Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 2/12 İlkİlk 123456 ... SonSon
117 sonuçtan 11 ile 20 arası

  1. #11
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Bak:

    Hem öyle Semî’ ve Kerîm bir Kadîrden,
    öyle Basîr ve Rahîm bir Alîmden saadet ve bekàyı istiyor ki,
    bilmüşahede en gizli bir zîhayatın

    *en gizli bir arzusunu,
    *en hafi bir niyazını görür,
    *işitir,
    *kabul eder,
    *merhamet eder,
    *lisan-ı hâl ile de olsa icabet eder.

    Öyle suret-i hakîmâne,
    basîrâne,
    rahîmânede verir ve icabet eder ki,
    şüphe bırakmaz,
    o terbiye ve tedbir öyle Semî’ ve Basîre mahsus,
    öyle bir Kerîm ve Rahîme hastır.



    |Sözler - s.112|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #12
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Acaba,

    bütün benî Âdemi arkasına alıp,
    şu arz üstünde durup,
    Arş-ı Âzama müteveccihen el kaldırıp,
    nev-i beşerin hülâsa-ı ubûdiyetini cami’ hakikat-i ubûdiyet-i Ahmediye (a.s.m.) içinde dua eden
    şu şeref-i nev-i insan
    ve ferîd-i kevn ü zaman olan Fahr-i Kâinat
    ne istiyor, dinleyelim.

    Bak:

    *Kendine ve ümmetine saadet-i ebediye istiyor.
    *Bekà istiyor.
    *Cennet istiyor.
    *Hem, mevcudat âyinelerinde cemâllerini gösteren bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiye ile beraber istiyor.
    *O esmâdan şefaat talep ediyor, görüyorsun.

    Eğer âhiretin hesapsız esbab-ı mucibesi, delâil-i vücudu olmasaydı, yalnız şu zâtın tek duası,
    baharımızın icadı kadar Hâlık-ı Rahîmin kudretine hafif gelen şu Cennetin binasına sebebiyet verecekti. HAŞİYE



    HAŞİYE : Evet, âhirete nisbeten gayet dar bir sahife hükmünde olan rû-yi zeminde
    had ve hesaba gelmeyen harika san’at nümunelerini ve haşir ve kıyametin misallerini göstermek
    ve üç yüz bin kitap hükmünde olan muntazam envâ-ı masnuatı
    o tek sahifede kemâl-i intizamla yazıp derc etmek;
    elbette geniş olan âlem-i âhirette lâtif ve muntazam Cennetin binasından ve icadından daha müşküldür.

    Evet, Cennet bahardan ne kadar yüksek ise, o derece bahar bahçelerinin hilkati,
    o Cennetten daha müşküldür ve hayretfezâdır denilebilir.


    |Sözler - s.112-113|

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  3. #13
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Evet, baharımızda yeryüzünü bir mahşer eden, yüz bin haşir nümunelerini icad eden Kadîr-i Mutlaka, Cennetin icadı nasıl ağır olabilir?

    Demek, nasıl ki onun risaleti şu dar-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi, لَوْلاٰكَ لَوْلاٰكَ لَمٰا خَلَقْتُ اْلاَفْلاٰكَ 1 sırrına mazhar oldu. Onun gibi, ubûdiyeti dahi, öteki dar-ı saadetin açılmasına sebebiyet verdi.

    Acaba hiç mümkün müdür ki,

    bütün akılları hayrette bırakan şu intizam-ı âlem ve geniş rahmet içinde

    *kusursuz hüsn-ü san’at,
    *misilsiz cemâl-i rububiyet,

    o duaya icabet etmemekle

    *böyle bir çirkinliği,
    *böyle bir merhametsizliği,
    *böyle bir intizamsızlığı kabul etsin?

    Yani, en cüz’î, en ehemmiyetsiz arzuları, sesleri ehemmiyetle işitip ifa etsin, yerine getirsin;
    en ehemmiyetli, lüzumlu arzuları ehemmiyetsiz görüp işitmesin, anlamasın, yapmasın?

    Hâşâ ve kellâ, yüz bin defa hâşâ!
    Böyle bir cemâl, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz. HAŞİYE

    Demek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm,

    risaletiyle dünyanın kapısını açtığı gibi,
    ubûdiyetiyle de âhiretin kapısını açar.

    عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحْمٰنِ مِلْءَ الدُّنْياٰ وَدَارِ الْجِنَانِ - اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَبِيبِ الَّذِى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَفَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَحَيَاةُ الدّٰارَيْنِ وَوَسِيلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَذُو الْجَنَاحَيْنِ وَرَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِۤ اَجْمَعِينَ وَعَلٰى اِخْوٰانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ اٰمِينَ 1


    HAŞİYE
    :

    Evet, inkılâb-ı hakaik ittifaken muhaldir.
    Ve inkılâb-ı hakaik içinde muhal ender muhal, bir zıt kendi zıddına inkılâbıdır.
    Ve bu inkılâb-ı ezdad içinde, bilbedahe bin derece muhal şudur ki,
    zıt, kendi mahiyetinde kalmakla beraber, kendi zıddının aynı olsun.

    Meselâ, nihayetsiz bir cemâl, hakikî cemâl iken, hakikî çirkinlik olsun.

    İşte, şu misalimizde meşhud ve kat’iyyü’l-vücud olan bir cemâl i Rububiyet,
    cemâl-i Rububiyet mahiyetinde daim iken, ayn-ı çirkinlik olsun.

    İşte, dünyada muhal ve bâtıl misallerin en acibidir.

    1 : Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân’ın rahmeti onun üzerine olsun.

    Allahım!

    Kulun ve resulün olan,
    iki cihanın efendisi
    ve iki âlemin medar-ı iftiharı
    ve iki dünyanın hayatı
    ve iki cihan saadetinin vesilesi
    ve zülcenâheyn
    ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına
    ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et.

    Âmin.


    |Sözler - s.113-114|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  4. #14
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Hikâyede bir yâver-i ekremden bahsedilmiş ve denilmiş ki: Kör olmayan herkes onun nişanlarını görmekle anlar ki, o zât padişahın emriyle hareket eder ve onun has bendesidir. İşte o yâver-i ekrem, Resul-i Ekremdir (aleyhissalâtü vesselâm).

    Evet, şöyle müzeyyen bir kâinatın öyle mukaddes bir Sâniine böyle bir Resul-i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir. Çünkü nasıl güneş ziya vermeksizin mümkün değildir. Öyle de, Ulûhiyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.

    Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet kemâlde olan bir cemâl, gösterici ve tarif edici bir vasıta ile kendini göstermek istemesin?

    Hem mümkün olur mu ki, gayet cemâlde bir kemâl-i san’at, onun üzerine enzar-ı dikkati celb eden bir dellâl vasıtasıyla teşhir istemesin?

    Hem hiç mümkün olur mu ki, bir rububiyet-i âmmenin saltanat-ı külliyesi, kesret ve cüz’iyat tabakatında vahdâniyet ve samedâniyetini, zülcenâheyn bir meb’us vasıtasıyla ilânını istemesin? Yani, o zât, ubûdiyet-i külliye cihetiyle kesret tabakatının dergâh-ı İlâhîye elçisi olduğu gibi, kurbiyet ve risalet cihetiyle dergâh-ı İlâhînin kesret tabakatına memurudur.

    Hem hiç mümkün olur mu ki, nihayet derecede bir hüsn-ü zâtî sahibi, cemâlinin mehasinini ve hüsnünün letaifini âyinelerde görmek ve göstermek istemesin? Yani, bir habib resul vasıtasıyla-ki hem habibdir, ubûdiyetiyle kendini Ona sevdirir, âyinedarlık eder; hem resuldür, Onu mahlûkatına sevdirir, cemâl-i esmâsını gösterir.

    Hem hiç mümkün olur mu ki, acip mucizelerle, garip ve kıymettar şeylerle dolu hazineler sahibi, sarraf bir tarif edici ve vassaf bir teşhir edici vasıtasıyla enzar-ı halka arz ve başlarında izhar etmekle, gizli kemâlâtını beyan etmek irade etmesin ve istemesin?

    Hem mümkün olur mu ki, bu kâinatı bütün esmâsının kemâlâtını ifade eden masnuatla tezyin ederek seyir için garip ve ince san’atlarla süslenilmiş bir saraya benzetsin de, rehber bir muallim tayin etmesin?

