Kaynatılan kazan durdurulmalı!

İnsan, ya Hak veya batıl yoldadır. Her iki yolun da taraftarlarıvardır. Bu yollar, insanın önüne insanın yaratılmasıyla çıkmış, o günden beriher iki yolda da yürüyenler olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Her iki yolunyolcuları, birbirleriyle kıyamete kadar mücadele edecektir. Bu bir imtihansebebidir. Hak cephesinden bir kişi ayrılsa, küfür cephesine fiilen katılmasabile küfrün gücü artar, Hakk’ın gücü zayıflar. Hangi taraf olursa olsun, kendiiçinde çıkan kargaşa, yine o tarafı zayıflatır, karşı tarafı güçlendirir.

Taraf tutma hissini içimize Allah koymuştur. Bununla biziimtihan eder. İnsanda tarafgirlik duygusu ilk sıralarda yer alır ve çokgüçlüdür. İnsan, ya Hakk’a veya batıla taraf olur. Kim hangi tarafı tutarsaorada bulunur, o yolda, hizmet eder. Her iki taraf da maddeten ve manenbütünleşir ve güçlenir. Hakk’a inanan haklının hakkını, korur. Eğer Hakk’ainanlar arasında bir tarafgirlik olursa Peygamber (s.a.v)’in sünnetine uyulur.Yani bütün Müslümanlar o tartışmayı bırakır, İslam’a uyar. Cahiliye âdeti terkedilir.

Ne yazık ki Peygamberimiz (sav)’den sonra da tarafgirlikmeseleleri yüzünden acı olaylar yaşanmış, bugün de yaşanmaktadır. Allah, tarafgirliğiiçimize koymuş ki Hakk’a taraf olalım, küfre karşı koyalım. Ne acıdır ki, butarafgirlik hissi kardeşler arasında da zuhur ediyor ve en acı sonuçları yinekardeşler yaşıyor. Şu anda, Yunanistan topraklarımıza saldırsa; birbirininkafasını kıran, gözünü çıkarmaya çalışan kardeşler aynı safta,Yunanistan’a
karşı savaşmayacaklar mı?Düşman topraklarımıza girse biz hala birbirimizle mi savaşacağız?

Müslümanların tarafgirlik hissiyle birbirlerine düşmeleriçok acı sonuçlar doğurmaktadır. Demek ki biz, tarihten bile hiç ibretalmıyoruz. İbret alsak bu hallere düşmeyeceğiz. İçimizde pusuya yatmıştarafgirlik hissini uyandırmamak için, geçmişte muhataplarımızla tanışırken;nerelisiniz demek yerine, doğum yeriniz neresi diye bir saptırmayla memleketiniöğrenirdik. Bu memlekette hala, futbol takımları arasındaki tarafgirlikyüzünden, futbol sahaları savaş alanına dönüyor. Haydı bu gençler arasında vehalk içinde yaşanıyor diyelim. Ya milletin seçip, TBMM’sine gönderdiği aklıbaşında diye kabul ettiğimiz insanlar, milletin gözü önünde kavga ediyor.Bunları ecnebiler yapabilir. Onların inancında ve kültüründe böyle şeyleriyasaklayıcı kurallar olmayabilir. Bizim inancımızda; iki kişinin birbirine sertbakması yasak edilmiş, tebessümün sadaka olduğu söylenmiştir. Yeryüzünemedeniyet dağıtan İslam Peygamberi(sav)’nin ümmeti olan Müslümanlar böylebirbirleriyle savaş mı yapmalı, birbirlerini mi öldürmeli? Herkes kendine busoruları sormalı, cevaplarını kendisi vermelidir.

Meselenin zahiri sebepleri Kur’an ölçülerinde icraedilmediği için Rabbimiz adalet ediyor, hak ettiğimiz veriliyor. Çünkü Allah,mutlak adalet sahibidir. Allah’a yalvarıp yakarıyor, bazı şeyler istiyoruz. Allah,rahmet ve şefkatiyle merhamet ediyor. Biz kullarının önünü açıyor, gayret veçalışmalarımız karşılığında birçok nimetler veriyor. Kazanımlar elde ediyoruz.Sonra bunlara karşı şükrü unutup, gurur, enaniyet, kıskançlık ve israfhastalığına yakalanıyoruz. Birbirimize attığımız taşlarla da düşman kendineköşkler, villalar yapıyor. Şu kazanı kaynatanlara; bu yaptıklarınızı beğeniyormusunuz? Diye sorsanız; kalplerininsesini tarafsız dinlediklerinde, beğenmiyoruz diyeceklerine inanıyorum!
15.01. 2014
DurmuşGöktekin