CİHAD - MÜCAHİD


Bu yazıyı önyargılarınızı, kalıplaşmış düşüncelerinizi bir kenara bırakarak okumanızı ve okurken tarafsız düşünmenizi istirham ederiz. Gayemiz kimseye yaranmak veyahut sataşmak değildir. Bunun böyle bilinmesini temennii ederiz…


CİHAD nedir gerektiği gibi sıralama yaparak adım adım bakalım inşallah.


Cihad "c-h-d" kökünden türemiş, bütün gücünü kullanma mânâsına gelen Arapça bir kelimedir. Diğer bir açıdan o, insanın güç ve takatini sonuna kadar sarfederek her türlü meşakkati göğüsleyip belli bir hedefe yürümesi mânâsını ihtiva eder.


Cihad kavramı ile müslüman oluncaya kadar herkesin öldürülmesi fiilini nasıl eşitleyebiliyorlar bilinmez. Anlam yönüyle bu kadar saptırılan bir kelime yoktur galiba... İslam bir kılıç dini miydi ve müslüman oluncaya kadar insanları öldürmekten mi ibaretti? Cihad kavramı kendi nefsine yenilmiş,nefsi yada sadist duygularını tatmin etmek için başka maceralarda yer bulamayıp inançla birleştirilmiştir. Bunu yapan insanlar sosyal hayattan kopmuş olan insanlardır. En büyük mücadele örnekleri verildikten sonra yapacakları en son davranışı en öne almalarında bir soru işareti yok mudur sizce. Kılıçla yada top tüfekle cihadı sınırlandıranlara deseniz ki; gelin ölmekle öldürmekle değil de yaşatmakla alakalı hayır kurumlarında görev alın sizlere verecekleri cevap hayır olacaktır. Hatta sizi boş işlerle uğraşmakla suçlayacaklardır.


Ancak İslam dini iyiliğe ve hakikati emre büyük önem göstermiştir.Tıpkı Asr suresinde buyrulduğu gibi "1. Asra yemin ederim ki 2. İnsan gerçekten ziyan içindedir.3. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır." Bu suredeki imandan hemen sonra gelen iyi amel kelimesini her türlü pozitif - müsbet şey anlamında algılamalıyız. Bu iyi davranışı en basit manasıyla düşünürsek karşımızdaki insana tebessümle-güleryüzle davranmak manasını dahi içerir. İşte bu manada insanın kendini iyi işlere vakfetmesi istenir.İmam Şafii hz. Bu sure için derki: "Kur'an'da başka hiçbir sure nazil olmasaydı,şu pek kısa süre (Asr Suresi) bile (insanların dünya ve ahiret saadetlerini temine) yeterdi."Çünkü esas olan iyiliği emir kötülükten nehy etmektir.Ve aktif iyi fiillerde bulunmaktır.


Allah u Teâlâ'nın " Allah uğrunda gereği gibi cihad edin" (el-Hacc, 22/79), buyruğuyla, Müslümanların nasıl davranması gerektiği belirlenmiştir." Müminler ancak Allah'a ve Peygamberine iman eden, sonra şüpheye düşmeyen; Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır. " (el Hucurât, 49/15) ayetinden cihadın mal ve canla yapılacağını öğreniyoruz. Cihad konusundaki diğer ayet ve hadisler de göz önüne alındığında, cihadın başlıca şu çeşitlere ayrıldığını görürüz:


İslam"ın ana kaynaklarında geçtiği şekliyle genel manada iki cihad vardır:


-Büyük cihad:nefisle olan mücadeleyi


-Küçük cihad: ise kime karşı olursa olsun zulmü önleme, meşru müdafaa, din ve vicdan özgürlüğü sağlama gerekçelerine dayalı olarak yapılan savaş anlamına gelir...


1- Nefs'e Karşı Cihad:


Şüphesiz en güç cihad, insanın nefsiyle ve nefsinin arzularına karşı yaptığı cihaddır. Müslüman, gerçek cihadı nefsine karşı verir. Nefsine karşı cihadı kazanamayan, düşmanın karşısına çıkmak için kendisinde güç ve cesaret bulamaz. Hz. Peygamber Tebük seferinden dönüşte ashabına şöyle buyurmuştu: " Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz" (Adûnî, Keşfu'l-Hafâ', I, 425). Bu hadisinde Hz. Peygamber, en kalabalık bir ordu ile katıldığı Tebük seferini "küçük cihad" olarak vasıflandırırken; nefse karşı verilecek mücadeleyi "büyük cihad" olarak nitelendirmektedir. " Hakiki mücahid nefsine karşı cihad açan kimsedir" (Tirmizî, Cihad, 2) hadisi de aynı manayı ifade etmektedir.


Bu manada başka hadis-i şerifler de vardır. Bütün bunlar bize, insanın nefsi ile, nefsinin boş ve mânâsız, hatta gayr-ı meşrû istekleri ile mücadele etmesinin cihad olarak değerlendirildiğini göstermektedir.


2- İlim İle Cihad:


Cihad'ın başka bir çeşidi de ilim ile yapılan cihaddır. Dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi cehalettir. Hakk'a ulaşmak isteyen herkesin cehaletten kurtulması, ondan uzaklaşması gerekir.


Bilginin ortaya koyduğu delillerin gönüller üzerinde icra ettiği tesiri silâh gücü ile temin etmek mümkün değildir. Onun için şöyle buyrulmuştur:


"Ey Muhammed! İnsanları Rabbi'nin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış. Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir. " (en-Nahl 16/125).


Temeli ilim yoluyla tebliğ ve davete dayanan İslâmiyette, bu tebliğ faaliyetinin adı "ilim ile cihad"dır. Bu usûle "Kur'an ile cihad" da denilir. En güzel mücadele şekli Kur'an'ın mücadele şeklidir. Bunun için Cenâb-ı Hak:"Sen kâfirlere uyma, uyanlara karşı Kur'an ile büyük bir cihadla cihad et" (el-Furkan, 25/52) buyurmuştur. Ayet-i kerimede Kur'an ile cihadın "büyük cihad" olarak belirtilmesi, Kur'an'ın ilim ile cihad konusuna ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Hak ve hakikatı, en tehlikeli zamanda bile, hiç bir şeyden korkmadan ve çekinmeden olduğu gibi söylemek de bir çeşit cihaddır. Rasûlullah (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur:


"Zalim bir hükümdar karşısında hak ve adaleti açıkça söylemek, büyük bir cihaddır. " (İbn Mâce, Fiten, 4011)


3- Mal İle Cihad:


Mal ile cihad, Allah Teâla'nın insana ihsan etmiş bulunduğu mal ve servetin yine Allah (c.c.) yolunda harcanması demektir.


Bilindiği gibi dünyada her iş para ile yapılmaktadır. Hakkın korunması ve zafere ulaşılması içinde paraya ihtiyaç vardır. Bunun için mal ile cihadın önemi büyüktür. Müslümanların, İslâm'ın yücelmesi hakkın muzaffer olması için her türlü mal, servet ve paralarını bu yolda fedâ etmeleri mal ile cihaddır.


Hz. Peygamber'in, mal ile cihad hususundaki teşvik edici sözleri ashabı kiramı harekete geçirmiş ve kendileri yoksulluk içinde sıkıntılı bir hayat geçirirken, mal ile cihad farizasını edâ edebilmek için elde avuçta ne varsa getirip Rasûlullah'a vermişlerdir. Bu konuda Kur'an-ı Kerîm'de de pek çok ayeti kerîme vardır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:


"İman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden, (mücâhidlere) yer veren ve yardım edenlerin hepsi birbirinin vekilidir. " (el-Enfal, 8/72).


"…Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşın. Bilseniz bu sizin hakkınızda ne kadar hayırlıdır. " (et-Tevbe, 9/41).


"Allah, mallarıyla, canlarıyla mücadele edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. " (en-Nisâ, 4/95).


4- Savaşarak Cihad:


Cihad, müslümanlara farzdır. Her müslümanın nefsi ile, ilim ve malı ile sürekli cihad yapması, böylece dinin korunması, Hakk'ın galip kılınması için çalışması gerekir. Bazen "İ'lây-ı kelimetullah" yani Allah adının yüceltilmesi dinin korunup yayılması için elde silâh düşmanla savaşmak icab edebilir. Bu cihaddır ve gerektiği anda müslümanlara farzdır.


Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:


"Sizinle savaşanlarla; Allah yolunda siz de savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın." (el-Bakara, 2/190)