İmam-ı Rabbani hazretleri (Kuddise sirruh) birgün pencere kenarında hanımı ile beraber oturup dışarıyı seyrederken gülmüşler... Hanımı ne gördüklerini merak edip sorduğunda İmamı Rabbanî hazretleri buyuruyorlarki; "Dışarıda birisi geçiyordu şeytan sağ tarafından saldırmak istedi yanındaki melek şeytanın kafasına bir topuz vurdu.. şeytan öbür tarafa geçti tam oradan içeri girecekti melek bir kere daha vurdu.. arkadan saldırmak kalbine vesvese vermek istedi orada bir tokmak daha yedi.. öne geldi gene birşey yapamadı". Hanımı merak etmiş neden birşey yapamadığını sormuş. İmamı Rabbani hazretleri; "Mübarek adam evden çıkarken Ayet-el kürsi okumuş" buyuruyor . Ayetel kürsi bir duvar gibi örmüş etrafı
Bir adamcağız işi için bir başka memlekete gitmiş. Hanımı o gün çamaşır yıkamış bütün gün çok yorulmuş ve yatmış. Hırsızlarda o gece nasılolsa ev sahibi yok bu evi soyalım demişler. Hırsızlar geliyorlar bir bakıyorlar ki evin etrafı yarıya kadar duvarla çevrili.. (tam değil). Çok denemişler eve girememişler... İkinci gece geliyorlar bu sefer duvar tepeye kadar... Evin sahibi gelince hırsızlar gelip demişlerki; "Dayı senin evi soymağa geldik fakat soyamadık. Evin etrafında yarım duvar vardı ikinci gün geldik bu sefer duvar tepeye kadardı"... Adam eve gelince hanımına anlatmış ve sormuş; ne yaptın niye böyle diye.. Hanımı; birinci gün çok yorgundum Ayetel kürsiyi tamamlayamadan uyumuşum. İkinci gün tam olarak okuyup yattım demiş.

Abdülhakim-i Arvasi hazretleri kuddise sirruh buyuruyorlar ki; Kur'an-ı Kerim öyle bir kitab-ı ilahidir ki onun her harfinde yüzbin derde yüzbin şifa vardır. İlaçların bir kısmı kat'idir bir kısmı zannîdir. Yani bir kısmı mutlak şifadır bir kısmı ise şifa olabilirde olmayabilirde.. Kuran-ı Kerim kat'i şifadır. Hiç şüphe yok... Kat'i ilac olduğunu Allahü teala buyuruyor.

Mübarek bir zât buyuruyorki: "Birgün yolda giderken çok sevdiğim bir arkadaşıma rastladım. Arkadaşım üzüntüden bitmiş hayattan ümidini kesmiş. Dedi ki; Yirmi yaşında bir kızım var. Doktorlar çok uğraştılar çare bulunmadı ümidi kestiler. Eve götürdük.." Mübarek zât bir tabak içine şifa ayetlerinin hepsini yazmış birazda su koymuş bu sudan içsin buyurmuş. Onbeş-yirmi gün sonra kız iyileşmiş. (tabi yazana ve okuyana göre değişir. Herkes yazabilir okuyabilir ama.. ağızdan haram girip-çıkmazsa tesir başka olur. Birde kâlbi ve kalıbı ile beraber okunması elbette lazım.. sadece kalıbı ile okuyup kâlb başka şeylerle meşgul olmamalı). Ağız aynı ağız yazı aynı yazı ama o nerde bu nerde... Bir şiirde geçiyorya;... Dane-i fülfül siyah hâli mahbûban siyah. Her dû su zen inkucahan kucah: Karabiber siyah sevdiğimin ben'i de siyah. İkisi de yakar. Biri kalbi biri ağzı yakar. O nerde bu nerde... (onun için büyük zâtlar dua ederken onların yanında o anda başka dua etmekle boşuna uğraşmayıp hazırda kabul olan makbul dua varken o duaya amin diyerek ortak olmağa çalışırsak kârlı çıkarız. Zîra kendimize yapacağımız duanın neticesi mechul olabilir.
Alıntı