3 sonuçtan 1 ile 3 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 346 + 2722


    Duâmız ve kaderimiz

    Fıkıh Köşesi » Dua

    Aydın Zaloğlu: “Kaza ve kader inancında duânın yeri nedir?”

    DUÂ VE KADER İNANCI BİRBİRİYLE ÇELİŞMEZ

    İmanın altı esasından birisi kadere imandır. Kadere iman, her şeyin Cenâb-ı Hakk’ın bizzat ilmiyle ve takdiriyle vücuda geldiğine inanmaktır.

    Keza duâ da Allah’ın bizden istediği önemli amellerin başında gelir. Allah duâmız olmazsa kulluğumuzun hiçbir önem taşımadığını ifade buyuruyor.1

    O halde baştan söyleyelim ki, duâ ve kader inancı birbiriyle çelişmez.


    SORUMSUZ DEĞİLSİN; AMA MAĞRUR DA OLMA!
    Kaderin Cenâb-ı Hakk’ın ilmini, irâdesini ve fiilini; cüz’î irâdenin de kulun irâdesini ve fiilini ifâde ettiği cihetle İslâmiyetin ve îmanın gündemine girdiklerini beyan eden Bedîüzzaman Hazretleri, her şeyi Cenâb-ı Hak’tan bilen mü’minin tekliften ve mes’ûliyetten kaçmamak için karşısına cüz’î irâdenin çıktığını ve ona “Yaptıklarında mes’ûl ve mükellefsin!” dediğini hatırlatıyor. Bediüzzaman, insanın kendisinden sâdır olan iyilikler ve güzellikler karşısında da mağrur olmamak ve gurura kapılmamak için önüne kaderin çıktığını ve ona: “Haddini bil; mağrur olma! Yapan sen değilsin; bu Cenâb-ı Hakk’ın takdiridir!” dediğini kaydeder.2

    Demek, iyilikler ve güzellikler Cenâb-ı Allah’tandır. Kötülükler ve çirkinlikler de nefistendir. Başka bir ifadeyle kul iyiliklerini Cenâb-ı Hakk’ın takdirine vermeli ve şükretmeli; kötülüklerini de kendi nefsinin cüz’î istek ve arzularına vermeli, sorumluluk üstlenmeli ve nefsinin şerrinden Allah’a sığınmalıdır.

    Nitekim Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Sana gelen her kötülük nefsindendir.”3 Yani iyilikler bizden değil, Allah’tandır! Kötülüklerin mes’ûliyeti ise kaderin değil, bizimdir! Yani iyiliklerimiz Cenâb-ı Hakk’ın kader çerçevesi içinde bizim için takdir buyurduğu çizgilerdendir; kötülüklerimiz ise, bizim bu çerçeveyi yırtarak, bu çizgilerden çıkarak, kendi cüz’î istek ve arzumuz ve nefsânî iştihalarımız peşinde içine düştüğümüz ve kendimizi pençesinden kurtaramadığımız hazlarımızdandır.


    ASLA KADER DEYİP OTURMAMALI!
    Bizim duâmız ibadetimizdir; ibadetimiz duâdan ibarettir.

    Meselâ namazın her rek’âtinde okumamız vâcip olan Fâtiha Sûresi’nde, günde en az kırk kıyamda: “İyyâke na’büdü ve iyyâke nesta’îyn. İhdinâ’s-sırât’al-mustakîm.”4 diyoruz. Yani kaderimizi takdir eden Cenâb-ı Hak’tan yardım ve hidayet istiyoruz. Bu duâ bize vahiy diliyle ifade eder ki: Asla kader deyip oturmamalı; kötülüklerden, seyyiattan ve nefsimizin şer taleplerinden her an Allah’a sığınmalı; her an Allah’ın yardım ve inayetini istemeli ve hidayeti doğrudan Allah’tan dilemeliyiz.


    KUL İLE RABBİ ARASINDA BİR KADER ENGELİ YOKTUR
    Dikkat ederseniz, Cenâb-ı Hak ne burada, ne de Kur’ân’ın hiçbir âyetinde kul ile Rabbi arasına bir “kader” engelini koymamıştır! Anlatılmak istenen odur ki: Kul Rabbine her an sığınmalı, duâ etmeli ve istemelidir. Rabb-i Rahîm de her an duâlara cevap veren5, icabet eden ve dilerse kabul edendir.6 Arada, zannedildiği gibi bir “kader” engeli yoktur!

    Şu halde, kader inancımızı değil; kader anlayışımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Meselâ kul musîbetleri Cenâb-ı Hakk’ın takdir ettiğine inanırsa, sabreder ve Allah’tan yardım diler. Kader inancı, Allah’tan yardım dilemeye engel değildir. Kendisinin kusuru olup olmadığını da salim bir akıl ile araştırır. Kader inancı buna da engel değildir.


    CENÂB-I HAK KULUNUN DUÂSINA DEĞER VERİR
    Hiç şüphesiz Cenâb-ı Hak kulu ile, kulunun gidişatına, duâsına, niyazına, kalbine, ihlâsına, yönelişine ve davranışlarına göre muamele yapar. Bu muamele bizim için yeterlidir.

    Buna isterseniz, ‘Kaderimiz bizim duâmız ve Allah’ın takdiri ile değişir’ diyelim. Aynen şu âyette olduğu gibi: “İman edip tevbe eden ve sâlih amel işleyenlerin, Allah kötülüklerini iyiliklere değiştirir. Allah bağışlar ve merhamet eder.”7 Nitekim Bediüzzaman, Allah’ın “ata” kanunuyla dilerse kulunun kaderini kaza etmekten, yani uygulamaktan kaldırdığını bildiriyor.8


    Dipnotlar:
    1- Furkan Sûresi: 77.
    2- Sözler, s. 427.
    3- Nisâ Sûresi, 4/79.
    4- Fâtihâ Sûresi, 1/5,6.
    5- Mü’min Sûresi, 40/60.
    6- Bakara Sûresi, 2/186.
    7- Furkan Sûresi, 25/70.
    8- Mesnevî-i Nûriye, s. 175.

    Benzer Konular
    Erdoğan: Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır
    Erdoğan: Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır Erdoğan: Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bu topraklarda mazimiz de istikbalimiz d
    Madaya'ya yardım gelmezse kaderimiz ölüm
    Madaya'ya yardım gelmezse kaderimiz ölüm Madaya'ya yardım gelmezse kaderimiz ölüm Esed rejimi ile Hizbullah'ın ablukası altındaki Madaya'daki yardım görevlilerinden Burhan, "8 binden fazla mayın ve yaklaşık 10 bin
    Kaderimiz Bir Türkiye-Filistin Sempozyumu
    Kaderimiz Bir Türkiye-Filistin Sempozyumu Türkiye'nin Filistin Başkonsolosu Büyükelçi Mustafa Sarnıç, "Filistin davasının başarılı olabilmesi Filistin'deki tüm siyasi grupların birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesine bağlıdır" diye konuştu. S
    Duâmız ve kaderimiz...
    Duâmız ve kaderimiz... Duâmız ve kaderimiz Süleyman Kösmene tarafından yazıldı. Aydın Zaloğlu: “Kaza ve kader inancında duânın yeri nedir?” DU VE KADER İNANCI BİRBİRİYLE ÇELİŞMEZ İmanın altı esasından birisi kadere imandır. Kadere iman,
    Kaderimiz
    Kaderimiz Kaderimiz Karakullukçu'nun yazısı.... Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2015
    Mesajlar Mesajlar
    378
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 34 + 160


    Cevap: Duâmız ve kaderimiz

    Fıkıh Köşesi » Dua

    Balıkesir’den okuyucumuz: “1- ‘Ben bazen hanımıma lâtife olarak ‘Allah seni bildiği gibi yapsın’ diyorum. Eşim bunu bedduâ olarak kabul ediyor. Allah seni bildiği gibi yapsın demek bedduâ etmek midir? 2- Ben bazen uzanarak okuma yapıyorum. Uzanarak Risale-i Nur okunur mu? Bir mahzuru var mıdır?”

    1- Sözlerimizi ne kadar bulmacalıktan çıkarabilirsek o ölçüde çevremizle iletişim kurmamız kolaylaşır, o ölçüde anlaşılır insan oluruz. Nitekim bu veya buna benzer nereye çeksen giden bulmaca sözler bize de söylense, biz de “Acaba bana bedduâ mı etti?” diyebiliriz.

    Bu sözü bedduâ niyetiyle söylemediğiniz açık. Fakat duâ mahiyetinde bir lâtife olması için de fazla kapalı. Bunun yerine, “Allah senin iyiliğini versin.” “Allah seni iyilikle mükâfatlandırsın” gibi açık ve anlaşılır lâtifeler yapılırsa hem duâ niyetine geçer, hem yanlış anlamalara meydan verilmemiş olur, hem lâtife yerine geçebilir.

    2- Allah’ı anmanın, zikretmenin, tefekkür yapmanın veya bu maksatla kitap okumanın şartı ve kuralı yoktur. Kabul edegeldiğimiz malûm saygı şekilleri, çerçevesi ve sınırları örfümüzce çizilmiş şekillerden ibarettir. Bu şekillere uymakla saygı duyulduğu söylenir. Fakat uymamakla günah işlenmiş olduğu söylenmemeli. Söz gelişi, hiçbir sebep yokken, kitap okurken düzgün biçimde oturmak yerine uzanmayı tercih etmek ve bunu alışkanlık haline getirmek sağlıklı bir davranış biçimi olarak görülmemeli. Bununla beraber, yorgunluk hissedildiği zamanlarda, bazen, okuma motivasyonunu sağlamak amaçlı, uzanarak veya sair biçimlerde okumayı günah ilân etmeye de gerek yok.

    Kur’ân her halimizle Allah’ı anmamızı önerir. Buyurur ki: “Onlar ki, ayakta iken de, otururken de, yatarken de daima Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın ey Rabbimiz’ derler. ‘Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem azabından koru. Rabbimiz, Sen kimi Cehennem ateşine koyarsan, onu muhakkak rezil etmişsindir. O zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. Rabbimiz! Bizi, ‘Rabbinize iman edin!’ diye çağıran dâvetçiyi işittik ve inandık. Rabbimiz, Sen bizim günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört ve bize iyiler zümresinden olarak ölmeyi nasip eyle. Rabbimiz! Peygamberlerin vasıtasıyla vaad ettiğin Cenneti ve ebedî saadeti bize ver. Sen vaadinden dönmezsin.”1


    Dipnot:
    1- Âl-i İmran Sûresi: 191, 192, 193, 194.
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar Mesajlar
    6.731
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 346 + 2722


    Cevap: Duâmız ve kaderimiz

    Acz, nidanın madenidir. İhtiyaç duanın menbaıdır. Mesnevî-i Nuriye
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222