Sayfa 2/2 İlkİlk 12
17 sonuçtan 11 ile 17 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 537 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 193

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>çapulcu, garetgîr akvâm-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için, Zülkarneyn-misal eski İran padişahlarının himmetiyle sedler yapılmıştır. Bu neviden çok sedler var. Kur’ân-ı Hakîm, umum nev-i beşerle konuştuğu için, zâhiren bir hadise-i cüz’iyeyi zikredip, umum o hadiseye benzer hâdisâtı ihtar ederek konuşuyor. İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedde ve Ye’cüc ve Me’cüce dair rivayetler ve akvâl-i müfessirîn ayrı ayrı gidiyor.

    Hem Kur’ân-ı Hakîm, münâsebât-ı kelâmiye cihetinde, bir hâdiseden uzak bir hâdiseye intikal eder. Bu münâsebâtı düşünmeyen zanneder ki, iki hâdisenin zamanları birbirine yakındır. İşte, Seddin harabiyetinden kıyametin kopmasını Kur’ân’ın haber vermesi, kurbiyet-i zaman cihetiyle değil, belki münâsebât-ı kelâmiye cihetinde iki nükte içindir:

    Yani, bu sed nasıl harap olacak, öyle de dünya harap olacaktır. Hem nasıl ki fıtrî ve İlâhî sedler olan dağlar metindir, ancak kıyametin kopmasıyla harap olurlar. Öyle de, bu sed dahi dağ gibi metindir, ancak dünyanın harap olmasıyla hâk ile yeksân olabilir, inkılâbât-ı zaman tahribat yapsa da çoğu sağlam kalır demektir. Evet, Sedd-i Zülkarneyn’in külliyetinden bir ferdi olan Sedd-i Çinî binler sene yaşadığı halde daha meydanda duruyor. İnsanın eliyle zemin sayfasında yazılan mücessem, mütehaccir, mânidar, tarih-i kadimden uzun bir satır olarak okunuyor.

    ÜÇÜNCÜ SUALİNİZ: Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın Deccalı öldürmesi, hem Birinci Mektup ve hem On Beşinci Mektupta gayet muhtasar ve size kâfi bir cevap vardır.





    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Aleyhisselâm: Allah’ın selâmı onun üzerine olsun</TD><TD>Deccal: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>Hazret-i İsâ: [bk. bilgiler – İsâ (a.s.)]</TD><TD>Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân</TD></TR><TR><TD>Sedd-i Zülkarneyn: (bk. bilgiler - Zülkarneyn)</TD><TD>Sedd-i Çin: Çin Seddi</TD></TR><TR><TD>Ye’cüc ve Me’cüc: (bk. bilgiler)</TD><TD>Zülkarneyn-misal: Zülkarneyn gibi </TD></TR><TR><TD>akvâl-i müfessirîn: Kur’ân-ı Kerimi tefsir edip yorumlayan âlimlerin görüşleri</TD><TD>akvâm-ı Tatariye: Tatar kavimleri</TD></TR><TR><TD>cihet: taraf, yön</TD><TD>fıtrî: doğal</TD></TR><TR><TD>garetgîr: saldırgan, çapulcu</TD><TD>hadise-i cüz’iye: küçük çaplı olay</TD></TR><TR><TD>harabiyet: yıkılma, yerle bir olma</TD><TD>harap olmak: yıkılmak</TD></TR><TR><TD>himmet: ciddî gayret, yardım</TD><TD>hâdisât: hadiseler, olaylar</TD></TR><TR><TD>hâk ile yeksân olmak: yerle bir olmak</TD><TD>ihtar etmek: hatırlatmak</TD></TR><TR><TD>inkılâbât-ı zaman: zaman içinde meydana gelen değişmeler</TD><TD>intikal etmek: geçmek, ulaşmak</TD></TR><TR><TD>kurbiyet-i zaman: zaman yakınlığı</TD><TD>kâfi: yeterli</TD></TR><TR><TD>külliyet: kapsamlılık, genellik</TD><TD>metin: sağlam, sarsılmaz</TD></TR><TR><TD>muhtasar: kısa, özet</TD><TD>mânidar: mânâlı, anlamlı</TD></TR><TR><TD>mücessem: cisimleşmiş, maddî olarak şekillenmiş</TD><TD>münasebât-ı kelâmiye: ifadeler arasındaki ilişki ve bağlantılar</TD></TR><TR><TD>münâsebât: bağlantılar, ilişkiler</TD><TD>mütehaccir: taş haline gelmiş</TD></TR><TR><TD>nev-i beşer: insanlar, insanlık</TD><TD>nevi: çeşit, tür</TD></TR><TR><TD>nokta-i nazar: bakış noktası</TD><TD>nükte: ince anlamlı söz</TD></TR><TR><TD>rivayet: bir sözü nakletme </TD><TD>tahribat: tahripler, yıkıp bozmalar</TD></TR><TR><TD>tarih-i kadim: eski zaman tarihi</TD><TD>umum: bütün</TD></TR><TR><TD>zikir: Allah’ı anma</TD><TD>zâhiren: açık, âşikar</TD></TR><TR><TD>İlâhî: Allah tarafından yapılan</TD><TD>İran: (bk. bilgiler)</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 537 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 194

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2
    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَعَلٰۤى اِخْوَانِكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ 3

    Aziz, fedakâr, sıddık, vefadar kardeşlerim Hoca Sabri ve Hafız Ali,

    Mugayyebât-ı Hamseye4 dair Sûre-i Lokman’ın âhirindeki âyetin hakkında mühim sualiniz gayet mühim bir cevap isterken, maatteessüf, şimdiki hâlet-i ruhiyem ve ahvâl-i maddiyem o cevaba müsait değildir. Yalnız, sualinizin temas ettiği bir iki noktaya gayet mücmel işaret edeceğiz.
    Şu sualinizin meâli gösteriyor ki, ehl-i ilhad tarafından tenkit suretinde, Mugayyebât-ı Hamseden yağmurun gelmek vaktine ve rahm-ı mâderdeki cenînin keyfiyetine itiraz edilmiş.

    Demişler ki: “Rasathanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor. Onu da, Allah’tan başkası da biliyor. Hem röntgen şuâıyla rahm-ı mâderdeki cenînin müzekker, müennes olduğu anlaşılıyor. Demek Mugayyebât-ı Hamseye ıttıla kàbildir.”

    Elcevap: Yağmurun vakt-i nüzulü bir kaideye merbut olmadığı için, doğrudan doğruya meşiet-i hassa-i İlâhiye ile bağlı ve hazine-i rahmetten hususî iradeye tâbi olduğunun bir sırr-ı hikmeti şudur ki:

    Kâinatta en mühim hakikat ve en kıymettar mahiyet nur, vücut, hayat, rahmettir ki, bu dört şey perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya kudret-i İlâhiye ve meşiet-i hassa-i İlâhiyeye bakar. Sair masnuatta zâhirî esbab kudretin tasarrufuna perde oluyorlar. Ve muttarid kanunlar ve kaideler, bir derece irade ve meşiete


    Not
    Dipnot-1 Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima kardeşlerinizin ve sizin üzerinize olsun.

    Dipnot-4 bk. Lokman Sûresi, 31:34. Ayrıca bk. Buhârî, İstiskâ: 29, Tefsîru Sûre (6) 1, (13) 1, (31) 2, Tevhîd: 4; Müsned: 2:24, 52, 58, 122.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Hafız Ali: (bk. bilgiler)</TD><TD>Hoca Sabri: (bk. bilgiler – Sabri Arseven)</TD></TR><TR><TD>Mugayyebât-ı Hamse: beş bilinmeyen; “Kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, kişinin yarın ne kazanacağını, rahimlerde olanı, kişinin nerede ve ne zaman öleceğini Allah’tan başka kimse bilemez.</TD><TD>Sûre-i Lokman: Lokman Sûresi</TD></TR><TR><TD>ahvâl-i maddiye: maddi haller, sağlık durumu</TD><TD>aziz: çok değerli, izzetli</TD></TR><TR><TD>cenîn: ana rahmindeki çocuk</TD><TD>ehl-i ilhad: dinsizler, imansızlar</TD></TR><TR><TD>esbab: sebepler</TD><TD>hazine-i rahmet: Allah’ın rahmet hazinesi</TD></TR><TR><TD>hâlet-i ruhiye: insanın ruh hâli, psikolojik durumu</TD><TD>kabil: mümkün</TD></TR><TR><TD>kaide: kural, düstur, prensip</TD><TD>keyfiyet: özellik, nitelik</TD></TR><TR><TD>keşfetmek: gizli ve bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak</TD><TD>kudret: güç, iktidar</TD></TR><TR><TD>kudret-i İlâhiye: Allah’ın sonsuz güç ve kudreti</TD><TD>kıymettar: değerli</TD></TR><TR><TD>maatteessüf: ne yazık ki</TD><TD>mahiyet: öz nitelik, özellik</TD></TR><TR><TD>masnuat: san’at eseri varlıklar</TD><TD>merbut: bağlı</TD></TR><TR><TD>meâl: açıklama, anlam</TD><TD>meşiet: dilek, arzu</TD></TR><TR><TD>meşiet-i hassa-i İlâhiye: Allah’ın bizzat Kendi dileği</TD><TD>muttarid: düzenli, intizamlı</TD></TR><TR><TD>mücmel: kısa, öz</TD><TD>müennes: dişi</TD></TR><TR><TD>müzekker: erkek</TD><TD>rahm-ı mâder: ana rahmi</TD></TR><TR><TD>rahmet: şefkat, merhamet, bağış</TD><TD>rasathane: gözlem evi</TD></TR><TR><TD>sair: diğer</TD><TD>suret: biçim, şekil</TD></TR><TR><TD>sıddık: çok doğru ve sadık</TD><TD>sırr-ı hikmet: herkesin bilmediği gizli sebep, gaye</TD></TR><TR><TD>tasarruf: faaliyet, istediği şekilde yönlendirme</TD><TD>tenkit: eleştiri</TD></TR><TR><TD>tâbi: bağlı</TD><TD>vakt-i nüzul: inme zamanı, yağmurun yağma zamanı</TD></TR><TR><TD>vasıtasız: aracısız</TD><TD>vücut: varlık</TD></TR><TR><TD>zâhirî: dış görünüşte</TD><TD>âhir: son</TD></TR><TR><TD>âyet: Kur’an’da yer alan her bir cümle</TD><TD>ıttıla: anlamak, bilgi sahibi olmak</TD></TR><TR><TD>şuâ: ışın, güçlü ışık</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 537 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 195

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>hicap oluyor. Fakat vücut, hayat, nur ve rahmette o perdeler konulmamış. Çünkü perdelerin sırr-ı hikmeti o işte cereyan etmiyor.

    Madem vücutta en mühim hakikat rahmet ve hayattır. Yağmur, hayata menşe ve medar-ı rahmet, belki ayn-ı rahmettir. Elbette vesâit perde olmayacak, kaide ve yeknesaklık dahi meşiet-i hassa-i İlâhiyeyi setretmeyecek. Tâ ki, her vakit, herkes, herşeyde şükür ve ubudiyete ve sual ve duaya mecbur olsun. Eğer bir kaide dahilinde olsaydı, o kaideye güvenip, şükür ve rica kapısı kapanırdı.

    Güneşin tulûunda ne kadar menfaatler olduğu malûmdur. Halbuki muttarid bir kaideye tâbi olduğundan, güneşin çıkması için dua edilmiyor ve çıkmasına dair şükür yapılmıyor. Ve ilm-i beşerî, o kaidenin yoluyla yarın güneşin çıkacağını bildiği için, gaipten sayılmıyor. Fakat yağmurun cüz’iyâtı bir kaideye tâbi olmadığı için, her vakit insanlar rica ve dua ile dergâh-ı İlâhiyeye ilticaya mecbur oluyorlar. Ve ilm-i beşerî vakt-i nüzulünü tayin edemediği için, sırf hazine-i rahmetten bir nimet-i hassa telâkki edip hakikî şükrediyorlar. İşte bu âyet, bu nokta-i nazardan yağmurun vakt-i nüzulünü Mugayyebât-ı Hamseye idhal ediyor.

    Rasathanelerdeki âletle bir yağmurun mukaddemâtını hissedip vaktini tayin etmek gaibi bilmek değil, belki gaipten çıkıp âlem-i şehadete takarrubu vaktinde bazı mukaddemâtına ıttıla suretinde bilmektir. Nasıl en hafî umur-u gaybiye vukua geldikte, veyahut vukua yakın olduktan sonra, hiss-i kablelvukuun bir nev’iyle bilinir. O gaybı bilmek değil, belki o, mevcudu veya mukarrebü’l-vücudu bilmektir. Hattâ ben kendi âsâbımda bir hassasiyet cihetiyle, yirmi dört saat evvel, gelecek yağmuru bazan hissediyorum. Demek yağmurun mukaddemâtı, mebâdileri var. O mebâdiler, rutubet nev’inden kendini gösteriyor, arkasından yağmurun geldiğini bildiriyor. Bu hal, aynen kaide gibi, ilm-i beşerin gaipten





    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Mugayyebât-ı Hamse: beş bilinmeyen; “Kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, kişinin yarın ne kazanacağını, rahimlerde olanı, kişinin nerede ve ne zaman öleceğini Allah’tan başka kimse bilemez.</TD><TD>ayn-ı rahmet: rahmetin tâ kendisi</TD></TR><TR><TD>cereyan etmek: dolaşmak, işlemek</TD><TD>cihet: yön</TD></TR><TR><TD>cüz’iyât: bir bütünün parçaları, kısımları</TD><TD>dergâh-ı İlâhiye: Allah’ın yüce katı</TD></TR><TR><TD>dua: Allah’a yalvarma</TD><TD>gaip: görünmeyen, bilinmeyen</TD></TR><TR><TD>hafî: gizli</TD><TD>hakikat: bir şeyin gerçek yönü</TD></TR><TR><TD>hakikî: asıl, gerçek</TD><TD>hazine-i rahmet: Allah’ın rahmet hazinesi</TD></TR><TR><TD>hicap olma: perde olma</TD><TD>hiss-i kablelvuku: bir şeyi olmadan önce hissetme duygusu</TD></TR><TR><TD>idhal: içine alma</TD><TD>ilm-i beşer: insanlığın ortaya çıkardığı ilim</TD></TR><TR><TD>iltica: sığınma</TD><TD>ithal etmek: dahil etmek, içine katmak</TD></TR><TR><TD>kaide: düstur, prensip</TD><TD>malûm: bilinen</TD></TR><TR><TD>mebâdi: başlangıçlar, belirtiler</TD><TD>medar-ı rahmet: rahmet kaynağı</TD></TR><TR><TD>menfaat: fayda, yarar</TD><TD>menşe: kaynak</TD></TR><TR><TD>mevcud: varlık</TD><TD>meşiet-i hassa-i İlâhiye: Allah’ın hususî dilemesi</TD></TR><TR><TD>mukaddemât: ön belirtiler</TD><TD>mukarrebü’l-vücud: olması yakın</TD></TR><TR><TD>muttarid: düzenli, intizamlı</TD><TD>nev’: çeşit, tür</TD></TR><TR><TD>nimet-i hassa: özel nimet</TD><TD>nokta-i nazar: bakış açısı</TD></TR><TR><TD>rahmet: şefkat, merhamet</TD><TD>rasathane: gözlem evi</TD></TR><TR><TD>rica: ümit</TD><TD>setretmek: örtmek</TD></TR><TR><TD>sual: isteme</TD><TD>suret: biçim, şekil</TD></TR><TR><TD>sırr-ı hikmet: bir şeyin içinde gizli olan gerçek</TD><TD>takarrub: yakınlaşma</TD></TR><TR><TD>tayin etmek: belirlemek</TD><TD>telâkki etmek: kabul etmek, algılamak</TD></TR><TR><TD>tulû etmek: doğmak</TD><TD>ubudiyet: kulluk</TD></TR><TR><TD>umur-u gaybiye: gaybî, bilinmeyen şeyler</TD><TD>vakt-i nüzul: inme vakti</TD></TR><TR><TD>vesâit: vasıtalar, araçlar</TD><TD>vuku bulmak: gerçekleşmek, meydana gelmek</TD></TR><TR><TD>vücut: varlık</TD><TD>yeknesak: tekdüze, monoton</TD></TR><TR><TD>âlem-i şehadet: görünen âlem</TD><TD>âsâb: sinirler</TD></TR><TR><TD>âyet: Kur’ân’da yer alan her bir cümle</TD><TD>ıttıla: haberdar olma, gözlemleme</TD></TR><TR><TD>şükür: Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme</TD></TR></TBODY></TABLE>

    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 537 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 196

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>çıkıp daha şehadete girmeyen umura vusule bir vesile olur. Fakat daha âlem-i şehadete ayak basmayan ve meşiet-i hassa ile rahmet-i hassadan çıkmayan yağmurun vakt-i nüzulünü bilmek, ilm-i Allâmü’l-Guyûba mahsustur.

    Kaldı ikinci mesele: Röntgen şuâıyla rahm-ı mâderdeki çocuğun erkek ve dişisini bilmekle 1 وَيَعْلَمُ مَا فِى اْلاَرْحَامِ âyetinin meâl-i gaybîsine münâfi olamaz. Çünkü, âyet yalnız zükûret ve ünûset keyfiyetine değil, belki o çocuğun acip istidad-ı hususîsi ve istikbalde kesb edeceği vaziyetine medar olan mukadderât-ı hayatiyesinin mebâdileri, hattâ simasındaki gayet acip olan sikke-i samediyet muraddır ki, çocuğun o tarzda bilinmesi, ilm-i Allâmü’l-Guyûba mahsustur.2 Yüz bin röntgen-misal fikr-i beşerî birleşse, yine o çocuğun umum efrad-ı beşeriyeye karşı birer alâmet-i farikası bulunan yalnız hakikî sima-yı veçhiyesini keşfedemez. Nerede kaldı ki, sima-yı veçhîsinden yüz defa daha harika olan, istidadındaki sima-yı mânevîyi keşfedebilsin!

    Başta dedik ki: Vücut ve hayat ve rahmet, bu kâinatta en mühim hakikatlerdir ve en mühim makam onlarındır. İşte onun için, o câmi hakikat-i hayatiye, bütün incelikleriyle ve dekaikiyle irade-i hassaya ve rahmet-i hassaya ve meşiet-i hassaya bakmalarının bir sırrı şudur ki:

    Hayat, bütün cihazatıyla ve cihâtıyla şükür ve ubudiyet ve tesbihin menşe ve medarı olduğundandır ki, irade-i hassaya hicap olan yeknesaklık ve kaidelik ve rahmet-i hassaya perde olan vesâit-i zâhiriye konulmamıştır. Cenâb-ı Hakkın, rahm-ı mâderdeki çocukların sima-yı maddî ve mânevîlerinde iki cilvesi var:



    Not
    Dipnot-1 “Rahimlerde olanı da O bilir.” Lokman Sûresi, 31:34.

    Dipnot-2 bk. Buhârî, Bed’ül-halk: 6, Enbiyâ: 1; Müslim, Kader: 1.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>acip: hayret verici</TD><TD>alâmet-i farika: ayırt edici işaret</TD></TR><TR><TD>cihazat: cihazlar, âletler</TD><TD>cihât: cihetler, yönler</TD></TR><TR><TD>cilve: görünme, yansıma</TD><TD>câmi: kapsamlı, içine alan</TD></TR><TR><TD>dekaik: incelikler</TD><TD>efrad-ı beşeri: insanlığı oluşturan fertler</TD></TR><TR><TD>fikr-i beşerî: insanlara ait düşünce</TD><TD>hakikat: doğru gerçek</TD></TR><TR><TD>hakikat-i hayatiye: hayatın içinde gizli olan gerçek</TD><TD>hakikî: asıl, gerçek</TD></TR><TR><TD>hicap: perde</TD><TD>ilm-i Allâmü’l-Guyûb: gayb âlemini ve herşeyi bilen ve kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan Allah’ın ilmi</TD></TR><TR><TD>irade-i hassa: özel irade, Allah’ın özel iradesi</TD><TD>istidad: kabiliyet</TD></TR><TR><TD>istidad-ı hususî: özel yetenek</TD><TD>istikbal: gelecek</TD></TR><TR><TD>kaide: kural, prensip</TD><TD>kesb: kazanma</TD></TR><TR><TD>keyfiyet: özellik, nitelik</TD><TD>kâinat: evren</TD></TR><TR><TD>makam: derece, yer</TD><TD>mebâdi: başlangıçlar, belirtiler</TD></TR><TR><TD>medar: dayanak noktası, kaynak, sebep</TD><TD>menşe: kaynak</TD></TR><TR><TD>meâl-i gaybî: gayba ait anlam, gizlilik anlamı</TD><TD>meşiet-i hassa: sadece Allah’a ait olan dileme</TD></TR><TR><TD>mukadderât-ı hayatiye: kader kalemiyle yazılmış hayat programı, alın yazısı</TD><TD>murad: kast edilen, istenen</TD></TR><TR><TD>mühim: önemli</TD><TD>münâfi: aykırı, zıt</TD></TR><TR><TD>rahm-ı mâder: anne rahmi</TD><TD>rahmet: şefkat, merhamet</TD></TR><TR><TD>rahmet-i hassa: Allah’ın yarattığı varlıklara karşı gösterdiği özel şefkati</TD><TD>röntgen-misal: röntgen gibi</TD></TR><TR><TD>sikke-i samediyet: hiç kimseye muhtaç olmayan ve herşey Kendisine muhtaç olan Allah’a ait özel mühür</TD><TD>sima: yüz</TD></TR><TR><TD>sima-yı maddî ve mânevî: görünen ve görünmeyen yüz</TD><TD>sima-yı mânevî: mânevî yüz</TD></TR><TR><TD>sima-yı veçhî: yüzün görünüşü, yüz hatları</TD><TD>tesbih: Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma</TD></TR><TR><TD>ubudiyet: kulluk</TD><TD>umum: bütün, genel</TD></TR><TR><TD>umur: işler</TD><TD>vakt-i nüzul: inme vakti</TD></TR><TR><TD>vesile: aracı</TD><TD>vesâit-i zâhirî: dış görünüşte işleyen araçlar</TD></TR><TR><TD>vücut: varlık, var olmak</TD><TD>vüsul: kavuşma, erişme</TD></TR><TR><TD>yeknesak: tekdüze olmak, monotonluk</TD><TD>zükûret: erkeklik</TD></TR><TR><TD>âlem-i şehadet: görünen âlem</TD><TD>âyet: Kur’ân’da yer alan her bir cümle</TD></TR><TR><TD>ünûset: dişilik</TD><TD>şehadet: görünen âlem</TD></TR><TR><TD>şuâ: ışın</TD><TD>şükür: Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 537 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 197

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>Birisi: Vahdetini ve ehadiyetini ve samediyetini gösterir ki, o çocuk âzâ-yı esasîde ve cihazat-ı insaniyenin envâında sair insanlarla muvafık ve mutabık olduğu cihetle, Hâlık ve Sâniinin vahdetine şehadet ediyor. O cenîn bu lisanla bağırıyor ki: “Bana bu sima ve âzâyı veren kim ise, bütün esasat-ı âzâda bana benzeyen bütün insanların sânii dahi Odur. Ve hem bütün zîhayatın sânii Odur.”
    İşte, rahm-ı mâderdeki cenînin bu lisanı, gaybî değil, kaideye ve ıttırada ve nev’ine tâbi olduğu için malûmdur, bilinebilir, âlem-i şehadettir. Âlem-i gayba girmiş bir daldır ve bir dildir.
    İ
    kinci cihet: Sima-yı istidadiye-i hususiyesi ve sima-yı veçhiye-i şahsiyesi lisanıyla Sâniinin ihtiyarını, iradesini ve meşietini ve rahmet-i hassasını ve hiçbir kayıt altında olmadığını, bağırıp gösteriyor. Fakat bu lisan gaybü’l-gaybdan geliyor. İlm-i Ezelîden başkası, kablelvücut bunu göremiyor ve ihata edemiyor. Rahm-ı mâderde iken bu simanın binde bir cihazatı, görünmekle bilinmiyor!

    Elhasıl: Cenînin sima-yı istidadîsinde ve sima-yı veçhiyesinde hem delil-i vahdâniyet var, hem ihtiyar ve irade-i İlâhiyenin hücceti vardır. Eğer Cenâb-ı Hak muvaffak etse, Mugayyebât-ı Hamseye dair bazı nükteler yazılacaktır. Şimdilik bundan fazla vaktim ve halim müsaade etmedi; hâtime veriyorum.

    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى 1
    Said Nursî






    Not
    Dipnot-1 Bâkî olan sadece Odur.





    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Hâlık: her şeyi yaratan Allah</TD><TD>Mugayyebât-ı Hamse: beş bilinmeyen; “Kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, kişinin yarın ne kazanacağını, rahimlerde olanı, kişinin nerede ve ne zaman öleceğini Allah’tan başka kimse bilemez.</TD></TR><TR><TD>Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)</TD><TD>Sâni: her şeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah</TD></TR><TR><TD>cenîn: anne rahmindeki bebek</TD><TD>cihazat: cihazlar, organlar</TD></TR><TR><TD>cihazat-ı insaniye: insana ait cihazlar, organlar</TD><TD>cihet: taraf, yön</TD></TR><TR><TD>delil-i vahdâniyet: Allah’ın birliğini ilan eden delil</TD><TD>ehadiyet: Allah’ın birliğinin her bir varlıkta görünmesi</TD></TR><TR><TD>elhasıl: özet olarak</TD><TD>envâ: neviler, türler</TD></TR><TR><TD>esasat-ı âzâ: temel organlar</TD><TD>gaybî: bilinmeyen, gayba ait olan</TD></TR><TR><TD>gaybü’l-gayb: gayb âleminden de ötede bulunan gizli âlem</TD><TD>hâtime vermek: sona erdirmek</TD></TR><TR><TD>hüccet: güçlü ve sarsılmaz delil</TD><TD>ihata etmek: içine almak, kapsamak</TD></TR><TR><TD>ihtiyar: seçme, tercih etme</TD><TD>ilm-i Ezelî: Cenab-ı Hakk’ın ezelden beri var olan sonsuz ilmi</TD></TR><TR><TD>irade-i İlâhiye: Allah’ın iradesi, dilemesi</TD><TD>kablelvücut: var olmadan önce</TD></TR><TR><TD>kaide: kural, prensip</TD><TD>lisan: dil</TD></TR><TR><TD>malûm: bilinen</TD><TD>meşiet: istek, dilemek</TD></TR><TR><TD>mutabık: uygun</TD><TD>muvaffak etmek: başarmasını sağlamak</TD></TR><TR><TD>muvafık: uyumlu</TD><TD>nev’i: çeşit</TD></TR><TR><TD>nev’iyet: aynı türden olmak</TD><TD>nükte: ince anlamlı söz</TD></TR><TR><TD>rahm-ı mâder: anne karnı</TD><TD>rahmet-i hassa: Allah’ın yarattığı varlıklara karşı gösterdiği özel şefkati</TD></TR><TR><TD>sair: diğer</TD><TD>samediyet: Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp her şeyin Ona muhtaç olması</TD></TR><TR><TD>sima: yüz</TD><TD>sima-yı istidadiye-i hususiye: bir insanda özel yeteneklerin oluşturduğu yüz</TD></TR><TR><TD>sima-yı istidadî: yetenek ve kabiliyet yüzü</TD><TD>sima-yı veçhiye: yüzün görünüşü, yüz hatları</TD></TR><TR><TD>sima-yı veçhiye-i şahsiye: her bir insanın kendisine has yüzü, çehresi</TD><TD>tâbi: bağlı</TD></TR><TR><TD>vahdet: Allah’ın birliğinin bütün varlıklarda görülmesi</TD><TD>zîhayat: canlı</TD></TR><TR><TD>âlem-i gayb: gayb âlemi, görünmeyen âlem</TD><TD>âlem-i şehadet: görünen alem</TD></TR><TR><TD>âzâ: uzuvlar, organlar</TD><TD>âzâ-yı esasî: temel organlar</TD></TR><TR><TD>ıttırad: belli bir kanun çerçevesinde düzenli olma</TD><TD>şehadet: şahitlik</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 537 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 198

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>
    اسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2

    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَعَلٰۤى اِخْوَانِكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ 3

    Aziz, sıddık, meraklı kardeşim Re’fet Bey,

    Mektubunda Letâif-i Aşereyi sual ediyorsun. Şimdi tarikatı ders vermek zamanında olmadığımdan, tarîk-i Nakşî muhakkiklerinin Letâif-i Aşereye dair eserleri var. Şimdilik vazifemiz ise istihrac-ı esrar-ı Kur’ânî olduğundan, mevcud mesâili nakil değildir. Gücenme, tafsilat veremiyorum. Yalnız bu kadar derim ki; Letâif-i Aşere; İmam-ı Rabbanî: kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ, insanda anâsır‑ı erbaanın herbir unsurdan o unsura münasip bir lâtife-i insaniye tâbir ederek seyr-i sülûkta her mertebede bir lâtifenin terakkiyatı ve ahvâlinden icmâlen bahsetmiştir.

    Ben kendimce görüyorum ki, insanın mâhiyet-i câmiasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letâif var, onlardan on tanesi iştihar etmiş. Hattâ hükemâ ve ulemâ-yı zâhirî dahi, o Letâif-i Aşerenin pencereleri veyahut nümuneleri olan havass-ı hamse-i zâhirî, havass-ı hamse-i bâtına diye o Letâif-i Aşereyi başka bir surette hikmetlerine esas tutmuşlar. Hattâ avam ve havas beyninde taaruf etmiş olan insanın letâif-i aşeresi, ehl-i tarikın letâif-i aşeresiyle münasebettardır. Meselâ, vicdan, âsab, his, akıl, hevâ, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye gibi letâifi; kalp, ruh ve sırra ilâve edilse Letâif-i Aşereyi başka bir surette gösterir. Daha bu letâiften başka sâika, şâika ve hiss-i kablel’l-vuku gibi çok letâif var. Bu meseleye dair hakikat yazılsa, çok uzun olur, vaktim de kısa olduğundan kısa kesmeye mecbur oldum.


    Not
    Dipnot-1 Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

    Dipnot-2 “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

    Dipnot-3 Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima kardeşlerinizin ve sizin üzerinize olsun.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Letâif-i Aşere: insandaki on duygu</TD><TD>Re’fet: (bk. bilgiler – Re’fet Barutçu)</TD></TR><TR><TD>ahfâ: çok gizli</TD><TD>ahvâl: haller, davranışlar</TD></TR><TR><TD>anâsır-ı erbaa: dört temel unsur; toprak, hava, su, ateş</TD><TD>avam: halk tabakası, halktan ilmi az olan kesim</TD></TR><TR><TD>aziz: çok değerli, izzetli</TD><TD>beyninde: arasında</TD></TR><TR><TD>ehl-i tarik: tarikata mensup olanlar</TD><TD>hafî: gizli</TD></TR><TR><TD>havas: seçkin insanlar, bilgiler</TD><TD>havass-ı hamse-i bâtına: kalbe bağlı beş duyu</TD></TR><TR><TD>havass-ı hamse-i zâhirî: görünen beş duyu organı</TD><TD>hevâ: gelip geçici arzu ve istekler</TD></TR><TR><TD>hikmet: felsefe ilmi</TD><TD>hiss-i kablelvuku: birşeyi olmadan önce hissetme duyusu</TD></TR><TR><TD>hükemâ ve ulemâ-yı zâhirî: zahire ve dış görünüşe göre hüküm veren alimler ve filozoflar</TD><TD>icmâlen: kısaca</TD></TR><TR><TD>istidad-ı hayatiye: hayatı sürdüren yetenekler</TD><TD>istihrac-ı esrar-ı Kur’ânî: Kur’ân’ın ince sırlarını keşfedip ortaya çıkarmak</TD></TR><TR><TD>iştihar etmek: meşhur olmak</TD><TD>kuvve-i şeheviye ve gadabiye: dünya zevklerine istek duygusu ve zararlı şeyleri defetmeye sevk eden hiddetlenme hissi</TD></TR><TR><TD>letâif: lâtifeler, duyular</TD><TD>lâtife: ince duygu</TD></TR><TR><TD>lâtife-i insani: insanda bulunan lâtif duygulardan birisi</TD><TD>mertebe: derece</TD></TR><TR><TD>mesâil: meseleler</TD><TD>mevcud: var olan</TD></TR><TR><TD>muhakkik: gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen</TD><TD>mâhiyet-i câmia: çok geniş kapsamlı yapı</TD></TR><TR><TD>münasebettar: ilgili, bağlantılı</TD><TD>nakil: aktarma, anlatma</TD></TR><TR><TD>seyr-i sülûk: mânevî makamlarda ruh ile yapılan seyir ve seyahat</TD><TD>suret: biçim, görünüş</TD></TR><TR><TD>sâika: insanı belli bir yöne sevk eden duyu</TD><TD>sıddık: çok doğru ve sadık</TD></TR><TR><TD>taarruf etmek: yaygın olarak bilinmek</TD><TD>tafsilat: ayrıntılar</TD></TR><TR><TD>tarikat: tasavvuf yolunu gösteren ve mânevî ilerlemeyi sağlayan yol</TD><TD>tarîk-i Nakşî: Nakşibendî tarikati</TD></TR><TR><TD>terakkiyat: bir hedefe yönelik ilerlemeler</TD><TD>tâbir etmek: ifade etme, adlandırma</TD></TR><TR><TD>âsab: sinirler</TD><TD>İmam-ı Rabbanî: (bk. bilgiler)</TD></TR><TR><TD>şâika: insanı belli bir yöne teşvik eden duyu</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 537 + 37872

    Cevap: On Altıncı Lem'a - Sayfa 199

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>Senin ikinci sualin olan, mânâ-yı ismî ile mânâ-yı harfînin bahsi ise, ilm-i nahvin umum kitapları başlarında o mesele izah edildiği gibi ilm-i hakikatın Sözler ve Mektuplar namındaki risalelerinde temsilâtla kâfi beyânat vardır. Senin gibi zekî ve müdakkik bir zâta karşı fazla izahat fazla oluyor. Sen âyineye baksan, eğer âyineyi şişe için bakarsan şişeyi kasden görürsün, içinde Re’fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir. Eğer maksad, mübarek sîmanıza bakmak için âyineye baktın, sevimli Re’fet’i kasden görürsün.

    1 فَتَبَارَكَ اللهُ اَحْسَنُ الْخَالِقِينَ dersin. Âyine şişesi tebeî, dolayısıyla nazarın ilişir.
    İşte birinci sûrette âyine şişesi mânâ-yı ismîdir. Re’fet mânâ-yı harfî oluyor. İkinci surette âyine şişesi mânâ-yı harfîdir, yani kendi için ona bakılmıyor, başka mânâ için bakılır ki akistir. Akis mânâ‑yı ismîdir. Yâni

    2 دَلَّ عَلٰى مَعْنًى فِىنَفْسِهِ olan târif-i isme bir cihette dahildir. Ve âyine ise
    3 دَلَّ عَلٰى مَعْنًى فِىغَيْرِهِ olan harfin târifine mâsadak olur. Kâinat nazar-ı Kur’ânî ile bütün mevcudatı huruftur, mânâ-yı harfiyle başkasının mânâsını ifade ediyorlar. Yâni, esmâsını, sıfâtını bildiriyorlar. Ruhsuz felsefe ekseriya mânâ-yı ismiyle bakıyor, tabiat bataklığına saplanıyor. Her ne ise... Şimdi çok konuşmaya vaktim yoktur. Hatta Fihriste’nin en kolay, en mühim, en âhir parçasını dahi yazamıyorum. Senin ders arkadaşların, bilhassa Hüsrev, Bekir, Rüşdü, Lütfü, Şeyh Mustafa, Hâfız Ahmed, Sezâi, Mehmedler, Hocalara selâm ve mübarek hânende mübarek mâsumlara dua ediyorum.


    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى 4
    Kardeşiniz Said Nursî







    Not
    Dipnot-1 “Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah’ın şânı ne yücedir!” Mü’minûn Sûresi, 23:14.

    Dipnot-2 Kendi içinde var olan mânâya delalet eder.

    Dipnot-3 Başkasında var olan mânâya delalet eder.

    Dipnot-4 Bâkî olan sadece Odur.





    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Bekir: (bk. bilgiler – Bekir Bey)</TD><TD>Hâfız Ahmed: (bk. bilgiler – Muhacir Hafız Ahmet)</TD></TR><TR><TD>Hüsrev: (bk. bilgiler – Hüsrev Altınbaşak)</TD><TD>Lütfü: (bk. bilgiler – Abdullah Lütfi Özerdem)</TD></TR><TR><TD>Re’fet: (bk. bilgiler – Re’fet Barutçu)</TD><TD>Rüşdü: (bk. bilgiler – Süleyman Rüştü Çakın)</TD></TR><TR><TD>Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)</TD><TD>akis: yansıma</TD></TR><TR><TD>beyânat: açıklamalar</TD><TD>cihet: taraf, yön</TD></TR><TR><TD>esmâ: isimler</TD><TD>fihriste: özet, bir kitabın içindekiler bölümü, Risale-i Nur’da yer alan bir risale</TD></TR><TR><TD>huruf: harfler</TD><TD>ilm-i hakikat: hakikat ilmi</TD></TR><TR><TD>ilm-i nahv: Arapça gramer ilmi</TD><TD>izahat: açıklamalar</TD></TR><TR><TD>kasden: kasıtlı olarak</TD><TD>mevcudat: varlıklar</TD></TR><TR><TD>mânâ-yı harfî: bir şeyin kendisini değil de san’atkârını, sahibini bildirip tanıtan anlamı</TD><TD>mânâ-yı ismî: bir şeyin bizzat kendisine bakan ve kendisini tanıtan anlamı</TD></TR><TR><TD>mâsadak: bir söz veya hükmü doğrulayan husus, doğrulayıcı</TD><TD>mâsumlar: günahsız çocuklar</TD></TR><TR><TD>mübarek: bereketli, değerli</TD><TD>müdakkik: dikkatlice araştıran</TD></TR><TR><TD>nazar: bakış</TD><TD>nazar-ı Kur’ânî: Kur’ân’ın bakış açısı</TD></TR><TR><TD>risaleler: Risale-i Nur’u oluşturan bölümler</TD><TD>sima: yüz</TD></TR><TR><TD>suret: şekil</TD><TD>tebeî: başka bir şeye tabi olan, dolaylı</TD></TR><TR><TD>temsilât: kıyaslama tarzında yapılan benzetmeler, analoji</TD><TD>târif-i isim: ismin tanımı</TD></TR><TR><TD>umum: bütün</TD><TD>âhir: son</TD></TR><TR><TD>Şeyh Mustafa: (bk. bilgiler – Mustafa Üstün)</TD></TR></TBODY></TABLE>
    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •