Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.122
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 798 + 40298


    Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    .



    Selamünaleyküm Degerli Kardeslerim;




    Bu haftaki Hadis Sohbetleri dersimiz basladi.


    Buyrun beraber mütaala edelim anladiklarimizi paylasalim insallah..

    Bilgi
    Hazreti İmran bin Husayn (radıyallahü anh), Resul-ü Ekrem (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz’in şöyle buyurduğunu naklediyor:


    “Her kim kendini Allah Teâlâ’ya kulluğa ve O’nun yolunda hizmete adarsa,
    Cenab-ı Hakk da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı
    yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa,
    Allah da onu dünyanın mihnet ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.”

    (Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 10/303; Taberâni, el-Mu’cemü’s-Sağîr, 1/201)

    Benzer Konular
    Tevekkül, Tevekkül Nedir, Allah’a Tevekkül Nasıl Edilir
    Tevekkül, Tevekkül Nedir,  Allah’a Tevekkül Nasıl Edilir Tevekkül, Tevekkül Nedir, Allah’a Tevekkül Nasıl Edilir Nefsin Allah’a (c.c.) isyan noktaları vardır. Bunların başlıcası haramlardır. İnsan haramlara tövbe edince şeytanları kahreder. Çünkü şeytanlar insanları bunlarla
    Hadis sohbetleri bereketlendirdi
    Hadis sohbetleri bereketlendirdi Hadis sohbetleri bereketlendirdi Finike Müftülüğü sabah namazına teşvik için başlattığı hadis sohbetleri uygulamasıyla namaza ilgiyi arttırdı. Devamı İçin
    Hadis Sohbetleri 41 : Hz. Peygambere yalan isnad etmek - Hadis uydurmak
    Hadis Sohbetleri 41 : Hz. Peygambere yalan isnad etmek - Hadis uydurmak بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِ
    Hadis Sohbetleri 17 : İnşallah
    Hadis Sohbetleri 17 : İnşallah Selamünaleyküm Kardeşlerim ; Evet herşey Cenab-ı Hakk'ın dilemesiyle olur. Gelecekte bir şeyi yapmaya karar verirken, inşallah, "Allah dilerse"
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #2
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.122
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 798 + 40298


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    Tevekkül

    Tevekkül; Allah’ın dışındaki bütün farazî güçlerden yüz çevirip yalnızca Cenab-ı Hak’ka güven ve itimat etmek gibi manalara gelmektedir. Tevekkülün başı Allah’a güvenip dayanarak esbâbı yerine getirmek, sonu da neticeyi O’na havale edip işlerimizi hayra erdirmesini içtenlikle niyaz etmektir.

    Hz. Enes (radıyallahu anh)’ın naklettiği bir hadiste anlatıldığına göre; bir adam Allah Rasülü (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: “Hayvanımı bağlayarak mı yoksa serbest bırakarak mı Allah'a tevekkül edeyim?” diye sorunca Rasülüllah ona “Bağla ve tevekkül et!" buyurmuştur. (Sünen-i Tirmizî, Kıyamet 61)


    Kur’ân-ı Kerîm’de de tevekkülün önemi ve bir müslümanın yaşantısındaki yeriyle ilgili olarak;


    “Bir kere de azmettin mi, artık yalnız Allah’a tevekkül ol! Muhakkak ki Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân suresi, 3/159)

    “Allah’a güvenip tevekkül edene Allah yeter.” (Talak suresi, 65/3) şeklinde ferman edilmektedir.

    Hak dostu kâmil zâtlara göre başka kapılardan sıyrılıp istediğini Allah’tan isteyen hiçbir zaman mahrum kalmaz ve eli boş döndürülmez. İlahi hikmet gereği er ya da geç hayırlı matlup ve isteklerine yahut daha da güzeline nâil olur. Çünkü Allah’a ehil olana Allah da enîs ve muîn (dost ve yardımcı) olur.

    Bu konudaki bir hadis-i şerifte Efendiler Efendisi (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurmaktadır:

    “Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseniz, O sizi, sabahleyin yuvalarından aç çıkıp akşam tok dönen kuşlar gibi rızıklandırır.” (Tirmizî, zühd 33; İbn Mâce, zühd 14; Ahmed İbn Hanbel, Müsned 1/30, 52)

    Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy da pek çok şiirinde hem tevekkülün önemine hem de tevekkül ve çalışma birlikteliğine vurgu da bulunmuştur. Bunlardan birinde o;

    “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hilmete râm ol,
    Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”

    diyerek hayırlı işler yapabilmek için çalışıp gayret etmeye ve derin bir kulluk şuuruyla Allah’a tevekkül etmeye işaret etmektedir.
    Tevekkülü ifade sadedinde Erzurumlu İbrahim hakkı Hazretleri’nin ‘Tefviznâme’si de ev ve işyerlerimize asılması tavsiye edilen muhteşem bir örnektir. Burada yalnızca bir kısmını misal olarak zikredeceğiz:


    Hak, şerleri hayreyler,
    Zannetme ki ğayr eyler,
    Ârif onu seyr eyler,
    Mevlâ görelim neyler,
    Neylerse, güzel eyler...

    *Sen Hakk'a tevekkül kıl
    Tefvîz et ve râhat bul,
    Sabreyle ve râzı ol,
    Mevlâ görelim neyler,
    Neylerse, güzel eyler...

    *Bir işi murad etme,
    Olduysa inad etme,
    Haktandır o, reddetme,
    Mevlâ görelim neyler,
    Neylerse güzel eyler…


    *Hakk’ın olacak işler,
    Boştur gam-u teşvişler,
    O, hikmetini işler,
    Mevlâ görelim neyler,
    Neylerse güzel eyler…


    *Deme şu niçin şöyle,
    Yerincedir ol öyle,
    Bak sonuna sabreyle,
    Mevlâ görelim neyler,
    Neylerse güzel eyler…


    *Nâçâr kalacak yerde,
    Nagâh açar, ol perde,
    Derman eder ol derde,
    Mevlâ görelim neyler,
    Neylerse güzel eyler…


    *Vallahi güzel etmiş,
    Billahi güzel etmiş,
    Tallahi güzel etmiş,
    Allah görelim netmiş,
    Netmişse güzel etmiş…

    Herkul.org,dan alintidir..
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  3. #3
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.122
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 798 + 40298


    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    .
    Not


    Tevekkülün dinimizdeki yeri nedir?
    Tevekkül etme türleri nelerdir?
    Tevekkülsüzlüğün insan ruhunda yol açtığı tahribatlar nelerdir?
    Kader ve tevekkül kavramları arasında nasıl bir ilişki vardır?
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    ANKARA
    Mesajlar Mesajlar
    2.584
    Blog Blog Girişleri
    109
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 577 + 43761


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    İmam Gazali Kuddise sirruh Kimyayı Saadet kitabında buyurur ki:

    - Çok kimse tevekkülü, her işi oluruna bırakıp, ihtiyarı ile bir şey yapmamak, para kazanmak için uğraşmamak, tasarruf yapmamak, yılandan, akrepten, aslandan sakınmamak, hasta olunca ilaç içmemek, dini, şeriatı öğrenmemek, din düşmanlarından sakınmamak sanır. Tevekkülü böyle düşünmek yanlıştır. Şeriata uygun değildir. Şeriata uygun olmayan şeyler nasıl tevekkül olabilir?

    Çünkü Ebubekir radıyallahü anh her işinde tevekkül sahibi idi. Halife seçildiği zaman çarşıda kumaş satıyordu. Ya Halife! devlet idare ederken, ticaret yapmak olur mu dediklerinde "Çoluk çocuğuma bakmazsam, millete nasıl bakarım?" buyurdu. Bunun üzerine halifeye beytü'l maldan aylık vermeği uygun buldular. Bundan sonra her saat, millet işleri ile uğraştı. Kendisi tevekkül edenlerin en yükseği iken, ticaret yapardı. Fakat para kazanmayı düşünmezdi. Kazancını, sermayesinden, çalışmasından bilmez, Hak Teala'dan bilirdi. Malını din kardeşlerinin malından daha çok sevmezdi.

    Hülasa tevekkülün esası, insanlardan bir şey beklememek, sebeplere güvenmemek, her şeyi Allahü Teala'dan bilmektir.


    Sadik Dânâ
    Yazar : Risale Forum

    Kalbini bir mescit yap. Orada, Allah’tan başka hiçbir şeye yer verme.

    Abdulkadir Geylani


  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Mesajlar Mesajlar
    218
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 41 + 1000


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:

    Kim ki, Allahü teâlâdan korkarsa, Allahü teâlâ ona (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu ihsân eder ve ona ummadığı yerden rızık verir. Her kim, Allahü teâlâya tevekkül ederse, Allahü teâlâ ona kâfidir. (Talâk sûresi: 2,3)

    Eğer îmânınız varsa, Allahü teâlâya tevekkül ediniz. (Mâide sûresi: 23)

    Allahü teâlâ, tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmrân sûresi: 259)

    Allahü teâlâya tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, size de gönderirdi. Kuşlar, sabah mîdeleri boş, aç gider. Akşam mîdeleri dolmuş, doymuş olarak döner. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)

    Yâ Ebâ Hüreyre! Allah'tan başka hiçbir şeye ümid bağlama! Allah'a tevekkül eyle! Bir arzun varsa, Allahü teâlâ hazretlerinden iste! Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi (işi, kânunu) şöyledir ki; her şeyi bir sebeb altında yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allahü teâlânın yaratmasını beklemek lâzımdır. Tevekkül de bundan ibârettir. (Hadîs-i şerîf-Ey Oğul İlmihâli)

    Sebeblere yapışmak, tevekküle mâni değildir. Bilâkis sebeblere yapışmak, sebebleri araya koymak, tevekkülün en yüksek derecesidir. (Ahmed Fârûkî)

    Tevekkül, iş yapmayıp tembel olmak için değildir. Bir işe başlamak ve başlanan işi başarmak için tevekkül olunur. Güç bir işi başaramamak korkusunu gidermek için tevekkül olunur. (S. Abdülhakîm Arvâsî)

    Tevekkülün alâmeti üçtür:Kimseden bir şey istememek (dilenmemek), verileni reddetmemek, ele geçeni biriktirmemek. (Sehl bin Abdullah)

    Allahü teâlâya tevekkül ettim diyen kimsenin; cenâb-ı hakk'ın, kendisi hakkındaki muâmelesine, yâni takdîr ettiği şeylere, başına gelen sıkıntı ve musîbetlere de râzı olması lâzımdır. Aksi takdirde, yalan söylemiş olur. (Bişr-i Hafî)
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.122
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 798 + 40298


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    Tevekkül nedir?


    Tevekkül, Allah'a teslim olmak, güvenmek, dayanmak, bağlanmak ve sığınmak anlamlarına gelmektedir[Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]


    Dini terim olarak tevekkül ne anlama gelmektedir?

    Tevekkül'ün dini terim olarak anlamıysa, bir amaca ulaşmak için gerekli olan her türlü önlemi alarak; elinden gelen tüm gayreti gösterdikten sonra kalben Allah'a bağlanıp ona güvenmek, sonucu Allah'tan beklemek anlamına gelmektedir.


    Tevekkül etme türleri nelerdir?

    Tevekkül dört kısma ayrılır:

    1- Yaratılmışlara tevekkül etmek: Yani insanlara tevekkül “falan kimse hayatta olduğu sürece benim için endişe edilecek bir şey yok” der Kendisi gibi fani olan insana güvenip dayanır

    2- Mala tevekkül: Mala tevekkül eden: “Benim bu malım, mülküm, param olduğu sürece bana bir şey olmaz, kimse bana bir şey yapamaz, ben her istediğimi alırım, her şeyi yaparım” gibi bütün gücünü mülkünden alır ve güveni sahip olduğu maladır Bu kimse de aldanmışlardandır

    3- Nefse tevekkül etmek: “Benim canım sağ olduğu müddetçe, bu kuvvet sıhhat ve güç bende olduğu sürece, sırtım yere gelmez” diye düşünen kimsenin tefekkürüdür Bu kimse de nefsinin istek ve arzularının peşinde esir olur ve doğru yoldan çıkar

    4- Allah-u Zülcelal’e tevekkül: “Zengin veya fakir olmamın hiçbir önemi yoktur” der, “Çünkü Allah benimledir” der, “Nasıl dilerse beni o hale sokar, isterse aç bırakır, isterse nimetlendirir” der İşte insanı kurtaran tevekkül budur Mü’mine yakışan tefekkür de budur işte




    Doğru tevekkül anlayışı nedir?

    Evrendeki olaylar bir düzen ve yasalar çerçevesinde, sebep-sonuç ilişkisi içinde olmaktadır. İnsanlar akıl ve iradeleriyle sebepleri bulabilirler. İnsan evrende geçerli olan yasaları gözeterek, çalışır, çabalar, sebeplere sarılır, ondan sonra Allah'a güvenir. Bir çiftçi tohum ekmeden ürün elde edemez. Çiftçi tarlasını zamanda sürmeli, ekmeli, gübrelemeli ve sulamalıdır. Sonra da bol ve iyi ürün alabilmek için Allah'tan yardım dilemelidir. Çalışmadan başarıya ulaşılamaz. Bir öğrenci önce derslerin devam edecek, doğru, dürüst çalışacak, ödevlerini zamanda yapacaktır. Sonra Allah'tan yardım isteyerek başarılı olmasını dileyecektir. Kısaca gerçek anlamda tevekkül eden kimse işinin gereğini yapar ve sonucu Allah'tan bekler.




    Doğru olmayan tevekkül anlayışı nedir?

    İnsanın çalışmayı bırakıp, tembellik ederek, kendisinin yapması gereken işleri Allah'a havale etmesi, doğru bir tevekkül anlayışı değildir. Örneğin bir öğrenci dersine çalışmadan "Ben Allah'ın yardımına güveniyorum, Allah bana yardım eder" diyerek sınava girmesi yanlış bir düşüncedir. Çalışmadan, hiçbir çaba göstermeden başarılı olmaya beklemek tembelliktir, miskinliktir.




    Tevekkül’ün yeri

    Tevekkülün yeri kalptir Zahiri olarak çalışmak kalpteki tevekküle aykırı değildir, tam aksine tevekkülün bir parçasıdır İnsan, takdirin Allah (cc) tarafından olduğuna yakin olarak kanaat ettiğinde, her hangi bir isteğini elde edemediği zaman; “Allah (cc) takdiri budur” Elde ettiğinde ise “Bu Allah Azze ve Celle’nin bir lutfudür” diye düşünür Bu şekilde tevekkülü sağlam olan kimsenin başkaları hakkındaki tevekkülü de sağlam olur.

    Yani kendi nefsinin acizliğini bildiği için kendisine güvenmeyen kimse, başkalarının da kendisi gibi aciz olduğunu bilir ve onlara güvenmez, sadece Allah’a güvenir Unutmamak lazımdır ki bütün kainatı ve içindekileri Allah Azze ve Celle yaratmıştır ve onları rızıklandırmayı, muhafaza etmeyi de üzerine almıştır Böyle olduğu halde Allah’tan (cc) başka şeylere tevekkül etmek, onlardan medet beklemek ne kadar yanlıştır.




    Tevekkül ile ilgili Hadis-i Şerifler

    Halid’in oğulları Habbe ve Sev radıyallahu anhüm anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam bir şey tamir etmekte iken yanına girdik. O işte kendisine yardım ettik. “Başlarınız kımıldadığı müddetçe rızık hususunda yeise düşmeyin. Zira insanı annesi kıpkızıl, üzerinde hiçbir şey olmadığı halde doğurur, sonra aziz ve celil olan Allah onu her çeşit rızıkla rızıklandırır” buyurdular.”

    Amr İbnu’l-As radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Şüphesiz, her derede, ademoğlunun kalbinden bir parça bulunur (yani kalp her şeye karşı bir ilgi duyar). Öyleyse kimin kalbi bütün parçalara ilgi duyarsa, Allah onun hangi vadide helak olacağına hiç aldırmaz. Kim de Allah’a tevekkül ederse, kalbinin her şeye (ilgi kurarak dağılmasını önlemek için) Allah ona yeter.”





    Tevekkül ile ilgili bir hikaye

    İbrahim ibni Ethem ile Şekik’ül Belhi (Rahmetullahi aleyhim) Mekke’de karşılaşırlar. İbrahim, Şakik’e “seni bu duruma getirmeye sebeb ne oldu” diye sorar. Şakik şöyle cevap verir.

    “Günlerden bir gün çöle varmıştım. Kıraç bir yerde yatan, kanatları kırık bir kuş gördüm. Kendi kendime “burada oturayım ve bu kuşun rızkının nereden geldiğini gözetleyim.” Dedim. Kuşun karşısında yere çöktüm. O sırada gagası arasında çekirge taşıyan başka bir kuş geldi. Kırık kanatlı kuşun yanına konarak gagası arasındaki çekirgeyi onun gagasına bıraktı.

