Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 2/2 İlkİlk 12
20 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.243
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    UMUMİ MUSİBETLER UMUMİ TEVBE İSTER


    Altıncı Nokta: Yağmursuzluk bir musibettir ve ceza-yi amel bir azabdir. Buna karşı ağlamakla ve hüzün ve kederle, niyaz ve hazinane yalvarmakla ve pek ciddi nedamet ve tövbe ve istiğfar ile karşılamak ve sünnet-i seniye dairesinde, bid'alar karışmadan, şeraitin tayin ettiği tarzda dergah-i İlahiyeye iltica etmek ve dua ve o hale mahsus ubudiyetle mukabele etmektir. (Emirdağ Lahikası-1 34)



    Hem böyle umumi musibetler, ekser nasın hatasından geldiği cihetle, o insanların ekseri, -kısm-ı a'zamı- tövbe ve nedamet ve istiğfar etmekle defolur. (Emirdağ Lahikası-1 34)



    İMAN GÜNAHLARDAN ÇEKİNME VE TEVBEYİ GEREKTİRİR

    Evet kainatta hiçbir zişuur, kainatın bütün eczası kadar şahidleri bulunan Halık-ı Zülcelal'i inkar edemez. Etse, bütün kainat onu tekzib edeceği için susar, lakayd kalır. Fakat ona iman etmek: Kur'an-i Azimuşşan'ın ders verdiği gibi, o Halık'ı sıfatları ile, isimleri ile umum kainatın şehadetine istinaden kalben tasdik etmek ve elçileriyle gönderdiği emirleri tanımak; ve günah ve emre muhalefet ettiği vakit, kalben tövbe ve nedamet etmek iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. (Emirdağ Lahikasi-1 203)




    MUSİBET FİİLİ BİR TEVBEDİR

    Bu millet-i günahkar kanıyla abdest aldı. Fiili bir tövbe etti.Mükafat-i acili, şu milletin humsu dört milyonu çıkardı (Sözler 715)



    GÜNEŞİN BATIDAN DOĞMASIYLA TEVBE KAPISI KAPANIR


    Amma Güneş'in mağribden tuluu ise, bedahet derecesinde bir alamet-i kıyamettir. Ve bedaheti için, aklın ihtiyari ile bağlı olan tövbe kapısını kapayan bir hadise-i semaviye olduğundan tefsiri ve manası zahirdir, tevile ihtiyacı yoktur



    RAHMETE TEVBE KAPISINDAN GİRİLİR

    Birinci Nükte: Cehennem fikri, geçmiş iman meyvelerinin lezzetlerini korkusuyla kaçırmıyor. Çünki hadsiz rahmet-i Rabbaniye o korkan adama der: Bana gel, tövbe kapısıyla gir. Ta Cehennem'in vücudu değil korkutmak, belki sana Cennet'in lezzetlerini tam bildirsin ve senin ve hukuklarına tecavuz edilen hadsiz mahlukatın intikamlarını alsın, sizi keyiflendirsin (Asa-yı Musa 47)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #12
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.243
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Hakiki tevbe Nasuh Tevbesidir.




    Kuran'da Nasuh tevbesi

    “Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) Tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da): “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” (Tahrim, 8)




    Hadiste Nasuh Tevbesi


    Peygamber Efendimiz (asm), tevbeden bahsedince, Nasuh tevbesinin ne olduğunu soran Hz. Muaz bin Cebel’e (ra) buyurdu ki:
    “Tevbe-i Nasuh, işlenen günahtan pişman olmak, Allah-ü Teâlâ’dan mağfiret dilemek, bir daha öyle bir günah işlememek demektir.” (Beyhakî)




    Nasuh Tevbesinin basit olarak bir kaç yönü vardır.

    1. Pişman olmak
    2. Günahı terk etmek
    3. Bir daha işlememeye karar ve söz vermek
    4. Allah'tan af ve mağfiret dilemek
    5. Günaha sevk eden arkadaşları ve çevreyi terk etmek

    Allah'ım, yaptığım ve işlediğim kötülüklerden ve günahlardan dolayı pişman olarak tevbe ediyorum. Affını ve bağışlamanı ve mağfiretini diliyorum diye dua edilebilir.

    Bir ayette tevbe için şöyle buyurulmaktadır: "Şübhesiz ki ben, tevbe eden ve îmân edip sâlih amel işleyen, sonra da hidâyette(sebât edip, sabırlı) olan kimseye karşı elbette çok mağfiret ediciyim." (Taha, 82)
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  3. #13
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.243
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Tevbe ettiğimiz günahların durumu

    Tevbe ettiğimiz günahların durumu nedir? Ömrü boyunca namaz kılmamış, tesettürünü yerine getirmemiş bir kişi tevbe etse fakat borçlarını ödemeden ölse bu kişini durumu ne olacaktır?


    Allah, şirk hariç (tevbe edilmediği taktirde) dilediği kimselerin büyük-küçük günahlarını mağfiret eder. Affa uğrayan günahkârları, vaîd(azap etme, azapla tehdid etme) ve tehdidin şümulünden istisna etmek gerektir. (Taftazani, Kelam ilmi ve İslam akaidi, dergah yayınları,1991)



    Ehl-i kıbleden olup da büyük günah işledikleri kesinlikle bilinen kimselerin tevbe etmeden ölmeleri halinde cenaze namazlarının kılınacağı, onlar için dua edilerek affedilmelerinin isteneceği konusunda peygamber’in (sav) asrından çağımıza kadar olan zaman içinde ümmet icma etmiştir. Halbuki bu gibi şeylerin müminden başkası için caiz olamdığı meselesinde yine ümmet ittifak halinde bulunmaktadır. (Taftazani, Kelam ilmi ve İslam akaidi, dergah yayınları,1991)

    Samimi bir tevbe günahları imha eder. Bir insan istiğfar ederek tam abd olsa; o vakit " Allah onların kötülüklerini iyilklere çevirir." (Furkan, 70) sırrına mazhar olur. Hem istiğfar eden, Allah’a sığınır. Allah’a sığınan ise, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.

    “Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve esirgeyici bulacaktır.”(Nisa, 4/110)

    Abdullah İbnu Mesud (ra) anlatıyor; Resulullah (sav) buyurdular ki: “ Günahtan tevbe eden, bir günah işlememiş gibidir.” (K.Sitte, 7310)

    Abdullah İbnu Amr (ra) anlatıyor; Resulullah (sav) buyurdular ki: “ Allah Teala hazretleri, kulun tevbesini, can boğaza gelmedikçe kabul eder.” (K. Sitte, 7312)

    “Günahlarınız semaya ulaşacak kadar çok bile olsa, arkadan tevbe etmişseniz, günahınız mutlaka affedilir.” (K. Sitte, 7308)

    Burada şunu belirtmemiz gerekir ki yukarıdaki açıklamaları “ öyle ya, madem günahlar sevaba dönüşebiliyor, önce günah işleyip sonra da tevbe etse olmaz mı?”

    Böyle bir düşünce, her şeyden önce kulluk edebine yakışmaz. Allah’ı sınamak “ ben günah işlersem sen de beni affeder misin? gibi”, dinin hükümleriyle alay etmek, ciddiye almamak gibi bir mana taşır. Hem Allah’ın rahmetine güvendirerek günah işlettirmek şeytanın bir hilesi olduğunu rabbimiz bize haber veriyor.

    Hem “Tevbe ederim” düşüncesi ile günah işleyen kimse, tevbe etme fırsatı bulup bulamayacağı mechuldür. Ömrünün yetip yetmeyeceği, yaptığı hareketinin ilahi gadaba dokunup dokunmayacağı bilinmez. Böyle bir durumdan Allah’a sığınmak gerekir.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  4. #14
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.243
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Tevbe edilen günah affedilir

    Sual: Tevbe edince çok büyük de olsa günahımız affolur mu? Tekrar günah işleme ihtimalinden dolayı, tevbe etmemek daha iyi olmaz mı?
    CEVAP
    Tevbe edenin günahları affolur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Tevbe eden, günah işlememiş gibi olur.) [İbni Mace]

    Tekrar günah işlerim korkusu ile tevbeden vazgeçmemelidir! Günahkâr bir kul, tevbe edince, Cenab-ı Hak, hem o kulunun günahlarını affeder, hem de kulu tevbe ettiği için sevinir. İki hadis-i şerif meali:
    (Çölde devesini kaybedip sonra bulan kimsenin sevinmesinden çok, Allahü teâlâ, kulunun tevbe etmesine sevinir.) [Buhari]

    (Allahü teâlâ, tevbe edenin tevbesinden dolayı, susamış kimsenin, suya kavuşmasından, çocuğu olmayanın çocuk sahibi olmasından ve bir şey kaybedenin o yitiğini bulmasından daha çok sevinir. Her kim içten ve bir daha günaha dönmemek üzere Allah’a tevbe ederse, Allah da onun günahlarını yazan iki meleğe, kendi organlarına ve günah işlediği yere, bütün bunlara günahlarını unutturur.)
    [Ebu-l-Abbas] (Allahü teâlâ, herkese unutturunca günah işlediğine şahit kalmaz.)

    Ne büyük lütuf ve ihsan. Biz günahımıza pişman olunca, Cenab-ı Hak seviniyor. Bir âyet meali de şöyledir:
    (Ey müminler, Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.) [Nur 31]

    Sual:
    Günahım çok, ne yapsam Allah beni affetmez demek doğru mudur?
    CEVAP
    Çok yanlıştır. Çünkü Cenab-ı Hak, tevbe edilen her günahı affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe ederse, mümin olur, bütün günahları affolur. Bir mümin de Allah’a şirk koşsa, sonra pişman olup tevbe etse Allahü teâlâ affeder.

    Hadis-i şeriferde buyuruldu ki:
    (Allah’ın rahmetinden ümit kestirip [dinden] nefret ettirenlere Allah lanet etsin! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin!) [Nesai]

    (Allah’ı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi sevsin!)
    [Taberani]

    (İnsanlara Rablerinden bahsederken, korku ve sıkıntı veren şeylerden söz etmeyin!) [Beyheki]

    (Hak teâlâ buyurdu ki, kulumun, günahı göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse affederim.)
    [Tirmizi]

    (İhlasla "La ilahe illallah" diyen Cennete girer.)
    [Beyheki]

    (Bir kimse, yakînen Allah’ın Rab, benim de Peygamber olduğuma inansa, Cehennem ona haram olur.)
    [Hakim]

    (Allahü teâlâ, günahını affından büyük görene şiddetli gazap eder.)
    [Deylemi]

    (Kâfir, Allahü teâlânın rahmetinin çokluğunu bilse, Cennetten ümit kesmezdi.) [Müslim]

    (İyilik ve ibadet edene büyük ecir verileceğini müjdeleyin, nefret ettirmeyin!)
    [Şir’a]

    (Ömründe bir defa Allah’ı anan veya Ondan korkan Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki, "Ey kulum, af dilediğin müddetçe, günahlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günahların bulutlara kadar yükselse de yine affederim. Yer dolusu günahla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım. Yeter ki iman ile gel!")
    [Tirmizi]

    Allahü teâlâ, Davud aleyhisselama vahyetti ki:
    - Ya Davud beni sev, beni seveni sev! Beni de kullarıma sevdir!
    - Ya Rabbi bunu nasıl yapayım?
    - Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler.

    Allahü teâlâya hüsn-i zan
    Müslüman ömrünün sonlarına doğru, öleceği zaman Allahü teâlâya daha çok hüsn-i zan etmelidir! Yani (Ben her ne kadar günahkâr isem de, Allahü teâlâ beni affeder) diye ümit etmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Ölürken mutlaka Allahü teâlâya hüsn-i zan etmelisiniz.) [Müslim]
    (Allahü teâlâ, "Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl zannederse öyle bulur" buyurdu.) [İbni Hibban] (Yani "Allah, beni affeder" diye ümit ediyorsa onu affeder. Allah’tan ümidini keserek, "Ben mutlaka Cehennemliğim" diyorsa Cehenneme gider.)

    Ölüm döşeğindeki birisi, Peygamber efendimize (Cehenneme gitmekten korkuyorum; fakat Allah’ın rahmetinden de ümidimi kesmiyorum) dedi. Resul-i ekrem, (Müminin kalbinde korku ile ümit varsa, Allahü teâlâ da ona umduğunu verir, korktuğundan da emin eder) buyurdu. (Tirmizi)

    Günahlar örtülecek
    Sual:
    Tevbe edilen günahların affedildiğini kitaplardan okuyoruz. Âhirette bu günahlar, bizim yüzümüze vurulacak mıdır?
    CEVAP
    Hayır, asla vurulmayacak, hattâ öyle bir günah işlediğimiz bile unutturulacaktır. Günahımız hatırlatılınca rezil oluruz. Allahü teâlâ affettiği kulunu rezil etmez. Bir hadis-i şerif meali:
    (Allahü teâlâ, tevbe edenin günahlarını, yazıcı meleklerine unutturduğu gibi, kulun kendi organlarına ve dünyada bunu bilenlere de, unutturur. O kimse, Allahü teâlâya kavuşunca, artık günahı sebebiyle aleyhine şahitlik edecek kimse kalmaz.) [İ.Asakir]

    Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
    (Allah, o müminlerin geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtüp bağışlayacak ve yaptıkları amellerin en güzelleriyle mükâfatlar ihsan edecektir.) [Zümer 35]

    Bu ne büyük nimettir! Hem günahlar örtülüp gösterilmeyecek, hem de en güzel mükâfatlar verilecektir. O hâlde tevbe edip, tevbesinde sadık olan kullardan olmaya çalışmalıyız.

    Affedilmeyen günah mı?
    Sual:
    Bir arkadaş, içki, kumar, faiz, zina ve livata gibi hemen her büyük günahı işlemiş. Tevbe edip, bunların hepsini bırakmış ama, Allah beni kesinlikle affetmez diyor. Allah hangi günahları affetmez?
    CEVAP
    Allahü teâlâ, tevbe edilen her günahı affeder. Affetmediği tek günah yoktur. Müşrikleri, kâfirleri bile tevbe edince affediyor. İki hadis-i şerif şu mealdedir:
    (Hak teâlâ buyurdu ki: Ey Âdemoğlu, dua edip, benden af dilersen, günahların ne kadar çok, ne kadar büyük olursa olsun, hiç birine bakmadan seni affederim. Göklere ulaşacak kadar günah işlesen; ama rahmetimden ümidini kesmeyip, benden mağfiret dilersen, seni affederim.) [Tirmizi]

    (Tevbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibi olur.) [İbni Mace]

    Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
    (De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden [bizi affetmez diye] ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, [iman ehlinin] bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) [Zümer 53]

    Bu âyet-i kerime ve hadis-i şerifler gösteriyor ki tevbe edince her günah affolur.

    Sual:
    Tam İlmihal’de, (Tevbenin kabul olması için, namaz borcu ve kul hakkı olmamak lazımdır. Bir namaz borcu olan, bunu kaza etmedikçe, tevbesi kabul olmaz) deniyor. Mesela içkiye tevbe eden kimse, namaz borcu veya kul hakkını ödemedikçe, tevbesi kabul olmaz mı?
    CEVAP
    Tevbesi kabul olmaz demek, mesela namaz borcu olan bir kimse, (Yâ Rabbi, kılmadığım namazlar için tevbe ettim, bunları affet) derse, kaza etmedikçe affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bunun gibi, üzerinde kul hakkı olan bir kimse, (Yâ Rabbi, kul haklarımı affet) derse, hak sahiplerinin hakkını ödemedikçe, helalleşmedikçe, yine kul hakları affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bir kimse içki içse, kumar oynasa ve yalnız içkiye tevbe etse, içki içme günahı affolur, kumarı bırakmadığı için kumar günahı affolmaz. Kumarı da bırakırsa ikisi de affolur. Günahlar birbirine bağlı değildir. Hangisine tevbe edilirse o affedilir.

    Sualdeki affedilmez ifadesi, (Hiç affa uğramaz, doğruca cehenneme gider) demek de değildir. Ahirette de, helalleşme olacaktır. Hak sahibi, ahirette hakkını helal ederse, mesele kalmaz. Helal etmezse, hakkı kadar sevablar alınıp, hak sahibine verilir. Böylece, kul borcu olanın, sevabları azalmış olur. Sevabları yoksa, hak sahibinin günahlarını, yüklenmek zorunda kalır. Namaz borcu olan da, affa veya şefaate kavuşarak cennete gider. Affa veya şefaate kavuşmazsa, kabirde, mahşerde çektiği sıkıntılar günahlarına kefaret olur.

    Günahların birine tevbe etmek
    Sual:
    Bütün günahlarına değil de, bunlardan birine, mesela kumar oynamaya tevbe edilse, diğer günahlar geciktirilse, tevbe edilen günah affedilir mi?
    CEVAP
    Günahlar birbirine bağlı değildir. Elbette tevbe edilen ve bir daha yapılmayan günah affolur. Bu, kumar olur, içki olur fark etmez; fakat diğer günahların tevbesini geciktirmek doğru değildir.

    Tevbe ederken, şu üç şartı gözetmeli:
    1- İşlediği günaha pişman olup üzülmeli,
    2- Günahtan hemen vazgeçmeli,
    3- Bir daha yapmamaya karar vermeli.

    Bu üç şartı yapmadan, yalnız dille tevbe etmek, yalancılık olur. Günahtan sonra, hemen tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek, bu günahı işlemekten daha büyük günahtır. Bu günah, her gün bir misli artar. Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir. (Berika)

    Tevbe günahları affettirir
    Sual:
    (“Estağfirullah ellezi lâ ilâhe illâ hü, el hayyel kayyume ve etübü ileyh" diyen savaştan kaçmış olsa da, bütün günahları affolur) mealindeki hadis-i şerife göre, bunu söyleyen bid’at ehli veya kâfirin günahları da affolur mu? Namaz, oruç gibi Hak borçları ve hırsızlık, gasp gibi kul borçları da affolur mu?
    CEVAP
    Şartsız bildirilen bütün hadis-i şeriflerin, meşhur şartları vardır. İlk şart Ehl-i sünnet itikadında Müslüman olmaktır. Müslüman olmayan ve bid’at ehli olan, hangi istiğfarı okursa okusun günahları affolmaz.

    Ehl-i sünnet itikadındaki bir Müslüman tevbe edince, kul ve Hak borçları hariç diğer günahları affolur. Kul borçları için, ödemek veya helalleşmek lazımdır. Hak borçları için de bunları kaza etmek lazımdır. Mesela, (Kılmadığım namazlarıma, tutmadığım oruçlarıma, vermediğim zekâtlara tevbe ettim) demekle o ibadetler yapılmış olmaz. Namazları kaza etmek, oruçları tutmak ve zekâtları vermek şarttır.

    Tevbesiz ölmek
    Sual:
    Bir mümin, işlediği günahlara tevbe etmeden ölse, şefaate de kavuşamasa, mutlaka Cehenneme mi gider?
    CEVAP
    Ehl-i sünnet itikadında olmak önemlidir. Ehl-i sünnet olup sevabları günahlarından azsa ve şefaate de uğramamışsa, böyle bir kimsenin tevbe etmediği günahlarını Allahü teâlâ affedebilir. O kimse, Cehenneme uğramadan doğru Cennete gider. (Birgivî vasiyetnamesi)

    Puta tapsan da gel
    Sual:
    Hazret-i Mevlana, ne kadar liberal ve hümanist bir zatmış ki, (Gel, gel, her kim olursan ol gel, müşrik veya Mecusi de olsan, puta tapsan da gel!) diyor. Niye diğer İslâm âlimleri bu kadar liberal ve hümanist değildir?
    CEVAP
    Bu sözün liberal veya hümanist olmakla ilgisi yok. Bir insan çok büyük günah işler, affolmaktan ümidini kesebilir. Bir dinsiz, (Cennet ve Cehennem varsa ben yandım) diyebilir. Bâtıl din sahibi, (Benim dinim bâtılsa, cehennemliğim) diye korkabilir. Hazret-i Mevlana bunlara, (Korkma, ne olursan ol gel!) diyor. Bu, (Gel de öyle kal!) demek değildir. (Müslüman değilsen Müslüman ol, günahkârsan tevbe et, önceki hâlinden dolayı ümitsiz olma! Allahü teâlâ tevbe edilip bir daha yapılmayan her günahı affeder) demektir. Her İslam âlimi böyle diyor. Bunun aksini söyleyen hiçbir âlim yoktur.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 250 + 16439


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Tevbe her müslûman erkek ve kadına farzdır.

    Nitekim Allah (C.C) söyle buyuruyor:


    "Ey iman edenler! Dönülmez bir tevbe ile Allah'a yöneliniz"
    (Tahrim - 8)
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 250 + 16439


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Alimlerden birine soruldu ki. «kul, tevbe ettigi zaman tevbesinin kabul edilip edilmedigini bilebilir mi?»

    Alim bu soruya su cevabi verdi: «Bu konuda kimse kesin bir hükme varamaz, fakat tevbenin kabul edilip edilmediğine işaret eden bazı alâmetler vardır. Baslıcalari söyle sıralanabilir:

    1 — Kulun kendisini günahtan uzak hissetmesi gerekir.
    2 — Kalbinden sevincin silindiğini, her baktığı yerde Allah (C.C.)'in varlığını hissetmesi gerekir.
    3 — Günahkârlardan uzak durarak iyilik isleyenlere yakınlık duyması gerekir.
    4 — Dünya kazancinin azmi cok, ahiret amelinin çoğunu az görmesi gerekir.
    5 — Kalbini devamlı olarak Allah (C.C.)'in farz kıldığı ibadetler ile ilgili görmelidir.
    6 — Az konuşması, aralıksızbir düşünce hali yaşaması, daha evvel işlediği günahlardan dolayı devamlı olarak üzgün ve pişman görünmesi gerekir.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  7. #17
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.243
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Ebu Muhammed Mervezî rh.a. şöyle der

    “Şeytan, işlediği şu beş şeyden dolayı bedbaht olmuştur


    • Günahını itiraf etmedi.
    • İşlediği günaha pişman olmadı.
    • Kendini kınamadı, ayıplamadı.
    • Hemen tevbeye yönelmedi.
    • Allah Tealâ’nın rahmetinden ümidini kesti.

    Adem a.s. ise şu beş özelliğinden dolayı saadet ehlinden olmuştur

    • Günahını itiraf etti.
    • Yaptığı hatadan dolayı pişmanlık duydu.
    • Nefsini kınayıp, ayıpladı.
    • Vakit kaybetmeden hemen Allah Tealâ’ya tevbe etti.
    • Allah Tealâ’nın rahmetinden ümidini kesmedi.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  8. #18
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.243
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 815 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    İNSAN GÜNAH işleyebilen bir varlık. “Benim günah işlemem mümkün değil.” diyebilen hiç kimse bulunmuyor. Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, bazen de içine düşüyor.

    Bizler, akıl ve kalb dengesi içinde hayatımızı sürdürüyoruz. Fakat, insan sadece akıl ve kalbden ibaret olmadığı için, başta nefis olmak üzere baskın duygular, söz dinlemez hisler, önü alınmaz hevesler ve karşı konulmaz vehimler altında, bazen farkında olarak veya olmayarak irademize söz geçiremiyor ve günah işliyoruz. İşin aslına bakılırsa, Yüce Allah bizi kendisine yaklaştırmak, bizi kendisine muhtaç etmek, bizi kendisine çekmek için birbirinden farklı, değişik vesileler yaratmış. Meselâ, acıkma gibi bir duygu verip, bizi rızka muhtaç etmiş, Rezzak olduğunu göstermiş ve bizi bu yolla Kendisine bağlamış. Biz de kul olarak bütün ihtiyaçlarımızı O’ndan istemiş, O’nu Rezzak olarak bilmiş, gerçek anlamda rızık verici olarak O’nu tanımışız. Demek ki, Rezzak ismi, acıkmamızı gerektiriyor.

    Aynı şekilde, biz günahkârız, Allah bağışlayandır. Biz hata işliyoruz, Allah affedendir. Biz isyana kapılıyoruz, Allah mağfiret edendir. Biz tevbe ediyoruz, Allah tevbemizi kabul edendir. Allah Gafûr’dur, Afuvv’dur, Gaffâr’dır, Tevvâb’dır. İşlediğimiz günahlar bizi Allah’ın bu isimlerine götürüyor, bizi O’na yöneltiyor. Böylece Allah’ı Gafûr ve Gaffâr isimleriyle tanımış oluyoruz. Bediüzzaman’ın dediği üzere, ‘Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusurların bulunmasını iktiza ediyor.’ Açıkçası, günah işlensin ki Allah’ın Gaffâr ismi tecelli etsin; kusur edilsin, hata yapılsın ki, Allah da kulunun kusurunu yüzüne vurmayıp örterek Settâr olduğunu göstersin. Bir
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]inde, sevgili Peygamberimiz (asm) bu tatlı gerçeği ne de güzel dile getiriyor:
    “Nefsim kudret elinde olan Zât’a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helâk eder; sonra günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi.”1
    Ne kadar günah, o kadar tevbe

    İnsan nefsine aldanır, şeytana kanar, hislerine hâkim olamaz, iradesine söz geçiremez de, sonunda bir günah işler, ardında da yaptığına, yapacağına bin pişman olur ve tevbe üstüne tevbe eder. İşte, kulun günah işlemiş de olsa tevbe ile Rabbine rücu ettiği bu hal,
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]lerden öğrendiğimize göre, Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut etmektedir.


    Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
    “Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:
    Bir kul günah işledi ve ‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ dedi.
    Hak Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’. buyurdu.
    Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve
    ‘Ey Rabbim, günahımı affet!’ dedi.
    Allahu Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.’ buyurdu.
    Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve
    ‘Ey Rabbim, beni affeyle!’ dedi.
    Allahu Teâlâ da, ‘Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim.’ buyurdu.”2
    Büyük [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] âlimi İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarır:
    “Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tevbe etse, tevbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tevbe etse bile, yine tevbesi sahihtir.”

    Bir hadiste de, istiğfar eden kimsenin günde yetmiş defa günahını tekrar etse bile, ‘günahında ısrar etmiş’ sayılmayacağı belirtilir.3

    Hz. Ali’nin bu konuya getirdiği açıklama daha ilginçtir:
    “Beraberinde kurtuluş reçetesi olduğu halde helâk olan kimsenin durumuna hayret ediyorum. O reçete de istiğfardır.”

    Zaten Gaffâr ve Tevvâb isimleri, ‘çok çok bağışlayan, tevbeleri çok çok kabul eden, her günah işleyişte istiğfar edeni affeden, her tevbe edişte tevbe edenin tevbesini kabul eden’ anlamına geliyor. Şayet Cenâb-ı Hak kulunu hayatı boyu sadece bir sefere mahsus olmak üzere affedecek olsaydı, ondan sonra insana günah işleme imkânı ve fırsatı vermemesi gerekirdi. Yani, Allah affetmek istemeseydi, bize af isteme duygusunu vermezdi.

    Diğer taraftan, Cenâb-ı Hakk’ın günahları bağışlaması O’nun fazlı, lütfu ve ikramıdır. Hadiste de ifade edildiği gibi, günahı sebebiyle cezalandırması ise adaletinin tecellisidir. Said Nursî’nin belirttiği üzere, “Cenâb-ı Hakk’ın günahkârları affetmesi fazldır, tâzib etmesi [azap ile cezalandırması]adldir.”

    Efendimizin (a.s.m.) dizi dibinde yetişen
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] nesli bu ince noktayı çok iyi kavramıştı. Allah’ın yüce isimlerini mükemmel mânâda hem çok iyi anlamışlar, hem de hayatlarına yansıtmışlardı. Rivayet ettikleri hadislere bakınca, bu eğitimin seviyesini ve anlayışlarının kapasitesini farketmek hiç de zor değildir.

    Meselâ, kulun günahı ne kadar çok olursa olsun ve kul ne kadar af dilerse dilesin, hiçbir zaman isteğinin karşılıksız kalmayacağını, Hz. Enes haber veriyor.
    Enes radıyallahu anh, “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellemi şöyle buyururken dinledim” diyor.
    “Allahu Teâlâ [buyurdu ki]: Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden af umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım. Ey Âdemoğlu! Günahların gökleri dolduracak kadar olsa, sen Benden bağışlanmanı dilersen, günahlarını affederim. Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsen, fakat Bana hiçbir şeyi ortak koşmamış, şirke bulaşmamış olsan, Ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karşılarım.”4
    Peygamber Efendimiz (asm) de, bir hadisinde, kulun işlediği günahtan dolayı tövbe edip Rabbine dönmesini çöl ikliminde yaşayan, çöle çıkınca varı yoğu devesi olan bir insanın üzüntüsünü ve sevincini dile getirerek bize şöyle anlatır:
    “Öyle bir kimse ki, çorak, boş ve tehlikeli bir arazide bulunuyor. Beraberinde devesi vardır. Devesinin üzerine de yiyecek ve içeceğini yüklemiş. Derken uyur. Uyandığında bir de bakar ki, devesi gitmiş. Devesini aramaya koyulur. Bir türlü bulamaz. Açlıktan ve susuzluktan perişan bir vaziyette iken kendi kendine şöyle der: ‘Artık ilk bulunduğum yere gideyim de, ölünceye kadar orada uyuyayım.’ Gider, ölmek üzere başını kolunun üzerine koyar. Bir ara uyanır. Bakar ki, devesi yanıbaşında duruyor. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devesinin üzerindedir. İşte Allah mü’min kulunun tevbe ve istiğfarı ile, böyle bir durumda olan kimsenin sevincinden daha fazla sevinç ve lezzet alır.”5

    Anne Çocuğunu Ateşe Atar mı?

    Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuzdur. Bütün kullara yeter, bütün bir âleme kâfi gelir. Kendini tanıyan, fakat günahtan elini çekemeyen, nefsinin eline esir düşmüş kullarını kendi hâline bırakmaz. Bir başka deyişle, Cenâb-ı Hak kendisine yönelen kulunu çeşitli vesileler yaratarak onu rahmet iklimine çeker. Yani, Allah kulunu cezalandırmak için yaratmamış, bir fırsatını yakalayıp da onu Cehenneme atmak için dünyaya göndermemiş. İnsan nasıl kendi çocuğunu hatasından dolayı ateşe atmazsa, Yüce Allah da kendisini Rab olarak tanıyan kullarından sonsuz merhametini esirgemez, onları Cehenneme atmaz.

    Hazret-i Ömer (ra) Saadet Asrında şahit olduğu bir olayı anlatırken, bu hususta Efendimizin (asm) müjdesini bize de ulaştırıyor.
    Bir savaş sonrasıydı. Esirler arasında çocuğundan ayrı düşmüş bir kadın da vardı. Kadıncağız çocuğuna olan özlemini gidermek için gördüğü her çocuğu kucaklıyor, bağrına basıyor ve emziriyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem çevresindekilere:
    “Bu kadının kendi çocuğunu ateşe atacağına ihtimal veriyor musunuz?” diye sordu.
    “Asla, atmaz” dediler.
    Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem, ”İşte Allahu Teâlâ kullarına bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir.” buyurdu.6
    Hadis-i şerifler Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz mağfiretini ve rahmetini anlatıyor. Aynı şekilde, şaşmaz bir prensip olarak âyet-i kerimeler, genel ölçüleri verdikten sonra önemli bir noktayı hatırlatıyor. O da, kulluk şuurunu zedelememek, kulun Rabbine olan saygı sınırını taşmamaktır. Tövbe, istiğfar ettikten sonra, nasıl olsa Allah affeder deyip suç işlemeyi sürdürmemeli ki, kulluk sırrı kaybolmasın. Kur’ân bu gerçeğe şöyle işaret eder:

    “Onlar çirkin bir günah işledikleri veya herhangi bir günaha girerek kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar ve günahlarını bağışlaması için O’na niyazda bulunurlar. Günahları ise Allah’tan başka affedecek kim vardır? Ve onlar işledikleri günahta bile bile ısrar etmezler.”7

    Günahla Manevî Yükseliş

    Kul işlediği günahtan dolayı Allah’a daha ciddi olarak sığındığı ve daha ihlaslı bir şekilde yöneldiği takdirde, manevî bir yükselişe de geçebilmektedir. Kur’ân bu gerçeği ‘günahların sevaba dönüştürülmesi’ şeklinde anlatmaktadır.
    “Ancak tövbe eden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”8
    Cenâb-ı Hak, suç ve günahlarını itiraf eden, pişmanlık duyan kimselerin hem günahlarını bağışlıyor, hem de günahların yerini sevapla dolduruyor, böylece günah yerini sevaba bırakıyor, günah sevapla yer değiştiriyor. Bu sırdandır ki, bazı hadis âlimleri, “Birtakım günahlar vardır ki, mü’min için birçok ibadetten daha faydalıdır.” derler.

    Herkes hata işleyebilir, hatta herkes mutlaka hata eder, günaha girer. Fakat günahkârların da hayırlısı vardır. Bu hayrı Efendimiz (asm) şöyle ifade eder:
    “Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir.”9
    Hata işleyenlerin tövbeleri ile hayırlı bir insan olmalarının ötesinde, bir de Allah’ın sevdiği bir kul olma mertebesine yükselmeleri söz konusudur. Kur’ân’ın gösterdiği bu müjde, İslâm’ın insana sunduğu en tatlı müjdelerden biridir:

    “Muhakkak ki, Allah çok çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”10
    Peygamber Efendimiz (asm), bu âyeti şöyle tefsir ederler:
    “Şüphesiz Allah, tekrar tekrar günah işlediği halde üst üste tevbe eden kulunu sever.”11
    Bu sevginin gerçek şuurunda olan Peygamberimiz (asm), hiçbir günahı olmadığı, günahlara karşı korunduğu halde, günde yetmiş kere, bazı zamanlar yüz kere tövbe ve istiğfar ederdi. Çünkü, istiğfarın içinde ‘mahbubiyet’ mertebesi ve sevinci vardır.

    Ancak, bu müjdeyi yanlış bir tarafa çekerek, “Madem günahlar sevaba dönüşebiliyor, önce günah işleyip sonra da tövbe etsek olmaz mı?” gibi cerbezelerle meseleyi istismar etmemek de gerekir.

    Böyle bir yaklaşım, her şeyden önce, kulluk edebine aykırıdır. Bu durum, -hâşa- Allah’ı imtihan etmek, dinî hükümleri ciddiye almamak sayılır ki, işin sırrını kavramamak olur. Böyle bir istismara karşı, birçok âyette af yetkisinin Allah’a ait olduğu, Allah’ın istediğini bağışlayacağı, istediğini azaba çarptıracağı bildirilerek, havf-reca muvazenesine, ümit-korku dengesine dikkat çekilir.

    Kaldı ki, “Nasıl olsa tövbe ederim.” düşüncesiyle günaha dalan kimse tövbe etme fırsatı bulabilecek midir, buna ömrü yetecek midir, bir garantisi var mıdır? Veya en önemlisi, davranışları Allah’ın gazabını çektiği halde, Allah kendisine tövbeye dönüş fırsatı verecek midir? Bütün bunların da gözönünde tutulması gerekir.
    “Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”12
    Bütün bunlarla birlikte, özellikle her gün yüzlerce günahın hücumuna maruz kalan mü’minin en mühim meselesi, günahtan kaçınmaya çalışması, günahlı ortamdan uzak durması, günah işlemeye açık olan kapılara yanaşmamasıdır. Bir bakıma,‘def’i şer’ yapması, şerli işlerden uzak kalmasıdır. Bu husus bu zamanda çok büyük önem kazanmaktadır. Takva sırrına da ancak bu yolla erişilebilir. Çünkü bir haramı, bir büyük günahı terk etmek farzdır. Bir vacibi işlemek birçok [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]ten daha sevaplıdır. Takvanın esas alınmasıyla binlerce günahın hücumuna karşılık bir kerelik yüz çevirme ile, yüzlerce günah terk edilmiş, dolayısıyla yüzlerce farz ve vacip işlenmiş olur. Böylece, takva niyetiyle, günahtan kaçınmak maksadıyla çok sayıda salih amele yol açılır. Çünkü bu zamanda “Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”
    Bu kurtuluşu, yani büyük günahlardan kaçınanların nimete, ikrama ve Cennet saadetine ereceklerini Kur’ân haber veriyor:
    “Eğer size yasaklanmış günahların büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günahlarınızı örter ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan Cennete koyarız.”13
    Madem öyledir,
    “Hayatınızı imanla hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”14


    Kaynaklar:

    1. Müslim, Tevbe 9
    2. Buhârî, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29
    3. Müsned, 5:130.
    4. Tirmizî, Daavât 98.
    5. Müslim, Tevbe 3
    6. Buhari, Edeb 19, Müslim, Tevbe 22.
    7. Âl-i İmran sûresi, 3:135.
    8. Furkan sûresi, 25:70.
    9. Tirmizî, Kıyâme 49.
    10. Bakara sûresi, 2:222.
    11. Müsned, 1:80.
    12. Risale-i Nur Külliyatı, 2:1632.
    13. Nisa sûresi, 4:31
    14. Risale-i Nur Külliyatı, 1:5.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 250 + 16439


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 250 + 16439


    Cevap: Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.

    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

118, 130, 135, 149, 151, 157, 160, 161, 163, 166, 205, adedince, aklı, allah, amellerin, araf, atmak, aya, bahisleri, baskı, bağlamış, beraber, bilenlere, bilgi, bilinen, bilinmez, bir adam, birlik, bizleri, bulamaz, bulunmak, buyrun, çıkış, dadır, davranışları, dedikodu, dediler, delildir, dile, dilediğini, dilemek, dünyadan, durarak, duyan, dışında, edelim, edenleri, edilirse, edilsin, ediniz, efkar, elimizden, eliyle, elzemdir, emirdağ, etsek, ettir, ettirir, ettiğimiz, evvel, fiyat, font, fıtraten, galebe, gaybi, gazabı, gelmiş, gitmiş, günahlarınızı, günahtan, gururu, gıybetin, hangisine, hapis, hapisteki, harap, hararet, hatası, hizmetimizde, hücum, huşû, insa, insallah, insanlar, istediğini, isteğini, isyana, itham, itiraza, işaret, işlememek, işlemeyen, kâfiri, kainatta, kardeşi, kardeşlerimizi, kebireleri, kederi, kemalin, kendisinde, kesilmiş, kesmeyin, kesti, küfrü, kulumun, lâkin, lar, lütuf, mahza, maraz, mağfiret, mağfiretini, mecusi, meselâ, meseleyi, milleti, misli, muhakkak, müjdeyi, mükellefiz, mümkü, müstehak, müş, nefret, niza, olduğundan, olmadı, olmamak, olmayanı, onlardan, orga, öyledir, özellikle, peygamberlere, rabbı, rezil, rububiyeti, saadetine, sahibidir, seniye, seviyesi, sevsin, size, sohbetleri, sözlerde, sığı, sığınmak, tahrip, tasdike, tevbe, tevbemizi, ubudiyeti, ümidinizi, üstü, vaciptir, verdiği, yapanlar, yapması, yarası, yayı, yağmursuzluk, yerden, youtube, yükseliş, zira, zülcelal, zulmet, şakirdleri, şartları, şeye, şeylerle, şeytanı

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222