Sayfa 1/2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Mesajlar Mesajlar
    1.927
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 160 + 1670

    MUSTAFA SUNGUR

    1929'da Eflâni'de doğdu. Kastamonu

    Gölköy Enstitüsü mezunudur. Evli ve

    yedi çocuk sahibir. Bediüzzaman Said

    Nursî'nin en yakın talebe ve hizmetkârlarındandır.



    "Henüz Köy Enstitüsünden yeni mezun olmuştum"
    "Biz o Nur'un, o İlâhî ve Kur'anî Nur'un, hayat-ı maneviye bahşeden feyiziyle tecellisine ilk önce 1946 yılında nail olduk. Henüz Kastamonu Gölkök Enstitüsünden yeni mezun olmuş, kendi köyümde muallimlik vazifesine almıştım. Gerçi okul sıralarında iken 1942 yılında,'Kastamonu'da bir hoca varmış, Cennet, Cehennemi görerek kitap yazıyormuş...' diye okul arkadaşlarıma söylediğimi hatırlıyorum.

    "1944 senesinde mezuniyetten bir sene önce stajyer olarak Kastamonu'nun Oğul köyünde bir ay kalmıştım. Oranın muallimi Şevket Bey (merhum) 23 Nisan tatili için Kastamonu'ya gelirken yolda mütemadiyen Hz. Üstaddan, büyük bir hocadan bahsediyor, uğradığı zulümleri bana anlatıyordu. Demek Rahmet-i İlahiye bu suretle ruhumuzda ilk tohumlarını ekiyordu. Mezuniyetten sonra Eflânili muhterem Ahmet Fuat Efendi (emekli muallim) ve Safranbolu'da mukim esnaftan muhterem Mustafa Osman ve Hıfzı Bayram ve Kastamonuda ziyaret ettiğim Mehmet Fevzi Efendiler benim ilk ağabeylerim, Nur yolunda öncülerim, uzun yıllar ve daima da istifade ve istifaze ettiğim büyüklerim olarak Rahmanü'r-Rahim'in rahmetine nâiliyetime vesile oldular. Allah onlardan razı olsun.

    "Üstaddan gelen mektuplar"

    "Haret-i Üstaddan ve Nur talebelerinden mektuplar, lahika olarak her tarafa neşroluyordu.

    "Lahikalar, evvelâ, yeni yazı ile geldi. Sonra hatt-ı Kur'ânî kısa zamanda lillahilhamd öğrendikten sonra eskimez harfle gönderilmeye başlandı. Sonra biz Hazret-i Üstadı ziyaret edip de Afyon Hapsine girinceye kadar bu lahikalar devam etti. Mustafa Osman Ağabey gönderdiği. Onlara da Isparta'dan gelirmiş. Böylece bizi beslemeye, gıdamızı tam zamanında yetiştirmeye ihtimam gösterdiler.
    "En büyük emelimiz Nur talebesi olabilmekti"

    "Lahika mektupları, bize, Anadoluda kurulan ve etrafa Nurlu mahsüller dağıtan manevi bir fabrikanın varlığını bildiriyordu. Görseniz ne kadar seviniyorduk. Âlemimiz genişliyordu. Hiç itiraz konusu gelmeden Üstadımızdan ve talebelerinden gelenleri, yazılanları kabul ediyorduk. Sanki onları hep içiyor, içiyor, susluğumuzu gidermeye çalışıyorduk. O günlerde en büyük emelimiz Nur talebesi olabilmekti. Nur dairesine girebilmeyi, ebedi kurtuluşa giden bir gemiye binmek gibi, necat ve kurtuluş vesilesi telâkki ediyorduk. Ruhumuz öyle hissediyordu. Bu lahikalarda o muazzez Nur Üstad, ´Seni de Nur talebesi kabul ettim´ dese, ben de o camiaya dahil olsam, diye büyük iştiyak ve arzu, ruhumuzda çağlıyordu. Hz. Üstadın bahsi, teveccühü ve yâdı, bizim için rahmet-i İlahiyenin bir in'ikasıdır biliyorduk. Filvaki bütün bunlarda şüphe yoktu. Zaman ve hadiseler, bunu ispat etti. Ekilen Nur tohumları, kısa zamanda kesretli sümbüller verdi, çiçekler açtılar. Biz de Hasan Feyzi (r.a.) gibi,

