Prof. Dr. Ali Çelik



Hz. Peygamber'in Ramazan ayı girmeden önce yaptığı hazırlıkları ashab-ı kiramın naklettiği bilgilere, yani bu konudaki sünnetine bakarak tesbit etmek mümkündür. Bu konuda nakledilen rivayetler incelediğinde iki konunun öne çıktığı görülür:

Ramazan Ayının Başlangıcının Tespiti (Rü'yet-i Hilal)


Bu da Ramazan ayına ait hilalin görülmesiyle olur. Hz. Peygamber Ramazan ayı girmeden önce, Ramazan hilalinin araştırılmasını, hilalin görülüp görülmediğinin tespitinin yapılmasından sonra oruca başlanmasını isterdi.

- Abdullah bin Ömer (ra) naklediyor: "Rasûlullah Ramazanı zikrederek buyurdular ki: ‘Hilali görünceye kadar oruç tutmayın; yine (müteakip) hilali (Şevval ayının hilalini) görünceye kadar da bayramı yapmayın. Bulut araya girerse takdir edin (yani hesaplayıp otuza tamamlayın).."1

- Hz. Âişe anlatıyor: "Rasûlullah Şaban ayının günlerini hesapladığı kadar başka bir ayın günlerini hesaplamazdı. Sonra Ramazan hilalini görünce, oruca başlardı. Eğer bulut araya girer (hilali göremez) ise, (Şaban'ı) otuz gün olarak hesaplar, sonra Ramazan orucuna başlardı."2

Ramazan ayının girdiğinin tesbiti konusunda Hz. Peygamber'in çok sayıda hadisleri bulunmaktadır. Ramazan hilali ile Şevval hilalinin görülmesinin tesbiti nasıl olacaktır? Bu konudaki hadisler topluca incelendiğinde, her iki yoruma da müsait açık ifadelere rastlanmaktadır.

Hilalin görülmesi meselesi öteden beri üzerinde durulan ve sonu gelmeyen tartışmalara yol açan bir konudur. Tartışmanın esası şudur: Ramazan hilalinin görülmesinde baş gözüyle görmeye mi itibar edilecektir, yoksa bu hususta astronomik hesaplara dayanmak caiz midir?

Hilalin, güneş battıktan sonra görülmesi, Kameri Takvime göre içinde bulunulan ayın sonunu, bir sonraki ayın başlangıcını gösterir. Hilal ilk doğduğunda çok ince olduğu ve çok kısa bir süre sonra kaybolduğu için, ilk günün hilalini görmek büyük bir dikkat ve tecrübeyi gerektirir. O anda hafif bir sis bulunması durumunda hilalin görülmesi mümkün olmaz. Bunun için Peygamberimiz bu gibi durumlarda ayı otuza tamamlamayı emretmiştir.3

Asıl tartışma, astronomi ilminin verilerine göre hareket edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, astronomi ilminin verilerine itibar edilmeyeceğini savunanların argümanları oldukça zayıf görülmektedir. Bir kere Peygamberimiz "Hilali görünce oruç tutun..."4 dediğine göre, aslolan hilalin görülmesidir; görmenin nasıl olduğu değil. Hadiste geçen rü'yet kelimesinin "baş gözüyle görmek" anlamına geldiğini iddia etmek ise bir zorlamadır; çünkü kelimenin klasik Arapça'da "anlamak, bilmek" gibi anlamları vardır.

Esasen Peygamberimiz'in bu sözü, o toplumun bilgi ve tecrübe birikiminin ince hesaplar yapmaya yetemeyeceğini, fakat bu işin özel hesap meselesi olduğunu da göstermiş olmaktadır.
Klasik dönem fakihleri de, rü'yet-i hilal tartışmasını kesmek maksadıyla, kamu otoritesinin (hakim) bu konudaki kararını herkes için bağlayıcı kabul etmişlerdir. Ülkemizde, her yıl yaşanan anlamsız ve lüzumsuz tartışmalara son vermek için, bu alanda kamu otoritesi sayılan Diyanet İşleri Başkanlığının astronomik verileri esas alarak kabul ve ilan ettiği takvime uyulması en doğrusudur. Bununla birlikte astronomik hesapla tatmin olmayıp hilalin gözle görülmesi gerektiğini düşünenler, meseleyi tabii mecradan saptırmamak ve fitneye sebep olmamak şartıyla sadece kendi nefislerinde gözle görmeyi esas alarak davranabilirler.5

"Yevm-i Şekk" de Oruç Tutulmaması


Hz. Peygamber, "Yevm-i Şekk" de oruç tutulmamasını emretmiştir. Havanın bulutlu olması gibi sebepler yüzünden, Şaban ayının 29'dan sonraki gününün Şaban ayına mı ait yoksa Ramazan ayına mı ait olduğu konusunda şüphe meydana gelirse, bu güne "Yevm-i Şekk" (şüpheli gün) denir. Peygamberimiz bu günde oruç tutulmasını yasaklamıştır.
- Ebû Hureyre (ra)'den rivayet edildiğine göre "Rasûlullah buyurdular ki: ‘Sizden kimse Ramazan'ı bir veya iki gün önceden oruç tutarak karşılamasın. (Ancak) eğer bir kimse önceden oruç tutmakta idiyse orucu tutsun.' "

Bu hadis Ramazan ayının bir iki gün öncesinden oruca başlamayı yasaklamaktadır. İslam alimleri hadis metninden hareketle yasaklamanın, ‘Ramazan olabilir endişesiyle ve ihtiyat düşüncesiyle' tutulacak oruca ilişkin olduğunu kabul etmektedir.6 Nitekim, hadisin devamında o günlerde ikiden fazla oruç tutmaya azmetmiş kimsenin önceden başladığı oruçlarını devam ettirerek Ramazandan bir iki gün öncesini de oruçlu geçirebileceğini belirtir. Ayrıca Cahiliye Arapları arasında Nesi' (ayların yerlerini öne ve arkaya alarak değiştirme) uygulamasının yaygın olduğunu düşünürsek ki bu uygulama Kur'ân âyetiyle 7 kaldırılmıştır. İnsanların Yevm-i Şekk'de oruç tutmak suretiyle bu nesi' uygulamasını çağrıştıracak davranışlara girmesini önlemeye yönelik bir emir olarak da telakki etmek mümkündür.

kaynak: www.sonpeygamber.info