Kur'an Nasıl Bir Kitaptır




KUR’AN NASIL BİR KİTAPTIR

* Kur'an, bütün toplumlara, bütün çağlara ve insan hayatının bütününe hitabeden bir hidayet rehberidir.

* Kur’an; Allah’ın varlığını, birliğini, hakimiyetini, gücünü ve kuvvetini, ölümden sonra dirilmeyi ve hesabın hak olduğunu enfüsi ve afaki ayetlerle (insanların, hayvanların, bitkilerin, dağların, yerlerin, göklerin konumlarına, denizlerin, gemilerin, gecenin, gündüzün, yıldızların, güneşin ve ayın hareketlerine ve konumlarına dikkat çekerek) en güzel misaller vererek anlatır. (3/191), (36/71,72), (67/3,4)

* Kur’an; daha önce yaşamış toplumların vahye ve peygamberlerine karşı tutumlarını, gerekçelerini ve akibetlerini sonraki nesillere ibretli bir şekilde sunan, geçmiş-gelecek, dünya-ahiret arasında köprüler kurarak muhataplarının imanını güçlendirecek mesajları en çarpıcı bir şekilde sunan bir kitaptır. Kur’an; kişinin yaratılış gayesinin ne olduğunu, Rabbine, çevresine ve karşı nasıl bir sorumluluk bilincinde olması gerektiğini anlatır.

* Kur’an; gönderilen bütün peygamberlerin yaşadıkları toplumlarda aynı mesaja yönelik tebliğde bulunduklarını vurgular.

* Kur’an, insana huzur ve güven verici yaklaşımı, sağlam bilgi kaynağı ile kıyamete kadar insanlar için rehberlik edecektir.

* Kur’an, sırf hatim etmek için indirilmemiştir. Fakat Kur’an okunurken hatim edilebilir. Zira Kur’an okuma süreci, düşünmeye, anlamaya ve öğüt almaya yönelik olmadıktan sonra tam olarak gerçekleşemez. Bu nedenle inatla, anlamamaya ve öğüt almamaya yönelik okunan bir kitabın yol gösterici fonksiyonunu icra etmesi mümkün olamaz.(54/17,22,32,40), (20/3)

* Kur’an, insanların sırf musiki zevkini gidermek ve kulaklarının pasını silmek için okunan ve indirilen bir kitap değildir. Gönüllere ve davranışlara hitap eden(kalplerin pasını silen, istikameti belirten) ilahi bir düsturdur. (31/3)

* Kur’an; baş ağrısı, bel ağrısı, soğuk algınlığı, romatizma gibi bedensel hastalıkların tedavisinin arandığı bir ecza deposu gibi algılanamaz. Bilakis o, bireysel ve toplumsal mesele ve dertlerin çözümünün (şifasının) arandığı bir hidayet kaynağıdır. (17/82)

* Kur’an, gaybden haber verdiğini zanneden şarlatan kahinler tarafından fal kitabı olarak görülen ve apaçık hakikatlerin üzerini örtmek için içerisinden abuk subuk şifreler çıkartılan bir matematik kitabı da değildir.

* Kur’an, imani endişelerin dışında pratik hayattan yoksun sadece entelektüel birikimi artırmak ve kariyer edinmek için okunan bir kitap olursa yeterince doğru anlaşılmaz. (2/44, 62/5)

* Kur’an, birtakım insanların nefsani arzu ve heveslerini veya ideolojik önyargılarını tasdik ettirmek için, parçacı bir anlayışla (bir kısım ayetleri kabul, diğerlerini reddetme mantığıyla) okunmaz. (2/2),(2/41,42),(2/159)

* Kur’an’ı; uyaran, müjdeleyen, aydınlatan ve hidayete ileten bir kitap olarak değil de çarpan, çırpan, yakan, yıkan ve yokeden bir kitap olarak göstermek onun mesajına yapılan en büyük ihanettir.

* Kur’an, düşünme ve ibret alma maksadı dışında tarihi bir roman okur gibi tekdüze bir mantıkla okunmaz.

* Kur’an; bizleri doğruya ulaştıran bir rehber (Huda), Yolumuzu aydınlatıcı bir ışık (Nur), Doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü (Furkan), İhtilaf içinde bocalayanlara bir delil (İlim), Tüm beşeriyet için bir mucize (Ayet), Kalplerinde manevi hastalık bulunanlara bir ilaç (Şifa), Sıkıntıdaki müminlere bir müjde (Büşra), Tüm insanlara bir öğüt ve hatırlatma (Zikr), Her şeyi detaylı olarak açıklayan bir yasa (Mufassal), Düşünenlere bir bilgelik kaynağı (Hikmet), Her şeyi açıklayan bir kitap (Tıbyan), Haklıyı belirleyen bir kanıt (Beyyine), Müminler için bir bağış (Rahmet), Geride kalmayıp ilerlemek isteyenler için bir uyarı (Zikra), Akleden müminler için apaçık bir kitap (Kitab-ul Mümin), Adalet arayan toplumlar için evrensel bir yasa (Hüküm), Birbirine düşmüş insanları birleştirici bir ip (Hablullah), Dirileri uyarsın diye gönderilen bir kitap’(Kur’an’ı Mübin)tır.

* Kur’an; insanlara kötülüklerden arınmayı, zulme karşı tavır almayı, zorda olanlara yardım etmeyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, dostluğu, kardeşliği, barışı, sevgiyi, medeniyeti, iman esaslarını, ibadetleri, dua etmeyi, güzel ahlaklı olmayı, şirk koşmamayı, kul hakkı yememeyi, cinayet işlememeyi, hırsızlık yapmamayı, yalan söylememeyi, dedikodu yapmamayı, lakap takmamayı, alay ve hakaret etmemeyi, kıskançlık yapmamayı, iftira atmamayı, fitnecilere inanmamayı, haberin kaynağını araştırmayı, kibirlenmemeyi, israf etmemeyi, cimri davranmamayı, içki, kumar, fal, büyü ve boş inançlardan uzak durmayı, zanna uymamayı, öfkeli davranmamayı, insan haysiyetini ve şerefini korumayı, aile hayatına önem verip onurunun korunması gerektiğini, anneye, babaya, akrabalara, komşuya, yolcuya, çalışanlara, dosta hatta düşmana iyilik etmeyi ve adaletli davranmayı emreder.

* Kur’an; helal-haram, iyi-kötü, doğru ve yanlışın neler olduğunu net bir şekilde açıklayarak bireysel ve toplumsal huzuru tesis eder.

* Kur’an, kendisinden önce indirilmiş ilahi kitapların tümünü ilk indiği şekliyle doğrulayıcı ve ortak mesajını içinde barındıran kapsayıcı bir kitaptır.

* Kur’an, kendisinden önce indirilmiş ilahi kitapların bizzat din adamları tarafından hangi gerekçelere dayandırılarak nasıl tahrif edildiğini tüm yönleriyle anlatan ve akli delillere dikkat çekerek bu gerekçelerin geçersizliğini ispatlayan bir kitaptır.

* Kur’an’ın kendisinin dışında hiçbir beşer mahsulü kitap, hidayet kaynağı veya onun aynası olamaz. Eğer Kur’an dışındaki diğer kitaplarda varolması muhtemel hurafe ve yanlış anlayışlara mutlak gerçekler olarak iman edilir ve bu çarpık anlayışıyla Kur’an’a yaklaşılırsa yanlış anlaşılacağı gibi çeşitli itikadi sapmaları da muhakkak beraberinde getirecektir. Bu yüzden ilk önce dinin temel kaynağı Kur’an doğrultusunda bir imani duruş sergilenmeli daha sonra diğer kitaplar bu imani temel üzerinde okunup değerlendirilmelidir. Kur’an’ın eleştiri süzgecinden geçirilerek yanlışlıklar atılmalıdır.(6/38)

* Kur’an’ı okumayı ve anlamayı belli bir din adamı sınıfına has kılarak ancak onların anlayışı doğrultusunda anlaşılabileceğini zannetmek Kur’an’ın evrenselliği(herkese hitap etme) ve mübin (apaçık anlaşılan) olma özelliğini gölgelediği gibi o kişilerin ve anlayışlarının kutsallaşmasına sebep olur.

Kutsallaştırılan bir şeyde eleştirilemez. Ayrıca İslam’da din adamı sınıfı yoktur herkes dininin adamıdır. Kur’an’ı okumak, anlamak, öğrenmek ve öğretmek her müslümanın görevidir. Apaçık olan ayetlerin içeriğini daha iyi kavramak için tarihi arka planını, çeşitli yorumlarını, diğer ayetlerle olan bağlantılarını öğrenme gibi uzmanlık gerektiren konularda tabii ki ilimde derinlik sahibi olan alimlerin görüşlerine başvurulmalıdır.

* Rasulullah (S.A.V)’in örnekliğini dışlayan veya O’nun adına uydurulmuş rivayetleri ön plana alan bir okuma, Kur’an’ın onayladığı bir okuma şekli değildir.(33/21),(3/31),(2/78)

* Kur’an’ın evrenselliğini reddeden bir tavırla sadece onu tarihsel bir metin olarak görmek ve ayetlerinin belli bir zamana ve topluma yönelik indirildiğini iddia etmek son derece büyük bir itikadi sapmanın sonucudur.

* Kur’an’ı, hiçbir usül ve kaideye uymadan sıradan bir metin gibi istediği anlamları yükleyerek (kelimeleri bağlamlarından kopararak, kavramların içini boşaltarak) okumak, tam anlamıyla kitaba uymak değil, kitabına uydurmaktır.

* Kur’an’ı sadece ölülerin hizmetine sunulmuş, dirilere yönelik mesajı olmayan bir ölü kitabı olarak görmek, ona yapılmış büyük bir haksızlıktır.(36/70) Zira Allah’ın kitabına ölü kitabı olarak bakan bir toplumun yaşayan ölülerden hiçbir farkı kalmaz.

* Kur’an’ı sadece bir süs eşyası gibi görmek, sadece kabına ve kılıfına önem vermek, onu devamlı öpüp koklamak, anlamı olmayan yabancı bir metin gibi görmek, muska yapıp boyunlara ve duvarlara asmak, buna karşılık içeriğini anlamaktan ve yaşamaktan yüzçevirmek veya hükümleri ayaklar altına alınırken ses çıkarmamak Kur’an’a karşı saygı olarak değerlendirilemez.

* Kur’an’ı; uyaran, müjdeleyen, aydınlatan ve hidayete ileten bir kitap olarak değil de çarpan, çırpan, yakan, yıkan ve yokeden bir kitap olarak göstermek onun mesajına yapılan en büyük ihanettir.