Sayfa 5/5 İlkİlk 12345
44 sonuçtan 41 ile 44 arası

  1. #41
    Turab çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Nereden Yer
    İSTANBUL
    Mesajlar Mesajlar
    1.429
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 284 + 18654


    Cevap: Her kim benim ağzımdan yalan söylerse ateşe girsin...

    FİTNELER VE KIYAMET ALÂMETLERİ

    Zeynep bt. Cahş'ın (r.ah.) anlattığına göre:
    Hz. Peygamber (a.s.) bir kere uykusundan: "Allah'tan başka ilah yoktur. Vukuu yaklaşan şerden dolayı vay Arab'ın haline! Bugün Ye'cüc ve Me'cüc seddinden şu kadarı açıldı" diyerek uyandı. Süfyan eliyle on işareti yapmıştır. Ben: Ey Allah'ın Resulü! İçimizde bunca iyi kimseler varken biz helak olur muyuz? dedim. Allah Resulü! "Evet. Pislik ve kötülük çoğaldığı zaman" diye cevap verdi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5128

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Hz. Peygamber'in (a.s.): "Bu gün Ye'cüc ve Me'cüc seddinden şunun gibi bir delik açıldı" buyurdu. Ravi Vuheyb, eliyle doksan işaretini yapmıştır.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5130

    Hz. Aişe'nin (r.ah.) anlattığına göre:
    Allah Resulü (a.s.) uykusunda sıçradı. Biz Ey Allah'ın Resulü uykunda şimdiye kadar yapmadığın bir şey yaptın dedik. Bunun üzerine: "Şaşacak şey! Ümmetimden bir takım insanlar Kâbe'ye sığınmış Kureyşli bir adam sebebiyle Kâbe'ye kastediyorlar. Nihayet onlar Beyda'ya ulaştıkları zaman yere batırıldılar" buyurdu. Biz: Ey Allah'ın Resulü! Şüphesiz ki yolda bir çok insan olabilir, dedik. Resulüllah: "Evet, onların arasında bilerek gelenler, zorlananlar ve yolcular da vardır. Bunların hepsi birden helak olacaklar da farklı yerlerden çıkacaklar. Allah onları niyetlerine göre diriltecektir" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5134

    Üsame'nin (r.a.) naklettiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.) Medine'nin burçlarından birine çıkıp baktı da sonra: "Benim gördüğümü görebiliyor musunuz? Ben evlerinizin aralarında fitnelerin yerlerini, su gözleri gibi görüyorum" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5135

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Gelecekte bir takım fitneler olacaktır. Fitne zamanında oturan kişi ayakta durandan; ayakta duran yürüyenden; yürüyen koşandan hayırlıdır. Her kim fitnelerin başına dikilirse fitneler onu yıkar. Her kim fitne zamanı sığınacak bir yer bulursa hemen oraya sığınsın."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5136

    Ebu Bekre (r.a.)
    Allah Resulü'nü (a.s.): "İki müslüman kılıçları ile karşı karşıya geldikleri zaman öldüren de ölen de Cehennemdedir" buyururken işittim, demiştir. Bunun üzerine ya ben ya da bir başkası: Ey Allah'ın Resulü! Öldüren böyle ama ölene ne oluyor? dedi. Allah Resulü: "Ölen de arkadaşını öldürmek istemiştir" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5139

    Ebu Hureyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:
    Resulüllah (a.s.) şöyle buyurdu: "İki büyük fırka savaşıp aralarında büyük bir harp olmadıkça Kıyamet kopmayacaktır. Halbuki ikisinin davası da birdir."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5142

    Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.): "Herc vakıaları çoğalmadıkça Kıyamet kopmaz" buyurdu. Sahabeler: Ey Allah'ın Resulü! Herc nedir? diye sordular. Allah Resulü: "Öldürmek, öldürmek!" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5143

    Huzeyfe b. Yeman (r.a.) şöyle anlatır:
    Allah'a yemin ederim ki benimle Kıyametin kopması arasında olacak her fitneyi insanların en iyi bileni benimdir. Bu da bende, Allah Resulü'nün bana gizlice söylediği, benden başkasına da söylemediği bir sır olmasındandır. Lâkin Allah Resulü, benim de içinde bulunduğum bir mecliste fitnelerden bahsederken bunu söylemiştir. Allah Resulü (a.s.) fitneleri sayarken şöyle buyurdu: "Onlardan üçü var ki hemen hemen hiç bir şey bırakmayacaktır. Yine onlardan yaz rüzgârları gibi öyle fitneler vardır ki bir kısmı küçük, bir kısmı da büyüktür."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5146

    Ebu Hureyre'den (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Fırat nehri (suları gitmesi sebebiyle) altın bir dağı meydana çıkarmadıkça Kıyamet kopmaz. İnsanlar onun için savaşacak ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecektir. Onlardan her bir kimse: Keşke kurtulan ben olsaydım! diyecektir."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5152

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Hicaz toprağından, Busra'daki develerin boyunlarını aydınlatan bir ateş çıkmadıkça Kıyamet kopmayacaktır."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5164

    Abdullah b. Ömer (r.ahm.),
    Allah Resulü'nü (a.s.) doğu tarafına yönelmiş bir halde: "Haberiniz olsun ki fitne işte şuradadır. İyi biliniz ki fitne bu tarafta, şeytanın boynuzunun çıktığı yerdedir" buyururken işitmiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5167

    Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:
    Allah Resulü (a.s.): "Devs kabilesi kadınlarının kalçaları Zu'l-Halasa'nın etrafında çalkalanmadıkça Kıyamet kopmaz," buyurdu. Zu'l-Halasa, Tebale'de, cahiliyet devrinde Devs kabilesinin taptığı bir put idi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5173

    Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.): "İnsan, diğer bir insanın kabrinden geçerken: Keşke onun yerinde ben olsaydım! demedikçe Kıyamet kopmaz" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5175

