Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 3/12 İlkİlk 1234567 ... SonSon
117 sonuçtan 21 ile 30 arası

  1. #21
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Ve o üstad ise, Seyyidimiz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır.


    |Sözler - s.181|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #22
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Ecnebî dinsizleri gibi de olamaz.

    Çünkü onlar

    Peygamberi inkâr etseler, diğerlerini tanıyabilirler.
    Peygamberleri bilmeseler de Allah’ı tanıyabilirler.
    Allah’ı bilmeseler de, kemâlâta medar olacak bazı güzel hasletler bulunabilir.

    Fakat bir Müslüman,


    hem enbiyayı,
    hem Rabbini,
    hem bütün kemâlâtı

    Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm vasıtasıyla biliyor.

    Onun terbiyesini bırakan ve zincirinden çıkan,
    daha hiçbir peygamberi tanımaz
    ve Allah’ı da tanımaz
    ve ruhunda kemâlâtı muhafaza edecek hiçbir esasatı bilemez.

    Çünkü,

    peygamberlerin en âhiri
    ve en büyükleri
    ve dini ve daveti umum nev-i beşere baktığı için
    ve mucizatça
    ve dince umuma faik
    ve bütün nev-i beşere bütün hakaikte üstadlık edip on dört asırda parlak bir surette ispat eden
    ve nev-i beşerin medar-ı iftiharı bir zatın terbiye-i esasiyelerini ve usul-ü dinini terk eden,
    elbette hiçbir cihette bir nur, bir kemâl bulamaz.

    Sukut-u mutlaka mahkûmdur.


    |Sözler - s.209|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #23
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru isteyen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) kendine rehber etmek gerektir.


    |Sözler - s.210|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #24
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Rabian: Hem, Kur’ân’ı kelâm-ı beşer farz etmek, lâzım gelir ki,
    nev’-i benî Âdemin en büyük ve muhteşem ordusu olan
    ümmet-i Muhammediyenin (a.s.m.) mukaddes kumandanı olan Kur’ân,

    bilmüşahede kuvvetli kanunlarıyla,
    esaslı düsturlarıyla,
    nâfiz emirleriyle,
    o pek büyük orduyu iki cihanı fethedecek bir derecede bir intizam verdiği
    ve bir inzibat altına aldığı
    -maddî ve mânevî teçhiz ettiği
    ve umum o efradın derecâtına göre akıllarını talim
    ve kalblerini terbiye
    ve ruhlarını teshir
    ve vicdanlarını tathir,
    âzâ ve cevârihlerini istimal ve istihdam ettiği halde

    hâşâ, yüz bin defa hâşâ

    kuvvetsiz,
    kıymetsiz,
    asılsız bir düzme farz edip,
    yüz derece muhali kabul etmek lâzım gelmekle beraber;

    müddet-i hayatında ciddî harekâtıyla,..
    Hakkın kanunlarını benî Âdeme ders veren
    ve samimî ef’âliyle hakikatin düsturlarını beşere talim eden
    ve hâlis ve makul akvâliyle istikametin ve saadetin usullerini gösteren ve tesis eden
    ve bütün tarihçe-i hayatının şehadetiyle, Allah’ın azâbından çok havf eden
    ve herkesten ziyade Allah’ı bilen ve bildiren
    ve nev-i beşerin beşten birisine
    ve küre-i arzın yarısına bin üç yüz elli sene kemâl-i haşmetle kumandanlık eden
    ve cihanı velveleye veren
    ve şöhretşiar şuûnâtıyla, nev-i beşerin, belki kâinatın elhak medar-ı fahri olan bir zâtı

    hâşâ, yüz bin defa hâşâ

    sahtekâr,
    Allah’tan korkmaz ve bilmez,
    haysiyetini tanımaz,
    insaniyetin âdi derecesinde farz etmekle,
    yüz derece muhali birden irtikâp etmek lâzım gelir.

    Çünkü şu meselenin ortası yoktur.


    Zira, farz-ı muhal olarak, Kur’ân kelâmullah olmazsa, Arştan düşse, orta yerde kalamaz. Belki yerde en yalancı birinin malı olduğunu kabul etmek lâzım gelir. Bu ise, ey Şeytan, yüz derece sen katmerli bir şeytan olsan, bozulmamış hiçbir aklı kandıramazsın ve çürümemiş hiçbir kalbi ikna edemezsin.

    Şeytan döndü, dedi: “Nasıl kandıramam? Ekser insanlara ve insanın meşhur âkıllerine Kur’ân’ı ve Muhammed’i inkâr ettirdim.”

    Elcevap

    Evvelâ: Gayet uzak mesafeden bakılsa, en büyük şey, en küçük şey gibi görünebilir. Bir yıldız, bir mum kadar denilebilir.

    Saniyen: Hem tebeî ve sathî bir nazarla bakılsa, gayet muhal birşey mümkün görünebilir.

    Bir zaman bir ihtiyar adam Ramazan hilâlini görmek için semâya bakmış. Gözüne bir beyaz kıl inmiş. O kılı ay zannetmiş, “Ayı gördüm” demiş. İşte, muhaldir ki, hilâl o beyaz kıl olsun. Fakat kasten ve bizzat aya baktığı ve o saçı tebeî ve dolayısıyla ve ikinci derecede göründüğü için, o muhali mümkün telâkki etmiş.


    |Sözler - s.263-264|

    ilaahir..
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #25
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ

    Madem kâinatta hüsn-ü san’at, bilmüşahede vardır ve kat’îdir. Elbette, risalet-i Ahmediye (a.s.m.), şuhud derecesinde bir kat’iyetle sübutu lâzım gelir. Zira, şu güzel masnuattaki hüsn-ü san’at ve ziynet-i suret gösteriyor ki, onların San’atkârında ehemmiyetli bir irade-i tahsin ve kuvvetli bir taleb-i tezyin vardır. Ve şu irade ve talep ise, o Sânide ulvî bir muhabbet ve masnularında izhar ettiği kemâlât-ı san’atına karşı kudsî bir rağbet var olduğunu gösteriyor. Ve şu muhabbet ve rağbet ise, masnuat içinde en münevver ve mükemmel fert olan insana daha ziyade müteveccih olup temerküz etmek ister.

    İnsan ise, şecere-i hilkatin zîşuur meyvesidir. Meyve ise, en cemiyetli ve en uzak ve en ziyade nazarı âmm ve şuuru küllî bir cüz’îdir. Nazarı âmm ve şuuru küllî zat ise, o San’atkâr-ı Zülcemâle muhatap olup görüşen ve küllî şuurunu ve âmm nazarını tamamen Sâniinin perestişliğine ve san’atının istihsanına ve nimetinin şükrüne sarf eden en yüksek, en parlak bir fert olabilir.

    Şimdi iki levha, iki daire görünüyor:

    Biri, gayet muhteşem, muntazam bir daire-i Rububiyet ve gayet musannâ, murassâ bir levha-i san’at.

    Diğeri, gayet münevver, müzehher bir daire-i ubûdiyet ve gayet vâsi, câmi’ bir levha-i tefekkür ve istihsan ve teşekkür ve iman vardır ki, ikinci daire, bütün kuvvetiyle birinci dairenin namına hareket eder.

    İşte, o Sâniin bütün makàsıd-ı san’atperverânesine hizmet eden o daire reisinin ne derece o Sâni ile münasebettar ve onun nazarında ne kadar mahbup ve makbul olduğu bilbedâhe anlaşılır.

    Acaba hiç akıl kabul eder mi ki, şu güzel masnuâtın bu derece san’atperver, hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in’âmperver San’atkârı, Arş ve ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde, ber ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbirle, perestişkârâne Ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayt kalsın ve onunla konuşmasın ve alâkadarâne onu resul yapıp güzel vaziyetinin başkalara da sirayet etmesini istemesin?

    Kellâ! Konuşmamak ve onu resul yapmamak mümkün değil...


    اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ اْلاِسْلاَمُ
    مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ اَشِدَّاءُ عَلَى اْلكُفَّارِ رُحَمَاۤءُ بَيْنَهُمْ



    |Sözler - s.316-317|

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #26
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    On Dokuzuncu Söz

    Risalet-i Ahmediyeye dairdir


    وَمَا مَدَحْتُ مُحَمَّداً بِمَقَالَتِى وَلٰكِنْ مَدَحْتُ مَقَالَتِى بِمُحَمَّدٍ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ 1

    Evet, şu Söz güzeldir. Fakat onu güzelleştiren, güzellerin güzeli olan evsâf-ı Muhammediyedir.
    On Dört Reşahâtı tazammun eden On Dördüncü Lem’anın

    BİRİNCİ REŞHASI

    Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif var:
    Birisi şu kitab-ı kâinattır ki, bir nebze şehadetini on üç Lem’a ile Arabî Nur Risalesinden On Üçüncü Dersten işittik. Birisi şu kitab-ı kebîrin âyet-i kübrâsı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmdır. Birisi de Kur’ân-ı Azîmüşşandır. Şimdi, şu ikinci burhan-ı nâtıkı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımalıyız, dinlemeliyiz.

    Evet, o burhanın şahs-ı mânevîsine bak:


    Sath-ı arz bir mescid,
    Mekke bir mihrap,
    Medine bir minber;

    o burhan-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm

    bütün ehl-i imana imam,
    bütün insanlara hatip,
    bütün enbiyaya reis,
    bütün evliyaya seyyid,
    bütün enbiya ve evliyadan mürekkep bir halka-i zikrin serzâkiri;
    bütün enbiya hayattar kökleri,
    bütün evliya tarâvettar semereleri bir şecere-i nuraniyedir ki,
    herbir dâvâsını, mu’cizatlarına istinat eden bütün enbiya
    ve kerametlerine itimat eden bütün evliya tasdik edip imza ediyorlar.

    Zira, o Lâ ilâhe illâllah der, dâvâ eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nuranî zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icmâ ile, mânen Sadakte ve bilhakkı natakte derler.

    Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla teyid edilen bir müddeâya parmak karıştırsın?

    1 : “Ben sözlerimle Muhammed’i (a,s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum.” İmam Rabbânî, Mektubat, 1:58.



    |Sözler - s.319-320|

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #27
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    İKİNCİ REŞHA

    O nuranî burhan-ı tevhid, nasıl ki iki cenâhın icmâ ve tevatürüyle teyid ediliyor.

    Öyle de,

    Tevrat ve İncil gibi kütüb-ü semâviyenin HAŞİYE yüzler işârâtı
    ve irhâsâtın binler rumuzâtı
    ve hâtiflerin meşhur beşârâtı
    ve kâhinlerin mütevatir şehâdâtı
    ve şakk-ı kamer gibi binler mu’cizâtının delâlâtı
    ve şeriatın hakkaniyeti ile teyid ve tasdik ettikleri gibi,
    zâtında gayet kemâldeki ahlâk-ı hamîdesi
    ve vazifesinde nihayet hüsnündeki secâyâ-yı gàliyesi
    ve kemâl-i emniyeti
    ve kuvvet-i imanını
    ve gayet itminanını
    ve nihayet vüsukunu gösteren fevkalâde takvâsı,
    fevkalâde ubûdiyeti,
    fevkalâde ciddiyeti,
    fevkalâde metaneti,

    dâvâsında nihayet derecede sadık olduğunu güneş gibi âşikâre gösteriyor.


    HAŞİYE : Hüseyin-i Cisrî Risale-i Hamidiye’sinde yüz on dört işârâtı o kitaplardan çıkarmıştır. Tahriften sonra bu kadar bulunsa, elbette daha evvel çok tasrihat varmış.



    |Sözler - s.320|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #28
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    ÜÇÜNCÜ REŞHA

    Eğer istersen, gel, Asr-ı Saadete, Ceziretü’l-Araba gideriz. Hayalen olsun, onu vazife başında görüp ziyaret ederiz.

    İşte, bak:

    Hüsn-ü sîret ve cemâl-i suretle mümtaz bir zâtı görüyoruz ki,

    elinde mu’ciznümâ bir kitap,
    lisanında hakaik-âşinâ bir hitap,
    bütün benî Âdeme,
    belki cin ve inse ve meleğe,
    belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.

    Sırr-ı hilkat-i âlem olan muammâ-i acibânesini hal ve şerh edip
    ve sırr-ı kâinat olan tılsım-ı muğlâkını fetih ve keşfederek,
    bütün mevcudattan sorulan,
    bütün ukulü hayret içinde meşgul eden üç müşkül ve müthiş sual-i azîm olan
    “Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?” suallerine mukni, makbul cevap verir.


    |Sözler - s.320|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #29
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    DÖRDÜNCÜ REŞHA

    Bak,

    öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki,
    eğer onun o nuranî daire-i hakikat-i irşadından hariç bir surette kâinata baksan,

    elbette kâinatın şeklini bir matemhane-i umumî hükmünde
    ve mevcudatı birbirine ecnebî,
    belki düşman ve câmidâtı dehşetli cenazeler
    ve bütün zevilhayatı zevâl ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde görürsün.

    Şimdi bak,

    onun neşrettiği nur ile,
    o matemhane-i umumî, şevk u cezbe içinde bir zikirhaneye inkılâp etti.
    O ecnebî, düşman mevcudat, birer dost ve kardeş şekline girdi.
    O câmidât-ı meyyite-i sâmite, birer mûnis memur, birer musahhar hizmetkâr vaziyetini aldı.
    Ve o ağlayıcı ve şekvâ edici, kimsesiz yetimler, birer tesbih içinde zâkir veya vazife paydosundan şâkir suretine girdi.


    |Sözler - s.321|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #30
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    BEŞİNCİ REŞHA

    Hem o nur ile,

    kâinattaki harekât,
    tenevvüat,
    tebeddülât,
    tagayyürat,

    mânâsızlıktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından çıkıp,


    birer mektubat-ı Rabbâniye,
    birer sahife-i âyât-ı tekvîniye,
    birer merâyâ-yı esmâ-i İlâhiye
    ve âlem dahi bir kitab-ı hikmet-i Samedâniye mertebesine çıktılar.

    Hem insanı bütün hayvânâtın mâdûnuna düşüren hadsiz zaaf ve aczi, fakr ve ihtiyâcâtı
    ve bütün hayvanlardan daha bedbaht eden, vasıta-ı nakl-i hüzün ve elem ve gam olan aklı
    o nurla nurlandığı vakit,
    insan bütün hayvanat, bütün mahlûkat üstüne çıkar.
    O nurlanmış acz, fakr, akıl ile, niyaz ile nazenin bir sultan ve fîzar ile nazdar bir halife-i zemin olur.

    Demek o nur olmazsa kâinat da, insan da, hattâ herşey dahi hiçe iner.
    Evet, elbette böyle bedî bir kâinatta böyle bir zat lâzımdır.
    Yoksa kâinat ve eflâk olmamalıdır.


    |Sözler - s.321|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Sayfa 3/12 İlkİlk 1234567 ... SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

112, 113, 146, 154, 157, 159, 160, 161, 600, açacak, adedince, aklı, alâküllihal, aldatmaz, aldıkları, âlemleri, âmî, andan, anlamıyorlar, araf, arkadaşı, arz, asfiya, asra, âyine, bahisleri, bahusus, bildirip, bildirir, bile, bilimin, bilmüşahede, binaen, bizleri, budur, bulamaz, burcu, çavuş, cemiyetli, cihanı, çoklar, çoktur, cömertlik, çıplak, daire, der, dünyaperest, düğü, edenleri, edepli, edilsin, ediyorlar, ellerinde, elzemdir, emsal, envârı, ettiğimiz, faideleri, fikrini, gelmiş, getirmeliyiz, gibi, gideceksiniz, gideceğini, girdim, gitmiş, gökteki, görmeye, güzelliği, hakikatine, hakkaniyeti, haktan, halka, hâlıkını, hararet, hasletlerin, havas, hayalen, hayrette, haşirde, hicr, hilkat, huşû, icadı, ihata, ile, imaniye, imaniyeyi, istedin, istediğini, itham, işaret, iştir, kafasını, kaldıracak, kalmamış, kalsı, kamer, kanunları, kaybedecek, kebiri, kebirin, kendilerini, kesretli, kitabını, konuşmak, kudretine, küfrü, kuvvetle, kırka, kısımdan, kıymetini, kıymetsiz, libası, lisanı, lütuf, lüzumu, malûmdur, masnuatı, medarı, mehasini, memlekete, meramı, meselâ, meselede, mevcudat, misafirhanesi, misli, muazzam, muhabbete, muhakkak, muhaldir, muhammed, muhammediyenin, mümkü, mürşidi, müstehak, müttefik, müş, nihayet, nura, nurda, nurlandıran, olduğuna, oradan, rabbinin, rahatla, risale-i, risale-i nur, risâlei, risaleti, rububiyeti, s.a, sana, sav, sayan, sekiz, semeresi, sen, sergiler, sirâcı, sohbete, söylemiş, sultana, suretle, susuz, tamamıyla, tasavvur, teşhir, tokat, toplansa, ücretleri, uhrevî, vahy, vesveseler, veyahut, yapması, yetimler, yüzleri, yıldızlara, yıldızları, zelzele, zeminde, zira, şevk, şeye, şeylerle, şeytanları

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222