4 sonuçtan 1 ile 4 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar Mesajlar
    37
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 51 + 496

    Exclamation Letaif nedir? Letâifin çalışmasında özel bir yöntem var mı?

    Letaif nedir? Letâifin çalışmasında özel bir yöntem var mı?

    Letâif kelimesi lâtîfenin çoğuludur. İnsanın maddî kalb ile alâkası bulunan, ruh ve nefs gibi manevi varlığı için kullanılan cevheridir. Nakşbendiyye’de rûhun altı lâtîfesi vardır. Bunlardan biri halk (yaratılış) âlemine, beşi emr âlemine âiddir. Emr âlemine âid olanlar: ‘Kalb, ruh, sırr, hafi, ahfâ’dır. Bunlara letâif-i hamse denir. Halk âleminden olana ise ‘nefs-i nâtıka’dır. Seyr u sülûk sırasında önce emr âleminden olan letâif-i hamsenin sırasıyla zikre iştirâki sağlanır. Kalb, ruh, sırr, hafi, ahfâ denilen bu lâtîfeler çalışmaya başlayınca sıra nefs-i nâtıkaya gelir. Bunların çalışma şeklini tarif edecek olan kimseler irşâda mezun olanlardır. Bunların çalışmasında en önemli unsur sâlikin bunların zikrinde o bölgeye yoğunlaşabilmesi ve dış dünya ile irtibâtını kesip kendi içine dönmesidir. Letâif bu yoğunlaşmaya bağlı olarak erken veya geç çalışmaya başlar. Ancak letâifin çalıştırılması amaç değildir. Belki şerh-i sadra; yani insanın göğsünün îman ve itmînan ile genişlemesine vâsıtadır. Emr âlemine âid olan letâifin mahalli sadır; yani göğüs kafesidir. Burada sol memenin iki parmak altında ‘kalb’, onun tam simetriği olan sağ memenin iki parmak altında ‘ruh’, sol memenin iki parmak üstünde ’sırr’, onun simetriğinde sağda ‘hafî’ ve hepsinin üstünde orta noktada ‘ahfâ’ yer alır. Bu mahallerde vücudun kan ve sinir hareketiyle hafî olarak yapılan zikre katılır hâle gelmesi, letâifin çalışması ve dolayısıyla şerh’i sadrın gerçekleşmesi demektir. Şerh-i sadır ile beden zâkir hâle gelince insanın ihsâna ermesi kolaylaşır. Çünkü hedef ihsan ve vuslat-ı ilâhiyyedir. Tabiî bu noktaya gelinceye kadar başka yapılalacak görevler ve aşılacak merhaleler de vardır. Ancak soru sadece letâifi sorduğu için bu kadarla iktifâ ediyoruz.
    H.Kamil Yılmaz

    Benzer Konular
    Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamları, İşlevleri, Görevleri Nelerdir? (3)
    Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamları, İşlevleri, Görevleri Nelerdir? (3) Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamları, İşlevleri, Görevleri Nelerdir? (3) Letaiflerin yükselmesi sırasında bazı duygusal ve ruhsal durumlar yaşanır. Bunların bilincinde olmak veya bu konuda bilgilenmek kişiye çok şey kaza
    Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamı, İşlevi, Görevleri Nelerdir?
    Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamı, İşlevi, Görevleri Nelerdir? Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamı, İşlevi, Görevleri Nelerdir? -Letaif nedir? Ruh bedeni baştan aşağı kaplar. Ruhun bazı manevi organları vardır. Bunlar bedende bazı yerlerde bulunurlar. Yerleri sabittir. Bunlara letaif
    Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamları, İşlevleri, Görevleri Nelerdir? (2)
    Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamları, İşlevleri, Görevleri Nelerdir? (2) Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamları, İşlevleri, Görevleri Nelerdir? (2) -Çakralar ile letaifleri karşılaştırdığımızda en büyük farklılık nerelerde görülüyor? Çakralarda iki letaif noktası eksiktir. Bunlar sır ve hafidi
    Letaif, Letaifler, Letaiflerin Görevleri, Letaif Zikri (Zikr-i Letaif), Meditasyon
    Letaif, Letaifler, Letaiflerin Görevleri, Letaif Zikri (Zikr-i Letaif), Meditasyon Letaif, Letaifler, Letaiflerin Görevleri, Letaif Zikri (Zikr-i Letaif), Meditasyon, Çakralar Kalp zikrini başarı ile tamamlayan sofiye birtakım maddi ve manevi haller yaşandığında mürşid-i kâmiller tarafından leta
    Huzur-u daimi nedir; Risalelerde nasıl anlatılmıştır? Huzur-u daimiyi kazanmak için y
    Huzur-u daimi nedir; Risalelerde nasıl anlatılmıştır? Huzur-u daimiyi kazanmak için y Huşu ve huzur-u daimi, insanın Allah’ın huzurunda olduğunu idrak edip ona göre hareket etmesi anlamındadır. Allah’ın huzurunda olduğunu sürekli akılda ve zinde tutmanın tek yolu, her şeyde ona açılan marifet pencerelerin
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesajlar Mesajlar
    933
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 272 + 18450

    Cevap: Letaif nedir? Letâifin çalışmasında özel bir yöntem var mı?

    Emr âlemine âid olan letâifin mahalli sadır; yani göğüs kafesidir. Burada sol memenin iki parmak altında ‘kalb’, onun tam simetriği olan sağ memenin iki parmak altında ‘ruh’, sol memenin iki parmak üstünde ’sırr’, onun simetriğinde sağda ‘hafî’ ve hepsinin üstünde orta noktada ‘ahfâ’ yer alır. Bu mahallerde vücudun kan ve sinir hareketiyle hafî olarak yapılan zikre katılır hâle gelmesi, letâifin çalışması ve dolayısıyla şerh’i sadrın gerçekleşmesi demektir.

    Vücudumuzdaki latifelerin belirli bir yeri varmı ?Ben bunların yerinin tam olarak tespit edilemediğini okumuştum mesela ruh bedenin belirli biryerinde mi duruyor yukarıdaki bilgilere göre..
    Yazar : Risale Forum
    Allaha abd ve hizmetkar olana her şey hizmetkar olur .Bu da herşey Allahın mülk ve malı olduğuna iman ve iz"an ile olur. Bediüzzaman

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    malatya
    Mesajlar Mesajlar
    1.864
    Blog Blog Girişleri
    8
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 361 + 23544

    Cevap: Letaif nedir? Letâifin çalışmasında özel bir yöntem var mı?

    allahrazı olsun.
    Letâif kelimesi lâtîfenin çoğuludur. İnsanın maddî kalb ile alâkası bulunan, ruh ve nefs gibi manevi varlığı için kullanılan cevheridir
    Yazar : Risale Forum
    Velî, insanlardan gelen sıkıntılara tahammül edip katlanan kimsedir. O, toprak gibidir. Toprağa her türlü kötü şey atılır. Fakat topraktan hep güzel şeyler biter...

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar Mesajlar
    37
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 51 + 496

    Cevap: Letaif nedir? Letâifin çalışmasında özel bir yöntem var mı?

    Latifelerin Açıklanması ve Zikri

    Bilindiği gibi insan gerçek yapısı on latifeden oluşmuştur. Bunu beşi emirler ( melekut) aleminden, diğer beş tanesi de madde ( mülk) alemindendir.
    Emir alemi arşın üstündedir; görüntü ve madde olmaksızın Allahu Teala?nın ( c.c) emriyle yaratılmıştır.
    Alem-i mülk, alem-i halk denen madde alemi ise arşın altında hava küresine kadar olup beş duyu ile anlaşılabilir.
    Emirler aleminden olan beş latifeden biri insani kalb?dir. Madde aleminde yer, insanın sol memesinin dört parmak altındadır. İkincisi insani ruh olup sağ memenin dört parmak altındadır. Üçüncü sır?dır ve sol memenin iki parmak üstündedir. Dördüncüsü hafa ismini alır, sağ memenin iki parmak üstündedir. Beşincisi boyun çukurunun iki parmak altında bulunan ahfa?dır. Bu latifeler İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretlerinin buyurduğu gibi nurdan yaratılmıştır. Bunların varlığını keşif sahipleri de söylemektedir. Çünkü bu latifeler esas yerlerine döndükten sonra yerleri boş olarak görülmektedir.
    Gerçekten Allah-u Teala (c.c) bu latifelere kendi Rabbani kemalatından kemaliyet ( olgunluk) ve yetenek vermiştir. Bunlar emir aleminden madde alemine taşındıktan sonra, insan bedenine konulurken, nefis onların nurlarını karartmış, kemalat ve yeteneğini de eksiltmiştir. Allah-u Teala?nın ( c.c) latiflere verdiği kemalat şu şekildedir.
    Kalb için zati tecelli ve huzuru yaratmıştır.
    Ruh için zati sevgi ve cezbeyi yaratmıştır.
    Sır için zati vahdeti ( Cenab-ı Hakk?ı (c.c) bir bilmek) yaratmıştır.
    Hafa için istiğrak?ı ahfa için izmihlal?i yaratmıştır.
    İstiğrak : Duygularla ve düşünceyle anlaşabilen tüm varlıkları, dağılmaksızın Allah-u Teala?nın ( c.c) Zati tecellisine batmış olarak; O?nun yüce zatını ise bütün yaratılanı kuşatmış olarak görmek ve anlamaktır. Suya dalmış kişinin su, suyunda o kişi olmadığı gibi, suya dalan kişi dalışının derinliğinde görülmez. İstiğrak halinde kul kuldur, Rabb de Rabb?dır. Yani istiğrak halinde Allah-u Teala ( c.c) ger.ekten değil de, belirme ve ululuk yönünden tüm varlıkları kuşatmış olarak algılanır.
    İzmihlal ( Kaybolma, dağılma) : Tüm eşyayı Allah-u Teala?nın ( c.c) ilahi varlığında dağılmış ve yok olmuş olarak görmektir. Bu suyun sütün içinde kaybolduğu gibidir. Fakat bu da gerçek birleşme değildir. Zira yaratılanla yüce yaratıcısının birleşmesine inanmak açıkça küfürdür. Allah-u Teala?nın (c.c) varlığı kuvvetlidir, hükümrandır, mutlaktır ve yaratılanların varlığı esastır.
    Yaratılanlar ise O yüce varlığın gölgesidir, zayıf ve sonradan olmadır. Biz özellikle kalbin O?na ileri derecede bağlı olması nedeniyle bu tanımlamayı kullanıyoruz, yoksa birleşme söz konusu değildir.
    Latifeler insan bedeniyle birleşince, nefs emirler aleminden olan beş latifeyi karartmış nurlarını söndürmüş ve feyz alma kapısını kapatmıştır.
    Bu kötü olay şunlara neden olmuştur :
    Kalbin zati sevgisi ve huzuru dünya sevgisine, huzuruna ve olaylara bağlı kalmaya dönüştü.
    Ruhun zati sevgisi dünya sevgisi ve nefsin hırslarına dönüştü.
    Sırrın vahdeti ( birlik duygusu) nefsin kendini tek varlık olarak görmesine dönüştü.
    Hafa?nın istiğrakı dünyanın hazlarına dalmaya dönüştü.
    Ahfa?nın izmihlali ise dünya hırsına dalmaya ve dünya uğruna kendini yok etme durumuna dönüştü.
    Bunların sonucunda nefis kendi isteklerinden başka tüm kemalatları unutulmuş ve umursamaz olmuş; sadece kendini görür hale gelmiştir.
    Madde aleminde olan beş latifenin temel özelliği eksiklik; karanlık ve kusurdur. Dört unsur (elaman) toprak, su, ateş ve hava ile nefsi emareden oluşan bu beş latifenin özellikleri şunlardır
    : Toprak elemanlarının eksik yanı ibadetlere ilgisizlik, emirlere uymamak, yasakları yapmaktır.
    Su elemanının eksik yanı nifak ( iki yüzlülük) tır. Bu suyun bulunduğu kabın rengi ve şeklini alması gibidir. İyi kişiler yanında iyi, kötü kişiler yanında kötü olur.
    Ateş elemanın eksik yanı nefsi sevmek ve onun uğruna kızmaktır. Bundan da çekememezlik, hırs ve şehvet ateşi doğar.
    Hava elemanının eksikliği kibirdir. Bu da tüm yaratıklardan kendini üstün görerek Hakk?a sırtını dönmektir.
    Nefsi emmarenin eksiği ise Allah (c.c) korusun- ilahlık iddiasıdır. ( Nefsin Tanrı olduğunu ileri sürmesidir.)
    İşte kalbin tüm hastalıklarının nedeni bu eksikliklerdir.
    Cenab-ı Hakk ( c.c) bir kulunu doğru yola getirmeye dilerse kerem ve iyiliğinden cezbe verir ya da razı olduğu işler yaptırır; bundan da yine cezbe doğar. Cezbeden başka, kulunu nefis kemalata ermiş ve başkalarını kemale erdirebilen bir mürşidi kamille karşılaştırır; bu zatta onu olgunlaştırarak gerçeğe erdirir. Bu mürşidi kamil latifelerin üzerindeki kötü etkisi kaybolur. Latifeler asıl makamlarına dönmeyi isterler ve sonuçta ilk kemallerine kavuşurlar. Bu kavuşma yüce bir yolculukla olur: Yeryüzünden kalbin makamı olan arş?ın dış yüzüne kadar dokuz bin yıldır. Kalbin makamından emir alemindeki ruhun makamına kadar dokuz bin yıllık uzaklık vardır. Böylece her makam arası dokuz bin yıl olduğuna göre yeryüzü ile ahfa latifesinin makamı arası kırk beş bin yıllık uzaklıktadır.
    Ahfa latifesini makamı emir ( melekut) aleminin sonudur. Daha sonra latifeler emirler aleminden Allah ( c.c) sıfatlarına doğru yükselme başlar. Çünkü sıfatlar alemi emirler aleminin aslının aslıdır. Sonra sıfatlar aleminde isimler alemine sonra şuun ( olaylar) alemine, oradan da ilahi zat?a yükselirler. Ancak sıfata kadar makamla ondan sonrasına da hal ile yükselme gerçekleşir. Makamla yükselme süreklidir ve kişiliğe mal olmuştur; sabit ve değişmeyerek devam eder. Hal ise bunun tersinedir, gelip geçici bir durumdur, kişilik yapısına mal olmuştur.
    Latifeler makam ve kemallerine (asıl yerlerine ) vardıkları zaman kalbin kemali olan tam huzur; ruhun kemali olan tam cezbe; sırrın kemali olan tam birlik ( vahdet); hafa?nın kemali olan tam yokluk ( benlikten arınma) ve ahfa?nın kemali olan tam izmihlal ( ilahi varlıkta kaybolma) kendiliğinden gerçekleşir. Bazen bu latifeler asıl yerlerine vardıkları halde mürit bunu bilmez ve yorgunluğunu anlamaz. Fakat bu varışın belirtileri vardır ve bunlar Nakşibendi kitaplarında etraflıca açıklanmıştır.
    Bazen latifelerin bir kısmı ilerler, diğer kısmı ilerlemez.Yalnızca tam cezbe veya cezbe olmaksızın tam huzur olabilir. Buna seyr-i fillah ( Allah?ta (c.c) ilerleme), seyr-i ulvi ( yüce ilerleme ), seyr-i cezbe ( cezbe de ilerleme) ve seyr-i afaki ( ufuklarda ilerleme) denilir. Bu durumda birçok kez mürid sahiv ( ayıklık) için mahiv ( yok olma) olur. Hatta kendisine görülenlerin ve hallerinin artışından dolayı kalbini ileri derecede gayesine bağlayan mürit dünya ve ahiretle ilgili işlerini unutur. Bu durumda nefy ve isbat zikrinin zamanı gelmiş demektir.
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •