Sayfa 6/9 İlkİlk ... 23456789 SonSon
84 sonuçtan 51 ile 60 arası

  1. #51
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 605

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>hayattan süzülmüş, hayatın bir hülâsasıdır. Akıl dahi şuurdan ve histen süzülmüş, şuurun bir hülâsasıdır. Ve ruh dahi, hayatın hâlis ve sâfi bir cevheri ve sabit ve müstakil zâtıdır. Öyle de, maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye (a.s.m.) dahi, hayat ve ruh-u kâinattan süzülmüş hülâsatü’l-hülâsadır ve risalet-i Muhammediye dahi (a.s.m.) , kâinatın his ve şuur ve aklından süzülmüş en sâfi hülâsasıdır. Belki maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye (a.s.m.) , âsârının şehadetiyle, hayat-ı kâinatın hayatıdır. Ve risalet-i Muhammediye (a.s.m.), şuur-u kâinatın şuurudur ve nurudur. Ve vahy-i Kur’ân dahi, hayattar hakaikinin şehadetiyle, hayat-ı kâinatın ruhudur ve şuur-u kâinatın aklıdır.

    Evet, evet, evet! Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur’ân gitse, kâinat divane olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.

    Hem hayat, iman-ı bilkader rüknüne bakıyor, remzen ispat eder. Çünkü madem hayat âlem-i şehadetin ziyasıdır ve istilâ ediyor; ve vücudun neticesi ve gayesidir; ve Hâlık-ı Kâinatın en câmi âyinesidir; ve faaliyet-i Rabbâniyenin en mükemmel enmuzeci ve fihristesidir, temsilde hata olmasın, bir nevi programı hükmündedir. Elbette âlem-i gayb, yani mazi, müstakbel, yani geçmiş ve gelecek mahlûkatın hayat-ı mâneviyeleri hükmünde olan intizam ve nizam ve mâlûmiyet ve meşhudiyet ve taayyün ve evâmir-i tekvîniyeyi imtisale müheyyâ bir vaziyette bulunmalarını sırr-ı hayat iktiza ediyor.

    Nasıl ki bir ağacın çekirdek-i aslîsi ve kökü ve müntehâsında ve meyvelerindeki çekirdekleri dahi, aynen ağaç gibi, bir nevi hayata mazhardırlar, belki ağacın kavânin-i hayatiyesinden daha ince kavânin-i hayatı taşıyorlar. Hem nasıl ki





    Hâlık-ı Kâinat: evreni ve bütün varlıkları yaratan Allah cevher: öz, temel
    câmi: kapsamlı, içine alan divane: akılsız
    enmuzec: nümune, örnek evâmir-i tekvîniye: Allah’ın kâinata koyduğu yaratılışa ait emirler, kanunlar
    faaliyet-i Rabbâniye: herşeyi terbiye ve idare eden Allah’ın faaliyeti fihriste: özet, içerik
    hakaik: hakikatler, gerçekler hayat-ı Muhammediye: Hz. Muhammed’in hayatı
    hayat-ı kâinat: kâinatın hayatı hayat-ı mâneviye: maddî olmayan, mânevî hayat
    hayattar: canlı hâlis: katışıksız
    hülâsa: özet, öz hülâsatü’l-hülâsa: özün özü
    iktiza etmek: gerektirmek iman-ı bilkader: kadere iman etmek
    imtisal: uyma, uygulama intizam: disiplin, düzen
    istilâ etmek: her tarafı kaplamak kavânin-i hayatiye: hayat kanunları
    kâinat: evren küre-i arz: yerküre, dünya
    kıyamet: dünyanın sonu, bütün varlık âleminin bozulup dağılması mahlûkat: varlıklar
    mazhar: nail olma, ulaşma mazi: geçmiş zaman
    mâlûmiyet: bilinme mânevî: maddî olmayan, mânâya ait
    müheyyâ: hazır mükemmel: kusursuz
    müntehâ: en son nokta müstakbel: gelecek zaman
    müstakil: bağımsız netice: son, sonuç
    nevi: çeşit nizam: düzen
    remzen: işaretle risalet-i Muhammediye: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği
    ruh-u kâinat: evrenin ruhu rükün: esas, şart
    seyyare: gezegen sâfi: temiz, arınmış
    sırr-ı hayat: hayat sırrı taayyün: belirleme
    temsil: benzetme, örnek vahy-i Kur’ân: vahiyle gelen Kur’ân-ı Kerim
    vaziyet: durum vücud: varlık
    ziya: ışık zât: kişi
    âlem-i gayb: gayb âlemi, görünmeyen âlem âlem-i şehadet: görünen âlem, dünya
    âsâr: eserler çekirdek-i aslî: ilk, asıl çekirdek
    şehadet: şahitlik şuur: bilinç
    şuur-u kâinat: kâinatın şuuru, idraki


    Yazar : Risale Forum

  2. #52
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 606

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>bu hazır bahardan evvel geçmiş güzün bıraktığı tohumlar ve kökler, bu bahar gittikten sonra gelecek baharlara bırakacağı çekirdekler, kökler, bu bahar gibi cilve-i hayatı taşıyorlar ve kavânin-i hayatiyeye tâbidirler. Aynen öyle de, şecere-i kâinatın bütün dal ve budaklarıyla herbirinin bir mazisi ve müstakbeli var; geçmiş ve gelecek tavırlarından ve vaziyetlerinden müteşekkil bir silsilesi bulunur. Her nevi ve her cüz’ünün ilm-i İlâhiyede muhtelif tavırlarla müteaddit vücutları bir silsile-i vücud-u ilmî teşkil eder. Ve vücud-u haricî gibi, o vücud-u ilmî dahi, hayat-ı umumiyenin mânevî bir cilvesine mazhardır ki, mukadderât-ı hayatiye, o mânidar ve canlı elvâh-ı kaderiyeden alınır.

    Evet, âlem-i gaybın bir nev’i olan âlem-i ervah, ayn-ı hayat ve madde-i hayat ve hayatın cevherleri ve zatları olan ervah ile dolu olması, elbette mazi ve müstakbel denilen âlem-i gaybın bir diğer nev’i de ve ikinci kısmı dahi, cilve-i hayata mazhariyetini ister ve istilzam eder. Hem herbir şeyin vücud-u ilmîsindeki intizam-ı ekmeli ve mânidar vaziyetleri ve canlı meyveleri, tavırları, bir nevi hayat-ı mâneviyeye mazhariyetini gösterir. Evet, hayat-ı ezeliye güneşinin ziyası olan bu cilve-i hayat, elbette yalnız bu âlem-i şehadete ve bu zaman-ı hazıra ve bu vücud-u haricîye münhasır olamaz. Belki herbir âlem, kabiliyetine göre, o ziyanın cilvesine mazhardır. Ve kâinat, bütün âlemleriyle o cilve ile hayattar ve ziyadardır. Yoksa, nazar-ı dalâletin gördüğü gibi muvakkat ve zâhirî bir hayat altında herbir âlem, büyük ve müthiş birer cenaze ve karanlıklı birer virane âlem olacaktı.

    İşte, kadere ve kazâya iman rüknü dahi, geniş bir vecihte sırr-ı hayatla anlaşılıyor ve sabit oluyor. Yani, nasıl ki âlem-i şehadet ve mevcut hazır eşya, intizamlarıyla





    ayn-ı hayat: hayatın kendisi cevher: öz, temel
    cilve: görünme, yansıma cilve-i hayat: hayatın yansıması
    cüz’: kısım, parça elvâh-ı kaderiye: kader programının yazılı olduğu levhalar
    ervah: ruhlar evvel: önce
    güz: sonbahar hayat-ı ezeliye: başlangıcı olmayan devamlı hayat
    hayat-ı mâneviye: maddî olmayan hayat hayat-ı umumiye: kâinatın tümünün canlı olduğunu bildiren ve her tarafta geçerli olan hayat
    hayattar: canlı ilm-i İlâhiye: Allah’ın herşeyi kuşatan, sınırsız ilmi
    iman rüknü: iman esası intizam-ı ekmel: çok mükemmel düzen
    istilzam etmek: gerektirmek kabiliyet: yetenek
    kader: Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, planlaması kavânin-i hayatiye: hayat kanunları
    kazâ: olacağı Allah tarafından bilinen ve takdir olunan şeylerin zamanı gelince yaratılması kâinat: evren
    madde-i hayat: hayatın öz varlığı mazhar: elde eden, erişen
    mazhariyet: elde etme, edinme mazi: geçmiş
    mevcut: var muhtelif: çeşitli, bir çok
    mukadderât-ı hayatiye: kader kalemiyle yazılmış hayat programları, alın yazısı muvakkat: geçici
    mânevî: mânâya ait, maddî olmayan mânidar: mânâlı, anlamlı
    münhasır: ait, sınırlı müstakbel: gelecek
    müteaddit: çok sayıda müteşekkil: meydana gelen
    müthiş: dehşet veren nazar-ı dalâlet: hak yoldan sapmış, inançsızlık bakışı
    nev’: çeşit silsile: zincir
    silsile-i vücud-u ilmî: ilim halinde olan varlıklar zinciri sırr-ı hayat: hayat sırrı
    tavır: durum teşkil etmek: oluşturmak
    tâbi: bağlı, uyan vaziyet: durum
    vecih: şekil, yön virane: harap
    vücud-u haricî: maddî vücut, beden vücud-u ilmî: ilim halinde var olan varlık
    vücut: varlık zaman-ı hazır: şimdiki zaman
    zat: bir şeyin kendisi ziya: ışık
    ziyadar: ışıklı zâhirî: dış görünüşte olan
    âlem: dünya, evren âlem-i ervah: ruhlar alemi
    âlem-i gayb: gayb âlemi, görünmeyen âlem âlem-i şehadet: görünen âlem, dünya
    şecere-i kâinat: kâinat ağacı


    Yazar : Risale Forum

  3. #53
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 607

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>ve neticeleriyle hayattarlıkları görünüyor; öyle de, âlem-i gaybdan sayılan geçmiş ve gelecek mahlûkatın dahi mânen hayattar bir vücud-u mânevîleri ve ruhlu birer sübut-u ilmîleri vardır ki, Levh-i Kazâ ve Kader vasıtasıyla o mânevî hayatın eseri, mukadderat namıyla görünür, tezahür eder.

    BEŞİNCİ REMİZ

    Hem hayatın on altıncı hassasında denilmiş ki: Hayat birşeye girdiği vakit, o cesedi bir âlem hükmüne getirir; cüz ise küll gibi, cüz’îye dahi küllî gibi bir câmiiyet verir.

    Evet, hayatın öyle bir câmiiyeti var; adeta umum kâinata tecellî eden ekser Esmâ-i Hüsnâyı kendinde gösteren bir câmi âyine-i ehadiyettir. Bir cisme hayat girdiği vakit küçük bir âlem hükmüne getirir; adeta kâinat şeceresinin bir nevi fihristesini taşıyan bir nevi çekirdeği hükmüne geçiyor. Nasıl ki bir çekirdek, onun ağacını yapabilen bir kudretin eseri olabilir; öyle de, en küçük bir zîhayatı halk eden, elbette umum kâinatın Hâlıkıdır.

    İşte bu hayat, bu câmiiyetiyle en gizli bir sırr-ı ehadiyeti kendinde gösterir. Yani, nasıl ki azametli güneş, ziyasıyla ve yedi rengiyle ve aksiyle, güneşe mukabil olan herbir katre suda ve herbir cam zerresinde bulunuyor. Öyle de, herbir zîhayatta, kâinatı ihata eden esmâ ve sıfât-ı İlâhiyenin cilveleri beraber onda tecellî ediyor. Bu nokta-i nazardan hayat, kâinatı, rububiyet ve icad cihetinde inkısam ve tecezzî kabul etmez bir küll hükmüne, belki iştiraki ve tecezzîsi imkân haricinde bulunan bir küllî hükmüne getirir.

    Evet, seni yaratan, bütün nev-i insanı yaratan Zât olduğunu, bilbedâhe senin





    Esmâ-i Hüsnâ: Allah’ın en güzel isimleri Hâlık: herşeyi yaratan Allah
    Levh-i Kazâ ve Kader: Allah tarafından olacak bütün olayların belirlendiği ve yazıldığı Kazâ ve Kader Levhası Zât: Allah
    akis: yansıma azamet: büyüklük
    bilbedâhe: açık bir şekilde cesed: beden
    cihet: şekil, yön cilve: görünme, yansıma
    câmi: kapsamlı, içine alan câmiiyet: geniş kapsamlı oluş
    cüz: kısım, parça cüz’î: ferdî
    ekser: pek çok esmâ: Allah’ın isimleri
    fihriste: özet, program halk etmek: yaratmak
    haricinde: dışında hassa: özellik
    hayattar: canlı icad: var etme, yapma
    ihata eden: kuşatan imkân: olabilirlik
    inkısam: bölünme, kısımlara ayrılma intizam: disiplin, düzen
    iştirak: ortak olma, katılma katre: damla
    kudret: güç, iktidar kâinat: evren, yaratılmış herşey
    küll: bütün küllî: tür, kapsamlı
    mahlûkat: varlıklar mukabil: karşılık
    mukadderat: Allah tarafından belirlenmiş olaylar mânen: mânevî olarak
    mânevî: mânâya ait namıyla: adıyla
    netice: sonuç nev-i insan: insan türü, insanlık
    nevi: çeşit nokta-i nazar: bakış açısı
    remiz: işaret rububiyet: her bir varlığa muhtaç olduğu şeyleri verme, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurma
    sübut-u ilmî: bir şeyin ilmen var olması, ilim dünyasında varlığının sabit olması sıfât-ı İlâhiye: Allah’ın sıfatları
    sırr-ı ehadiyet: Allah’ın her bir varlıkta birliğinin görülmesinin sırrı tecellî etmek: görünmek, yansımak
    tecezzî: bölünme, parçalanma tezahür etmek: ortaya çıkmak
    umum: bütün vasıtasıyla: aracılığıyla
    vücud-u mânevî: mânevî varlık ziya: ışık
    zîhayat: canlı âlem: dünya
    âlem-i gayb: görünmeyen âlem, gayb âlemi âyine-i ehadiyet: Allah’ın birliğini yansıtan ayna
    şecere: ağaç


    Yazar : Risale Forum

  4. #54
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 608

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>yüzündeki sikkesi gösteriyor. Çünkü mahiyet-i insaniye birdir, inkısamı gayr-ı mümkündür. Hem hayat vasıtasıyla ecza-yı kâinat onun efradı hükmüne ve kâinat ise nev’i hükmüne geçer; sikke-i ehadiyeti mecmuunda gösterdiği gibi, herbir cüzde dahi o sikke-i ehadiyeti ve hâtem-i samediyeti göstererek, şirk ve iştiraki her cihetle tard eder.

    Hem hayatta san’at-ı Rabbâniyenin öyle fevkalâde harika mucizeleri var ki, bütün kâinatı halk edemeyen bir zat, bir kudret, en küçük bir zîhayatı halk edemez. Evet, bir nohut tanesinde bütün Kur’ân’ı yazar gibi, çamın gayet küçük bir tohumunda koca çam ağacının fihristesini ve mukadderâtını yazan kalem, elbette semâvâtı yıldızlarla yazan kalem olabilir. Evet, bir arının küçük kafasında, kâinat bahçesindeki çiçekleri tanıyacak ve ekser envâıyla münasebettar olacak ve bal gibi bir hediye-i rahmeti getirecek ve dünyaya geldiği günde şerâit-i hayatı bilecek derecede bir istidadı, bir kabiliyeti, bir cihazı derc eden Zât, elbette bütün kâinatın Hâlıkı olabilir.

    Elhasıl, hayat nasıl ki kâinatın yüzünde parlak bir sikke-i tevhiddir; ve herbir zîruh dahi hayat noktasında bir sikke-i ehadiyettir; ve hayatın herbir ferdinde bulunan nakş-ı san’at bir mühr-ü samediyettir; ve zîhayatların adedince bu kâinat mektubunu Zât-ı Hayy-ı Kayyûm ve Vâhid-i Ehad namına hayatlarıyla imza ediyorlar; ve o mektupta tevhid mühürleri ve ehadiyet hâtemleri ve samediyet sikkeleridirler. Öyle de, hayat gibi, herbir zîhayat dahi, bu kitab-ı kâinatta birer mühr-ü vahdâniyet olduğu gibi, herbirinin yüzünde ve simasında birer hâtem-i ehadiyet konulmuştur.




    Hâlık: herşeyi yaratan Allah Vâhid-i Ehad: bir olan ve birliği her bir şeyde görülen Allah
    Zât-ı Hayy-ı Kayyûm: her an diri olup her canlıya hayat veren ve herşeyi ayakta tutan zât, Allah cihaz: organ, duyu
    cihet: şekil, yön cüz: kısım, parça
    derc etmek: içine yerleştirmek ecza-yı kâinat: kâinatın unsurları, kısımları
    efrad: fertler ehadiyet: Allah’ın birliğinin her bir varlıkta görünmesi
    ekser: pek çok elhasıl: özet olarak
    envâ: türler, çeşitler ferd: kişi
    fevkalâde: olağanüstü fihriste: ana özelliklerin sıralandığı liste, içerik
    gayr-ı mümkün: imkansız halk etmek: yaratmak
    hediye-i rahmet: rahmet hediyesi hâtem: mühür, damga
    hâtem-i ehadiyet: Allah’ın herbir varlıkta bir olduğunu gösteren mührü hâtem-i samediyet: Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Kendisine muhtaç olmasını gösteren damga
    hükmüne geçme: bir şeyle aynı hükmü alma inkısam: bölünme, kısımlara ayrılma
    istidad: kabiliyet iştirak: ortak olma, katılma
    kitab-ı kâinat: kâinat kitabı kudret: güç, iktidar
    kâinat: evren, yaratılmış herşey mahiyet-i insaniye: insana ait temel özellik, insanın içyapısı
    mecmu: bir şeyin tamamı mukadderât: başa gelecek olanlar
    mu’cize: insanların benzerini yapmakta âciz kaldıkları olağanüstü şey mühr-ü samediyet: Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmadığını, fakat her şeyin Kendisine muhtaç olduğunu gösteren mühür
    mühr-ü vahdâniyet: Allah’ın bir oluşu, ortağının bulunmayışını gösteren mühür münasebettar: ilgili, bağlantılı
    nakş-ı san’at: san’atlı nakış, işleme namına: adına
    nev’: çeşit, tür samediyet: Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Kendisine muhtaç olması
    san’at-ı Rabbâniye: herşeyin Rabbi olan Allah’ın san’atı semâvât: gökler
    sikke: işaret, damga sikke-i ehadiyet: Allah’ın herbir varlık üzerinde birliğini gösteren damga
    sikke-i tevhid: Allah’ın birliğini gösteren işaret, damga sima: yüz, çehre
    tard etmek: uzaklaştırmak, kovmak tevhid: Allah’ın birliği
    vasıtasıyla: aracılığıyla zât: kişi
    zîhayat: canlı zîruh: ruh sahibi
    şerâit-i hayat: hayat şartları şirk: Allah’a ortak koşma


    Yazar : Risale Forum

  5. #55
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 609

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>Hem nasıl ki hayat, cüz’iyâtı adedince ve zîhayat efradı sayısınca Zât-ı Hayy-ı Kayyûmun vahdetine şehadet eden imzalar ve mühürlerdir. Öyle de, ihyâ ve diriltmek fiili dahi, efradı adedince tevhide imza basıyor. Meselâ, ihyânın bir ferdi olan ihyâ-yı arz, güneş gibi parlak bir şahid-i tevhiddir. Çünkü, baharda zeminin dirilmesinde ve ihyâsında üç yüz bin envâın ve her nev’in hadsiz efradı beraber, birbiri içinde, noksansız, kusursuz, mükemmel, muntazam ihyâ edilir ve dirilirler. Evet, böyle bir tek fiille hadsiz muntazam fiilleri yapan, elbette bütün mahlûkatın Hâlıkıdır ve bütün zîhayatları ihyâ eden Hayy-ı Kayyûmdur ve rububiyetinde iştiraki mümkün olmayan bir Vâhid-i Ehaddir.

    Şimdilik hayatın hassalarından bu kadar az ve muhtasar yazıldı. Başka hassaların beyanı ve tafsilâtını Risale-i Nur’a ve başka zamana havale ediyoruz.










    Hayy-ı Kayyûm: her an diri olan ve herşeyi ayakta tutan Allah Hâlık: herşeyi yaratan Allah
    Vâhid-i Ehad: bir olan ve birliği her bir şey üzerinde görülen Allah Zât-ı Hayy-ı Kayyûm: her an diri olup her canlıya hayat veren ve herşeyi ayakta tutan zât, Allah
    beyan: açıklama, anlatım cüz’iyât: ferdler; bir türün bireyleri
    efrad: fertler envâ: türler, çeşitler
    ferd: birey hadsiz: sınırsız, sayısız
    hassa: özellik ihyâ etmek: hayat vermek
    ihyâ-yı arz: yeryüzünün diriltilmesi iştirak: ortak olma, katılma
    mahlûkat: yaratıklar muhtasar: kısa, özet
    muntazam: düzenli nev’i: çeşit, tür
    rububiyet: her bir varlığa muhtaç olduğu şeyleri verme, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurma tafsilât: ayrıntılar
    tevhid: Allah’ın birliği vahdet: birlik
    zemin: yeryüzü zîhayat: canlı
    şahid-i tevhid: Allah’ın birliğinin şahit ve delili şehadet eden: şahidlik eden


    Yazar : Risale Forum

  6. #56
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 610

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>
    Hâtime

    İsm-i Âzam herkes için bir olmaz; belki ayrı ayrı oluyor. Meselâ, İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın hakkında Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs, altı isimdir. Ve İmam-ı Âzamın İsm-i Âzamı Hakem, Adl, iki isimdir. Ve Gavs-ı Âzamın İsm-i Âzamı yâ Hayydır. Ve İmam-ı Rabbânînin İsm-i Âzamı Kayyûm, ve hâkezâ, pek çok zatlar daha başka isimleri İsm-i Âzam görmüşlerdir.

    Bu Beşinci Nükte ism-i Hayy hakkında olduğu münasebetiyle, hem teberrük, hem şahit, hem delil, hem kudsî bir hüccet, hem kendimize bir dua, hem bu risaleye bir hüsn-ü hâtime olarak, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü’l-Kebîr namındaki münâcât-ı âzamında, marifetullahta gayet yüksek ve gayet câmi derece-i marifetini göstererek böyle demiştir; biz de hayalen o zamana gidip, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın dediğine âmin diyerek, aynı münâcâtı kendimiz de söylüyor gibi, sadâ-yı Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm ile deriz:

    يَا حَىُّ قَبْلَ كُلِّ حَىٍّ يَا حَىُّ بَعْدَ كُلِّ حَىٍّ
    يَا حَىُّ الَّذِى لاَ يُشْبِهُهُ شَىْءٌ يَا حَىُّ الَّذِى لَيْسَ كَمِثْلِهِ حَىٌّ
    يَا حَىُّ الَّذِى لاَ يُشَارِكُهُ حَىٌّ يَا حَىُّ الَّذِى لاَ يَحْتَاجُ اِلىَ حَىٍّ
    يَا حَىُّ الَّذِى يُمِيتُ كُلَّ حَىٍّ يَا حَىُّ الَّذِى يَرْزُقُ كُلَّ حَىٍّ






    Adl: her hak sahibine hakkını veren, sonsuz adalet sahibi olan Allah Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
    Cevşenü’l-Kebîr: (bk. bilgiler) Ferd: eşi ve benzeri bulunmayan bir ve tek olan Allah
    Gavs-ı Âzam: (bk. bilgiler – Abdulkâdir-i Geylânî) Hakem: haklıyı haksızı ayıran, hükmeden, her hakkı yerine getiren hüküm sahibi Allah
    Hayy: gerçek hayat sahibi olan ve her canlıya hayat veren Allah Kayyûm: herşeyi Kendi varlığıyla ayakta tutan Allah
    Kuddûs: her türlü kusur ve çirkinlikten uzak olan ve her şeyi temiz yapan Allah Radıyallahu Anh: Allah ondan razı olsun
    Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) câmi: kapsamlı
    derece-i marifet: Allah’ı tanıma ve bilme derecesi hayalen: hayal ederek
    hâkezâ: bunun gibi hâtime: sonuç, son bölüm
    hüccet: sarsılmaz, güçlü delil, kanıt hüsn-ü hâtime: güzel son
    ism-i Hayy: Allah’ın gerçek hayat sahibi olduğunu ifade eden ismi kudsî: her türlü kusur ve noksandan uzak
    marifetullah: Allah’ı hakkıyla bilme ve tanıma münasebetiyle: sebebiyle
    münâcât: Allah’a yalvarış, dua münâcât-ı âzam: en büyük dua
    namında: adında nükte: ince ve derin anlamlı söz
    risale: eser, kitapçık sadâ-yı Muhammedî: Hz. Muhammed’in (a.s.m.) dua için seslenmesi
    teberrük: bereket vesilesi zat: kişi
    âmin: kabul eyle, ey Allah’ım İmam-ı Ali: (bk. bilgiler – Ali (r.a.))
    İmam-ı Rabbânî: (bk. bilgiler) İmam-ı Âzam: (bk. bilgiler)
    İsm-i Âzam: Cenâb-ı Hakkın bin bir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı

    Yazar : Risale Forum

  7. #57
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 611

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>
    يَا حَىُّ الَّذِى يُحْيِـى الْمَوْتٰى
    يَا حَىُّ الَّذِى لاَ يَمُوتُ

    سُبْحَانَكَ يَا لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ نَجِّنَا مِنَ النَّارِ اٰمِينَ
    1

    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 2










    Not
    Dipnot-1 Ey her zîhayattan önce var olan Hayy, Ey her zîhayattan sonra bâkî olan Hayy, Ey kendisine benzer hiçbir şey bulunmayan Hayy, Ey kendisi gibi hiç hayat sahibi bulunmayan Hayy, Ey hiçbir şeriki bulunmayan Hayy, Ey hiçbir hayat sahibine hiçbir vecihle muhtaç olmayan Hayy, Ey bütün canlılara ölümü veren Hayy, Ey bütün canlıları rızıklandıran Hayy, Ey ölüleri dirilten Hayy, Ey kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy, Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman, bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar. Âmin.
    Dipnot-2 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.

    Yazar : Risale Forum

  8. #58
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 612

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>
    Otuzuncu Lem’anın Altıncı Nüktesi

    İsm-i Kayyûma bakar.

    İsm-i Hayyın bir hülâsası, Nur Çeşmesinin bir zeyli olmuş. Bu ism-i Kayyûm dahi, Otuzuncu Sözün zeyli olması münasip görüldü.

    İTİZAR: Bu çok ehemmiyetli meseleler ve çok derin ve geniş ism-i Kayyûmun cilve-i âzamı, hem muntazaman değil, belki ayrı ayrı lem’alar tarzında kalbe hutur ettiğinden, hem gayet müşevveş ve acele ve tetkiksiz müsvedde halinde kaldığından, elbette tabirat ve ifadelerde çok noksanlar, intizamsızlıklar bulunacaktır. Meselelerin güzelliklerine benim kusurlarımı bağışlamalısınız.

    İHTAR: İsm-i Âzama ait nükteler, âzamî bir surette geniş, hem gayet derin olduğundan, hususan ism-i Kayyûma ait meseleler ve bilhassa Birinci Şuâı HAŞİYE-1 maddiyyunlara baktığı için, daha ziyade derin gittiğinden, elbette her adam her meseleyi her cihette anlamaz. Fakat herkes her meseleden bir derece hisse alabilir. “Birşey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz” kaidesiyle, “Bu mânevî bahçenin bütün meyvelerini koparamıyorum” diye vazgeçmek kâr-ı akıl değildir. İnsan ne kadar koparsa o kadar kârdır. İsm-i Âzama ait meselelerin ihata edilmeyecek derecede genişleri olduğu gibi, akıl görmeyecek derecede inceleri de vardır. Hususan ism-i Hayy ve Kayyûma ve bilhassa hayatın iman erkânına karşı remizlerine ve bilhassa kazâ ve kader rüknüne hayatın işaretine ve ism-i Kayyûmun Birinci Şuâına herkesin fikri yetişmez, fakat hissesiz de kalmaz. Belki herhalde imanını kuvvetlendirir. Saadet-i ebediyenin anahtarı

    Not

    Haşiye-1 Bu risaleyi okuyan eğer mütefennin değilse Birinci Şuâyı okumasın, ikinciden başlasın; veya âhirde okusun.







    Nur Çeşmesi: Risale-i Nur Külliyatı’nda yer alan mevzulardan oluşan kitapçık cihet: yön, taraf
    cilve-i âzam: en büyük yansıma ehemmiyetli: önemli
    erkân: temel unsurlar ve şartlar haşiye: dipnot
    hutur etmek: hatırlamak, kalbe doğmak hülâsa: öz, özet
    ihata etmek: kuşatmak, içine almak ihtar: uyarma, hatırlatma
    iman: Allah inancı intizamsızlık: düzensizlik
    ism-i Kayyûm: Allah’ın herşeyi Kendi varlığıyla ayakta tuttuğunu ve varlıklarını devam ettirdiğini ifade eden ismi itizar: özür dileme
    kaide: kural kazâ ve kader: olacağı Allah tarafından bilinen ve takdir olunan şeylerin zamanı gelince yaratılması ve Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, planlaması
    kâr-ı akıl: akıl kârı lem’a: parıltı
    maddiyyun: maddeciler, materyalistler muntazaman: düzenli olarak
    münasip: uygun müsvedde: karalama halinde kaleme alınan yazı
    mütefennin: fen ilimleriyle uğraşan, bilim adamı müşevveş: düzensiz, karmakarışık
    noksan: eksik nükte: ince ve derin anlamlı söz
    remiz: işaret risale: kitapçık, bölüm
    rükün: temel unsur ve şart saadet-i ebediye: sonsuz mutluluk, Cennet hayatı
    suret: biçim, şekil tabirat: tabirler, ifadeler
    tetkiksiz: incelemeksizin zeyil: ilave, ek
    ziyade: çok, fazla âhir: son
    âzamî: en büyük İsm-i Hayy: Allah’ın gerçek hayat sahibi olduğunu bildiren ismi
    İsm-i Âzam: Cenâb-ı Hakkın bin bir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı şuâ: ışın, parıltı


    Yazar : Risale Forum

  9. #59
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 613

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>
    olan imanın kuvvetleşmesi ehemmiyeti çok azîmdir. İmanın bir zerre kadar kuvveti ziyade olması, bir hazinedir. İmam-ı Rabbânî Ahmed-i Farukî diyor ki: “Bir küçük mesele-i imaniyenin inkişafı, benim nazarımda yüzler ezvak ve kerametlere müreccahtır.”



    بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ
    1 لَهُ مَقَالِيدُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ 2

    وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ عِنْدَنَا خَزَاۤئِنُهُ 3 مَا مِنْ دَاۤبَّةٍ اِلاَّ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا 4



    gibi, kayyûmiyet-i İlâhiyeye işaret eden âyetlerin bir nüktesi ve İsm-i Âzam veyahut İsm-i Âzamın iki ziyasından ikinci ziyası veyahut İsm-i Âzamın altı nurundan altıncı nuru olan Kayyûm isminin bir cilve-i âzamı, Zilkade ayında aklıma göründü. Eskişehir Hapishanesindeki müsaadesizliğim cihetiyle, o nur-u âzamı elbette tamamıyla beyan edemeyeceğim. Fakat Hazret-i İmam-ı Ali (r.a.) Kaside-i Ercûzesinde “Sekîne” nam-ı âlîsiyle beyan ettiği İsm-i Âzam ve Celcelûtiyesinde yine pek muhteşem isimlerle İsm-i Âzam içinde bulunan o altı ismi en âzam, en ehemmiyetli tuttuğu için ve onların bahsi içinde kerametkârâne bize teselli verdiği için, bu ism-i Kayyûma dahi, evvelki beş esmâ gibi, hiç olmazsa muhtasar bir surette, Beş Şua ile o nûr-u âzama işaret edeceğiz.


    Not
    Dipnot-1 “Herşeyin hüküm ve tasarrufu Onun elindedir.” Yâsin Sûresi, 36:83.
    Dipnot-2 “Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu Ona aittir.” Zümer Sûresi, 39:63.
    Dipnot-3 “Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın.” Hicr Sûresi, 15:21.
    Dipnot-4 “Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın.” Hûd Sûresi, 11:56.






    Celcelûtiye: Peygamberimizin (a.s.m.) derslerine dayanarak, ebced ve cifir hesabıyla ilgili, Hz. Ali tarafından yazılan bir kaside Eskişehir Hapishanesi: (bk. Bilgiler - Eskişehir)
    Hazret-i İmam-ı Ali: (bk. bilgiler – Ali (r.a.)) Kaside-i Ercûze: Hz. Ali tarafından yazılan ve istikbalden haber veren kaside
    Kayyûm: herşeyi Kendi varlığıyla ayakta tutan Allah Sekîne: içinde on dokuz harfli, on dokuz âyet bulunan çok önemli bir dua
    azîm: büyük, yüce beyan etmek: açıklamak
    cihet: yön, taraf cilve-i âzam: en büyük yansıma
    ehemmiyet: önem ehemmiyetli: önemli
    esmâ: isimler evvelki: önceki
    ezvak: zevkler; mânevî lezzetler iman: Allah inancı
    inkişaf: açığa çıkma ism-i Kayyûm: Allah’ın herşeyi Kendi varlığıyla ayakta tuttuğunu ve varlıklarını devam ettirdiğini ifade eden ismi
    kayyûmiyet-i İlâhiye: Allah’ın her zaman ve her yerde var olması ve bütün varlıkların ancak Onunla var olabilmeleri keramet: Allah’ın bir ikramı olarak bazı kişi ve varlıklarda görülen olağanüstü hâl ve özellik
    kerametkârâne: kerametli bir şekilde mesele-i imaniye: imana dair mesele
    muhtasar: kısa, özet müreccah: tercih edilen
    müsaadesizlik: şartların elverişli olmaması nam-ı âlî: yüce isim
    nazar: bakış nûr-u âzam: çok büyük nur
    nükte: derin anlamlı söz suret: biçim, şekil
    teselli vermek: avutmak, acısını dindirmek zilkade: Hicrî ayların on birincisi
    ziya: ışık ziyade: çok, fazla
    âyet: Kur’ân’da yer alan her bir cümle âzam: en büyük
    İmam-ı Rabbânî Ahmed-i Farukî: (bk. Bilgiler – İmam-ı Rabbânî) İsm-i Âzam: Cenâb-ı Hakkın bin bir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
    şuâ: ışık, ışın

    Yazar : Risale Forum

  10. #60
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 614

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }.listlevel1WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel2WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel3WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel4WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel5WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel6WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel7WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel8WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel9WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }</style>BİRİNCİ ŞUA

    Bu kâinatın Hâlık-ı Zülcelâli Kayyûmdur, yani, bizatihî kaimdir, daimdir, bâkidir. Bütün eşya Onunla kaimdir, devam eder ve vücutta kalır, bekà bulur. Eğer kâinattan bir dakikacık olsun o nisbet-i kayyûmiyet kesilse, kâinat mahvolur.

    Hem o Zât-ı Zülcelâl kayyûmiyetiyle beraber, Kur’ân-ı Azîmüşşanda ferman ettiği gibi, لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ dür. Yani, ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef’âlinde nazîri yoktur, misli olmaz, şebîhi yoktur, şerîki olmaz. Evet, bütün kâinatı bütün şuûnâtıyla ve keyfiyâtıyla kabza-i rububiyetinde tutup bir hane ve bir saray hükmünde, kemâl-i intizamla tedbir ve idare ve terbiye eden bir Zât-ı Akdese, misil ve mesîl ve şerîk ve şebîh olmaz, muhaldir.

    Evet, bir Zât ki,

    • Ona yıldızların icadı zerreler kadar kolay gele,
    • ve en büyük şey, en küçük şey gibi kudretine musahhar ola,
    • ve hiçbir şey hiçbir şeye, hiçbir fiil hiçbir fiile mâni olmaya,
    • ve hadsiz efrad, bir fert gibi nazarında hazır ola,
    • ve bütün sesleri birden işite,
    • ve umumun hadsiz hâcâtını birden yapabile,
    • ve kâinatın mevcudatındaki bütün intizamat ve mizanların şehadetiyle, hiçbir şey, hiçbir hal daire-i meşiet ve iradesinden hariç olmaya,

    ve hiçbir mekânda olmadığı halde, herbir yerde ve herbir mekânda kudretiyle, ilmiyle hazır ola,





    Hâlık-ı Zülcelâl: büyüklük sahibi ve herşeyin yaratıcısı olan Allah Kayyûm: herşeyi kendi varlığıyla ayakta tutan ve varlıklarını devam ettiren Allah
    Kur’ân-ı Azîmüşşan: şan ve şerefi yüce olan Kur’ân Zât: şahıs, Allah
    Zât-ı Akdes: bütün kusurlardan, çirkinliklerden, eksiklikten, benzer ve ortak edinmekten sonsuz derecede yüce olan Allah Zât-ı Zülcelâl: sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi Allah
    bekà: devamlılık, kalıcılık bizatihî kaim: varlığı başka bir sebebe bağlı olmayan, kendi zâtıyla var olan
    bâki: sürekli olan, sonsuz daim: devamlı, sürekli
    daire-i meşiet ve irade: Allah’ın istek ve iradesinin yansıdığı daire, alan efrad: fertler
    ef’âl: fiiller eşya: varlıklar
    ferman etmek: buyurmak fert: tek kişi
    hadsiz: sayısız hane: ev
    hâcât: ihtiyaçlar icad: var etme, yaratma
    intizamat: düzenler, dengeler kabza-i rububiyet: rububiyet eli; herşeyi terbiyesi ve egemenliği altında bulundurma
    kaim: ayakta duran, var olan kayyûmiyet: Allah’ın bütün herşeyi ayakta tutması, varlığını devam ettirmesi
    kemâl-i intizam: mükemmel bir düzen keyfiyât: temel özellikler, oluşumlar
    kudret: Allah’ın bütün âlemleri kuşatan güç ve iktidarı kâinat: evren, âlem
    mahvolmak: yok olmak mekân: yer
    mesîl: misil, benzer, eş mevcudat: varlıklar
    misil: benzer mizan: ölçü, denge
    muhal: imkânsız musahhar: boyun eğmiş
    mâni: engel nazarında: bakışında
    nazîr: benzer, eş nisbet-i kayyûmiyet: varlıkların her zaman var olan Allah ile bağlantısı
    sıfât: özellikler, sıfatlar tedbir: çekip çevirme, ihtiyacını karşılama
    terbiye etmek: belli bir amaca erişecek şekilde geliştirmek, olgunlaştırmak umum: bütün
    vücutta kalmak: var olmak şebîh: benzer
    şehadet: şahitlik şerîk: ortak
    şuâ: ışık, ışın şuûnât: fiiller, temel özellikler

    Yazar : Risale Forum

Sayfa 6/9 İlkİlk ... 23456789 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •