Sayfa 2/2 İlkİlk 12
12 sonuçtan 11 ile 12 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 535 + 37872

    Cevap: On İkinci Lem'a - Sayfa 130

    Daha geniş fikirli bir tabaka-i beşeriye, yıldızlarla yaldızlanıp bütün görünen gökleri bir semâ sayıp, onu bu dünyanın semâsıdır diyerek, bundan başka altı tabaka-i semâvat var olduğunu fehmeder.
    Ve nev-i beşerin yedinci tabakası ve en yüksek taifesi ise, semâvât-ı seb’ayı âlem-i şehadete münhasır görmüyor; belki avâlim-i uhreviye ve gaybiye ve dünyeviye ve misaliyenin birer muhit zarfı ve ihatalı birer sakfı olan yedi semâvâtın var olduğunu fehmeder.

    Ve hâkezâ, bu âyetin külliyetinde, mezkûr yedi kat tabakanın yedi kat mânâları gibi daha çok cüz’î mânâları vardır. Herkes fehmine göre hissesini alır ve o mâide-i semâviyeden herkes rızkını bulur.
    Madem o âyetin böyle pek çok sadık mâsadakları var. Şimdiki akılsız feylesofların ve serseri kozmoğrafyalarının, inkâr-ı semâvât bahanesiyle böyle âyete taarruz etmesi, haylâz ahmak çocukların semâvâttaki yıldızlara bir yıldızı düşürmek niyetiyle taş atmasına benzer. Çünkü âyetin mânâ-yı küllîsinden birtek mâsadak sadıksa, o küllî mânâ sadık ve hak olur. Hattâ vâkide bulunmayan, fakat umumun lisanında mütedâvil bulunan bir ferdi, umumun efkârını mürâât için o küllîde dahil olabilir. Halbuki, hak ve hakikî çok efradını gördük. Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak: Nasıl bu iki fen hata ederek, hak ve hakikat ve sadık olan küllî mânâdan gözlerini yumup ve çok sadık olan mâsadakları görmeyerek hayalî bir acip ferdi, mânâ-yı âyet tevehhüm ederek âyete taş attılar, kendi başlarını kırdılar, imanlarını uçurdular!

    Elhasıl: Kıraat-ı seb’a,1 vücuh-u seb’a ve mucizât-ı seb’a ve hakaik-i seb’a ve erkân-ı seb’a üzerine nâzil olan Kur’ân semâsının o yedişer tabakalarına cin ve



    Not
    Dipnot-1 bk. Buhârî, Fezâilü’l-Kurân: 5, 27, Tevhîd: 53; Müslim, Salâtü’l-misâfirîn: 270; Tirmizî, Kırâat: 2.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>acip: hayret verici</TD><TD>ahmak: akılsız</TD></TR><TR><TD>avâlim-i dünyeviye: dünyadaki âlemler</TD><TD>avâlim-i gaybiye: bilinmeyen ve görünmeyen âlemler</TD></TR><TR><TD>avâlim-i misaliye: bütün varlıkların yansımasının bulunduğu âlemler</TD><TD>avâlim-i uhreviye: âhiret âlemleri</TD></TR><TR><TD>cüz’î: ferdî, küçük, dar kapsamlı</TD><TD>efkâr: fikirler, düşünceler</TD></TR><TR><TD>efrad: fertler, bireyler</TD><TD>elhasıl: kısaca, özetle</TD></TR><TR><TD>erkân-ı seb’a: yedi temel</TD><TD>fehm: anlayış, kavrayış</TD></TR><TR><TD>filozof: felsefeci</TD><TD>hak: doğru gerçek</TD></TR><TR><TD>hakaik-i seb’a: yedi hakikat</TD><TD>hayalî: hayale dayalı</TD></TR><TR><TD>haylâz: yaramaz</TD><TD>hâkezâ: bunun gibi</TD></TR><TR><TD>ihata: içine alma, kapsama</TD><TD>inkâr-ı semâvât: gökyüzündeki tabakaları kabul etmeme</TD></TR><TR><TD>kozmoğrafya: astronomi, gök bilimi</TD><TD>külliyet: kapsamlılık, genellik</TD></TR><TR><TD>kıraat-ı seb’a: Kur’ân’ın yedi türlü okunuş şekli</TD><TD>lisan: dil</TD></TR><TR><TD>mezkûr: adı geçen</TD><TD>mucizât-ı seb’a: yedi mucize</TD></TR><TR><TD>muhit: herşeyi içine alan, kuşatan</TD><TD>mâide-i semâviye: Allah tarafından kullarına sunulan mânevî sofra</TD></TR><TR><TD>mânâ: anlam</TD><TD>mânâ-yı küllî: geniş kapsamlı mânâ</TD></TR><TR><TD>mânâ-yı âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesinin ifade ettiği anlam</TD><TD>mâsadak: bir söz veya hükmü doğrulayan husus, doğrulayıcı</TD></TR><TR><TD>münhasır: sınırlı</TD><TD>mürâât: gözetme, dikkate alma</TD></TR><TR><TD>mütedâvil: dilden dile dolaşan</TD><TD>nev-i beşer: insanlık</TD></TR><TR><TD>nâzil olan: inen</TD><TD>sadık: doğru</TD></TR><TR><TD>sakf: çatı, tavan</TD><TD>semâ: gökyüzü</TD></TR><TR><TD>semâvât: gökler</TD><TD>semâvât-ı seb’a: yedi kat gök</TD></TR><TR><TD>sermest: başı dönmüş, kendinden geçmiş</TD><TD>taarruz etmek: karşı çıkmak</TD></TR><TR><TD>tabaka: kat, sınıf</TD><TD>tabaka-i beşeriye: insanların ayrıldığı sınıfların her biri</TD></TR><TR><TD>tabaka-i semâvât: gökyüzü tabakaları</TD><TD>taife: grup, topluluk</TD></TR><TR><TD>tevehhüm etme: sanma, kuruntuya kapılma</TD><TD>umum: genel</TD></TR><TR><TD>vâki: gerçekleşmiş</TD><TD>vücuh-u seb’a: yedi vecih; Kur’ân’ın yedi türlü okunuş şekli</TD></TR><TR><TD>âlem-i şehadet: gözle gördüğümüz âlem</TD><TD>âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesi</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 535 + 37872

    Cevap: On İkinci Lem'a - Sayfa 131

    şeyâtîn hükmündeki itikadsız maddî fikirler çıkamadıklarından, âyâtın nücumunda ne var, ne yok bilmeyip, yalan ve yanlış haber verirler. Ve onların başlarına o âyâtın nücumundan mezkûr tahkikat gibi şahaplar inerler ve onları yakarlar.

    Evet, cin fikirli feylesofların felsefesiyle o semâvât-ı Kur’âniyeye çıkılmaz. Belki, âyâtın yıldızlarına, hikmet-i hakikiyenin miracıyla ve iman ve İslâmiyetin kanatlarıyla çıkılabilir.


    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى شَمْسِ سَمَاۤءِ الرِّسَالَةِ وَقَمَرِ فَلَكِ النُّبُوَّةِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ نُجُومِ الْهُدٰى لِمَنِ اهْتَدٰى 1

    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 2

    اَللّٰهُمَّ يَارَبَّ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ زَيِّنْ قُلُوبَ كَاتِبِ هٰذِهِ
    الرِّسَالَةِ وَرُفَقَائِهِ بِنُجوُمِ حَقَائِقِ الْقُرْاٰنِ وَاْلاِيمَانِ اٰمِينَ 3







    Not
    Dipnot-1 Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet feleğinin ayı olan zât ile, doğru yola erişenlerin hidayet yıldızları olan âl ve ashabına salât et.
    Dipnot-2 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.

    Dipnot-3 Ey göklerin ve yerin Rabbi olan Allahım! Bu risalenin kâtibi ile arkadaşlarının kalblerini Kur’ân hakikatlerinin yıldızlarıyla süslendir. Âmin.





    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>feylesof: filozof, felsefeci</TD><TD>hikmet-i hakikiye: felsefenin karşısında Kur’ân’ın koyduğu gerçek hikmet</TD></TR><TR><TD>itikadsız: inançsız</TD><TD>maddî: maddeyle alâkalı</TD></TR><TR><TD>mezkûr: adı geçen</TD><TD>miraç: yükseliş</TD></TR><TR><TD>nücum: yıldızlar</TD><TD>semâvât-ı Kur’âniye: Kur’ân’ın yüce makam ve dereceleri</TD></TR><TR><TD>tahkikat: araştırmalar</TD><TD>âyât: âyetler</TD></TR><TR><TD>şahap: göktaşı, meteor</TD><TD>şeyâtin: şeytanlar</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •