“Ateşle oynama!” deriz. Yani sonu kötü olacak , üstüne
gitme, inadı, akılsızlığı bırak , geri çekil , vazgeç , demenin
kestirme yolu. Ateşle oynamak türlü türlü. Düştüğü yeri
yakacak miktardan , dünyayı ateşe verecek boyutlara kadar .
Bütün hayatı , ebediyeti yangın yeri edecek büyüklüğe
kadar … İşte , başkalarının aleyhinde olmak , kusur ve hataları
ortaya döküp insanları zor durumda bırakmak da ateşle
oynamaktır . Sahibini yakan , ebediyetini küle - kömüre
döndüren bir ateş. Oysa gülle dolaşan gül bahçesinde
bulacaktır kendini . İs - pas değil , güzel kokudur cennete
girecek olan .
Bir misalle başlayalım :
Buralarda sıkıntılar içindesiniz ve uzaklarda bir yerlerde
çok sevdiğiniz bir dostunuz var . O da sizi çok sever , üstelik
çok varlıklı ve cömert . Ona bir varsanız , hayatınızın kalan
bölümünde ne derdiniz olacak , ne tasanız …
Ona gitmeye karar verdiniz, zaten başka çareniz de yok .
Cebinizdeki son parayla biletinizi aldınız . Ne başka paranız
var , ne de para isteyecek bir arkadaşınız.
Hazırlıklarınız tamam , tam yola çıkmaya hazırlanırken
birdenbire bir adam elinizdeki çantayı , içindeki biletle
birlikte kapıp bir anda gözden kayboluveriyor .
Koşuyorsunuz, bağırıyorsunuz ama nafile … ortada öylece
çaresiz , yıkık kalıveriyorsunuz .
Şimdi soru şu:
Bir anda bütün ümitlerinizi , hayallerinizi çalan bu adamı
yakalasanız ne yaparsınız ? Sırtını sıvazlamayacağınız
kesin!

Ahmet Safa
Semerkand Dergisi