Sayfa 2/2 İlkİlk 12
16 sonuçtan 11 ile 16 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yedinci Lem'a - Sayfa 70

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>Bedir, Rıdvan gibi mümtaz zevâta işaret ederek, وَحَسُنَ اُولٰۤئِكَ رَفِيقًا 1 cümlesiyle, mânâ-yı sarihiyle onların ittibâına teşvik ve Tâbiînlerdeki tebaiyeti çok müşerref ve güzel göstermekle, mânâ-yı işarîsiyle Hulefâ-i Erbaanın beşincisi olarak ve 2 اِنَّ الْخِلاَفَةَ بَعْدِى ثَلاَثُونَ سَنَةً hadis-i şerifin hükmünü tasdik ettiren, müddet-i hilâfeti azlığıyla beraber kıymetini azîm göstermek için o mânâ-yı işarîsiyle Hazret-i Hasan Radıyallahu Anhı gösterir.

    Elhasıl, Sûre-i Feth’in âhirki âyeti Hulefâ-i Erbaaya baktığı gibi, bu âyet dahi, teyiden, ihbar-ı gayb nev’inden onların istikbaldeki vaziyetlerine kısmen işaret suretiyle bakar. İşte, Kur’ân’ın envâ-ı i’câzından olan ihbar-ı gayb nev’inin lemeât-ı i’câziyesi âyât-ı Kur’âniyede o kadar çoktur ki, hasra gelmez. Ehl-i zâhirin kırk elli âyete hasretmeleri, nazar-ı zâhirî iledir. Hakikatte ise binden geçer. Bazan bir âyette dört beş vecihle ihbar-ı gaybî bulunur.


    رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَاۤ اِنْ نَسِينَاۤ اَوْ اَخْطَاْنَا3
    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 4





    Not
    Dipnot-1 “Ve bunların arkadaşlıkları ne güzeldir.” Nisâ Sûresi, 4:69.
    Dipnot-2 “Hilâfet benden sonra otuz sene devam edecek, ondan sonra saltanat şekline girecektir.” el-Münâviî, Feyzü’l-Kadîr: c.3 s.509; İbnu Abdilber, et-Temhîd: c.8 s.67. Ayrıca bk.: Tirmizî, Fiten: 48; Müsned, 5:220, 221; el-Elbânî, Sahîhu Câmiu’s-Sağîr, no: 3336.

    Dipnot-3 “Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.

    Dipnot-4 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.



    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Bedir: (bk. bilgiler – Gazve-i Bedir)</TD><TD>Hazret-i Hasan: [bk. bilgiler – Hasan (r.a.)]</TD></TR><TR><TD>Hulefâ-i Erbaa: ilk dört halife [bk. Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a.), Hz. Ali (r.a.); ḫ-l-f]</TD><TD>Radıyallahu Anh: Allah ondan razı olsun</TD></TR><TR><TD>Rıdvan: (bk. bilgiler – Ashab-ı Rıdvan)</TD><TD>Sûre-i Feth: Fetih Sûresi, Kur’ân-ı Kerimin 48. sûresi</TD></TR><TR><TD>azîm: büyük</TD><TD>ehl-i zâhir: sadece dış görünüşe göre hüküm verenler</TD></TR><TR><TD>elhasıl: özetle</TD><TD>envâ-ı i’câz-ı Kur’ân: Kur’ân’ın çeşitli mu’cizelik özellikleri</TD></TR><TR><TD>hadis-i şerif: Peygamberimize ait söz, fiil, davranış veya onun onayladığı başkasına ait söz, fiil ve davranışlar</TD><TD>hakikat: gerçek mâhiyet</TD></TR><TR><TD>hasr: sınırlandırma</TD><TD>ihbar-ı gaybî: bilinmeyen ve görünmeyen şeyler hakkında haber verme</TD></TR><TR><TD>istikbal: gelecek zaman</TD><TD>ittibâ: uyma, tabi olma</TD></TR><TR><TD>lemeât-ı i’câziye: Kur’ân’daki mu’cizelik parıltıları</TD><TD>mânâ-yı sarih: açıkça anlaşılabilen anlam</TD></TR><TR><TD>müddet-i hilâfet: halifelik süresi</TD><TD>mümtaz: seçkin, üstün </TD></TR><TR><TD>nazar-ı zâhirî: dış görünüşü dikkate alan bakış açısı</TD><TD>nev’i: çeşit</TD></TR><TR><TD>suret: biçim, görünüş</TD><TD>tasdik etmek: onaylamak</TD></TR><TR><TD>tebaiyet etmek: tabi olmak, uymak</TD><TD>teyiden: destekleyerek</TD></TR><TR><TD>tâbiîn: Hz. Peygamberin (a.s.m.) ashabıyla görüşmüş, onlardan ders almış nesil</TD><TD>vecih: yön</TD></TR><TR><TD>zevât: kişiler</TD><TD>âhir: son</TD></TR><TR><TD>âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesi</TD><TD>âyât-ı Kur’âniye: Kur’ân ayetleri</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yedinci Lem'a - Sayfa 71

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>
    Bu tetimmeye ikinci bir izah HAŞİYE-1

    Şu âhir-i Feth’in işaret-i gaybiyesini teyid eden, hem Fâtiha-i Şerifedeki sırat-ı müstakim ehli ve 1 صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ âyetindeki murad kimler olduğunu beyan eden, hem ebedü’l-âbâdın pek uzun yolunda en nuranî, ünsiyetli, kesretli, cazibedar bir kafile-i rüfekayı gösteren ve ehl-i iman ve ashab-ı şuuru şiddetle o kafileye tebaiyet noktasında iltihak ve refakate mucizâne sevk eden şu âyet,
    فَاُولٰۤئِكَ مَعَ الَّذِينَ اَنْعَمَ اللهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاۤءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ اُولٰۤئِكَ رَفِيقًا 2
    yine âhir-i Feth’in âhirki âyeti gibi, ilm-i belâgatte “maârîzu’l-kelâm“3 ve “müstetbeâtü’t-terâkib” tabir edilen4 mânâ-yı maksuttan başka, işarî ve remzî mânâlarla Hulefâ-i erbaa ve beşinci halife olan Hazret-i Hasan’a (r.a.) işaret ediyor, gaybî umurdan birkaç cihette haber veriyor. Şöyle ki:

    Nasıl ki şu âyet, mânâ-yı sarihi ile, nev-i beşerde niam-ı âliye-i İlâhiyeye mazhar olan, ehl-i sırat-ı müstakim olan kafile-i enbiya ve taife-i sıddıkîn ve cemaat-i şüheda ve envâ-ı salihîn ve sınıf-ı tâbiîn, muhsinîn olduğunu ifade ettiği gibi;


    Not
    Haşiye-1
    Kardeşlerim, her ikisini faydalı bulmasından iki izahı beraber kaydetmişler. Yoksa biri kâfi idi.
    Dipnot-1 “Kendilerine in’âmda bulunduğun kimselerin yolu.” Fâtiha Sûresi, 1:7.

    Dipnot-2 “İşte onlar, Allah’ın kendilerine pek büyük nimetler bağışladığı peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kimselerle beraberdirler. Ne güzel arkadaştır onlar!” Nisâ Sûresi, 4:69.

    Dipnot-3 bk. İbni Manzûr, Lisânü’l-Arab: 7:183; Kurtubî, el-Câmi’ bi Ahkâmi’l-Kur’ân: 10:191, 199.

    Dipnot-4 bk. İbni Hacer, Fethü’l-Bâri: 1:406; el-Münâvî, et-Teârîf: 1:32, 55; el-Hamevî, Ezânetü’l-Edeb; 2:194.




    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Fâtiha-i Şerife: Fatiha Sûresi</TD><TD>Hazret-i Hasan: [bk. bilgiler – Hasan (r.a.)]</TD></TR><TR><TD>Hulefâ-i Erbaa: ilk dört halife [bk. Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r..a), Hz. Osman (r.a.), Hz. Ali (r.a.); ḫ-l-f]</TD><TD>ashab-ı şuur: şuurlu kimseler</TD></TR><TR><TD>beyan edilen: açıklanan</TD><TD>cazibedar: cazibeli, çekici</TD></TR><TR><TD>cemaat-i şüheda: şehitler topluluğu</TD><TD>ebedü’l-âbâd: sonsuzlar sonsuzu</TD></TR><TR><TD>ehl-i iman: Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler</TD><TD>ehl-i sırat-ı müstakim: dosdoğru yolda olanlar</TD></TR><TR><TD>envâ-ı salihîn: dinin emir ve yasaklarını eksiksiz olarak yerine getirenler</TD><TD>gaybî: bilinmeyen, görünmeyen</TD></TR><TR><TD>haşiye: dipnot, açıklayıcı not</TD><TD>ilm-i belâgat: belâgat ilmi</TD></TR><TR><TD>iltihak: katılma</TD><TD>işaret-i gaybiye: geleceğe veya bilinmeyen bir olaya işaret</TD></TR><TR><TD>işarî: işaret yoluyla</TD><TD>kafile: grup, topluluk</TD></TR><TR><TD>kafile-i enbiya: Peygamberlerin oluşturduğu topluluk</TD><TD>kafile-i rüfeka: arkadaşlar topluluğu</TD></TR><TR><TD>kesretli: çok sayıda</TD><TD>mazhar olan: sahip olan; üzerinde yansıtan</TD></TR><TR><TD>maârîzu’l-kelâm: sözün katmanları arasından çıkan ince mânâlar</TD><TD>mucizâne: mucizeli şekilde</TD></TR><TR><TD>muhsinîn: güzel işler yapanlar; Allah’ı görür gibi ibadet edenler</TD><TD>murad: kast edilen, istenen</TD></TR><TR><TD>mânâ-yı maksut: kastedilen anlam</TD><TD>mânâ-yı sarih: çok açık bir şekilde anlaşılan anlam</TD></TR><TR><TD>müstetbeâtü’t-terâkib: bir sözdeki kelimelerin çağrıştırdıkları mânâlar</TD><TD>nev-i beşer: insan türü</TD></TR><TR><TD>niam-ı âliye-i İlâhiye: Cenâb-ı Hakkın yüce nimetleri</TD><TD>nuranî: nurlanmış</TD></TR><TR><TD>remzî: dolaylı olarak</TD><TD>sınıf-ı tâbiîn: Hz. Peygamberin (a.s.m.) ashabıyla görüşmüş, onlardan ders almış olan Müslümanların topluluğu</TD></TR><TR><TD>sırat-ı müstakim ehli: İslâmın yolunda olanlar</TD><TD>tabir edilen: adlandırılan</TD></TR><TR><TD>taife-i sıddıkîn: daima doğruluk üzere, Allah’a ve peygambere çok sâdık olanların oluşturduğu topluluk</TD><TD>tebaiyet etmek: tabi olmak, uymak</TD></TR><TR><TD>tetimme: ek, tamamlayıcı açıklama</TD><TD>umur: gelişmeler, olaylar</TD></TR><TR><TD>âhir-i Feth: Kur’ân-ı Kerimin 48. sûresi olan Fetih Sûresi’nin son bölümü</TD><TD>âyet: Kur’ân’ın her bir cümlesi</TD></TR><TR><TD>ünsiyetli: dost, canayakın</TD></TR></TBODY></TABLE>

    <TABLE role=presentation cellSpacing=0 cellPadding=0><TBODY role=presentation><TR role=presentation></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yedinci Lem'a - Sayfa 72

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>âlem-i İslâmda dahi o taifelerin en ekmeli ve en efdali bulunduğunu ve Nebiyy-i Âhirzamanın sırr-ı veraset-i nübüvvetten teselsül eden taife-i verese-i enbiya ve Sıddık-ı Ekberin maden-i sıddıkiyetinden teselsül eden kafile-i sıddıkîn ve hulefâ-i selâsenin şehadet mertebesiyle merbut bulunan kafile-i şüheda,
    وَالَّذِينَ اٰمَنوُا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ 1 sırrıyla bağlanan cemaat-i salihîn ve
    قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ2
    sırrını imtisal eden ve Sahabelerin ve Hulefâ-i Râşidînin refakatinde giden esnaf-ı Tâbiîni ihbar-ı gaybî nev’inden gösterdiği gibi, وَالصِّدِّيقِينَ kelimesiyle, mânâ-yı işarî cihetinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan sonra makamına geçecek ve halifesi olacak ve ümmetçe “Sıddık” ünvanıyla şöhret bulacak ve sıddıkîn kafilesinin reisi olacak Hazret-i Ebu Bekri’s-Sıddık’ı ihbar ediyor.

    وَالشُّهَدَاۤءِ kelimesiyle, Hulefâ-i Râşidînden üçünün şehadetini haber veriyor. Ve Sıddıktan sonra üç şehid halife olacaklar. Çünkü شُّهَدَاۤءِ cem’dir; cem’in ekalli üçtür. Demek Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali (Radıyallahu Anhüm) Sıddıktan sonra riyaset-i İslâmiyete geçecekler ve şehid olacaklar. Aynı haber-i gaybî vuku bulmuştur.

    Hemوَالصَّالِحِينَ kaydıyla, Ehl-i Suffe gibi taat ve ibadette Tevrat’ın senâsına


    Not
    Dipnot-1 “İman eden ve güzel işler yapanlar.” Bakara Sûresi, 2:82.
    Dipnot-2 “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:31.


    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Ehl-i Suffe: (bk. bilgiler – Ashab-ı Suffe)</TD><TD>Hazret-i Ali: [bk. bilgiler – Ali (r.a.)]</TD></TR><TR><TD>Hazret-i Ebu Bekri’s-Sıddık: [bk. bilgiler – Ebû Bekir (r.a.)]</TD><TD>Hazret-i Osman: [bk. bilgiler – Osman (r.a.)]</TD></TR><TR><TD>Hazret-i Ömer: [bk. bilgiler – Ömer (r.a.)]</TD><TD>Hulefâ-i Râşidîn: insanlara doğru yolu gösteren ilk dört halife; Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a.), Hz. Ali (r.a.)</TD></TR><TR><TD>Radıyallahu Anhüm: Allah onlardan razı olsun</TD><TD>Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD></TR><TR><TD>Sıddık-ı Ekber: Hz. Peygambere bağlılıkta en ileride olan [bk. bilgiler – Ebû Bekir (r.a.)]</TD><TD>Tevrat: Hz. Mûsâ’ya indirilen kutsal kitap</TD></TR><TR><TD>cemaat-i salihîn: salih insanlar oluşturduğu topluluk</TD><TD>cem’: çoğul</TD></TR><TR><TD>efdal: en faziletli, en üstün</TD><TD>ekal: en az</TD></TR><TR><TD>ekmel: en mükemmel</TD><TD>esnaf-ı Tâbiîn: Hz. Peygamberin (a.s.m.) ashabıyla görüşmüş, onlardan hadis dinlemiş, ders almış olanların oluşturduğu sınıflar</TD></TR><TR><TD>haber-i gaybî: bilinmeyen, gayb âlemiyle ilgili haber</TD><TD>halife: Hz. Peygamberden sonra idarecilik görevini üstlenen kişi</TD></TR><TR><TD>hulefâ-i selâse: üç halife (Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali)</TD><TD>ihbar-ı gaybî: bilinmeyen ve görünmeyen şeyler hakkında haber verme</TD></TR><TR><TD>imtisal eden: emre uyan</TD><TD>kafile: grup, topluluk</TD></TR><TR><TD>kafile-i sıddıkîn: daima doğruluk üzere Allah’a ve peygambere çok sâdık olanların oluşturduğu topluluk</TD><TD>kafile-i şüheda: şehitler topluluğu</TD></TR><TR><TD>maden-i sıddıkiyet: doğruluğun ve sadakatin kaynağı</TD><TD>merbut: bağlı</TD></TR><TR><TD>mânâ-yı işarî: işaretlerle ifade edilen anlam</TD><TD>nebiyy-i Âhirzaman: kıyametten önce gönderilen en son peygamber Hz. Muhammed (a.s.m.)</TD></TR><TR><TD>nev’i: tür, çeşit</TD><TD>riyaset-i İslâmiyet: İslâmî idarenin başı olma</TD></TR><TR><TD>sahabe: Hz. Peygamberi (a.s.m.) hayattayken görüp, onun yolundan giden Müslümanlar</TD><TD>senâ: övgü</TD></TR><TR><TD>sıddıkîn: daima doğruluk üzere olan, Allah’a ve peygambere sadakatte yüksek mertebelere ulaşmış olanlar</TD><TD>sırr-ı veraset-i nübüvvet: peygamber varisliğinin sırrı, hikmeti, hakikati</TD></TR><TR><TD>taat: Allah’ın emirlerine uyma, yasaklarından kaçınma</TD><TD>taife: grup, topluluk</TD></TR><TR><TD>taife-i verese-i enbiya: peygamberlerin mirasçıları olan alimler topluluğu</TD><TD>teselsül eden: zincirleme devam eden, peşpeşe gelen</TD></TR><TR><TD>âlem-i İslâm: İslam dünyası</TD><TD>ümmet: Hz. Peygambere inanıp onun yolundan giden mü’minler</TD></TR><TR><TD>şehadet: şehitlik</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  4. #14
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yedinci Lem'a - Sayfa 73

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>mazhar olmuş ehl-i salâhat ve takvâ ve ibadet, istikbalde kesretle bulunacağını ihbar etmekle beraber,وَحَسُنَ اُولٰۤئِكَ رَفِيقًا cümlesi, Sahabeye ilim ve amelde refakat ve tebaiyet eden Tâbiînlerin tebaiyetini tahsin etmekle, ebed yolunda o dört kafilenin refakatlerini hasen ve güzel göstermekle beraber; Hazret-i Hasan’ın (r.a.) birkaç ay gibi kısacık müddet-i hilâfeti çendan az idi, fakat
    اِنَّ الْخِلاَفَةَ بَعْدِى ثَلاَثُونَ سَنَةً hükmüyle ve ihbar-ı gaybiye-i Nebeviyenin tasdikiyle ve 1 اِبْنِى حَسَنٌ هٰذَا سَيِّدٌ سَيُصْلِحُ اللهُ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ عَظِيمَتَيْنِ hadisindeki mucizâne ihbar-ı gaybî-yi Nebevîyi tasdik eden ve iki büyük ordu, iki cemaat-i azîme-i İslâmiyenin musalâhasını temin eden ve nizâı ortalarından kaldıran Hazret-i Hasan’ın (r.a.) kısacık müddet-i hilâfetini ehemmiyetli gösterip, Hulefâ-i Erbaaya bir beşinci halife göstermek için, ihbar-ı gaybî nev’inden mânâ-yı işarîsiyle ve وَحَسُنَ اُولٰۤئِكَ رَفِيقًا kelimesinde beşinci halifenin ismine, ilm-i belâgatte “müstetbeâtü’t-terâkib” tabir edilen bir sırla işaret ediyor.

    İşte, mezkûr işarî ihbarlar gibi daha çok sırlar var. Sadedimize gelmediği için şimdilik kapı açılmadı. Kur’ân-ı Hakîmin çok âyâtı var ki, herbir âyet çok vecihlerle ihbar-ı gaybî nev’indendir. Bu nevi ihbârât-ı gaybiye-i Kur’âniye binlerdir.


    رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَاۤ اِنْ نَسِينَاۤ اَوْ اَخْطَاْنَا 2
    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ3



    Not
    Dipnot-1 “Şu benim oğlum Hasan, seyyiddir. Allah onun vasıtasıyla Müslümanların iki büyük ordusunu barıştıracaktır.” Buharî, Fiten: 20; Tirmizî, Menâkıb: 25; Nesâî, Cum’a: 27; Müsned, 5:38, 44,49, 51.

    Dipnot-2 “Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.

    Dipnot-3 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.



    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Hazret-i Hasan: [bk. bilgiler – Hasan (r.a.)]</TD><TD>Hulefâ-i Erbaa: dört büyük halife</TD></TR><TR><TD>Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân</TD><TD>amel: dinin emirlerini yerine getirme</TD></TR><TR><TD>cemaat-i azîme-i İslâmiye: büyük İslâm topluluğu</TD><TD>ebed: sonsuzluk</TD></TR><TR><TD>ehl-i salâhat: Allah’ın bütün emirlerini yerine getiren sâlih kişiler</TD><TD>hadis: Peygamberimize ait söz, fiil, davranış veya onun onayladığı başkasına ait söz, fiil ve davranışlar</TD></TR><TR><TD>halife: Hz. Peygamberden sonra idarecilik görevini üstlenen kişi</TD><TD>hasen: güzel</TD></TR><TR><TD>ihbar etmek: haber vermek</TD><TD>ihbar-ı gaybiye-i Nebeviye: Hz. Peygamberin geleceğe dair haber vermesi</TD></TR><TR><TD>ihbârât-ı gaybiye-i Kur’ân: geçmiş ve gelecek zamana ait olan haberleri bildiren Kur’an</TD><TD>ilm-i belâgat: belâgat ilmi</TD></TR><TR><TD>istikbal: gelecek zaman</TD><TD>işarî: işaret yoluyla</TD></TR><TR><TD>kafile: grup, topluluk</TD><TD>kesret: çokluk</TD></TR><TR><TD>mazhar olmak: sahip olmak, elde etmek</TD><TD>mezkûr: adı geçen</TD></TR><TR><TD>musalâha etmek: barışmak</TD><TD>mu’cizâne: mu’cizeli şekilde</TD></TR><TR><TD>mânâ-yı işarî: bir sözün dolaylı olarak ifade ettiği anlam</TD><TD>müddet-i hilâfet: halifelik süresi</TD></TR><TR><TD>müstetbeâtü’t-terâkib: bir sözdeki kelimelerin çağrıştırdıkları mânâlar</TD><TD>nev’i: tür, çeşit</TD></TR><TR><TD>nizâ: kavga, uyuşmazlık</TD><TD>sahabe: Hz. Peygamberi (a.s.m.) hayattayken görüp, onun yolundan giden Müslümanlar</TD></TR><TR><TD>tahsin etmek: güzel bulmak</TD><TD>takvâ: Allah’ın emirlerini tutup, günahlardan sakınma</TD></TR><TR><TD>tebaiyet etmek: tabi olmak, uymak</TD><TD>tâbiîn: Hz. Peygamberin (a.s.m.) ashabıyla görüşmüş, onlardan hadis dinlemiş, ders almış olan Müslümanlar</TD></TR><TR><TD>vecih: yön</TD><TD>âyât: âyetler</TD></TR><TR><TD>çendan: gerçi</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yedinci Lem'a - Sayfa 74

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>
    Hâtime


    Kur’ân-ı Hakîmin tevafuk cihetinden tezahür eden i’câzî nüktelerinden bir nüktesi şudur ki:

    Kur’ân-ı Hakîmde ism-i Allah, Rahmân, Rahîm, Rab ve İsm-i Celâl yerindeki Hüvenin mecmuu dört bin küsurdur. بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ Hesab-ı ebcedin ikinci nev’i ki, huruf-u hecâ tertibiyledir, o da dört bin küsur eder. Büyük adetlerde küçük kesirler tevafuku bozmadığından, küçük kesirlerden kat-ı nazar edildi. Hem الۤمۤ tazammun ettiği vav-ı atıf ile beraber, iki yüz seksen (280) küsur eder. Aynen Sûre-i el-Bakara’nın iki yüz seksen (280) küsur İsm-i Celâline ve hem iki yüz seksen (280) küsur âyâtın adedine tevafuk etmekle beraber, ebcedin hecâî tarzındaki ikinci hesabıyla, yine dört bin küsur eder. O da, yukarıda zikri geçmiş beş esmâ-i meşhurenin adedine tevafuk etmekle beraber,
    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ‘in kesirlerinden kat-ı nazar, adedine tevafuk ediyor. Demek, bu sırr-ı tevafuka binaen, الۤمۤ hem müsemmâsını tazammun eden bir isimdir, hem el-Bakara’ya isim, hem Kur’ân’a isim, hem ikisine muhtasar bir fihriste, hem ikisinin enmuzeci ve hülâsası ve çekirdeği, hem
    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ in mücmelidir. Ebcedin meşhur hesabıyla
    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ism-i Rab adedine müsavi olmakla beraber,



    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>Hüve: “O”, Allah</TD><TD>Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân</TD></TR><TR><TD>Sûre-i el-Bakara: Bakara Sûresi</TD><TD>binaen: dayanarak</TD></TR><TR><TD>cihet: yön</TD><TD>ebced: Arap harflerinin herbirisine rakam değeri verilerek yapılan yorum</TD></TR><TR><TD>enmuzec: örnek</TD><TD>esmâ-i meşhure: Cenâb-ı Allah’ın meşhur isimleri, Allah, Rahmân, Rahîm, Rab ve Hüve isimleri</TD></TR><TR><TD>hecâî: bir harfin isminin heceler olarak sayılması</TD><TD>hesab-ı ebced: Arap alfabesindeki herbir harfe sayısal değer verilerek yapılan bir yorum şekli</TD></TR><TR><TD>huruf-u hecâ: alfabe sırasına göre dizili harfler</TD><TD>hâtime: sonuç, son bölüm</TD></TR><TR><TD>hülâsa: özet</TD><TD>ism-i Allah: Allah’ın ismi</TD></TR><TR><TD>ism-i Rab: herbir varlığa muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran anlamında Allah’ın ismi</TD><TD>ism-i Rahmân: çok merhamet sahibi ve şefkatle bütün yaratıkların rızkını veren anlamında Allah’ın ismi</TD></TR><TR><TD>ism-i Rahîm: rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi anlamında Allah’ın ismi</TD><TD>i’câz: mu’cize oluş, bir benzerini yapmakta başkalarını aciz bırakma</TD></TR><TR><TD>kat-ı nazar: gözardı etme</TD><TD>kesirler: küsürlu sayılar</TD></TR><TR><TD>mecmuu: bir şeyin tamamı</TD><TD>muhtasar: kısa, özet</TD></TR><TR><TD>mücmel: kısa, öz</TD><TD>müsavi: eşit</TD></TR><TR><TD>müsemmâ: isimlendirilen</TD><TD>nev’i: tür</TD></TR><TR><TD>nükte: ince ve derin anlamlı söz</TD><TD>sırr-ı tevafuk: uygun gelmenin sırrı</TD></TR><TR><TD>tazammun etme: içine alma, kapsama</TD><TD>tertib: düzenleme</TD></TR><TR><TD>tevafuk: uygunluk, uyum</TD><TD>tezahür eden: ortaya çıkan, görünen</TD></TR><TR><TD>vav-ı atıf: atıf vavı, kelimeyi veya cümleyi birbirine bağlayan Arapçadaki vav harfi</TD><TD>zikir: anma</TD></TR><TR><TD>âyât: âyetler</TD><TD>İsm-i Celâl: “Allah” ismi</TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

  6. #16
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 536 + 37872

    Cevap: Yedinci Lem'a - Sayfa 75

    <?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?><!-- This file was converted to xhtml by Writer2xhtml ver. 0.5 beta2. See Writer2LaTeX has moved for more info. --><META name=description content=""><META name=keywords content=""><STYLE type=text/css media=all> body {font-family:'Trebuchet MS',Arial,serif;font-size:12.0pt} </STYLE>الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ deki müşedded ر iki ر sayılsa, o vakit 990 (dokuz yüz doksan) olup, pek çok esrar-ı mühimmeye medar olup, on dokuz harfiyle on dokuz bin âlemin miftahıdır.

    Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyanda Lâfza-i Celâlin tevafukat-ı lâtifesindendir ki, bütün Kur’ân’da sayfanın âhirki satırın yukarı kısmında seksen Lâfza-i Celâl birbirine tevafukla baktığı gibi, aşağıki kısımda da aynen seksen Lâfza-i Celâl birbirine tevafukla bakar. Tam o âhirki satırın ortasında yine elli beş Lâfza-i Celâl birbiri üstüne düşüp ittihad ederek, güya elli beş Lâfza-i Celâlden terekküp etmiş birtek Lâfza-i Celâldir. Âhirki satırın başında yalnız ve bazı üç harfli kısa bir kelime, fasıla ile yirmi beş tam tevafukla tam ortadaki elli beşin tam tevafukuna zammedilince, seksen tevafuk olup, o satırın nısf-ı evvelindeki seksen tevafuka ve nısf-ı âhirdeki yine seksen tevafuka tevafuk ediyor. Acaba böyle lâtif, zarif, muntazam, mevzun, i’câzlı bu tevafukat nüktesiz, hikmetsiz olur mu? Hâşâ, olamaz. Belki, o tevafukatın ucuyla mühim bir define açılabilir.



    رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَاۤ اِنْ نَسِينَاۤ اَوْ اَخْطَاْنَا1
    سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 2




    Said Nursî







    Not

    Dipnot-1 “Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.

    Dipnot-2 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.






    <TABLE border=0 cellSpacing=2 cellPadding=0><TBODY><TR><TD>
    Kerâmet-i Gavsiye Risalesi: Abdülkàdir-i Geylânî’nin kerametli kasidesi

    </TD><TD>
    Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan: açıklamalarıyla mu’cize olan Kur’ân

    </TD></TR><TR><TD>
    Lâfza-i Celâl: Allah lâfzı

    </TD><TD>
    Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)

    </TD></TR><TR><TD>
    esrar-ı mühimme: önemli sırlar

    </TD><TD>
    fasıla: ara

    </TD></TR><TR><TD>
    hikmet: bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma

    </TD><TD>
    hâşâ: asla

    </TD></TR><TR><TD>
    ittihad: birleşme

    </TD><TD>
    i’câz: mu’cize oluş, bir benzerini yapmakta başkalarını aciz bırakma

    </TD></TR><TR><TD>
    lâtif: güzel, hoş

    </TD><TD>
    mecmua: belli bir konuda kaleme alınmış yazılardan oluşan eser

    </TD></TR><TR><TD>
    medar: dayanak noktası

    </TD><TD>
    mevzun: ölçülü

    </TD></TR><TR><TD>
    miftah: anahtar

    </TD><TD>
    muntazam: düzenli

    </TD></TR><TR><TD>
    müşedded: şeddelenmiş, Arapçada bir harfi iki kez okumayı sağlayan işaretin konulduğu harf

    </TD><TD>
    nükte: ince ve derin anlamlı söz

    </TD></TR><TR><TD>
    nısf-ı evvel: ilk yarı

    </TD><TD>
    nısf-ı âhir: son yarı

    </TD></TR><TR><TD>
    teksir: bir yazılı metnin teksir makinesiyle çoğaltılmış şekli

    </TD><TD>
    terekküp etme: meydana gelme

    </TD></TR><TR><TD>
    tevafuk: uyum

    </TD><TD>
    tevafukat: uygunluklar

    </TD></TR><TR><TD>
    tevafukat-ı lâtife: ince ve güzel uygunluklar

    </TD><TD>
    zammetme: ekleme

    </TD></TR><TR><TD>
    âhir: son

    </TD></TR></TBODY></TABLE>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •