DERDİMİZ İNSAN OLMALIDIR!

Dini öğrenmek insan olmanın gereğidir. İnsandan başka hiçbir yaratığın dini yoktur. Yaratılanlar arasında din, sadece insana verilmiştir. Bu sebeple insan dinini öğrenmek zorundadır. Nereden geldiğini, nereye gideceğini bilmeyen insan, aklı sebebiyle her zaman bu sorunun muhatabıdır. Bu soruya cevap bulduğu nispette kalbi mutmain olur, yüreği yerine oturur. İnsan olmanın hazzını yaşamaya başlar. Aksi halde aklı, kendine bu soruları soracak ve devamlı rahatsız edecektir. İnsan bu rahatsızlıktan kurtulmak için gayrimeşru bir hayat yaşamayı seçecektir. Böylece hem kendini hem de toplumu hastalandıracaktır.

Bunun önüne geçmek bilgi ve amel ister. Bilginin alınacağı merkez okullardır. Bilgi ile bütünleşen amel insanı iman dairesine götürür. İman dairesine giren de insan olur! Çünkü “İman, insanı insan eder, belki insanı sultan eder” “İmanı elde eden insan dünyaya meydan okur” diyen asrın düşünürleri, ateşten gömlek giyerek, insanın esas gayesi olan marifetullahı “Allah’ı bilmeyi”, O’nun emirlerini ve o emirler doğrultusunda hayatı yaşamayı anlatmışlardır.

Siz; insan yutan devleri bilir misiniz? Bu devlerin sermayesi kimlerdir? İşte hayatımızı tehdit eden devlerin sermayesi bizleriz. Her birimiz, insan yutan devlerin potansiyel sermayeleriyiz. Şu hikâye fikrimize açıklık getireceğini zannederim: Günün birinde; halkı, çalıp oynayan bir memleket varmış. Bir gün insanların karşısına bir dev çıkmış. “Bundan sonra sizi yutacağım” demiş. Herkes büyük bir korkuya kapılmış. “Neden yutacaksın dev kardeş bugüne kadar ne güzel yaşayıp gidiyorduk şu dünyada” demişler. “Ben bir devim. Yaşamam için beslenmem lazım. Düşündüm sizden daha iyi bir beslenme kaynağı bulamadım” demiş. Halkın yalvarıp yakarmasına karşılık insafa gelmiş dev, şöyle bir teklifte bulunmuş: “Her sene bir erkek bir de kız çocuğu verirseniz hepinizi yutmaktan vazgeçerim” demiş sonra halk bu teklifi kabul etmiş. Ama yürekler topluca titremeye başlamış. Kim biricik evladını kendi eliyle devin ağzına teslim etmek ister? Toplanmışlar kura ile seçim yapmışlar. Bir erkek, bir de kız çocuğunu dev’e teslim etmişler. Etmişler ama anne ve babanın yüreği yanmış. Geride kalanlar sıra bize de gelecek. Biz de potansiyel sermaye alanındayız diye yürekleri yanmaya başlamış. Topluca devlerle mücadele etme kararı almışlar. Bu devlerin; birincisi, cehalet, ikincisi, fakirlik, üçüncüsü, meyhaneler, dördüncüsü, kumarhaneler, beşincisi, umumhaneler ve buna benzer daha pek çokları toplumu tehdit eden devlerdir.

Bu devlere sermaye olmanın birinci ve etken sebebi cehalettir. Cehaletten neşet eden fakirlik, manen ve maddeten geri kalmışlıktır. Cehalet ilimle, fakirlik doğruluk ve çalışkanlıkla kaldırılır. Manen ve maddeten kalkınma bu iki sebebin hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir. Aksi halde kötülük selinde boğulmaya hazır olan bir toplum olmaktan kurtulamayız. Eğer biz uyanmaz, neslimizi insanlıkla buluşturacak hizmet kurumlarını açmaz ve insana yatırım yapmaz isek, bunlar derde dert ekler. Bu devler de bizden sermaye bekler.
30. 05. 2012
Durmuş Göktekin