oyunlar, özellikle, parçalar, peygamberlere, rabbinin, rezil, risaleti, rivayette, sahibidir, sarılmak, sevmez, sizde, sohbetleri, süren, sığı, sığınmak, tahrip, tamamıyla, tavrı, taşları, tutmaz, uçurur, uhreviyede, umum, üstü, uyum, uzak, vazifeli, verildi, vurmak, yalandan, yarışı, yaygın, yayı, yönden, yükleri, yüzleri, zamanla, zamanları, zamanında, zira, zulmedenlere, zulmü, şartları, şeye, şeylerle, şeytanı, şikayetlerin

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222