Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

1 sonuçtan 1 ile 1 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Mesajlar Mesajlar
    136
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 39 + 400


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Arrow Hazreti Kurandaki kısacık bir ayetten saçılan büyük gerçek

    Eûzubillâhimineşşeytânirracîym - Bismillâhirrahmânirrahîym


    Ve Evren’i (Göğü) kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz. (51 : 47)


    evet evrenin genişlemesi keşfedildiği günden beri bilimadamlarının evren hakkındaki çalışmalarında ve evreni tanımlamakta kullandıkları en önemli bilgisidir.Kuran’ın Hazreti Allah celle celalüh tarafından indirildiğini inkâr edenler,Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem’in Kuran’ı uydurduğunu söylemektedirler. Peki bunu söyleyenler Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) Evren’in genişlediğini, 1900’lü yıllardan önce bilen Dünya tarihindeki tek kişi olmasını nasıl açıklayacaklar? Acaba Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) 1900’lü yıllarda yapılmış olan teleskobun bir benzerini 600’lü yıllarda icat etmiş olabilirmiydi? Acaba Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) teleskobu kullanmayı, yıldızların hareketlerini yorumlayacak astrolojik bilgiyi de biliyordu da, bunu insanlardan mı saklıyordu? Eğer (haşa) Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) kendi menfaatleri için dini uydurdu denirse; bu nasıl bir menfaat uydurmadır ki bu kişinin uydurdukları ancak 1300 yıl sonra tam anlaşılıyor; fakat kendi döneminde bu ayeti söylemesi kendisine hiçbir menfaat sağlamıyor!, hatta gözleriyle Evren’in genişlediğini fark edemeyen düşmanlarına belki koz bile vermiş oluyordu. Menfaat için hareket eden kişi, kendi yaşarken kendisine faydası olmayan, hatta kendi döneminde anlaşılmadığı için eleştirilmesine yol açacak bir şeyi söyler mi?

    Eğer tüm bu gerçeklere karşın hâlâ bir kişi “Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) için kendi aklıyla bunu bildi” derse; bu nasıl bir akıldır ki kimsenin bilemediğini biliyor fakat bunları kendi bildiğini kabul edeceğine, Hazreti Allah Celle Celalüh bana bildirdi diye (haşa) yalan söylüyor! Toplu iğneyi bulan bir kişi bile bu buluşuyla övünme eğilimindeyken, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) niye aklıyla övünmüyor da “Bu (Kuran) benden değildir, bu Hazreti Allah celle celalüh’tendir .” diyor. Tevazudan mı?

    EVRENİN GENİŞLEDİĞİ NASIL ANLAŞILDI?

    Büyük deha Newton’un fiziğinde bir eksik vardı. Newton, sonsuz genişlikte ve değişmeyen bir Evren modelini öngörüyordu. Newton’un yerçekimi yasaları bir sorunla karşılaşıyordu. Nasıl oluyordu da Evren’in başlangıcından beri geçen çok uzun zaman sürecinde tüm madde birbirini çekip tek bir bileşime dönüşmüyordu?

    Einstein’ın (Ayştayn) formüllerinden yola çıkan Rus fizikçi Alexander Friedmann en ufak bir etkide Evren’in genişleyeceğini veya daralacağını keşfetti. Evren’in genişlemekte olduğunu ise açıkça, iddialı bir şekilde ilk savunan, Fizikçi Georges Lemaitre oldu. Lemaitre, Evren’in genişlemesini geri sardığımızda Evren’in tek bir bileşimden açılarak oluştuğunu, Evren’in genişlediğini; bir meşe palamudundan bir meşe ağacının büyümesi gibi Evren’in bu başlangıçtaki bileşimden ortaya çıktığını söyledi. Bu o kadar inanılmaz gözüküyordu ki, başta bu iddiaya kendi formüllerinden ulaşılan Einstein bile inanamadı. Lemaitre’nin fizikten pek anlamadığını söyleyerek, Evren’in sonsuz genişlikte ve değişmez olduğunu söyledi. İlk başta, Evren’in genişlediği kuramsal olarak ortaya konulmuştu. Hiçbir felsefecinin tarihin uzun zaman diliminde ortaya koyamadığı bir açıklama, Kant gibi bir felsefecinin “Saf Aklın Eleştirisi” eserinde, zihinsel çatışkılardan (zihnin çözemeyeceği sorunlardan) biri olarak gördüğü ve “Zihin bu sorunu çözemez” dediği konuda; başlangıcın olup olmadığı gibi dev bir hususta ortaya konulmuştu. Bu kuram her şeye uyuyor ve Evren’in neden yerçekimine rağmen çökmediğini açıklıyordu. Alternatifi yoktu. Doğru anahtarın kendi kilidine uyması gibi, doğru açıklama Evrensel tabloya uymuştu. Fakat bilim dünyasında ilk defa duyulan bu açıklama klasik tepkiyle karşılaşmıştı: “Hayır, olamaz!”

    Aynı yıllarda Amerikalı astronom Hubble, tüm bu kuramsal tartışmaların dışında, Mount Wilson gözlemevinde son derece gelişmiş teleskobu ile gözlemler yapıyordu. Hubble tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, böylece Evren’in genişlediğini gözlemsel olarak buldu. Böylece görmediğimize inanamayız diyenlere Hubble; “Gördüğünüze inanmalısınız” dercesine genişlemeyi ispatladı. (Hubble bu tespitinde Doppler etkisini kullandı. Buna göre uzaklaşan cisimlerin dalga boyları ışık dalgalarının spektrumunda uzar; böylece kırmızıya kayar, cisimler yaklaşıyor ise dalga boyu kısalır, böylece maviye kayar.) Tüm galaksilerden gelen ışığın, spektrumda kırmızıya kayması, tüm galaksilerin uzaklaştığını gösteriyordu. Hubble bu gözlemiyle beraber çarpıcı bir yasa da buldu, galaksilerin uzaklaşma hızları, galaksiler arasındaki uzaklıkla doğru orantılıydı. Galaksi ne kadar uzakta ise, o kadar hızlı uzaklaşıyordu. Bu sonuç tekrar tekrar test edildi. 1950’de ABD’de Mount Palamar’da Dünya’nın en büyük teleskobu inşa edildi. Tüm testler, yeniden kontroller hep bu gözlemi doğruladı. Hatta ölçümler yapılıp Evren’in ilk yaratılış anının yaklaşık 10-15 milyar yıl önce olduğu iddia edildi.

    Hubble’ın çalışmalarıyla Einstein da, Lemaitre de ilgileniyordu. Daha önce Lemaitre’ın görüşlerine katılmayan Einstein, bir konferansta Lemaitre’e haklı olduğunu beyan etti. Bu düşünceye inanmamasına yol açan görüşlerinin hayatının en büyük hatası olduğunu itiraf etti. Böylece Evren’in dinamik, sürekli genişleyen yapısı gözlemlerle doğrulanmış bir şekilde anlaşıldı, dönemin en büyük fizikçisi Einstein (Ayştayn) da bu sonucu kabul etti.

    Hubble’ın ve Lemaitre’ın örneklerinde bir fizikçinin gerek kuramsal, gerek gözlemsel yolla sonuca ulaşabilmelerinin örneklerini görüyoruz. Fizikçilerin vardığı sonuç birçok birikimin üstünde yükselmektedir. Kuran’da ise bilim adamlarının birikimine dayanan bilgilerinden farklı olarak doğrudan sonuç verilir. Çünkü bu bilgiyi kitabında aktaran Hazreti Allah celle celalüh, bu araçları kullanmadan bu bilgiyi bilmektedir zaten yaratan kendisidir hiçbir şeyede ihtiyacı yoktur. Evet, Kuran’da doğrudan sonuçlar verilir. Çok emin, çok kısa, çok net, çok açık bir şekilde.

    Herhangi birimiz Evren’e üstten bakma şansına sahip olsaydık ve biri bize “Evren’i tarif et” deseydi, herhalde ilk söyleyeceğimiz şeylerden biri Evren’in genişlediği olurdu. Ancak bilimsel birikim ve gelişmiş teleskoplarla farkedebildiğimiz bu gerçeği, Kuran’ın 1400 yıl önce söylemesi ne müthiş bir olaydır. Bazıları “Hz. İsa aleyhisselam körleri iyileştirecek şekilde mucizeler gösterdiyse, niye çevresindeki herkes iman etmedi?” diye sormaktadır. İşte dine bilimle karşı çıkılmaya çalışıldığı bir ortamda, Kuran, bilimin en zor birkaç sorusundan birine bir cevap vermekte ve tarihte bu cevabın aynısına rastlanmamaktadır. Gelişmiş teleskopların icadıyla yapılan gözlemler Kuran’ı doğrulamakta, Kuran’ın bu mucizesinin benzerini hiç kimse gösterememekte, fakat inanmaya niyetli olmayanlar yine inanmamaktadır. Zaten Kuran bazı insanların hangi mucizeyi görürlerse görsünler inanmayacaklarını belirtmiş ve insan psikolojisinin bu yönünü açıklayarak da mucize göstermiştir. Sanırız bu örneği gören kişi,Hazreti İsa’nın ve diğer Peygamberlerin (Aleyhümüsselam) gösterdiği mucizelere karşı kendilerine niye inanılmadığını anlayacaktır. Mucizelerin şekli, zamana göre değişmekte, fakat, hep açık arayan, gerçeği bulmaya çalışmak yerine, “Ben nasıl inkâr ederim” diye düşünen bazı insan tipleri hiç değişmemektedirler.

    Büyük Patlama’dan (Big Bang) sonra bu kadar çok maddenin, yerçekimi kuvvetinin etkisiyle birbirinin üzerine kapanmadan, bu kadar geniş bir uzayı oluşturarak, bu kadar büyük bir hızla birbirinden uzaklaşması, Büyük Patlama’da uygulanan kuvvetin olağanüstülüğünü göstermektedir. Bu kuvvet sayesinde Evren genişlemekte ve madde birbirini çekip yeniden kapanmaktan kurtulmaktadır. Bu kuvvet hem çok büyüktür, hem de Hazreti Allah celle celalüh’ün üstün bilgisiyle çok ince bir şekilde ayarlanmıştır. Bu kuvvet eğer daha zayıf olsaydı gezegenler oluşmadan madde birbirini çekerek kapanacak ve ne galaksiler, ne Dünyamız, ne de hayat oluşacaktı. Eğer patlamada uygulanan kuvvet daha şiddetli olsaydı; madde o kadar büyük bir alana yayılacaktı ki, yine ne galaksiler, ne Dünyamız, ne de hayat olacaktı.


    Bu şaşılacak derecedeki hassas ayarı bilimadamları şöyle hesaplamışlar:

    Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nden ünlü matematiksel fizik profesörü Paul Davies, bu konuda uzun hesaplar yapmış ve şaşırtıcı bir sonuca ulaşmıştır: Davies'e göre,Big Bang'in ardından gerçekleşen genişleme hızı eğer milyar kere milyarda bir oranda (1/1018) bile farklı olsaydı,evren ortaya çıkamazdı.Milyar kere milyarda bir ifadesini rakamsal olarak şöyle yazabiliriz: "0,000000000000000001". Yani bu derece astronomik küçüklükte bir farklılık dahi evrenin var olamaması demekti.


    bu patlamanın galaksilerin, Dünyamız’ın, hayatın oluşacağı şekilde ayarlanmasının olasılığı bir kurşun kalemi havaya attığımızda, sivri ucu üzerinde durması kadar bile değildir.Hazreti Allah celle celalüh, bu patlamayla hem kudretinin büyüklüğünü, hemde herşeyi kendi iradesi ile ilk andan itibaren nasıl ayarladığını göstermekte, ayrıca mesajı Kuran’da bu oluşumları anlatarak Kuran’ın kendi mesajı olduğunu da ispat etmektedir.

    KURAN’DA BİZ İFADESİNİN KULLANILMASININ SEBEBİ
    Bu bölümde incelediğimiz ayette ve Kuran’da başka yerlerde de geçen “Biz” ifadesinin neden kullanıldığını açıklamakta fayda görüyoruz. Arapça’nın bu konudaki dil özelliği bilinmediği için bu ifade tarzını anlayamayanlar ve nedenini soranlar olmaktadır. Kuran’da Hazreti Allah celle celalüh kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini de, birinci tekil şahıs olarak “Ben” ifadesini de kullanır. Bu Arapça’nın dil özelliğinden kaynaklanır. Arapça’da ve başka bazı dillerde de azamet, yücelik ifadesi olarak bazen bir kişi kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini kullanır. Örneğin Latince’de Papa’da, İngilizce’de yüksek mevkide olanlarda bu tarz kullanıma rastlanır; bu kullanıma Latince’de “pluralis maiestatis” İngilizce’de “majestic plural”, “Victorian we”, “royal pronoun” gibi isimler verilmiştir. Türkçe’de ve başka dillerde karşımızda tekil şahıs varken yücelik, saygı ifadesi olarak ikinci tekil şahıs olan “Sen” yerine “Siz” demekteyiz. Türkçe’de tekil olarak yaptıklarımız için de bazen birinci çoğul olarak “Biz” ifadesini kullanırız, fakat bu karşımızdaki tekil şahıs için çoğul olan “Siz” ifadesini kullanmamız kadar yaygın değildir. Kuran Arapça inmiş bir kitaptır, bu yüzden Kuran’da Arapça dil özellikleri, Arapça deyimler bulunur. Bu konu bu çerçevede değerlendirilmelidir.

    Bir noktayı daha belirtmekte fayda görüyoruz: Kuran’da Hazreti Allah celle celalüh kendisinden birinci şahıs olarak bahsederken hem tekil “Ben” ifadesini, hem Arapça’nın dil özelliklerinden dolayı çoğul olan “Biz” ifadesini kullanır. Fakat Hazreti Allah celle celalüh’ten ikinci şahıs olarak bahsedildiğinde hep ikinci tekil “Sen” ifadesi geçer, hiçbir zaman ikinci çoğul olarak “Siz” ifadesi geçmez veya Hazreti Allah celle celalüh’ten üçüncü şahıs olarak bahsedildiğinde hep üçüncü tekil “O” ifadesi geçer, hiçbir zaman üçüncü çoğul “Onlar” ifadesi kullanılmaz. Oysa Kuran’da binlerce defa Hazreti Allah celle celalüh’ten ikinci veya üçüncü şahıs olarak bahsedilmiştir, bunların birinde bile ikinci çoğul veya üçüncü çoğul şahıs kullanılmamıştır. Ayrıca Kuran’da Hazreti Allah celle celalüh’ten gerek Hazreti “Allah ”, gerek “Rab”, gerek “Rahman”, celle celalüh gerek diğer isimleriyle binlerce defa bahsedilir ve tüm bu isimler tekil formda kullanılır. Bunlar da “Biz” ifadesinin, Arapça’nın dil özelliğinden kaynaklanan bir kullanım olduğunu gösteren verilerdir.


    Not:

    Fizikçi doçent doktor Caner Taslaman’nın "Kuran hiç tükenmeyen mucize kaynağı" adlı eserinden alıntıdır.ana konuya etki etmeyecek sadeleştirme ve eklemelerim vardır.

    Benzer Konular
    Harran Üniversitesi?nden saçılan tevhid ışıkları
    Harran Üniversitesi?nden saçılan tevhid ışıkları Harran Üniversitesi?nden saçılan tevhid ışıkları Devami...
    Pkk'nın Gerçek ve Büyük zararı hakkında
    Pkk'nın Gerçek ve Büyük zararı hakkında Pkk doğu bölgelerinde ve batı bölgelerinde Türk,Kürt demeden öldüren bir örgüt.fakat yaptığı yaptıklatıklarının yanında öyle bir zararı var ki bu gözden kaçırılıyor.bunu CÜBBELİ AHMED HOCAMIZ çok güzel bir şekilde açıklı
    Mühimmat deposundan saçılan el bombalarından biri patladı
    Mühimmat deposundan saçılan el bombalarından biri patladı Afyonkarahi-sar'da korkulan oldu. Mühimmat deposunda meydana gelen patlamada çevreye saçılan fünyenin patlaması sonucu, bahçesinde ceviz toplayan çiftçi yaralandı. Devami...
    Türkiyenin Üç Büyük Rüyası Gerçek Oldu
    Türkiyenin Üç Büyük Rüyası Gerçek Oldu Türkiye 2. Abdülhamit'ten beri hayalini kurduğu projelerine kavuşmak için gün sayıyor. Devami...
    kısacık ama çok sevdim ...
    kısacık ama çok sevdim ... Hazreti Mevlana bir gün birini üzüntülü görür ve der ki; Bütün gönül darligi ,bu aleme gönül baglamaktan gelir.Gönül kuşu her dala yuva yapacak olsa,yuva yapacak yer kalmaz,Gönlü oyle bir yere baglayacaksin ki,binlerce k
    Yazar : Risale Forum
    Konu mertyürek tarafından (25-04-2013 Saat 19:29 ) değiştirilmiştir.

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222