Sayfa 4/8 İlkİlk 12345678 SonSon
77 sonuçtan 31 ile 40 arası

  1. #31
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 506

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }.listlevel1WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel2WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel3WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel4WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel5WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel6WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel7WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel8WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel9WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }</style>وَاِلاَّ تَزْيِينَاتُ يَدِ بَيْضَاءِ صُنْعِهِ وَتصْوِيرِهِ وَتزْيِينِهِ وَتَنْوِيرِهِ بِلُطْفٍ وَكَرَمٍ. وَاِلاَّ اَزَاهِيرُ لَطَائِفِ لُطْفِهِ وَكَرَمِهِ وتَعَرُّفِهِ وَتَوَدُّدِهِ بِرَحْمَةٍ وَنِعْمَةٍ. وَاِلاَّ ثَمَرَاتُ فَيَّاضِ عَيْنِ رَحْمَتِهِ وَنِعْمَتِهِ وَتَرَحُّمِهِ وَتَحَنُّنِهِ بِجَمَالٍ وَكَمالٍ.

    وَاِلاَّ لَمَعَاتُ جَمَالٍ سَرْمَدِىٍِّ وَكَماَلٍ دَيْمُومِىٍّ بِشَهَادَةِ تَفَانِيَّةِ الْمَرَايَا وَسَيَّالِيَّةِ الْمَظَاهِرِ، مَعَ دَوَامِ تَجَلِّى الْجَمَالِ عَلٰى مَرِّ الْفُصُولِ وَالْعُصُورِ وَاْلاَدْوَارِ، وَمَعَ دَوَامِ اْلاِنْعَامِ عَلٰى مَرِّ اْلاَناَمِ وَاْلاَيّاَمِ وَ اْلاَعْوَامِ.


    نَعَمْ تَفَانِى الْمِرْآةِ زَوَالُ الْمَوْجُودَاتِ مَعَ التَّجَلّى الدَّائِمِ مَعَ الْفَيْضِ الْمُلاَزِمِ مِنْ اَظْهَرِ الظَّوَاهِرِ مِنْ اَبْهَرِ الْبَوَاهِرِ عَلٰى اَنَّ الْجَمَالَ الظَّاهِرَ اَنَّ الْكَمَالَ الزَّاهِرَ لَيْسَ مُلْكَ الْمَظَاهِرِ مِنْ اَفْصَحِ تِبْياَنٍ مِنْ اَوْضَحِ بُرْهَانٍ لِلْجَمَالِ الْمُجَرَّدِ لِلاِحْسَانِ الْمُجَدَّدِ لِلْوَاجِبِ الْوُجُودِ لِلْبَاقِى الْوَدُودِ.

    نَعَمْ فَاْلاَثَرُ الْمُكَمَّلُ يَدُلُّ بِالْبَدَاهَةِ عَلٰى الْفِعْلِ الْمُكَمَّلِ. ثُمَّ الْفِعْلُ الْمُكَمَّلُ يَدُلُّ بِالضَّرُورَةِ عَلٰى اْلاِسْمِ الْمُكَمَّلِ وَالْفَاعِلِ الْمُكَمَّلِ ثُمَّ اْلاِسْمُ الْمُكَمَّلُ يَدُلُّ بِلاَرَيْبٍ عَلٰى الْوَصْفِ الْمُكَمَّلِ. ثُمَّ الْوَصْفُ الْمُكَمَّلُ يَدُلُّ بِلاَشَكٍّ عَلٰى الشَّأْنِ الْمُكَمَّلِ. ثُمَّ الشَّأْنُ الْمُكَمَّلُ يَدُلُّ بِالْيَقِينِ عَلٰى كَمَالِ الذَّاتِ بِمَا يَلِيقُ بِالذَّاتِ وَهُوَ الْحَقُّ الْيَقِينُ.


    اَلْمَرْتَبَةُ الرَّابِعَةُ:


    جَلَّ جَلاَلهُ اللهُ اَكْبَرُ اِذْ هُوَ الْعَدْلُ الْعَادِلُ الْحَكَمُ الْحَاكِمُ الْحَكِيمُ اْلاَزَلِىُّ الَّذِى اَسَّسَ بُنْيَانَ شَجَرَةِ هَذِهِ الْكَائِنَاتِ فِى سِتَّةِ اَيَّامٍ بِاُصُولِ مَشِيئَتِهِ وَحِكْمَتِهِ. وَفَصَّلَهَا بِدَسَاتِيرِ قَضَائِهِ وَقَدَرِهِ.1




    Not
    Dipnot-1 san’at ve tasvirinin mucizeli kudret eliyle, lütuf ve keremle süsleyip aydınlattığı süslemeleri;
    • lütuf ve kereminin ve teveddüd (sevdirmesinin) ve taarrüfünün (tanıttırmasının) lâtifelerinden rahmet ve nimetle tebessüm eden çiçekleri;
    • rahmet ve nimetinin ve terahhum ve tahannününün (merhamet ve şefkatine müştak ettirmesinin) feyzinden cemal ve kemal ile tezahür eden meyveleri;
    • ve, aynaların fâniliği ve yansıtıcıların gelip geçiciliğiyle beraber, onlarda yansıyan o mücerred ve kesintisiz güzelliğin bâki kalarak, gelip geçen mevsimler ve asırlar ve devirler üzerinde yansıma ve görüntülerinin ve gelip geçen mahluklar ve günler ve seneler üzerindeki nimetlendirmesinin devam edip gitmesinin şehâdetiyle, Onun cemal (güzellik) ve kemâlinin (olgunluk ve mükemmelliğinin) yansıması ve parlamasından başka birşey değildir.


    Evet, aynaların fâniliği ve varlıkların gelip gitmesiyle beraber yansımaların ve ışıkların devam etmesi, bütün açığa çıkmış herşeyden daha açık bir surette, onlarda görünen güzelliğin aynalara ait olmadığına delâlet eder ve en açık bir dille ve en anlaşılır bir delille gösterir ki, o yansımalar, varlığı zorunlu olan Vâcibü’l-Vücudun ve varlığı daimî olan ve her bir vesileyle Kendini sevdiren Bâkî-i Vedûdun mücerred güzelliğinin ve aynalar üzerinde daima yenilenen ihsanlarının görüntüleridir.

    Evet, eserin mükemmelliği, akıl sahipleri için, fiilin mükemmelliğine delâlet eder. Mükemmel fiil ise, anlayış sahipleri için, ismin mükemmelliğine delâlet eder. İsmin mükemmelliği, açıkca sıfatın mükemmelliğine; sıfatın mükemmelliği ise, zorunlu olarak şe’nin (sıfatların mahiyetlerinde bulunan zâtî özelliklerin) mükemmelliğine; şe’nin mükemmelliği ise, hakkalyakîn (yaşayarak elde edilen şüphesizlik) derecesinde bir kesinlikle ve o zâta lâyık bir şekilde, zâtın mükemmelliğine delâlet eder.

    Dördüncü MertebeCelâli (haşmeti) yüce olan Allah, herşeyden sonsuz derecede büyüktür. Zira O, adaleti olan ve adaletiyle herşeyi dengeleyen öyle bir Adl-i Âdil ve her bir varlığın geneli hakkında küllî hüküm veren Hakem, O küllî hükmün icrasına hükmeden Hâkim, bütün sebepleri o küllî hükmün gerçekleşmesi için en yararlı yerlere sevk eden Hakîm ve zâtı sonsuz olan Ezelîdir ki, şu kâinat ağacının binasını, meşiet (dileme) ve hikmetinin asılları üzerinde altı günde tesis etmiş;

    Yazar : Risale Forum

  2. #32
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 507

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }.listlevel1WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel2WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel3WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel4WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel5WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel6WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel7WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel8WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel9WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }</style>وَنَظَّمَهَا بِقَوَانِينَ عَادَتِهِ وَسُنَّتِهِ. وَزَيَّنَهَا بِنَوَامِيسِ عِنَايَتِهِ وَرَحْمَتِهِ. وَنَوَّرَهَا بِجَلَوَاتِ اَسْماَئِهِ وَصِفَاتِهِ بِشَهَادَاتِ اِنْتِظَامَاتِ مَصْنُوعَاتِهِ وَتزَيناَتِ مَوْجُودَاتِهِ وَتشَابُهِهَا وَتناَسُبِهَا وَتجَاوُبِهَا وَتعَاوُنِهَا وَتعَانقِهَا، وَاِتْقَانِ الصَّنْعَةِ الشُّعُورِيَّةِ فِى كُلِّ شَىْءٍ عَلٰى مِقْدَارِ قَامَةِ قاَبِلِيَّتِهِ الْمُقَدَّرَةِ بِتَقْدِيرِ الْقَدَرِ.

    فَالْحِكْمَةُ الْعَامَّةُ فِى تَنْظِيمَاتِهَا، وَالْعِنَايَةُ التَّامَّةُ فِى تَزْيِينَاتِهَا، وَالرَّحْمَةُ الْوَاسِعَةُ فِى تَلْطِيفَاتِهَا، وَاْلاَرْزَاقُ وَاْلاِعَاشَةُ الشَّامِلَةُ فِى تَرْبِيَتِهَا، وَالْحَيَاةُ الْعَجِيبَةُ الصَّنْعَةِ بِمَظْهَرِيَّتِهَا لِلشُّؤُونِ الذَّاتِيَّةِ لِفَاطِرِهَا، وَالْمَحَاسِنُ الْقَصْدِيَّةُ فِى تَحْسِينَاتِهَا، وَدَوَامُ تَجَلّى الْجَمَالِ الْمُنْعَكِسِ مَعَ زَوَالِهَا، وَالْعِشْقُ الصَّادِقُ فِى قَلْبِهَا لِمَعْبُودِهَا، وَاْلاِنْجِذَابُ الظَّاهِرُ فِى جَذْبتِهَا، وَاِتّفَاقُ كُلِّ كُمَّلِهَا عَلٰى وَحْدَةِ فاَطِرِهَا، وَالتَّصَرُّفُ لِمَصَالِحَ فِى اَجْزَائِهاَ، وَالتَّدْبِيرُ الْحَكِيمُ لِنَباَتاَتِهَا، وَالتَّرْبِيَةُ الْكَرِيمَةُ لِحَيْوَانَاتِهَا، وَاْلاِنْتِظَامُ الْمُكَمَّلُ فِى تَغَيُّراَتِ اَرْكَانِهَا، وَالْغَايَاتُ الْجَسِيمَةُ فِى اِنْتِظَامِ كُلّيَّتِهَا، وَالْحُدُوثُ دَفْعَةً مَعَ غَايَةِ كَمَالِ حُسْنِ صَنْعَتِهَا بِلاَ اِحْتِيَاجٍ اِلٰى مُدَّةٍ ومَادَّةٍ.. وَالتَّشَخُّصَاتُ الْحَكِيمَةُ مَعَ عَدَمِ ِتَحْدِيدِ تَرَدُّدِ اِمْكَانَاتِهَا، وَقَضَاءُ حَاجَاتِهَا عَلٰى غَايَةِ كَثْرَتِهَا وَتنوُّعِهَا فِى اَوْقاَتِهَا اللاَّئِقَةِ الْمُناَسِبَةِ، مِنْ حَيْثُ لاَ يُحْتَسَبُ وَمِنْ حَيْثُ لاَ يُشْعَرُ مَعَ قِصَرِ اَيْدِيهَا مِنْ اَصْغَرِ مَطَالِبِهَا، وَالْقُوَّةُ الْمُطْلَقَةُ فِى مَعْدَنِ ضَعْفِهَا، وَالْقُدْرَةُ الْمُطْلَقَةُ فِى مَنْبَعِ عَجْزِهاَ،1
    Not



    Dipnot-1 ve onu kazâ ve kaderinin düsturlarıyla detaylandırmış; ve âdet ve sünnetinin kanunlarıyla süslemiş; ve inâyet ve rahmetinin namuslarıyla (kalıplarıyla ve anayasalarıyla) süslemiş; ve san’at eserlerindeki intizamların (düzenli oluşların), varlıklardaki süslendirmenin, kâinatın parçalarındaki birbirine benzeme, birbirine uygunluk, birbirinin ihtiyaçlarına cevap verme, birbirine yardım etme ve birbirini kucaklaması ve herşeyde o şeyin kabiliyet ölçüsüne göre kader tarafından şuurlu bir şekilde takdir edilmiş kusursuz san’atın şehadetiyle sabit olduğu üzere, isim ve sıfatlarının görüntülüleriyle aydınlanmıştır.
    • Kâinatın düzenlenmesindeki genel hikmet,
    • süslendirilmesindeki noksansız inayet,
    • lütuflarındaki geniş rahmet,
    • terbiyesindeki erzak ve kapsamlı iaşe,
    • örneksiz yoktan var edici Fâtırının şuûnât-ı zâtiyesine (sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan zâtî özelliklerine) mahzar olmasıyla şaşırtıcı bir san’at gösteren hayatı,
    • güzelleştirilmesindeki, güzelleştirme amacına yönelik olan güzellik,
    • varlıklarının sona ermesiyle beraber onlarda akseden güzelliğe ait yansımaların devam etmesi,
    • kâinatın kalbinde, Mâbuduna karşı sadık aşk,
    • çekimlerinde açıkça görünen çekicilik,
    • kâinattaki bütün mükemmellerin, onun örneksiz yoktan var edici Fâtırına dair ittifakları,
    • parçalarında fayda ve yararları gözeten icraat,
    • bitkilerindeki hikmetli tedbir,
    • hayvanlarındaki ikramlı terbiye,
    • erkânının (temel unsurlarının) değişimindeki mükemmel düzenlilik,
    • genelinin intizamında (düzenleme faaliyetinde) gözetilen büyük gayeler,
    • maddeye ve zamana muhtaç olmayarak ve gayet mükemmel derecede güzel bir san’atla bir anda icad edilmesi,
    • sınırsız ihtimaller içinde tereddüt eden varlıklarına verilen hikmetli teşahhusat (kişilik, kimlik),
    • gayet çok ve çeşitli ihtiyaçlarının, ellerinin yetişmediği en küçük isteklerine kadar, umulmadık tarzda ve hesapsız bir şekilde, lâyık ve münasip vakitte ellerine verilmesi,
    • zayıflığında yansıyan mutlak kuvvet,
    • acizliğinde yansıyan mutlak kudret,



    Yazar : Risale Forum

  3. #33
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 508

    وَالْحَيَاةُ الظَّاهِرَةُ فِى جُمُودِهَا، وَالشُّعُورُ الْمُحِيطُ فِى جَهْلِهَا، وَاْلاِنْتِظاَمُ الْمُكَمَّلُ فِى تَغَيُّرَاتِهَا الْمُسْتَلْزِمُ لِوُجُودِ الْمُغَيرِ الْغَيْرِ الْمُتَغَيرِ، وَاْلاِتّفَاقُ فِى تَسْبِيحَاتِهَا كَالدَّوَائِرِ الْمُتَدَاخِلَةِ الْمُتَّحِدَةِ الْمَرْكَزِ، وَالْمَقْبُولِيَّةُ فِى دَعَوَاتِهاَ الثَّلاَثِ [بِلِسَانِ اِسْتِعْدَادِهَا، وَبِلِسَانِ اِحْتِيَاجَاتِهَا الْفِطْرِيَّةِ، وَبِلِسَانِ اِضْطِرَارِهَا]، وَالْمُناَجَاةُ وَالشُّهُودَاتُ وَالْفُيوضاَتُ فِى عِبادَاتِهَا، وَاْلاِنْتظَامُ فِى قَدَرَيْهاَ، وَاْلاِطْمِئْنَانُ بِذِكْرِ فاَطِرِهَا، وَكَوْنُ الْعِبَادَةِ فِيهَا خَيْطَ الْوُصْلَةِ بَيْنَ مُنْتَهَاهَا وَمَبْدَئِهَا، وَسَببِ ظُهُورِ كَمَالِهَا وَلِتَحَقُّقِ مَقَاصِدِ صَانِعِهَا.وَهَكَذَا بِسَائِرِ شُؤُونَاتِهَا وَاَحْوَالِهَا وَكَيْفِيَّاتِهَا شَاهِدَاتٌ بِاَنهَا كُلَّهَا بِتَدْبِيرِ مُدَبِّرٍ حَكِيمٍ وَاحِدٍ، وَفِى تَرْبِيَةِ مُرَبٍّ كَرِيمٍ اَحَدٍ صَمَدٍ، وَكُلُّهَا خُدَّامُ سَيّدٍ وَاحِدٍ، وَتحْتَ تَصَرُّفِ مُتَصَرِّفٍ وَاحِدٍ، وَمَصْدَرُهََا قُدْرَةُ وَاحِدٍ الَّذِى تَظَاهَرَتْ وَتكَاثَرَتْ خَوَاتِيمُ وَحْدَتِهِ عَلٰى كُلِّ مَكْتُوبٍ مِنْ مَكْتُوبَاتِهِ فِى كُلِّ صَفْحَةٍ مِنْ صَفَحَاتِ مَوْجُودَاتِهِ.نَعَمْ: فَكُلُّ زَهْرَةٍ وَثمَرٍ، وَكُلُّ نَباَتٍ وَشَجَرٍ، بَلْ كُلُّ حَيَواَنٍ وَحَجَرٍ، بَلْ كُلُّ ذَرٍّ وَمَدَرٍ، فِى كُلِّ وَادٍ وَجَبَلٍ، وَ كُلِّ باَدٍ َوقَفْرٍٍ خَاتَمٌ بَينُ النَّقْشِ وَاْلاَثرِ، يُظْهِرُ لِدِقَّةِ النَّظَرِ بِاَنَّ ذاَ ذاَكَ اْلاَثَرُ هُوَ كَاتِبُ ذاَكَ الْمَكَانِ بِالْعِبَرِ؛ فَهُوَ كَاتِبُ ظَهْرِ البَرِّ وَبطْنِ البَحْرِ؛ فَهُوَ نَقَّاشُ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ فِى صَحِيفَةِ السَّمٰوَاتِ ذَاتِ العِبَرِ. جَلَّ جَلاَلُ نَقَّاشِهَا اللهُ اَكْبَرُ.كِه لا إلهَ إلاّ هُو. بَرابَرْ مِى زَنَدْ عالَمْ 1


    Not
    Dipnot-1 acizliğinde yansıyan mutlak kudret,donuk maddesinde görünen hayat; cahil olmasına rağmen herşeyi her şe’niyle kaplayan kapsamlı şuur ve bilinç,
    • değişmekten münezzeh olan bir değiştiricinin varlığını gerektiren değişimlerdeki mükemmel düzen,
    • bir merkez etrafındaki iç içe daireler gibi ittifak eden tesbihleri,
    • istidat diliyle, fıtrî ihtiyaçlar diliyle ve çaresizlik diliyle edilen üç çeşit duaların kabul edilişi,
    • varlıkların duaları ve ibadetleriyle mazhar oldukları şehadetleri ve feyizleri,
    • mukadderatlarındaki (hayatlarının devam etmesi için kendilerine verilen şeylerdeki) düzen,
    • Yaratıcılarını zikretmekle tatmin oluşları,
    • Varlıkların başlangıç ile sonlarını birleştiren kavuşturucu ipinin ibadet oluşu ve ibadet vasıtasıyla olgunluğun meydana gelişi ve san’atkârının o varlığı yaratmasındaki makasıdının gerçekleşmesi,
    • ve bunun gibi, kâinatın sair şe’n ve hal ve keyfiyetleri şehadet eder ki, bütün bunlar birtek hikmetle iş gören bir Müdebbirin (herşeyin tedbirini alan bir zâtın) tedbirinde ve her bir varlığa birliği ile bizzat hükmedici ve muhtaçların ihtiyaçlarını giderici bir Ehad-i Samed olan bir Mürebbî-i Kerîmin (ikramlarıyla terbiye edicinin) terbiyesi altındadır. Ve bunların hepsi, birtek Seyyidin hizmetinde ve birtek tasarruf eden Mutasarrıfın tasarrufundadırlar. Ve hepsinin de masdarı öyle bir Vâhidin (Birin) kudretidir ki, mektuplarından herbir mektup üzerinde ve varlık sayfalarından herbir sayfa üzerinde vahdet (birlik) mühürleri kesretle, çoklukla görülmektedir.

    Evet, herbir vâdi ve dağdaki ve herbir sahrâ ve ovadaki herbir çiçek ve meyve, herbir bitki ve ağaç, belki herbir hayvan ve taş, belki herbir zerre ve toprak, nakışla eser arasında bir mühürdür ve dikkatle bakanlara gösterir ki, o eserin sahibi kim ise, o mektubu ihtivâ eden şu mekânın yazarı da odur; ve yeryüzünün ve denizaltının yazarı da odur; ve böyle mektuplarla dolu gökler sayfasına güneş ve ayı nakşeden de odur. O Nakışçının haşmeti herşeyden sonsuz derecede yücedir. Allahu ekber!Kâinat bütün parçalarıyla hep birlikte Lâilâhe İllallah (Allah’tan başka ilâh yoktur) hakikatini terennüm ederler.
    Yazar : Risale Forum

  4. #34
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 509

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>اَلْمَرْتَبَةُ الْخَامِسَةُ:1HAŞİYE-1

    اَللهُ اَكْبَرُ اِذْ هُوَ الْخَلاَّقُ الْقَدِيرُ الْمُصَوِّرُ الْبَصِيرُ الَّذِى هَذِهِ اْلاَجْرَامُ الْعُلْوِيَّةُ وَالْكَوَاكِبُ الدُّرِّيةُ نَيِّرَاتُ بَراَهيِنِ اُلوهيَّتِهِ وَعَظَمَتِهِ، وَشُعَاعَاتُ شَوَاهِدِ رُبوبِيَّتِهِ وَعِزَّتِهِ؛ تَشْهَدُ وَتُناَدِى عَلٰى شَعْشَعَةِ سَلْطَنَةِ رُبوبِيَّتِهِ وَتُناَدِى عَلٰى وُسْعَةِ حُكْمِهِ وَحِكْمَتِهِ، وَعَلٰى حِشْمَةِ عَظَمَةِ قُدْرَتِهِ.


    فَاسْتَمِعْ اِلٰى اٰيَةِ: [اَفَلَمْ يَنْظُرُوا اِلٰى السَّمآءِ فَوْقهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا..]


    ثُمَّ انْظُرْ اِلٰى وَجْهِ السَّماَءِ كَيْفَ تَرٰى سُكُوتاً فِى سُكُونَةٍ، حَرَكَةً فِى حِكْمَةٍ، تَلأْلؤاً فِى حِشْمَةٍ، تَبَسُّماً فِى زِينَةٍ مَعَ اِنْتَظَامِ الْخِلْقَةِ مَعَ اِتّزَانِ الصَّنْعَةِ.

    تَشَعْشُعُ سِرَاجِهَا لِتَبْدِيلِ الْمَوَاسِمِ، تَهَلْهُلُ مِصْباَحِهَا لِتَنْوِيرِ الْمَعَالِمِ، تَلأْ لُؤُ نُجُومِهَا لِتَزْيِينِ الْعَوَالِمِ، تُعْلِنُ ِلاَهْلِ النُّهٰى سَلْطَنَةً بِلاَ اِنْتِهَاءٍ لِتَدْبِيرِ هٰذَا الْعَالَمِ.

    فَذَلِكَ الْخَلاَّقُ الْقَدِيرُ عَلِيمٌ بِكُلِّ شَىْءٍ، وَمُرِيدٌ بِاِراَدَةٍ شَامِلَةٍ مَاشَاءَ كَانَ وَمَالَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ. وَهُوَ قَدِيرٌ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ بِقُدْرَةٍ مُطْلَقَةٍ مُحِيطَةٍ ذَاتِيَّةٍ. وَكَمَا لاَ يُمْكِنُ وَلاَ يُتَصَوَّرُ وُجُودُ هَذِه الشَّمْسِ فِى هٰذَا الْيَومِ بِلاَِضِيَاءٍ وَلاَ حَراَرَةٍ؛ كَذَلِكَ لاَ يُمْكِنُ وَلاَ يُتَصَوَّرُ وُجُودُ اِلٰهٍ خَالِقٍ لِلسَّمٰوَاتِ بِلاَ عِلْمٍ مُحِيطٍ، وَبِلاَ قُدْْرَةٍ مُطْلَقَةٍ. فَهُوَ بِالضَّرُورَةِ عَلِيمٌ بِكُلِّ شَىْءٍ بِعِلْمٍ مُحِيطَةٍ لاَزِمٍ ذَاتِىٍّ لِلذَّاتِ، يَلْزَمُ تَعَلُّقُ ذَلِكَ الْعِلْمِ بِكُلِّ اْلاَشْياَءِ لاَ يُمْكِنُ اَنْ يَنْفَكَّ عَنْهُ شَىْءٌ بِسِرِّ الْحُضُورِ وَالشُّهُودِ وَالنُّفُوذِ وَاْلاِحَاطَةِ النُّورَانِيَّةِ. 1


    Not
    Dipnot-1
    Beşinci Mertebe HAŞİYE Allah herşeyden sonsuz derecede büyüktür. Zira O öyle herşeye gücü yetip yaratan Kadîr bir Hallâk ve öyle görerek şekiller veren Basîr bir Musavvirdir ki, şu gök cisimleri ve inci-misal yıldızlar Onun uluhiyet (ilâhlık) ve büyüklüğünün delillerinden birer nur ve rububiyet (rablık) ve izzetinin şahitlerinden birer parıltıdır. Bütün bunlar Onun rububiyet (rablık) saltanatının şâşaasına şehadet ve hikmet ve hâkimiyetinin genişliğini ve büyük kudretinin haşmetini nidâ edip ilân ederler.Şimdi âyet-i kerîmeye kulak ver: “Üstlerindeki göğe bakmazlar mı, onu nasıl bina edip süsledik.” (Kàf Sûresi, 50:6).Sonra göğün yüzüne bak ki, nasıl bir sükûnet içinde sessizliği, hikmet içinde bir hareketi, haşmet içinde bir parlamayı, süs içinde bir tebessümü, yaratılıştaki düzenlilik ve san’attaki ölçü ve denge ile beraber göreceksin.Göğün lâmbası olan güneşin parlamasıyla mevsimleri değiştirmek, kandili olan ayı göğün yüksek burcuna asıp aydınlatmak, yıldızları ışıl ışıl yakıp âlemleri süslendirmek, bu âlemi tedbir eden sonsuz bir saltanatın varlığını düşünce sahiplerine ilân eder.İşte o herşeye gücü yeten Yaratıcı herşeyi her şe’niyle (haliyle) bilir. Onun iradesi herşeyi kaplar; dilediği olur, dilemediği olmaz. Herşeyi kaplayan zâtî ve mutlak kudretiyle herşeye gücü yeter. Nasıl şu günkü günde güneşin ışıksız ve ısısız olması mümkün ve mutasavver değilse, öyle de, Göklerin Yaratıcısı olan bir İlâhın kapsayıcı illim ve mutlak kudret sahibi olmaması mümkün değildir ve tasavvur olunamaz. Demek, zorunlu olarak, zâtına lâzım olan kaplayıcı ilmiyle O herşeyi her şe’niyle (haliyle) bilir. Öyle bir ilmin herşeye taallûku (bağı) lâzımdır ve hiçbir şeyin ondan gizlenmesi mümkün değildir; çünkü huzur ve şuhud ve nüfuz ve nuranî ihata vardır (yani herşey Onun huzurunda ve gözetimi altındadır. Güneşin ısısı gibi herşeye nüfuz eder ve herşeyi kapsamı içine alır).



    Haşiye-1 Otuz İkinci Sözün Birinci Mevkıfının Zeylinde ve Yirminci Mektubun İkinci Makamında izah edilmiştir.


    Yazar : Risale Forum

  5. #35
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 510

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>فَمَا يُشَاهَدُ فِى جَمِيعِ الْمَوْجُودَاتِ مِنَ اْلاِنْتِظَامَاتِ اْلمَوْزُونَةِ، وَاْلاِتّزَانَاتِ الْمَنْظُومَةِ، وَالْحِكَمِ الْعَامَّةِ، وَالْعِنَايَاتِ التَّامَّةِ، وَاْلاَقْدَارِ المُنْتَظَمَةِ، وَاْلاَقْضِيَةِ

    الْمُثْمِرَةِ، وَاْلآجَالِ الْمُعَيَّنَةِ، وَاْلاَرْزَاقِ الْمُقَنَّنَةِ، وَاْلاِتْقَانَاتِ الْمُفَنَّنَةِ، وَاْلاِهْتِمَامَاتِ الْمُزَيَّنَةِ، وَغَايَةِ كَمَالِ اْلاِِمْتِيَازِ وَاْلاِتّزَانِ وَاْلاِنْتِظَامِ وَاْلاِتْقَانِ، وَالسُّهُولَةِ الْمُطْلَقَةِ شَاهِدَاتٌ عَلٰى اِحَاطَةِ عِلْمِ عَلاَّمِ الْغُيُوبِ بِكُلِّ شَىْءٍ.
    وَاَنَّ اٰيةَ [اَلاَ يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبيرُ] تَدُلُّ عَلٰى اَنَّ الْوُجُودَ فِى الشَّىْءِ يَسْتَلْزِمُ الْعِلْمَ بِهِ. وَنورُ الْوُجُودِ فِى اْلاَشْيَاءِ يَسْتَلْزِمُ نُورَ الْعِلْمِ فيِهَا.

    فَنِسْبَةُ دَلاَلةِ حُسْنِ صَنْعَةِ اْلاِنْسَانِ عَلٰى شُعُورِهِ، اِلٰى نِسْبَةِ دَلاَلةِ خِلْقَةِ اْلاِنْسَانِ عَلٰى عِلْمِ خَالِقِهِ، كَنِسْبَةِ لُمَيْعَةِ نُجَيْمَةِ الذُّبيْبَةِ فِى اللَّيْلَةِ الدَّهْمَاءِ اِلٰى شَعْشَعَةِ الشَّمْسِ فِى نِصْفِ النَّهَارِ عَلٰى وَجْهِ الغَبْراَءِ.
    وَكَماَ اَنَّهُ عَليِمٌ بِكُلِّ شَىْءٍ فَهُوَ مُريِدٌ لِكُلِّ شَىْءٍ لاَ يُمْكِنُ اَنْ يَتَحَقَّقَ شَىْءٌ بِدُونِ مَشِيئَتِهِ. وَكَمَا اَنَّ الْقُدْرَةَ تُؤَثِرُ، وَاَنَّ الْعِلْمَ يُمَيِزُ؛ كَذَلِكَ اَنَّ اْلاِرَادَةَ تُخَصِّصُ، ثُمَّ يَتَحَقَّقُ وُجُودُ اْلاَشْيَاءِ. فَالشَّوَاهِدُ عَلٰى وُجُودِ اِرَادَتِهِ تَعاَلٰى وَاِخْتِيَارِهِ سُبْحَانَهُ بِعَدَدِ كَيْفِيَّاتِ اْلاَشْيَاءِ وَاَحْوَالِهَا وَشُؤُونَاتِهَا . نَعَمْ، فَتَنْظِيمُ الْمَوْجُودَاتِ وَتخْصِيصُهَا بِصِفَاتِهَا مِنْ بَيْنِ اْلاِمْكَانَاتِ الْغَيْرِ الْمَحْدُودَةِ، وَمِنْ بَيْنِ الطُّرُقِ الْعَقِيمَةِ، وَمِنْ بَيْنِ اْلاِحْتِمَالاَتِ الْمُشَوَّشَةِ، وَتحْتَ اَيْدِى السُّيُولِ الْمُتَشَاكِسَةِ، بِهٰذَا النّظَامِ اْلاَدَقِّ اْلاَرَقِّ، وَتَوْزِينُهَا بِهٰذَا الْمِيزَانِ الْحَسَّاسِ الْجَسَّاسِ الْمَشْهُودَيْنِ؛ وَاَنَّ خَلْقَ الْمَوْجُودَاتِ الْمُخْتَلِفَاتِ الْمُنْتَظَمَاتِ الْحَيَوِيَّةِ مِنَ الْبَسَائِطِ الْجَامِدَةِ—كَاْلاِنْساَنِ بِجِهَازَاتِهِ مِنَ النُّطْفَةِ، وَالطَّيْرِ بِجَوَارِحِهِ مِنَ الْبَيْضَةِ، وَالشَّجَرِ بِاَعْضَائِهِ الْمُتَنَوِّعَةِ مِنَ النَّوَاةِ—تَدُلُّ عَلٰى اَنَّ تَخَصُّصَ كُلِّ شَىْءٍ وَتعَيُّنَهُ بِاِرَادَتِهِ وَاِخْتِيَارِهِ وَمَشِيئَتِهِ سُبْحَانَهُ.1



    Not
    Dipnot-1
    Varlıklarda gözlemlenen ölçülü düzenlemeler ve düzenlenmiş ölçüler, umumi hikmet ve tam bir inayet, düzenli kader (plânlar) ve ürün veren kazâlar (uygulamalar), belirlenmiş eceller ve göz önündeki erzaklar, düsturlarının sağlamlığıyla kâinattaki fenleri sonuç veren itkanat (kusursuz yapılar) ve herşeyi süslendiren ihtimamat (özenler) ve gayet mükemmel imtiyaz (seçkinlik) ve ittizan (denge) ve intizam (düzenlilik) ve itkan (kusursuzluk) ve herşeyin yaratılışında görülen mutlak kolaylık nâmına hiçbir şey yoktur ki, herşeyi bilen bir Allâmü’l-Guyûbun ilminin kapsayıcılığına şahit olmasın.
    “Yaratan bilmez olur mu? Onun ilmi herşeyin inceliklerine nüfuz eder ve O herşeyden hakkıyla haberdardır” (Mülk Sûresi, 67:14) âyetinin delâletiyle, birşeyin varlığı, o şeye taallûk eden ilmi gerekli kılar. Ve eşyadaki varlık nuru, eşyaya taallûk eden ilmin nurunu gerekli kılar.İnsanın güzel san’atının onun şuurlu olduğunu göstermesiyle, insanın yaratılışının Yaratıcısındaki ilme delâleti arasındaki nisbet, karanlık gecedeki yıldız böceğinin ışıkçığının, günün ortasında yeryüzünde parlayan güneşin şâşaasına nisbeti gibidir.O Yaratıcının ilmi nasıl herşeyi kaplıyor ise, iradesi de öylece herşeyi kaplar. Çünkü dileme olmadan birşeyin gerçekleşmesi mümkün değildir. Kudret tesir ettiği ve ilim temyiz ettiği (ayırdığı) gibi, irade de tahsis eder (seçer); ondan sonra eşya vücuda gelir (var olur).Hak Sübhanehû ve Teâlânın irade ve ihtiyarına (en iyisini seçmesine) dair şahitler, eşyanın keyfiyetleri ve halleri ve şuûnâtı sayısıncadır.Evet, sınırsız ihtimaller ve çıkmaz sokaklar ve karmaşık ihtimaller arasından ve karma karışık seller altında bu ince ve rakik (nazik) düzenle ve bu gözle görünen hassas ve cessas ölçü ve miktarlarla varlıkların düzenlenmesi ve muayyen (belirli) sıfatlarının onlara tahsis edilmesi; ve basit ve donuk unsurlardan muntazam ve çeşitli canlı varlıkların yaratılması (insanın bütün organlarıyla nutfeden, kuşların bütün organlarıyla yumurtadan, ağacın çeşitli dal, budak ve meyveleriyle tohumdan yaratılması gibi); herşeyin tahsis ve tayini, Hak Sübhanehunun irade ve ihtiyar (en iyisini seçme) ve meşietiyle (dilemesiyle) olduğuna delâlet eder.
    Yazar : Risale Forum

  6. #36
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 511

    فَكَمَا اَنَّ تَواَفُقَ اْلاَشْيَاءِ مِنْ جِنْسٍ، وَاْلاَفْرَادِ مِنْ نَوْعٍ فِى اَسَاسَاتِ اْلاَعْضَاءِ، يَدُلُّ بِالضَّرُورَةِ عَلٰى اَنَّ صَانِعَهَا وَاحِدٌ اَحَدٌ؛ كَذَلِكَ اَنَّ تَمَايُزَهَا فِى التَّشَخُّصَاتِ الْحَكيِمَةِ الْمُشْتَمِلَةِ عَلٰى عَلاَمَاتٍ فَارِقَةٍ مُنْتَظَمَةٍ، تَدُلُّ عَلٰى اَنَّ ذَلِكَ الصَّانِعَ الْوَاحِدَ اْلاَحَدَ هُوَ فَاعِلٌ مُخْتَارٌ مُرِيدٌ يَفْعَلُ مَا يَشآءُ وَيحْكُمُ مَا يُرِيدُ جَلَّ جَلاَلهُ. وَكَمَا اَنَّ ذٰلِكَ الْخَلاَّقَ الْعَلِيمَ الْمُرِيدَ عَلِيمٌ بِكُلِّ شَىْءٍ، وَمُرِيدٌ لِكُلِّ شَىْءٍ، لَهُ عِلْمٌ مُحِيطٌ، وَاِرَادَةٌ شَامِلَةٌ، وَاِخْتِيَارٌ تَامٌّ؛ كَذَلِكَ لَهُ قُدْرَةٌ كَامِلَةٌ ضَرُورِيَّةٌ ذَاتِيَّةٌ نَاشِئَةٌ مِنَ الذَّاتِ وَلاَزِمَةٌ لِلذَّاتِ. فَمُحَالٌ تَدَاخُلُ ضِدِّهَا. وَاِلاَّ لَزِمَ جَمْعُ الضِّدَّينِ الْمُحَالُ بِاْلاِتّفَاقِ. فَلاَ مرَاتِبَ فِى تِلْكَ الْقُدْرَةِ. فَتَتَسَاوٰى بِالنّسْبَةِ اِلَيْهَا الذَّرَّاتُ وَالنُّجُومُ وَالْقَلِيلُ وَالْكَثِيرُ وَالصَّغِيرُ وَالْكَبِيرُ وَالْجُزْئِيُّ وَالْكُلّىُّ وَالْجُزْءُ وَالْكُلُّ وَاْلاِنْسَانُ وَالْعَالَمُ وَالنُّوَاةُ وَالشَّجَرُ: بِسِرِّ النُّورَانِيَّةِ وَالشَّفَّافِيَّةِ وَالْمُقَابَلَةِ وَالْمُوَازَنةِ وَاْلاِنْتِظَامِ وَاْلاِمْتِثَالِ. بِشَهاَدَةِ اْلاِنْتِظَامِ اْلمُطْلَقِ وَاْلاِتّزَانِ الْمُطْلقِ وَاْلاِمْتِيَازِ الْمُطْلَقِ فِى السُّرْعَةِ وَالسُّهُولَةِ وَالْكَثْرَةِ الْمُطْلَقَاتِ. بِسِرِّ اِمْدَادِ الْوَاحِدِيَّةِ وَيُسْرِ الْوَحْدَةِ وَتجَلّى اْلاَحَدِيَّةِ. بِحِكْمَةِ الْوُجُوبِ وَالتَّجَرُّدِ وَمُباَيَنَةِ الْمَاهِيَّةِ. بِسرِّ عَدَمِ التَّقَيُّدِ وَعَدَمِ التَّحَيُّزِ وَعَدَمِ التَّجَزُّءِ.1


    Not
    Dipnot-1Nasıl bir cinsten olan şeylerin denk düşmesi ve bir nevinin fertlerindeki temel organların birbirine benzemesi onların San’atkârının Vahid (herşeyi kaplayan birliği) ve Ehad (her birşeyde ayrı ayrı yansıyan birliği) olduğuna zorunlu olarak delâlet ederse, bütün o fertleri kapsamına alan ve muntazam ayırıcı özelliklerle görünen hikmetli kişiliklerindeki seçkinlik de, şânı herşeyden yüce olan o Sâni-i Vâhid-i Ehadin (bir ve tek San’atkârın) Fâil-i Muhtar ve Mürîd (dilediğini istediği şekilde yapan bir zat) olduğuna ve dilediği gibi iş görüp dilediği gibi hükmettiğine delâlet eder.Hem o Hallâk-ı Alîm-i Mürîd (İlmi herşeyi kaplayan irade sahibi Yaratıcı) nasıl ki herşeyi bilen ve herşeyi irade edendir, yani ilmi herşeyi kaplayan ve iradesi herşeyi içine alan ve dilemesi tam ve mükemmeldir. Öyle de, Onun kudreti dahi mükemmeldir, zarurîdir, zâtîdir, zâtından doğar ve zâtının lâzımıdır (ayrılmaz bir sıfatıdır). O kudrete aczin girmesi muhaldir (mümkün değildir); aksi takdirde ittifakla olması asla mümkün olmayan cem-i zıddeyn (zıtların birbirinin içine girmesi) lâzım gelir.O kudrette mertebeler de bulunmaz.
    • Nuraniyet, şeffafiyet, mukabele, muvazene (denge), intizam (düzenlilik) ve imtisal (emre uyma) sırrıyla,
    • sür’at ve kolaylık ve mutlak çokluk içinde gözlemlenen mutlak düzenlilik ve mutlak denge ve mutlak ayırımın şehadetiyle,
    • imdad-ı vâhidiyet (birliğin yardımı) ve yüsr-ü vahdet (birliğin kolaylığı) ve tecellî-i ehadiyet (birliğin herbir şeyde tecellisi) sırrıyla,
    • vücub (varlığın zorunlu oluşu) ve tecerrüd ve mübayenet-i mahiyet (kâinat cinsinden olmayan mahiyet) hikmetiyle,
    • adem-i takayyüd (sınırlanmama) ve adem-i tahayyüz (mekandan münezzeh olma) ve adem-i tecezzî (cüzlere ve parçalara ayrılmama) sırrıyla,

    Yazar : Risale Forum

  7. #37
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 512

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>َلْمَرْتَبَةُ السَّادِسَةُ :1 HAŞİYE-1

    جَلَّ جَلاَلهُ وَعَظُمَ شَأْنهُ اللهُ اَكْبَرُ مِنْ كُلِّ شَىْءِ قُدْرَةً وَعِلْماً، اِذْ هُوَ الْعَادِلُ الْحَكِيمُ الْقَادِرُ الْعَلِيمُ الْوَاحِدُ اْلاَحَدُ السُّلْطَانُ اْلاَزَلِيُّ الَّذِى هَذِهِ الْعَوَالِمُ كُلُّهَا فِى تَصَرُّفِ قَبْضَتَىْ نِظَامِهِ وَمِيزَانِهِ وَتنظِيمِهِ وَتوْزِينِهِ وَعَدْلِهِ وَحِكْمَتِهِ وَعِلْمِهِ وَقُدْرَتِهِ، وَمَظْهَرُ سِرِّ وَاحِدِيَّتِهِ وَاَحَدِيَّتِهِ بِالْحَدْسِ الشُّهُودِىِّ بَلْ بِالْمُشَاهَدَةِ. اِذْ لاَ خَارِجَ فِى الْكَوْنِ مِنْ دَائِرَةِ النّظَامِ وَالْمِيزَانِ وَالتَّنْظِيمِ وَالتَّوْزِينِ؛ وَهُمَا بَابَانِ مِنَ [اْلاِماَمِ الْمُبِينِ وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ]. وَهُمَا عُنْوَانَانِ لِعِلْمِ الْعَلِيمِ الْحَكِيمِ وَاَمْرِهِ وَقدْرَةِ الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ وَاِرَادَتِهِ. فَذَلِكَ النّظَامُ مَعَ ذَلِكَ الْمِيزَانِ، فِى ذَلِكَ الْكِتَابِ مَعَ ذَلِكَ اْلاِمَامِ بُرْهَانَانِ نَيرَانِ لِمَنْ لَهُ فِى رَأْسِهِ اِذْعَانٌ، وَفِى وَجْهِهِ الْعَيْنَانِ، اَنْ لاَ شَىْءَ مِنَ اْلاَشْياَءِ فِى الْكَوْنِ وَالزَّمَانِ يَخْرُجُ مِنْ قَبْضَةِ تَصَرُّفِ رَحْمٰنٍ، وَ تَنْظِيمِ حَنَّانٍ، وَتَزْيِينِ مَنَّانٍ، وَتوْزِينِ دَيانٍ.


    اَلْحَاصِلُ: اَنَّ تَجَلّىَ اْلاِسْمِ [اْلاَوَّلِ وَاْلآخِرِ] فِى الْخَلاَّقِيَّةِ، اَلنَّاظِرَيْنِ اِلٰى الْمَبْدَإِ وَالْمُنْتَهٰى وَاْلاَصْلِ وَ النَّسْلِ وَالْمَاضِى وَالْمُسْتَقْبَلِ وَاْلاَمْرِ وَالْعِلْمِ، مُشِيرَانِ اِلَى [اْلاِماَمِ الْمُبِينِ]. وَتجَلّىَ اْلاِسْمِ [الظَّاهِرِ وَالْباَطِنِ] عَلٰى اْلاَشْيَاءِ فِى ضِمْنِ الْخَلاَّقِيَّةِ يُشِيرَانِ اِلَى [الْكِتَابِ الْمُبِينِ].1



    Not
    Dipnot-1
    Altıncı Mertebe HAŞİYEOnun celâli (haşmeti) pek yüce, şânı pek büyüktür. Allah ilim ve kudretiyle herşeyden büyüktür. Zira O hikmet ve adaletle yapan öyle bir Âdil-i Hakîm ve herşeye gücü yeten ve herşeyi bilen öyle bir Kadir-i Alîm ve kâinatta birliği tecelli ettiği gibi her bir varlıkta da birliği görülen öyle bir Vâhid-i Ehad ve saltanat ve egemenliği ezelî olan öyle bir Sultan-ı Ezelîdir ki, bütün bu âlemler Onun nizam (düzen) ve mizan (ölçüsünün) ile tanzim (düzene koyma) ve tevzin (ölçüp dengeleme), adl (herşeye hak ettiğini verme) ve hikmetinin (herşeyi olması gereken yere yerleştirmesinin) ve ilim ve kudretinin tasarruf elindedir ve, şuhud (görme) derecesinde bir hads (sonucu kesin bilme) ile, belki görerek, Onun Vâhidiyet (birliğiyle herşeyde tecelli etmesi) ve Ehadiyet (birliğiyle her bir varlıkta tecelli etmesi) sırrına mazhardır. Çünkü kâinattaki varlıklarda nizam (düzen) ve mizan (ölçü) ile tanzim (düzene koyma) ve tevzin (ölçüp dengeleme) dairesinden hariç hiçbir şey yoktur. Bunlar ise, İmam-ı Mübin (Levh-i Mahfuz denilen kâinatın programı) ve Kitab-ı Mübinden (kâinat denilen büyük kitaptan) iki babdır. Ve şunlar dahi, biri o herşeyi bilen ve hikmetle yapan Alîm-i Hakîmin ilim ve emrine, diğeri de o herşeye galip gelen ve rahmeti herşeyi kuşatan Azîz-i Rahîmin kudret ve iradesine iki ünvandır. Ve şu imam ile beraber şu kitaptaki şu mizanlı nizam (ölçülü ve dengeli düzen), başında iz’an ve yüzünde gözü bulunan kimse için iki parlak delildir ki, kâinatta hiçbir şeyin hiçbir zaman o Rahmân’ın (rahmeti herşeyi kaplayan Allah’ın) tasarruf elinden ve o Hannânın (sonsuz şefkatiyle varlıkları kendisine müştak edenin) düzenlemesinden ve o Mennânın (ihsan, rızık ve nimeti bol verenin) süslemesinden ve o Deyyânın (herkesin hakkını ve hesabını bilerek verenin) ölçüp dengeye koymasından hariç kalmadığını gösterir.

    Elhasıl: Varlıkların yaratılışında Evvel ve Âhir isimlerinin tecellîsi başlangıç ile bitişe, asıl ile nesle, geçmiş ile geleceğe, emir ile ilme bakar ve İmam-ı Mübine işaret eder. Varlıkların yaratılışı esnasında tecellî eden Zâhir ve Bâtın isimleri ise, Kitab-ı Mübine işaret ederler.Haşiye-1 Bu Mertebe-i Sâdise sair mertebeler gibi yazılsaydı, pek çok uzun olacaktı. Çünkü İmam-ı Mübin, Kitab-ı Mübin, kısa ifade ile beyan edilemez. Otuzuncu Sözde bir nebze zikredildiğinden, burada kitabeten kısa kesip, derste izahat verdik.







    Deyyân: herkesin hakkını ve hesabını en iyi bilen Allah Kitab-ı Mübin: geçmiş ve gelecekten ziyade şimdiki zamana bakan, Allah’ın kudret ve iradesinin genel bir kanunlar mecmuası, kudret defteri
    Mertebe-i Sâdise: altıncı mertebe beyan etmek: açıklamak
    hâşiye: dipnot, açıklayıcı not izahat: açıklamalar
    kitabeten: yazı olarak nebze: az miktar
    sair: diğer İmam-ı Mübin: İlâhî ilim ve emrin bir ünvanı; gayb âlemine bakan, eşyanın geçmiş ve geleceğe ait kaidelerinin yazıldığı kader defteri


    Yazar : Risale Forum

  8. #38
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 514

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }</style>فَالْكَائِنَاتُ كَشَجَرَةٍ عَظِيمَةٍ، وَكُلُّ عَالَمٍ مِنْهَا اَيْضاً كَالشَّجَرَةِ. فَنُمَثِّلُ شَجَرَةً جُزْئِيَّةً لِخِلْقَةِ الْكَائِناَتِ وَاَنْوَاعِهَا وَعَوَالِمِهَا. وَهَذِهِ الشَّجَرَةُ الْجُزْئِيَّةُ لَهاَ اَصْلٌ وَمَبْدَأٌ وَهُوَ النَّوَاةُ الَّتِى تَنْبُتُ عَلَيْهَا، وَكَذاَ لَهَا نَسْلٌ يُدِيمُ وَظِيفَتَهَا بَعْدَ مَوْتِهَا وَهُوَ النَّوَاةُ فِى ثَمَراَتِهَا.


    فَالْمَبْدَأُ وَالْمُنْتَهٰى مَظْهَراَنِ لِتَجَلّى اْلاِسْمِ [اْلاَوَّلِ وَاْلآخِرِ]. فَكَاَنَّ الْمَبْدَأَ وَالنَّواَةَ اْلاَصْلِيَّةَ بِاْلاِنْتِظاَمِ وَالْحِكْمَةِ، فِهْرِسْتَةٌ وَتعْرِفَةٌ مُرَكَّبَةٌ مِنْ مَجْمُوعِ دَسَاتِيرِ تَشَكُّلِ الشَّجَرَةِ. وَالنَّوَاتَاتُ فِى ثَمَرَاتِهاَ الَّتِى فِى نِهاَياَتِهاَ مَظْهَرٌ لِتَجَلّى اْلاِسْمِ اْلآخِرِ.


    فَتِلْكَ النَّوَاتَاتُ فِى الثَّمَرَاتِ بِكَمَالِ الْحِكْمَةِ، كَاَنَّهَا صُنََيْدِقَاتٌ صَغِيرَةٌ اُوْدِعَتْ فِيهَا فِهْرِسْتَةٌ وَتَعْرِفَةٌ لِتَشَكُّلِ ماَ يُشَابِهُ تِلْكَ الشَّجَرةَ. وَكاَنَّهَا كُتِبَ فيِهَا بِقَلَمِ الْقَدَرِ دَسَاتِيرُ تَشَكُّلِ شَجَرَاتٍ آتِيَةٍ.


    وَظاَهِرُ الشَّجَرَةِ مَظْهَرٌ لِتَجَلّى اْلاِسْمِ [الظَّاهِرِ]. فَظَاهِرُهَا بِكَمَالِ اْلاِنْتِظَامِ وَالتَّزْيِينِ وَالْحِكْمَةِ، كَاَنَّهاَ حُلَّةٌ مُنْتَظَمَةٌ مُزَيَّنَةٌ مُرَصَّعَةٌ قَدْ قُدَّتْ عَلٰى مِقْدَارِ قَامَتِهَا بِكَماَلِ الْحِكْمَةِ وَالْعِنَايَةِ.



    وَباَطِنُ تِلْكَ الشَّجَرَةِ مَظْهَرٌ لِتَجَلّى اْلاِسْمِ [الْبَاطِنِ]. فَبِكَمَالِ اْلاِنْتِظَامِ وَالتَّدْبِيرِ الْمُحَيِّرِ لِلْعُقُولِ، وَتوْزِيعِ مَوَادِّ الْحَياَةِ اِلٰى اْلاَعْضَاءِ الْمُخْتَلِفَةِ بِكَمَالِ اْلاِنْتِظَامِ، كَاَنَّ بَاطِنَ تِلْكَ الشَّجَرَةِ ماَكِينَةٌ خَارِقَةٌ فِى غَايَةِ اْلاِنْتِظَامِ وَاْلاِتّزَانِ.


    فَكَمَا اَنَّ اَوَّلهَا تَعْرِفَةٌ عَجِيبَةٌ، وَآخِرَهَا فِهْرِسْتَةٌ خَارِقَةٌ تُشِيرَانِ اِلَى [اْلاِمَامِ الْمُبِينِ]؛ كَذَلِكَ اِنَّ ظَاهِرَهَا كَحُلَّةٍ عَجِيبَةِ الصَّنْعَةِ، وَباَطِنَهاَ كَمَاكِِينَةٍ فِى غَايَةِ اْلاِنْتِظَامِ، تُشِيرَانِ اِلٰى [الْكِتَابِ الْمُبِينِ].


    فَكَمَا اَنَّ الْقُوَّاتِ الْحَافِظاَتِ فِى اْلاِنْسَانِ تُشِيرُ اِلَى [اللَّوْحِ الْمَحْفُوظِ] وَتدُلُّ عَلَيْهِ؛ كَذَلِكَ اِنَّ النَّوَاتاَتِ اْلاَصْلِيَّةَ وَالثَّمَرَاتِ تُشِيرَانِ فِى كُلِّ شَجَرةٍ اِلٰى [اْلاِمَامِ الْمُبِينِ].1



    Not
    Dipnot-1 Zira kâinat büyük bir ağaç gibidir. Kâinatın herbir âlemi dahi bir ağaca benzer. Buna binaen, cüz’î (ferd) bir ağacı, bütün nevi ve âlemleriyle beraber kâinatın yaratılışına kıyas edebiliriz. İşte şu cüz’î ağacın bir aslı ve başlama noktası vardır ki, ağaç o çekirdekten doğar. Ve yine, ağacın ölümünden sonra onun görevini devam ettiren bir de nesli vardır ki, o da ağacın meyvesindeki çekirdektir.

    İşte, başlangıç ile bitiş, Evvel ve Âhir isminin tecellîsine kaynaktır. Ağacın başlangıç ve asıl çekirdeği, intizam ve hikmetle, ağacın oluşumuna dair bütün düsturları ihtiva eden bir fihriste ve tarife hükmündedir. Ağacın sonunda bulunan meyvenin çekirdeği ise, Âhir isminin tecellîsine mazhardır. Kemâl-i hikmetle halk edilen meyvedeki çekirdek, kendisine o ağacın benzerinin oluşması için bir fihriste ve tarife emanet bırakılmış bir sandukça hükmündedir. Onda, kader kalemiyle, gelecek ağacın oluşumuna dair düsturlar yazılmıştır.

    Ağacın dış yüzü ise, Zâhir isminin tecellîsine mazhardır. Gayet iyi bir düzenleme ve süsleme ve hikmetle düzenlenen o ağacın dışı, sanki o ağacın boyuna uygun şekilde gayet iyi bir hikmet ve inayetle biçilmiş muntazam, süslü ve sırmalı bir elbisedir.


    O ağacın içi ise, Bâtın isminin tecellîsine mazhardır. Düzenlenmesi ve her türlü tedbirinin alınmasındaki mükemmellik ile akılları hayrette bırakan ve hayat için lüzumlu maddeleri çeşitli âzâlara gayet iyi bir düzenlemeyle dağıtan o ağacın içi, gayet iyi bir düzenleme ve dengelemeyle tanzim edilmiş harika bir makine gibidir.


    Nasıl ağacın şaşırtıcı bir tarifesi olan başlangıcı ile harika bir fihristesi olan sonu İmam-ı Mübine işaret ediyorsa, pek şaşırtıcı mükemmellikteki bir san’at eseri olan dışı ile sonsuz derecede muntazam bir makine olan içi de Kitab-i Mübine işaret eder.


    Bunun gibi, insandaki hafıza gücü dahi Levh-i Mahfuza işaret eder ve onun varlığına delil teşkil eder. Yine bunun gibi, herbir ağacın aslı olan çekirdeği ve meyveleri İmam-ı Mübine işaret eder,




    Yazar : Risale Forum

  9. #39
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 515

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }.listlevel1WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel2WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel3WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel4WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel5WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel6WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel7WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel8WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel9WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }</style>وَالظَّاهِرُ وَالْباَطِنُ يَرْمُزَانِ اِلَى [الْكِتَابِ الْمُبِينِ]. فَقِسْ عَلٰى هَذِهِ الشَّجَرَةِ الْجُزْئِيَّةِ شَجَرَةَ اْلاَرْضِ بِمَاضِيهَا وَمُسْتَقْبَلِهَا، وَشَجَرةَ الْكَائِنَاتِ بِاَوَائِلِهَا وَآتِيهَا، وَشَجَرةَ اْلاِنْسَانِ بِاَجْدَادِهَا وَاَنْسَالِهَا. وَهَكَذَا...


    جَلَّ جَلاَلُ خالِقِهَا وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ.

    يَا كَبِيرُ اَنتَ الَّذِى لاَ تَهْدِى الْعُقُولُ لِوَصْفِ عَظَمَتِهِ وَلاَ تَصِلُ اْلاَفْكَارُ اِلٰى كُنْهِ جَبَرُوتِهِ.

    اَلْمَرْتَبَةُ السَّابِعَةُ:1
    جَلَّ جَلاَلهُ اللهُ اَكْبَرُ مِنْ كُلِّ شَىْءٍ قُدْرَةً وَعِلْماً. اِذْ هُوَ الْخَلاَّقُ الْفَتَّاحُ HAŞİYE-1
    الْفَعَّالُ الْعَلاَّمُ الْوَهَّابُ الْفَيَّاضُ شَمْسُ اْلاَزَلِ الَّذِى هَذِهِ الْكَائِنَاتُ بِاَنْوَاعِهَا وَمَوْجُودَاتِهَا ظِلاَلُ اَنوَارِهِ، وَآثَارُ اَفْعَالِهِ، وَاَلْوَانُ نُقُوشِ اَنْوَاعِ تَجَلّياَتِ اَسْمَائِهِ، وَخُطُوطُ قَلَمِ قَضَائِهِ وَقَدَرِهِ، وَمَرَايَا تَجَلّياَتِ صِفَاتِهِ وَجَمَالِهِ وَجَلاَلِهِ وَكَمَالِهِ..


    ● بِاِجْمَاعِ الشَّاهِدِ اْلاَزَلِىِّ بِجَمِيعِ كُتُبِهِ وَصُحُفِهِ وَ آياَتِهِ التَّكْوِينِيَّةِ وَالْقُرْآنِيَّةِ..


    ● وَبِاِجْمَاعِ اْلاَرْضِ مَعَ الْعَالَمِ بِاِفْتِقَارَاتِهَا وَاِحْتِيَاجَاتِهَا فِى ذَاتِهَا وَذَرَّاتِهَا مَعَ تَظَاهُرِ الْغِنَاءِ اْلمُطْلَقِ وَالثَّرْوَةِ الْمُطْلَقَةِ عَلَيْهاَ.. 1



    Not
    Dipnot-1 dışı ve içi ise Kitab-ı Mübini gösterir. İşte bu cüz’î (ferdî) ağaca, geçmiş ve geleceğiyle dünya ağacını, geçmişi ve geleceğiyle kâinat ağacını, dedeleri ve nesliyle insan ağacını kıyas et. Ve hâkezâ...


    O ağacın Yaratıcısının şanı pek yücedir ve Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.

    Ey Kebîr (Büyük)! Sen öyle bir Celâl (haşmet) sahibi bir Zâtsın ki, büyüklüğünü tarif etmekte akıllar âciz, ceberûtunun (herşeye daima boyun eğdiren büyüklüğünün) belki özüne erişmekte fikirler çaresiz kalır.


    Yedinci Mertebe


    Celâli (Haşmeti) yüce olan Allah, ilmi ve kudretiyle herşeyden sonsuz derecede büyüktür. Zira O daima yaratan öyle bir Hallâk, bütün açılışları ve açılımları yapan öyle bir Fettah,HAŞİYE daima faaliyet içinde olan öyle bir Faal, herşeyi her zaman bilen öyle bir Allâm, varlıkların ellerinde ne varsa onları onlara veren öyle bir Vehhab ve bütün feyiz ve bereketleri veren öyle bir Feyyazdır ve öyle bir Ezelî Güneştir ki, şu kâinat, bütün nevileriyle ve varlıklarıyla beraber, Onun nurlarının gölgeleri, Onun fiillerinin eserleri, Onun isimlerinin çeşit çeşit tecellilerinin renk renk nakışları, Onun kaza (tatbik) ve kader (program) kaleminin hatları, Onun sıfâtının ve cemal (güzellik) ve celâl (haşmet) ve kemâlinin (mükemmellik, olgunluk) tecellilerinin aynalarıdır.


    • Bütün kitaplarıyla ve sayfalarıyla ve kâinattaki ve Kur’ân’daki âyetleriyle Ezelî Şahidin icmâı,
    • zâtında ve zerrelerindeki fakirlik ve ihtiyaçlarıyla beraber üzerinde görünen mutlak zenginlik ve mutlak servet ile, dünya ve kâinatın icmâı,


    Haşiye-1
    Bu esmâ-i mübareke dürbünleriyle, mevcudattaki cilveleri altında, ef’âl-i İlâhiye ve âsârına bakmakla, Müsemmâ-i Zülcelâle intikal edilir.






    Müsemmâ-i Zülcelâl: güzel isimlerin sahibi ve sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi olan Allah cilve: yansıma, görüntü
    ef'âl-i İlâhiye: kâinattaki varlıkları ortaya çıkaran İlâhî fiiller; yaratma, şekil verme, rızıklandırma gibi esmâ-i mübareke: Allah’ın yüce, bereketli isimleri
    hâşiye: dipnot, açıklayıcı not intikal etmek: geçmek, ulaşmak
    mevcudat: varlıklar âsâr: eserler, varlıklar


    Yazar : Risale Forum

  10. #40
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Dokuzuncu Lem'a - Sayfa 516

    <style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }.listlevel1WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel2WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel3WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel4WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel5WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel6WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel7WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel8WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel9WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }</style>وَبِاِجْمَاعِ كُلِّ اَهْلِ الشُّهُودِ مِنْ ذَوِى اْلاَرْوَاحِ النَّيّرَةِ وَالْقُلُوبِ الْمُنَوَّرَةِ وَالْعُقُولِ النُّورَانِيَّةِ مِنَ اْلاَنْبِيَاءِ وَاْلاَوْلِيَاءِ وَاْلاَصْفِيَاءِ بِجَمِيعِ تَحْقِيقَاتِهِمْ وَكُشُوفَاتِهِمْ وَفُيُوضَاتِهِمْ وَمُناَجاَتِهِمْ..

    ● قَدْ اِتَّفَقَ الْكُلُّ مِنْهُمْ، وَمِنَ اْلاَرْضِ وَاْلاَجْرَامِ الْعُلْوِيَّةِ وَالسُّفْلِيَّةِ بِمَا لاَ يُحَدُّ مِنْ شَهَادَاتِهِمُ الْقَطْعِيَّةِ وَتَصْدِيقَاتِهِمُ الْيَقِينِيَّةِ بِقَبُولِ شَهَادَاتِ اْلآيَاتِ التَّكْوِينِيَّةِ وَالْقُرْآنِيَّةِ وَشَهَادَاتِ الصُّحُفِ وَالْكُتُبِ السَّمَاوِيَّةِ الَّتِى هِىَ شَهَادَةُ الْوَاجِبِ الْوُجُودِ عَلٰى اَنَّ هَذِهِ الْمَوْجُودَاتِ آثاَرُ قُدْرَتِهِ وَمَكْتُوباَتُ قَدَرِهِ وَمَرَايَا اَسْمَائِهِ وَتَمَثُّلاَتُ اَنوَارِهِ.


    جَلَّ جَلاَلهُ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ.1




    Not
    Dipnot-1 ruh sahiplerinden iyi ruhların ve nurlanmış kalplerin ve aydın akılların sahibi olan bütün hakikati keşfeden peygamberler, veliler ve asfiyalar, bütün tahkikleri ve keşifleri ve feyizleri ve münacatlarının icmâı ile,



    • dünyadan gök ve yer cisimlerine kadar bütün bunlar, had ve hesaba gelmez kesin şehadetleri ve şüphesizliğe dayanan tasdikleriyle, kâinatta ve Kur’ân’a bulunan âyetlerin şehadetlerini ve Vâcibü’l-Vücudun (varlığı zorunlu olan Allah’ın) bizzat şehadeti demek olan peygamberlere gönderilen semâvî sayfa ve kitapların şehadetlerini kabul ile ittifak etmişlerdir ki, bu varlıklar Onun kudretinin eserleri ve kaderinin mektupları, isimlerinin aynaları ve nurlarının akisleridir!



    Onun celâli (haşmeti) herşeyden yücedir ve Ondan başka ilâh yoktur.



    Yazar : Risale Forum

Sayfa 4/8 İlkİlk 12345678 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •