Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
20 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 817 + 40638


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِيم

    Selamünaleyküm Degerli Kardeşlerim;


    Bu haftaki Hadis Sohbetleri dersimiz başladı.

    Buyrun beraber mütaala edelim anladiklarimizi paylasalim insallah..



    Bilgi
    "Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.



    Not

    Soru: Kişi, dostunun dini üzeredir.. nasil anlamaliyiz.


    Benzer Konular
    Kişi dostunun dini üzeredir
    Kişi dostunun dini üzeredir Kişi dostunun dini üzeredir Hadis-i Şerifi... Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Hadis Sohbetleri 56: Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.
    Hadis Sohbetleri 56: Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir. بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِ
    Hadis Sohbetleri 41 : Hz. Peygambere yalan isnad etmek - Hadis uydurmak
    Hadis Sohbetleri 41 : Hz. Peygambere yalan isnad etmek - Hadis uydurmak بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِ
    Hadis Sohbetleri 19 : Dini Korumak
    Hadis Sohbetleri 19 : Dini Korumak بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِ
    Yazar : Risale Forum
    Konu ABDULLAH tarafından (12-11-2012 Saat 21:08 ) değiştirilmiştir.
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16439


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    Ve aleykümselam,herkese hayırlı günler olsun .

    Allâh’a dostluk için gerekli olan beşerî dostluklar,hayat denen yolculukta zarûrî olan bir ilk lâzımedir.

    Mevlânâ bu hakikati şöyle anlatır:

    “Yalnız kaldığın ve danışacak bir akıl sahibi bulamadığın için, ümitsizliğe düşersen hakîkat güneşine mensup bir dostun gölgesi altına girersin.

    Yürü, çabucak kendine bir Hakk dostu ara; böyle yaparsan, Allâh senin dostun olur, yardımcın olur.

    Halvete girmek, yalnız kalmak, yabancılara karşı olur, dosta karşı değil. Kürk kış içindir, bahar için değil.

    Selîm akıl, bir başka selîm akılla, yani vahiyle terbiye edilmiş akılla birleşince güçlenir, nûru çoğalır, yolunu iyi görür.

    Nefs ise bunun aksine, bir başka nefsle sırf nefsânî tatminkârlık arzusuyla dost olmaktan hoşlanır, böyle olunca o yolda karanlık artar; hakîkat görünmez olur.”

    Mesnevî: “Ey gönül! Senin içini aydınlatan yere, sana yakın olan olgun insanların bulundukları yere git ki; onlar sana gelecek belalara karşı siper olurlar.”

    “Onlar; senin kötülüklerini mâzur görürler de canlarının içinde sana yer verirler.”
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16439


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    İyi insanla beraberlik iyi tesire, kötü insanla beraberlik de kötü tesire mâruz kalmaya sebep olur.

    Bunu bir misâlle anlatan Peygamber Efendimiz:

    “İyi ve kötü arkadaşın hâli güzel koku satanla körük çeken (demirci)nin hâline benzer.

    Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccânen verir ya da sen satın alırsın. (Yahud onunla

    bulunduğun sürece) onunla güzel koku koklamış olursun.

    Körük çeken kimse ise ya elbiseni yakar veya körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.”
    (Buhârî, Zebâih, 31) buyurmuştur.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16439


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    İmam-ı Rabbânî hazretleri de kötülerle arkadaşlığın insana ne gibi felâketlere sürükleyeceği husûsunda

    şöyle bir misal vermiştir:

    “Kumarbazlarla oturup kalkan kimse belki kumar oynamaz. Böylece kendisini kirlenmemiş hisseder. Ama

    onlarla bulunduğu müddetçe kumar oynamayı hoş görmeye başlar. Bu ise mânevî yıkımdır.”

    Çünkü insanın herhangi bir günahtan korunmak için zarûrî olan böyle bir siper-i sâikayı, bilerek veya

    bilmeyerek terk etmiş bulunması, her ân o günaha düşme tehlikesini de beraberinde getirir. Zîrâ ham ve

    nâdân kişilerle beraberlik, nihayetinde onlara “zihnî yakınlık” peydâ eder. Bu yakınlık, zaman içinde “kalbî

    beraberlik”e döner ve insanı adım adım helâke doğru sürükler.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16439


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    Nefsin birçok merhalesi vardır. Hiç terbiye görmemiş bir nefs, “emmâre”dir. Bu, sahibine daima kötülüğü

    emreder, ancak o terbiye edile edile “levvâme”, “mülhime” ve “mutmainne” derecesine kadar yükselir, o

    zaman bu azgın nefis, sahibine itaatli bir at gibi onu menzil-i maksuduna ulaştırır. Gerçek kulluk kendini

    bu merhalede gösterir. Allâh’ın -celle celâlühu- izni ile daha da ötelere tekâmül ettikçe “râdıyye”,

    “merdıyye” ve “kâmile” makamlarına ulaşır. Bu hâle ulaşabilmenin temel sâiklerinin başında, Allâh

    dostlarıyla beraberlik ve onlara kalbî muhabbet gelir. Ham nefs bunu arzu etmez. Başlangıçta insanı

    süflîlerle beraber olmaya zorlar. Lâkin her güçlükte bir kolaylık olduğu gibi bu işte de bir kolaylık vardır.

    Elverir ki, o yola tevessül edilsin. Diğer taraftan, insanın -icabında- melekten üstün bir mevkîye

    yükselebilmesi terbiye edilmiş nefs sayesindedir. O derecede ki, Âdem -aleyhisselâm-’a ilk yaratılışında

    meleklerin secde etmesi yönündeki ilahî emir de insanın nefse mâlikiyeti sebebiyledir. Çünkü melek,

    hiçbir engele mâruz kalmadan Cenâb-ı Hakk’a teveccüh ettiği hâlde, insanoğlunun bunu başarabilmesi

    nefs engelini aşabilmesiyle mümkün olmaktadır. Bu sebeple insanın Allâh’a vâsıl olmakla elde ettiği zafer,

    bu güçlük sebebiyle meleklerinkinden daha fazla takdir ve mükâfâtı icab ettirmektedir.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16439


    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    Dostluk, müsbet veya menfî vasıflardaki ortaklıktan kaynaklanır.
    Gerçek dostluk ise yalnız samîmî ruhlarda barınır.
    Bu vasfa, insan şahsiyetinin en yüksek kademelerinde rastlanır.
    Her hâdise karşısında, iki kişinin aynı duygulara sahip olması ile dostluk yaşatılır.
    Gerçek dostluk, iki gönül arasındaki cereyan hattıdır.
    Bu cereyanla, yani muhabbet akışı netîcesinde, sevilenin her hâli sevene sirâyet eder.
    Gönüldeki aşk deryaları coşmaya ve sevda güneşleri tutuşmaya başlar.
    Bu îtibarla, müşterek duygulara sahip olmayanların, arkadaşlık ve kardeşlik gibi zahirî ve tesâdüfî yakınlıklarının dostlukla alâkası yoktur.
    Zîrâ Ebû Leheb, Hazret-i Peygamberin öz amcası olduğu hâlde, O’na en uzak düşen bedbahtlardan biriydi.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  7. #7
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 817 + 40638


    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    "Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.



    Bu hadisi serif cok genis manalar ifade ediyor dostlugun arkadasligin ne kadar önemli oldugununda bir göstergesi aslinda oysa biz yasamimizin bir cok alaninda cikar iliskisine dayali ne dostluklar ne arkadasliklar kurduk ne aciki dost,lugu ve arkadasligi bu sandik oysa hadisi serifdeki bahsedilen dostluk ne ulvi bir dostluk zirvesi onun dini üzere olmak demekki dost kavraminin bir anlami bir agirligi var..
    Dost sevilen güvenilen gönülden baglanilan kimsedir dost sadakatlidir dostun iliskisi cikar iliskisine degil ALLAH rizasina dayanmalidir.
    sadakat icten baglilik saglam güclü dostluk demektir sadakat kinden öfkeden uzak menfaaatten siyrilmis bir dosluk demektir.. hani meshur atasözümüz Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim..

    Ahmet Siyahi hazretleri oğluna hitaben buyurur ki:

    “Ey oğul! Eğer sana hakiki dost arkadaş lazım ise, Allah için sevenlerle beraber ol. Böyle kimselerden dostluk ve kardeşlik bağı kurduğun kimseye, muhtaç olduğunda ihtiyacından fazla malın varsa ver. Yahut onu kendinle beraber tut veya kendine tercih et. Beraber olduğunuzda ve arkasından ayıplarını ört ve gizle. Kusuru olduğunda sabır ve tahammül et. Hayatta iken ve vefat ettiğinde onu hayırla an.”

    Şeytan, insana kötü arkadaş vasıtası ile günah işletir. Bu sebeple, arkadaş olacak kimseleri iyi seçmeli, herkesle dost olmamalıdır. İyi geçinmek ayrıdır, dost olmak farklıdır. Akıllı, ilim sahibi, iyi ahlaklı, doğru sözlü, cömert olan, fasık olmayan kimselerle arkadaş olmalıdır. Hazret-i Ömer buyuruyor ki:
    “Sadık dost bul ve onların arasında yaşa! Dürüst ve samimi arkadaşlar, genişlikte süs ve ziynet; darlıkta yedek sermayedirler. Dostunun sana düşen işini güzelce gör ki, lüzumunda sana daha güzeli ile karşılıkta bulunsun. Kötü insanlarla düşüp kalkma, onlardan kötülük öğrenirsin. Onlara sırrını verme, ifşa ederler. İşlerini, Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişare et.”

    Arkadas dost secerken dikkat etmemiz lazim kisi dünyada ve ahirette sevdikleriyle beraber olur Rabbim bizlere insallah kendi dostlarini sevdigi hosnut oldugu kullarini dost edinmek nasip eylesin..Amin
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  8. #8
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.245
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 817 + 40638


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    .Arkadaşın ahlaka tesiri var mıdır? Dost edinilecek kişilerde aranılması gereken vasıflar nelerdir?


    Arkadaşın ahlak üzerindeki etkisi büyüktür

    Arkadaşın insan üzerindeki etkisi çok büyüktür. Arkadaş insanı doğru yola da götürebilir, yanlış yola da.
    Malumdur ki; insan kime (mukarin) yakınsa ona uyar, kim ile yiyip-içerse onunla hemhal olur. Sohbetlerin, ülfetlerin ruh üzerinde büyük tesiri vardır. O halde insan daima iyi zatlar ile hemsohbet olmayı bir nimet bilmelidir. Aksi takdirde ahlak bozulur, diyanet zayıflaşır, şeref ve şan zevkle yüz tutar, hakiki istikbal söner gider. [1]
    Bunun öncesinde dost edinebilme meziyeti de güzel ahlaka sahip kimselerin özelliğidir.

    Dostluk kurmak güzel ahlakın alametidir

    İnsanlarla anlaşmak, kaynaşmak, birbirini sevip dost olmak güzel ahlakın meyvesidir. Resulullah (asm) şöyle buyurmaktadır:
    “Hiç şüphesiz Allah-ü Teala kıyamet günü:
    “Nerede benim rızam için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim.” buyurur.” [2]

    Dostluk iyi huyun, ayrılık kötü huyun meyvesidir

    Malumdur ki; dostluk, iyi huyun ayrılık ve geçimsizlik ise kötü huyun meyvesidir. İyi huy sevmeyi, anlaşmayı, uyuşmayı gerektirir. Kötü huy ise kızma, haset ve sırt çevirmeye sebep olur. Tıpkı ağaç iyi olunca mahsulün de iyi ve tatlı olması gibi. Dostluğun kaynağı, kökü durumunda olan güzel huyun, İslam dini nazarındaki üstünlüğü ise; kimsenin meçhulü değildir.
    Güzel huyun icabı ise geçimli olmak ve çevre ile dostluk kurmaktır. Hele dostluk takva, dindarlık ve Allah sevgisi üzerine kurulmuşsa çok değer kazanır. [3]
    Bu konuya dair Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmaktadır.
    “Mümin, kendisiyle dostluk kurulabilen kişidir. İnsanlarla dost olmayan ve kendisiyle dostluk kurulamayan kişide hayır yoktur.” [4]

    Sıfat ve ahlakları birbirine uyan kimseler bir araya gelirler

    Tüm insanların ruhları dünya hayatı öncesi ruhlar aleminde bir arada bulunurlar, birbirleriyle ünsiyet ederler.
    “Ruhlar toplu halde bulunurlar. Sıfat ve ahlakları birbirine uyan ruhlar, bir araya gelip tanışabilirler. Tanışıp anlaşamayan ruhlar ise, her zaman ihtilafa düşüp bir araya gelemezler.” [5]
    Ruhlar kendi alemlerinde bir arada yaşarlar. Sıfat, ahlak ve anlayış karakterleri birbirine benzeyen ruhların bir araya gelerek tanışıp anlaşmaları mümkündür. Fakat sıfat, ahlak ve anlayış karakterleri birbiri­ne uymayan ruhlar, birbirleriyle asla anlaşamazlar. Kendi aleminde böyle olan ruhlar, dünya alemine gelip insan kalıbına girdikten sonra aynı dav­ranış ve hareketleri gösterirler. Yani Ervah aleminde anlaşanlar, insanlar aleminde de anlaşırlar. Ervah aleminde anlaşamayanlar, insanlar aleminde de anlaşamazlar. [6]

    Dost seçimi çok önemlidir, zira kişi dostunun dini üzeredir

    Dost seçimi önemlidir. Peygamber Efendimiz (asm) arkadaşın insan üzerindeki tesirini ve dini noktada ne kadar etkileyebilecek bir potansiyele sahip olduğunu “Kişi arkadaşının dini üzeredir. Kiminle arkadaşlık yapıyorsunuz ona bakın.” sözleriyle anlatmaktadır.
    Peygamber Efendimiz (asm):
    “İyi kimselerle arkadaşlık yapan güzel koku satanın yanında bulunan ve o güzel kokudan istifade eden birine benzer.” buyurmakla ne kadar isabetli ve ümmetini irşat edici yol çizmiştir. [7]
    Temiz, ahlaklı, imanı kuvvetli bir arkadaşın hareketleri, tipi temiz bir havaya benzer. Hareket ve davranışları kötü olan bir kimsenin böyle bir kişiyle arkadaşlık etmesi, onu tüm kötü hareketlerinden arındırır. Bambaşka bir insan yapar. Oysa kötü ahlaklı bir kimseyle arkadaşlık yapmak, bulaşıcı bir hastalığı olan kimsenin yanında durmak demektir bu da mikrobun kendisine geçip aynı hastalığa yakalanmaktır. [8]
    “Temiz, faydalı iyi bir arkadaş, misk satan kimseye, kötü arkadaş da körük sallayan bir demirciye benzer. Misk satan kimseden sana zarar gelmez, bilakis ondan misk satın almak veya koklamak gibilerle ya­rarlanabilirsin. Demirciye gelince, elbiseni yakmak veya kötü bir koku al­ılmak gibi ancak zarar alırsın.” [9]
    İbn-i Sina:
    “Mektepte çocuk, edebi güzel, alışkanlıkları arzu edilen şekilde olan başka çocuklarla düşüp kalkmalıdır. Zira, bir çocuk diğer bir çocuk için daha çok telkin gücüne sahiptir. Çocuk arkadaşıyla ünsiyet eder, (çok şeyi) ondan kapar” der. [10]

    Kişi kalben muhabbet beslediği kişiyi huy itibariyle de taklit eder
    Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim…

    Bir insan kimi kalben severse tab’an (huy ve tabiat itibariyle), aklen, fikren ona mütemayil (taraftar) olur, onun ahval ve harekatını elinden geldiği kadar taklide çalışır. Binaenaleyh ikisi de aynı durumda bulunmuş sayılır.
    Bu sebeple kişi kimlere meyilli olduğuna, kimlere muhabbet beslediğine dikkat etmelidir. Çünkü fazilet ve diyanet sahiplerini sevenler onlarla birlikte olurlar. Edepsizlik ve inançsızlık sahibi kimseleri sevenler ve onlara taraftar olanlar, onlarla haşrolacaklardır. (diriltileceklerdir) [11]


    Dost edinilecek kişilerde aranılması gereken vasıflar:

    Dostluğun; birbiriyle ünsiyet etmek, birbirine yardım et­mek, sevinç ve kederde birbirine ortak olmak, birbirinin ilim ve amelinden yararlanmak, birbirini güzel işlerde ör­nek almak, birbirine dua etmek ve kıyamet gününde birbi­rine şehadet ve şefaat etmek gibi faydaları vardır. Onun için seçilecek dostta şu beş vasfın bulunması lazımdır:

    1-Akıllı olmak,
    2- Güzel ahlak sahibi olmak,
    3-Fasık olmamak,
    4-Bid’atçi olmamak,
    5-Menfaatçi, cimri ve haris (hırslı) olmamak. [12]


    Dost; akıllı olmalıdır
    Arkadaşın akıllı olması lazımdır. Çünkü her şeyin ba­şı akıldır ve o her güzelliğin temelidir. Bu sebeple, ahmak olan insanın ne kendisinde, ne de dostluk ve arkadaşlığın­da hayır yoktur. Onunla kurulacak bir dostluğun ömrü de kısadır. Aklın yolundan ayrılan ahmak dost, fayda vermek isterken zarar da verebilir. [13]

    Dost; güzel ahlak sahibi olmalıdır
    Arkadaşın, akıl yanında güzel ahlak sahibi olması la­zımdır. Çünkü nice akıl sahipleri vardır ki, şehvet, hiddet, şöhret, haset gibi kötü hislerine mağlup olurlar. Bu ahlak­sız tipler aklı az olan ahmaklardan daha çok sıkıcı ve çekil­mezdirler. [14]

    Dost; günahkar kimselerden olmamalıdır
    Arkadaşın fasık olmaması lazımdır. Çünkü arkadaşlığın en önemli faydaları ahirete yönelik olanlardır. Fasıkın arkadaşlığıyla bu faydalar tahakkuk etmez. Bu arkadaşlıktan dünyaya ait hakiki faydalar da sağlanmaz. Çünkü kendisini yaratanın haklarını gözetmeyen, iyiliklerine şükretmeyen ve yüce olan hatırını saymayan bir fasık, kendisi gibi olan arka­daşına karşı daha iyi davranmaz. Onun fıskının bulaşması da başka bir sakıncadır. Çünkü insan kötülükleri göre göre onları normal bulur ve giderek onlara heves ve arzu duyar. Bu sebeplerle, Allah-ü Teala fasıklarla arkadaşlık edilmemesini emretmiştir. [15]
    O gün zalim kimse, ellerini ısırıp şöyle der:
    “Keşke ben Peygamberle beraber bir yol tutsaydım!”
    “Vay halime! Ne olurdu ben falancayı dost edinmeseydim!”
    “Yemin olsun ki, (o) bana geldikten sonra beni zikirden (Kuran’dan) saptırdı. Şeytan ise insanı (işte o gün, böyle) yardımsız bırakır.” [16]
    “Sabah akşam O’nun rızasını (ve cemalini müşahede etmeyi) dileyerek, Rablerine yalvaranlarla beraber nefsini sabırlı tut; dünya hayatının ziynetini arzu edip de gözlerini onlardan (o yalvaranlardan) ayırma ve (isyanları sebebiyle) kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye itaat etme!” [17]
    Hz. Ali (ra) şöyle demiştir:
    “Fasık kimseye arkadaş olma. Aksi takdirde ondan günahkarlık öğrenirsin.” [18]


    Dost; bid’alara taraftar kimselerden olmamalıdır
    Dost ve arkadaşın bid’atçi –bid’aları kabul eden ve yaşayan- olmaması lazımdır. Çünkü böyle bir kimsenin arkadaşlığıyla onun bid’aları bulaşır. Bid’aların bulaşması küfür ve günahların bulaşmasından daha kolaydır. Çünkü bütün Müminler küfür ve günahların yanlış olduğunu bilirler, fakat onların çoğu bid’aların yan­lış olduğunu bilmezler. Bunun sebebi ise, bid’acıların da Müslüman görünmeleri ve delil olarak Kur’ân ve hadisler­den bahsetmeleridir. Bunların Kuran ve hadislerden çıkardıkları manaların yanlış olduğunu ancak alimler bilirler. Bu konuda yeterli bilgisi olamayan kişiler ise arkadaşının yanlışlarını ayırt edemediği gibi aynı zamanda doğru kabul etmeye başlar. [19]


    Dost; dünya hırsından uzak olmalıdır
    Arkadaşın dünyaya karşı hırs ve tamah sahibi olmaması da lazımdır. Çünkü dünya hırsıyla başı dönmüş bir kimse, kendi kişisel çıkarından başka bir şey düşünmez ve arkadaşlık hakkını rahatlıkla buna feda eder. [20]


    Dost; arkadaşının nefsini kendi nefsine tercih edendir
    Kişi kendi malını ve menfaatlerini koruduğu gibi, Mümin kardeşini de aynen koruyup gözetmelidir. Bu anlayışla çalışıldığı takdirde, Müslümanlar tek vücut halinde parçalanmaz bir kuvvet olurlar ve hiç bir kuvvete de yenilmezler.
    Alkame El-Utaridi (ra), ölüm döşeğinde oğluna şu vasiyeti yapmıştır:
    “Yavrum! Dost edinme ihtiyacı duyarsan, o kim­seyi dost edin ki, ona hizmet ettiğin zaman emeğin boşuna gitmez.
    Onunla birlikte olduğun zaman senin itibarını dü­şürmez.
    Bir sıkıntıya düştüğün zaman seni yalnız bırak­maz.
    Bir hayır yapmak istediğin zaman seninle birlikte o da bunu yapar; senin iyiliklerini söyler, ayıp ve kusurlarını ör­ter.
    “Ondan bir şey istediğin zaman bunu sana verir; isteme­diğin zaman da halinden anlar; seni yalancı çıkarmaz; seni kendi nefsine tercih eder.” [21]


    Dost; dostun aynası olmalıdır
    Bir kimse her konuda dostlarından etkilenebileceği gibi, dostlarının da onu örnek alacağını unutmamalıdır. Bu sebeple bir Müslüman her zaman hakka, doğruya yönlendirici olmalıdır.
    Dostlar birbirlerinde gördükleri kusurları uygun bir dille söylemelidir ki dostluk ahiret dostluğu halini alsın ve Allah-ü Teala’nın da rızasının kazanıldığı bir dostluk olsun.
    “Kim bir hidayete çağırırsa, kendisine uyanların ecri kadar, onların ecrinden hiçbir şey eksilmeksizin ecir alır. Kim de bir dalâle­te davet ederse, dalâlete gidenlerin günahı gibi, onların günahlarından hiç eksilmeksizin günah alır.” [22]
    Hz. Aişe’den (ra) rivayet edilmiştir:
    “Peygamber’e (asm) bir kim­seden (hoşa gitmeyen) bir söz erişecek olursa (onun ismini anmış olma­mak için):
    “Falan (isimli) kişiye ne oluyor da böyle diyor?” demezdi de; “bu insanlara ne oluyor da böyle böyle konuşuyorlar?” derdi. [23]
    “Siz Müminler birbirinizin aynası durumundasınız. Eğer birbirinizde düzeltilmesi gereken bir hata bir yara görürseniz hemen onu giderin.” [24]


    Dost ilminden istifade edilendir
    İlim ehli doğru ve yanlışı ayırt eder. Böyle kişiler, öğrendiği ilmi hakikatleri anlatma ve hayatına geçirme çabası içindedir. Bu sebeple ilimle meşgul olan dosttan her zaman hayır yönünde istifade edilebilir.
    “Ancak iki çeşit insana ar­kadaş ol. Bunlardan birincisi ilminden yararlandığın kim­sedir, ikincisi de senin ilminden yararlanan kimsedir.”
    Lokman (as) oğluna şunu vasiyet etmiştir:
    “Yavrum! Alim­ler ve bilenlerle oturup kalk. Çünkü toprak su ile dirildiği gibi, kalp de ilim ve hikmetle dirilir.” [25]


    Dost; kişiye hem dünya hem ahirette faydalı olandır
    “İnsanlar ağaçlar gibidir. Bir kısım ağaçların gölgesi var, meyvesi yoktur. Bu ağaçlar, dün­ya için faydalı olup ahiret için faydalı olmayan insanların mi­salidir. Çünkü dünya geçici bir gölge, ahiret ise gaye ve mey­vedir.
    Bir kısım ağaçların meyvesi var, gölgesi yoktur. Bu ağaçlar, ahiret için faydalı olup dünya için faydalı olmayan insanların misalidir.
    Bir kısım ağaçların hem gölgesi, hem de meyvesi vardır. Bunlar, hem dünya, hem de ahiret için fayda­lı olan insanların misalidir. Diken gibi yırtıcı çalıların ise ne gölgesi, ne de meyvesi vardır. Bunlar da ne dünya, ne de ahi­ret için faydaları olmayan, aksine kendilerine yaklaşanları iki alemde de zarara sokan kimselerin misalidir.” [26]
    “Gö­rünüşü size Allah-ü Teala’yı hatırlatan, konuşması amelinizi arttıran, davranışı ahiret rağbetinizi çoğaltan kimselerle oturup kalkın.” [27]


    Beş çeşit kimseyle dostluk kurulmaz:
    Cafer Es-Sadık (ra) şöyle demiştir:
    “Beş kişiy­le arkadaşlık etme:
    Bunlardan birincisi; yalancı kimsedir. Çünkü yalancı kimse, seni aldatır ve gerçekleri yanlış anla­mana sebep olur.
    İkincisi; ahmak kimsedir. Çünkü ahmak kimse, fayda vermek isterken sana zarar verir.
    Üçüncüsü; cimri kimsedir. Çünkü cimri kimse, kendisine muhtaç ol­duğun zaman seni terk eder.
    Dördüncüsü; korkak kimse­dir. Çünkü korkak kimse, bir tehlike gördüğü zaman seni bırakıp kaçar.
    Beşincisi; fasık kimsedir. Çünkü fasık kimse, nefsi isteyince sana kötülük etmekten sakınmaz.” [2

    Kaynakça:
    [1] Ömer Nasuhi Bilmen Külliyatı
    [2] Müslim, Tirmizi; Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi / Müslüman
    [3] M. Esad Coşan / İdeal Yol Dergisi
    [4] İmam Ahmed B. Hanbel; El-Fethu’r-Rabbani Tertibi / İman
    [5] İmam Suyuti; Camiu’s Sağir Ve Tercemesi / Üstün Ahlak
    [6] İmam Suyuti, Camiu’s Sağir Ve Tercemesi
    [7] Hüsrev Yarengümeli / İrfan Mektebi
    [8] İmam Suyuti / Camiu’s-Sağir Ve Tercümesi İzahlı 2000 Hadis
    [9]İmam Suyuti; Camiu’s Sağir Ve Tercemesi / Üstün Ahlak
    [10] İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi
    [11]Ömer Nasuhi Bilmen
    [12] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [13] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [14] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [15]İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [16] Furkan, 27-29
    [17] Kehf, 28
    [18] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [19] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [20] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [21] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [22] Buhari, Müslim; Cem’u’l-Fevaid / Adab
    [23] Ebu Davud; Sünen-i Ebu Davud / Edeb
    [24] Müslim, Buhari; Sünen-i Tirmizi / İyilik
    [25] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [26] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [27] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    [28] İmam Gazali / İhya-i Ulumi’d-Din
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16439


    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    Bir müʼmin için Hak dostları ve sâlihlerle beraber ve hemhâl olabilmek, tâlihlerin en büyüklerindendir.

    Hak dostlarını ve mâneviyat ehlini tanıyıp onların yakınlığına nâil olmak ve yine onların huzurlarında

    ve

    çevrelerinde bulunup onların hâl ve davranışlarındaki feyiz ve rûhâniyetten istifâde etmek, Cenâb-ı Hakkʼın büyük

    bir lûtfudur, şükrü gerektiren müstesnâ bir nîmetidir.

    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 253 + 16439


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Hadis Sohbetleri 54 :Kişi, dostunun dini üzeredir

    Sâlih ve sâdık müʼminlerle beraberlik, nefsi terbiyede -radyasyon gibi- müşâhedesi imkânsız, fakat neticesi mutlak bir müessirdir.

    Âlimlerden Câfer bin Süleyman -rahmetullâhi aleyh-, sâlih insanlarla beraberliğin kendisine kazandırdığı gönül feyzini şöyle anlatır:

    “Kalbimde bir katılık hissettiğim zaman kalkar, hemen (tâbiînin büyük âlim ve âriflerinden olan) Muhammed bin Vasî’nin yanına gider, meclisine katılır, yüzüne bakardım. Böylece kalbimdeki katılık gider, içime ibâdet neşesi gelir, tembellik üzerimden kalkar ve bir hata boyunca bu neşe ile ibâdet ederdim.”


    Bunun içindir ki müʼmin; âlim, ârif, sâlih ve sâdık kullarla beraberliğe büyük bir ehemmiyet vermeli ve bunun, mânevî varlığının en müstesnâ gıdâlarından biri olduğunu bilmelidir. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

    “Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!..” (et-Tevbe, 119)
    Dikkat edilecek olursa Cenâb-ı Hak, bu âyet-i kerîmede kullarına; “Sâdık olun!” buyurmamış, takvânın muhâfazası için; “sâdıklarla beraber olmayı” emretmiştir. Çünkü sâdık olma yolunda atılacak ilk adım, sâdıklara muhabbetle yönelip onlarla beraber olmaktır. Sâdık olmak ise, bu durumun en tabiî bir neticesidir.

    Nitekim İslâm semâsının yıldızları olan ashâb-ı kirâmın pek çoğu, câhiliye döneminde fıtrata ters, yarı vahşî bir hayat yaşıyordu. Fakat İslâmʼla şereflendikten sonra Allah Rasûlü r ile engin bir muhabbet iklîminde yaşadıkları beraberlik neticesinde nebevî ahlâkın kendilerine aksetmesiyle, dünyanın en fazîletli insanları hâline geldiler.

    Onların bu beraberlikte sergiledikleri muhabbet, samîmiyet, gayret ve fedâkârlık da dillere destandır. Çünkü onlar, Allah Rasûlüʼyle beraber olabilmek uğruna hazarda ve seferde hiçbir bedeli ödemekten çekinmediler.

    Nitekim Uhud Harbiʼnde Muhâcir ve Ensar’dan bâzı sahâbîler canlarından çok sevdikleri Allah Rasûlü Efendimizʼin etrafını sardılar; O’nun önünde şehîd olmak üzere Allâh’a söz verdiler ve:
    “–Yüzüm yüzünün önünde siper, vücûdum Sen’in vücûduna fedâdır! Allâh’ın selâmı her dâim Sen’in üzerine olsun! Hiçbir zaman yanından ayrılmayız yâ Rasûlâllah!” diyerek sonuna kadar savaştılar. (İbn-i Sa’d, II, 46; Vâkıdî, I, 240)

    Zâtü’r-Rikâ seferinde ise sahâbe altı kişi nöbetleşe bir deveye biniyor, yürümekten ayakları delinip tırnakları düşüyordu. Yara bere içinde kalan ayaklarını bez parçalarıyla sarıp Allah Rasûlüʼnün peşinden gidiyorlardı. (Bkz. Buhârî, Meğâzî, 31)
    Yine hanım sahâbîler de, Rasûlullah r’i görmekte geciken ve uzun zaman Oʼnunla görüşemeyen evlâtlarını ciddî bir şekilde îkâz ediyor, bu husustaki ihmâle aslâ tâviz göstermiyorlardı.

    Velhâsıl kalbin mâsivâdan muhâfaza edilmesi ve dâimâ hayırlı telkinlere muhâtap kılınması için rûhâniyetlerinden istifâde edilebilecek peygamber vârisi âlim ve âriflerle, sâlih ve sâdıklarla ünsiyet zarûrîdir. Bu hâl, insanın belli aralıklarla âdeta mânen şarj olup tekrar enerji kazanması gibidir. Gayret ehli müʼminleri görüp aşk ve şevke gelmek, fazîlet sahibi zâtların hâllerinden ibret alarak gaflet uykusun*dan uyanmak, hakîkaten büyük bir ihtiyaçtır. Bu sebepledir ki mânevî terbiye yolu olan tasavvufta da, sâlihlerle beraberliğin asgarî ölçüsü olmak üzere belli aralıklarla bir araya gelmek demek olan “sohbet”lere iştirâk, son derece mühim bir kâidedir.Osman Nuri TOPBAŞ
    Yazar : Risale Forum
    Konu pendüender tarafından (13-11-2012 Saat 17:38 ) değiştirilmiştir.
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222