Sayfa 2/2 İlkİlk 12
19 sonuçtan 11 ile 19 arası

  1. #11
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    yalova
    Mesajlar Mesajlar
    196
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 56 + 2440


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    allah razu olsun
    Yazar : Risale Forum

  2. #12
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    tavşanlı
    Mesajlar Mesajlar
    1.286
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 311 + 23612


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Allahim cümlenizden razi ve hoşnut olsun inşallah....
    Yazar : Risale Forum

  3. #13
    memluk çevrimdışı Hatim Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nereden Yer
    biryerde sabit kalmıyorumki her yerden
    Mesajlar Mesajlar
    6.183
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1429 + 115872


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Bir belde varmış mezar taşlarında ölenlerin adı ve yaşı yazıyormuş.
    Buraya kadar herşey normal.
    İşin ilginç yanı ölenlerin yaşı 15 geçmiyormuş kiminde 7 kiminde 9 kiminde 3yazıyormuş.
    Merakından çatlayacak duruma gelen zat hak dostu bilge kişiye sormuş?
    Hikmeti nedir bunun .Bilge kişi bak demiş !
    şurda yatan dünya hayatıyla tam 67 yıl yaşadı.Ahiret hayatı ile 15 yıl yaşadı yani şimdi bu zat 53 yaşında namaz kılmaya başladı. Onun içindirki yaşadığı yıl 15 yıl Ama şimdi 53 yılın hesebını veriyor.......:013::013::013:
    Yazar : Risale Forum
    İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur.
    Bilâkis dâima şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.
    Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen, Onun mülkü senindir, gör.

    Bizi düşmanın attığı taş değil
    Dostun attığı gül yaralar


  4. #14
    genc_kalem çevrimdışı Okumak,Yaşamaktır
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Şark-i Anadolu
    Mesajlar Mesajlar
    2.828
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 473 + 33950


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Menkıbe: Hapisden Kurtaran Namâz


    Horasan vâlîsi Abdüllah bin Tâhir, çok âdil idi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâlîye bildirmişlerdi. Hırsızlardan biri kaçdı. Hirâtlı bir demirci, Nişâpûra gitmişdi. Bir zemân sonra, evine dönüp gece giderken, bunu yakaladılar. Hırsızlarla berâber, vâlîye çıkardılar. Hapis edin! dedi. Demirci, hapishânede abdest alıp namâz kıldı.

    Ellerini uzatıp, (Yâ Rabbî! Beni kurtar! Günâhım olmadığını, ancak sen biliyorsun. Beni bu zindândan, ancak sen kurtarırsın. Yâ Rabbî! Beni kurtar!) diye düâ etdi. Vâlî, o gece, rü’yâda, dört kuvvetli kimse gelip, tahtını, tersine çevirecekleri vakt uyandı. Hemen abdest alıp, iki rek’at namâz kıldı. Tekrâr uyudu. Tekrâr, o dört kimsenin, tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde, bir mazlûmun âhı bulunduğunu anladı. Nitekim, şi’ir:

    Binlerce top ve tüfek, yapamaz aslâ,
    Gözyaşının seher vakti yapdığını.
    Düşman kaçıran süngüleri, çok def’a,
    Toz gibi yapar, bir mü’minin düâsı.

    Yâ Rabbî! Büyük yalnız sensin! Sen öyle bir büyüksün ki, büyükler ve küçükler, sıkışınca, ancak sana yalvarır. Sana yalvaran, ancak murâdına kavuşur.
    Hemen, o gece, hapishâne müdürünü çağırıp bir mazlûm kalmış mı, dedi. Müdür, bunu bilemem. Yalnız, biri namâz kılıp, çok düâ ediyor. Göz yaşları döküyor deyince, onu getirtdi. Hâlini sorup anladı. Özr dileyip, hakkını halâl et ve bin gümüş hediyyemi kabûl et ve herhangi bir arzûn olunca bana gel! diye ricâ etdi. Demirci, hakkımı halâl etdim ve hediyyeni kabûl etdim. Fekat işimi, dileğimi senden istemeğe gelemem, dedi. Niçin, deyince! Çünki, benim gibi bir fakîr için, senin gibi bir sultânın tahtını birkaç def’a tersine çeviren sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına götürmekliğim kulluğa yakışır mı? Namâzlardan sonra etdiğim düâlarla, beni nice sıkıntıdan kurtardı. Nice murâdıma kavuşdurdu. Nasıl olur da, başkasına sığınırım? Rabbim nihâyeti olmıyan rahmet hazînesinin kapısını açmış, sonsuz ihsân sofrasını herkese yaymış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de, vermedi? İstemesini bilmezsen alamazsın. Huzûruna edeble çıkmazsan, rahmetine kavuşamazsın. Şi’ir:

    İbâdet eşiğine, kim ki, bir gece baş kodu.
    Dostun lutfu, açar ona, elbette binbir kapu.

    Evliyânın büyüklerinden Râbia-i Adviyye “rahmetullahi aleyhâ”, adamın biri, düâ ederken: (Yâ Rabbî, bana rahmet kapısını aç!) dediğini işitince: Ey câhil! Allahü teâlânın rahmet kapısı, şimdiye kadar kapalı mı idi de, şimdi açılmasını istiyorsun? dedi. [Rahmetin çıkış kapısı her zemân açık ise de, giriş kapısı olan kalbler, herkesde açık değildir. Bunun açılması için düâ etmeliyiz!]
    İlâhî! Herkesi sıkıntıdan kurtaran yalnız sensin. Bizi dünyâda ve âhıretde sıkıntıda bırakma! Muhtâclara, her şeyi gönderen, yalnız sensin! Dünyâda ve âhıretde hayrlı, fâideli olan şeyleri, bize gönder! Dünyâda ve âhıretde, bizi kimseye muhtâc bırakma! Âmîn!


    Menkıbe: Evi Yanmışdı


    Evliyâ-yı kirâmdan Hamîd-i Tavîl, kendi namâzgâhında namâz kılıyordu. Evinde yangın çıkdı. İnsanlar toplanıp yangını söndürdüler. Hanımı koşup, yanına geldi ve kızarak: “Evin yanıyor. İnsanlar toplanıyor. Yapılacak bu kadar iş var. Sen ise yerinden kımıldamıyorsun” dedi. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, olanların hiç birinden haberim yokdur, dedi.

    Allahın dostları, Ona muhabbet ve yaklaşmakda öyle bir dereceye ulaşmışlardır ve dostun münâcâtı lezzetine öyle dalmışlardır ki, kendilerini unutmuşlardır.


    Menkıbe: Tenceredeki Su


    Eshâb-i kirâmdan Abdüllah bin Şehîr “radıyallahü anh” anlatır: Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” yanında namâz kılıyordum. Mübârek göğsünden, ateş üzerinde kaynayan tenceredeki su sesi gibi sesler duyuyordum.


    Menkıbe : Ayağındaki Ok


    Resûlullahın sevgili dâmâdı hazreti Alî “radıyallahü anh ve kerremallahü vecheh” namâza durunca, dünyâ yıkılsa haberi olmazdı.

    Şöyle anlatılır: Bir harbde hazreti Alînin “radıyallahü anh” mübârek ayağına bir ok gelip, kemiğe kadar saplanmışdı. Oku asılıp çekemediler. Doktora gösterdiler. Doktor: (Sana aklı gideren, bayıltan ilâc vermeli ki, ancak o zemân ok ayağından çekilir. Yoksa, bunun ağrısına tahammül edilemez) dedi. Emîr-ul-mü’minin hazreti Alî “radıyallahü anh”: (Bayıltıcı ilâca ne lüzûm var. Biraz sabredin, namâz vakti gelsin, namâza durunca çıkarın) buyurdu. Namâz vakti geldi. Hazreti Alî namâza başladı. Doktor da hazreti Alî efendimizin mübârek ayağını yarıp oku çıkardı. Yarayı sardı. Hazreti Alî “radıyallahü anh”, namâzını bitirince doktora: (Oku çıkardın mı?) buyurdu. Doktor: (Evet çıkardım) dedi. Hazreti Alî “radıyallahü anh”: (Hiç farkına varmadım) buyurdu.

    Bunlarda şaşılacak ne var! Nitekim Yûsüf aleyhisselâmın güzelliği karşısında Mısr kadınları hayrân olup, kendilerini öyle unutmuşlardı ki, ellerini kesdiklerinden haberleri olmamışdı. Eğer Allahü teâlânın huzûru, kendi sevgililerini, kendilerinden haberi olmayacak bir hâle getirirse, buna niçin şaşılsın? Mü’minler de vefât ânında Resûlullah efendimizi görüp, ölüm acısını duymayacaklardır.


    Menkıbe: Bayıltan İlâç


    Evliyâdan olan Âmir-i Kaysın ayağının parmağında cüzzâm hastalığı görüldü. Bunu kesmek lâzım dediler. Âmir, karâra teslîm, kulluğun şartıdır dedi. Kesdiler. Birkaç gün sonra, hastalığın bacağına sirâyet etmiş, uyluğuna ulaşmış olduğunu gördüler. Bu ayağı kesmek lâzım, dînimiz buna izn veriyor dediler. Cerrâh (operatör) getirdiler.


    Cerrâh, bayıltmak için ilâc lâzımdır ki, ağrıyı duymasın, yoksa dayanamaz dedi. Âmir, bu kadar zahmete gerek yok. Güzel sesle Kur’ân-ı kerîm okuyan birisini getirin, Kur’ân-ı kerîm okusun. Yüzümde değişme gördüğünüz zemân, ayağımı kesin, haberim olmaz dedi. Dediği gibi yapdılar. Birisi gelip, güzel sesle Kur’ân-ı kerîm okumaya başladı. Âmirin yüzünün rengi değişdi. Cerrâh uyluğunun yarısından bacağını kesdi. Dağlayıp bağladı.


    Kur’ân-ı kerîm okuyan susdu. Âmir kendine geldi ve kesdiniz mi? dedi. Kesdik dediler. Bacağını kesmişler, dağlamışlar, sarmışlar da, onun haberi olmamışdı. Sonra kesik bacağımı bana verin, dedi. Verdiler. Kaldırdı ve: “Yâ Rabbî, veren sensin. Ben de senin kulunum. Hükm senin hükmün, kazâ senin kazândır. Bu bir ayakdır ki, eğer kıyâmetde emr gelip, hiçbir zemân, bir günâha bir adım atmadın mı? dersen, diyebilirim ki, hiç bir zemân senin emrin olmadan, bir adım atmış, bir nefes almış değilim.”

    Menkıbe: Namâz İçin Fedâkârlık


    Bursa, Osmânlılara geçmeden önce, şehirde oturan rûmlardan biri gizlice müslimân olmuşdu. Pek yakın bir dostu, bunun sebebini rûma sordu:


    “Baba ve dedelerinin dînini nasıl olup da, terk etdin?” diye ona sitem etdi. Rûmun cevâbı mânidâr olmuşdu. Arkadaşına bu durumu şöyle anlatdı:


    —Bir aralık esîr edilen müslimânlardan bir dânesi benim yanıma bırakıldı. Birgün bakdım, bu esîr kapatıldığı odada eğilip kalkıyordu. Yanına giderek ne yapdığını sordum. Hareketleri bitince ellerini yüzüne sürdü ve bana namâz kıldığını, şâyet müsâde edersem, her namâz için bir altın vereceğini ifâde etdi. Ben de tamâha kapıldım. Gün geçdikçe ücreti artırdım. Öyle oldu ki, her vakt için on altın istedim. O da kabûl etdi. İbâdeti için yapdığı fedâkârlığa hayret etdim. Birgün ona “seni serbest bırakacağım” deyince, çok sevindi ve ellerini kaldırıp; benim için şöyle düâ etdi:


    “Ey Allahım! Bu kulunu îmân ile şereflendir!” O anda, kalbimde müslimân olmak arzûsu meydâna geldi ve o kadar çoğaldı ki, hemen (Kelime-i şehâdet) getirerek müslimân oldum.

    *Namaz Kitabı'ndan alıntıdır.
    Yazar : Risale Forum

  5. #15
    müdavim çevrimdışı Üye Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nereden Yer
    istanbul
    Mesajlar Mesajlar
    3.908
    Blog Blog Girişleri
    2
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 844 + 66358


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Bu da günümüzden bir hikaye
    Hasan bey şöyle anlatıyor.... Bizim mahallede, inşaat ustalığı yapan, orta yaşlarda, çok fazla sigara içen, caminin önünden dahi geçmeyen bir arkadaşı, bir gün kahvede yakaladım. -Neden hiç camiye gelmiyorsun? dedim. -Ben namaz kılmıyorum dedi. -Fazla sigara içiyorsun herhalde? dedim. -Evet, çok içiyorum dedi. -En pahalı sigara hangisi? Ben pek fiyatları bilmiyorum dedim. -O da, Şu marka... Dört milyon küsûr dedi. -Eğer vaktin varsa, istersen konuşalım dedim; -Müsaitim, buyur konuşalım dedi. Kahveciye, İki çay getir bize dedim, kahveci çayları getirdi, içiyoruz... Buna; Farzet bir sigara bayiinin önünden geçiyorsun. Biraz önce söylemiş olduğun o en pahalı ... marka sigarayı istedin. Adam sigarayı sana verdi. Sen tam paraya davrandın ki, adam Yok, istemez, benden olsun dedi. Sigaranın parasını senden almadı. Sen, ikinci defa o sigara bayiinin önünden geçerken nasıl geçersin? Dört milyon küsûr para almadı diye, elini göğsünün üstüne koyarsın da geçersin değil mi? dedim. Bu, Tabii dedi. Peki, yarın Cenab-ı Hak, huzuru ilahide; Kulum, ben seni yokluk âleminden varlık âlemine getirdim. Seni ağaç yapmadım, taş yapmadım, hayvan yapmadım, insan yaptım. Bahusus Müslüman anne-babadan dünyaya getirdim. Dağlarda koyunlara, keçilere ot yedirdim, ama sütünü, yoğurdunu, peynirini sana yedirdim. Akşama kadar ineklere saman yedirdim, yağını peynirini, çökeleğini sana yedirdim. Kulum, akşama kadar tavuklar gübre deşti, ama doğurduğu yumurtayı ona değil de sana yedirdim. Bir paket sigara verip de para almayan o adamın önünde eğilerek geçmeyi aklın kabul etti de, bu kadar nimet veren Rabbine karşı niçin Ezan-ı Muhammedî okunduğu zaman namaz kılıp benim huzurumda eğilmedin? derse, yüzün kızarmayacak mı? Bırak cenneti-cehennemi, yüzün kızarmayacak mı? dedim. Ben böyle söyleyince; adam, -Ulen bu söz ciğerime işledi Vallaha. Ben bir daha namazımı geçirmem deyip bir eve gidiyor, gidiş o gidiş. O günden sonra Allah'ın izniyle beş vakit namaza başlıyor...
    Yazar : Risale Forum
    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ âlâ-yı illiyyîn...
    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i sâfilîn...

    * * *

  6. #16
    memluk çevrimdışı Hatim Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nereden Yer
    biryerde sabit kalmıyorumki her yerden
    Mesajlar Mesajlar
    6.183
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1429 + 115872


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Bir paket sigara verip de para almayan o adamın önünde eğilerek geçmeyi aklın kabul etti de, bu kadar nimet veren Rabbine karşı niçin Ezan-ı Muhammedî okunduğu zaman namaz kılıp benim huzurumda eğilmedin?


    Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

    Elcevab:

    Evet o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar ni'metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.

    Biri: Zikir.
    Biri: Şükür.
    Biri: Fikir'dir.
    Başta "Bismillah" zikirdir.
    Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür.
    Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad-i Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir.

    bunları hepsini kapsayan tek ibadet ise namaz dır.


    allah razı olsun musab kardeş .:037:
    Yazar : Risale Forum
    İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur.
    Bilâkis dâima şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.
    Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen, Onun mülkü senindir, gör.

    Bizi düşmanın attığı taş değil
    Dostun attığı gül yaralar


  7. #17
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.164
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 359 + 29317


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Hızlı namaz"ın verdiği ders!


    Bir adam gözlerini açtığında kendisini labirente benzer bir yerde buldu. Çok şaşırdı. Etrafına bakındı. Kimseleri göremedi. Biraz korktuğunu hissetti. Kalktı öteye beriye koşturmaya başladı.
    "Hızlı namaz"ın verdiği ders!


    Fakat ne bir kimseye rastlıyordu ne de bir çıkış görebiliyordu.

    Başka yönlere doğru korkuyla heyecanla koşmaya başladı. Ancak yine bir çıkış bulamadı. Çaresizce bir çıkış yolu aramaya devam etti. Hiçbir şey bulamadı. Üstelik nereden geldiğini nereye gideceğini de kestiremiyordu artık. Kaybolmuştu. Burada ne işi vardı?!. Buradan nasıl kurtulacaktı?!. Yardım edecek kimse de yoktu...

    Dışında çıkış vermez duvarlar; kimi yerde betondan kimi yerde ağaçlardan kimi yerde kayalardan duvarlar vardı. İçindeki duvarlar ise daha çetindi; korkudan endişeden meraktan ümitsizlikten örülü duvarlardı bunlar... Sıkışıp kalmıştı adamcağız.

    Koşturması onu kurtarmıyor aksine içindeki korku duvarlarını daha da büyütüyordu. Ruhu kurtulmaya çalıştıkça sıkılaşan bir düğümün içinde gibiydi.

    Telâş içinde aranırken birden önüne birisi çıkıverdi. Öyle şaşırdı öyle sevindi ki kalbinin bir duyguyu bu kadar derinden hissedeceğini tahmin bile edemezdi.

    O sevinçle o ümitle o yalvarmayla öyle sarıldı ki ona alıp içine sokmak istedi.


    Biraz şaşkınlığını atıp çölde susuzluktan yanmış bir insanın su istemesi gibi sordu: “Neredeyim?!. Nasıl kurtulacağım buradan?!. Ne tarafa gitmeliyim?!. Biliyor musun yalvarıyorum söyle bana!..”

    Karşısına çıkan sadece evet anlamında başını salladı.

    Olsun bu da yeterdi ona. Kabul etti ya... Başını salladı ya... Demek ki yardım edecekti.

    Adam bir daha sordu. “Ne olur söyle ne tarafa gitmeliyim nasıl kurtulurum buradan?!.”

    Karşısında duran eliyle de işaret ederek tarif etti:

    “Bak şimdi!........”

    Fakat o kadar hızlı söyledi ki adam hiçbirini anlayamadı.

    Bir daha yalvarır gibi sordu.

    Karşısındaki tekrar aynı şekilde cevap verdi:

    “Bak şimdi!........”

    Adam yine hiçbir şey anlayamadı.

    Ne hazindi ki çıkışı bilen birini bulmuştu ama söylediklerini anlayamıyordu. Kendini daha da çaresiz hissetti. Ona bir daha sarılmak geldi içinden; ama bu sefer boğazına sarılıp onu sarsmak içindi. Yavaş konuş anlaşılır söyle niye böyle kelimeleri yutarak anlaşılmaz konuşuyorsun demek için onu tutup silkelemek istedi. Ama yutkundu nefes aldı sakin kalmaya çalışarak sordu:


    “Bak” dedi “buradan kurtulmalıyım çıkışı biliyorsun belli ama ne olur tane tane söyle dediklerini anlayabileyim emi?..”

    Karşısındaki yüzüne garipseyerek baktı “ama biz seninle hep böyle konuşuruz hep böyle anlaşırız” dedi.

    Adam duraladı. Daha önce karşılaştıklarını hatırlamak istedi. Fakat hatırlayamadı. Sordu:

    “Seninle daha önce konuştuk mu seni niye bilmiyorum.”

    Karşısına çıkan “elbette konuştuk seninle her gün konuşuruz” diye cevap verdi.

    Adam ne diyeceğini bilemiyordu. Aklına onun kim olduğunu sormak bile zor gelmişti. Ancak bu sorusuna aldığı cevap onu daha da şaşırttı:

    “Ben senin namazınım.”



    (alıntı)
    Yazar : Risale Forum
    *****
    Günahımı bildikçe acizliğimi biliyorum.
    Acizliğimi bildikçe kendimi biliyorum.
    Kendimi bildikçe Rabbimi biliyorum.

    *****

  8. #18
    ABDULLAH çevrimdışı Ayın Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    8.186
    Blog Blog Girişleri
    60
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 743 + 39758


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Güzel namaz kılabiliyor muyuz?
    Hâtem-i Zâhid (k.s.)hazretleri Âsım İbn-i Yûsuf hazretlerinin yanına geldiğinde Âsım (kuddise sırruh) ona sordu:

    -Ey Hâtem namaz kılmayı güzel becerebiliyor musun?

    O da 'Evet'deyince, Âsım (k.s.):

    -Peki, nasıl kılıyorsun? diye sordu. Hâtem-i Zâhid hazretleri başladı anlatmaya:

    -Namaz vakti yaklaştığında abdestimi sünnet üzere tazeliyorum ve namaz kılacağım yere dikiliyorum. Tâ ki her uzvum yerleşiyor.

    Sonra Kâbe'yi iki kaşımın arasında, Makâm-ı İbrahimi göğsümün hizasında, Allah Teâlâ'yı mekândan münezzeh (pâk ve uzak) olduğu halde başımda hâzır ve kalbimdeki her şeyi bilir halde görüyorum.

    Sanki ayağım sırat köprüsünün üzerinde; cennet sağımda, cehennem solumda, ölüm meleğini de arkamda hissediyorum ve kılacağım namazın son namazım olduğunu düşünüyorum.

    Sonra ihsan ile (Mevlâ'yı görür gibi) iftitah tekbirini tekbirini alıyorum, tefekkürle okuyorum, tevâzû ile rükûa eğiliyorum, tazarrû ile secdeye kapanıyorum.

    Sonra tamamıyla oturuyor, ümitle teşehhütte bulunuyor ve sünnet üzere selâm veriyorum.

    Sonra da o namazı ihlâsa teslim ediyor, korkuyla ümit arasında kalkıyorum ve bu hâl üzere sabra devam ediyorum.

    Bunu duyan Âsam hazretleri:

    -Ey Hâtem!Senin namazın böylemi? diye sordu. O da:

    - Evet otuz senedir böyle namaz kılıyorum! deyince Âsım hazretleri ağlayarak şunları söyledi:

    -Ben daha bu zamana kadar hiç böyle bir namaz kılamadım!
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #19
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Nereden Yer
    samsun
    Mesajlar Mesajlar
    1.358
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 153 + 8310


    Cevap: Namazla ilgili Kıssalar

    Bütün ibadetlerine yerine getirmeye çalışan bir adam varmış Orucunu tutar, zekatını verir, insanlara yardım elini uzatmaktan hiç geri kalmazmış Yalnız bu adamın bir kusuru varmış: Namaz kılmak ona çok ağır gelirmiş, üşenirmiş Bir gün varmış gitmiş çok büyük bir hocanın yanına Demiş ki:Hocam ne yap et beni şu namazdan kurtar Namaz kılmamak için ne yapmam gerekse söyle yapayım Yeter ki şu namazdan kurtulayım demiş Hoca: Ya evlat ben hiçbir yerde ne duydum ne işittim bu namazdan kurtuluş yok, borcun kılacaksın demiş Adam yalvarmış bul hocam diye Hoca müddet istemiş adam gitmiş Aradan haftalar geçmiş, adam gelmiş Buldun mu hocam demiş, kurtulacak mıyım?
    namazdan nasıl kurtulabilirim..

    Hoca: Buldum evladım eğer şu 5 şarttan biri sana uyuyorsa NAMAZ dan mesul değilsin:
    1: ÖLÜ İSEN
    2: DELİ İSEN
    3: ÇOCUK İSEN
    4: HAYVAN İSEN
    5: KAFİR İSEN

    tercih senin


    Aman ya rabbi....
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 3 kullanıcı var. (0 üye ve 3 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222