Sayfa 1/2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    On Altıncı Lem'a

    On Altıncı Lem’a

    بِاسْمِهِ 1 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2
    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ 3

    AZİZ, sıddık kardeşlerim Hoca Sabri, Hafız Ali, Mes’ud, Mustafa’lar, Hüsrev, Refet, Bekir Bey, Rüştü, Lütfi’ler, Hafız Ahmed, Şeyh Mustafa ve saire.

    Sizlere, meraklı ve medar-ı sual olmuş dört küçük meseleyi, malûmat kabilinden muhtasar bir surette beyan etmekliğe, kalbimde bir hatıra hissettim.

    BİRİNCİSİ

    Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullah Efendi gibi bazı adamlar, ehl-i keşiften rivayeten, bu geçen Ramazan’da Ehl-i Sünnet ve Cemaat için bir ferec, bir fütuhat olacağını haber verdikleri halde, zuhur etmedi. Böyle ehl-i velâyet ve keşif neden hilâf-ı vâki haber veriyorlar? Benden sordular. Ben de, birden, sünuhat kabilinden olarak verdiğim cevabın muhtasarı şudur:

    Hadis-i şerifte vârit olmuştur ki, “Bazan belâ nâzil oluyor; gelirken karşısına


    Not
    Dipnot-1 Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Bekir Bey: (bk. bilgiler)</TD><TD>Ehl-i Sünnet ve Cemaat: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Hafız Ahmed: (bk. bilgiler – Muhacir Hafız Ahmed)</TD><TD>Hafız Ali: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Hoca Sabri: (bk. bilgiler – Sabri Arseven)</TD><TD>Hüsrev: (bk. bilgiler – Hüsrev Altınbaşak)</TD></TR><TR><TD>Refet: (bk. bilgiler – Refet Barutçu)</TD><TD>Rüştü: (bk. bilgiler – Süleyman Rüştü Çakın)</TD></TR><TR><TD>aziz: çok değerli, izzetli</TD><TD>belâ: büyük sıkıntı</TD></TR><TR><TD>beyan etmek: açıklamak, izah etmek</TD><TD>ehl-i keşif: maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözlemleme seviyesine ulaşmış insanlar</TD></TR><TR><TD>ehl-i velâyet ve keşif: mânevî mertebelere yükselen ve maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini keşfeden insanlar</TD><TD>ferec: tasa ve sıkıntıdan kurtulma</TD></TR><TR><TD>fütuhat: fetihler, zaferler</TD><TD>hadis-i şerif: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış</TD></TR><TR><TD>hilâf-ı vâki: gerçeğe ters</TD><TD>kabil: mümkün, olabilir</TD></TR><TR><TD>malûmat: bilgiler</TD><TD>medar-ı sual: soru sebebi</TD></TR><TR><TD>muhtasar: kısa, özet</TD><TD>nâzil olmak: inmek</TD></TR><TR><TD>rivayet: bir sözü nakletme</TD><TD>surette: şekilde</TD></TR><TR><TD>sünuhat kabilinde: kalbe gelen mânâlar şeklinde</TD><TD>sıddık: daima doğruluk üzere olan, iman hizmetine gönülden ve sadakatle bağlı kalan</TD></TR><TR><TD>ve saire: ve diğerleri</TD><TD>vârit olmak: ifade edilmek</TD></TR><TR><TD>zuhur etmek: ortaya çıkmak, görünmek</TD><TD>Çaprazzâde Abdullah Efendi: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Şeyh Mustafa: (bk. bilgiler – Mustafa Üstün)</TD></TR></TBODY></TABLE>

    Benzer Konular
    Altıncı Söz
    Altıncı Söz Altıncı Söz ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮ
    "Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Mesele" Osmanlıca Mekt
    "Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Mesele" Osmanlıca Mekt Devami...
    Metin Tahlili - On Altıncı Söz - Altıncı Bölüm
    Metin Tahlili - On Altıncı Söz - Altıncı Bölüm Devami...
    Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele'deki temsili izah eder misiniz?
    Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Mesele'deki temsili izah eder misiniz? Yirmi Altıncı Mektub, Dördüncü Mebhas, Altıncı Meseledeki temsili izah eder misiniz? Burada anlatılmak isenen nedir? Devami...
    Altıncı Lem'a
    Altıncı Lem'a Altıncı Lem’a لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 184

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>sadaka çıkar, geri çevirir.”1 Şu hadisin sırrı gösteriyor ki, mukadderat, bazı şerâitle vukua gelirken geri kalır. Demek, ehl-i keşfin muttali olduğu mukadderat mutlak olmadığını, belki bazı şerâitle mukayyet bulunduğunu ve o şerâitin vuku bulmamasıyla o hâdise de vukua gelmiyor. Fakat o hâdise, ecel-i muallâk gibi, Levh-i Ezelînin bir nevi defteri hükmünde olan Levh-i Mahv-İsbatta mukadder olarak yazılmıştır.2 Gayet nadir olarak Levh-i Ezelîye kadar keşif çıkar. Ekseri oraya çıkamıyor.

    İşte bu sırra binaen, geçen Ramazan-ı Şerifte ve Kurban Bayramında ve daha başka vakitlerde, istihraca binaen veya keşfiyat nev’inden verilen haberler, muallâk oldukları şerâiti bulamadıkları için vukua gelmemişler ve haber verenleri tekzip etmiyorlar. Çünkü mukadder imiş, fakat şartı gelmeden o da vukua gelmemiş.

    Evet, Ramazan-ı Şerifte bid’aların ref’ine Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ekseriyetle hâlis duası bir şart ve bir sebeb-i mühim idi. Maalesef camilere Ramazan-ı Şerifte bid’alar girdiğinden, duaların kabulüne sed çekip ferec gelmedi. Nasıl ki, sabık hadisin sırrıyla, sadaka belâyı ref’ eder; ekseriyetin hâlis duası dahi ferec-i umumîyi cezb eder. Kuvve-i cazibe vücuda gelmediğinden, fütuhat da verilmedi.

    İKİNCİ MERAKLI SUAL

    Bu iki ay zarfında heyecanlı bir vaziyet-i siyasiye karşısında bana, hem alâkadar olduğum çok kardeşlerime kavî bir ihtimalle ferec verecek bir teşebbüs etmek lâzımken, o vaziyete hiç ehemmiyet vermeyerek, bilâkis, beni tazyik eden


    Not
    Dipnot-1 el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:492; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 2:30; Tirmizî, Zekât: 28; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr: 8:261; el-Beyhâkî, Şuabü’l-Îmân: 3:245.

    Dipnot-2 bk. en-Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim: 16:114; İbni Hacer, Fethu’l-bârî: 10:415-416.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Ehl-i Sünnet ve Cemaat: (bk. bilgiler)</TD><TD>Levh-i Ezelî: olmuş ve olacak her şeyin üzerinde yazılı olduğu ezeli levha</TD></TR><TR><TD>Levh-i Mahv-İsbat: bir şeyin yıkılıp tekrar kuruluşunu kaydeden mânevî levha, İlâhî kudretin yaz boz tahtası</TD><TD>Ramazan-ı Şerif: mübarek Ramazan ayı</TD></TR><TR><TD>alâkadar olmak: alâkalı, ilgili olmak</TD><TD>bid’a: dinde olmayıp sonradan dine zarar verecek şekilde ortaya çıkan şey</TD></TR><TR><TD>bilâkis: tersine</TD><TD>binaen: dayanarak</TD></TR><TR><TD>cezb etmek: kendine doğru çekmek</TD><TD>ecel-i muallâk: mânevî kader levhasında yazılı olan ve gerçekleşmesi bazı şartlara bağlı olan ecel</TD></TR><TR><TD>ehemmiyet: değer, önem</TD><TD>ehl-i keşf: maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözlemleme seviyesine ulaşmış insanlar</TD></TR><TR><TD>ekser: çoğunluk</TD><TD>ferec: tasa ve sıkıntıdan kurtulma, ferahlık</TD></TR><TR><TD>ferec-i umumî: genel ferahlık, sıkıntıdan kurtulma</TD><TD>fütuhat: fetihler, zaferler</TD></TR><TR><TD>hadis: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış</TD><TD>hâlis: içten, samimi</TD></TR><TR><TD>istihrac: eldeki delillerden hüküm çıkarma</TD><TD>kavî: kuvvetli</TD></TR><TR><TD>keşfiyat: keşifler, manevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri keşfetme</TD><TD>kuvve-i cazibe: çekim gücü</TD></TR><TR><TD>muallâk: boşta, asılı</TD><TD>mukadder: takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş</TD></TR><TR><TD>mukadderat: Allah tarafından takdir olunmuş, ileride meydana gelecek haller ve olaylar</TD><TD>mukayyet: kayıt altında, sınırlı</TD></TR><TR><TD>mutlak: kayıtsız, kesin</TD><TD>muttali olmak: bir bilgiye ulaşmak, gözlemlemek</TD></TR><TR><TD>nev’i: çeşit</TD><TD>ref’ etme: ortadan kaldırma</TD></TR><TR><TD>sabık: geçen, önceki</TD><TD>sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine yapılan destek, yardım</TD></TR><TR><TD>sebeb-i mühim: önemli sebep</TD><TD>sed çekmek: engel olmak</TD></TR><TR><TD>tazyik eden: baskı yapan</TD><TD>tekzip etmek: yalanlamak</TD></TR><TR><TD>teşebbüs etmek: başvurmak, girişmek</TD><TD>vaziyet-i siyasiye: siyasî durum</TD></TR><TR><TD>vukua gelme: gerçekleşme</TD><TD>vücuda gelmek: var olmak, ortaya çıkmak</TD></TR><TR><TD>zarfında: içinde</TD><TD>şerâit: şartlar</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 185

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>ehl-i dünyanın lehinde olarak bir fikirde bulundum. Bazı zatlar hayret içinde hayrette kaldılar. Dediler ki: “Sana işkence eden bu mübtedi’ ve kısmen münafık baştaki insanların takip ettikleri siyaseti nasıl görüyorsun ki ilişmiyorsun?” Verdiğim cevabın muhtasarı şudur ki:

    Bu zamanda ehl-i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun. Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa, o kâfirler münafık derecesine iner. Münafık, kâfirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır, nifaka inkılâp eder. Hem nur, hem topuz-ikisini, bu zamanda benim gibi bir âciz yapamaz. Onun için, bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lâzım geliyor.

    Amma maddî cihadın muktezası ise, o vazife şimdilik bizde değildir. Evet, ehline göre kâfirin veya mürtedin tecavüzatına sed çekmek için topuz lâzımdır. Fakat iki elimiz var. Eğer yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir. Topuzu tutacak elimiz yok.

    ÜÇÜNCÜ MERAKLI SUAL

    Bu yakında İngiliz ve İtalya gibi ecnebîlerin bu hükûmete ilişmesiyle, eskiden beri bu vatandaki hükûmetin hakikî nokta-i istinadı ve kuvve-i mâneviyesinin menbaı olan hamiyet-i İslâmiyeyi tehyiç etmekle şeâir-i İslâmiyenin bir derece ihyâsına ve bid’aların bir derece def’ine medar olacağı halde, neden şiddetle harp aleyhinde çıktın ve bu meselenin âsâyişle halledilmesini dua ettin ve şiddetli bir surette mübtedi’lerin hükûmetleri lehinde taraftar çıktın? Bu ise, dolayısıyla bid’alara tarafgirliktir.

    Elcevap: Biz ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz—fakat kâfirlerin kılıcıyla değil! Kâfirlerin kılıçları başlarını yesin; kılıçlarından gelen fayda bize lâzım



    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>bid’a: dinde olmayıp sonradan dine zarar verecek şekilde ortaya çıkan şey</TD><TD>dalâlet: hak yoldan ayrılma, sapkınlık</TD></TR><TR><TD>def’: ortadan kaldırma, yok etme</TD><TD>ecnebî: yabancı</TD></TR><TR><TD>ehl-i dünya: dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler</TD><TD>ehl-i İslâm: Müslümanlar</TD></TR><TR><TD>fena: kötü, çirkin</TD><TD>ferec: tasa ve sıkıntıdan kurtulma, ferahlık</TD></TR><TR><TD>fütuhat: fetihler, zaferler</TD><TD>galebe çalmak: üstün gelmek</TD></TR><TR><TD>hakikî: asıl, gerçek</TD><TD>hamiyet-i İslâmiye: İslâmiyetin temel değerlerini koruma duygusu ve gayreti</TD></TR><TR><TD>ihyâ: canlandırma, kuvvetlendirme</TD><TD>iman: inanç</TD></TR><TR><TD>inkılâp: dönüşme</TD><TD>kuvve-i mâneviye: mânevî güç, moral</TD></TR><TR><TD>kâfi gelmek: yeterli olmak</TD><TD>kâfir: Allah'ı veya Allah’ın bildirdiği kesin olan bir şeyi inkâr eden kimse</TD></TR><TR><TD>küfür: inkâr</TD><TD>lehinde: tarafında</TD></TR><TR><TD>maddî cihad: din uğrunda mal ve canla mücadele</TD><TD>medar: dayanak noktası</TD></TR><TR><TD>menba: kaynak</TD><TD>muhtasar: kısa, özet</TD></TR><TR><TD>mukteza: bir şeyin gereği</TD><TD>mübtedi’: bid’at ortaya atanlar, bid’alara taraftar olanlar</TD></TR><TR><TD>mühim: önemli</TD><TD>münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen</TD></TR><TR><TD>mürted: dinden dönen</TD><TD>nifak: münafıklık, ikiyüzlülük</TD></TR><TR><TD>nokta-i istinad: dayanak noktası</TD><TD>sed çekmek: engel olunmak</TD></TR><TR><TD>suret: biçim, şekil</TD><TD>sürur: mutluluk</TD></TR><TR><TD>tarafgirlik: taraftarlık</TD><TD>tecavüzat: tecavüzler, saldırılar</TD></TR><TR><TD>tehyiç etmek: harekete geçirmek</TD><TD>âciz: güçsüz, elinden bir şey gelmeyen</TD></TR><TR><TD>âsâyiş: düzen</TD><TD>çare-i yegâne: tek çare</TD></TR><TR><TD>İngiliz: (bk. bilgiler - İngiltere)</TD><TD>İtalya: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>ıslah olmak: düzelme, iyileşme</TD><TD>şeâir-i İslâmiye: İslâmiyete sembol olmuş iş ve ibâdetler</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 186

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>değil. Zaten o mütemerrid ecnebîlerdir ki, münafıkları ehl-i imana musallat ettiler ve zındıkları yetiştirdiler.

    Hem harp belâsı ise, hizmet-i Kur’âniyemize mühim bir zarardır. Bizim en fedakâr ve en kıymettar kardeşlerimizin ekserisi kırk beşten aşağı olduğundan, harp vasıtasıyla vazife-i kudsiye-i Kur’âniyeyi bırakıp askere gitmeye mecbur olacaktılar. Benim param olsa, hüsn-ü rızamla, böyle kıymettar kardeşlerimin herbirisini askerlikten kurtarmak için, bedel-i nakdiye bin lira kadar da olsa verirdim. Böyle yüzer kıymettar kardeşlerimizin hizmet-i Kur’âniye-i Nuriyeyi bırakıp maddî cihad topuzuna el atmakta, yüz bin lira kendi zararımızı hissediyordum. Hattâ Zekâi’nin bu iki sene askerliği, belki bin lira kadar mânevî faydasını kaybettirdi.

    Her neyse... Kadîr-i Külli Şey, bir dakikada, bulutlarla dolmuş cevv-i havayı süpürüp temizleyerek semânın berrak yüzünde ziyadar güneşi gösterdiği gibi, bu zulümatlı ve rahmetsiz bulutları da izale edip hakaik-i şeriatı güneş gibi gösterir ve ucuz ve dağdağasız verebilir. Onun rahmetinden bekleriz ki, bize pahalı satmasın. Baştakilerin başlarına akıl ve kalblerine iman versin, yeter. O vakit kendi kendine iş düzelir.

    DÖRDÜNCÜ MERAKLI SUAL

    Diyorlar ki: “Madem sizin elinizdeki nurdur, topuz değildir. Nura karşı muaraza edilmez ve nurdan kaçılmaz ve nurun izharından zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyatı tavsiye ediyorsunuz, çok nurlu risaleleri halklara gösterilmesini men ediyorsunuz?”

    Bu suale karşı cevabın muhtasar meâli şudur ki:

    Başlardaki başların çoğu sarhoş, okumaz. Okusa da anlamaz, yanlış mânâ verip ilişir. İlişmemesi için, aklı başına gelinceye kadar göstermemek lâzım geliyor. Hem çok vicdansız insanlar var ki, garaz veya tamah veyahut havf cihetiyle nuru inkâr eder veya gözünü kapar. Onun için, kardeşlerime de tavsiye ediyorum ki, ihtiyat





    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Kadîr-i Külli Şey: herşeye gücü yeten, sonsuz kudret sahibi Allah</TD><TD>bedel-i nakdiye: parasal değer</TD></TR><TR><TD>belâ: büyük sıkıntı</TD><TD>cevv-i hava: gökyüzü, atmosfer</TD></TR><TR><TD>cihetiyle: yönüyle</TD><TD>dağdağa: kargaşa, dağınıklık</TD></TR><TR><TD>ecnebî: yabancı</TD><TD>ehl-i iman: Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler</TD></TR><TR><TD>ekser: çoğunluk</TD><TD>garaz: kötü kasıt</TD></TR><TR><TD>hakaik-i şeriat: şeriatın hakikatleri</TD><TD>harp: savaş</TD></TR><TR><TD>havf: korku</TD><TD>hizmet-i Kur’âniye: Kur’ân hakikatlerini yayma hizmeti</TD></TR><TR><TD>hizmet-i Kur’âniye-i Nuriye: Kur’ân’a dayalı Risâle-i Nur hizmeti</TD><TD>hüsn-ü rıza: en güzel şekilde hoşnut olma</TD></TR><TR><TD>ihtiyat: tedbir</TD><TD>ihtiyat etmek: tedbirli davranmak</TD></TR><TR><TD>iman: inanç</TD><TD>izale etmek: gidermek, ortadan kaldırmak</TD></TR><TR><TD>izhar: ortaya çıkarma, görterme</TD><TD>kıymettar: değerli</TD></TR><TR><TD>maddî cihad: din uğrunda mal ve canla mücadele</TD><TD>men etmek: yasaklamak</TD></TR><TR><TD>meâl: açıklama, kısa anlam</TD><TD>muaraza etmek: karşı koymak</TD></TR><TR><TD>muhtasar: kısa, özet</TD><TD>musallat etmek: bir kişinin başına belâ sarmak</TD></TR><TR><TD>mânevî: mânâya ait, maddî olmayan</TD><TD>mânâ: anlam</TD></TR><TR><TD>münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen</TD><TD>mütemerrid: inatçı</TD></TR><TR><TD>rahmet: şefkat, merhamet</TD><TD>risale: Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden herbiri</TD></TR><TR><TD>semâ: gökyüzü</TD><TD>tamah: hırsla isteme</TD></TR><TR><TD>vasıta: aracı</TD><TD>vazife-i kudsiye-i Kur’âniye: mukaddes Kur’ân hizmeti</TD></TR><TR><TD>ziyadar: ışıklı</TD><TD>zulümat: karanlık</TD></TR><TR><TD>zındık: dinsiz</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 187

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>etsinler, nâehillerin eline hakikatleri vermesinler. 1 Hem ehl-i dünyanın evhâmını tahrik edecek işlerde bulunmasınlar.HAŞİYE-1







    Hâtime
    Bugün Refet Beyin bir mektubunu aldım. Lihye-i Şerife hakkındaki suali münasebetiyle diyorum ki:
    Hadisçe sabittir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Lihye-i Saadetinden düşen saçların taneleri mahduttur. Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye-i Saadetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü. O vakit hatırıma gelmiş ki, Lihye-i Saadet, yalnız Lihye-i Şerifin saçlarından ibaret değil. Belki re’s-i mübarekinin tıraş oldukça hiçbir şeyini kaybetmeyen Sahabeler,2 o nurlu ve mübarek ve daimî yaşayacak saçları muhafaza etmişler. Onlar, binlerdir; şimdiki mevcuda müsâvi gelebilirler.

    Yine o vakit hatırıma geldi ki: Acaba her camide bulunan, sened-i sahih ile bu saç Hazret-i Risaletin saçı olduğu sabit midir ki, ona karşı ziyaret makbul olabilsin?



    Not
    Dipnot-1 bk. İbni Mâce, Mukaddime: 17.

    Haşiye-1 Ciddî bir meseleye vesile olabilecek bir lâtife: Dünkü gün sabahleyin bir dostumun dâmâdı Mehmed yanıma geldi. Mesrurâne, beşaretkârâne dedi ki: “Senin bir kitabını Isparta’da tab etmişler, çoklar okuyorlar.” Ben dedim: “O yasak olan tab değil; belki müstensihle bazı nüshalar alınmış ki, hükûmet ona birşey demez.” Hem dedim: “Sakın bunu senin dostun olan iki münafığa söyleme. Onlar böyle birşey arıyorlar ki bahane etsinler.” İşte, kardeşlerim, bu adam çendan bir dostumun dâmâdıdır; o münasebetle benim de ahbabım sayılır. Fakat berberlik münasebetiyle, vicdansız muallim ve münafık müdürün dostudur. Orada kardeşlerimizden birisi bilmeyerek öyle söylemiş. İyi oldu ki, en evvel geldi, bana haber verdi. Ben de tenbih ettim, fenalığın önü alındı. Ve teksir makinesi binler nüshaları bu perde altında neşretti.

    Dipnot-2 bk. Buhârî, Vudû’: 33; Müslim, Hac: 311-326; Müsned: 3:133, 137.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’n salât ve selâmı onun üzerine olsun</TD><TD>Hazret-i Risalet: Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD></TR><TR><TD>Lihye-i Şerif/Lihye-i Saadet: Peygamber Efendimize ait (a.s.m.) ait sakal</TD><TD>Mehmed: (bk. bilgiler – Mehmed Keskin)</TD></TR><TR><TD>Refet Bey: (bk. bilgiler)</TD><TD>Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD></TR><TR><TD>Sahabe: Hz. Peygamber’i (a.s.m.) hayattayken dünya gözüyle gören Müslümanlar</TD><TD>ahbab: dost, arkadaş</TD></TR><TR><TD>beşâretkârâne: müjde verircesine</TD><TD>ehl-i dünya: dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler</TD></TR><TR><TD>evhâm: vehimler, kuruntular</TD><TD>fenalık: kötülük</TD></TR><TR><TD>hadis: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış</TD><TD>hakikatler: imanî gerçekler</TD></TR><TR><TD>hatime: bir eserin sonuç kısmı</TD><TD>haşiye: dipnot</TD></TR><TR><TD>lâtife: ince ve ibret dolu gelişme</TD><TD>mahdut: sınırlı</TD></TR><TR><TD>makbul olmak: kabul olmak, geçerli olmak</TD><TD>mesrurâne: sevinçli bir şekilde</TD></TR><TR><TD>mevcud: var</TD><TD>muallim: öğretmen</TD></TR><TR><TD>muhafaza etmek: korumak, saklamak</TD><TD>mübarek: bereketli, hayırlı</TD></TR><TR><TD>münafık: iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen</TD><TD>münasebetiyle: vesilesiyle, sebebiyle</TD></TR><TR><TD>münasebetle: dolayısıyla</TD><TD>müstensih: bir nüshayı çoğaltan</TD></TR><TR><TD>müsâvi: eşit, denk</TD><TD>neşretmek: yaymak</TD></TR><TR><TD>nâehil: ehil olmayan</TD><TD>nüsha: yazılı şey, nümune</TD></TR><TR><TD>re’s-i mübarek: mübarek baş</TD><TD>sabit: değişmeyen</TD></TR><TR><TD>sened-i sahih: sağlam olduğunu gösterir delil</TD><TD>tab etmek: basmak</TD></TR><TR><TD>tahrik etmek: harekete geçirmek</TD><TD>teksir makinesi: yazıları çoğaltmak için kullanılan makine</TD></TR><TR><TD>tenbih etmek: uyarmak</TD><TD>vesile olmak: aracı olmak</TD></TR><TR><TD>çendan: gerçi</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 188

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>Birden hatıra geldi ki, o saçların ziyareti vesiledir. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma karşı salâvat getirmeye sebep ve bir hürmet ve muhabbete medardır.1 Vesilelik ciheti o şeyin zâtına bakmaz, vesilelik cihetine bakar. Onun için, eğer bir saç hakikî olarak Lihye-i Saadetten olmazsa, madem zâhir hale göre öyle telâkki edilmiş ve o vesilelik vazifesini yapıyor ve hürmete ve teveccühe ve salâvata vesile oluyor; kat’î senetle o saçın zâtını teşhis ve tayin lâzım değildir. Yalnız, aksine kat’î delil olmasın, yeter. Çünkü telâkkiyât-ı âmme ve kabul-ü ümmet, bir nevi hüccet hükmüne geçer.

    Bazı ehl-i takvâ, böyle işlerde, ya takvâ veya ihtiyat veya azîmet noktasında ilişseler de, hususî ilişirler. Bid’a da deseler, bid’a-i hasene nev’inde dahildir. Çünkü vesile-i salâvattır.

    Refet Bey mektubunda diyor: “Bu mesele ihvanlar beyninde medar-ı münakaşa olmuş.”

    Kardeşlerime tavsiye ediyorum ki, inşikaka ve iftiraka sebebiyet veren münakaşa etmesinler. Yalnız müdavele-i efkâr suretinde, nizâsız mübahaseye alışsınlar.








    Not
    Dipnot-1 bk. Ahzâb Sûresi, 33:56. Ayrıca bk. Müslim, Salât: 11, 70; Tirmizî, Vitr: 21; Ebû Dâvud, Salât: 36; Nesâî, Cum’a: 5; Ezan: 37, Sehv: 55; İbni Mâce, İkâmetü’s-Salât: 79; Dârimî, Salât: 206: Müsned: 2:168, 375, 485, 3:102, 445, 4:8.





    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun</TD><TD>Lihye-i Saadet: Peygamber Efendimize ait saç ve sakal</TD></TR><TR><TD>Refet Bey: (bk. bilgiler)</TD><TD>Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD></TR><TR><TD>azîmet: dinî kuralları uygulamada çok titiz davranma</TD><TD>beyninde: arasında</TD></TR><TR><TD>bid’a: dinde olmayıp sonradan dine zarar verecek şekilde ortaya çıkan şey</TD><TD>bid’a-i hasene: Hz. Muhammed’den (a.s.m.) sonra ortaya çıkan, fakat Kur’ân ve Sünnete aykırı olmayan yenilikler</TD></TR><TR><TD>cihet: taraf, yön</TD><TD>ehl-i takvâ: takvâ sahipleri</TD></TR><TR><TD>hakikî: gerçek</TD><TD>hususî: özel</TD></TR><TR><TD>hüccet: güçlü ve sarsılmaz delil, kanıt</TD><TD>hürmet: saygı</TD></TR><TR><TD>iftirak: ayrılık</TD><TD>ihtiyat: tedbir</TD></TR><TR><TD>ihvan: kardeş</TD><TD>inşikak: yarılma, ayrılma</TD></TR><TR><TD>kabul-ü ümmet: bütün Müslümanların kabul etmesi</TD><TD>kat’î senet: kesin delil</TD></TR><TR><TD>medar: sebep</TD><TD>medar-ı münakaşa: tartışmaya sebep olan</TD></TR><TR><TD>muhabbet: sevgi</TD><TD>mübahase: karşılıklı konuşma, fikir alışverişi, sohbet</TD></TR><TR><TD>müdavele-i efkâr: karşılıklı fikir alışverişinde bulunma</TD><TD>münakaşa: tartışma</TD></TR><TR><TD>nevi: çeşit, tür</TD><TD>nizâ: çekişme, kavga</TD></TR><TR><TD>salâvat: Peygamberimize edilen rahmet ve esenlik duası</TD><TD>suret: biçim, şekil</TD></TR><TR><TD>takvâ: Allah’ın emirlerini tutup, günahlardan sakınmak</TD><TD>tayin: belirleme</TD></TR><TR><TD>telâkki etmek: kabul etmek</TD><TD>telâkkiyât-ı âmme: genel kabul gören anlayışlar</TD></TR><TR><TD>teveccüh: yönelme</TD><TD>teşhis: belirleme</TD></TR><TR><TD>vesile: vasıta, araç, sebep</TD><TD>vesile-i salâvat: Hz. Muhammed’e (a.s.m.) salat ve selâm gönderme sebebi</TD></TR><TR><TD>zâhir: görünür</TD><TD>zât: bir şeyin kendisi</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 189

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2

    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ 3

    Aziz, sıddık Senirkentli kardeşlerim İbrahim, Şükrü, Hafız Bekir, Hafız Hüseyin, Hafız Recep Efendiler,

    Hafız Tevfik ile gönderdiğiniz üç meseleye mülhidler eskiden beri ilişiyorlar.

    BİRİNCİSİ:

    حَتّٰۤى اِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ 4

    Âyetin ifade ettiği zâhir mânâsına göre, “Güneşin hararetli ve çamurlu bir çeşme suyunda gurup ettiğini görmüş” diyor.

    İKİNCİSİ: Sedd-i Zülkarneyn nerededir?

    ÜÇÜNCÜSÜ: Âhirzamanda Hazret-i İsâ’nın (a.s.) geleceğine5 ve Deccalı öldüreceğine dairdir.
    Bu suallerin cevapları uzundur. Yalnız muhtasar bir işaretle deriz ki:

    Âyât-ı Kur’âniye, üslûb-u Arabiye üzerine ve zâhir nazara göre umumun anlayacağı bir tarzda ifade ettiği için, çok defa teşbih ve temsil suretinde beyan ediyor. İşte, تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ yani, güneşin, hararetli ve çamurlu bir çeşme gibi görünen Bahr-i Muhit-i Garbînin sahilinde veya volkanlı, alevli, dumanlı dağın gözünde gurup ettiğini Zülkarneyn görmüş. Yani, zâhir nazarda, Bahr-i Muhit-i Garbînin sevâhilinde, yazın şiddet-i hararetiyle etrafındaki bataklık hararetlenmiş,



    Not
    Dipnot-1 Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

    Dipnot-4 “Nihayet gün batısına vardı ve güneşin hararetli ve çamurlu bir çeşmede gurub ettiğini gördü.” Kehf Sûresi, 18:86.

    Dipnot-5 bk. Müslim, Fiten: 110; Tirmizî Fiten: 59, 62; Ebû Dâvud, Melâhim: 14; İbni Mâce, Fiten: 33; Müsned: 3:420, 4:181, 226, 390, 6:75.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Bahr-i Muhit-i Garbî: Atlas Okyanusu</TD><TD>Deccal: kıyamet kopmadan önce gelecek olan, İslâmiyeti kaldırmaya çalışacak ve dinlere savaş açacak olan yalancı ve aldatıcı kimse</TD></TR><TR><TD>Hafız Tevfik: (bk. bilgiler – Şamlı Hafız Tevfik)</TD><TD>Hazret-i İsâ: [bk. Bilgiler – İsâ (a.s.)]</TD></TR><TR><TD>Sedd-i Zülkarneyn: (bk. bilgiler – Zülkarneyn)</TD><TD>Senirkent: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Zülkarneyn: (bk. bilgiler)</TD><TD>aziz: çok değerli, izzetli</TD></TR><TR><TD>beyan: açıklama, anlatım</TD><TD>gurup etmek: batmak</TD></TR><TR><TD>hararetlenmek: ısınmak</TD><TD>hararetli: sıcak</TD></TR><TR><TD>muhtasar: kısa, özet</TD><TD>mânâ: anlam</TD></TR><TR><TD>mülhid: dinsiz</TD><TD>nazar: bakış</TD></TR><TR><TD>sevâhil: sahiller</TD><TD>suret: şekil</TD></TR><TR><TD>sıddık: çok doğru ve sadık</TD><TD>temsil: analoji; bir bilinmeyeni bilinen birşeyle kıyaslayarak anlatma</TD></TR><TR><TD>teşbih: benzetme</TD><TD>umum: bütün</TD></TR><TR><TD>zâhir: açık, âşikar</TD><TD>âhirzaman: dünya hayatının kıyamete yakın son devresi</TD></TR><TR><TD>âyet: Kur’an’da yer alan her bir cümle</TD><TD>âyât-ı Kur’âniye: Kur’ân âyetleri</TD></TR><TR><TD>üslûb-u Arabiye: Arap edebiyatı ve dilindeki ifade tarzı</TD><TD>şiddet-i hararet: şiddetli sıcaklık</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 190

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>tebahhur ettiği bir zamanda, o buhar arkasında büyük bir çeşme havzası suretinde uzaktan Zülkarneyn’e görünen Bahr-i Muhitin bir kısmında, güneşin zâhirî gurubunu görmüş. Veya volkanlı, taş ve toprak ve maden sularını karıştırarak fışkıran bir dağın başında, yeni açılmış ateşli gözünde, semâvâtın gözü olan güneşin gizlendiğini görmüş.

    Evet, Kur’ân-ı Hakîmin mucizâne belâgat-i ifadesi bu cümle ile çok mesâili ders veriyor. Evvelâ, Zülkarneyn’in mağrip tarafına seyahati, şiddet-i hararet zamanında ve bataklık tarafına ve güneşin gurup âvânına ve volkanlı bir dağın fışkırması vaktine tesadüf ettiğini beyan etmekle, Afrika’nın tamam-ı istilâsı gibi çok ibretli meselelere işaret eder.

    Malûmdur ki, görünen hareket-i şems zâhirîdir ve küre-i arzın mahfî hareketine delildir, onu haber veriyor. Hakikat-i gurup murad değildir. Hem çeşme, teşbihtir. Uzaktan, büyük bir deniz, küçük bir havuz gibi görünür. Hararetten çıkan sis ve buharlar ve bataklıklar arkasında görünen bir denizi, çamur içinde bir çeşmeye teşbihi ve Arapça hem çeşme, hem güneş, hem göz mânâsında olan ayn kelimesi, esrar-ı belâgatçe gayet mânidar ve münasiptir.HAŞİYE-1 Zülkarneyn’in nazarında uzaklık cihetiyle öyle göründüğü gibi, Arş-ı Âzamdan gelen ve ecrâm-ı semâviyeye kumanda eden semâvî hitab-ı Kur’ânî, bir misafirhane-i Rahmâniyede sirac vazifesini gören musahhar güneşi Bahr-i Muhit-i Garbî gibi bir çeşme-i Rabbânîde gizleniyor demesi, azametine ve ulviyetine yakışıyor ve mucizâne üslûbuyla denizi hararetli bir çeşme ve dumanlı bir göz gösterir; ve semâvî gözlere öyle görünür.


    Not
    Haşiye-1 فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ deki عَيْنٍ tabiri, esrar-ı belâgatçe lâtif bir mânâyı remzen ihtar ediyor. Şöyle ki: “Semâ yüzü, güneş gözüyle zeminin yüzündeki cemâl-i rahmeti seyirden sonra, zemin dahi deniz gözüyle yukarıdaki azamet-i İlâhiyeyi temâşâyı müteakip o iki göz birbiri içine kapanırken, rû-yi zemindeki gözleri kapıyor” diye, mucizâne bir kelime ile hatırlatıyor ve gözler vazifesine paydos işaretine işaret ediyor.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Afrika: (bk. bilgiler)</TD><TD>Arş-ı Âzam: Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin, her şeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yer</TD></TR><TR><TD>Bahr-i Muhit-i Garbî: Atlas Okyanusu</TD><TD>Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân</TD></TR><TR><TD>Zülkarneyn: (bk. bilgiler)</TD><TD>ayn: çeşme, güneş ve göz anlamlarına gelen Arapça kelime</TD></TR><TR><TD>azamet: büyüklük</TD><TD>azamet-i İlâhî: İlâhî büyüklük</TD></TR><TR><TD>belâgat-i ifade: anlatma ve ifade etmedeki belâgat</TD><TD>beyan etmek: açıklamak</TD></TR><TR><TD>cemâl-i rahmet: rahmet ve merhametteki güzellik</TD><TD>cihet: taraf, yön</TD></TR><TR><TD>ecrâm-ı semâviye: gök cisimleri</TD><TD>esrar-ı belâgat: belâgatın sırları</TD></TR><TR><TD>evvelâ: öncelikle</TD><TD>gurub: batış</TD></TR><TR><TD>gurup âvânı: batış anları</TD><TD>hakikat-i gurup: gerçek batış</TD></TR><TR><TD>hararet: sıcaklık</TD><TD>hareket-i şems: güneşin hareketi</TD></TR><TR><TD>havza: civar, bölge</TD><TD>haşiye: dipnot</TD></TR><TR><TD>hitab-ı Kur’ânî: Kur’ânda yer alan hitap, Allah’ın hitabı</TD><TD>ibretli: düşündürücü, ders verici</TD></TR><TR><TD>ihtar etmek: hatırlatmak</TD><TD>küre-i arz: yerküre</TD></TR><TR><TD>lâtif: ince, hoş</TD><TD>mahfî: gizli</TD></TR><TR><TD>malûm: bilinen</TD><TD>mağrip: batı</TD></TR><TR><TD>mesâil: meseleler</TD><TD>misafirhane-i Rahmâniye: Allah’ın sonsuz rahmetiyle kulları için bir konak gibi hazırladığı dünya</TD></TR><TR><TD>mucizâne: mucize şeklinde</TD><TD>murad: kast edilen, istenen</TD></TR><TR><TD>musahhar: boyun eğmiş</TD><TD>mânidar: mânâlı, anlamlı</TD></TR><TR><TD>mânâ: anlam</TD><TD>münasip: uygun</TD></TR><TR><TD>müteakip: takip eden, sonraki</TD><TD>nazar: bakış</TD></TR><TR><TD>remzen: işaret yoluyla</TD><TD>rûy-i zemin: yeryüzü</TD></TR><TR><TD>semâ: gökyüzü</TD><TD>semâvât: gökler</TD></TR><TR><TD>semâvî gözler: göklerdeki melekler ve ruhânîlerin bakışları</TD><TD>sirac: kandil, lamba</TD></TR><TR><TD>suret: şekil</TD><TD>tabir: ifade</TD></TR><TR><TD>tamam-ı istilâ: her tarafının işgal edilmesi</TD><TD>tebahhur etmek: buharlaşmak</TD></TR><TR><TD>temâşa: gözlemleme, seyretme</TD><TD>tesadüf etmek: rastlamak</TD></TR><TR><TD>teşbih: benzetme</TD><TD>ulviyet: yücelik</TD></TR><TR><TD>zemin: yeryüzü</TD><TD>zâhirî: açık, âşikar</TD></TR><TR><TD>çeşme-i Rabbânî: her şeyin Rabbi olan Allah’ın çeşmesi</TD><TD>üslûp: ifade tarzı</TD></TR><TR><TD>şiddet-i hararet: şiddetli sıcaklık</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 191

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>Elhasıl: Bahr-i Muhit-i Garbîye “çamurlu bir çeşme” tabiri, Zülkarneyn’e nisbeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş. Kur’ân’ın nazarı ise herşeye yakın olduğu cihetle, Zülkarneyn’in galat-ı his nev’indeki nazarına göre bakamaz. Belki Kur’ân semâvâta bakarak geldiğinden, küre-i arzı kâh bir meydan, kâh bir saray, bazan bir beşik, bazan bir sayfa gibi gördüğünden, sisli, buharlı, koca Bahr-i Muhit-i Atlas-ı Garbîyi bir çeşme tabir etmesi, azamet-i ulviyetini gösteriyor.

    İKİNCİ SUALİNİZ: Sedd-i Zülkarneyn nerededir? Ye’cüc, Me’cüc kimlerdir?1

    Elcevap: Eskiden bu meseleye dair bir risale yazmıştım. O vaktin mülhidleri onunla mülzem olmuşlardı. Şimdilik hem o risale yanımda yoktur, hem kuvve-i hafızam tatil-i eşgal etmiş, yardım etmiyor. Hem Yirmi Dördüncü Sözün Üçüncü Dalında bir nebze bu meseleden bahsedilmiş. Onun için, bu meselenin yalnız iki üç nüktesine gayet muhtasar bir işaret edeceğiz. Şöyle ki:

    Ehl-i tahkikin beyanına göre, hem Zülkarneyn ünvanının işaretiyle, Yemen padişahlarından, Zülyezen gibi kelimesiyle başlayan isimleri bulunduğundan, bu Zülkarneyn, İskender-i Rumî değildir. Belki Yemen padişahlarından birisidir ki,2 Hazret-i İbrahim’in zamanında bulunmuş3 ve Hazret-i Hızır’dan ders almış.4 İskender-i Rumî ise, Milâttan takriben üç yüz sene evvel gelmiş, Aristo’dan ders almış.5

    Tarih-i beşerî, muntazam surette üç bin seneye kadar gidiyor. Bu nâkıs ve kısa tarih nazarı, Hazret-i İbrahim’in zamanından evvel doğru olarak hükmedemiyor. Ya hurafevâri, ya münkirâne, ya gayet muhtasar gidiyor.



    Not
    Dipnot-1 bk. Enbiyâ Sûresi, 21:95-96.

    Dipnot-2 bk. Ebu’s-Suûd, Tefsîru Ebi’s-Suûd: 5:239-240; İbni Hacer, Fethu’l-Bârî: 6:385; el-Âlûsî, Rûhu’l-Meânî: 16:27.

    Dipnot-3 bk. el-Kurtubî, el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân: 11:47; İbni Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân: 1:180, 3:101; İbni Hacer, Fethu’l-Bârî: 6:382, el-Fâkihî, Ahbâru Mekke: 3:221.

    Dipnot-4 bk. el-Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân: 11:47.

    Dipnot-5 bk. İbni Hacer, Fethu’l-Bârî: 6:382-383; eş-Şevkânî, el-Fethu’l-Kadîr: 3:307; el-Hamevî, Mu’cemü’l-Büldân: 1:184; el-Hâkim, el-Müstedrek: 2:17, 488.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Aristo: (bk. bilgiler)</TD><TD>Bahr-i Muhit-i Garbîye: Atlas Okyanusu</TD></TR><TR><TD>Hazret-i Hızır: [bk. bilgiler – Hızır (a.s.)]</TD><TD>Hazret-i İbrahim: [bk. bilgiler – İbrahim (a.s.)]</TD></TR><TR><TD>Milât: (bk. bilgiler – Milâdî Takvim)</TD><TD>Sedd-i Zülkarneyn: (bk. bilgiler – Zülkarneyn)</TD></TR><TR><TD>Yemen: (bk. bilgiler)</TD><TD>Ye’cüc ve Me’cüc: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Zülkarneyn: (bk. bilgiler)</TD><TD>Zülyezen: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>azamet-i ulviyet: Kur’ân’ın erişilmez yüceliği</TD><TD>beyan: açıklama, anlatım</TD></TR><TR><TD>cihet: taraf, yön</TD><TD>ehl-i tahkik: gerçeği bütün ayrıntılarıyla araştıran kişiler</TD></TR><TR><TD>elhasıl: kısaca, özetle</TD><TD>galat-ı his: his yanılgısı</TD></TR><TR><TD>hurafevâri: hurafe tarzında, uydurma gibi</TD><TD>kuvve-i hafıza: hafıza duyusu, bellek</TD></TR><TR><TD>kâh: bazan</TD><TD>küre-i arz: yeryüzü</TD></TR><TR><TD>muhtasar: kısa, özet</TD><TD>muntazam: düzenli</TD></TR><TR><TD>mülhid: dinsiz</TD><TD>mülzem: ilzam edilmiş, mağlup edilmiş, susturulmuş</TD></TR><TR><TD>münkirâne: inkâr edercesine</TD><TD>nazar: bakış</TD></TR><TR><TD>nebze: az miktar</TD><TD>nev’i: tür, çeşit</TD></TR><TR><TD>nisbeten: göre, oranla</TD><TD>nâkıs: eksik, noksan</TD></TR><TR><TD>nükte: ince anlamlı söz</TD><TD>risale: küçük çaplı kitap</TD></TR><TR><TD>semâvât: gökler</TD><TD>suret: biçim, şekil</TD></TR><TR><TD>tabir etme: yorumlama, açıklama</TD><TD>tarih-i beşerî: insanlık tarihi</TD></TR><TR><TD>tatil-i eşgal: işe ara verme</TD><TD>: sahip, mâlik</TD></TR><TR><TD>İskender-i Rumî: (bk. bilgiler)</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 192

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>Bu Yemenî Zülkarneyn, tefsirlerde eskiden beri İskender namıyla iştiharının 1 sebebi, ya o Zülkarneyn’in bir ismi İskender’dir ki, İskender-i Kebir ve Eski İskender’dir. Veyahut, âyât-ı Kur’âniyenin zikrettiği hâdisât-ı cüz’iyeler, küllî hâdisâtın uçları olduğu cihetle, Zülkarneyn olan İskender-i Kebirin nübüvvetkârâne irşâdâtıyla akvâm-ı zâlime ile milel-i mazlume ortasında hâil ve gaddarların garetlerine mâni olacak meşhur Sedd-i Çin’in binasını kurduğu gibi; İskender-i Rumî misilli müteaddit cihangirler ve kuvvetli padişahlar maddî cihetinde, ve mânevî âlem-i insaniyetin padişahları olan bir kısım enbiya ve bazı aktab dahi mânevî ve irşadî cihetinde, o Zülkarneyn’in arkasında gidip, iktidâ edip, mazlumları zalimlerden kurtaracak çarelerin mühimlerinden olan dağlar ortalarında sedleri, HAŞİYE-1 sonra dağlar başlarında kaleleri kurmuşlar. Ya bizzat maddî kuvvetleriyle veyahut irşad ve tedbirleriyle tesis etmişler. Sonra, şehirlerin etrafında surları ve ortalarında kaleleri, tâ son çare olan kırk ikilik topları ve kale-i seyyar gibi diritnavtları yapmışlar. Hattâ rû-yi zeminin en meşhur seddi ve kaç günlük uzak bir mesafe tutan Sedd-i Çin’i, Kur’ân lisanıyla Ye’cüc ve Me’cücün ve tabir-i diğerle tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti kaç defa zîrüzeber eden ve Himalaya Dağlarının arkasından çıkan ve şarktan garba kadar harap eden akvâm-ı vahşiye ve garetkâr milletlerin Hint ve Çin’deki akvâm-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için, o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvâm-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mâni olduğu gibi, Kafkas dağlarında, Derbent cihetinde yine


    Not
    Dipnot-1 bk. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân: 16:17; el-Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân: 11:45; eş-Şevkânî, el-Fethu’l-Kadîr: 3:307; el-Âlûsî, Rûhu’l-Meânî: 16:26.

    Haşiye-1 Rû-yi zeminde mürur-u zamanla dağ şeklini almış, tanınmayacak bir surette gelmiş çok sun’î sedler vardır.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Derbent: (bk. bilgiler)</TD><TD>Himalaya Dağları: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Hint: (bk. bilgiler – Hindistan)</TD><TD>Kafkas Dağları: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Mançur: (bk. bilgiler)</TD><TD>Moğol: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Sedd-i Çin: Çin Seddi</TD><TD>Yemenî Zülkarneyn: Yemenli Zülkarneyn</TD></TR><TR><TD>Ye’cüc ve Me’cüc: (bk. bilgiler)</TD><TD>aktab: kutuplar, büyük velilerden zamanının en büyük mürşidi olan kimseler</TD></TR><TR><TD>akvâm-ı mazlume: zulme uğrayan kavimler</TD><TD>akvâm-ı vahşiye: vahşi kavimler</TD></TR><TR><TD>akvâm-ı zâlime: zalim kavimler</TD><TD>cihangir: savaşçı</TD></TR><TR><TD>cihet: taraf, yön</TD><TD>diritnavt: düşman saldırılarına engel olmak için yapılan hareketli kale</TD></TR><TR><TD>enbiya: nebiler, peygamberler</TD><TD>gaddar: acımasız</TD></TR><TR><TD>garb: batı</TD><TD>garet: gasp, yağma</TD></TR><TR><TD>garetkâr: çapulcu, yağmacı</TD><TD>haşiye: dipnot</TD></TR><TR><TD>hâdisât: hadiseler, olaylar</TD><TD>hâdisât-ı cüz’iye: küçük ve ferdî olaylar</TD></TR><TR><TD>hâil: engel</TD><TD>iktidâ etmek: tâbi olmak, uymak</TD></TR><TR><TD>irşadî: doğru yolu göstermekle ilgili</TD><TD>irşâdât: nasihatler, doğru yolu gösteren sözler</TD></TR><TR><TD>iştihar: meşhur olma</TD><TD>kale-i seyyar: gezici kale</TD></TR><TR><TD>kesretle: çoklukla</TD><TD>küllî: geniş ve kapsamlı</TD></TR><TR><TD>mazlum: zulme uğrayan</TD><TD>meşhur: çok tanınan</TD></TR><TR><TD>milel-i mazlume: mazlum milletler</TD><TD>misilli: benzeri, gibi</TD></TR><TR><TD>mânevî: mânâya ait, maddî olmayan</TD><TD>mâni: engel</TD></TR><TR><TD>mürur-u zaman: zamanın geçmesi</TD><TD>müteaddit: çeşitli, bir çok</TD></TR><TR><TD>nübüvvetkârâne: Peygamber gibi</TD><TD>rû-yi zemin: yeryüzü</TD></TR><TR><TD>sed: engel, hisar şekilde duvar</TD><TD>silsile: zincir</TD></TR><TR><TD>sun’i: el yapımı</TD><TD>tabir-i diğer: başka bir ifade</TD></TR><TR><TD>tecavüz: haddi aşma, saldırma</TD><TD>tefsir: yorum, açıklama</TD></TR><TR><TD>zalim: haksızlık eden</TD><TD>zikretme: anma, belirtme</TD></TR><TR><TD>zîrüzeber etmek: yerle bir etmek, yıkmak</TD><TD>Çin: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>âlem-i beşeriyet: insanlık âlemi</TD><TD>âlem-i insaniyet: insanlık âlemi</TD></TR><TR><TD>âyât-ı Kur’âniye: Kur’ân âyetleri</TD><TD>İskender-i Kebir ve Eski İskender: (bk. bilgiler – Zülkarneyn)</TD></TR><TR><TD>İskender-i Rumî: (bk. bilgiler)</TD><TD>şark: doğu</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 1/2 12 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •