9 sonuçtan 1 ile 9 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar Mesajlar
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 14 + 90

    Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz ?

    Selamün aleyküm. Ben 6. sınıf öğrencisiyim. Namazın bireysel olarak insana kazandırdıkları hakkında kompozisyon yazacağım. Yardımcı olabilirmisiniz ? Namaz bize neler kazandırır ?
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.573
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 585 + 50100

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    Alıntı Hümeyra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamün aleyküm. Ben 6. sınıf öğrencisiyim. Namazın bireysel olarak insana kazandırdıkları hakkında kompozisyon yazacağım. Yardımcı olabilirmisiniz ? Namaz bize neler kazandırır ?



    ve aleykum selam ve rahmetullah, hoşgeldin Hümeyra, üyeliğin hayırlara vesile olsun inşallah,
    biraz uzunca olacak ama şöyle toparlayabiliz,
    diğer abilerimiz ve larımız da yardımcı olurlar inşallah,



    Namaz, Müminin Hayatını Disipline Eder
    Günde beş defa kılınan namaz, müminin hayatını disipline etmede büyük rol oynar. Sürekli belli vakitlerde ifa edilmesi, onu ruhen ve bedenen, maddeten ve manen disipline alıştırır. Her ibadet hareketi sımsıcak bir duygu ve disiplin verir insana. Ve bu hareket, bütün ömür boyu devam eder.

    Namaz İnsanı Büyük Günahlardan Alıkoyar
    Peygamberimiz (a.s.m.), “Kim sabah namazını kılarsa, Allah’ın garantisi altındadır” (Kütüb-i Sitte, c.17, s.541) Allah (c.c.), Kur'ân-ı Kerim'de: "... Muhakkak namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkor." (Ankebût, 29/45) buyuruyor.

    Haddi zatında her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır. Günah, işlene işlene insana küfrü kolaylaştırır. Ancak namaz, Allah'a bir yakınlık olduğu için, insanı her türlü günahtan korur, tıpkı bir paratoner gibi..
    İhlasla ve samimiyetle kılınması şartıyla tabi, şuursuz ifa edilen bir ibadette ise bu kuvvette bir koruyuculuk söz konusu olmaz.

    Namazın, Kalbî Huzuru Temin Etmesi
    Müminin, namazlarını şuurlu olarak eda etmesi, onun düzensiz hayatına bir düzen, dağınık kalbine bir denge ve insicam getirecek, perişan hislerini ayağa kaldırıp bulanık yönlerine de bir ışık saçacaktır. Ve o, bu sayede doğru görme, doğru düşünme, doğru konuşma imkânını elde edecektir. Günde beş defa Rabbin huzuruna gelinip şuurla eda edilen namaz, Allah'ın izniyle bütün bunları insana kazandıracak mahiyettedir. Namaz, bu manaları hem taşır hem de tekeffül etmiş durumdadır.

    Namazın İçtimâî Bir İbadet Olması
    Ferdî ve ruhî bir ibadet olduğu kadar, namazın sosyalleştirici bir yönü de vardır. Özellikle farz namazların cemaatle kılınmasının lüzumu, ondaki içtimaî muhtevanın boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. İslâm'da camilerin, tarih boyunca Müslüman ferdlerin sosyalleşmesinde büyük hizmetleri ve rolü olmuştur.
    Bu bakımdan namaz, İslâm'da yalnızca bir ibadet değildir. Bireylerin sosyalleşmesinde ve ilk şehir ve kentlerin oluşmasında merkezi bir rol oynamıştır. Bilindiği gibi İslâm'da ilk şehirler, camiler etrafında örgülenmiştir.

    Namaz insanlar arası eşitliği sağlar
    İslâm-ibadet sisteminin amaçlarından birisi de insanlar arasındaki farklı toplumsal statü gruplarını ve sınıfsal yapıları refüze ederek, mahviyet ve tevazu etrafında eşitleyen bir sosyal model oluşturmasıdır. Fakir-zengin, efendi-köle, bilgin-cahil, aristokrat ya da orta halli, memur-sivil, devlet başkanı ve sıradan bir vatandaşı aynı safta ipe dizercesine eşit bir statüye kavuşturmasıdır. Her inanan, kültürel ve sosyal mevkii ne olursa olsun, birlik, beraberlik, ortak düşünce ve hazzı bu namazlar sayesinde elde eder.

    Namaz kılanın bütün yaptıkları ibâdettir
    Eğer namaz kılarsanız, bütün ömrünüzü ibadetle geçirebilirsiniz. Bundan daha büyük müjde olabilir mi?
    Rabbimizin bize ihsan ettiği nimetler sayılamayacak kadar çok. Buna karşılık kısa bir ömürde yaptığımız sınırlı ibadetlerin, şükür için ne kadar yetersiz olduğu açık. Ayrıca burada ibadetlerimizle ebedî bir Cenneti kazanacağız.
    İşte sayısız nimetlere şükretmek ve sonsuz Cenneti kazanmak için ibadetimizin ne kadar yetersiz olduğunu bilen Rabbimiz, bize muhteşem bir fırsat sunmuştur. Eğer namazınızı dosdoğru kılarsanız, diğer dünyevî mübah amelleriniz güzel bir niyetle ibadet hükmüne geçebilir.
    Evet, bütün hayatınızı ibadetle doldurmaya gücünüz yetmez. Ama Rabbimiz bunun için altın fırsatlar sunuyor. Bunun üç şartı var:
    1- Namazı hiç ihmal etmeden dosdoğru kılmak,
    2- Dinen yasaklanmamış mübah ameller işlemek,
    3- Bu dünyevî amelleri iyi bir niyetle yapmak.
    Diyelim ki, beş vakit namazı kılan birisiniz. Yemek yemeniz, temizlik yapmanız, rızkınız için çalışmanız, meşru konuşmalarınız, tebessümünüz, uyumanız bir çeşit ibadettir. Çünkü, bunların hepsi hayatımız için gereklidir ve yaşantımızı sürdürmemiz için bunları yapmak zorundayız. Yaptığımız her davranışımızı ayet ve hadislere dayandırmamız mümkündür.
    Söz gelişi, aşırıya gitmeden, tam ihtiyacınız kadar uyusanız, uykunun Rabbimizin bir nimeti olduğunu düşünerek, Besmeleyle ve sünnet olan duaları okuyarak yatıp, yine Besmeleyle uyansanız ibadet etmiş olursunuz. Tabiî namaz kılmak şartıyla...
    Bu açıdan baktığımızda namaz eşsiz bir ibadet hazinesidir.

    Namaz en büyük koruyucudur
    Namaz mü’minleri tehlikelerden korur. İşte bununla ilgili yaşanmış bir örnek:
    Bir üniversite öğrencisi, bir yolculukta, vakti geçmekte olan akşam namazını kılmak için çareler düşünür. Tam bu sırada otobüs mazot almak için bir akaryakıt istasyonunda durur. Öğrenci muavinden izin alarak birisine kıbleyi sorup, çimlerin üzerinde namaza durur.
    İçinde tarifsiz bir mutluluk vardır. Artık sıkıntısı kaybolmuş, Âlemlerin Rabbinin huzurunda, görevini yerine getirmenin doyumsuz lezzetini yaşamaktadır.
    Üçüncü rekâtı kılarken, ömür boyu unutamayacağı bir şey olur. Fâtiha’yı okumuş, tam rükû’a eğilecekken, ileride kulübesinde duran istasyonun köpeği, havlayarak üzerine gelir.
    Öğrenci saniyelik bir tereddüt geçirir. Şimdi ne yapmalıdır? Namazı bırakıp kaçmalı mı, yoksa devam mı etmelidir? Allah’ın huzurundan ayrılmayı bir türlü düşünemez ve “Allahüekber” diyerek rükûya gider.
    İşte tam o anda, ne olduysa olur. Kendisine saldırmak üzere havlayarak gelen köpek, sanki birisi arkasından çekmişçesine, tam yanına gelmişken frenine basılan bir otobüs gibi durur. Havlamasını kesmiş, hafif bir hırıltıyla namaz kılan gence bakakalmış, o secdeye gidince de kulübesinin yolunu tutmuştur. (Yürekten Hikâyeler, s.53, Cengiz Tan, NesilYayınları)
    Evet, her şeyin sahibi, Kendisine secde eden bir genci, açık bir tehlikeden korumuştu.
    Kim namaz kılma yolunda istekli ve gayretli olursa, Allah ona kolaylıklar yaratır ve tehlikelerden korur. Bunun örnekleri binlercedir.

    Yazar : Risale Forum
    Âyinelerin değişmesi, şâşaa‑i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem O var, herşey var.
    .
    .onuncu hüccet-i imaniye
    .
    .

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Nereden Yer
    Eskişehir
    Mesajlar Mesajlar
    1.524
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 540 + 45796

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    Alıntı Hümeyra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamün aleyküm. Ben 6. sınıf öğrencisiyim. Namazın bireysel olarak insana kazandırdıkları hakkında kompozisyon yazacağım. Yardımcı olabilirmisiniz ? Namaz bize neler kazandırır ?
    Ve aleykümselam kardeşim. Hoşgeldin.Hayırlı olsun üyeliğin.Rabbim istifade nasib eylesin. Daim ol inşaallah.

    Zuhr hocam sana ziyadesiyle yardımcı olmuş.Ben de istifade edebileceğin videoları getirdim.Sen aklında kalanlarla güzel bi kompozisyon hazırlarsın sonra da bizlerle paylaşırsın inşallah

    http://www.risaleforum.net/sesli-ve-...irdiklari.html

    http://www.risaleforum.net/sesli-ve-...glu-namaz.html

    http://www.risaleforum.net/sesli-ve-...-ve-onemi.html

    http://www.risaleforum.net/sesli-ve-...zin-onemi.html

    http://www.risaleforum.net/sesli-ve-...den-namaz.html

    http://www.risaleforum.net/sesli-ve-...hemmiyeti.html

    http://www.risaleforum.net/sesli-ve-...-ve-onemi.html

    http://www.risaleforum.net/islamiyet...-nelerdir.html



    Kolay gelsin kardeşim.Allah yardımcın olsun...
    Yazar : Risale Forum
    İlahî;
    Sabrımı
    ,derd-ü gamın tîrine âmâc eyleme!
    Vaslını, âteş-i hicrânına sertâc eyleme!
    Nâmımı, defter-i uşşâkından ihrâc eyleme!
    Kendi muhtâcını, muhtâcına muhtâc eyleme!

  4. #4

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    ve aleykumselam ve rahmetullah
    hoşgeldiniz kardeş
    üyeliğiniz hayırlı ve daim olur inşaAllah

    namazla ilgili olan dersleren de istifade edebilirsiniz inşaAllah
    buyrun:

    "Halbuki namazda ruhun, kalbin, aklın büyük bir rahatı vardır."
    Dördüncü Söz-Açiklamali Namaz Bahsi
    Yazar : Risale Forum
    Duâ ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi,
    istiğfar ve tevbe dahi meyelân-ı şerri keser, tecavüzâtını kırar
    -SÖZLER-


  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nereden Yer
    afyon
    Mesajlar Mesajlar
    745
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 87 + 4300

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    Namaz bize dünyevî-uhrevî, maddî-mânevî pek çok faydalar sağlamaktadır. Bu faydalardan bâzıları şunlardır:

    1 - Günde beş vakit namaz kılan bir insan, daima Allah`ı hatırlar ve kendisini her an O`nun huzurunda hisseder. Bu ise, o insanın aklında kötü düşüncelerin barınmasına fırsat vermez. Verse bile çıkarıp atmasına sebeb olur. Zaten dünyada gördüğümüz her kötülüğün başı, Allah`ı unutmak ve Allah korkusuna kalbde yer vermemek değil midir? Dünyada insana Allah`ı unutturacak, gaflete atacak pek çok şey vardır. İnsan yaradılışı itibariyle gece-gündüz dünya meşgaleleri içindedir. Böyle kesif bir meşgale içinde bulunan insana, elbette her an Allah`ı hatırlatacak bir şey`in olması gerekir. Böyle bir şey olmaz ise, insan hem Allah`ı unutur, hem de kalbinde Allah korkusuna yer vermez. Allah`ı unutunca da yalnız kendi nefsini, keyfini, menfaatini düşünen bencil bir insan hâline gelir. Hak, hukuk, adalet gözetmez. İnsanlar bu hâle gelince, artık ona ne kanun, ne polis, ne de jandarma te`sir edebilir. Fırsat bulduklarında meşru` olup olmadığına bakmaksızın her arzu ettiklerini yaparlar. İşte bunun içindir ki, Allah Teâlâ, insanoğlunun kalbine ona daima Allah`ı hatırlatacak ve O`ndan korkutacak bir bekçi koymuştur. Bu bekçi de Namazdır. Namaz, insana Mevlâsını hatırlatır. İnsan Mevlâsını hatırladıkça kötülüklere olan meyli kırılır. Akıl, fikir, el, ayak, göz kulak gibi bütün âzalarını kötülüklerden çeker. Başkasının malına, canına, ırz ve namusuna göz dikmez. Namazın bu hususiyetine Kur`ân-ı Kerîm`de şu şekilde işâret olunmuştur:]اِقِمِ الصَّلوَةَ اِنَّ الصّلوةَ تَنْهى عَنِ الْفَحْشَ وَالْمُنْكَرِ "Namaz kıl. Zira namaz insanı fahşâ ve münkerden, yani, her türlü kötü ve çirkin işlerden alıkor." Hadîs-i şerîf`te de meâlen: "Namaz dînin direğidir. Kim namazını kılmaya devam ederse, dînini yıkılmaktan korur, muhafaza eder. Kim de onu terkederse, dinî hayatın direğini yıkar, dindarlığını muhafaza edemez hâle gelir" buyurulmak suretiyle, bu husus veciz bir şekilde beyan edilmiştir (*).Namazın insana Allah`ı nasıl hatırlatıp onu her türlü kötülüklerden nasıl alıkoyduğunu biraz daha açıklayalım: Namazİnİ devamlİ kİlan bir kimse, sabahleyin erken kalkar, sabah namazİnİ kİlmak ve Allah`a olan borcunu ödemek için, önce abdest alİr. İçini ve dİşİnİ temizler. Kalbinde bir kötülük varsa onu atar. Temiz bir kalb ve temiz bir vücudla Allah`İn divanİna çİkar, huzurunda durur, namazİnİ kİlar. Bundan sonra işine gider. İş esnasİnda huyu, suyu, sözü sohbeti başka başka insanlarla karşİlaşİr. Bunlardan iyi ve kötü pek çok söz işitir, insan olmasİ hasebiyle zaman zaman kalbine kötü düşünceler gelir. Hİrs, hased, kin, intikam hisleriyle dolar. Bunların bir kısmının te`sîri altında bir şeyler yapmaya karar verdiği ve yapmak için hazırlığa da giriştiği bir sırada, müezzinin Allahu Ekber diyerek öğle namazına çağırdığını işitir. İşte o zaman kalbi kin ve intikam, hırs ve hased ile dolu olan insan, kalbindeki bütün bu kötü hisleri bir tarafa atarak namaza koşar. Yine temiz bir kalb ve temiz bir vücud ile Allah`ın huzuruna durur. Namaz onun imdadına yetişmiş, herhangi bir kötülük işlemesine fırsat vermeden Allah`ın huzuruna çıkarmıştır. Namazın bu imdadı ona ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde de yetişir. Artık o insan için, kötülük yapmaya ve düşünmeye zaman kalmamıştır. Beş vakit namaz ona bu fırsatı vermez. Çünkü bir vakit namazın kalbinde bıraktığı te`sir kaybolup gitmeden diğer bir vaktin namazı gelip girer. Bu sebeble namaz kılmakta devamlı olan bir insanın kalbinde Allah sevgisi ve korkusu hiç eksik olmaz. Böyle bir kalbten de kötülük sâdır olması beklenemez.

    2 - Namaz, mü`minin günlük hayatını da düzenler. Günde beş vakit, belirli vakitlerde Allah`ın huzurunda bulunma zarureti, insanı belli bir düzen ve disiplin içinde yaşamaya sevkeder. İşlerini, namaz vakitlerinin hâsıl ettiği zaman dilimlerine göre tanzime mecbur eder. Böyle düzenli ve disiplinli bir şekilde yapılan çalışmalar ise, insanı hayatta huzurlu ve başarılı kılar.

    3 - Her namaz, sahibine nefsini murakabe, muhasebe ve kontrol melekesini de kazandırır. Sık sık müdür veya müfettiş huzuruna çağrılan bir memur, nasıl görevinde dikkatli davranır, işlerini muntazam bir surette yürütürse, bunun gibi günde en az 5 sefer Hâlikının huzuruna çıkan bir insan da, bütün işlerini hatâ ve yanlışlığa meydan vermeyecek şekilde yapar.

    4 - Namaz kılan bir mü`min, kalben müsterihtir, ruhen kuvvetli, mânen güçlüdür. Hayatı boyunca, vazifesini hakkıyla yerine getirmiş olmanın huzuru ile yaşar.

    5 - Beş vakit namazını kılan kimseyi, Cennetine koyacağına dair Allah Teâlâ`nın va`di vardır (*). Yeter ki kılınan namazlar, sırf rızâ-yı İlâhî için olsun ve erkân ve âdâbına riayet edilerek eksiksiz yapılsın. "Cennetin anahtarı namazdır" hadîs-i şerîfi, bu İlâhî va`di te`yid etmektedir. Yanlış anlaşılmasın, bu ifade, namaz kılmayan kimse Cennete giremez demek değildir. Allah isterse, kulunun râzı olduğu bir iyiliğinden veya İslâmî bir hizmetinden dolayı, onun bütün günah ve kusurlarını, ibâdet borçlarını afvedip Cennetine koyabilir. Bu, tamamen O`nun lütuf ve merhametine kalmış bir husustur. Fakat namaz ibâdetini mâna ve ruhuna uygun şekilde eksiksiz olarak yerine getirene ise, Allah, Cennetini va`detmiştir. Va`dinden dönmek O`nun şânına yakışmaz.

    6 - Günde 5 vakit namaz kılmak, aynı zamanda küçük günahlar için bir keffârettir. Resûl-i Ekrem Efendimiz, 5 vakit namazı vaktinde kılan kimseyi, günde 5 defa evinin önünden akan bir nehire girip yıkanan kimseye benzetir ve sonra şöyle buyurur: "Günde 5 defa suda yıkanan kimsenin bedeninde kirden ve pastan bir eser kalır mı? İşte namazını kılan, günde 5 vakit Rabbinin huzurunda başını secdeye koyup rahmetine iltica eden kimse de böyledir. Allah böyle kimselerin günahlarını afveder. İsterse günahları köpükler kadar çok olsun." Bir başka hadîs`te de şöyle buyrulur: "Namazını vaktinde kılan kimsenin iki namaz arasındaki küçük günahlarını Allah Teâlâ afveder." Namaz için abdest alan kimse, abdest uzuvlarını yıkadıkça, o uzuvlarla işlenen küçük günahların suyla birlikte yıkanıp gideceği de yine rivayetlerde gelmiştir.

    7 - Rükünlerine ve âdâbına tam riayet edilerek kılınan 5 vakit namazın, kıyâmet gününde sâhibi için bir nur, hüccet ve delil olacağı ve onu kabirde karanlıklardan ve azabtan ve haşir mahkemesinde de hesabın zorluklarından kurtaracağı yine hadîs-i şerîflerin beyanından anlaşılmaktadır. Bundan daha büyük bir lütuf ve ihsan olur mu?

    8 - Namazın dünyevî ve uhrevî en mühim faydalarından birisi de namaz kılan kimsenin bütün dünyevî iş ve çalışmalarının güzel bir niyetle ibâdet hükmüne geçmesidir. İnsan namazını kılarak Allah`ın hukukunu yerine getirirse, geçimini helâl yerden te`min etmek niyetiyle yapacağı bütün gayret ve çabaları âhireti açısından boş ve faydasız bir dünyevî çaba olmaktan çıkar, ibâdet hükmünü alır. Artık o insanın bütün ömrü, bir ibâdet hâli içinde geçer. Hiçbir gayret ve çalışması Allah katında zâyi olmaz, boşa gitmez. Eğer o kimsenin geçimini te`min için çalıştığı iş, umumun menfaatini de alâkadar eden bir meşgale ise, o şahıs yaptığı işin neticesinden istifade eden umum insanlar adedince de sevrı kazanır. İşte bu büyük kazancın tek bir şartı vardır. O da farz olan namazlarını kılmak, ciddî bir mâzeret olmadan namazlarını geciktirerek kazaya bırakmamaktır. Namaz kılan kimsenin bütün dünyevî çalışmalarının ibâdet hükmüne geçmesi sırrı, kişide çalışmaya, insanlara faydalı olacak hizmetlerde bulunmaya karşı ciddî bir şevk ve heyecan meydana getirir. Bu sebeble, insan ihtiyarlasa bile ailesinin maişeti için çalışmaktan, gayret ve faaliyette bulunmaktan geri durmaz. Fütûr ve tembelliğe düşmez. "Artık ihtiyarladım. Bir köşeye çekilip sadece âhiretime çalışayım" diye düşünmez. İnsanlığa ve aile ferdlerine daha faydalı olmak için çalışır, çabalar. Çünkü, bilir ki, namazlarını kıldığı için bütün dünyevî çalışmaları da ibâdet hükmünü almaktadır...
    Yazar : Risale Forum

  6. #6

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    selamün aleyküm ben hatice 6. sınıf öğrencisiyim 'namaz niçin kılınır' adlı bir performans ödevim var bana bir yardımcı olursanız çok sevinirim
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    7.799
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 721 + 39318

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    NAMAZIN ÜSTÜNLÜKLERİ

    İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi aleyh” (Mektûbât) kitâbının birinci cild, ikiyüzaltmışbirinci mektûbunda buyuruyor ki:
    Şurası muhakkak olarak bilinmelidir ki, namaz, İslâmın beş şartından ikincisidir. Bütün ibâdetleri kendisinde toplamıştır. İslâmın beşte bir parçası ise de, bu toplayıcılığından dolayı, yalnız başına müslümânlık demek olmuştur. İnsanı, Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işlerin birincisi olmuştur. Âlemlerin Efendisi ve Peygamberlerin “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vesselâm” en üstünü olana mi’râc gecesi, Cennette nasîb olan rü’yet şerefi dünyaya indikten sonra, dünyanın hâline uygun olarak, kendisine yalnız namazda müyesser olmuştur. Bunun içindir ki: (Namaz mü’minlerin mi’râcıdır) buyurulmuştur. Bir hadîs-i şerîfte, (İnsanın Allahü teâlâya en yakın olması namazdadır) buyurulmuştur. Onun yolunda, tam izinde giden büyüklere o rü’yet devletinden, bu dünyada büyük pay, yalnız namazda olmaktadır. Evet, bu dünyada Allahü teâlâyı görmek mümkün değildir. Dünya buna elverişli değildir. Fakat, ona tâbi olan büyüklere, namaz kılarken rü’yetten birşeyler nasîb olmaktadır. Namaz kılmağı emir buyurmasaydı, maksadın, gayenin güzel yüzünden perdeyi kim kaldırırdı? Aşıklar ma’şûku nasıl bulurdu? Namaz, üzüntülü rûhlara lezzet vericidir. Namaz, hastaların, rahat vericisidir. Rûhun gıdâsı namazdır. Kalbin şifâsı namazdır. (Ey Bilâl, beni ferahlandır!) diye ezan okumasını emr eden hadîs-i şerîf, bunu göstermekte, (Namaz, kalbimin neş’esi, gözümün bebeğidir) hadîs-i şerîfi, bu arzûyu işâret etmektedir. Namazın hakikatını anlamış olan bir kâmil, namaza durunca, sanki bu dünyadan çıkıp âhiret hayatına girer ve âhirete mahsûs olan ni’metlerden bir şeylere kavuşur. Bu ni’met, yalnız bu ümmete mahsûstur. Peygamberlerine tâbi olmak sâyesinde buna kavuşurlar. Çünkü bunların Peygamberi “sallallahü aleyhi ve sellem”, Mi’râc gecesi dünyadan çıkıp, âhirete gitti. Cennete girdi ve rü’yet saâdeti, ni’meti ile şereflendi. Yâ Rabbî! Sen o büyük Peygambere “sallallahü aleyhi ve sellem” bizim tarafımızdan Onun büyüklüğüne yakışan iyilikleri ihsân eyle! Bütün Peygamberlere de, “alâ nebiyyîna ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” hayırlar, iyilikler ver ki, onlar insanları seni tanımağa ve rızâna kavuşmağa çağırmış ve beğendiğin yolu göstermişlerdir.

    Namazların hepsinde hâsıl olan lezzetten, nefse bir pay yoktur. İnsan bu tadı duyarken, nefsi inlemekte, feryât etmektedir. Yâ Rabbî! Bu ne büyük rütbedir! Bizim gibi, rûhları hasta olanların bu sözleri duyması da büyük ni’met, hakîkî seâdettir.

    İyi biliniz ki, dünyâda namazın rütbesi, derecesi, âhirette Allahü teâlâyı görmenin yüksekliği gibidir. Dünyâda insanın Allahü teâlâya en yakın bulunduğu zaman, namaz kıldığı zamandır. Âhirette en yakın olduğu da, rü’yet, ya’nî Allahü teâlâyı gördüğü zamandır. Dünyadaki bütün ibâdetler insanı namaz kılabilecek bir hâle getirmek içindir. Asıl maksat, namaz kılmaktır. Se’âdet-i ebediyyeye ve sonsuz ni’metlere kavuşmak ancak namaz kılmakla elde edilir.
    Namaz, bütün ibâdetlerden ve orucdan kıymetlidir. Namaz vardır ki, kırık kalbleri zevkle doldurur. Namaz vardır ki, günâhları yok eder. İnsanı kötülükden korur. Hadîs-i şerîfde, (Namaz, kalbimin neş’esi ve sevinç kaynağıdır) buyuruldu. Namaz, üzüntülü ruhlara lezzet verir. Namaz, rûhun gıdasıdır. Namaz, kalbin şifâsıdır.
    Namaz şartlarına uygun kılırsa kötülüklerden uzak tutar. Kur’ân-ı kerîmde, Ankebût sûresi, kırkbeşinci âyetinde meâlen, (Kusursuz kılınan bir namaz, insanı pis, çirkin işleri işlemekten korur) buyurulmaktadır.

    Namaza dururken, “Allahü Ekber” demek, (Allahü teâlânın, hiçbir mahlûkun ibâdetine muhtâc olmadığını, her bakımdan hiçbir şeye ihtiyâcı olmadığını, insanların namazlarının, ona faydası olmıyacağını) bildirmektedir. Namaz içindeki tekbîrler ise, (Allahü teâlâya karşı yakışır bir ibâdet yapmağa, liyakat ve gücümüz olmadığını) gösterir. Rükû’daki tesbîhlerde de bu ma’na bulunduğu için, rükû’dan sonra, tekbîr emr olunmadı. Halbuki secde tesbîhlerinden sonra emr olundu. Çünkü secde tevâzu’ ve aşağılığın en ziyâdesi ve zillet ve küçüklüğün son derecesi olduğundan, bunu yapınca, hakkıyla, tam ibâdet etmiş sanılır. Bu düşünceden korunmak için, secdelerde yatıp kalkarken, tekbîr söylemek sünnet olduğu gibi, secde tesbîhlerinde “a’lâ” demek emr olundu. Namaz mü’minin mîracı olduğu için, namazın sonunda Peygamber Efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” mi’râc gecesinde söylemekle şereflendiği kelimeleri, ya’nî Ettehıyyâtüyü okumak emr olundu. O halde namaz kılan bir kimse, namazı kendine mi’râc yapmalı. Allahü teâlâya yakınlığının nihâyetini namazda aramalıdır.

    Peygamberimiz “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm” buyurdu ki, (İnsanın, Rabbine en yakın olduğu zaman namaz kıldığı zamandır). Namaz kılan bir kimse, Rabbi ile konuşmakta, Ona yalvarmakta ve Onun büyüklüğünü ve Ondan başka herşeyin, hiç olduğunu görmektedir. Bunun için, namazda korku, dehşet, ürkmek hâsıl olacağından, teselli ve rahat bulması için, namazın sonunda, iki defa selâm vermesi emr buyuruldu.

    Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” bir hadîs-i şerîfte, (Farz namazdan sonra 33 tesbîh, 33 tahmîd, 33 tekbîr ve bir de tehlîl) emir etmiştir. Bunun sebebi, namazdaki kusûrlar tesbîh ile örtülür. Lâyık olan, tam ibâdet yapılamadığı bildirilir. “Tahmîd” ile, namaz kılmakla şereflenmenin, Onun yardımı ve erişdirmesi ile olduğu bilinerek, bu büyük ni’mete şükür edilir, hamd edilir. “Tekbîr” ederek de, Ondan başka ibâdete lâyık kimse olmadığı bildirilir.

    Namaz, şartlarına ve edeblerine uygun olarak kılınıp ve yapılan kusûrlar da böylece örtülüp, namazı nasîb ettiğine de şükür edip, ibâdete başka hiç kimsenin hakkı olmadığı, kalbinden temiz ve hâlis olarak, kelime-i tevhîd ile, bildirilince, bu namaz kabûl olunabilir. Bu kimse, namaz kılanlardan ve kurtuluculardan olur. Yâ Rabbî! Peygamberlerinin en üstünü hürmeti için “aleyhi ve alâ âlihimüssalevâtü vetteslîmât” bizleri namaz kılan ve kurtulan, mes’ûd kullarından eyle! Âmîn.

    Namazın hikmetleri

    Müslüman, namazı Allahü teâlânın emri olduğu için kılar. Rabbimizin emrlerinde birçok hikmet, fayda vardır. Yasaklarında da birçok zararların olduğu muhakkaktır. Bu fayda ve zararların bir kısmı bugün tıp mütehassıslarınca tesbit edilmiş durumdadır. İslâmiyyetin sağlığa verdiği önemi, hiçbir din ve düşünce vermemiştir. Dînimiz, ibâdetlerin en üstünü olan namazı, ömrümüzün sonuna kadar kılmayı emr etmiştir. Namaz kılan, sağlık için olan faydalarına da elbette kavuşur. Namazın sağlık yönünden sağladığı faydalardan bazıları şunlardır:
    1- Namazda yapılan hareketler yavaş olduğundan kalbi yormaz ve günün muhtelif saatlerinde olduğu için insanı devamlı dinç tutar.
    2- Günde başını seksen defa yere koyan bir kimsenin beynine ritmik olarak fazla kan ulaşır. Bu yüzden beyin hücreleri iyice beslendiğinden hâfıza ve şahsiyet bozukluklarına, namaz kılanlarda çok daha az rastlanır. Bu insanlar daha sağlıklı bir ömür geçirirler. Bugün tıpta “demans senil” denilen bunama hastalığına uğramazlar.
    3- Namaz kılanların gözleri, muntazam olarak eğilip-doğrulmakdan ötürü daha kuvvetli kan deveranına mâlik olur. Bu sebeple göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındaki sıvının devamlı değişmesi temin edilmiş olur. Gözü “katarakt” veya “karasu” hastalığından korur.
    4- Namaz kılmakdaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların iyi karışmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreastaki enzimlerin kolay boşalmasına yardımcı olacağı gibi, kabızlığın giderilmesinde de rolü büyüktür. Böbreğin ve idrar yollarının iyice çalkalanmasından, böbrekte taş teşekkülünün önlenmesine ve mesanenin boşalmasına da yardımcı olmaktadır.
    5- Beş vakit kılınan namazdaki ritmik hareketler, günlük hayatta çalıştırılamıyan adale ve eklemleri çalıştırarak, artroz ve kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler.
    6- Vücut sağlığı için temizlik muhakkak lâzımdır. Abdest ve gusül, hem maddi, hem de manevî bir temizliktir. İşte namaz, temizliğin tâ kendisidir. Zirâ hem bedenî, hem de rûhî temizlik olmadan namaz olmaz. Abdest ve gusül bedenî temizliği sağlar. İbâdet görevini yerine getiren bir kimse, rûhen dinlenmiş, temizlenmiş olur.
    7- Koruyucu hekimlikte, muayyen zamanlarda yapılan beden hareketleri çok mühimdir. Namaz vakitleri, kan dolaşımını tazelemek ve teneffüsü canlandırmak için en uygun vakitlerdir.
    8- Uykuyu tanzim eden önemli unsur namazdır. Hattâ vücûtta biriken statik (durgun) elektriklenme, secde yapmakla topraklama yapılmış olur. Böylece vücut tekrar zindeliğe kavuşur.
    Namazın bu faydalarına kavuşmak için, namazı vaktinde kılmakla birlikte, temizliğe, çok yimemeğe ve yinilen gıdaların temiz, helâl olmasına da dikkat edilmesi de lâzımdır.

    Namazın önemi

    Âdem aleyhisselâmdan beri, her dinde bir vakit namaz var idi. Yâni her ümmet mutlaka namaz kılardı. Kimisi sabah, kimisi öğle, kimisi akşam, kimisi yatsı namazı kılardı. Hepsinin kıldığı, bir araya toplanarak bize farz edildi.
    Namaz kılmak, îmânın şartı değil ise de, namazın farz olduğuna inanmak, îmânın şartıdır. Mükellef olan yâni âkıl ve bâlig olan her müslümanın, hergün beş vakit namaz kılması "Farz-ı ayn"dır. Farz olduğu, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde, açıkça bildirilmiştir.
    Yedi yaşındaki çocuğa, namaz kılmasını emretmek, on yaşında kılmaz ise, zorla kıldırmak lazımdır. Resûlullah efendimiz, Eshâbına:
    - Birinin evi önünde nehir olsa, hergün beş kere bu nehirde yıkansa, üzerinde kir kalır mı? diye sordu. Eshâbı:
    - Hayır, yâ Resûlallah! dediler.
    Bunun üzerine Peygamber efendimiz:
    - İşte, beş vakit namazı kılanların da, böyle küçük günâhları affolunur, buyurdu.
    Namazla ilgili diğer hadîs-i şerîflerden birkaçı da şöyle:
    (Namaz dinin direği, her hayrın anahtarıdır.)
    (Kıyâmette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet namazdır. Namaz düzgün ise, diğer ameller kabûl edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir amel kabûl edilmez.)

    Ebû Bekr-i Sıddîk hazretleri buyurdu ki:
    "Beş namaz vakitleri gelince, melekler der ki; Ey Âdemoğulları, kalkınız! İnsanları yakmak için hâzırlanmış olan ateşi namaz kılarak söndürünüz."
    Tembellikle namaz kılmayıp fakat, her namaz vaktinde namaz kılmadığı için üzülen, kâfir olmaz, ancak büyük günâh işlemiş olur. Hadîs imâmları, söz birliği ile bildiriyor ki, "Bir namazı vaktinde amden kılmıyan, yâni namaz vakti geçerken, namaz kılmadığı için üzülmeyen, kâfir olur veya ölürken îmânsız gider." Yâ namazı, hâtırına bile getirmiyenler, namazı vazîfe tanımıyanlar ne olur? Büyüklerden biri şeytana dedi ki:
    - Senin gibi mel'ûn olmak istiyen, ne yapmalıdır? İblîs sevinip:
    - Benim gibi olmak istiyen, namaza ehemmiyyet vermez ve doğru, yalan, herşeye yemîn eder, yâni çok yemîn eder! dedi. O kimse de:
    - Şeytan gibi mel'un olmak istemiyen hiçbir namazını bırakmamalı ve herşeye yemîn de etmemelidir, dedi.

    Din büyüklerimiz buyurmuşlar ki:
    Beş şeyi yapmıyan, beş şeyden mahrûm olur:
    1- Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını görmez.
    2- Uşrunu vermeyenin, tarlasında, kazancında bereket kalmaz.
    3- Sadaka vermeyenin, vücudunda sıhhat kalmaz.
    4- Duâ etmeyen, arzûsuna kavuşamaz.
    5- Namaz vakti gelince, kılmak istemeyen, son nefeste kelime-i şehâdet getiremez.
    Görülüyor ki, farz namazı kılmamak, îmânsız gitmeğe sebep olmaktadır. Namaza devam, kalbin nûrlanmasına ve saadet-i ebediyyeye yâni sonsuz saadete kavuşmaya vesîledir. Peygamberimiz (Namaz nûrdur.) buyurdu. Yâni, dünyada kalbi parlatır. Âhırette sırâtı aydınlatır.

    Namaz, kötülüklerden uzaklaştırır

    Namaz kılmak, Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünerek, O'nun karşısında kendi küçüklüğünü anlamaktır. Bunu anlayan kimse, hep iyilik yapar. Hiç kötülük yapamaz. Şartlarına uygun olarak kılınan namaz insanı kötülüklerden uzaklaştırır. Nefsine uyanın namazı sahîh olsa da, bu meyveleri veremez. Hergün beş kere, Rabbinin huzûrunda olduğuna niyet eden kimsenin kalbi ihlâs ile dolar.
    Namazda yapılması emrolunan her hareket, kalbe ve bedene faydalar sağlamaktadır. Câmilerde cemâ'at ile namaz kılmak, müslümanların kalblerini birbirlerine bağlar. Birbirlerinin kardeşleri olduklarını anlarlar.
    İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran yararlı şey, namazdır. Peygamberimiz, (Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbette dînini yıkar.) buyurdu.
    Namazı doğru olarak kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin, kötü şeyler yapmaktan korunmuş olur.
    Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde meâlen, (Doğru kılınan namaz, insanı fahşâdan ve münkerden her hâlükârda uzaklaştırır.) buyuruldu.
    İnsanı kötülüklerden uzaklaştırmayan bir namaz, doğru namaz değildir. Görünüşte namazdır. Bununla beraber, doğrusunu yapıncaya kadar, bildiği kadarını yapmayı elden bırakmamalıdır.
    Büyüklerimiz, (Birşeyin hepsi yapılamazsa, azını da elden kaçırmamalıdır.) buyurdu.
    Sonsuz ihsân sâhibi olan Rabbimiz, görünüşü hakîkat olarak kabûl edebilir.
    Böyle bozuk namaz kılacağına, hiç kılma dememelidir. Bu sözü din düşmanları çıkarmıştır. Böyle bozuk kılacağına doğru kıl demelidir. Bu inceliği iyi anlamalıdır.
    Namazları cemâ'at ile ve huşû' ve hudû' ile kılmalıdır. Çünkü, insanı dünyada ve âhırette felâketlerden, sıkıntılardan kurtaracak ancak namazdır. Mü'minûn sûresinin başındaki âyet-i kerîmede meâlen, (Mü'minler her hâlükârda kurtulacaktır. Onlar, namazlarını huşû' ile kılanlardır.) buyuruldu.
    Gençlerin ibâdet etmeleri, namaz kılmaları daha kıymetlidir. Çünkü, nefislerinin kötü isteklerini kırmakta ve ibâdet etmek istememesine karşı gelmektedirler.
    Kur'ân-ı kerîmin birçok yerinde namaz kılmak emredilmektedir. Ba'zı sinsi din düşmanlarının, câhil müslümanlara, "Sana namazı bağışladım. Artık kılma!" yahud "Allahın ve Peygamberin emrettiği namaz, herkesin yaptığı, yatıp kalkmak ve belli şeyleri okumak değildir. Allahın ismini zikretmek ve O'nun büyüklüğünü düşünmek demektir." demelerine aldanmamalıdır.
    Namaz kılmak ölünceye kadar her müslümana farz-ı ayndır. Bu şekilde inanmıyan dinden çıkmış olur. Namaz, ibâdetlerin en kıymetlisidir. Namaz, İslâm dîninin direklerinden en önemlisidir. Allahü teâlâ, kullarının yalnız kendisine ibâdet etmeleri için, namazı farz etti. Nisâ sûresinin yüzüçüncü âyet-i kerimesinde meâlen; namazın mü'minler üzerine, vakitleri belirli bir farz olduğu bildirilmektedir.
    Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
    (Namaz, dînin direğidir. Namaz kılan dînini yapmış olur. Namaz kılmıyan dînini yıkmış olur.)

    Seher vakti kılınan namaz

    Namaz kişinin sığınağı, sıkıntıda olanların, en büyük yardımcısıdır. Çok önceleri, Horasan ilinin çok âdil, iyi kalbli bir vâlisi vardı. Adı, Abdullah bin Tahir. Bu vâlinin jandarmaları birgün bir kaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi... Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. Hâdisenin olduğu sırada Hiratlı bir demirci de Nişabur'a gitmişti. Bir zaman sonra evine dönerken, yolu Horasan'dan geçiyordu. Kaçan hırsız olduğunu zannederek, yakaladılar bunu. Diğer hırsızlarla vâlinin huzûruna çıkardılar. Vâli:
    - Hepsini hapsedin! dedi.
    Bu suçu olmayan demirci, hapishanede, seher vakti abdest alıp, iki rek'at namaz kıldı. Ellerini uzatıp:
    "Yâ Rabbî! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!" diye duâ etti.
    Bu mazlûm demirci böyle yalvarırken, vâli evinde uyuyordu. Uyurken dört kuvvetli kimsenin gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uyandı uykudan. Bu rü'yâdan çok korktu. Hemen kalkıp, abdest aldı. Namaz kıldı iki rek'at. Tevbe istiğfar edip, tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlûmun âhı olduğunu anladı. Hırsızlar hatırına geldi. Acaba içlerinde suçsuz olanlar mı vardı?
    Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:
    - Acaba bu gece hapishanede suçsuz birisi kalmış mı?
    - Bunu bilemem efendim. Yalnız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor. Gözyaşları döküyor.
    - Hemen o adamı buraya getir!
    Demirciyi vâlinin huzûruna getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı. Ve dedi ki:
    - Sizden özür diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabûl et. Ayrıca herhangi bir arzun olunca bana gel!
    - Ben hakkımı helâl ettim... Verdiğiniz hediyeyi de kabûl ettim. Fakat, işimi dileğimi senden istemeğe gelemem.
    - Niçin gelemezsiniz?
    - Çünkü benim gibi bir fakir için senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çeviren sahibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı hiç? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Nice muradıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım?
    Tabiî ki, namazın insanı sıkıntıdan kurtarması için şartlarına uygun ve Cenâb-ı Hakka tam bir tevekkül içinde kılınması şarttır. Allaha tam bir teslimiyet şeklinde kılınmalıdır. Gerçekten, insan sıkıntıya düştüğünde hemen abdest almalı, namaz kılmalı, Kur'ân-ı kerîm okumalıdır. Tecrübeyle sabittir ki, böyle yapanların çok kere, sıkıntılarının hafiflediği görülmüştür. Fakat, kılınan namazın şartlarına uygun olması lâzımdır. Şartlarına tam uyulmadan kılınan namaz, insanı namaz kılma borcundan kurtarır ise de, vadedilen büyük sevaplara kavuşturmaz. Peygamber aleyhisselâm bir gün:
    - En büyük hırsız, namazından çalan kimsedir, buyurdu.
    - Yâ Resûlallah! Bir kimse kendi namazından nasıl çalar? diye sordular eshâbdan. O zaman buyurdu ki:
    - Namazın rükü'unu ve secdelerini tamam yapmamakla. Rükü'da ve secdelerde, belini yerine yerleştirip biraz durmayan kimsenin namazını Allahü teâlâ kabûl etmez.

    Namaz kılmayanın hâli

    Namaz kılmamanın cezâsı çok büyüktür. Hadîs-i şerîfte, (Bir namazı, özürsüz olarak vaktinden sonra kılan, seksen hukbe Cehennemde yanacaktır) buyuruldu. Bir hukbe seksen senedir. Her senesi üçyüzaltmış gündür. Her günü, seksen dünya senesidir.
    Kazâya kalan namazı kılacak kadar vakitlerin herbiri geçtikçe, bu bir namazın günâhı kat kat artar. Ya birkaç namaz olursa, cezâsı çok çetin olur. Her ne pahasına olursa olsun, kılmadığımız veya kılamadığımız namazlarımızı bir ân önce, kazâ etmek ve affı için tevbe etmek, çok yalvarmak lâzımdır. Namaz kılmayanın, Allahü teâlânın büyüklüğü karşısında titremesi, erimesi lâzımdır.

    Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

    (Namazı özürsüz kılmayan kimseye, Allahü teâlâ onbeş sıkıntı verir. Bunlardan altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü kabirden kalkarkendir. Dünyada olan altı azap:
    1- Namaz kılmayanın ömründe bereket olmaz.
    2- Allahü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği, sevimliliği kendine kalmaz.
    3- Hiçbir iyiliğine sevap verilmez.
    4- Duâları kabûl olmaz.
    5- Onu kimse sevmez.
    6- Müslümanların birbirlerine yaptıkları iyi duâlarının buna fâidesi olmaz.
    Ölürken çekeceği azaplar:
    1- Zelîl, kötü, çirkin can verir.
    2- Aç olarak ölür.
    3- Çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür.
    Mezarda çekeceği acılar:
    1- Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer.
    2- Kabri Cehennem ateşi ile doldurulur. Gece, gündüz onu yakar. Cehennem ateşi dünya ateşine benzemez.
    3- Allahü teâlâ, kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz.
    Kıyâmette çekeceği azaplar:
    1- Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanından ayrılmaz.
    2- Allahü teâlâ, onu kızgın olarak karşılar.
    3- Hesâbı çok çetin olup, Cehenneme atılır.)

    Namaz kılmayanın ömründe, bereket olmaz. Ömründe, hayır ve menfaat görmez. Ömrü çeşitli hastalıklarla, sıkıntılarla geçer. Ma'nevî huzûru olmaz. Sahip olduğu dünyalıklar onu rûhî sıkıntıdan kurtaramaz.

    Namaz kılmamakla işlediği bu büyük günâhı anlayan, bunun şuuruna geç de olsa eren kimsenin derhal tevbe edip, namazlarını kazâ etmesi lâzımdır.

    Cenâb-ı Hak kullarına karşı çok merhametlidir. Günâhları affetmeyi çok sever. Tekrar tekrar, kâfirlerin ve müslümanların dünyada iken yapacakları tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir.
    Namaz kılmayanların tevbelerinin kabûl olması için de namazlarını kazâ etmeleri, kazâ etmeye kesinlikle niyet edip, kazâ kılmaya başlamaları lâzımdır. Bunun gibi, insanların haklarına tecâvüz etmiş olanların da, önce bu hakları ödemeleri lâzımdır. Kul hakkı çok önemlidir.

    Namazları da cemâ'atle kılmalıdır. Cemâ'atten birinin namazı kabûl olursa, onun hürmetine diğerlerinin de namazı kabûl olur. Ayrıca, kimin Cenâb-ı Hakkın sevgili kulu olduğu bilinmez. Cemâ'atin içinde, Allahü teâlânın sevgili bir kulu varsa, onun yüzü suyu hürmetine diğerlerinin namazları kabûl olur.

    Namaz kötülüklerden korur

    Namaz insanları, çirkin, kötü ve yasak olan şeylerden men eder, korur. Namazını dosdoğru edâ eden mü'minlerin felâh bulacakları âyet-i kerîmede bildirilmiştir.
    Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin Iyâd hazretleri, önceleri Merv ve Ebyurd şehirleri arasında eşkıyâlık yapardı. Sahranın tenha bir yerinde çadırını kurar, eşkıyâ reisi olduğu için kendisi içerde otururdu.
    Arkadaşları yoldan geçen kervanları soyarlar, ele geçirdikleri malların hepsini getirip, Fudayl bin Iyâd'a teslim ederlerdi. O da getirilen malları arkadaşlarına taksim ederdi.
    Hayret edilecek bir husustur ki, eşkıyâlık yaptığı hâlde, namaza çok önem verirdi. Kendisi namazını hiç terk etmediği gibi, namaz kılmıyan hizmetçilerini de yanından kovardı.

    Bir gün büyük bir kervan geldi. Fudayl bin Iyâd'ın arkadaşları kervanı farkedince yolunu kesmek üzere hazırlanmağa başladılar.
    Kervan içinde bulunan zengin birisi, eşkıyâları farketti ve "Altınlarımı öyle bir yere saklıyayım ki, eşkıyâlar eşyalarımızı alırsa hiç olmazsa geriye bunlar kalsın" düşüncesiyle kervandan ayrılıp uygun bir yer aramaya başladı.
    Bir çadır gördü, hemen oraya koştu. Orada, birisinin, hem de ta'dil-i erkân üzere, şartlarına uygun olarak, çok düzgün bir şekilde namaz kıldığını gördü... Sevindi, kendi kendine: "Namaz kıldığına göre güvenilir biridir. Altınları buna gönül rahatlığı ile emânet bırakabilirim" diye söyledi. Selâm vermesini bekledi. Sonra:
    - Bir miktar altınım var, size emânet etmek istiyorum, dedi.
    Fudayl bin Iyâd, çadırın bir köşesini işâret edip:
    - Oraya bırak! diye cevap verdi.
    Gelen kimse altınları bırakıp kervanın yanına dönünce, eşkıyâların, kervandaki eşyâları alıp götürdüklerini gördü. Biraz sonra kervan hareket edecekti. Hareketten önce koşup emânet bıraktığı altınları almak için çadıra vardı. Baktı ki, biraz önce kervanı soyan eşkıyâlar kervandan aldıkları malları, altınları, emânet olarak bıraktığı kimsenin önüne koymuşlar. O da bunları taksim ediyor. Adam şaşırdı:
    - Demek altınları eşkıyâların reisine vermişim, deyip üzüntü ile geri dönmek istedi. Bu arada Fudayl seslendi:
    - Niçin gelmiştin, niçin dönüp gidiyorsun?
    - Emânet bıraktığım altınları almak için gelmiştim. Fakat, yanlış iş yapmışım...
    - Altınlarını, bıraktığın yerden al, biz emânete hıyânet etmeyiz.
    Adam şaşkınlık ve sevinç içinde, altınları koyduğu yerden alıp kervana koştu. Fudayl'ın adamları:
    - Biz hiç para bulamadık, sen ise bunları geri veriyorsun, dediler.
    Fudayl bin Iyâd dedi ki:
    - O bana hüsn-i zan etti. Altınları emânet etti. Ben o kimsenin, benim hakkımdaki iyi niyetini doğru çıkardım. Ola ki, Allahü teâlâ da benim kendisi hakkındaki hüsn-i zannımı doğru çıkarır.
    Altınlarını emânet olarak bıraktığı kimse, çadırdan uzaklaşırken, Ankebût sûresinin "Elbette namaz insanı, çirkin ve dinin yasak ettiği şeylerden alıkoyar" meâlindeki âyet-i kerîmesini hatırladı. Sonra, Fudayl bin Iyâd'a, hidâyete kavuşması için hayır duâ etti.
    Az zaman sonra da, Fudayl bin Iyâd'a tevbe etmek nasip oldu. Adamları ile beraber tevbe etti. Aldığı malları fazlasıyla sahiplerine geri verdi. Herkes ile helâllaştı. Samimi tevbesi onu, Allahın sevgili kulları arasına soktu. Daha sonra birçok kerâmetleri görüldü.
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    7.799
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 721 + 39318

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    Alıntı haticebüşra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamün aleyküm ben hatice 6. sınıf öğrencisiyim 'namaz niçin kılınır' adlı bir performans ödevim var bana bir yardımcı olursanız çok sevinirim

    Neden namaz kılınır

    Her insan, hayatın coşkun denizinde, özellikle zorluk ve sıkıntı anlarında, kendi deruni ıstırap ve kaygılarını yatıştırmak için sağlam bir manevi sığınağa ihtiyaç duyar. Gerçek şu ki bu sığınak Allah’ı anmaktan başka bir şey olamaz.
    Allah Teala şöyle buyuruyor:...Bilin ki, ancak Allah’ı anmakla kalpler güvene kavuşur.(1)
    Yüce Allah’ın bizim ibadetimize hiçbir ihtiyacı yoktur; ama bizler, Allah’a ve onunla ilişki vesilesi olan ibadet ve namaza muhtacız. Namaz, kul ile Yüce Allah arasında sürekli bir irtibat vesilesidir. Zayıf ve güçsüz insanın, güçlü ve kadir olan Allah Teala ile bu manevi ilişkisi, çeşitli zorluklar karşısında insana güç verir. Hayatın zorluklarında şaşkınlığa uğramış insan, sadece Allah’a yönelmekle huzura kavuşabilir ve namaz insanın Allah’a yönelmesini, O’na bağlanmasını sağlar. Çünkü niyet, iftitah tekbiri, fatiha ve fatihadan sonra bir surenin okunması, rüku, secde, teşehhüt, selam ve namazın diğer vacip ve şartları insanın kalbini Allah’a yönlendirecek özelliğe sahiptir. Namaz kılan bir mümin, her gece ve gündüz, beş defa bütün varlığıyla Allah’a yönelmektedir. Bir pusulanın denizdeki gemiye hedefe doğru kılavuzluk etmesi gibi namaz da mümini, sürekli olarak, en yüce hedef olan lıkaullahh’a (Allah’a kavuşmaya) doğru kılavuzluk etmekte ve onu yanlış yollara sapmaktan korumaktadır. Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) şöyle buyuruyor:
    “Mümin namaza başladığında, Allah Teala, namazı bitirinceye kadar lütuf ve merhamet ile ona bakar ve o ilahi merhamet gölgesinde yer alır; onun etrafını göğün ufuklarına kadar melekler sarar ve Yüce Allah bir meleği onun baş ucunda durup şöyle demekle görevlendirir: Ey namaz kılan! Eğer kimin sana baktığını ve kiminle raz-u niyaz ettiğini bilseydin, asla bu yerinden ayrılmazdın ve başka bir şeye ilgi göstermezdin.”(2)Başka bir hadiste de şöyle yer almıştır: “Eğer namaz kılan Allah’ın azamet ve yüceliğinin ne derecede onu sardığını bilseydi, başını secdeden kaldırmak istemezdi.”(3) Sekizinci İmamımız Rıza (a.s) namazın farz oluş hikmetini açıklarken şöyle buyurmuştur: “Namaz, kulun kendi Mevla ve yaratıcısını unutmayarak kendi haddini aşmaması için gece-gündüz Allah Teala’yı anmasını sağlar. Allah’ı hatırlamak ve O’nun huzurunda ibadet için kalkmak, insanin günaha düşmesine engel olur ve onu çeşitli fesatlara düşmekten kurtarır.”(4) Yine Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) namaz hakkında soran birisine şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin hükümlerindendir; Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak vesilesi ve peygamberlerin apaçık yollarındandır. Namaz kılan, melekler tarafından sevilir. Namaz; hidayet, iman, marifet ve rızkının bol olmasına vücudunun sıhhatine vesiledir. Namaz, şeytanı üzer ve kafirlere karşı da bir silahtır. Namaz, duanın icabet olmasına ve diğer amellerin kabul olmasına vesile olur; namaz müminin ahireti için bir azık, ölüm meleğine karşı şefaatçi, kabirde yoldaşı ve sergisi, nekir ve münkerin kabirdeki sorularına karşı cevabı, kıyamet günü namaz kılanın tacı, yüzünün nuru ve elbisesi, ateşe karşı korunağı Yüce Rabbine karşı delili ve bedeninin ateşte yanmaktan koruyucusu, sırattan geçiş izni, hurilerin mihri ve ebedi cennetin karşılığıdır. Kul, namaz ile yüce makamlara ulaşır; çünkü namaz, Allah’ı her eksiklikten tenzih etmek, O’nun tekliğine şahadet getirmek, O’na hamd etmek, tekbir getirmek O’nu övgüyle anmak, takdis etmek, zikir ve dua etmektir. (5) Namaz, Yüce Allah’a karşı şükür etmektir. Allah’ın bize verdiği nimetleri saymak mümkün değildir; bu nimetler karşısında namaz küçük bir teşekkür mesabesindedir.
    Dördüncü Masum İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle naklediyor: Büyükbabam Resulullah (s.a.a), çok ibadet eder ve namaz kılardı; namaz için ayakta durmaktan ayakları şişmişti. Kendisine, “Senin geçmiş ve gelecek tüm günahlarını Allah Teala, bağışlamış olmasına rağmen(6) neden bu kadar kendini zorluğa düşürüyorsun?” denince, Resulullah, “Acaba ben şükür eden bir kul olmayayım mı?” diye cevap verdi.(7)
    Allah ibadet ve kulluğa layıktır. Hz. Ali (a.s) kendi duasında şöyle diyor:
    “Allah’ım ben sana cehennemin azabının korkusundan veya cennete olan özentiden ibadet etmiyorum. Seni kulluk edilemeye ve ibadet olunmaya layık bulmuşum; sana ibadetim bu yüzdendir.(8) Namaz kılmak erginlik çağına ulaşan akıl sahibi her insana, tüm şartlarda farzdır. Hatta savaş meydanında savaş halindeki bir kimsenin veya suda boğulmakta olan bir insanın bile namazı belirlenen kısa şekilde yerine getirmesi gerekir. Namazın dindeki manevi önemi yüzünden din önderleri namazı dinin direği olarak nitelendirmiş ve bilerek namaz kılmayanın, dinini tahrip ettiğini açıklamışlardır.(9)
    İmam Cafer Sadık (a.s)’dan Yüce Allah’a en güzel yakınlaşmak vesilesi nedir diye sorulunca “Allah’ı tanımaktan sonra Allah’a yakın olmak için namazdan daha önemli bir şey olduğunu bilmiyorum” buyurmuştur.(10)
    Yine buyurmuşlar ki: “Hesap anında her şeyden önce, kul namaz yönünden hesaba çekilecek; eğer namazı kabul olursa, diğer amalleri de kabul olur; eğer namazı reddedilirse, diğer amelleri de reddedilir.”(11)
    İmam Cafer Sadık (a.s) vefat zamanı yaklaşınca tüm akraba ve yakınlarını çağırarak onlara şöyle buyurmuştur: “Bizim şefaatimiz, namaza önem vermeyen kimseye ulaşmaz.”(12)
    Namaz, Hz Muhammed’in ( Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) peygamberlikle görevlendirildiği ilk günlerden itibaren, teşri edilen hükümler arasındadır. Peygamber Hz. Hatice ve o zaman on yaşında olan Ali (a.s) ile birlikte müşriklerin çeşitli eziyetlerine aldırmayarak, Kabe’nin etrafında bu ilahi farizayı yerine getiriyorlardı. Kur’an-ı Kerim’de namaza çok önem verilmiştir. Kur’an’da, on dört yerde hakkınca namazı yerine getirin, ayakta tutun anlamına gelen ekimu veya ekimne tabirleri ve beş yerde namazı ayakta tut anlamına gelen ekim tabiri yer almıştır. Bir çok ayette de Akame yukımu, yukımune ve mukimin tabirleriyle namazı hakkınca yerine getiren müminlerden söz edilmiş ve övülmüşlerdir. Bazı ayetlerde namazı hakkınca kılanlardan manevi ticaretlerinde asla zarara uğramayanlar olarak söz edilmiş.(13) Ve bir ayette de müminlerin, sadece namaz kılan zekat veren ve ahirete yakinleri olan kimseler oldukları açıklanmıştır.(14)
    Taif Şehrinin halkı İslam’a girmeleri için bazı koşullar öne sürmüş ve bu koşullar arasında namazın kendilerine farz olmaması talebinde bulunmuşlardı; Peygamber onlara verdiği cevapta: “Ama namaz ile ilgili koşulunuza gelince, namazsız bir dinin hayrı yoktur” diye buyurmuştur.(15) Namazı terk etmek büyük bir günahtır ve insanın dini yönden tamamen düşüşüne ve cehennem azabına duçar olmasına sebep olur. Allah Teala, Kuran-ı Kerim’de buyuruyor ki, Ahirette bazı suçlulara şöyle sorarlar: “Sizi cehenneme düşüren nedir? Onlar şöyle derler: ‘Biz namaz kılanlardan değildik...”(16)
    Yazar : Risale Forum
    Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Nereden Yer
    afyon
    Mesajlar Mesajlar
    745
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 87 + 4300

    Cevap: Namazın bireysel olarak kazandırdıkları nedir ? Yardımcı Olurmusunuz

    NAMAZ KILMANIN ÂDABI


    Bilindiği gibi namaz dinimizin direğidir. Kim namazını tam manası ile eda ederse dinini tamamlamış olur. Kim namazı terk ederse Allah katında mesul olur. Namaz aracılığı ile kul Rabbine derin bir niyazda bulunur. Bunu günde beş kere yeniler. Kul acizliğini Allah (c.c)'a tevekkülü ile yeniler.


    Kıyamda, rüku ve secdede Allah (c.c)'la irtibatını kesmez. Daima hamd ve tesbih edip Rabbini niyaz eder.


    Allah (c.c)'ın buyurduğu gibi:


    تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَـكِن


    لاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيماً غَفُورا





    ''Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü


    ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O halimdir, çok bağışlayandır'(1)'


    İşte bu anlamda namaz, Allah ile kul arasında bir bağlantı anlamına gelir.


    Kutsi bir hadiste:


    ''Bütün namaz kılanlar namazını eda etmiş sayılmazlar. Ben namazı benim azamet ve büyüklüğümü kabul edenlerden kabul buyururum. Ma'siyet ve günah üzere sabahlamaktan kaçınandan, gündüz benim zikrimden kesilmeyenden, kimsesize acıyandan, dullara yardım edenden, yaralıya acıyandan, bu kişileri cehaletten hilm makamına yükseltirim. Bunlar güneşin aydınlığı gibi olur. Melekler kanat gerer. Cennetin içinde Firdevs cenneti nasıl farklı ise, onu ahirette farklı yaratırım''(2)


    Yine Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:


    ''Kulun ilk hesaba çekileceği şey namazdır. Eğer namazı sahih olursa diğer amelleri de düzgün olur. Eğer namazında bir eksiklik varsa, diğer amelleri de bozuk olur''(3)


    Yine Peygamber Efendimizin en son vasiyeti namaz olmuştur. Namaz küfürle iman arasında bir perdedir. Yine bir Ayet-i Celile'de Rabbimiz şöyle buyuruyor


    الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ





    ''Onlar gayba inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah rızası için infak ederler'(4)


    Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki:


    ''Kişi ile küfür arasındaki şey namazdır''. Yani namaz kılmamak kâfir amelidir.(5)


    Bu aynı zamanda Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın duasıdır:


    رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء


    ''Rabbim! Beni ve zürriyetimden bir kısmını namaz kılanlardan yap; Rabbimiz duamı kabul buyur''(6)


    Diğer Enbiyaların duası da bu yönde olmuştur:


    وَجَعَلَنِي مُبَارَكاً أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَانِي بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيّاً


    ''Beni bulunduğum her yerde insanlara yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekât vermeyi emretti''(7)


    Hz. Ali Efendimiz namaz kılarken yüzü kızarıp, tereddütlü bir hal alırdı. “Ey müminlerin emiri, bu haliniz nedir­­?” dediklerinde, “Emanet vakti geldi, öyle bir emanet ki, Allah (c.c) dağlara, yerlere ve göklere sunduğu ve dağların, yerlerin ve göklerin yüz çevirdiği emanet, daha sonrada insanlara yüklenilen bir emanet…” buyurdu.


    Allah (c.c) tarafından bazı nebilere vahy olunduğu gibi ''Namaza başlayınca kalbinize huşu gelsin, bedeninize sekine insin, ben size çok yakınım, dualarınıza icabet ederim''.


    Namazın kendine ait edep ve erkânları vardır. Bunlardan bazıları;


    1–Kıbleye dönmek, muhabbet, istekli ve huzurlu bir şekilde, Allah (c.c) 'a dua ve niyazda bulunmak.


    2–Bütün hal ve durumumuzu namaza göre ayarlayıp, elbiseyi temiz tutup, koku sürünüp, misvak kullanmak.


    Ayet-i Kerimede yüce Rabbimiz şöyle buyurdu:


    يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُو وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ


    'Ey Adem oğulları, her mescide gidişinizde süslü, güzel elbiselerinizi üzerinize alın; yeyin için, fakat israf etmeyin; çünkü O israf edenleri sevmez''(8)


    3–Çok önemli işleri yaptıktan sonra namaza durmak. Çünkü Allah(c.c)ın karşısında kalbimizin başka şeylerle meşgul olmasını engellemek bu şekilde mümkündür.


    Hz. Aişe’den rivayet olunan bir hadiste Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:


    ''Yemek hazır olduğunda namaz kılınmaz, idrar veya tuvalet ihtiyacı olduğunda da namaz kılınmaz''


    4–Sükûnet, huşu namaz için çok önemli ve gereklidir. Ebu Hureyre (r.a): Bir gün Peygamberimizden (s.a.v) işittim, buyurdular ki:''Namaza çağrıldığınızda koşarak gelmeyin, yürür halde namaza katılın. İdrak ettiğiniz yerde namaza devam edin. Kaçırdığınız rekâtları ise sonra tamamlayın” (9)


    Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor:


    قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ


    ''Felaha ulaştı o müminler. Ki onlar namazlarında saygılıdırlar''(10)


    6 – Gereksiz hareket yapmaktan kaçınmak. Elbise ile oynamak, gülmek vs. Hz. Aişe'den rivayet olunan bir hadiste ''Rasulullah’a sordum: Namazda sağa sola bakınanların durumu nedir?” “O şeytanın aldatmalarıdır. Şeytan namaz esnasında kişiyi bu şekilde aldatıp namazından alıkoyar'' buyurdu. (11)


    7 – Secde yerine bakmak, sağa sola bakmaktan kaçınmak. Hz. Enes (r.a) ın bir rivayetinde:


    ''Rasulullah’a (s.a.v) namazda sağa sola bakıp, gözlerini yukarılara dikenlerin durumunu sorunca; Birazda hiddetlenip; “Bunu yapmasalar da, gözlerine hâkim olsalar" buyurdu.(12)


    8 - Namaz kılarken, ayetlerin manasını düşünüp tefekkür etmek. Ve gaflet halinden kurtulmak. Ayet-i Kerimede Yüce Mevla şöyle buyuruyor:


    فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ {} الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ


    '' Vay haline şöyle namaz kılanların: Ki onlar namazlarından gafildirler''(13)


    Hz. Ammar (r.a) dan rivayet olunan bir hadiste Rasulullah şöyle buyurdu:


    ''Kul namazı kıldığında bazen namazının onda biri veya dokuzu, sekizi, yedisi, altısı, beşi veya çeyreği, üçte biri veya yarısı yazılır''(14)


    9 – Namazı acele etmeden, yavaş ve rahat bir şekilde eda etmek. Hz. Osman (r.a) diyor ki; “Peygamberimizden (s.a.v) işittim: ''Kim beş vakit namazını iyi bir abdest alıp, huşu içinde, tadil-i erkâna riayet ederek kılarsa günahlarına keffaret olur. Büyük günahlardan kaçındığı sürece iki namaz, arasındaki günahlarına keffaret olur. Bu hal bütün zamanlar boyunca devam eder"(15)


    10 – Namazları vaktinde eda etmeye özen göstermek. Allah (c.c) münafıkların sıfatlarını şu şekilde vasf ediyor:


    وَمَا مَنَعَهُمْ أَن تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَاتُهُمْ إِلاَّ أَنَّهُمْ كَفَرُواْ بِاللّهِوَبِرَسُولِهِ وَلاَ يَأْتُونَ الصَّلاَةَ


    إِلاَّ وَهُمْ كُسَالَى وَلاَ يُنفِقُونَ إِلاَّ وَهُمْ كَارِهُونَ





    ''Sadakaların kabul edilmesine engel olan sadece şudur: Onlar Allah’ı ve Resulünü inkâr ettiler, namaza üşene üşene gelirler ve istemeye istemeye sadaka verirler''(16)


    İbn-i Mes'ud (r.a) diyor ki: Peygamberimize sordum. “Ya Rasulullah: Hangi amel daha hayırlıdır?” “Vaktinde kılınan namaz” buyurdu. Sonra hangisi dedim? “Ana babaya iyilik” buyurdu. Sonra hangisi dedim? Allah yolunda cihaddır" buyurdular.(17)


    11-Öksürük ve esnemeye engel olmak.


    Ebu Hureyre (r.a): Peygamber Efendimiz ''Namazda esnemek şeytandandır. Kim esneyecek olursa, mümkün olduğu kadar engel olsun''(18) buyurdular.


    12 – Namazdan sonra bir müddet mescitte kalıp tevbe-istiğfar etmek.


    Ebu Ümame (r.a)'nin bir rivayetinde Peygamberimiz (s.a.v) buyurdular ki: "Rasulullah’a denildi ki: Hangi dua daha makbuldür? “Gece yarısı yapılan dua. Ve vakit namazlarında sonra yapılan duadır" buyurdu.(19)


    Ebu Hureyre’nin (r.a) bir rivayetinde Rasulullah (s.a.v) buyurdular ki:


    من سَبَّحَ اللهَ في دُبُرِ كُلِّ صلاةٍ ثلاثاً وثلاثينَ , وحَمِدَ اللهَ ثلاثاً وثلاثينَ , وكبَّرَ ثلاثاً وثلاثينَ , وقالَ تمامَ المائةِ لا إله إلاّ الله وحدَهُ لا شريكَ لهُ , لهُ المُلكُ ولهُ الحمدُ وهو على كلِّ شيءٍ قديرٌ , غُفِرَت خطاياهُ وإن كانت مثل زَبَدِ البحر


    ''Kim namazdan sonra otuz üç kere subhanallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahu Ekber deyip: Allah’tan başka ilah yoktur. O'nun şeriki yoktur. Mülk O'nundur. Şükür de O'na yapılır. O her şeye kadirdir deyip yüze tamamlarsa bütün günahlarına keffaret olur''(20)


    Peygamber Efendimiz: Hz. Muaz’a (r.a) buyurdu ki :


    ''Ya Muaz ben seni çok seviyorum ama namazdan sonra mutlaka:


    '' اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ''.


    Ey Allah'ım beni, senin zikrine, şükrüne ve hayırlı ibadet etmede bana yardım eyle” de'' buyurdular.(21)


    13–Namazdan sonra diğer namazı beklemek müstehaptır. Özellikle akşam namazından sonra zikir, dua ve Kur'an okumak ile meşgul olmak.


    14–Namazlarda sünnetleri kılmak, terk etmemeye özen göstermek. Çünkü sünnetler farzların tamamlayıcısıdır. Ebu Süfyan’ın kızı Remle(r.a)’den Peygamberimiz (s.a.v): ''Kim bir günde on iki rek'at nafile namaz kılarsa, Allah (c.c) kendisine cennette bir ev inşa eder''(22)


    15 – Namazları cemaatle eda etmeye özen göstermek, Peygamber Efendimiz (s.a.v):


    ''Cemaatle kılınan namaz yalnız kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir '' buyurdular.(23)


    16 – Namazımızı zikir ve dualarla süsleyip Allah (c.c) ın bizi görüp gözettiğinin hissi ile hal ve hareketlerimize dikkat etmek. Yüce Mevla’nın buyurduğu gibi:


    إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي


    ''Muhakkak ki ben Allah’ım. Benden başka ilah yoktur. Yalnız bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl''(24)





    اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ


    ''Kitaptan sana vahy edileni oku. Ve namazı da kıl. Çünkü namaz kötü ve iğrenç şeylerden vazgeçirir. Allah’ı anmak, elbette en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir''(25)


    *Dr. Muhammed Hayr Fatıma’nın “Gençlere İçin İslam Edepleri” adlı eserinden tercüme; Necdet İçel


    Dipnotlar


    1-İsra: 44.


    2-Bezzar rivayet etmiştir.


    3-Taberani.


    4-Bakara: 3.


    5-Ahmet bin Hanbel – Müslim.


    6-İbrahim: 40.


    7-Meryem: 31.


    8-Araf: 31.


    9-Buhari – Müslim.


    10-Müminun suresi: 1,2.


    11-Buhari.


    12-Buhari.


    13-Maun: 4,5.


    14-Ahmed bin Hanbel – Ebu Davut.


    15-Müslim


    16-Tevbe: 54.


    17-Buhari – Müslim.


    18-Buhari.


    19-Tirmizi.


    20-Müslim.


    21-Ebu Davud, Nesei.


    22-Müslim.


    23-Buhari, Müslim.


    24-Taha: 14.


    25-Ankebut: 45.
    Yazar : Risale Forum

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. yardımcı olurmusunuz?
    By sahinmerve in forum İstek ve Şikayetleriniz
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28-02-2012, 11:31
  2. Namazın İnsana Kazandırdıkları Nelerdir?
    By ennurelif in forum Dua Ediyorum
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-09-2010, 10:36
  3. Namazın insana kazandırdıkları nelerdir?
    By genc_kalem in forum Namaz Kılmak
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19-01-2010, 08:05
  4. 5 vakit namazın kazandırdıkları
    By HAFIZ in forum Namaz Kılmak
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 11-01-2010, 12:47
  5. yardımcı olurmusunuz
    By şevvalnisa in forum İstek ve Şikayetleriniz
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 07-11-2009, 03:52

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •