Ebu Talha henüz Müslüman olmamış idi. Ümmü Süleym e Rumeysa evlenme teklifinde bulundu. Ümmü Süleym ona şu cevabı verdi:

Doğrusu ben de sana hevesliyim. Senin gibisi kaçırılmaz. Lakin sen kafir bir adamsın, bense Müslüman bir kadınım, seninle evlenmem doğru olmaz.

Bunun üzerine aralarında şöyle bir konuşma cereyan etti. Ebu Talha:

Sana ne oldu Rumeysa
Ne olmuş bana
Sarı ve kırmızıdan ne haber
Ben altın ve gümüş aramıyorum. Sen bir adamsın ki işitmeyen, görmeyen, sana hiç faydası dokunmayan şeylere tapıyorsun. Falanların siyah kölesinin dağdan sürükleyip getirdiği yerden biten odun parçasına tapmaktan hiç sıkılmıyor musun Eğer sen Müslüman olursan, işte o benim mehrim olsun, evlenelim, başka bir şey talep etmeyeceğim.
Bana Müslümanlığı kim telkin eder Rumeysa?
Resulullah s.a. telkin eder, ona git.

Ebu Talha, Hz. Peygamber’in bulunduğu yere doğru ilerlemeye başladı. Resulullah, ashabı ile oturuyorken: Ebu Talha, İslam’ın aydınlığı iki gözü arasında parlayarak geliyor.” buyurdu. Ebu Talha, Hz. Peygamber’in huzurunda iman etti ve Rumeysa’nın söylediklerini haber verdi. Hz. Peygamber, Rumeysa’nın şartı üzerine nikâhlarını kıydı.