    Bu durumu görünce içimden “bu kuşu öbürüne vasıta kılan ulu Allah nerede olursa olayım benim rızkımı da sağlamaya kadirdir” diyerek kazanç peşinden koşmaya son verdim ve kendimi tamamen ibadete adadım”
    İbrahim Ethem O’na:

    -“Peki neden sen o kırık kanatlı kuşa yiyecek taşıyan sağlam kuş olup ta daha yüksek dereceli olmak istemiyorsun? Sen peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) yüksel el (veren elin) alçak elden (alanın eli) daha hayırlıdır” diye buyurduğunu duymadın mı?

    Bu cevabı alan Şakik, İbrahim’in elini tutarak öptü ve “Ya Ebu İshak sen bizim üstadımızsın” dedi.

    Kaynak: Tevekkül Nedir? Tevekkül Anlamı ve Hakkında Bilgi
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2012
    Nereden Yer
    İzmir
    Mesajlar Mesajlar
    121
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 43 + 1522


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    teşekkür ederiz yazdıklarınızdan ifade ettik.
    okuduğumdan anladığım şu oldu.tevekkül ile bu hadisin bağını şöle kurdum . Kişinin kendini Allah Teâlâ’ya kulluğa ve O’nun yolunda hizmete adaması sebeb ve bu sebeb ile Allah'a tevekkül ediyor bölece adetullaha itaat ediyorr.Belki Bir neticeside cenabı hakkın o kulun her ihtiyacını karşılaması ve ummadığı yerden rızıklandırması neticesi oluyor.
    “Her kim kendini Allah Teâlâ’ya kulluğa ve O’nun yolunda hizmete adarsa,
    Cenab-ı Hakk da o kulunun her ihtiyacını karşılar ve onu hiç ummadığı
    yerlerden rızıklandırır. Kim de tamamen dünyaya dalar, Rabbini unutursa,
    Allah da onu dünyanın mihnet ve meşakkatleriyle başbaşa bırakır.”
    Allah Teala'ya kendini kulluğa adamak nasıl olur ?
    onun yolunda hizmete adanmak nasıl olur?Bu zamanda onun yolunda hizmet nasıl olur?
    Adanmak kavramı hakkında neler diyebiliriz ?
    Yazar : Risale Forum
    Konu Bahtiyar tarafından (01-05-2013 Saat 14:03 ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.122
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 798 + 40298


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    Allah Teala'ya kendini kulluğa adamak nasıl olur ?





    İnanan insan, tüm varlığını Yüce Allah’a adamıştır; Allah için yaşar ve her an Allah’ın kendisiyle beraber olduğunun bilincindedir. İzlediği her görüntüde Allah’ın sonsuz aklını, muhteşem sanatını ve gücünü takdir eder. Allah’ın Zatını görmek kuşkusuz ki mümkün değildir. Ancak akıllı ve vicdanını kullanan bir insan, çevresindeki yaratılış örneklerine bakarak Allah’ın mutlak ve Yüce varlığını kavrayabilir. Allah’ın mutlak varlığına ilişkin deliller, görebilenler için tüm açıklığıyla gözler önündedir.

    Mümin, Allah’ın varlığının ve gücünün bilincinde olduğundan, neden yaratıldığını ve Rabb’inin kendisinden neler istediğini bilir. Bu nedenle de dünya hayatında belirlediği hedef, Allah’ın hoşnut olduğu bir kul olmaktır; her durum ve koşulda çabası bu yöndedir. Kendisini hedefine ulaştıracak her yolu dener, bunun için ciddi bir şekilde gayret eder. Böylece inanmayan kimseler için kesin bir yıkım olan ölümün sırrı da önünde açılır: Ölüm asla yok oluş değil, gerçek hayata geçiş aşamasıdır.

    İnkar içerisinde yaşayanlar, hayatlarının ‘rastlantılarla ve kendiliğinden’ meydana geldiğini zannettikleri gibi, ölümün de ‘kendi kendine’ oluştuğuna inanırlar. Oysa hayatı da ölümü de yaratan alemlerin Rabbi olan Allah’tır. Ölüm, tesadüflerle ya da kazaen meydana gelen bir olay değil, Allah’ın özel olarak yarattığı, kaderde zamanı, yeri ve şekli belirlenmiş bir olaydır.

    Mümin, ölümün bir son değil, asıl hayatın başlangıcı olduğu gerçeğinin bilincindeyken, birçok insan gibi hayatının temelini ‘göçecek bir yarın kenarına’ bina etmez. Her şeyin yok oluşundan sonra da var olan, fani olmayan, mülkün ve din gününün sahibi olan Allah’a yönelir. Mal-mülk, makam, kariyer, saygınlık ve fiziki güzelliğin geçici olduğunu ve dünya hayatında sahip olunan hiçbir metaın kendisini kurtuluşa götürecek yol olmadığını bilir. Hepsi yalnızca, Allah’ın yarattığı kusursuz imtihan mekanı olan dünyadaki kısa süreli ‘sebep’lerdir.

    Bütün kainatın sahibi ve mutlak hükümdarı olan Allah’ın yaratmış olduğu dünya hayatındaki bu sistemin anahtarı ise, Allah’ın hoşnutluğudur. Hidayet lütfeden Rabbimiz, yalnızca hoşnutluğunu amaçlayan kullarını doğru yola iletir.

    Allah, rızasına uyanları bununla Kuran’la kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Maide Suresi, 16)

    İman eden insan, tüm varlığını ve yaşamını Yüce Allah’a adar, her an Rabb’i ile beraber olduğunun bilincindedir. Allah’a, O’nun hoşnutluğuna ve sonsuz cennetine kavuşma beklentisi içindedir. Dünya hayatında ‘Rabbi için sabreder’, O’na güvenip dayanır; gökten yere her işi düzenleyip kontrolü altında tutanın, gizlinin gizlisini ve içindekini görüp bilenin Yüce Allah olduğunu bilir. Yaptığı her işte, izlediği her görüntüde Allah’ın üstün aklını, hayranlık uyandıran benzersiz yaratma sanatını ve O’nun sonsuz gücünü görüp, üzerlerinde derin düşünür. İnsan için tüm bunları görebilmek, tefekkür etmek, dile getirmek de büyük bir nimet ve ibadettir. Yaşamını Allah’a adamak, insanı tüm kötülüklerden arındıran, insanın kalbine güven duygusu ve huzur indiren, sonsuz yaşamında da –Allah’ın dilemesiyle-kurtuluşa ulaşmasına vesile olacak olan en önemli yollardan biridir.

    Samimi müminler, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmayı dünyevi hiçbir çıkara değişmezler, çünkü dünya üzerindeki -küçük ya da büyük- hiçbir çıkar, O’nun rızasını ve cennetini kazanmaktan daha önemli değildir. Müminin yaptığı işin hikmeti, onu Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayarak yapması ile oluşur. Bu nedenle kişi, sahip olduğu güzel ahlakı her zaman büyük bir dikkatle korumaya çalışır.

    İman edenlerin bu özelliği, “(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah’ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten ’tutkuya kaptırıp alıkoymaz’…” (Nur Suresi, 37) ayetiyle anlatılır.

    Yaşlı bir insandan bu yaşına kadar neler yaşadığını anlatması istense, anıları muhtemelen birkaç saatte bitecektir. Kişi, Allah’a iman etmemiş ve O’ndan yüz çevirerek yaşamış biri ise şöyle diyecektir: "Bunca yıl yaşadım ama hiçbir şey anlayamadım. Ailem ve çocuklarım için, para kazanmak, mal mülk edinmek amacıyla yıllarca çalıştım. Ancak artık bir ayağım çukurda, ölüp gideceğim. Sonra..sanırım her şey bitecek…”

    Bu kişinin büyük yanılgıda olduğu açıktır. Düşündüğü gibi ölüm hiçbir şeyi bitirmeyecektir. "Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi.” (Hakka Suresi, 27) ayetiyle de bildirildiği gibi, tam aksine ölümle her şey yeni başlayacaktır.

    Hayatının merkezine Rabb’inin rızasını almış ve O’nun için yaşamış insanın sözleri ise şöyle olacaktır: "Beni üstün Yaratıcı Allah yarattı ve Kendisine kulluk ve ibadet etmem için dünyaya gönderdi. Ben bu imtihan ortamında hayatım boyunca sınandım. Şimdi yaşlılık geldi ve hayatım boyunca hiç aklımdan çıkarmadığım ve hazırlık yaptığım ölümü artık daha yakın hissediyorum. Her işimde Allah’ın hoşnutluğunu gözettiğim için de O’nun izniyle sonsuz kurtuluşu ve cenneti umut ediyorum…”

    İşte mümin için dünyadan geçmek muazzam güzeldir; insan dünyevi olan her şeyden vazgeçer, tüm bağlılıklarından sıyrılıp Allah’a yönelirse, o zaman kurtuluş bulur. Samimi mümin için hatadan, gafletten ve her türlü eksiklikten uzak olan Allah’a yönelmek ve hayatını O’na adamak önemlidir.

    İnanan insanın yüreği Allah aşkıyla doludur. Aşkını en iyi ifade ettiği an da, dünyadaki imtihan ortamı gereği yaşadığı zorluk zamanlarıdır. Çile ve zorluklar müminin sevgisini vurgulama imkanı verir. İnsan sıcak evinde, keyif içerisinde, imtihan yaşamadan sevgisini kanıtlayamaz. O nedenle imtihan, mümin için Allah’tan nimettir, rahmettir. Çile insanları yıpratır diye bilinir, oysa çile inceltir. Allah’ın hoşnutluğunu kazanma yolunda çekilen çileler insana sağlık verir, kişinin şevk ve heyecanını artırır. Allah’ın rızasını kazanma yolunda mücadeleden kaçınan, Allah’ın gösterdiği yollarda yürümeyen insanlar ise türlü hastalıklar yaşar, çökerler. Allah kalplerine rahatlık ve huzur vermez; sürekli bir azap ve sıkıntı içinde ömürlerini geçirirler.

    Gerçekte en önemli konu, Allah aşkının ve Allah korkusunun insanı sarmasıdır. Allah aşkına kavuşan insan hem dünyanın hem de ahiretin tüm güzelliklerine kavuşur. Allah’ın hoşnutluğunu kazanan insanı artık Rabb’i yönetir; kişinin üzerinde şeytanın zorlayıcı gücü kalmaz. Kalbini, ruhunu ve bedenini Allah’a tam bir teslimiyetle teslim eden insan, her an mutluluğu ve güzelliği yaşar.

    Allah müminlere güzel bir hayat yaşatacağını vaat eder. O güzel hayat tatilde ya da ‘hayatın tadını çıkararak’ zevk içinde geçirilen bir hayat değildir; mümin için güzel hayat Rabb’inin rızası için çalışarak sürdürdüğü lezzet ve huzur dolu hayattır. Yalnızca Allah’a kulluk eden, yalnızca O’nun için yaşayan müminler, ahirette de ’hoşnut edici ve hoşnut edilmiş’lerdir ve sonsuz barınma yurdu cennette benzersiz mutluluklar onları beklemektedir.

    Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır. Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah’a) yönelip-dönen (İslam’ın hükümlerini) koruyan, Görmediği halde Rahman’a karşı ’içi titreyerek korku duyan’ ve ’içten Allah’a yönelmiş’ bir kalp ile gelen içindir. "Ona ’esenlik ve barış (selam)la’ girin. Bu, ebedilik günüdür." Orda diledikleri herşey onlarındır; Katımız’da daha fazlası da var. (Kaf Suresi, 31-35)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2008
    Nereden Yer
    Kocaeli
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 455 + 31230


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    Allah'a dayanıp güvenmeyi, işimizdeki hayırlı sonucu O'ndan umarız ama bazen utanmadan dua ederiz 'Allah'ım yarın ki sınavımda beni muvaffak eyle' diye ançak burda tembellik yapıp sadece kavlı duayla yetinip fiili duayı yapmamışsızdır.. akabinde de neden sinavım başarız geçti diye söyleniriz.. her konuda fiili ve kavlı duayı yerine getirerek Allah'a tevekkül etmek gerekir diğer türlü herşeyi yoktan var eden Allah'a saygısızlık olur düşündesindeyim..
    Yazar : Risale Forum
    إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ


  10. #10
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.122
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 798 + 40298


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 73: Tevekkül

    Tevekkül ve sebepler



    Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:

    Sebeplere yapışmak tevekküle zıt değildir. Sebeplerin tesir etmesinin Allahü teâlâdan olduğunu bilen, tesiri Allahü teâlâdan bekleyen ve tecrübe edilmiş sebepleri kullanan kimse, Allahü teâlâya tevekkül etmiş, yalnız Ona güvenmiş olur. Tesir etmeyen, hayâli sebepleri kullanmak, tevekkül olmaz. Tesiri çok görülmüş olan sebepleri kullanmak gerekir. Ateş yakar, fakat, ateşe yakma kuvvetini veren, Allahü teâlâdır. Aç olan, bir şey yer; bu şeye doyurma kuvveti veren Odur. Gerektiği zaman, böyle sebepleri kullanmadığı için zarar gören kimse, Allahü teâlâya asi olur. Tecrübe edilmiş sebepleri kullanmak gerekir. Allahü teâlâ, meşveret etmeyi, bilenlere danışmayı emretti. Meşveret de, sebebe yapışmaktır.

    Meşveretten sonra tevekkülü emretti. Ahiret işlerinde tevekkül olamaz, çalışmak emrolundu. Burada, azabından korkmak ve merhametinden ümitli olmak gerekir. Allahü teâlânın keremine, ihsanına güvenmeli ve emrolunan ibadetleri yapmalı, yasak edilenlerden sakınmalıdır! Tevekkül budur ve kulluk böyle olur. (1/182)

    Bir âyet meali:
    (Azmedip de bir işe başlayınca, Allaha tevekkül et, Ona güven! Allah size yardım ederse, kimse size galip gelemez. Size yardım etmezse, kimse yardım edemez. O halde, müminler Allaha tevekkül etsinler!) [Al-i İmran 159,160]

    Kendine güvenmek, tevekkülün tersi ve tevekkülü bozan bir şeydir. Bundan başka egoistliğe, kendini beğenmeye yol açar. Tevekkül, iş yapmayıp tembel oturmak değildir. Bir işe başlamak ve başlanan işi başarmak için tevekkül gerekir. Güç bir işi başaramamak korkusunu gidermek için de tevekkül gerekir.

    Bu âyet, tevekkül ile beraber çalışmayı ve çalışmada azmin de gerektiğini bildiriyor. Demek ki her müslüman çalışacak, azmedecek ve sonra da güvenecektir. Tevekkül bir zaaf değil, bir kuvvettir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Deveni bağla ve sonra Allaha tevekkül et!) [İbni Asakir]

    Dinimiz, insanlara daima çalışmak, aklını doğru kullanmak, her türlü yeniliği öğrenmek, başarmak için her türlü meşru çareye başvurmayı emretmektedir. Bir müslüman ancak herhangi bir işte aklını kullandığı, her çareye başvurduğu ve son derece de çalıştığı halde, bir başarıya ulaşamazsa, üzülmemeli ve bu sonucun, Allahü teâlânın kendisi için münasip gördüğü bir husus olduğunu kabul ederek kaderine razı olmalıdır. Yoksa hiçbir şey yapmadan, çalışmadan, öğrenmeden ve bilmeden yan gelip yatarak beklemek, İslamiyette yoktur. Böyle yapmak büyük günahtır. Bir âyet meali:
    (İnsana, ancak dünyada çalışarak [ihlâs ile] yaptığı işler [ahirette] fayda verir.) [Necm 39]

    İnsanlar, bazen her şeye başvurdukları ve çok çalıştıkları halde, istediklerine kavuşamazlar. İşte o zaman, bu işte kendi ellerinde olmayan bir kudret bulunduğunu ve bu kudretin insanların yaşamaları ve başarıları üzerinde etkili olduğunu ve onlara yön verdiğini kabul ederler. İşte kısmet budur. Kısmet aynı zamanda büyük bir teselli kaynağıdır. (Ben vazifemi yaptım, ama ne yapayım ki kısmetim bu imiş) diyen bir Müslüman, bir işte başarısız olsa bile, ümitsizliğe kapılmaz ve büyük bir iç huzuru ile çalışmaya devam eder. Kuran-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (Güçlükle beraber elbette bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine teşebbüs et ve hacetini yalnız Rabbinden iste!) [İnşirah 5-8]

    Yani başarısızlıktan ümitsizliğe düşmeyip çalışmaya devam etmelidir.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 3 kullanıcı var. (0 üye ve 3 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222