    "Bir zerrecik olsun bulayım der de ararken,"Düştüm yine derya gibi bir Nur'a bugün ben' demek isteriz... Ama daima Cenab-ı Hakkın rahmetini dileyerek, yalvararak... Çünkü, bütün hayırlar, iyilikler daima O yüce Rahman ve Rahîmdendir.

    "Validemin, çocukluğumda okuduğu Envarü'l-Âşıkîn gibi kitaplardan, son asırda gelecek ve dine büyük hizmet edecek ve Deccala karşı savaşacak, muzaffer olacak bir büyük hakikatın ve manânın hükmettiği bir zamanda yaşadığımızı ve Deccalizmin, komünizm gibi dinsizlik ceryanları olduğunu, bu Nur-u Kur'an'ın da ona mukabele eden bir hidayet rehberi olduğunu idrak ediyordum

    Benzer Konular
    Mustafa Sungur ağabeyin büyük oğlu Ahmet Sungur vefat etti
    Mustafa Sungur ağabeyin büyük oğlu Ahmet Sungur vefat etti Mustafa Sungur ağabeyin büyük oğlu Ahmet Sungur vefat etti İnna lillahi ve inna ileyhi raciun Devami...
    Mustafa Sungur Ağabey | Sungur Ağabey Risale-i Nur Dershanesi'nden Böyle Bakmıştı - 1
    Mustafa Sungur Ağabey | Sungur Ağabey Risale-i Nur Dershanesi'nden Böyle Bakmıştı - 1
    Mustafa Sungur
    Mustafa Sungur Mustafa Sungur Devami...
    Ergenekon Mustafa Sungur'u izledi itirafı 18 Mayıs 2011 / 12:51 Mustafa Sungur görünt
    Ergenekon Mustafa Sungur'u izledi itirafı 18 Mayıs 2011 / 12:51 Mustafa Sungur görünt Ergenekon Mustafa Sungur'u izledi itirafı 18 Mayıs 2011 / 12:51 Mustafa Sungur görüntüsünün Ergenekon tarafından servis edildiği bir kez daha itiraf edildi
    Mustafa sungur
    Mustafa sungur 29 Eylül 1929 tarihinde, Eflâni’de doğdu. İlkokuldan sonra Kastamonu’daki Gölköy Köy Enstitüsü’ne kayıt yaptırdı. Mustafa Sungur, çalışkan bir talebeydi. Enstitüde dine karşı takınılan tavra rağmen, ger
    Yazar : Risale Forum
    Rabbim;
    Utanırım....
    Perdem Olda....Halime Sadece Sen Bak...
    Beni Yalnız Başkalarina Değil....
    bana Bile Gösterme Sır Bırak...

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    Bursa
    Mesajlar Mesajlar
    2.151
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 308 + 15969

    MUSTAFA SUNGUR













    ŞİMDİLİK BU KADAR_____________________________________________ ____







    Allah hizmetle ömür geçiren abilerimizi çogaltsın.
    Yazar : Risale Forum
    Şimdi hayatının saadet içindeki Kemâli ise: Senin hayatının âyinesinde temessül eden Şems-i Ezelî'nin envârını hissedip sevmektir. Zîşuur olarak Ona şevk göstermektir.Onun muhabbetiyle kendinden geçmektir. Kalbin göz bebeğinde aks-i nurunu yerleştirmektir.

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    burdur
    Mesajlar Mesajlar
    457
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 105 + 2426

    MUSTAFA SUNGUR

    Rabbim Bu abilerin çekmiş olduğu çileleri anlayıp ,
    risalelere sıkıca sarılanlardan eylesin bizleri...
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nereden Yer
    Bursa
    Mesajlar Mesajlar
    2.151
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 308 + 15969

    MUSTAFA SUNGUR



    devamı olur inş
    Yazar : Risale Forum
    Şimdi hayatının saadet içindeki Kemâli ise: Senin hayatının âyinesinde temessül eden Şems-i Ezelî'nin envârını hissedip sevmektir. Zîşuur olarak Ona şevk göstermektir.Onun muhabbetiyle kendinden geçmektir. Kalbin göz bebeğinde aks-i nurunu yerleştirmektir.

  5. #5

    MUSTAFA SUNGUR

    Amiiinnnn Amiinnnn Ecmaiiinn
    Yazar : Risale Forum
    Eğer bir iman, kemalini bulursa, neler yapar ve ne hârikalar doğururmuş.

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar Mesajlar
    49
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 64 + 140

    MUSTAFA SUNGUR

    ah ah abim .....geçen egedeydi
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar Mesajlar
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 57 + 20

    Cevap: MUSTAFA SUNGUR

    bu hizmete ancak böyle kahramanlar lazım dünyayı gaye i hizmet etmedikleri gibi ahireti dahi asıl gaye yapmamışlar sadece rıza i İlahi......
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Nereden Yer
    αℓємι şυнu∂
    Mesajlar Mesajlar
    2.105
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 527 + 38378

    Cevap: MUSTAFA SUNGUR

    Sungur, hayatım hayatınla devam edecek...!
    "Güzellik onlardan… Biz sadece o parlak yıldızlara ayna tutmaya çalışıyoruz.” diyor İhsan Atasoy Üstad’ın Manevî Evladı, Fena Fi’n-Nur Mustafa Sungur adlı son kitabının önsözünde.
    Daha önce Zübeyir Gündüzalp, Bekir Berk, Bayram Yüksel, Tahiri Mutlu ve Ceylan Çalışkan gibi Nur’un ilk halkasındaki talebelerin hayatlarını kaleme alan Atasoy, Nesil Yayınları’ndan çıkan son kitabında Bediüzzaman’ın talebesi Mustafa Sungur’u anlatıyor.
    Mustafa Sungur, lise öğrenimini Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü’nde tamamlar. Kendi köyüne öğretmen olarak döndüğünde ilk zamanlar yabancılık çektiği bu okula alışır. Aldığı eğitimle on yedi yaşında idealist bir öğretmen olarak mezun olmuştur.

    Fakat benimsediği hayat tarzı ailesi ve çevresi tarafından pek olumlu karşılanmaz. Bir gün babasının kendisine kızması üzerine “Yahu baba, hiç yerin altına giren şöyle böyle olur mu?” deyiverir. Baba Mehmet Efendi, oğlunun bu durumuna üzülür. O zamanlar köyde Üstad Bediüzzaman’dan vaizlik için icazet almış Ahmed Fuad Hoca diye bir zat vardır. Köyde okutulan bir mevlit sırasında Fuad Hoca’ya arka arkaya sorular soran Mustafa Sungur için o gece, hayatının dönüm noktası olur. Büyük bir değişim yaşayan Sungur artık namaz kılmakta, cemaate katılmakta, hatta öğrendiği az miktarda hakikati çevresine anlatmaktadır.
    Nur’larla aydınlanan bir hayat
    Yaz tatili geldiğinde Safranbolu’ya giderek buradaki Nur talebeleri ile tanışır. Risale-i Nur’u ilk defa okuma fırsatı bulur. Risale’nin ilk satırlarını okumaya başladığında beyninde şimşekler çakmaya başlar. “Okuyorum ama bana böyle rüzgâr gibi hidayet esintisi gelmeye başladı. Okuduğum satırlar bende şimşekler çaktırıyordu.” şeklinde anlattığı metin Âyet’ül-Kübrâ Risalesi’nden başkası değildir: “Bir kısmı arzımızdan bin defa büyük ve o büyüklerden bir kısmı top güllesinden yetmiş derece süratli, yüz binler encam-ı semaviyeyi direksiz, düşürmeden durduran ve birbirine çarpmadan fevkalhad çabuk ve beraber gezdiren…”
    Bundan sonra Mustafa Sungur, Üstad ile tanışma hayali ile yanıp tutuşur. Nurları okuduğu bir gece rüyasında Üstad’ı görür. Üstad’ı ilk ziyaretinde yanında Ceylan Çalışkan da vardır ve Üstad’ından duyduğu ilk söz “Sungur bir Ceylan’dır, Ceylan bir Sungur’dur” olur. Üstad, Mustafa Sungur’u daha sonraları en fedakâr talebem dediği yeğeni Abdurrahman yerinde görecek, en sonunda ise kendisinden “Küçük Said” olarak bahsedecektir.
    Üstad ve yakın talebeleri, bir süre sonra Medrese-i Yusufiye olarak gördükleri hapishaneye düşerler. Sungur, kendisinin dışarıda kalmasına çok üzülür. Kapıya jandarma geldiğini duyunca cennete davet edilmiş gibi koşar. Hatta hapse girebilmek için mahkemeden cezaevine götürülen Üstad’ın da yer aldığı kalabalığın arasına bile karışır. Ceylan Çalışkan’ın da yardımıyla hapse girince “Elhamdülillah” diye bağırarak sevinç çığlıkları ile sevinince etraftakiler aklını yitirdiğini düşünmeden edemezler (Üstad’a gelen bir mektup için soruşturma başlatılmış, herkese mektubu kimin yazdığı sorulmaktadır. Ceylan Çalışkan, Sungur’un hapse girmeyi çok istediğini bildiği için mektubu onun yazdığını söyler. Böylece Mustafa Sungur, Üstad’ına kavuşur.) Afyon, Denizli, Samsun, Ankara, Mersin gibi birçok ildeki mahkemeler, Nurların beraatı ile sonuçlanır. Fedakârca bir hayat süren ve Risale-i Nur yolunda onca cefa ve çile çeken Mustafa Sungur, bir Nur talebesinin alabileceği en güzel müjdeyi almıştır Bediüzzaman’dan: “Sungur, hayatım hayatınla devam edecek”. Ve Üstad’sız geçen yıllarda yapacağı hizmetlerle Üstad’ın “İstikbalde Nur bayramları olacak. Ben o bayramları göremeyeceğim, sen o bayramları görecek ve gelip kabrimde bana anlatacaksın!” müjdesine mazhar olmuştur.
    İhsan Atasoy’un kitabı, hak eşiğinde sarsılmaz bir duruşla geçmiş bir hayattan unutulmaz kesitleri okura sunuyor. Dileriz bu çalışma, daha ayrıntılı ve kuşatıcı araştırmaların öncüsü olur.
    YAVUZ ULUTÜRK / Kitap Zamanı
    Yazar : Risale Forum
    Kusur benim imzamdır.
    Bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak ve olmalı.

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Nereden Yer
    kocaelistanbul
    Mesajlar Mesajlar
    582
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 234 + 15667

    Cevap: MUSTAFA SUNGUR

    Alıntı tuncerr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rabbim Bu abilerin çekmiş olduğu çileleri anlayıp ,
    risalelere sıkıca sarılanlardan eylesin bizleri...
    Amin inşallah
    Yazar : Risale Forum


  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2012
    Mesajlar Mesajlar
    9
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 44 + 42

    Cevap: MUSTAFA SUNGUR

    benim hemşehrimdir Eflani şuan Karabüğe bağlıdır kendisinden Allaha razı olsun...
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 1/2 12 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •