O, Allah'ın son nebisidir. O, Âlemlere rahmettir. O'nu Allah seviyor. Melekler seviyor. Yer gök seviyor.
Hayvanlar ve cemadat seviyor. Biz de seviyoruz. O'nu ashabı sevdi. Sevdiklerini de gösterdiler. Bedel olarak can verdiler. Mal verdiler. Ne gerekiyorsa verdiler. Ve sevgilerini belgelediler. Asırlar sonra biz geldik. Ve O'nu biz de seviyoruz... Sevdim demek ne kolay! Sevebilmek ne zor! Gözlerimizle görmediğimiz, kan bağımızın bulunmadığı bir peygamberi neden seviyoruz? O'nun sevgisi, mübarek vücudu etrafında değil, bize emanet ettiği dini etrafındadır. O'nu seviyoruz. Her şeyini seviyoruz. Sevgisinin dünyamızda ve ahiretimizde bize kurtarıcı olmasını diliyoruz.

Sevgimizin ölçüsü ne?

Biz seviyoruz diyoruz da, bu sevgimizin şahitleri kim? Bizden önce O'nu sevenler, Kur'an'ımızın sevgilerini doğruladığı insanlar, O'nun etrafında etten kemikten sur örenler sevgilerini neyle belgelediler? Sevdim demekle değil, sevgiyi göstermekle iddia ispat edilebilir.

O'nu sevmek: Peşinden gitmek, mirası olan Kur'an ve Sünnet'e sarılmaktır. İdeolojilere ve felsefeye, menfaatlere harcanmış bir Kur'an ve Sünnet söz konusu ise, sevgi uçuk bir iddiadır. O'nun Sünnetini hayat olarak görmek, bir hadisini dinlemek ve onunla amel etmek gözümüzde ne kadar değerli ise, O'na sevgi iddiamız da o kadar değerlidir. Çünkü O, bizim için getirdiği şeylerle büyüktür.

O'nu sevmek: Sevgisini kurtarıcı görmektir. Bunaltan dünya hayatının sıkıntılarından kurtardığı gibi, ahiretin azabından da kurtarır. Kabrin vahşetinden, mahşer yerinde beklemeden, cehennemin ateşinden kurtarır. O'nun sevgisi, albümler için değil, zor günler içindir.

O'nu sevmek: Adını yaymak, adına salâvat getirmektir. Adının anılması ile hareketlenen beyinler ve dillere sahip olmak, O'na işaret eden ne varsa o işaretten O'nu çıkarabilmektir. Ezanını duyduğumuzda O'nu hatırlamak, O'nu sevmektir. Doğan yavrumuza O'nun, hanımlarından, çocuklarından birinin adını vermek ve bununla onur duymak O'nu sevmektir.

O'nu sevmek: O'nu görmenin hasretini çekmek, bir kere olsun O'nu görmek için dünyaları feda etmeye hazır olmaktır. Biz bugün O'nu gözlerimizle görmekten mahrum olmakla beraber, kalbimizde o hasreti gören Rabb'imize sevgimizi arz etmek ve sevgimizin karşılığını O'ndan beklemekten mahrum değiliz. Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste O, şöyle buyuruyor: "Ümmetimden beni en çok sevenler, benden sonra geldikleri halde beni bir defa görebilme uğruna bütün ailesini ve varlığını feda etmeye hazır olanlardır."

O'nu sevmek: Sevdiğini sevmek, düşmanını düşman bilmektir. O ashabını seviyor, onları örnek gösteriyordu. Ashabını sevmek O'nu sevmektir. Ashabına dil uzatmak, onları itham etmek O'ndan kopmaktır. Ailesini, çocuklarını, torunlarını sevmek, onları can bilmek O'nu sevmektir.

O'nu sevmek: O'nun sünnetinin yayılması için çalışmaktır. Bir insana daha bir hadisin ulaşması için gayret etmek, hadis okunan bir ders halkasının müdavimi olmaktır. O'nun sünnetine hizmet edenleri sahiplenmek, bağrına basmak O'nu sevmektir.

O'nu sevmek: O'nun hayatını kendimizi tanır gibi bilmektir. O'nun hayatını okurken, O'nun yanında olabilmektir. Dişinin kırıldığını duyduğumuzda dişimizin ağrıdığını hissetmektir. O ağladı dendiğinde ağlamaktır.

O'nu sevmek: Çocuklarımızı O'nun davasının fedaileri yapmak, bu azimle çalışmaktır.
Tatil dönemlerine sıkıştırılmış bir siyer dersi değil, hayatın her alanına yayılmış bir anlayışla O'nu çocuklarımıza tanıtıp, örnek göstermektir. Selef-i salihin, çocuklarına Kur'andan bir ayeti, bir sureyi öğretir gibi O'nun savaşlarını, aile hayatını, çocuklarla ilişkisini, ticaretini vb. öğretirdi.

O'nu sevenler böyle sevdiler

Ali bin Ebi Talib radıyallahu anh "Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme sevginiz nasıldı?" sorusuna şu cevabı veriyor: "Vallahi O'nun sevgisi bizim için mallarımızdan, çocuklarımızdan, analarımızdan ve susamışa soğuk sudan daha değerliydi."

Amr bin As radıyallahu anh diyor ki: "Benim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden daha çok sevdiğim, gözümde O'ndan değerli kimse yoktu. Saygımdan dolayı O'na doyasıya bakamazdım. Şimdi tarif et deseniz, O'nu size tarif edemem; gözümle O'na doyasıya bakamadım bile."

Müezzini Bilal, O'ndan sonra ne zaman ezan okusa, "eşhedüennemuhammederresûlullah" derken sesi kısılır, devam etmekte zorlanırdı. Bu duruma daha fazla dayanamayıp, halifeden izin alarak mücahitlerle beraber Şam'a gitti. Yıllar sonra Medine'ye geri döndüğünde bir ezan okuması istendi. O'nun sesini duyanlar, yıllar öncesine döndüler. Yine "eşhedüenne muhammederresûlullah" diyeceği esnada hıçkırarak ağlamaya başladı. Medineliler çocuklar gibi ağlamaya başladı. Hasretleri yüreklerini yaktı. Bir zaman sonra Bilal yatağa düştü. Eceli yaklaştı diye hanımı ağlamaya başladı. Hanımına döndü ve dedi ki: "Neden ağlıyorsun? Yarın Muhammed ve dostlarla buluşma günümdür."

Ensardan birisi bir gün O'na gelip dedi ki: "Ya Resûlullah! Sen benim için canımdan, çocuğumdan, ailemden ve malımdan daha sevgilisin. Şöyle gelip seni bir göremesem ölürüm her halde!" Bu zat böyle dedikten sonra ağlamaya başladı. Peygamber aleyhisselam neden ağladığını sordu. Dedi ki: "Ya Resûlullah! Şimdi sen öleceksin, peygamberlerle beraber cennete gireceksin. Ben cennete girsem bile seni nasıl bulurum ki?"

Peygamber aleyhisselam ona bir cevap vermedi. Sonra Nisa sûresinin 69. ayeti indi.

"Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!"

Uhud Savaşı'nda bir ara Peygamber aleyhisselamın öldürüldüğü haberi Medine'de yayılmış, nurlu Medine'ye karanlıklar çökmüştü. Ensardan bir kadın bu haber üzerine Uhud'a doğru yola çıkmıştı. Müslümanlar da şehitlerini gömmüş dönüyorlardı. O kadının babası, kocası, oğlu ve kardeşi Uhud'da şehid düşmüştü. Her gördüğüne Resûlullah nerede diye soruyor, onlar ise kendi şehitlerini ona haber veriyorlar, Resûlullah ise geriden geliyor, diyorlardı. Sonunda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanına ulaştı. O'na baktı ve: "Senden sonra gerisi kolaydır ya Resûlullah!" dedi.

Enes radıyallahu anhın rivayet ettiğine göre bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme kıyamet hakkında sorup: "Kıyamet ne zamandır?" dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- Onun için ne hazırladın, diye sordu. Adam:

- Hiçbir şey! Ancak ben Allah'ı ve Peygamberini seviyorum, dedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselam dedi ki:

- Sen sevdiğinle berabersin."

Enes radıyallahu anh diyor ki:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Sen sevdiğinle berabersin." sözüne sevindiğimiz kadar hiçbir şeye sevinmedik. Ben, Peygamber aleyhisselamı, Ebu Bekir ve Ömer'i seviyorum. Onların ameli gibi amelim olmasa da, onların sevgisi sayesinde onlarla olmayı umuyorum.

Nureddin Yıldız