Sayfa 7/7 İlkİlk ... 34567
64 sonuçtan 61 ile 64 arası

  1. #61
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Altıncı Lem'a - Sayfa 414

    Meyve ve Müdafaaname Risaleleri ve Adliye Vekâletine gönderilen Nurun umum risaleleri, hususan mahremlerin dokunaklı ve şiddetli tokatlarına mukabil tehditkârâne şiddetli emirler beklerken, gayet mülâyimâne, hattâ tesellikârâne Başvekilin bize gönderdiği mektubu gibi, musalâha tarzında ilişmemeleri kat’î ispat etti ki, Risale-i Nur’un hakikatleri, inâyet-i İlâhiye kerametiyle onları mağlûp edip kendini onlara irşadkârâne okutturmuş, o geniş daireleri bir nevi dershane yapmış, çok mütereddit ve mütehayyirlerin imanlarını kurtarmış ve bizim sıkıntılarımızdan yüz derece ziyade mânevî ferah ve fayda verdi.

    Sonra gizli düşmanlar beni zehirlediler. Ve Nur’un şehid kahramanı merhum Hafız Ali benim bedelime hastahaneye gitti ve benim yerimde berzah âlemine seyahat eyledi, bizi meyusâne ağlattırdı. Ben bu musibetten evvel Kastamonu’nun dağında bağırarak mükerrer defa dedim: “Kardeşlerim, ata et, arslana ot atmayınız.” Yani, “Her risaleyi herkese vermeyiniz, tâ bize taarruz edilmesin.” Yaya gidilse yedi gün uzakta Hafız Ali (rahmetullahi aleyh), mânevî telefonuyla işitiyor gibi, aynı vakit bana yazıyor ki: “Evet, Üstadım, Risale-i Nur’un bir kerametidir ki, ata et, arslana ot atmaz. Belki ata ot, arslana et atar ki, o arslan hocaya İhlâs Risalesini verdi.” Yedi gün sonra mektubunu aldık. Hesap ettik; aynı zamanda, ben dağda bağırırken, o da garip sözleri mektubunda yazıyormuş.

    İşte, Nurun böyle bir mânevî kahramanının vefatı ve gizli münafıkların aleyhimizde desiselerle bizi cezalandırmaya çalışmaları ve benim zehirli hastalığımdan dolayı beni de hastahaneye resmî emirle mecbur etmek endişesi bizi sıkarken, birden inâyet-i İlâhiye imdada geldi. Mübarek kardeşlerimin hâlis dualarıyla zehirin tehlikesi geçmiş ve o merhum şehidin, kuvvetli emârelerle, kabrinde Nurlarla meşgul olması ve sual meleklerine Nurlarla cevap vermesi; ve onun bedeline ve onun sisteminde Nurlara çalışacak Denizli kahramanı Hasan Feyzi (rahmetullahi aleyh) ve arkadaşları perde altında tesirli bir surette hizmetleri; ve düşmanlarımızın dahi, mahpusların birden Nurlarla ıslah olmaları cihetinde, hapisten çıkmamıza taraftar olması; ve Ashab-ı Kehf misilli Nur şakirtleri o sıkıntılı





    Adliye Vekâleti: Adalet Bakanlığı Ashab-ı Kehf: (bk. bilgiler)
    Başvekil: Başbakan Denizli: (bk. bilgiler)
    Hafız Ali: (bk. bilgiler) Hasan Feyzi: (bk. bilgiler)
    Kastamonu: (bk. bilgiler) Meyve Risalesi: On Birinci Şuâ
    Müdafaaname Risalesi: Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur talebelerinin çeşitli mahkemelere sundukları savunmaların yer aldığı risale Şuâ Nur şakirtleri: Risale Nur Külliyatını okuyan ve hizmetinde bulunanlar
    bedel: karşılık, yerine berzah âlemi: öldükten sonra ruhların kıyamete kadar kalacakları mânevî âlem, kabir âlemi
    cihet: taraf, yön desise: hile, aldatma
    emâre: belirti, işaret garip: ilginç
    hakikat: esas hususan: özellikle
    hâlis: içten inâyet-i İlâhiye: Allah’ın yardımı, lütfu
    irşadkârâne: irşâd ederek, doğru yolu göstererek kat’î: kesin
    keramet: Allah’ın bir ikramı olarak görülen olağanüstü hâl ve işler mahpus: tutuklu
    mahrem: gizliliği olan mağlûp etmek: yenmek
    merhum: vefat etmiş meyusâne: ümitsizce
    misilli: benzeri, gibi mukabil: karşılık
    musalâha: barışma musibet: belâ, büyük sıkıntı
    mübarek: bereketli, hayırlı mükerrer: tekrar tekrar
    mülâyimâne: yumuşak bir şekilde münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen
    mütehayyir: şaşkın, hayrete düşen mütereddit: tereddüt eden, şüphelenen
    nevi: tür rahmetullahi aleyh: Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun
    risale: Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden her birisi sual melekleri: sorgu melekleri
    suret: biçim, şekil taarruz etmek: saldırmak
    tarz: biçim, şekil tehditkârâne: tehdit ederek
    tesellikârâne: teselli ederek tesirli: etkili
    umum: bütün, genel ziyade: çok, fazla
    İhlâs Risalesi: Risale-i Nur Külliyatında yer alan bir bölüm; Yirmi Birinci Lem’a ıslah olmak: düzelmek, iyileşmek
    Yazar : Risale Forum

  2. #62
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Altıncı Lem'a - Sayfa 415

    çilehaneyi Ashab-ı Kehf ve eski zaman ehl-i riyâzâtının mağaralarına çevirmesi; ve istirahat-i kalble Nurların neşrine ve yazmasına sa’yleriyle, inâyet-i Rabbâniyenin imdadımıza yetiştiğini ispat etti.

    Hem kalbime geldi ki, madem İmam-ı Âzam gibi eâzım-ı müçtehidîn hapis çekmiş ve İmam-ı Ahmed ibni Hanbel gibi bir mücahid-i ekber, Kur’ân’ın birtek meselesi için hapiste pek çok azap verilmiş ve şekvâ etmeyerek, kemâl-i sabırla sebat edip o meselelerde sükût etmemiş. Ve pek çok imamlar ve allâmeler, sizlerden pek çok ziyade azap verildiği halde, kemâl-i sabır içinde şükredip sarsılmamışlar. Elbette sizler, Kur’ân’ın müteaddit hakikatleri için pek büyük sevap ve kazanç aldığınız halde pek az zahmet çektiğinize binler teşekkür etmek borcunuzdur. Evet, zulm-ü beşer içinde bir cilve-i inâyet-i Rabbâniyeyi kısaca beyan edeceğim:

    Ben yirmi yaşındayken tekrarla derdim: “Eski zamanda mağaralara çekilen târiküddünyalar gibi, âhir ömrümde ben de bir mağaraya, bir dağa çekilip insanların hayat-ı içtimaiyesinden çıkacağım.” Hem eski Harb-i Umumîde şark-ı şimalîdeki esaretimde karar vermiştim ki, “Bundan sonra ömrümü mağaralarda geçireceğim. Hayat-ı siyasiyeden ve içtimaiyeden sıyrılacağım. Artık karışmak yeter” derken, inâyet-i Rabbâniye, hem adalet-i kaderiye tecellî ettiler. Kararımdan ve arzumdan çok ziyade hayırlı bir surette, ihtiyarlığıma merhameten, o mutasavver mağaralarımı hapishanelere ve inzivâlara ve yalnızlık içinde çilehanelere ve tecrid-i mutlak menzillerine çevirdi. Ehl-i riyazet ve münzevîlerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde Yusufiye medreseleri ve vaktimizi zayi etmemek için tecridhaneleri verdi. Hem mağara faide-i uhreviyesini, hem hakaik-i imaniye ve Kur’âniyenin mücahidâne hizmetini verdi. Hattâ ben azmetmiştim ki,





    Ashab-ı Kehf: (bk. bilgiler) Eski Harb-i Umumî: Birinci Dünya Savaşı
    Yusufiye medresesi: Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân’a hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer; hapishane adalet-i kaderi: kaderin adaleti
    allâme: büyük âlim azmetmek: gayret sarf etmek
    beyan etmek: açıklamak cilve-i inâyet-i Rabbâniye: Rabbimizin yardım ettiğini gösteren yansımalar, belirtiler
    ehl-i riyazet: nefsini terbiye etmek için manevî eğitime giren kişiler ehl-i riyâzât: az gıda ile nefsin heveslerini kırıp, ilim ve ibâdetle meşgul olanlar
    esaret: esirlik, tutsaklık eâzım-ı müçtehidîn: âyet ve hadisler başta olmak üzere, diğer dinî delillerden hüküm çıkarma bilgi ve kabiliyetine sahip olan büyük İslâm âlimleri
    faide-i uhreviye: ahirete ait faydalar fevkinde: üstünde
    hakaik-i imaniye: iman hakikatleri, esasları hakikat: gerçek, esas
    hayat-ı içtimaiye: sosyal hayat hayat-ı siyasiye ve içtimaiye: siyasî ve toplumsal hayat
    imam: bir ilimde sözü delil kabul edilebilecek derecede derin ve geniş bilgi sahibi olan âlim inzivâ: yalnız başına bir yere çekilip dünya işleriyle uğraşmama
    inâyet-i Rabbâniye: Allah’ın inâyeti, yardımı istirahat-i kalb: kalp rahatlığı
    kemâl-i sabır: tam bir sabır menzil: yer, mekân
    merhameten: şefkat göstererek, acıyarak mutasavver: hayal edilen
    mücahid-i ekber: en büyük mücahit mücahidâne: cihad ederek, mücadele ederek
    münzevî: bir köşeye çekilip ibadetle uğraşan, dünyayı terk eden kişi müteaddit: bir çok
    neşir: yayılma sa’y: çalışma
    sebat etmek: kararlı olmak suret: biçim, şekil
    sükût etme: susma tecellî etmek: belirmek, görünmek
    tecrid-i mutlak: tam bir yalnızlık tecridhane: eskiden dervişlerin dünya işlerinden ellerini çekip yalnız başlarına yaşadıkları oda, yalnızlık odası
    târiküddünya: dünya ile ilgili her şeyi terk eden zayi etmek: kaybetmek
    ziyade: çok, fazla zulm-ü beşer: insanların zulmü
    âhir: son çilehane: yalnız başına çile çekilip ibadet edilen yer
    İmam-ı Ahmed ibni Hanbel: (bk. bilgiler) İmam-ı Âzam: (bk. bilgiler – İmâm-ı Âzam Ebu Hanife)
    şark-ı şimalî: kuzeydoğu şekvâ: şikâyet
    şükür: teşekkür etme, Allah’a karşı minnet duyma
    Yazar : Risale Forum

  3. #63
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Altıncı Lem'a - Sayfa 416

    arkadaşlarımın beraatlerinden sonra bir suç gösterip hapiste kalacağım. Hüsrev ve Feyzi gibi mücerredler benim yanımda kalsın ve bir bahane ile, insanlarla görüşmemek ve vaktimi lüzumsuz sohbetlerle ve tasannu ve hodfuruşlukla geçirmemek için tecrid koğuşunda bulunacağım. Fakat kader-i İlâhî ve kısmetimiz bizi başka çilehaneye sevk ettiler.

    اَلْخَيْرُ فِيمَا اخْتَارَهُ اللهُ 1 عَسٰۤى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ 2
    sırrıyla, ihtiyarlığıma merhameten ve hizmet-i imaniyede daha ziyade çalıştırmak için, ihtiyar ve kudretimizin haricinde bu üçüncü medrese-i Yusufiyede vazife verildi.

    Evet, inâyet-i İlâhiye, ihtiyarlığıma merhameten, kuvvetli ve gizli düşmanı bulunmayan gençliğime mahsus olan mağaralarımı, hapishanenin tecrid-i münferit menzillerine çevirmesinde üç hikmet ve hizmet-i Nuriyeye üç ehemmiyetli faydası var:

    Birinci hikmet ve faide: Nur talebelerinin bu zamanda toplanmaları, zararsız olarak, medrese-i Yusufiyede olur. Ve birbirini görüp sohbet etmek, hariçte masraflı ve şüpheli olur. Hattâ benimle görüşmek için bazıları kırk elli lirayı sarf ederek gelip, ya yirmi dakika veya hiç görüşmeden döner, giderdi. Ben bazı kardeşlerimi yakından görmek için hapsin zahmetini severek kabul ederdim. Demek hapis bizim için bir nimettir, bir rahmettir.

    İkinci hikmet ve faide: Bu zamanda Nurlarla hizmet-i imaniye, her tarafta ilânatla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celb etmekle olur. İşte, hapsimizle, Nurlara nazar-ı dikkat celb olunur, bir ilânat hükmüne geçer. En ziyade muannid veya muhtaç olanlar onu bulur, imanını kurtarır ve inadı kırılır, tehlikeden kurtulur ve Nurun dershanesi genişlenir.

    Üçüncü hikmet ve faide: Hapse giren Nur talebeleri birbirinin hallerinden, seciyelerinden, ihlâs ve fedakârlıklarından ders almalarıyla beraber, Nurlar hizmetinde dünyevî menfaatleri daha aramazlar.



    Not
    Dipnot-1 Hayır, Allah’ın ihtiyar etmiş olduğu şeydedir.Dipnot-2 “Bakarsınız, sizin hoşlanmadığınız birşey, hakkınızda hayırlı olur.” Bakara Sûresi, 2:216.






    Feyzi
    : (bk. bilgiler – Hasan Feyzi)





    Hüsrev
    : (bk. bilgiler – Hüsrev Altınbaşak)
    Nur talebeleri: Risale-i Nur Külliyatını okuyan ve hizmetinde bulunanlar Nurlar: Risale-i Nur Külliyatı
    beraat: temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması dünyevî: dünya ile ilgili
    hariçte: dışında hikmet: fayda, gaye
    hizmet-i Nuriye: Risâle-i Nur hizmeti hizmet-i imaniye: iman hizmeti
    hodfuruşluk: kendi kendini beğenmek ve kendini satmaya çalışmak ihlâs: ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme
    ihtiyar: irade, seçme gücü, tercih ilânat: ilânlar, duyurular
    iman: Allah’a inanma inâyet-i İlâhiye: Allah’ın yardımı, lütfu
    kader-i İlâhî: Allah’ın belirlediği kader programı kudret: güç, iktidar
    mahsus: has, özel medrese-i Yusufiye: Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân’a hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer; hapishane
    menzil: yer, mekân merhameten: şefkatinden, acıdığından
    muannid: inatçı mücerred: bekar
    nazar-ı dikkati celb etmek: dikkat çekmek nimet: iyilik, lütuf
    rahmet: İlâhî şefkat ve merhamet seciye: huy, karakter
    sevk etmek: göndermek tasannu: yapmacık harekette bulunma
    tecrid koğuşu: tek kişilik hücre tecrid-i münferit: tek kişilik hücre hapsi
    ziyade: çok, fazla çilehane: yalnız başına çile çekerek ibadet edilen yer
    Yazar : Risale Forum

  4. #64
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yirmi Altıncı Lem'a - Sayfa 417

    Evet, medrese-i Yusufiyede, çok emârelerle, her sıkıntı ve zahmetin on, belki yüz misli maddî ve mânevî faydalar ve güzel neticeler ve imana geniş ve hâlis hizmetler, gözleriyle gördüklerinden, tam ihlâsa muvaffak olurlar, daha cüz’î ve hususî menfaatlere tenezzül etmezler.

    Bu çilehanelerin bana mahsus bir letâfeti ve hazîn, fakat tatlı bir vaziyeti var. Şöyle ki:

    Ben gençlik zamanında bizim memlekette gördüğüm eski medresenin aynı vaziyetini görüyorum. Çünkü, vilâyât-ı şarkiyede eski âdet medrese talebelerinin bir kısmının tayınatları dışarıdan geliyordu. Ve bazı medreseler, içinde pişiriyorlardı. Ve daha kaç cihette bu çilehaneye benziyorlardı. Ben de lezzetli bir tahassür içinde buraya baktıkça, o eski gençlik ve şirin zamana hayalen gidiyorum ve ihtiyarlık vaziyetlerini unutuyorum.









    Yirmi Altıncı Lem’anın Zeyli

    Yirmi Birinci Mektup olup, Mektubat mecmuasına idhal edildiğinden buraya derc edilmedi.




    Yazar : Risale Forum

Sayfa 7/7 İlkİlk ... 34567

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •