Abdullah Büyük
-
Emine Şenlikoğlu hanımefendi içindir
13 Haziran 2008 Cuma
Emine Şenlikoğlu hanımefendi içindir

Bir insan "Allah'tan başka ilah yoktur ve Hz. Muhammed Allah'ın kulu ve Resulüdür" diyor ve bu cümlenin ne manaya geldiğini idrak ederek iman ediyorsa, artık o insana mü'min denir.

Dünyanın neresinde olursa olsun iman ettiği tevhid kelimesinin gereğini yerine getirmekle sorumlu ve mükelleftir.
İşte bu gerçekten hareket ederek, günümüzde kronik hastalık haline gelmiş olan "mü"minlerin hak ve hukukunu koruma" güzelliğimiz ve özelliğimiz adeta felç olmuş bir haldedir.
Mü"min, mü"min kardeşinin yokluğuna alışmış, varlığı yokluğu eşit hal almış bir hastalığa duçar olmuşuz. İtham dönemi ve itham ortamı adeta altın çağını yaşamaktadır. Dört kıtaya adaletiyle hizmet etmiş ve hakim olmuş dedelerimizin biz torunları, gıybete, yalana, dedi-koduya, itham ve iftiraya mağlub olmuşuz.
Üzerinde yaşadığımız yeryüzü coğrafyasında sayısını sadece Rabbimizin bileceği birçok insanın hidayete ermesine vesile olmuş bir insandan (E.Şenlikoğlu'ndan) bahsediyorum ve rahatlıkla diyorum ki kendisini tanıdığım günden itibaren elimizden gelen maddi, manevi ve fikrî yardımlarımızı hiç kesintiye uğratmamaya çalıştık. Bazı zamanlarda yüzüne karşı meyve ikram eder gibi tenkit ettiğimiz konular da oldu. Ama hiçbir zaman "ölü eti" olarak anlatılan gıybete ortak olmamaya çalıştık.
Bu ülke için onur belgemiz olan Şule Yüksel Şenler"i, Hatice Babacan"ları ve şimdi ise sayısını söylemenin mümkün olamayacağı binlerce hizmet ehli hanım kardeşlerimizi ve hassaten E.Şenlikoğlu bacımızı hayırla yadetmekten başka yapacağımız bir şeyin olmadığını zikretmek istiyorum. Emine Şenlikoğlu hanımefendinin dikkat çekici hatası, notersiz olarak TV kanallarına çıkmış olmasıdır. Kendileriyle görüştüğüm en son Yalova Aile Mektebi sertifika programında bu fikrimi aynen söyledim. “Siz televizyon kanalları aracılığı ile mesaj veriyorsunuz. Ancak yaptığınız programları kendi düşünce filtresinden geçiren uyanık insanlar, sonradan kendi kişisel görüşlerini ilave ederek dinleyenlerine aktarıyor. Ne yazık ki kasıtlı sözlerin faturası size kesiliyor. TV kanalları sizi ısrarla programa çağırıyorlar, ama kamuoyunda siz, kanal kanal dolaşan biri olarak anlaşılıyorsunuz...”
Tanıdığım kadarı ile Şenlikoğlu hanımefendi mert, cesur, cömert ve fedakar bir kişiliğe sahip. Allah'tan başka kimseden korkusu yoktur. Muhterem beyi Receb Özkan, samimiyetin ve iyi niyetin canlı tarifidir. Hanımının, ülke halkına faydalı olması için bu niyet ve gerekçe ile evlenmiş ve ölünceye kadar da bu niyet ve kararından vazgeçmeyecek bir yapıya sahiptir.
Vakit okuyucularımızdan bu fikirlerime veya değerlendirmelerime katılmayanlar olabilir. Ama şu gerçeği sizlerle paylaşmak isterim. 38 senedir Konya'dayım. Sevgi sermayesi, sermayelerin en güzelidir. Ama nefret, kin, buğz gibi konuların ahiret terazisinde yüz kızartıcı olmasından başka bir şeye yaramayacağına inanıyorum.
Bir mü"min kardeşim olarak Şenlikoğlu'nu Allah için seviyorum, tek başına verdiği ve ülke genelinde genel kabul gören mesaj ve tebliğlerini takdir ediyorum. Kitap ve Sünnetin temel ölçülerine aykırı hareket ettiğinde yine yanında olur, ama yanlış ve hatalarına karşı dinî duyarlılığımı tavizsiz olarak ortaya koyacağıma da inanıyorum.
Bu ülkede, hizmet ehli, ölümünden sonra değer buluyor. Bir Müslüman kul olarak, ben bu hakkımı hizmet ehlinin ölümünden önceki hayatı ve kimliği için kullanıyorum. Bu tavır, Resulullah'ın yasakladığı, insanları yüzüne karşı methetmek konusu ile irtibatı olmayan bir tavırdır.
Birbirlerimizin hak ve hukukunu gıyaben korumalı, hataları olursa düzeltmeye çalışmalıyız.
Bizler, birbirlerimizin hak ve hukukunu korursak, Rabbimiz de bizlerin hukukunu koruyacak zeminler ve şartlar lütfeder.
Bizler, birbirlerimize ne kadar yakınsak, o nispette Rabbimize manen yakınız demektir.
Bizler, birbirlerimizi sahiplenirsek, Rabbimiz de bizleri sahiplenir.
Bizler, birbirlerimizin hizmetlerini, kendi hizmetimiz gibi anlamak mükellefiyetindeyiz.
Sözümü Hz. Mevlana'nın bir sözü ile kapatmak istiyorum: “Bu dava uğrunda bir tek nefes tüketir de eğer karşılığını Allah'tan almazsan, ben kâfirim.”
Not: Muhterem okuyucularımız. Sizlerle haftada bir defa buluşmamıza kısa bir zaman ara vermek durumundayız. İnşallah 2008 Eylül ayından itibaren yine yan yana, gönül gönüle olacağız. Cümlenizi Allah'a emanet ediyorum.