“Yedi harf, Kur’ân-ı Kerim’in kıraatıyla doğrudan ilgili bir meseledir. Bu konu, Kur’ân ilimleriyle meşgul olan âlimlerin üzerinde en çok durdukları bir konudur. Oldukça karmaşık olan bu mesele hakkında biz kısaca durup, özet bilgiler vermekle yetineceğiz.


Önce “el-Ahrafu’s-seb’a” terkibini açıklayalım:


el-Ahruf kelimesi, harf’in çoğuludur. Harf: bir şeyin ucuna, sivri ve keskin yanına denir. Hecâ işaretlerinin her birine de bu isim verilmiştir.


Harf, kıraat mânasına da gelir. Meselâ İbn Mesud’un harfi demek, İbn Mesud’un kıraatı demektir.


es-Seb’a ise, “7” demektir. Ancak burada “yedi” den maksadın ne olduğu hususunda değişik görüşler ileri sürülmüştür: Bazıları, “yedi” den maksadın, bilinen 7 sayısı olmadığını; bunun çokluk, kolaylık ve genişlik mânasında kullanıldığını söylemişlerdir. Bazıları da, bunun hakiki mânasında kullanılmış olduğunu söylemişlerdir ki, âlimlerin çoğunluğunun görüşü budur.” (1)


“Âlimlerin çoğu yedi harfi, “yedi Arap lehçesi” veya “yedi vecih” şeklinde anlamışlardır.” (2)


“Gökler ve yer yedi kattır. İmam Cafer es-Sadık da şöyle buyurmaktadır: “İmandan insanlara yedi derece verilmiştir. Bir verilenden iki beklemeyin, iki verilenden üç beklemeyin…” Yine, insanda yedi organ vardır; kalb, akıl, göz, kulak, dil, deri ve burun. İnsan yedi organı üzerine secde eder; iki el, iki ayak, iki diz ve alın-burun. Cehennem yedi derecedir; Cehennem, Leza, Hutame, Saîr, Sekar, Cahîm, Haviye. Cennetse sekiz katmandır. Şu kadar ki, merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın da açıkladığı gibi, kalb bütün organların başı durumundadır; nitekim bir hadis-i şerifte de, “İnsanda bir et parçası vardır ki, o iyi olursa insan da iyi, o kötü olursa insan da kötü olur” buyurulmuştur. Bu bakımdan, Kur’an’ın da 7, 70, 700… manâ katmanından oluşması, Kur'ân'ın yedi harf üzerine indiği hadisinin bir başka izahı olabilir.” (3)


“Çeşitli yollardan rivayet edilen sahih hadislerde Resûlullah (s.a.v.) in, Kur'ân'ın yedi harf üzere indiğini belirten ifadelerine şahit oluyoruz. Bu hadislerin en açık olanı, Buhârî ve Müslim tarafından rivayet edilen ve lafzı Buhârî'ye ait olan şu hadistir: Ömer b. Hattab (r.a) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) henüz hayatta iken Hîşam b. Hakim'in el- Furkan sûresini okuduğunu duydum. Kıraetine kulak verdim, baktım ki, Resûlullah (s.a.v.) in bana okutmadığı birçok harf üzere onu okuyor. Namazdayken neredeyse yakasına yapışacaktım. Ama selâm verinceye kadar onu bekledim. Sonra yakasına yapıştım ve: “Bu sûreyi sana kim okuttu? Dedim. Rasûlüllah okuttu, deyince, yalan söylüyorsun. Allah'a yemin ederim ki, Rasûlüllah (s.a.v.) okuduğun sûreyi bana okuttu” dedim ve onu sürükleyip Rasûlüllah (s.a.v.) e götürdüm, Ya Rasûlüllah, dedim. Ben bunun beni okutmadığın harfler üzere el-Furkan sûresini okuduğuna şahit oldum. Oysa siz bana el-Furkân sûresini okutmuştunuz. Rasûlüllah (s.a.v.) yakasını bırak ya Ömer dedikten sonra ona: Oku ya Hişam dedi. Hişam, daha önce kendisinden duyduğum şekilde okudu. Rasûlüllah (s.a.v.) “Böyle indirilmiştir” buyurduktan sonra şöyle buyurdu: Muhakkak ki bu Kur'ân yedi harf üzere indirilmiştir, kolayınıza gidenini okuyunuz, buyurdu. (Sahih-i Buhârî, 6/185 Taberi tefsirindek! rivayetle 1/10 Ahmed'in Müsned'inde 1/24 (Şökir baskısında 1/224, hadis no: 158) ve el-Burhandaki rivayet de buna yakın­dır. 1/211.)” (4)


“Bazıları yedi harften zecr, emr, helal, haram, muhkem, müteşâbih, emsal gibi yedi mana, bazıları da, yedi harf, yedi kıraattir" demişlerdir. Bilindiği gibi muhtelif kıraat­ler sonradan şayi olmuştur. İslâm bilginleri arasında revaç bulan görüş­lerden biri de, Kur'ân-ı Kerimin yedi harf üzerine nazil oluşundan maksat, onun yedi lehçe ve yedi lügat oluşudur. Ekseri ilim ehli, yedi harften maksad, yakın manada olan muhtelif lafızlardır demişlerdir.


Diğer bir grub yedi harften maksad yedi arab lügatidir demişler.


Yedi harf lafızdaki değişikliktir, manada ise bir değişiklik yoktur. Bu da, Kur'ân'ın muayyen yerlerindedir. Her yerinde veya her kelimesinde böyle bir şey bahis konusu değildir. et-Taberi, yedi harf üzerindeki ihtilaf elfaz ihtilafı­dır gibi, bunların manaları birdir. Manada ihtilaf yokki, hükümlerde ihtilaf olsun, demektedir.Tahâvi, Müşkilu'l-Asâr adlı eserin­de, "yedi harf insanlar için Kur'ân’da kendi dillerinde olmayan kelimeleri almakta bir genişliktir” demektedir.


Birinci asrın ilk yarısından itibaren Kureyş lehçesinin yayılması arap ve arap olmayan müslüman çocuklarının bu lehçe üzerine terbiye edilmesiyle, yedi harf meselesi ehemmiyetini kaybetmiştir. el-Kurtubî ve İbn Abdi'l-Berr, şu yedi harf davet zaruretinden dolayı hususi bir vakte mahsustur. Bu zaruret kalktığı takdirde, yedi harfin de hükmü kalkar ve Kur'ân’ı bir harf üzerine okumak âdet olur, demektedirler.” (5)


“Bize 21 sahabiden ulaşan ve sayısı 46’yı bulan hadislerde rivayet edildiğine göre Kur’ân-ı Kerim yedi harf üzerine inmiştir. Özellikle Ubey b. Ka’b ve Ömer’den (r.a.) rivayet edilen hadislerde bu durum vurgulanmıştır. Nitekim Ubey b. Ka’b’ın rivayet ettiği hadiste belirtildiğine göre Cebrail (a.s.) Rasulullah’a üç defa gelmiş ve her gelişinde Kur’ân’ın bir, iki ve üç harfle okunuşuna ilişkin ilahi emri tebliğ etmiştir. Rasulullah, Kur’ân’ın üç harfle okunuşunun bile ümmete zor geleceğini Cebrail’e bildirmesi üzerine melek dördüncü gelişinde şöyle demiştir: “Allah sana ümmetinin Kur’ân’ı yedi harf üzere okumasını emrediyor, hangi harfle okurlarsa doğruyu bulmuşlardır.”


Yedi harfin ne anlama geldiği ve neye delalet ettiği hususunda âlimler farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Konuyla ilgili görüşleri 40’a kadar çıkaranlar varsa da bunların belli başlıları şunlardır:


1) Yedi Harf tabiri kendi başına müşkil bir terimdir. Bu kapalılık hem harf, hem de yedi kelimesinden gelmektedir. Çünkü harf kelimesi, birçok anlamlara gelen müşterek bir lafızdır. Yedi rakamı ise, bilinen sayı olduğu gibi, çokluktan kinaye olarak kullanılabilir.


2) Yedi Harf, meşhur yedi lehçedir. Bu lehçeler ise, Kureyş, Huzeyl, Sakif, Hevazin, Kinane, Temim ve Yemen kabilelerine aittir.


3) Yedi Harf, yedi vecihtir. Yani bir şeyin aynı anlama gelen çeşitli lafızlarla söylenmesidir. “Akbil, Helümme, Teal” lafızlarının “Gel” anlamını ifade etmesi gibi.


4) Yedi Harf, yedi çeşit kelamdır. Emir, nehiy, helal, haram, muhkem, müteşabih ve emsal gibi.


5) Yedi Harf, Kur'ân'ın mutlaka yedi lehçe ile değil, yer yer farklı lehçelerle okunabileceğinin ifadesidir.


6) Yedi Harf, kıraat imamlarına nisbet edilen yedi kıraat değildir.


7) Yedi Harf, Kur'ân'ın okunuşu hususunda Yüce Allah’ın, Resulullah’ın isteğini kabul ederek kullarına tanıdığı bir ruhsat, kolaylık ve genişliktir.


8) Yedi Harf, Kur’ân’daki bazı kelimelerin okunuşlarında görülen bir tür çeşitliliktir. Bu çeşitlilik hiç bir zaman, anlamda herhangi bir çelişkiye ve farklılığa sebep olmamaktadır.


Şimdi de Yedi Harf uygulamasına ilişkin bazı örnekler verelim: “Ekvemu kîla” ayetini “Esvebu kîla” şeklinde okuyarak “Ekvemu, Esvebu ve Ehbe’e” kelimelerinin aynı anlama geldiğini belirtmiştir. Ömer (r.a.) “Fes’av” kelimesini “Femdu” biçiminde okumuştur. Ebu’d-Derda “Taamu’l-Esîm” kelimelerini bir türlü okuyamayan kimseye “Taamu’l-Facir” okumasını söylemişti. Ayette geçen “Zehrafe” kelimesinin yerine İbn Mesud’un “Zehebe” kıraatine rastlanmıştır.


Sonuç olarak Yedi Harfle ilgili şunu söyleyebiliriz: Birinci asrın ilk yarısından itibaren Kureyş lehçesinin ve eğitiminin yaygınlaşması üzerine Yedi Harf meselesi, önemini kaybetmiştir. Zaruretten dolayı, kısa bir süre için ruhsat olarak getirilen bu uygulama artık sona ermiştir. Bugün ise, ilmi bir mesele olarak incelenmekten başka bir değeri yoktur. (6)





Devam edecek…





DİPNOTLAR:


1- Abdurrahman Çetin, Kur’an İlimleri ve Kur’an-ı Kerim Tarihi, Dergâh Yayınları, İstanbul, 1982.


2- Suat Yıldırım, Anahatlarıyla Kur'ân-ı Kerim ve Kur'ân İlimlerine Giriş, Ensar Neşriyat, İstanbul, 2009.


3- Ali Ünal, Kur’ân’da Temel Kavramlar, Nil Yayınları, İstanbul, 2003.


4- Subhi es-Salih, Kur’an İlimleri, Hibaş Yayınları.


5- İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2009.


6- Muhammed Salih el-Useymîn-Muhammed Nasıruddin el-Elbani, Tefsir Usulü.