Duygularımızı aklımızla yönetmeliyiz!

Aklı veren Allah’tır. Dilediği anda da geri alır.Aklın gelişmesi kalbin gelişmesine, yani Allah’ı zikir ile kalbi doyurmayabağlıdır. Aklı ve kalbi kapalı tutan şeyler; hırs ve bencilliktir. Kıskançlıkgösteren bir insan aklının önemli bir bölümünü kaybeder. Kıskançlık duygusu onusürekli meşgul eder aklını oyalar. Devamlı kıskandığını düşünür, sinirlenir,ona kin duyar. Bu durumda kıskançlık duygusuna kapılan insan akletme yeteneğinikaybeder. Etrafındaki gerçekleri aklıselim ve mantıklı bir biçimdedeğerlendiremez.

Duygularımız aklın kontrolünden çıktığı zaman anarşiyedüşeceğimiz unutulmamalı. Aklın yönetiminde olan duygularla çalıştığımızdaüretim ve kalite artar. Kulağımız, gözümüz, dilimiz, elimiz, ayağımız, ağzımız,midemiz, aklımızla irtibatlı ise başımız selamettedir! Aksi halde;duyulmayacakları duyduğumuzda, görülmeyecekleri gördüğümüzde, söylenmeyeceklerisöylediğimizde, gidilmeyecek yerlere gittiğimizde, yenmeyecekleri yediğimizdeve doyduğumuz halde, aldığımız lezzet karşılığında, rahatsız olacak kadaryiyerek midemizi haddinden fazla doldurduğumuzda, başımız dertten kurtulmaz.

Akıl sahibi başkasının aklından istifade edendir.Doğruları daha rahat kabul edebilen kimselerdir. “O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarımamüjdele! İşte onlardır Allah’ın hidayetine mazhar olanlar ve işte onlardırakl-ı selim sahibi olanlar. Zümer suresi 18” İnkârcıların aklı kapalıolduğu için, Varlık âlemi Allah’ın delilleriyle dolu olduğu halde inkârcılargöremez. Onun için Allah, akıl sahiplerini iman etmeye çağırır. …..İşte Allah, size ayetlerini böyleceaçıklıyor, umulur ki düşünüp hikmetini anlanırsınız. “Nur suresi 61”
Birinsan kalbini hırstan, bencillikten temizlediği nispetçe Allah’a yaklaşır veakıl sahibi olur. İnsanın heva ve hevesi ne kadar ön plana çıkarsa, aklınmertebeleri o kadar belirginleşir.
İnsan, ya Allah’a veyahevasına itaat eder. İnsan hevasına kilitlendiğinde, kalbi mühürlenir. Yanidoğru olana karşı kapılar kapanır. Kalb düşünme ve kavrama yeteneğini kaybeder,körelir, duyarsızlaşır. Manevi fonksiyonlarını yerine getiremez, yani akledemezhale gelir.

Akledemeyen insanları Kur’an şöyle tarif ediyor: (İnkârcıların hakka çağıranın durumu, tıpkıbağırıp çağırmadan başka bir şeyden anlamayan hayvanlara haykıran çobanındurumuna benzer. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bundan ötürü akıllarınıkullanıp gerçeği anlayamazlar) (Bakara, 171)

Aklı örten sebeplerden en önde gelenleriduygusallıktır. Bu hal son derece zararlıdır. Pek çok insanı akletmekten alıkor.Onun için aklımızıduygularımıza esir etmemeliyiz.Sevgiduygusallığımızı kullanırken, aklın süzgecinden geçirmeliyiz. İnsan farkınavarmadan sevilmeyecekleri de sevebilir. Sevilecek insan ve nesneler, Kur’anözellikli olmalıdır

Aklın kaynağı, Allah korkusudur. Bu hususta AllahKur’anda, mealen şöyle buyurur:
Ey iman edenler! Siz Allah’ı sayar haramlardan sakınırsanız, Allah sizehakkı batıldan ayırt edecek bir anlayış, kuvvet verir, sizin günahlarınızıörter, sizi affeder. Allah lütuf sahibidir. (enfal suresi, 29) Allah’tankorkmak herkesin anlayacağı tabirle; Allah’ın ihsan edeceği nimetlerden,(rızasından) mahrum olmak, cezalandıracağını düşünmektir. Allah, müminlerirızası noktasında bulundursun, aklımızı ve imanımızı muhafaza etsin! Amin….
03.01. 2014
DurmuşGöktekin