Sayfa 1/4 1234 SonSon
33 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Hicretin 2. yılı


    Buvat, Safevan ve Uşeyre Gazası

    BUVAT GAZASI


    (Hicret 'in 2. senesi Rebiülevvel ayı)

    Bu tarihte Peygamber Efendimiz, beraberinde 200 Muhacirle Medine'den yola çıktı. Maksadı, içlerinde azılı müşrik Ümeyye b. Halefin de bulunduğu 100 kişilik bir muhafız grubun kontrolü altında hareket eden 2 bin 500 develik büyük Kureyş kervanının üzerine yürüyerek onlara gözdağı vermekti.

    Buvat Dağına kadar giden Resûli Ekrem, kimseyle karşılaşmadı ve Medine'ye geri döndü.515

    SAFEVAN GAZASI

    (Hicret 'in 2. senesi Rebiülevvel ayı)

    Mekkeli müşriklerin adamlarından Kürz b. Cabir elFihrî, arkadaşlarıyla Medine otlaklarına kadar sokularak akın etmiş ve Medinelilere, Müslümanlara âit birçok hayvanı alıp götürmüştü.

    Bu baskın üzerine Peygamber Efendimiz, Medine'de yerine Zeyd b. Harise'yi vekil tâyin ederek, mezkûr yağmacıyı takibe çıktı. Bedir nahiyesinin Safevan Vadisine kadar ilerledi. Ancak, Kürz, takib edildiğini haber almış olduğundan daha önce sapa bir yoldan kaçmıştı.

    Bunun üzerine, Peygamberimiz, Medine'ye geri döndü.

    Bu gazaya "Bedri Ulâ," yâni "İlk Bedir Gazası" da denilir.516

    UŞEYRE GAZASI

    (Hicret 'in 2. senesi Cemaziyelâhir ayı)

    Resûli Ekrem Efendimiz, Safevan Gazasından üç ay sonra, Muhacir Müslümanlardan, 150200 kişiden müteşekkil bir askerî birlikle Medine'den yola çıktı. Beraberlerinde 30 deve bulunuyordu ve mücâhidler bu develere nöbetleşe biniyorlardı.

    Maksat, yine Kureyş'in Şam'a göndermiş olduğu ticaret kervanını takib etmekti.

    Ancak, Medine'den dokuz konak mesafede bulunan Müdlic Oğullarına âit Uşeyre Ovasına gelindiğinde, Kureyş kervanının buradan iki üç gün önce geçtiği öğrenildi.

    Medine etrafını her bakımdan emniyet altına almak hususu üzerinde dikkatle duran Peygamberimiz, burada daha önce anlaşma yaptığı Damre Oğullarının müttefiki olan Benî Müdlic'le aynı mahiyette bir dostluk ve ittifak anlaşması imzaladı. Sonra da Medine'ye geri döndü.517


    --------------------------------------------------------------------------------

    515 Ibn-i Sa'd, Tabakat, c. 2, s. 8-9.

    516 ibn-i Hişam, Sîre, c. 2, s. 251; ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 9.

    517 Ibni Hişam, Sîre, c. 2, s. 248249; ibni Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 910.

    Benzer Konular
    Hicretin 10. yılı
    Hicretin 10. yılı Hicretin 10. Senesindeki Mühim Bazı Hadiseleri - 1 HZ. İBRAHİM'İN VEFATI (Hicret'in 10. senesi Rebiülevvel ayının 10. günü Salı) Peygamber Efendimizin mübarek kalbi, bütün insanlara karşı bir şefkat ve merhame
    Hicretin 11. yılı
    Hicretin 11. yılı Usame Ordusu Hicret'in 11. senesi Sefer ayının 26'sı, Pazartesi günü idi. Resûl-i Kibriya Efendimizin hastalanmasına bir gün gibi kısa bir zaman vardı. Buna rağmen o, yine İslâm'ın istikbâl ve inkişafını ilgilend
    Hicretin 9.Yılı
    Hicretin 9.Yılı Hicretin 9. Senesindeki Mühim Bazı Hadiseleri - 1 ETRAFA VALİ VE ZEKAT MEMURLARININ GÖNDERİLMESİ (Hicret 'in 9. senesi Muharrem ayı) Bu tarihe kadar birçok kabîle İslâm'la şereflenmiş, birçok memleket de İslâm
    Hicretin 8. yılı
    Hicretin 8. yılı Hz.Zeyneb'in Vefatı Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hicret'in 8. senesine kızı Hz. Zeyneb'in vefatı hadisesiyle girdi. Hz. Zeyneb, Resûl-i Ekrem Efendimizin Hz. Hatice'yle evliliğinin kızlardan ilk meyvesiydi. Garibtir
    Hicretin 5. yılı
    Hicretin 5. yılı Dümetül Cendel ve Beni Müstalik Gazası DUMETÛ'LCENDEL GAZASI (Hicret 'in 5. senesi Rebiülevvel ayı / Milâdî 626) Birkaç Arap kabilesi, Medine'ye 15 gece uzaklıkta bulunan Şam beldelerinden biri olan Dûmetû'ICe
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  2. #2
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı

    Abdullah B.Cahş Seriyyesi

    (Hicret 'in 2. senesi Receb ayı)

    Peygamber Efendimiz, bu tarihte Abdullah b. Cahş'ı huzuruna çağırdı ve Muhacir Müslümanlardan sekiz kişilik bir birlik kumandasında Nahle Vadisine gideceğini emir buyurdu. Birliğe katılanlara hitaben de, "Sizin üzerinize birini tâyin edeceğim ki, o, en hayırlınız değildir; fakat, açlığa, susuzluğa en çok dayanan, katlananınızdır."518 dedi.

    Resûl-i Ekrem, kumandan tâyin ettiği Abdullah b. Cahş'a bir de mektup verdi. Bu mektubu iki gün yol aldıktan sonra açıp okumasını ve ona göre hareket etmesini emir buyurdu.

    İki günlük yolculuktan sonra Abdullah b. Cahş, emir gereğince mektubu açıp okudu. Mektupta şunların yazılı olduğunu gördü:

    "Bu mektubumu gözden geçirdiğin zaman Mekke ile Taif arasındaki Nahle Vadisine kadar yürüyüp, oraya inersin. Oradaki Kureyş'i gözetler, alabildiğin haberleri, gelip, bize bildi-

    rirsin."519


    Şu hâlde, bu seriyyeden maksat, Kureyş'in hareketini gözetlemek, ne gibi hazırlıklar içinde bulunduklarını tesbit etmekti.

    Kahraman sahabî Abdullah b. Cahş, Hz. Resûlullah'ın mektubuna, "Semi'nâ ve ata'nâ [Dinledik ve itaat ettik]." dedikten sonra, mücâhidlere de, "Hanginiz şehid olmayı ister ve o makamı özlerse benimle gelsin; kim de ondan hoşlanmazsa geri dönsün! Ben ise, Resûlullah'm emrini yerine getireceğim."520 diye hitab etti.

    Fedakâr mücâhidler, tereddütsüz, kumandanlarının emrine amade olduklarını bildirdiler.

    Mücâhidler, nöbetleşe bindikleri develerle Nahle Vadisine vardılar. Orada konakladılar.

    Bu arada, yükleri kuru üzüm ve bazı yiyecek maddeleri olan Kureyş'in bir kervanı göründü. Gelip, onlara yakın bir yerde konakladı.

    Mücâhidler, bunlara karşı nasıl davranmaları gerektiği hususunda konuştular. Hücum etmeyeceklerine dair önce bir karara varamadılar. Çünkü, içinde kan dökmek haram olan Receb ayinin girip girmediğinde tereddüt ediyorlardı. Sonunda, henüz Receb ayının girmesine bir gün var olduğu kanaatine varınca, ittifakla kervanı ele geçireceklerine dair karar aldılar. Tam o esnada Vâkıd b. Abdullah'ın attığı bir okla, kervanın reisi Amr b. Hadremî öldü. Mücâhidler, diğerlerinin üzerine yürüdüler. İki kişiyi esir alıp kervanı da ele geçirdiler.

    Kurtulanlar, Kureyşlileri hâdiseden haberdar etmek için Mekke'ye doğru kaçmaya başladılar. Mücâhidler ise, iki esir ve kervanla birlikte Medine'ye döndüler.

    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  3. #3
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı

    Seriyyenin başkanı Abdullah b. Cahş Hazretleri durumu anlatınca, Fahr-i Kâinat Efendimiz hiddetle, "Ben, size haram olan ayda çarpışmayı emretmemiştim!" dedi ve ganimetten herhangi bir şey almaktan kaçındı.

    Seriyyeye iştirak etmiş bulunan mücâhidler, Resûl-i Ekrem'in bu hareketi karşısında neye uğradıklarını şaşırdılar. Diğer sahabîler de onların bu hareketlerini tasvip etmeyince, bütün bütün ruhlarını büyük bir sıkıntı sardı.

    Resûl-i Kibriya'ya durumu izah ettiler. "Yâ ResûlallahL" dediler, "Biz, onu Receb'in ilk gecesinde ve Cemaziyelâhir ayının son gecesinde öldürdük! Receb ayı girince kılıçlarımızı kınına soktuk!"

    Buna rağmen Resûlullah, kendisi için ayrılan ganimeti almadı. Çünkü, ortada bir şüphe söz konusuydu.

    Nitekim, Mekkeli müşrikler de bu hareketi dillerine doladılar ve dedikodu yapmaya başladılar: "Muhammed ve ashabı, haram ayı helâl saydı; onda kan döktüler, mal aldılar, adam esir ettiler."

    Bu dedikodular Medine'den de duyuldu.

    Diğer taraftan, Medine'de bulunan Yahudiler de ileri geri konuştular.

    Bir taraftan, seriyyeye iştirak etmiş bulunan mücâhidler, bu hareketlerinden dolayı üzüntü duyuyorlardı; diğer taraftan, Mekkeli müşrikler ve Medineli Yahudiler, ileri geri konuşuyorlardı. Peygamber Efendimiz ise, kendisine ayrılan ganimeti kabul etmiyordu.

    Bir müddet sonra Efendimize vahiy geldi ve meseleyi halletti. İlgili âyette şöyle buyuruldu:

    "Sana haram olan çarpışmanın hükmünden soruyorlar. De ki: 'O ayda savaş yapmak büyük günahtır. Fakat, küfür ve inkârla insanları Allah yolundan çevirmek, Mescid-i Haram'da tavaf ve namazdan alıkoymak, Peygamber ve ashabını Mekke'den çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır. 'Allah'a ortak koşmak' fitnesi, Müslümanların haram ayda yaptıkları savaştan da beterdir. Ey mü'minler!.. Kâfirlerin gücü yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan bir an bile geri durmazlar."521
    Seriyyeye iştirak etmiş olan mücâhidler, bu âyet üzerine sıkıntı ve manevî ızdıraptan kurtuldular. Peygamber Efendimiz de, kendisi için ayrılmış bulunan ganîmet hissesini kabul etti. Müşrikler ise, esirleri için kurtuluş bedeli gönderdiler. Esirlerden sâdece Osman b. Abdullah, Mekke'ye gitti; diğer esir Hakem b. Keysan ise, Müslüman olup Medine'de kaldı.522

    Hakem b. Keysan Nasıl Müslüman Oldu?

    Burada, esirlerden Hakem b. Keysan'ın nasıl Müslüman olduğunu ibret nazarlarına sunmakta fayda görüyoruz.

    Mücâhidler tarafından esir alınınca, Kumandan Abdullah b. Cahş, onun boynuna vurmak istemişti; fakat, diğer sahabîler, "Hayır, Resûlullah'a götürelim." diyerek, buna mâni olmuşlardı. Böylece, Hakem, boynunun vurulmasından kurtulmuştu.

    Medine'ye döndüklerinde onu Peygamber Efendimize götürdüler. Resûl-i Ekrem, Hakem'i Müslüman olmaya davet etti. Ancak o, menfî tavır takındı; hattâ, ileri geri konuşmaya başladı.

    Bu konuşmalarından hiddete gelen Hz. Ömer, "Bunun Müslüman olacağı yok Yâ Resûlallah!.. Müsaade et, boynunu vuralım!" diye konuştu.

    Resûl-i Ekrem, bu teklifi kabul etmedi ve Hakem'i tekrar tekrar İslâm'a davet etti. Sonunda Hakem, "İslâm nedir?" diye sordu.

    Resûl-i Ekrem, "İslâm, şeriki olmayan bir Allah'a îman ve ibâdet, Muhammed'in de O'nun kulu ve resulü olduğuna şehâdet etmendir." buyurunca, Hakem, "Müslüman oldum!" diyerek kelime-i şehâdet getirdi.

    Resûl-i Ekrem de, sahabîlere dönerek, "Eğer sizin, onun hakkındaki görüşünüze uyup onu öldürseydim, Cehennem'e girmiş, gitmişti!"523 diyerek hepimize ölçü olacak dersini verdi.

    Hz. Resûlullah'ın İslâm'a davetteki temennisi, sabrı ve sebatı, işte bir insanı böylesine Cehennem'den kurtarıp, sahabî gibi şerefli bir makama yükseltiyordu.


    --------------------------------------------------------------------------------

    518 ibn-i Abdi'l-Berr, el-istiab, c. 3, s. 878.

    519 ibn-i Hişam, Sîre, c. 2, s. 252; ibn-i Sa'd, Tabakat, c. 2, s. 10.

    520 ibn-i Hişam, A.g.e., c. 2, s. 252; ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 10.

    521 Bakara, 217.
    522 Ibn-i Hişam, Sîre, c. 2, s. 255; İbn-i Sa'd, Tabakat, c. 2, s. 11.

    523 İbn-i Sa'd, Tabakat, c. 4, s. 137-138.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  4. #4
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı


    Kıblenin Mescid-i Haram'a Çevrilmesi

    (Hicret 'in 2. senesi / Milâdî 623)

    Resûl-i Kibriya Efendimiz ile Müslümanlar, Medine'de namazlarını, Allah'ın emriyle, "peygamberler makamı" olan Kudüs'e, yâni Beytû'l-Makdis'e doğru kılarlardı. Fakat, Peygamber Efendimiz, öteden beri tevhid akidesinin müstesna bir âbidesi olan yeryüzünün ilk mabedi ve ceddi Hz. İbrahim'in kıblesi olan Kabe'ye doğru yönelerek namaz kılmayı kalben arzu ve temenni ediyordu. Müslümanlar da, hassaten Muhacirler, kalblerinde aynı arzuyu taşıyorlardı. Çünkü, beş vakit namazlarında Kabe'ye yönelmek, vatanları Mekke'yi de yâdetmeye bir vesile olacaktı.

    Yahudîlerin de, "Muhammed ve ashabı, biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bile bilmiyorlardı!" diyerek sinsice dedikoduda bulunmaları onları rahatsız ettiğinden bu arzuları daha da kuvvetleniyordu. Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimiz, tahvil-i kıble için vahyin gelmesini bekliyor, Cebrail'i (a.s.) gözetliyor ve Kabe'yi temenni ederek dua ediyordu.

    Nitekim, bir gün, gelen Cebrail'e (a.s.) bu arzusunu izhar etti: "Rabbimin, yüzümü Yahudîlerin kıblesinden Kabe'ye çevirmesini arzu ediyorum!"

    Cebrail (a.s.), "Ben bir kulum! Sen, Rabbine niyazda bulun. Bunu O'ndan iste!"524 dedi.


    Bunun üzerine, Resûl-i Ekrem Efendimiz de, Beytû'1-Mak-dis'e müteveccihen namaza duracakları zaman başını semâya doğru kaldırmaya başladı.

    Nihayet, Medine'ye hicretin 17. ayında, kıblenin Mescid-i Haram'a doğru çevrildiğini bildiren şu âyet-i kerîme nazil oldu:


    "(Ey Resulüm!.. Vahyin gelmesi için) yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Bunun için, seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz, Şimdi, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ey mü'minler!.. Siz de her nerede olursanız, yüzünüzü namazlarda o mescid tarafına çevirin!"525

    Bu vahiy geldiği sırada Resûlullah Efendimiz, Müslümanlara mescidinde öğle namazını kıldırıyordu. Namazın ilk iki rekâtı kılınmış, sıra son iki rekâta gelmişti. Peygamber Efendimiz, ağır ağır yönünü değiştirdi ve mübarek yüzünü Kabe'ye doğru çevirdi. Müslümanlar da Efendimizle birlikte o tarafa döndüler.526

    İki Kıbleîi Mescid

    Diğer bir rivayete göre, Resûl-i Kibriya Efendimiz, Receb ayının bir Pazartesi günü Benî Seleme semtinde oturan Bişr b. Bera'nın annesi Ümmü Bişr'i ziyarete gitmişlerdi. Kendisine yemek yapıldı. Yediler. Bu sırada öğle namazı vakti girdi. Peygamberimiz, oradaki mescidde Müslümanlarla birlikte iki rekât kıldıktan sonra namaz içinde Kabe tarafına dönmesi emrolun-du. Derhâl cemaatle birlikte yüzlerini Mescid-i Haram tarafına çevirdiler.

    Bu sebeple, Benî Seleme Mescidine "Mescid-i Kıbleteyn [İki Kıbleli Mescid]" adı verildi.527

    Peygamberimizin emri üzerine, bütün Müslümanlara, kıblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram tarafına çevrildiği duyuruldu.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  5. #5
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı

    Mescid-i Kıbleteyn

    Kıblenin Kabe olarak tesbit edilmesi, bir kısım Müslümanların telâşına sebep oldu; çünkü, kıble değiştirilmeden önce Bey-tû'l Makdis'e doğru namaz kılarak vefat etmiş veya şehid e-dilmiş Müslümanlar vardı. Bunun için Huzur-u Risâlet'e gelerek, "Yâ Resûlallah!.. Daha önce ölen Müslüman kardeşlerimizin durumu ne olacak? Onlar Beytû'l-Makdis'e doğru namazlarını eda etmişlerdi." diyerek endişelerini izhar ettiler.

    Cenâb- Hakk, Müslümanların bu endişelerini de, inzal buyurduğu âyet-i kerîmeyle giderdi: "Ey Resulüm!.. Hâlen yönelmekte olduğun Kabe'yi, ancak resule uyanlarla geri dönenler arasını ayırdetmek için kıble kıldık. Gerçi, bu kıbleyi çeviriş büyük ve ağır ise de, yalnız o, Allah'ın hidâyet ettiği kimselere ağır gelmez ve Allah îmanınızı zâyî etmez. Muhakkak, Allah Teâlâ, insanlara çok merhametlidir, günahlarını bağışlayıcıdır."528

    Resûl-i Ekrem Efendimiz, Medine'ye teşrif edip Beytû'l-Makdis'e doğru namaz kılmaya başlayınca, Arap müşriklerinin gücüne gitmişti. Bilâhare kıble Kabe'ye tahvil buyurulunca, bu sefer Yahudilerin gücüne gitti ve tekrar dedikodu yapmaya, fitne fesad çıkarmaya koyuldular! Hattâ, âlimlerinden birkaçı Resûlullah'a gelerek, "Yâ Muhammedi.. Üzerinde bulunduğun kıblenden seni döndüren nedir? İbrahim'in milleti ve dininde bulunduğunu söyleyen, sen değil misin?" dediler. Sonra da şu sinsî teklifte bulundular:

    "Eğer şimdiye kadar üzerinde bulunduğun kıblene tekrar dönersen sana tâbi olur, seni tasdik ederiz!"

    Şu âyetler (meâlen), bu hâdiseyi anlatmaktadır:

    "(Medîne'deki Yahudî ve münafık) insanlardan birtakım beyinsizler, akılsızlar da, 'Müslümanları bulundukları kıbleden çeviren ne?' diyecekler. Onlara de ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, kimi dilerse doğu yola çıkarır.

    "Ey Müslümanlar!.. Böylece sizi seçkin ve şerefli bir ümmet kıldık ki, bütün insanlar üzerine adalet numunesi, hak şâhidleri olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şâhid olsun.

    "...Andolsun ki, sen, o kitap verilmiş olanlara her âyeti, her burhanı da getirmiş olsan, onlar yine senin kıblene tâbi olmazlar. Sen de onların kıblesine tâbi olmazsın. Hattâ, onların bir kısmı, bir kısmının kıblesine uyacak da değildir.

    "Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilim arkasından bilfarz onların arzularına uyarsan, bu takdirde sen de kendine yazık etmişlerden sayılırsın."
    529

    Küba Mescidi Kıblesi

    Kıble Mescid-i Haram tarafına çevrildikten sonra, Resûl-i Ekrem Efendimiz, Küba'ya gitti ve İslâm tarihinde inşa edilen ilk mescid olan Küba Mescidinin Beytû'l-Makdis tarafına olan kıblesini de Kabe'ye doğru çevirtti.


    --------------------------------------------------------------------------------

    524 Ibn-i Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 241; Taberî, Tarih, c. 2, s. 265.

    525 Bakara, 144.

    526 Ibn-i Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 241-242.

    527 ibn-i Sa'd, Tabakat, c. 1, s. 241-242; Belâzurî, Ensab, c. 1, s. 246.

    528 Bakara, 143.

    529 A.g.sûre, 142-143, 145.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  6. #6
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı



    Bedir Muhaberesi

    (Hicret 'in 2. senesi 17 Ramazan / Milâdî 13 Mart 624 Cuma)

    KUREYŞ'İN TİCARET KERVANI

    Hicret'in 2. senesinde Kureyş müşrikleri, bir ticaret kervanı hazırlamışlardı. Şam pazarına gönderilen kervana, Mekke'den kadın erkek hemen hemen herkes hisselerine göre ortak idiler. Bin deveden meydana gelen ve sermayesi 50 bin dinar olan bu büyük ticaret kervanının satılan malları karşılığında harbe hazırlık için silâh alınacaktı. Kervanın yola çıkarılmasındaki asıl maksat buydu. Kureyşliler ayrıca kervanla birlikte Ebû Süfyan başkanlığında 3040 kişi kadar muhafız da göndermişlerdi.1

    Peygamberimizin Durumu Haber Alması

    Resûli Ekrem Efendimiz, bu durumu haber aldı. Ebû Süfyan başkanlığındaki bu büyük ticaret kervanının Mekke'ye dönmesine mâni olmaya karar verdi. Teşkil ettiği 300 kişiyi aşkın (305315) sahabîyle yola çıkmaya hazırlandı.

    Sa 'd ve Babası

    Sahabîler, Bedir Seferine katılmayı şiddetle arzu ediyorlardı. Hattâ, bu hususta kur'a çekenler bile vardı. Ensâr'dan Sa'd, babası Hayseme'ye, "Eğer bu seferin mükâfatı Cennet'ten başka bir şey olsaydı, senden geri kalırdım! Ben, bu seferde bana şehidlik nasîb olmasını umuyorum." diyerek sefere katılma arzusunu izhar etmişti. Babası ise ona, "Sen, rahatsız olan hanımının yanında kal da ben gideyim." diye cevap vermişti. Ama Sa'd bunu kabul etmemiş ve aralarında kur'a çekilmesine karar vermişlerdi. Çekilen kur'a Sa'd'a çıkmış ve sefere o iştirak etmişti. Bedir'de şehid düşerek bu yüksek arzusuna da nail oldu.2

    Ümmü Varaka

    Sefere çıkmak için yalnız erkeklerde değil, kadınlarda da büyük bir istek ve arzu vardı. Sefer hazırlıkları yapılırken Ümmü Varaka binti Abdullah, Resûlullah'ın huzuruna vararak, "Yâ Resûlallah!.. Bana müsaade et de sizinle birlikte ben de çıkayım. Yaralarınızı tedavi eder, hastalananlarınıza bakarım. Olur ki Allah, bana şehidlik nasîb eder." dedi. Resûli Ekrem Efendimiz, bu fedakâr kadınr, "Sen evinde otur, Kur'ân oku! Muhakkak ki Allah, sana şehidlik nasîb eder." diye cevap verdi.

    Bu hâdiseden sonra Resûli Kibriya Efendimiz, onu hep "şehide" diye anardı.

    Nitekim, hafız olan Ümmü Varaka, Hz. Ömer devrinde biri erkek diğeri kadın iki uşağı tarafından geceleyin üzerine kadife örtü basılarak şehid edildi. Katiller, yakalanarak, asılmak suretiyle cezalandırıldılar. Medine'de, asılmak suretiyle cezalandırmanın ilkini bu hâdise teşkil eder.3
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  7. #7
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı

    Medine 'den Hareket

    Peygamber Efendimiz, yerine Mescid'de namaz kıldırmakla Abdullah İbni Ümmî Mektum'u vazifelendirdi. Ensâr'dan Ebû Lübabe Hazretlerini ise, şehre nâib [vekil] tâyin etti. Ramazan ayından 12 geceyi geride bıraktıkları, oldukça sıcak bir Cumartesi gününde mücâhidlerle Medine'den hareket etti.4

    Resûli Ekrem Efendimizin beyaz sancağını Mus'ab b. Umeyr (r.a.) taşıyordu. İki siyah bayraktan Ukab adındaki Hz. Ali'nin, diğeri ise Ensâr'dan Sa'd b. Muaz Hazretlerinin elindeydi.5

    Kervan, Bedir* mevkiinde karşılanacaktı. Çünkü, burası, Mekke, Medine ve Suriye'ye giden yolların birleştiği stratejik önemi olan bir noktaydı.

    Mücâhidler, yazın en sıcak günlerinin birinde Medine'den yola çıkmışlardı; üstelik, Ramazan ayı olduğu için oruçlu bulunuyorlardı. Kavurucu sıcaklar altında, alev saçan çöl üstünde, oruçlu hâlde yol almak oldukça güçtü. Bu sebeple, Resûli Ekrem Efendimiz, orucunu açtı, mücâhidlere de açmalarını emir buyurdu.6

    Yaşları Küçük Olanların Geri Çevrilmesi

    Henüz Medine'den fazla uzaklaşılmamıştı. Resûli Ekrem, küçük yaşta olanları ordudan ayırarak geri çevirdi. Sayıları sekiz olan bu küçük mücâhidler, ordudan geri kalmaktan fazlasıyla üzüldüler. Bunun üzerine Peygamberimiz, bir ikisine tekrar orduya katılma izni verdi. Hz. Sa'd b. Ebî Vakkas der ki:

    "Resûlullah'ın küçüklerimizi geri çevirmesinden biraz önce, kardeşim Umeyr'in göze görünmemeye çalıştığını gördüm.

    '"Kardeşim, sana ne oldu?' diye sordum.

    Bedir, Medine'den 120 fersah (takriben 145 km) uzaklıkta, Medine'nin güneybatı yönüne düşen bir ovanın adıdır. Etrafı yüksek dağlarla çevrilir. Câhiliyye devrinde burası bir panayır yeri olarak kullanılıyordu. Akar suyu ve muz, üzüm gibi meyveleri bol olan bir yerdi."'Resûlullah'ın, beni küçük görüp geri çevirmesinden korkuyorum! Hâlbuki, ben sefere çıkmak istiyor, Allah'ın bana şehidlik nasîb etmesini umuyorum.' diye cevap verdi.

    "Kendisi Resûlullah'a arzedilince küçük görüp, ona, 'Sen geri dön.' dedi.

    "Umeyr ağlamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah da müsaade etti. Umeyr'in boyu kısa olduğu için kılıcını bağlayamamış, ben yardım ederek bağlamıştım."7

    Allah yolunda savaşıp şehidlik mertebesine ulaşmak isteyen Umeyr, harb esnasında müşriklerin oklarına hedef olup bu yüksek gayesine ulaştı.

    Develere Nöbetleşe Binilmesi

    Müslümanlarla beraber iki at, 70 deve vardı. Develere nöbetleşe biniliyordu. Peygamber Efendimiz de bu hususta, diğer Müslümanlardan kendisini farklı görmek istemiyordu. Hz. Ali ve Mersed b. Ebî Mersed ile bir deveye nöbetleşe biniyorlardı. Yürüme sırası Efendimize geldiğinde, diğer iki sahabî, "Yâ Resûlallah!.. Sen bin; biz, senin yerine yürürüz." diyorlardı. Ancak, Peygamber Efendimiz bunu kabul etmiyor, "Siz yürümekte benden daha kuvvetli olmadığınız gibi, ecir ve mükâfat hususunda da ben sizden daha müstağnî ve ihtiyaçsız değilim."8 diye cevap veriyordu.

    Bu hareketiyle Resûli Kibriya, İslâm'ın getirdiği adalet ve müsavat düsturunu, her şeyden önce bizzat şahsında tatbik etmiş oluyordu.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  8. #8
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı

    Kureyş Kervanının Yol Değiştirmesi

    İslâm Ordusu, kavurucu sıcaklar altında yoluna devam ediyordu. Henüz Bedir mevkiine varmadan, Ebû Süfyan, başından beri endişe duyduğu hususu haber aldı: "Müslümanlar, kervanı ele geçirmek için yola çıkmışlar!"

    Mekke'ye derhâl bir haberci gönderirken, kendisi de hiç konaklamadan kervanın istikametine değiştirerek Kızıl Deniz sahilinden Bedir'e uğramadan Mekke'ye doğru yol aldı.

    Kureyş 'in Harbe Hazırlanması

    Ebû Süfyan'dan önce Mekke'ye varan haberci Zamzam, acayip bir kılıkla, devesinin üzerinde bağıra bağıra haberi duyurdu: "Ey Kureyş topluluğu!.. Ticaret kervanınıza, Ebû Süfyan'ın yanındaki mallarımıza Muhammed ve ashabı saldırdılar! Ona ulaşabileceğinizi sanmıyorum. İmdat! İmdat!"

    Haliyle, bu haber Kureyş'in infialine sebep oldu. Zîra, kervanda hemen hemen her ailenin malı vardı. Kureyşliler derhâl toplandılar. Sür'atle hazırlığa başladılar. Alelacele hazırlanan müşrik ordusunun mevcudu 950'yi buldu. Bunların 100'ü atlı, 700'ü develi idi. Bu rakam, sayıca, kervanı takibe çıkan Müslümanların üç katı demekti. Aynı zamanda, Kureyş Ordusu, silâh bakımından da Müslümanlardan çok daha üstündü.

    Bu arada, müşrik ordusuna katılmak istemeyenler de çıktı. Fakat, Ebû Cehil ve diğer ileri gelenlerin baskısı karşısında onlar da iştirak etmek zorunda kaldılar. Buna rağmen Ebû Leheb, hasta olduğunu bahane etti ve yerine bedelle birini göndererek Mekke'de kaldı.

    Hazırlanan müşrik ordusu, muganniyelerin söylediği şarkılar, kadınların çaldığı deflerin coşkun havası içinde Mekke'den Bedir'e doğru hareket etti.

    Yolda, kervanını Bedir'den arızasız geçiren Ebû Süfyan'dan kendilerine şu haber geldi:

    "Siz kervanınızı, kervan üzerindeki adamlarınızı ve mallarınızı muhafaza etmek için yola çıkmıştınız. Allah onları kurtarıp selâmete erdirdi. Artık dönünüz!"

    Ancak, Ebû Cehil dönmek niyetinde değildi. Başkalarının da geri dönmesine rıza göstermeyerek şöyle konuştu:

    "Vallahi, Bedir'e varmadıkça dönmeyiz. Orada üç gün kalırız. Develer boğazlayıp yemekler yeriz. Şaraplar içeriz. Cariyelere şarkılar söyleterek eğleniriz! Başımıza toplanacak Araplar bizi dinler ve seyrederler. Bundan sonra hep bizden korkar dururlar. Haydi, ilerleyiniz!"9

    Müşrik ordusu Bedir'e doğru ilerlemeye başlarken, haberci de Ebû Süfyan'ın yanına dönüp durumu kendisine anlattı. Ebû Süfyan bu haberden memnun olmadı: "Yazık oldu kavmime! Bu, Amr b. Hişam'ın, Ebû Cehil'in işidir! Dönmek istemedi. O, bunu halka baş olmak sevdasıyla yaptı. Azgınlık, eksiklik ve uğursuzluk getirir." dedi.

    Endişesini ise son cümlesiyle şöyle dile getirdi:

    "Eğer Muhammed'irı ashabı onlara rastlarsa, işleri tamamdır!"10

    Ebû Cehil'in bütün şirretliğine ve kışkırtıcılığına rağmen, ordudan ayrılanlar da oldu: Ahnes b. Şerik, müttefiki bulunan Zühre Oğullarını ikna ederek beraberce Mekke'ye döndüler. Daha sonra bunları, Hz. Ömer'in kabilesi Adiyy b. Ka'b Oğulları takib etti.

    Müşrik ordusuna Haşîm Oğullan da katılmıştı. Kureyş'ten bazıları, kendilerine, "Vallahi, ey Haşîm Oğulları! İyi biliyoruz ki sizler, her ne kadar bizimle sefere çıkmışsanız da, kalbiniz Muhammed'ledir." deyince, Ebû Tâlib'in oğlu Tâlib de bir grupla birlikte geri döndü.

    İslâm Ordusu, Zefıran Mevkiinde

    Peygamber Efendimiz, mücâhidlerle Safra yakınındaki Zefıran mevkiine vardığında, Kureyş'in büyük bir orduyla gelmekte olduğunu haber aldı. Böyle bir hareketle karışılacaklarını tahmin etmediklerinden bir anda ne yapmaları gerektiği hususunda karar veremediler. Zîra, niyetleri harb etmek değildi. Bunun için bir hazırlıkları da yoktu. Üstelik, alınan istihbarata göre, müşrik ordusu hem sayıca çok, hem silâhça onlardan üstün idi.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  9. #9
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı

    MÜCÂHİDLERLE İSTİŞARE

    Resûli Ekrem, ashabını topladı. Kervanın takib edilmesinin mi, yoksa müşrik ordusuna karşı çıkmanın mı daha uygun olacağı hususunda onlarla istişarede bulundu. Bir kısım mücâhid, kervanın takib edilmesinin uygun olacağını ifade etti. Resûli Ekrem, bundan hoşlanmadı. O sırada Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer söz alıp, müşriklerin üzerine yürümenin, onlarla harbe girmenin daha muvafık olacağı hususunda konuşunca, Peygamberimiz bundan memnun oldu.

    Daha sonra, Ensâr'dan Mikdat b. Esved Hazretleri, "Yâ Resûlallah!.. Rabbin sana neyi emrettiyse onu yap! Vallahi, biz, İsrail Oğullarının Hz. Musa'ya dediği gibi 'Git, Rabbinle beraber düşmanlara karşı çık! Biz buradan kımıldamayız.' tarzında bir söz söyleyecek değiliz. Biz sana tâbiyiz."" diye konuştu.

    Feragat ve cesaret timsâli bu sahabînin sözlerinden memnun olan Resûli Ekrem, kendisine hayır duada bulundu.

    Bu konuşmalardan sonra, kararın ne mahiyette verileceği artık anlaşılmıştı. Fakat Ensâr'ın da bu hususta görüşünü almak gerekiyordu. Çünkü, onlar Medine dâhilinde Peygamberimizi ve Müslümanları koruyacaklarına dair söz vermişlerdi. Şimdi ise şehrin dışında bulunuyorlardı. Resûli Ekrem, onların bu konudaki görüşlerini sordu.

    Ensâr nâmına Sa'd b. Muaz Hazretleri söz aldı ve şöyle konuştu:

    "Yâ Resûlallah!.. Biz sana îman ve seni tasdik ettik. Bize getirdiğin şeyin de hak olduğuna şehâdet ettik. Bu hususta dinlemek ve itaat etmek üzere sana kesin sözler de verdik.

    "Yâ Resûlallah!.. Nasıl bilirsen öyle yap; biz, seninle beraberiz. Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin olsun ki, sen bize şu denizi gösterip dalarsan biz de seninle birlikte dalarız! Bizden bir kişi dahi geri kalmaz. Biz düşmana karşı varmaktan çekinmeyiz. Muharebe ânında geri dönmeyiz. Allah'ın bereketiyle yürüt bizi!."12

    Karar artık kesinlik kazanmıştı: Bir avuç mücâhid, her şeye rağmen, kendilerinden gerek sayıca ve gerekse silâhça kat kat fazla olan müşrik ordusuna karşı koyacaklardı. Onların sayıca çokluğu, silâhça üstünlüğü kahraman sahabîlerin gözünü korkutmadı. Kur'ân'ın ifadesiyle, "ölümün ağzına girmeyi"13 seve seve göze alıyorlardı. Onlar, Allah'ın yardımına güveniyorlardı. Allah için mücadele vereceklerinin idrakinde olarak, Din Sahibinin, yardımını esirgemeyeceğine gönülden inanıyorlardı.

    Mücâhidlerin sayısı az, ama îmanları ve cesaretleri sıradağlar gibiydi. İstinad noktaları Kâinatın Sahibi idi, reisleri Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.) idi. Böyle bir bir ordu, elbette her şeyi göze alarak, müşrik ordusuna karşı koymaktan çekinmeyecek ve korkmayacaktı!

    Sa'd b. Muaz'in (r.a.) konuşmasından fevkalâde memnun olan Resûli Ekrem Efendimiz, sevinç içinde, ümit dolu bir seda ile, mücâhidlere, "Yürüyün ve Allah'ın lûtfuyla şâd olun! İşte, Kureyş'in tek tek düşüp uzanacağı yerleri şimdiden görür gibiyim!"14 diye hitab etti.

    Bu konuşma mücâhidler üzerinde derin bir tesir icra etti ve heyecanlarını kat kat artırdı. Bedir'e doğru şevkle yol almaya başladılar.

    Düşman Ordusu Sayısının Tahmin Edilmesi

    İslâm Ordusu, Cuma gecesi yatsı vakti Bedir yakınına geldi.

    Resûli Ekrem Efendimiz, "Şu küçük tepe yanındaki kuyu başında birtakım bilgiler elde edeceğimizi umarım." buyurduktan sonra, Hz. Ali, Zübeyr b. Avvam ve Sa'd b. Ebî Vakkas gibi bazı sahabîleri o tarafa gönderdi.

    O sırada müşriklerin sucuları, su taşıyan develeriyle birlikte kuyunun başında bulunuyorlardı. Mücâhidler onlardan bazılarını ele geçirdiler.

    Huzura getirildiklerinde, Efendimiz, kendilerine, "Bana, Kureyş hakkında malûmat veriniz!" dedi.

    Onlar, "Vallahi, şu gördüğün kum tepesinin en yüksek, en uzak tarafındadırlar." dediler.

    Resûli Kibriya Efendimiz, "O topluluk ne kadar vardır?" diye sordu.

    "Pek çok." diye cevap verdiler. Efendimiz tekrar, "Onların sayıları ne olabilir?" dedi. "Bilmiyoruz." cevabını verdiler.

    Bu sefer Peygamber Efendimiz, "Onlar, her gün kaç deve kesiyorlar?" diye sordu.

    "Bir gün dokuz, bir gün 10..." dediler.

    Sonra, "İçlerinde Kureyş eşrafından kimler var?" diye sordu.

    Müşrik sucuları, Kureyş ileri gelenlerinden birçoğunun ismini sıralayınca, Resûli Ekrem Efendimiz, ashabına dönerek şöyle buyurdu:

    "İşte, Mekke, ciğerparelerini size feda etti!"

    Sonra, yine adamlara, "Gelirken, Kureyş'ten geri dönenler oldu mu?" diye sordu.

    "Evet." dediler, "Benî Zühre'ler, Ahnes b. Serik'le geri döndüler."

    O zaman Peygamber Efendimiz, "O, doğru yolda değilken, Âhiret, Allah ve Kitab'ı bilmezken, Zühre Oğullarına doğru yolu göstermiştir." buyurdu.15
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  10. #10
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.930
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 864 + 66388


    Cevap: Hicretin 2. yılı

    Müşrik İleri Gelenlerin Vurulacakları Yerler

    Bedir'e vardığı gece Peygamber Efendimiz, "İnşallah, yarın sabah filânın vurulup düşeceği yer şurasıdır! İnşallah, yarın sabah filânın vurulup düşeceği yer şurasıdır! İşte şurasıdır, şurasıdır!" buyurdu ve elini o yerlere koyarak müşrik Kureyş reislerinden her birinin nerede katledileceğini birer birer gösterdi.

    Hz. Ömer der ki:

    "Onlardan hiçbirisi de, Nebîyyii Ekrem'in elini koyduğu yerlerin ne ilerisinde, ne de gerisinde vurulup düşmediler!"
    16

    İslâm Ordusunun Bedir 'e Önce Gelişi

    Resûli Ekrem Efendimiz, mücâhidlerle, müşriklerden önce Bedir'e vardı ve Bedir kuyusuna en yakın bir yere indi. Karargâhın nerede kurulmasının daha uygun olacağını ashabıyla görüştü.

    O zaman, 33 yaşlarında bulunan Hubab b. Münzir ayağa kalktı ve, "Yâ Resûlallah!.. Biz harbci kimseleriz. Ben, bütün suları kapatıp, bir tek su menbaı üzerine karargâh kurmayı uygun görürüm." diye konuştu. Sonra da, "Yâ Resûlallah!.. Burası, sana Allah'ın inmesini emrettiği, bizim için ileri gidilmesi veya geri çekilmesi caiz olmayan bir yer midir? Yoksa,şahsî bir görüş neticesi, bir harb tedbiri olarak mı seçildi?" diye sordu.

    Resûli Kibriya Efendimiz, "Hayır! Şahsî bir görüş neticesi, bir harb tedbiri icabı olarak seçildi." buyurdu.

    Bunun üzerine Hubab, "Yâ Resûlallah!.. Burada karargâh kurmak pek muvafık değildir. Siz, halkı hemen buradan kaldırınız! Kureyş kavminin konacağı yerin yakınındaki su başına gidip konalım. Ben orayı bilirim. Orada suyu bol ve tatlı bir kuyu vardır. Onun gerisindeki bütün kuyuları kapatalım. Sonra bir havuz yapıp onu suyla dolduralım. Sonra da müşriklerle çarpışalım. Biz, susadıkça havuzumuzdan içeriz. Onlar su bulup içemezler, zor duruma düşerler." diye konuştu.

    Resûli Ekrem Efendimiz, "Ey Hubab!.. Doğru olan görüş, senin işaret ettiğindir." buyurarak hemen ayağa kalktı. Mücâhidler de derhâl ayağa kalktılar. Kureyş müşriklerinin konacakları yerin yakınındaki suyun yanına kadar gittiler.

    Sonra, Peygamber Efendimizin emriyle kuyular kapatıldı. Bir havuz yapılıp içerisi kuyu suyuyla dolduruldu ve içine de bir kab konuldu.17

    Peygamberimiz İçin Gölgelik Yapılması

    Bu arada, Sa'd b. Muaz Hazretlerinin teklifiyle, Resûli Ekrem Efendimiz için, hurma dallarından bir gölgelik, yâni çadır yapıldı. Peygamber Efendimiz, gölgeliğin altına Hz. Ebû Bekir'le birlikte girdi.

    Sa'd b. Muaz Hazretleri de, kılıcını takınıp, Ashabı Kiram'dan birkaç zâtla birlikte, gölgeliğin kapısı önünde nöbet beklemeye başladı.18

    ORDUNUN HARB NİZAMINA SOKULMASI

    Resûli Ekrem Efendimiz, Bedir'e gelir gelmez ordusunu harb nizamına soktu. Ordu saf ve hatlarını dikkatle kontrol etti. Müslüman kuvvetler; Muhacirler, Evsliler ve Hazreçliler olmak üzere üç kısma ayrılmışlardı. Her biri açtıkları kendi sancakları altında toplanmışlardı. Muhacirlerin sancağını Mus'ab b. Umeyr, Evslilerinkini Sa'd b. Muaz, Hazreçlilerinkini ise Hubab b. Münzir Hazretleri tutuyordu."

    Resûli Ekrem Efendimiz, bütün bunlardan sonra ordusuna şu talimatı verdi:

    "Hatlarınızı bırakıp ayrılmayınız! Bir yere kımıldamadan yerlerinizde sebat ediniz. Ben emir vermedikçe savaşa başlamayınız. Oklarınızı, düşman size yaklaşmadan kullanıp israf etmeyiniz. Düşman kalkanını açtığı zaman okunuzu atınız. Düşman iyice sokulunca elinizle taş atınız. Daha da yaklaşırsa mızrak ve kargılarınızı kullanınız. Kılıç en sonunca düşmanla göğüs göğüse gelindiği vakit kullanılacaktır."20

    Mücâhidlerin her biri, bulunduğu yere taş yığınakları yapmıştı. Müdafaa harbinde bulunacakları için, bu, çok işe yarayacaktı. Düşman bundan mahrumdu; çünkü, taarruz taktiğini uyguluyordu. Dolayısıyla, hücum esnasında çok çok birkaç taş taşıyıp atabilirlerdi.
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

Sayfa 1/4 1234 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

10., 102, 103, 104, 112, 120, 124, 128, 137, 138, 142, 143, 144, 145, 149, 157, 160, 167, 174, 182, 183, 185, 189, 203, aklı, alaca, aldıkları, alınmış, araf, arkadaşı, arz, askerî, aslı, asra, aya, aynen, ağzı, basar, baskı, baskısı, bayrak, bağlamış, başlarında, benî, beterdir, bildirir, bin, bir adam, birlik, bizimle, bozan, boğaz, budur, buna, bundan, bıraktığı, çağırdı, çerçevesi, cesaret, çıplak, daha, davranışları, dedikleri, dedikodu, dediler, derece, deri, deyince, değildi, değilim, dikkatle, dininde, dizginini, dökmek, dönsü, dostluk, duruma, duyan, düğü, düşmanı, dış, dışında, edenleri, ederek, edinirse, ediyorlar, elektrikle, ellerinde, emrini, ettiklerini, faaliyette, fikirleri, fikrini, galebe, ganimet, gayret, geçirmiş, gelmiş, geri, gideceğini, giden, gidip, gitmiş, gitti, göndermiş, görmeye, görüşleri, grubu, güvenme, haktan, halka, harbi, hastalığından, hastalığını, havuz, hazretlerini, hazırlıklar, hiddetle, hitaben, hücum, hıristiyan, ilerlerken, imdat, indirdi, isen, istemeye, işaret, kadar, kadınları, kâfiri, kalblerine, kardeşi, kardeşlerimizi, katılma, kavuşmuş, kederi, kendilerini, kendisinde, kesti, kontrolü, konuşmuş, kudüs, küfrü, kulak, külliye, kuvvetle, kısmı, lâkin, lütuf, mabedi, malımı, mağfiret, mecbur, menbaı, meseleyi, milleti, muhakkak, muhterem, müjdeyi, mümkü, münafıklar, müş, nail, nihayet, niyetle, numunesi, olan, olduğuna, olduğundan, olmadı, olmadığı, olmamak, olmayanı, olmayı, olmazlar, onlardan, oradan, rivayette, safra, sakı, sardı, sarılmak, sekiz, servet, seslendi, sevmez, sizde, sordular, söyleyerek, sözlerde, süfyan, süre, süren, suretle, sürü, sığı, taarruz, takdirde, taksim, takvaya, tanıyor, tavır, tefrikaya, teşhir, tokat, tutar, üstü, vazgeç, vazifeli, verdiği, verildi, verilmiş, vurmak, yapması, yarası, yardımı, yarım, yaygın, yayı, yerden, yeri, yoldan, yükleri, yürüdü, yüzleri, yıl, zahmet, zamanla, zâttı, şahsî, şeye

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222