Derdin tüccarlığı,

Sağlıklı bir toplum olmaktan her gün biraz daha uzaklaşıyoruz. Hastaneler, evler, iş yerleri ve sokaklar hastalarla dolu. Tıp fakülteleri doktor yetiştiremiyor. Ölenler, öldürenler. Millet, seçtiklerinden örnek almasını unuttu. Neden birbirimizi öldürüyoruz, böyle korkunç cinayetler işliyoruz. Bakın, Ne güzel, vekillerimiz sadece kafa yarıp kol kırıyor, yüz morartıyor, ara sıra kaburga kırıyor. Sokaktakiler çok ayıp ediyor. İnsanı diri diri tabutla mezara gömüyor. Yapmayın böyle cinayetleri. Vekillerimizi örnek almalıyız. Vekillerimiz imaj tazeliyor. Millet örnek alıp bu imajı güçlendirmeli. Eyyy düşünen insanlar ARGE üzerine kafa yoracağınıza, yeni kavga teknikleri üzerine çalışmalar yapmalısınız. Hiç olmazsa öğrendiğimiz tekniklerle, şu komşumuz Yunanistan’a gerektiğinde haddini bildiririz.

Karışık işlerin karanlık döneminde yaşadığımız bu günlerde, bir de İmaj; (görüntü değişikliği) hastalığı toplumu sarıp sarmalamış durumda. İnsanın enesindeki bu duygu, iyi yönetilmezse toplum daha çok bozulabilir. Hayat bir aynadır. Herkes bu aynaya bakarak yanlışlarını görüp düzeltmelidir. Ayna; bozuk yerlerimizi düzeltmek için vardır. Ayna doğru kullanılmalı. Aynaya aksedenlere değil, biz aynada nasıl görünüyoruz ona bakmalıyız. Aynada devamlı kendimizi denetlemeliyiz. Aksi halde denetlenecek duruma düşeriz.

İmaj; fiziksel ve kişisel özelliklerin karışımından ibaret bir görüntü ve davranış biçimidir. Yakın bir zamana kadar facebook’ta yapılan paylaşımlarda gençlerin eciş-bücüş fotoğraflarına rastlıyordum. Sonradan anladım ki nasıl görünürsem bana uygun bir imaj olur düşüncesiyle (selfie), yani kendi kendine fotoğraf çekimi yapıyorlarmış. Şimdi onlar telefon aksesuarı ticareti yapanlarda, selfie çubuğu diye satılıyor. Teleskopik metal bir çubuk. O çubuğun ucuna telefonu takıp fotoğraf çekiyorlar. Fark edilmek için özel bir gayret ve çaba içinde, yarış hali yaşanıyor. Kim hangi markayı almış. Benim telefonum neden son çıkan değil. Arabam neden eski ve düşük model gibi düşünceler baş döndürüyor. Herkes farklı olmanın peşinden koşuyor.

İmaj kazanmak için; giyimden, yiyimden, davranış biçiminden, konuşmadan tutun da oturuş ve kalkışımıza kadar ne varsa, o kişisel özelliğimizdir. Saçından, sakalından, giydiği elbiseden, taktığı takıdan, kullandığı telefondan, arabadan ve aklınıza gelen her şeyden bir imaj çıkarma derdindeyiz. Herkes kendi beyninden geçenlerin doğruluğuna inandığı için onu söyler ve yapar. Bir bakıma buna büyüleyici özellik de diyebilirsiniz. Bütün bunların ötesinde bir doğrular manzumesi var ki o da İlahi mesajlardadır. Ne yazık ki biz, şaşkın ördek misali bir hayat yaşıyoruz. Onun için hep kendi kafamızdan uydurduklarımızla yaşıyoruz. Bu yüzden gözyaşımız dinmiyor. İnsanların çoğu dikkati kendi üzerine çekmeyi yeğliyor. Her şeyi ile beğenilmeyi istiyor. Hâlbuki Müslümanlar, kendini Allah’a beğendirmek zorundadır. Allah yaratandır ve birdir. Bire beğendirmek mi kolay, binlerce insana beğendirmek mi? Herkes sevdiğine ve sevdiklerine benzemeye çalışıyor. Hangi Müslüman’a sorsanız Allah’ı sevdiğini söyler. Çoğumuz birbirimizin yüzüne baka baka yalan söyleriz. Allah, yalan söylemeyin diye bizi itap eder, biz onu duymayız. Yalana devam ederiz. Böyle bir Müslüman toplumu iflah olur mu?

Herkes derdini toplayıp bir torbaya doldursa ve onu pazara çıkarsa, herkes kendi torbasının alıcısı olacaktır. Çünkü beterin beteri vardır. Onun için herkes kendi derdini sever. Derdi olmayan bile kendine bir dert uydurur. Onu yüreğinde misafir eder. Zamanı gelince o da çıkar gider. Dünya hali böyledir. Bir gel-git içinde, gelir-gider. Aşk ağlatır, dert söyletir. Sağlığını kaybeden diğer dertlerini unutur. Kimisi de derdin tüccarlığını yapar, yeni imajı ile milletine dert satar. Etrafa kuru sıkı laf atar.
04.03.2015
Durmuş Göktekin