    Ebu Hureyre'nin (r.a.) ifade ettiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.): "Kahtan oğullarından bir kişi çıkıp da insanları sopasıyla sürmedikçe Kıyamet kopmayacaktır" buyurmuştur.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5182

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Hz. Peygamber'in (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Sizler, yüzleri deri kaplanmış kalkanlar gibi olan bir kavimle muharebe etmedikçe Kıyamet kopmaz. Ve yine siz, ayakkabıları keçe olan bir kavimle harp etmedikçe Kıyamet kopmaz" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5184

    İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre:
    Hz. Peygamber (a.s.): "Sizler Yahudilerle muhakkak muharebe edecek ve onları öldüreceksiniz. Hatta taş bile: Ey müslüman! bu Yahudidir; gel de onu öldür! diyecektir" buyurmuştur.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5200

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Müslümanlarla Yahudiler arasında çok kanlı bir muharebe olmadıkça Kıyamet kopmaz. O muharebede müslümanlar Yahudileri tamamiyle öldürürler. Hatta bir Yahudi taş ve ağaç arkasına saklanacak da o taş veya ağaç: Ey Müslüman! Ey Allah'ın kulu! Şu arkamdaki bir Yahudidir. Hemen gel de onu öldür, der. Yalnız Ğarkad ağacı müstesnadır. Çünkü o Yahudilerin ağaçlarındandır."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5203

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Hz. Peygamber'in (a.s.): "Kendilerinin Allah'ın peygamberi olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı Deccal gönderilmedikçe Kıyamet kopmaz" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5205

    Ebu Saîd Hudrî (r.a.)
    şöyle anlatır: Ben Mekke yolunda İbn Saîd'e yoldaşlık ettim. Bana: Benim Deccal olduğumu iddia eden bazı insanlarla karşılaştım. Sen Allah Resulü'nün (a.s.): "Deccal'in çocuğu yoktur" buyurduğunu işitmedin mi? dedi. Ben de: Evet dedim. İşte benim çocuğum doğdu! Sonra sen Allah Resulü'nü "Deccal, Medine'ye ve Mekke'ye giremeyecektir" buyururken işitmedin mi? dedi. Ben: Evet diye cevap verdim. İbn Saîd: Muhakkak ki ben Medine'de doğdum ve işte şimdi de Mekke'ye gitmek istiyorum dedi. Ve sonra sözünün sonlarında bana: Fakat vallahi ben Deccalin nerede ve ne zaman doğduğunu ve şimdi nerede bulunduğunu pek iyi bilirim dedi. Böyle söyleyerek kafamı karıştırdı.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5209

    Cabir b. Abdullah'ın (r.a.) rivayetinde anlatıldığına göre: Muhammed b. Münkedir
    Ben Cabir b. Abdullah'ı, İbn Saîd'in Deccal olduğunu Allah'a yemin ederek söylerken gördüm. Ben de: Allah'a yemin mi ediyorsun? dedim. Cabir: Ben, Ömer b. Hattab (r.a.) da Peygamber'in yanında İbn Sayyad'ın Deccal olduğuna yemin ettiğini işittim. Peygamber (a.s.) onun bu yeminine karşı çıkmadı, dedi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5214

    Abdullah b. Ömer'in (r.ahm.) anlattığına göre:
    Ömer b. Hattab (r.a.) Allah Resulü (a.s.) ile beraber bir cemaat içinde İbn Sayyad'ın bulunduğu tarafa gitti. Allah Resulü, İbn Sayyad'ı Benu Meğale soyunun kalesi yanında çocuklarla oynarken buldu. İbn Sayyad o sırada henüz büluğ çağına yaklaşmıştı. Allah Resulü onun sırtına eliyle dokununcaya kadar farkına varmadı. Allah Resulü: Benim Allah Resulü olduğuma şahadet eder misin? diye sordu. Bunun üzerine İbn Sayyad Allah Resulü'ne baktı ve: Senin ümmilerin Peygamberi olduğuna şahadet ederim, dedi. Sonra İbn Sayyad Resulüllah'a: Sen de benim Allah Resulü olduğuma şahadet eder misin? dedi. Resulüllah (a.s.) onu reddetmiş ve: Ben Allah'a ve Allah'ın Resullerine iman ettim buyurdu. Sonra Allah Resulü ona: Ne görüyorsun bakalım? diye sordu. İbn Sayyad Bana doğrucu da gelir, yalancı da, diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah Resulü: Senin işin çok karışık, buyurdu. Sonra Allah Resulü İbn Sayyad'a: Ben gönlümde senin için bir şey sakladım, dedi. İbn Sayyad O dumandır, diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah Resulü ona: Sus! Sen asla değerini aşamazsın, buyurdu. Bu sırada Ömer b. Hattab Ey Allah'ın Resulü! Müsaade buyur da şunun boynunu vurayım dedi. Allah Resulü de ona: Eğer bu Deccal ise sen ona asla musallat olamazsın. Deccal değil ise onu öldürmekte senin için bir hayır yoktur, buyurdu. Abdullah'ın oğlu Salim, Abdullah b. Ömer'i (r.ahm.) şöyle derken işittim demiştir: Allah Resulü (a.s.) bundan sonra Ubey b. Kaab Ensari ile beraber İbn Sayyad'ın bulunduğu hurmalığa gitti. Nihayet Allah Resulü hurmalığa girdiği zaman hurma gövdeleriyle gizlenmeye başladı. Allah Resulü İbn Sayyad kendisini görmeden İbn Sayyad'dan bir şeyler işitmek istiyordu. Allah Resulü onu kadife örtüsü içinde bir şilteye yaslanmış, bir şeyler mırıldanırken gördü. Tam bu sırada İbn Sayyad'ın annesi, hurma ağacının arkasına gizlenmiş bulunan Allah Resulü'nü gördü ve hemen İbn Sayyad'a Ey Safi! İşte Muhammed! diye seslendi. Safi, İbn Sayyad'ın ismidir. İbn Sayyad hızla kalktı. Bunun üzerine Allah Resulü yanındaki sahabelerine: "Kadın onu bıraksaydı ne olduğunu beyan edecekti" buyurdular. Salim b. Abdullah, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini söylemiştir: Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.) insanlar içinde ayağa kalktı ve Allah'ı gerektiği şekilde övdü. Sonra Deccali zikredip şöyle buyurdu: "Ben sizleri ona karşı uyarırım. İstisnasız bütün Peygamberler kavmini Deccal'den sakındırmıştır. Nuh da kavmini ondan sakındırmıştır. Fakat şimdi ben size onun hakkında, hiç bir Peygamber'in söylememiş olduğu bir şey söyleyeceğim: İyi biliniz ki onun bir gözü kördür. Yüce Allah ise kör değildir."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5215

    Enes b. Malik'ten (r.a.) bildirildiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ümmetini tek gözü kör ve pek yalancı olan (Deccal)dan sakındırmamış hiç bir Peygamber yoktur. Dikkat edin ki onun bir gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir. Onun iki gözünün arasında -Kefere- yazılmıştır."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5219

    Huzeyfe (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.): "Deccal sol gözü kör, gür saçlı bir kimsedir. Beraberinde Cennet ve Cehennem vardır. Onun Cehennemi Cennet, Cenneti de Cehennemdir" buyurduğunu söylemiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5222



    Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.): "Dikkat edin! Size Deccal hakkında öyle bir şey bildireceğim ki hiç bir Peygamber kendi kavmine söylememiştir. Onun bir gözü kördür. Hem Cennetin, hem Cehennemin bir benzeri de onunla beraber gelecektir. Fakat onun Cennet dediği Cehennemdir. Nuh, ona karşı kavmini nasıl uyardıysa, ben de sizi uyarıyorum" demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5227

    Ebu Saîd Hudrî (r.a.) şöyle anlatır:
    Allah Resulü (a.s.) bir gün bize Deccal hakkında uzun bir konuşma yaptı. Söyledikleri arasında şu da vardı: Buyurdular ki: "Deccal gelecektir. Fakat Medine yollarına girmek ona haram kılınmıştır. Medine etrafındaki bazı işlenmeyen arazilere kadar varacaktır. O günün en hayırlı bir siması yahut insanların en hayırlılarından birisi Deccale karşı çıkar ve: Şahadet ederim ki muhakkak sen, Allah Resulü'nün bize haber vermiş olduğu Deccalsın! der. Bunun üzerine Deccal Şimdi ben bu adamı öldürür, sonra diriltirsem ne dersiniz? Bu işte şüphe eder misiniz? diye sorar. Hayır, derler. Deccal o kimseyi hemen öldürür, sonra da diriltir. Ve diriltir diriltmez o kimse: Vallahi senin hakkında hiç bir zaman şimdiki kadar basiretli olmamışımdır, der. Bunun üzerine Deccal onu tekrar öldürmek ister. Fakat ona musallat olamaz."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5229

    Muğire b. Şu'be (r.a.) şöyle anlatır:
    Hiç bir kimse Peygamber'e Deccal hakkında benim kadar çok sual sormamıştır. Allah Resulü (a.s.) bana: Ondan seni yoran nedir ki? O sana zarar veremez, buyurdu. Ben de: Ey Allah'ın Resulü! Onun yanında yiyecekler ve nehirler var, diyorlar dedim. Allah Resulü: O, Allah nezdinde bundan daha değersizdir buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5231

    Enes b. Malik (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Mekke ile Medine dışında Deccal'ın ayak basmayacağı hiç bir belde yoktur. Medine'nin bütün yollarında, orayı koruyan saf saf melekler vardır. Deccal, Sıbha'ya (çorak bir araziye) iner. Medine üç defa sarsılır. Bütün kâfir ve münafıklar Deccal'ın yanına doğru Medine'den çıkarlar."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5236

    Sehl b. Sa'd (r.a.)
    Ben Peygamber'i (a.s.), şahadet parmağı ve orta parmağı ile işaret ederek: "Kıyamet günü ile ben şöyle gönderildim" buyururken işittim demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5244

    Enes b. Malik (r.a.)
    Allah Resulü (a.s.): "Kıyamet günü ile ben şu iki parmak gibi gönderildim" buyurdu demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5245

    Hz. Aişe'nin (r.ah.) anlattığına göre:
    Bedevi Araplar Allah Resulü'nün yanına geldikleri zaman: Kıyamet ne zaman kopacak, diye Kıyameti sorarlardı. Allah Resulü de onlardan en genç olana bakar ve: "Eğer şu yaşarsa; o ihtiyarlamadan Kıyametiniz kopabilir" buyururdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5248

    Enes b. Malik'in (r.a.) anlattığına göre:
    Bir adam, Resulüllah'a: Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Bu sırada yanında Ensar'dan Muhammed adında bir çocuk bulunuyordu. Allah Resulü (a.s.): "Eğer bu çocuk yaşarsa umulur ki o ihtiyarlamadan Kıyamet kopar" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5249

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü (a.s.): "İki üfürme arasında kırk vardır" buyurdu dedi. Ey Ebu Hureyre, kırk gün mü? dediler. Cevap vermekten çekindim. Onlar: Kırk ay mıdır? diye sordular. Ben çekindim. Bu, kırk sene mi? diye sordular. Ben yine çekindim. Allah Resulü: "Sonra Allah semadan su indirir de onlar sebzenin bitmesi gibi biterler" buyurdu. Keza Allah Resulü: "Bir tek kemik müstesna, insanın çürümeyecek hiç bir yeri yoktur. O da kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet gününde tekrar yaratma ondan terkip edilecektir."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5253
    Yazar : Risale Forum

  2. #42
    Turab çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Nereden Yer
    İSTANBUL
    Mesajlar Mesajlar
    1.429
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 284 + 18654


    Cevap: Her kim benim ağzımdan yalan söylerse ateşe girsin...

    ZÜHD VE REKAİK

    Enes b. Malik (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ölüyü üç şey takip eder. İkisi geri döner, biri orada onunla beraber kalır: Ölüyü ailesi, malı ve ameli takip eder. Neticede ailesi ve malı geriye döner. Sadece ameli kalır."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5260

    Amr b. Avf (r.a.) şunları anlatmıştır:
    Allah Resulü (a.s.) Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı, cizye mallarını getirmek üzere Bahreyn'e gönderdi. Harp etmeksizin Allah Resülü, Bahreyn halkı ile bir sulh yapmıştı. Allah Resulü bunlara Ala b. Hadrami'yi emîr tayin etmişti. Ebu Ubeyde cizye mallarını alarak Bahreyn'den Medine'ye geldiğinde Ensar Ebu Ubeyde'nin gelişini işittiler. Allah Resulü ile birlikte sabah namazına geldiler. Allah Resulü sabah namazını kılıp ayrılınca sahabeler hemen onun önüne koşuştular. Allah Resulü onları bu halde görünce gülümsedi. Sonra: Öyle sanıyorum ki sizler, Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini duydunuz, buyurdu. Sahabeler: Evet ya Resulüllah! dediler. Bunun üzerine Allah Resulü: "O halde sevinin ve sizi sevindirecek şeyi umunuz!... Allah'a yemin ediyorum ki, bundan sonra sizin adınıza fakirlikten korkmuyorum. Fakat sizin için dünyanın sizden öncekilere serildiği gibi size de serilmesinden ve onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışmanızdan, dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesinden korkuyorum," buyurdular.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5261

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.): "Sizden biriniz mal ve halk (evlat) hususlarında kendisinden üstün olan kimselere baktığında bir de kendisinin üstün olduğu daha aşağı kimselere baksın" buyurduğunu bildirmiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5263

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Hz. Peygamber'i (a.s.) şöyle buyururken işitmiştir: "İsrail oğullarında biri alaca, biri kel ve biri de kör olmak üzere üç kişi vardı. Allah bunları imtihan etmek istedi de onlara bir melek gönderdi. Melek alacalıya geldi ve: Sence en makbul şey nedir? dedi. Abraş: Güzel bir renk, güzel bir ten ve insanların tiksindikleri hastalığın benden gitmesi dedi. Melek onun vücudunu sıvazladı ve hemen ondan bu iğrençliği gitti ve ona güzel bir sima, güzel bir ten verildi. Bundan sonra melek ona: Hangi malı çok seversin? diye sordu. Deve dedi. (Yahut da: İnek dedi. Hadisin ravisi İshak tereddüt etmiştir. Ancak alacalı ile kelden birisinin deve, öbürüsünün inek istediğini söylemiştir). Deve isteyene on aylık gebe bir deve verildi de bunun üzerine melek: Allah sana bu devede bereket ihsan eylesin! diye dua etti. Sonra melek kel adamın yanına vardı. Ona da: Sen en çok neyi seversin? diye sordu. O da: Güzel bir saç ve insanların tiksindiği hâlin benden gitmesi dedi. Müteâkiben melek onun başını sıvazladı da ondan kellik gitti ve ona güzel bir saç verildi. Melek ona da: En çok hangi malı seversin? diye sordu. O da: İnek dedi. Ona da gebe bir inek verildi. Ve melek ona: Allah bu ineği sana bereketli eylesin! diye dua etti. Melek sonra körün yanına geldi ve ona da: Sence en makbul şey nedir? diye sordu. O da: Allah'ın gözümü bana iade etmesi ve benim de onunla insanları görmemdir dedi. Melek onun gözünü sıvadı da Allah ona gözünü verdi. Melek köre: Hangi malı çok seversin? diye sordu. O da: Koyun dedi ve kendisine kuzulu bir koyun verildi. Bir müddet sonra deve ve sığır sahiblerinin devesi ve sığırı yavruladı. Koyun sahibinin de koyunu kuzuladı. Bu suretle birinin bir vadi dolusu devesi; ötekinin bir vadi dolusu sığırı, diğerinin de bir vadi dolusu koyunu oldu. Sonra günün birinde o melek ilk şeklinde alacalı kişiye geldi ve ona: Ben fakir bir kişiyim. Yolculuğumda bütün imkanlarım kesildi. Bugün önce Allah, sonra da senden başka beni (evime) ulaştıracak yoktur. Şimdi, sana güzel bir renk, güzel bir cilt ve bir çok mal veren aşkına senden bir deve isterim ki bu yolculuğumda onun üzerinde muradıma erişebileyim! dedi. Alacalı: Haklar çoktur, dedi. Melek ona: Ben seni tanır gibiyim. Sen halkın iğrendiği alacalı adam değil misin? Hani fakirdin de bu malı sana Allah vermişti, dedi. O da: Ben bu mala ancak atadan ataya intikal ederek varis olmuşumdur dedi. Melek de ona: Eğer yalancı isen Allah seni eski hâline çevirsin! dedi. Sonra melek ilk suretinde kel adama geldi ve alacalıya dediği gibi ona da söyledi. Alacalının reddettiği gibi bu kel de reddetti. Melek ona: Eğer yalancı isen Allah seni eski hâline çevirsin! dedi. Bu defa melek yine ilk sureti üzere âmaya gelerek: -Ben fakir ve yolda kalmış, zavallı bir kimseyim. Yolculuğumda bütün çarelerim tükendi. Bu gün önce Allah, sonra da senden başka beni (evime) ulaştıracak yoktur. Gözlerini iade eden aşkına, senden, yolculuğumda gayeme ulaşabileceğim bir koyun istiyorum dedi. Kör: Gerçekten ben kör idim. Allah bana gözlerimi iade buyurdu. Dilediğini al, dilediğini de bana bırak. Allah'a yemin ederim ki: Bu gün Allah için alacağın bir şeyde sana güçlük vermek istemem dedi. Bu cevap üzerine melek ona: Malını muhafaza et. Siz imtihan edildiniz. Senden razı olundu. Fakat iki arkadaşın hışıma uğradılar, dedi."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5265

    Sa'd b. Ebu Vakkas (r.a.) şöyle anlatır:
    Vallahi ben, Araplardan Allah yolunda ilk ok atan kimseyim. Allah Resulü (a.s.) ile birlikte, huble ile şu semur ağacının yaprağından başka yiyeceğimiz olmadığı halde gaza ederdik. Hatta, her birimiz koyun gibi defi hacet ederdi. Sonra Beni Esed din konusunda beni tazir eder oldu. Şu halde ben hüsrana uğradım ve amelim boşa gitti demektir. İbn Nümeyr, "şu halde" sözünü söylememiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5267

    Hz. Aişe (r.ah.)
    Muhammed'in (a.s.) ev halkı, kendisi Medine'ye geldikten vefat edinceye kadar, arka arkaya üç gün buğday ekmeğinden doya doya yemediler, demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5274

    Hz. Aişe (r.ah.)
    Gerçekten Muhammed'in ev halkı olan bizler bir ay ateş yakmadan dururduk. Yiyeceğimiz hurma ile su idi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5280

    Hz. Aişe (r.ah.)
    Allah Resulü (a.s.) benim rafımda bir ciğer sahibinin yiyeceği bir şey yok iken vefat etmiştir. Rafımda sadece yarım ölçü arpa vardı. Uzun zaman ondan yedim. Nihayet bir defasında o arpayı ölçtüm de tükeniverdi, demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5281

    Hz. Aişe (r.ah.)
    Allah Resulü (a.s.), iki siyah denilen hurma ile suya doydukları zaman vefat etti, dedi. (İnsanlar, iki siyah ile doydukları zaman vefat etti. Bunlar; su ve hurma, dedi.)
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5284

    Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:
    Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki (İbn Abbad: Ebu Hureyre'nin nefsi elinde olan Allah'a yemin ederim ki demiştir) Allah Resulü (a.s.) dünyadan ayrılıncaya kadar aile halkını üç gün arka arkaya buğday ekmeğiyle doyurmamıştır.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5286

    Abdullah b. Ömer (r.ahm.) şöyle anlatır:
    Allah Resulü (a.s.) Hicr ashabı hakkında: "Şu azap gören kavmin yanına ağlayarak gidiniz. Eğer ağlayamıyorsanız, onlara isabet edenin benzerinin sizlere de isabet etmemesi için, sakın onların yurtlarına gitmeyiniz" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5292

    Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre:
    Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Dul kadın ve yoksul için çalışan, Allah yolundaki mücahid gibidir. (Ravi: Şöyle dediğini de zannediyorum dedi) Yahut gevşemeksizin namaz kılan ve bırakmadan oruç tutan kimse gibidir."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5295

    Cündüb Alaki (r.a.) şöyle anlatır:
    Allah Resulü (a.s.): "Her kim duyulsun diye bir iş yaparsa, Allah o kimseyi duyurur. Her kim gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun içyüzünü ortaya koyar" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5302

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü'nü (a.s.) şöyle buyururken işitmiştir: "Kul (bazen) bir söz söyler ki onun sebebiyle Cehenneme; doğu ile batı arasından daha uzağa iner!"
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5303

    Üsame b. Zeyd (r.a.)
    Allah Resulü şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: "Kıyamet gününde bir kişi getirilip Cehenneme atılır da bağırsakları karnından dışarıya çıkar. Onları, eşeğin değirmen taşını döndürdüğü gibi döndürecek. Derken Cehennem halkı toplanırlar da: Ey filan! Ne bu hâl? Sen iyiliği emreden, kötülükten de nehyeden biri değil miydin? derler. O da: Evet, öyle idim. Fakat ben iyiliği emrederdim; kendim yapmazdım. Yine ben kötülükten nehyederdim de kendim işlerdim, der."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5305

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü'nün (a.s.): "Ümmetimin hepsi affolunmuştur, yalnız açıktan açığa günah işleyenler müstesna. Açık günahlardan biri de: Kul geceleyin bir günah işler. Sonra Rabbi o günahı örtbas ettiği halde sabaha erer. Fakat kul: Ey filan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım diye söyler. Halbuki kendisi, Rabbi onun günahını örtbas ederek gecelemişti. Rabbi onun günahını örttüğü halde geceler de sabahlayınca Allah'ın örttüğünü açar" buyurduğunu işittiğini söylemiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5306

    Enes b. Malik'in (r.a.) anlattığına göre:
    Bir kere Peygamber'in yanında iki kişi aksırdı. Peygamber (a.s.) bunlardan birisine hayır dua etti, öbürüne de etmedi. Peygamber'in hayır dua etmediği kimse Peygamber'e: Filan kimse aksırdı da ona hayır dua ettin. Ben aksırdım, fakat bana hayır dua etmedin! dedi. Peygamber: Muhakkak ki bu Allah'a hamd etti. Sen ise Allah'a hamd etmedin, buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5307

    Ebu Hureyre (r.a.)
    Allah Resulü (a.s.): "Esnemek şeytandandır. Binaenaleyh herhangi biriniz esneyeceği zaman gücü yettiği kadar kendini tutsun" buyurdu, demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5310

    Ebu Hureyre'den (r.a.) bildirildiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "İsrail oğullarından bir ümmet kaybolmuştur. Ne yaptığı bilinmiyor. Ben zannetmem ki o ümmet fareden başka bir şey olsun. Görmez misiniz? O, kendisi için deve sütü konulduğunda içmez de koyun sütü konulduğu zaman onu içer"
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5315

    Ebu Hureyre'nin (r.a.) anlattığına göre:
    Hz. Peygamber (a.s.): "Mümin aynı şeye iki defa aldanmaz" buyurmuştur.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5317

    Ebu Bekre'nin (r.a.) anlattığına göre:
    Hz. Peygamber'in huzurunda bir kimse başka birini övdü. Bunun üzerine Peygamber (a.s.) birkaç defa: "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin. Arkadaşının boynunu kestin!" buyurdu. Sonra da: "Herhangi biriniz arkadaşını mutlaka övmek durumunda kalırsa: Filanı zannediyorum; Allah ona kâfidir; ben Allah'a karşı kimseyi temize çıkaramam (şayet onu biliyorsa), onu şöyle şöyle zannederim desin" buyurmuştur.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5319

    Ebu Musa'nın (r.a.) anlattığına göre:
    Hz. Peygamber (a.s.) birisinin bir adamı övdüğünü ve onu övmede aşırı gittiğini duydu da bunun üzerine: "Andolsun ki siz o adamı helak ettiniz. Yahut bu adamın belini kırdınız!" buyurdu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5321

    Hz. Aişe'nin (r.ah.) rivayetinde
    Urve şöyle dedi: Ebu Hureyre hadis rivayet ediyor ve: Ey Hücrenin sahibesi! Dinle! Ey Hücrenin sahibesi, dinle! diyordu. Aişe de bu sırada namaz kılıyordu. Namazı bitirince Urve'ye Şu adamı ve biraz evvelki söylediklerini işitmez misin? Peygamber (a.s.) bir söz söylerdi. Eğer biri onları saymak isteseydi, muhakkak sayabilirdi, dedi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5325
    Yazar : Risale Forum

  3. #43
    Turab çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Nereden Yer
    İSTANBUL
    Mesajlar Mesajlar
    1.429
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 284 + 18654


    Cevap: Her kim benim ağzımdan yalan söylerse ateşe girsin...

    TEFSİR

    Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "İsrail oğullarına Kapıdan secde ederek girin ve hıtta (dileğimiz günahımızı affetmendir) deyin ki size günahlarınız affolunsun, denildi. Fakat onlar bu emri tebdil ettiler de kapıdan kıçları üzerinde sürünerek girdiler ve (hıtta yerine) "Kılın içinde bir tane" dediler."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5330

    Enes b. Malik'in (r.a.) haber verdiğine göre:
    Aziz ve Celil Allah, vefatından önce Allah Resulü'ne (a.s.) arka arkaya vahiy indirdi. Nihayet vefat etti. Vahyin en fazla olduğu zaman, Allah Resulü'nün vefat ettiği gün idi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5331

    Ömer'in (r.a.) rivayetinde Tarık b. Şihab şöyle anlatır:
    "Yahudiler Ömer'e Sizler bir ayet okumaktasınız ki eğer o ayet bize indirilmiş olsaydı, biz onun indirildiği günü muhakkak bir bayram edinirdik dediler. Bunun üzerine Ömer (r.a.) "Muhakkak ki ben onun indirildiği yeri, hangi günde indirildiğini ve o indirildiği zaman Allah Resulü'nün nerede bulunduğunu pek iyi biliyorum: O ayet Arafat'ta, Allah Resulü (a.s.) Arafat vakfesi yaparken indirilmiştir." Sufyan: "Bugün dininizi bütünledim ve size nimetimi tamamladım" ayetinin Cuma günü mü yoksa başka gün mü indiğinden emin değilim, dedi."
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5332

    Hz. Aişe'nin (r.ah.) rivayetinde anlatıldığına göre: Urve b. Zubeyr,
    Hz. Aişe'ye, Allah'ın Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin...ayetini sordu. Aişe (r.ah.) şöyle cevap verdi: Ey bacımın oğlu! Ayetteki yetimler ile murad olunan, velisinin terbiyesinde bulunan öksüz kızdır. Malında veliye ortak olur. Onun da malı ve güzelliği velisinin hoşuna gider. ve velisi mehrinde adalet gözetmeyip ona başkasının verdiği kadar mehir vererek onunla evlenmek ister. Bu sebeple, onlar hakkında adalet gösterip mehirlerinin âdet olanın en üst derecesine ulaşması dışında, velilerin onları nikâh etmeleri yasak edildi ve bunlardan başka kendilerine helal olan kadınlardan nikâh etmeleri emredildi. Uvre dedi ki: Aişe (devam ederek) şöyle dedi: Kadınlar hakkındaki bu ayet nazil olduktan sonra insanlar, Allah Resulü'nden fetva istediler. Bunun üzerine Aziz ve Celil Allah şu ayeti indirdi: Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Allah onlar hakkında ve Kitab'ta size okunan mehirlerini vermediğiniz halde kendilerini nikâhlamak istediğiniz yetim kızlar hakkında fetva verecektir.Aişe şöyle dedi: Yüce Allah'ın Kitapta size okunmakta olandiye zikretmiş olduğu birinci ayettir ki Allah bunda: Eğer yetim kızlar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan nikâh edin...buyurmuştur. Aişe (devamla) der ki: Diğer ayetteki Allah'ın: Onları nikâh etmek istersenizsözü, himayesindeki öksüz kızın malı ve güzelliği az olunca velinin ona rağbet göstermemesidir. Böylece veliler bunlara rağbet etmediklerinden dolayı malına ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kızları, adalete riayet etmedikçe nikâhlamaktan nehyolundular.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5335

    Hz. Aişe (r.ah.),
    Her kim fakir ise meşru surette yesin...ayetinin tefsirinde: Bu ayet yetimin malına bakan, onu ıslah eden velinin muhtaç olduğu zaman o maldan yiyebileceği hakkında indirildi demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5339

    Hz. Aişe (r.ah.),
    Aziz ve Celil Allah'ın: Size hem üstünüzden, hem altınızdan geldikleri ve gözler şaşırıp, yürekler boğazlara dayandığı vakit...ayeti hakkında: Bu hâl Hendek harbi günü oldu demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5341

    Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:
    Ve eğer bir kadın kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse...ayeti şöyle bir kadın hakkında indirildi: Kadın, bir erkeğin nikâhında olur ve uzun zaman geçinir. Neticede erkek o kadını boşamak ister. İşte böyle olan kadın kocasına: Sen beni boşama da beni yanında alıkoy, buna karşılık sen benden yana serbest ol! der. İşte bu ayet bunun için nazil oldu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5342


    İbn Abbas'ın (r.a.) rivayetinde Saîd b. Cubeyr (r.a.) şöyle anlatır:
    Kufe halkı şu, Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası Cehennemdir.ayetinde ihtilaf ettiler. Bunun üzerine ben, İbn Abbas'ın yanına giderek ona sordum. İbn Abbas: Andolsun ki bu ayet indirilen ayetlerin sonuncusu olarak indirilmiştir. Sonra da bu ayeti hiç bir şey neshetmemiştir, dedi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5345

    İbn Abbas'ın (r.a.) anlattığına göre:
    Müslümanlardan bir takım insanlar, kendine aid küçük bir koyun sürüsü içinde bulunan bir kimseye rastladılar. Adam: es-selamu aleyküm! diye selam verdi. Fakat onlar adamı yakalayıp öldürdüler ve beraberinde bulunan küçük koyun sürüsünü aldılar. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: Size selam veren kimseye, sen mümin değilsin demeyin...İbn Abbas bu ayetteki (selem sözünü) selam şeklinde okudu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5350

    Bera'nın (r.a.) anlattığına göre:
    Ensar, hacca gidip döndükleri zaman evlere ancak arka taraflarından girerlerdi. Bir kere Ensar'dan bir kimse geldi ve evinin kapısından girdi. Bundan ötürü kendisine dedikodu edildi. İşte bunun üzerine: Evlere arka taraflarından gelmeniz iyilik ve itaat değildir.ayeti nazil oldu.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5351

    Abdullah b. Mesûd (r.a.)
    Aziz ve Celil Allah'ın şu: Onların yalvardıkları da (hangisi Rablerine daha yakın olacak diye) vesile ararlar.ayeti hakkında şöyle demiştir: Cinlerden bir topluluk müslüman olmuşlardı. Halbuki daha evvel kendilerine tapınılıyordu. Cinlerden olan bu topluluk İslâm'a girdikleri halde de onlara tapan kimseler yine onlara kulluk etmekte kalmışlardı.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5356

    İbn Abbas'ın (r.a.) rivayetinde Saîd b. Cubeyr şöyle anlatır:
    İbn Abbas'a suresi nedir? diye sordum. O, Tevbe mi? Hayır o Fatiha suresidir. Zira o devamlı surette: Onlardan bazıları, onlardan bazıları diyerek nazil oluyordu. Sonunda halk, "bizlerden zikredilmedik hiç kimse kalmayacak zannettiler" dedi. Ben: Enfâl suresi nedir? dedim. İbn Abbas: Bu, Bedr suresidir, dedi. Ben: Ya Haşr? dedim. İbn Abbas: O Beni Nadr hakkında nazil oldu, dedi.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5359

    İbn Ömer'in (r.ahm.) anlattığına göre:
    Ömer b. Hattab (r.a.) Allah Resulü'nün minberi üzerinde hutbe verdi: Evvela Allah'a hamd ve sena eyledi. Sonra şöyle dedi. Bundan sonra. Haberiniz olsun ki içkinin haram kılınması nazil olmuştur. Haram hükmünün indiği gün şarap şu beş şeyden yapılıyordu: Buğdaydan, arpadan, kuru hurmadan, kuru üzümden ve baldan. Hamr aklı örten şeydir. Ey insanlar! Üç şey var ki Allah Resulü'nün onlar hakkında bize bir bilgi vermiş olmasını çok arzu ederdim. Bunlar: Dede, kelâle ve ribanın bazı çeşitleridir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5360

    Ebu Zerr'in (r.a.) rivayetinde anlatıldığına göre: Kays b. Ubad,
    Ebu Zerr'i "Şu ikisi, Rableri hakkında mücadele eden iki hasımdırlar..." ayeti, Bedr savaşında teke tek dövüşe çıkan Hamza, Ali Ubeyde b. Haris ile Rebia'nın iki oğlu Utbe ile Şeybe ve Velid b. Utbe hakkında nazil olmuştur, diye yemin ederken işittim, demiştir.
    Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5362
    Yazar : Risale Forum

  4. #44
    Turab çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2010
    Nereden Yer
    İSTANBUL
    Mesajlar Mesajlar
    1.429
    Blog Blog Girişleri
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 284 + 18654


    Cevap: Her kim benim ağzımdan yalan söylerse ateşe girsin...

    EL-LU'LUU VE'L-MERCAN

    (Buharî ve Müslim'in ittifak ettikleri Hadis'ler)

    Muhammed Fuad Abdulbaki</B>
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 5/5 İlkİlk 12345

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

102, 103, 104, 105, 106, 108, 125, 127, 138, 139, 140, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 151, 152, 153, 154, 155, 157, 159, 160, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 171, 172, 173, 174, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 189, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 227, 327, 440, 527, adıyla, affetme, aklı, alaca, alâkası, aldatmak, aldıkları, aleme, alıkoyan, alınmış, amelin, amellerin, andan, aracı, araf, arkadaşı, arpa, arınmış, arz, aslı, asra, atan, atmak, atmasın, avret, aya, ayetten, aynen, azlığı, ağlayarak, ağzı, bahçeyi, baskı, batmadan, bazısında, bağlamış, bağış, bağışlar, başkasını, başlarında, başlayan, başındaki, benim, beraberdim, beter, beyte, beşer, beştir, bildirip, biliniz, bilirsiniz, bilmede, binaenaleyh, bir adam, birdir, birlik, bitti, bizimle, bizleri, boz, boğulmak, boşa, budur, buldum, bulunduğunuz, bulunmak, buna, burayı, bütün, bıraktığı, çalışırsa, camiası, çağırdı, çekerdi, çekmez, cesaret, cevaben, çoktur, çörek, cübbe, cüzünden, çıkış, çıplak, dadır, daha hayırlıdır, damarı, darul, dağlar, dağıtacak, dedikleri, dedikodu, dediler, dediğine, delalet, demeye, demişler, denilmez, deri, derilerini, deyince, değildi, değilim, değiller, değiştirmek, dilediğini, dilemek, dileyen, dinen, dininde, direğidir, diriltecek, diyarında, dizginini, dökmek, dönsü, doğar, doğrular, dünyadan, durarak, duruma, duyan, duymamak, düğü, düşmanı, düşünüyor, dışında, eceli, edenleri, edilirse, edilsin, edinirse, ediyorlar, ediyorsun, efes turları, eksiksiz, eksiltmez, elçisidir, eliyle, ellerinde, emrini, engellemek, engeller, erdiremezsin, etmemesi, etmiyoruz, etrafındaki, ettir, ettirsin, evden, evladı, eşlerini, eşsiz, fare, fazilet, fecr, ferah, fitnelerden, fitnesinde, fiyat, galebe, ganimet, gayret, gazabı, geçirmiş, geçmesi, geçmeyiniz, gelmiyor, gelmiş, gemide, getirip, getirirken, gezer, gideceksiniz, gidip, girdim, giriniz, gitmiş, gitti, giymeyiniz, gökte, göndermiş, gördüğünü, görmesin, görmeyi, görüyorum, gösteriş, gösterme, gümüş, günahtan, günahını, gününüz, güzelliği, hac ve umre, haktan, halka, hallerini, hangisine, hapis, harap, hararet, harbi, hastalıktan, hastalığından, hastalığını, havuz, hayatım, hazırlığı, hediyedir, herşeye, hevesi, hibe, hicr, hiddetle, hissediyorum, hissettim, hitaben, hitabet, hristiyan, hücum, huyları, hz. ali, ibarettir, içindekiler, iddiaları, ihtiras, ikincisi, ilişkileri, imran, indirdi, isen, isimli, istedin, istediğini, istemeye, isteğini, istiyorlar, itham, itidal, iyilikle, işaret, işittim, işlememek, işlere, kabirdeki, kabre, kabrin, kaçırmayı, kadirdir, kadınları, kâfiri, kalacak, kaldıracak, kalmamış, kardeşi, kardeşleri, kardeşlerimizi, kardeşlerinizdir, katıldı, kavga, kavme, kavmin, kaylule, kayser, kayı, kazancı, kemik, kendilerini, kendisinde, kesilmiş, kesmeyi, kesmeyin, kesti, kim, kimsede, kinaye, kisra, kitabını, konuşmak, konuşmuş, korunması, kötülüklerinden, koyan, koşuş, kudretine, kuduz, küfr, kulak, kullar, külü, kulumun, kur'an, kur'an'daki, kuvvetle, kılman, kısmı, kıyamete, kıymetini, lâkin, lütuf, mahalli, mahlukları, makamlara, makamından, malımı, mama, marangoz, mağfiret, mağfiretini, mecbur, mecusi, mesafeleri, meselesine, meseleyi, mesih, mevcut, meyvesini, milleti, misli, misvak, muhakkak, muhterem, müjdeyi, mükâfatını, mümkü, münafıklar, müslümana, müş, nail, nden, nefret, neyin, niçin, nihayet, niyetle, numan, odası, ödü, öfkeyi, okunuşu, okuyunuz, olana, olduk, öldürmeye, olduğuna, olduğundan, olmadı, olmadığı, olmaktan, olmayı, olmazlar, olsalar, omuzuna, onlardan, onlarınki, oradan, oralarda, orga, otururken, oyunlar, özellikle, oğlak, öğrendik, pamuk, parçalar, peygamber, peygamberdir, peygamberlere, rabbinin, rabbı, rahatı, rezil, rivayette, rüyamı, sabahı, sabırda, sahibidir, sahibine, sahte, sakı, satış, seddi, sekiz, selamları, semeresi, sen de, servet, seslendi, sevmez, sizde, size, sizlerden, sizlere, sordular, sorumludur, soruyoruz, sövmek, söylemektir, söylemez, söylemiş, söyleyerek, söylüyorum, sözlerde, süfyan, süre, süren, suresindeki, suretle, sürmek, sürü, susuz, sığı, takdim, takdirde, takdiri, taksim, tamamıyla, tanıyor, tapan, taşları, teenni, ters, tevhit, tevili, teşehhüd, teşhir, tokat, toplamak, topluma, tükenmez, tutar, tutma, tutmaz, üstü, uyanı, uzeyr, vaciptir, vade, vahy, verdiği, verildi, verilmiş, vermişler, veyahut, vurmak, yahudiye, yalan, yapanlar, yapması, yapılırsa, yaradan, yardımı, yarım, yarışı, yazdığı, yemame, yemeni, yerden, yitik, yorgunluk, yurduna, yürüdü, yüzleri, yıkıyor, zahmet, zata, zemzem, zira, zulmet, zulüm, şartları, şayet, şefkâ, şeye, şeytandan, şeytanı, şifası, şirk, şöyle, şüpheli

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222