    Hem hiç mümkün olur mu ki, bu kâinatın Sahibi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksat ve gaye ne olacağını müş’ir tılsım-ı muğlâkını, hem mevcudatın “Nereden? Nereye? Necisin?” üç sual-i müşkülün muammasını bir elçi vasıtasıyla açtırmasın?

    Hem hiç mümkün olur mu ki, bu güzel masnuat ile kendini zîşuura tanıttıran ve kıymetli nimetler ile kendini sevdiren Sâni-i Zülcelâl, onun mukabilinde zîşuurdan marziyatı ve arzuları ne olduğunu bir elçi vasıtasıyla bildirmesin?

    Hem hiç mümkün olur mu ki, nev-i insanı şuurca kesrete müptelâ, istidatça ubûdiyet-i külliyeye müheyya suretinde yaratıp, muallim bir rehber vasıtasıyla onları kesretten vahdete yüzlerini çevirmek istemesin?

    Daha bunlar gibi çok vezaif-i nübüvvet var ki, herbiri bir burhan-ı kat’îdir ki, Ulûhiyet risaletsiz olamaz.

    Şimdi, acaba âlemde Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan beyan olunan evsâf ve vezaife daha ehil ve daha cami’ kim zuhur etmiş? Ve rütbe-i risalete ve vazife-i tebliğe ondan daha elyak, daha evfak hiç zaman göstermiş midir?

    Hayır, asla ve kat’a!

    Belki o,


    *bütün resullerin seyyididir,
    *bütün enbiyanın imamıdır,
    *bütün asfiyanın serveridir,
    *bütün mukarrebînin akrebidir,
    *bütün mahlûkatın ekmelidir,
    *bütün mürşidlerin sultanıdır.

    Evet, ehl-i tahkikatın ittifakıyla, şakk-ı kamer ve parmaklarından su akması gibi bine bâliğ mucizâtından, had ve hesaba gelmez delâil-i nübüvvetinden başka, Kur’ân-ı Azîmüşşan gibi bir bahr-i hakaik ve kırk vech ile mucize olan mucize-i kübrâ, güneş gibi risaletini göstermeye kâfidir. Başka risalelerde ve bilhassa Yirmi Beşinci Sözde Kur’ân’ın kırka karib vücuh-u i’câzından bahsettiğimizden, burada kısa kesiyoruz.


    |Sözler - s.97..99|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  5. #15
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    *Allah’a,
    *meleklerine,
    *kitaplarına,
    *peygamberlerine,
    *âhiret gününe,
    *kadere,
    *hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine,
    *ölümden sonra dirilişin hak olduğuna,
    *Cennetin hak olduğuna,
    *Cehennem ateşinin hak olduğuna,
    *şefaatin hak olduğuna,
    *Münker ve Nekir’in hak olduğuna,
    *Allah’ın kabirlerdeki ölüleri tekrar dirilteceğine iman ettim.

    *Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığına
    *ve Muhammed’in Allah resulü olduğuna şehadet ederim.

    Allahım!

    Tûbâ-i rahmetinin

    *en lâtif,
    *en şerif,
    *en mükemmel
    *ve en güzel meyvesi olan,
    *âlemlere rahmet olarak

    ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının

    *en süslü,
    *en güzel,
    *en parlak
    *ve en âli semerelerine

    vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin zâta salât ve selâm et.

    Allahım,

    *bizi ve anne ve babamızı ateşten koru.
    *Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber,
    *Seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et.

    Âmin.


    |Sözler - s.141|

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  6. #16
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Hazret-i muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın risaletine delâlet eden

    *bütün mucizeleri
    *ve bütün delâil-i nübüvveti
    *ve hakkaniyetinin bütün burhanları,

    birden hakikat-ı haşriyenin tahakkukuna şehadet ederek ispat ederler.

    Çünkü; bu zâtın

    *bütün hayatında
    *bütün dâvaları,

    vahdâniyetten sonra haşirde temerküz ediyor.


    |Sözler - s.147|

    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  7. #17
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Ey Rabb-i Rahîmim!

    Resûl-i Ekreminin tâlimiyle ve Kur’ân-ı Hakîmin dersiyle anladım ki:

    Başta Kur’ân ve Resûl-i Ekremin olarak,
    bütün mukaddes kitaplar ve peygamberler
    bu dünyada ve her tarafta nümuneleri görülen celâllî ve cemâllî isimlerinin tecellileri
    daha parlak bir sûrette ebedü’l-âbâdda devam edeceğine
    ve bu fâni âlemde rahîmâne cilveleri,
    nümuneleri müşahede edilen ihsanatının daha şa’şaalı bir tarzda
    dar-ı saadette istimrarına ve bekàsına
    ve bu kısa hayat-ı dünyeviyede onları zevk ile gören
    ve muhabbet ile refakat eden müştakların,
    ebedde dahi refakatlerine ve beraber bulunmalarına
    icma’ ve ittifak ile şehadet ve delâlet ve işaret ederler.

    Hem, yüzer mu’cizat-ı bâhirelerine ve âyât-ı kàtıalarına istinaden,

    *başta Resûl-i Ekrem ve Kur’ân-ı Hakîmin olarak
    *bütün nuranî ruhların sahipleri olan peygamberler
    *ve bütün münevver kalblerin kutupları olan veliler
    *ve bütün keskin ve nurlu akılların mâdenleri olan sıddıkînler,
    *bütün suhuf-u Semâviyede ve kütüb ü mukaddesede

    senin çok tekrar ile ettiğin binler vaadlerine ve tehditlerine istinaden, hem senin kudret ve rahmet ve inâyet ve hikmet ve celâl ve cemâl gibi âhireti iktiza eden kudsî sıfatlarına ve şe’nlerine ve senin izzet-i celâline ve saltanat-ı rubûbiyetine itimaden, hem âhiretin izlerini ve tereşşuhatını bildiren hadsiz keşfiyatlarına ve müşahedelerine ve ilmelyakîn ve aynelyakîn derecesinde bulunan itikadlarına ve imanlarına binaen saadet-i ebediyeyi insanlara müjdeliyorlar.

    Ehl-i dalâlet için cehennem ve ehl-i hidâyet için cennet bulunduğunu haber verip ilân ediyorlar, kuvvetli iman edip şehadet ediyorlar.



    |Sözler - s.150|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #18
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Ve madem, nasıl ki Kâinatın Sahibi, kâinattan zemini ve zeminden nev-i insanı intihap edip gayet büyük bir makam, bir ehemmiyet vermiş. Öyle de, nev-i insandan dahi makàsıd-ı rububiyetine tevafuk eden ve kendilerini iman ve teslim ile Ona sevdiren hakikî insanlar olan enbiya ve evliya ve asfiyayı intihap edip kendine dost ve muhatap ederek onları mucizeler ve tevfiklerle ikram ve düşmanlarını semavî tokatlarla tazip ediyor.

    Ve bu kıymetli ve sevimli dostlarından dahi,
    onların imamı ve mefhari olan
    Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı
    intihap ederek,
    ehemmiyetli küre-i arzın yarısını
    ve ehemmiyetli nev-i insanın beşten birisini
    uzun asırlarda onun nuruyla tenvir ediyor.

    Âdetâ bu kâinat onun için yaratılmış gibi,
    bütün gayeleri onunla ve Onun diniyle ve Kur’ân’ı ile tezahür ediyor.

    Ve o pek çok kıymettar ve milyonlar sene yaşayacak kadar hadsiz hizmetlerinin ücretlerini
    hadsiz bir zamanda almaya müstehak ve lâyık iken,
    gayet meşakkatler ve mücahedeler içinde,
    altmış üç sene gibi kısacık bir ömür verilmiş.

    Acaba hiçbir cihetle hiçbir imkânı,
    hiçbir ihtimali,
    hiçbir kabiliyeti var mı ki,
    o zât, bütün emsâli ve dostlarıyla beraber dirilmesin?

    Ve şimdi de ruhen diri ve hayy olmasın, idam-ı ebedî ile mahvolsunlar?

    Hâşâ, yüz bin defa hâşâ ve kellâ!

    Evet, bütün kâinat ve hakikat-i âlem onun dirilmesini dâvâ eder ve hayatını Sahib-i Kâinattan talep ediyor.



    |Sözler - s.155|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  9. #19
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.052
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    Elbette kâinattaki hayat, kat’î bir surette Hayy-ı Ezelînin vücûb-u vücuduna kat’î şehadet ettiği gibi; o hayat-ı Ezeliyenin şuââtı, celevâtı, münâsebâtı olan “irsâl-i rusül” ve “inzâl-i kütüb” rükünlerine bakar, remzen ispat eder. Ve bilhassa risalet-i Muhammediye (a.s.m.) ve vahy-i Kur’ânî hayatın ruhu ve aklı hükmünde olduğundan, bu hayatın vücudu gibi hakkaniyetleri kat’îdir denilebilir.

    Evet, nasıl ki hayat bu kâinattan süzülmüş bir hülâsadır.
    Ve şuur ve his dahi hayattan süzülmüş, hayatın bir hülâsasıdır.
    Ve akıl dahi şuurdan ve histen süzülmüş, şuurun bir hülâsasıdır.
    Ve ruh dahi, hayatın hâlis ve sâfi bir cevheri ve sabit ve müstakil zâtıdır.

    Öyle de, maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye (a.s.m.) dahi,
    hayattan ve ruh-u kâinattan süzülmüş hülâsatü’l-hülâsadır

    ve risalet-i Muhammediye (a.s.m.) dahi,
    kâinatın his ve şuur ve aklından süzülmüş en sâfi hülâsasıdır.

    Belki maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye (a.s.m.) dahi
    âsârının şehadetiyle, hayat-ı kâinatın hayatıdır.

    Ve risalet-i Muhammediye (a.s.m.),
    şuur-u kâinatın şuurudur ve nurudur.

    Ve vahy-i Kur’ân dahi, hayattar hakaikinin şehadetiyle, hayat-ı kâinatın ruhudur ve şuur-u kâinatın aklıdır.

    Evet, evet, evet!
    Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek.
    Eğer Kur’ân gitse,kâinat divâne olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.



    |Sözler - s.164|
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  10. #20
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Nereden Yer
    İstanbuL.
    Mesajlar Mesajlar
    2.960
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 504 + 34720


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Risale-i Nur'da Hz. Muhammed (s.a.v.) Bahisleri

    O zât (a.s.m.) öyle bir şeriat ve bir İslâmiyet ve bir ubûdiyet ve bir dua ve bir davet ve bir imanla meydana çıkmış ki, onların ne misli var ne de olur.Ve onlardan daha mükemmel, ne bulunmuş ve ne de bulunur. Çünkü, ümmî bir zâtta (a.s.m.) zuhur eden o şeriat, on dört asrı ve nev-i beşerin humsunu, âdilâne ve hakkaniyet üzere ve müdakkikane hadsiz kanunlarıyla idare etmesi, emsal kabul etmez.

    Hem, ümmî bir zâtın (a.s.m.) ef’âl ve akvâl ve ahvâlinden çıkan İslâmiyet, her asırda, üç yüz milyon insanın rehberi ve mercii ve akıllarının muallimi ve mürşidi ve kalblerinin münevviri ve musaffîsi ve nefislerinin mürebbîsi ve müzekkîsi ve ruhlarının medâr-ı inkişafı ve maden-i terakkiyatı olması cihetiyle, misli olamaz ve olamamış.

    Hem, dininde bulunan bütün ibâdâtın bütün envâında en ileri olması; ve herkesten ziyade takvâda bulunması ve Allah’tan korkması; ve fevkalâde daimî mücahedat ve dağdağalar içinde tam tamına ubûdiyetin en ince esrarına kadar müraat etmesi; ve hiç kimseyi taklit etmeyerek ve tam mânâsıyla ve müptediyâne fakat en mükemmel olarak, hem iptidâ ve intihâyı birleştirerek yapması, elbette misli görülmez ve görünmemiş.

    Hem binler dua ve münâcâtlarından Cevşenü’l-Kebîr ile, öyle bir marifet-i Rabbâniye ile, öyle bir derecede Rabbini tavsif ediyor ki, o zamandan beri gelen ehl-i mârifet ve ehl-i velâyet, telâhuk-u efkârla beraber, ne o mertebe-i marifete ve ne de o derece-i tavsife yetişememeleri gösteriyor ki, duada dahi onun misli yoktur. Risale-i Münâcâtın başında Cevşenü’l-Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyan edildiği yere bakan adam, “Cevşen’in dahi misli yoktur” diyecek.

    Hem, tebliğ-i risalette ve nâsı hakka davette o derece metanet ve sebat ve cesaret göstermiş ki, büyük devletler ve büyük dinler, hattâ kavim ve kabilesi ve amcası ona şiddetli adavet ettikleri halde, zerre miktar bir eser-i tereddüt, bir telâş, bir korkaklık göstermemesi ve tek başıyla bütün dünyaya meydan okuması ve başa da çıkarması ve İslâmiyeti dünyanın başına geçirmesi ispat eder ki, tebliğ ve davette dahi misli olmamış ve olamaz.

    Hem, imanda, öyle fevkalâde bir kuvvet ve harika bir yakîn ve mu’cizâne bir inkişaf ve cihanı ışıklandıran bir ulvî itikad taşımış ki, o zamanın hükümranı olan bütün efkârı ve akideleri ve hükemanın hikmetleri ve ruhanî reislerin ilimleri ona muarız ve muhalif ve münkir oldukları halde onun ne yakînine, ne itikadına, ne itimadına, ne itminanına hiçbir şüphe, hiçbir tereddüt, hiçbir zaaf, hiçbir vesvese vermemesi ve mâneviyatta ve meratib-i imaniyede terakki eden başta Sahabeler ve bütün ehl-i velâyet, onun, her vakit, mertebe-i imanından feyz almaları ve onu en yüksek derecede bulmaları, bilbedahe gösterir ki, imanı dahi emsalsizdir.

    İşte, böyle emsalsiz bir şeriat ve misilsiz bir İslâmiyet ve harika bir ubûdiyet ve fevkalâde bir dua ve cihan-pesendâne bir dâvet ve mu’cizâne bir iman sahibinde, elbette hiçbir cihetle yalan olamaz ve aldatmaz diye anladı ve aklı dahi tasdik etti.

    Şualar-Âyetü'l-Kübra

    Bediüzzaman Said Nursi

    Yazar : Risale Forum
    ***
    Risale-i Nur eczaları mürşiddir.

    İnsanı haksızlıktan hakka döndürür
    ve hayvanlıktan insaniyete
    ve esfel-i safilinden, a'la-i illiyyine yükseltir.

    Barla - 295

Sayfa 2/12 İlkİlk 123456 ... SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

112, 113, 146, 154, 157, 159, 160, 161, 600, açacak, adedince, aklı, alâküllihal, aldatmaz, aldıkları, âlemleri, âmî, andan, anlamıyorlar, araf, arkadaşı, arz, asfiya, asra, âyine, bahisleri, bahusus, bildirip, bildirir, bile, bilimin, bilmüşahede, binaen, bizleri, budur, bulamaz, burcu, çavuş, cemiyetli, cihanı, çoklar, çoktur, cömertlik, çıplak, daire, der, dünyaperest, düğü, edenleri, edepli, edilsin, ediyorlar, ellerinde, elzemdir, emsal, envârı, ettiğimiz, faideleri, fikrini, gelmiş, getirmeliyiz, gibi, gideceksiniz, gideceğini, girdim, gitmiş, gökteki, görmeye, güzelliği, hakikatine, hakkaniyeti, haktan, halka, hâlıkını, hararet, hasletlerin, havas, hayalen, hayrette, haşirde, hicr, hilkat, huşû, icadı, ihata, ile, imaniye, imaniyeyi, istedin, istediğini, itham, işaret, iştir, kafasını, kaldıracak, kalmamış, kalsı, kamer, kanunları, kaybedecek, kebiri, kebirin, kendilerini, kesretli, kitabını, konuşmak, kudretine, küfrü, kuvvetle, kırka, kısımdan, kıymetini, kıymetsiz, libası, lisanı, lütuf, lüzumu, malûmdur, masnuatı, medarı, mehasini, memlekete, meramı, meselâ, meselede, mevcudat, misafirhanesi, misli, muazzam, muhabbete, muhakkak, muhaldir, muhammed, muhammediyenin, mümkü, mürşidi, müstehak, müttefik, müş, nihayet, nura, nurda, nurlandıran, olduğuna, oradan, rabbinin, rahatla, risale-i, risale-i nur, risâlei, risaleti, rububiyeti, s.a, sana, sav, sayan, sekiz, semeresi, sen, sergiler, sirâcı, sohbete, söylemiş, sultana, suretle, susuz, tamamıyla, tasavvur, teşhir, tokat, toplansa, ücretleri, uhrevî, vahy, vesveseler, veyahut, yapması, yetimler, yüzleri, yıldızlara, yıldızları, zelzele, zeminde, zira, şevk, şeye, şeylerle, şeytanları

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222