Sayfa 3/3 İlkİlk 123
24 sonuçtan 21 ile 24 arası

Konu: Münâcat

  1. #21
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 532 + 37872

    Cevap: Münâcat - Sayfa 660

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>Levh‑i Mahfuzun defterleri olan İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübînde, bütün mevcudatın bütün sergüzeştlerini kaydedip yazan ve umum çekirdeklerde umum ağaçlarının fihristlerini ve programlarını ve zîşuurun başlarında bütün kuvve-i hâfızalarda, sahiplerinin tarihçe-i hayatlarını yanlışsız, muntazaman yazdıran ilminin herşeye ihatasına ve herbir mevcuda çok hikmetleri takan, hattâ herbir ağaçta meyveleri sayısınca neticeleri verdiren ve herbir zîhayatta âzâları, belki eczaları ve hüceyratları adedince maslahatları takip eden, hattâ insanın lisanını çok vazifelerde tavzif etmekle beraber, taamların tatları adedince zevkî olan mizancıklarla teçhiz ettiren hikmet-i kudsiyenin herbir şeye şümulüne; hem bu dünyada nümuneleri görülen celâlî ve cemâlî isimlerinin tecellileri daha parlak bir surette ebedü’l-âbâdda devam edeceğine ve bu fâni âlemde nümuneleri müşahede edilen ihsanatının daha şâşaalı bir surette dâr-ı saadette istimrarına ve bekasına ve bu dünyada onları gören müştakların ebedde dahi refakatlerine ve beraber bulunmalarına bi’l-icmâ, bi’l-ittifak şehadet ve delâlet ve işaret ederler.

    Hem yüzer mucizât-ı bâhiresine ve âyât-ı kàtıasına istinaden, başta Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Kur’ân-ı Hakîmin olarak, bütün ervâh-ı neyyire ashâbı olan enbiyalar ve kulûb-u nuraniye aktâbı olan evliyalar ve ukul-ü münevvere erbabı olan asfiyalar, bütün suhuf ve kütüb-ü mukaddesede, Senin çok tekrar ile ettiğin vaadlerine ve tehditlerine istinaden ve Senin kudret ve rahmet ve





    Aleyhissalatü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun Kitâb-ı Mübîn: herşeyi açıkça beyan eden kitap, Kur’ân-ı Kerim
    Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân Levh-i Mahfuz: herşeyin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı kader levhası, Allah’ın ilminin bir adı
    Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) asfiya: Hz. Peygamber yolundan giden ilim ve takvâ sahibi hâlis kullar
    bekà: devamlılık, kalıcılık bi’l-icmâ: ittifakla, fikir birliğiyle
    bi’l-ittifak: ittifakla celâl: büyüklük, haşmet
    cemâl: güzellik delâlet: delil olma, işaret etme
    dâr-ı saadet: mutluluk yurdu, âhiret ebed: sonsuzluk
    ebedü’l-âbad: sonsuzların sonsuzu, âhiret ecza: cüzler, parçalar
    enbiya: nebiler, peygamberler ervâh-ı neyyire ashabı: nur saçan ruh sahipleri, peygamberler gibi
    evliya: veliler, Allah dostları fihrist: indeks, içindekiler
    fâni: geçici, yok olucu hikmet: fayda, gaye; ilim, yüsek bilgi
    hikmet-i kudsiye: mukaddes, kusursuz ve eksiksiz hikmet hüceyrât: hücreler
    ihata: içine alma, kapsama ihsanat: ihsanlar, iyilikler, bağışlar
    istimrar: devamlılık istinaden: dayanarak
    kudret: Allah’ın güç, kuvvet ve iktidarı kulûb-u nuraniye ve aktabı: nuranî kalp sahiplerinin kutupları, en önde gelenleri, velilerin ileri gelenleri gibi
    kuvve-i hafıza: hafıza duygusu, bellek kütüb-ü mukaddese: kutsal olan dört büyük kitap
    lisan: dil maslahat: fayda, gaye
    mevcud: var mevcudat: varlıklar
    muntazaman: düzenli olarak mu’cizat-ı bâhire: ap açık mu’cizeler
    müşahede etmek: görmek, gözlemlemek müştak: arzulu, çok istekli
    nümune: örnek, misal rahmet: İlâhî şefkat, merhamet
    refakat: arkadaşlık sergüzeşt: serüven
    suhuf: bâzı peygamberlere gelen sahife halindeki kitap suret: biçim, şekil
    taam: yemek tarihçe-i hayat: hayat hikayesi
    tavzif etmek: vazifelendirmek tecelli: görünme, yansıma
    teçhiz etmek: donatmak ukul-ü münevvere: nurlu akıllar, aydınlanmış akıl sahipleri
    umum: bütün zîhayat: canlı, hayat sahibi
    zîşuur: şuur sahibi, bilinçli âyât-ı kàtıa: kesin âyetler, deliller
    âzâ: uzuvlar, organlar İmâm-ı Mübîn: İlâhî ilim ve emirlerin eşyanın geçmiş ve geleceğe ait kaidelerinin yazıldığı kader defteri
    şehadet: şahidlik, tanıklık şâşaa: gösteriş, göz alıcılık
    şümûl: kapsamlılık, kuşatıcılık


    Yazar : Risale Forum

  2. #22
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 532 + 37872

    Cevap: Münâcat - Sayfa 661

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>inayet ve hikmet ve celâl ve cemâlin gibi kudsî sıfatlarına ve şe’nlerine ve izzet‑i celâline ve saltanat-ı rububiyetine itimaden ve keşfiyat ve müşahedat ve ilmelyakîn itikadlarıyla saadet-i ebediyeyi cin ve inse müjdeliyorlar ve ehl-i dalâlet için Cehennem bulunduğunu haber verip ilân ediyorlar ve iman edip şehadet ediyorlar.

    Ey Kadîr-i Hakîm, ey Rahmân-ı Rahîm, ey Sâdıku’l-Va’di’l-Kerîm, ey izzet ve azamet ve celâl sahibi Kahhâr-ı Zülcelâl,

    Bu kadar sadık dostlarını ve bu kadar vaadlerini ve bu kadar sıfat ve şuûnatını tekzip edip, saltanat-ı rububiyetinin kat’î mukteziyatını ve sevdiğin ve onlar dahi seni tasdik ve itaatle kendilerini Sana sevdiren hadsiz makbul ibâdının hadsiz dualarını ve dâvâlarını reddederek, küfür ve isyan ile ve Seni vaadinde tekzip etmekle Senin azamet-i kibriyana dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rububiyetini müteessir eden ehl-i dalâlet ve ehl-i küfrü, haşrin inkârında tasdik etmekten yüz bin derece mukaddessin ve hadsiz derece münezzeh ve âlîsin. Böyle nihayetsiz bir zulümden, bir çirkinlikten, Senin nihayetsiz adaletini ve cemâlini ve rahmetini takdis ediyorum.

    1 سُبْحَانَهُ وَتَعَا لٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَبِيرًا âyetini, vücudumun bütün zerrâtı adedince söylemek istiyorum. Belki, Senin o sadık elçilerin ve doğru dellâl-ı saltanatının


    Not

    Dipnot-1 Allah, onların söyledikleri şeylerden pek münezzehtir ve pek büyük bir yücelikle yücedir.” İsrâ Sûresi, 17:43.





    Kadîr-i Hakîm: herşeyi hikmetle yaratan sonsuz kudret sahibi Allah Kahhâr-ı Zülcelâl: haşmet ve yücelik sahibi ve herşeye her zaman mutlak galip gelen ve kahretmeye gücü yeten Allah
    Rahmân-ı Rahîm: dünya ve ahirette yarattığı varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan Allah Sâdıku’l-Va’di’l-Kerîm: vaad ve sözünde mutlaka duran Allah; cömertlik ve ikram sahibi Allah
    azamet: büyüklük, yücelik azamet-i kibriyâ: büyüklüğün varlıkları kuşatması
    celâl: azamet, yücelik, haşmet cemâl: güzellik
    cin ve ins: cinler ve insanlar dellâl-ı saltanat: saltanatın ilancısı
    ehl-i dalâlet: doğru ve hak yoldan sapanlar, inançsız kimseler ehl-i küfür: inkârcılar, inançsızlar, kâfirler
    hadsiz: sayısız, sınırsız haysiyet: itibar, şeref, değer
    haşr: yeniden diriliş; insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması hikmet: bir fayda ve gayeye yönelik olarak tam yerli yerinde yapan Allah’ın sıfatı
    ibâd: kullar ilmelyakîn: kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme
    inayet: yardım, iyilik, bağış itikad: inanç
    izzet: değer, itibar, yücelik izzet-i celâl: büyüklük ve azametin izzeti
    kat’î: kesin keşfiyat: keşifler, mânevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri görme
    kudsî: her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes küfür: inkâr, inançsızlık
    makbul: kabul gören, geçerli mukaddes: kutsal
    mukteziyat: gereklilikler münezzeh: arınmış, kusur ve eksiklikten yüce
    müteessir etmek: etkilemek, tesiri altında bırakmak müşahedat: gözlemler
    nihayetsiz: sınırsız, sonsuz rahmet: İlâhî şefkat, merhamet
    saadet-i ebediye: sonsuz mutluluk sadık: doğru, dürüst
    saltanat-ı Rububiyet: Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği takdis etmek: Allah’ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etmek
    tasdik etmek: doğrulamak, onaylamak tekzip etmek: yalanlamak
    ulûhiyet: Cenâb-ı Allah’ın ilahlığı vaad: söz verme
    zerrât: zerreler âlî: yüce, yüksek
    şefkat-i rubûbiyet: herşeyi idare ve terbiye eden Allah’ın şefkati şehadet etmek: şahitlik, tanıklık etmek
    şe’n: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellik şuûnat: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait kutsal özellikler


    Yazar : Risale Forum

  3. #23
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 532 + 37872

    Cevap: Münâcat - Sayfa 662

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>hakkalyakîn, aynelyakîn, ilmelyakîn suretinde Senin uhrevî rahmet hazinelerine ve âlem-i bekada ihsanatının definelerine ve dâr-ı saadette tamamiyle zuhur eden güzel isimlerinin harika güzel cilvelerine şehadet, işaret, beşaret ederler. Ve bütün hakikatlerin mercii ve güneşi ve hâmîsi olan Hak isminin en büyük bir şuâı, bu hakikat-ı ekber-i haşriye olduğunu, iman ederek Senin ibâdına ders veriyorlar.

    Ey Rabbu’l-Enbiyâ ve’s-Sıddıkîn,

    Bütün onlar Senin mülkünde, Senin emrin ve kudretinle, Senin irade ve tedbirinle, Senin ilmin ve hikmetinle musahhar ve muvazzaftırlar. Takdis, tekbir, tahmid, tehlil ile küre-i arzı bir zikirhâne-i âzam, bu kâinatı bir mescid-i ekber hükmünde göstermişler.

    Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,


    Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni





    Aleyhisselâm: Allah selamı onun üzerine olsun Hak: doğru ve gerçek olan Allah
    Hazret-i Dâvud: (bk. bilgiler – Dâvud (a.s.)) Hazret-i Mûsa: (bk. bilgiler – Mûsa (a.s.))
    Hazret-i Süleyman: (bk. bilgiler – Süleyman (a.s.)) Hazret-i İbrahim: (bk. bilgiler – İbrahim (a.s.))
    Hâlık-ı Külli Şey: herşeyin yaratıcısı olan Allah Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn: göklerin ve yerlerin Rabbi
    Rabbu’l-Enbiyâ ve’s-Sıddıkîn: daima doğruluk üzere, Allah’a ve peygambere çok sâdık olanların ve peygamberlerin Rabbi Yâ Rabbî: Ey bütün varlıkları terbiye ve idare eden Allah’ım
    aynelyakîn: gözle görür derecesinde kesin bilgi edinme beşaret etmek: müjdelemek
    cilve: görünme, yansıma dâr-ı saadet: mutluluk yurdu, âhiret
    hakikat: gerçek, esas hakikat-ı ekber-i haşriye: haşrin en büyük gerçeği
    hakkalyakîn: bizzat yaşamak suretiyle, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin bilme hikmet: ilim, yüksek bilgi
    hâkimiyet: egemenlik, hükümranlık hâmî: koruyucu
    hüsn-ü hâtime: güzel son, imanlı bir şekilde ölme ibâd: kullar
    ihsanat: ihsanlar, iyilikler, bağışlar ihvan: kardeşler
    ilmelyakîn: ilme ve sağlam delillere dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin bilme iman-ı kâmil: tam ve mükemmel iman
    irade: dileme, tercih iradet: istek, dileme, tercih
    keyfiyat: özellikler, nitelikler kudret: Allah’ın güç, kuvvet ve iktidarı
    küre-i arz: yeryüzü, dünya mahlukât: yaratılmışlar
    matlub: istek, arzu merci: kaynak, başvurulacak yer
    mescid-i ekber: en büyük mescid musahhar: boyun eğdirilmiş, emre verilmiş
    muvazzaf: vazifeli, görevli müştemilât: içindekiler
    nefis: kişinin kendisi; insanı maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet rahmet: İlâhî şefkat, merhamet
    suret: şekil tahmid: Allah’ı övme ve Ona şükürlerini sunma, elhamdulillah
    takdis: kutsama, Allah’ı her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce tutma tedbir: idare etme, çekip çevirme
    tehlil: “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” mânâsındaki “lâ ilâhe illallah” sözünü söyleme tekbir: “Allah en büyüktür” mânâsında “Allahu Ekber” demek
    teshir etmek: boyun eğdirmek uhrevî: ahirete ait
    yâ Halıkî: Ey Yaratıcım zemin: yer
    zikirhâne-i âzam: büyük bir zikir yeri zuhur etmek: ortaya çıkmak, görünmek
    âlem-i bekà: devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi şehadet: şahidlik, tanıklık
    şua: parıltı, ışı hüzmesi


    Yazar : Risale Forum

  4. #24
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 532 + 37872

    Cevap: Münâcat - Sayfa 663

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalbleri ve akılları musahhar kıl. Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl. Âmin, âmin, âmin.



    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 1

    وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ أَنِ الْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
    2



    Kur’ân’dan ve münâcât-ı Nebeviye olan Cevşenü’l-Kebîrden aldığım bu dersimi, bir ibadet-i tefekküriye olarak Rabb-ı Rahîmimin dergâhına arz etmekte kusur etmişsem, kusurumun affı için Kur’ân’ı ve Cevşenü’l-Kebîri şefaatçi ederek rahmetinden affımı niyaz ediyorum.

    Said Nursî








    Not

    Dipnot-1 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve kikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.
    Dipnot-2 “Duâları ise şu sözlerle sona erer: ‘Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” Yûnus Sûresi, 10:10.





    Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun Cennetü’l-Firdevs: Firdevs Cenneti; Cennetin en yüksek yeri
    Cevşenü’l-Kebir: Peygamberimize Cebrâil’in (a.s.) getirdiği ve “Zırhı çıkar, bu duâyı oku” dediği meşhur duâ Rabb-i Rahîm: sonsuz şefkat ve merhamet sahibi ve herşeyin Rabbi olan Allah
    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî cin ve ins: cinler ve insanlar
    ibadet-i tefekkür: Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde mahlûkat üzerinde düşünme ibadeti kamer: ay
    mes’ud: mutlu musahhar etmek: boyun eğdirmek, hizmetine vermek
    münâcât-ı Nebeviye: Peygamberimizin (a.s.m.) Cenâb-ı Allah’a duası nefis: insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
    niyaz etmek: yalvarmak, dua etmek rahmet: İlâhî şefkat, merhamet
    teshir etmek: boyun eğdirmek âmin: “Allah’ım kabul eyle”
    şems: güneş şer: kötülük, fenalık


    Yazar : Risale Forum

Sayfa 3/3 İlkİlk 123

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •