Müslümanlar her gün “La İlahe İllallah” kelimesini ezanlarında, kametlerinde, hutbelerinde konuşmalarında defalarca söylerler. Şehadet kelimesi; yer ve göklerin kendisi ile kaim olduğu, bütün mahlukatın onun için yaratıldığı, Allah’ın (c.c.) nebi ve rasullerini kendisiyle gönderdiği, kitaplarını onun için indirdiği, şeriatini onun için koyduğu bir kelimedir.

Bu kelime gereğince yaratıklar, mümin ve kafir, iyi ve kötü diye iki sınıfa ayrılırlar. Bu kelime; yaratılışın gayesi, emir ve yasakların, sevap ve cezanın kaynağı, mahlukatın kendisi için var edildiği, sorgu ve yargılamanın kendisi hakkında yapıldığı kelimedir. Sevap ve ceza onun üzerine kurulur. Kıble onun üzerine temellendirilmiştir. Din o kelime üzerine tesis edilmiş, cihat kılıçları onun için sıyrılmıştır. Bu Allah’ın (c.c.) bütün kullar üzerindeki hakkı olan kelimedir. O İslam’a giriş kelimesi, selamet yurdu olan Cennetin anahtarıdır.

Bütün amellerin kelimesi üzerine bina edilmesi sebebiyle, bu kelimenin İslam’daki yeri ve öneminin bilinmesi tüm kullar üzerine farzdır.

Önceki ümmetler ve gelecek milletler o kelimeden hesaba çekileceklerdir. Allah (c.c.) huzurunda kulun ayağı iki meseleden sorulmadıkça yerinden oynamayacaktır:

1. Neye ibadet ediyordunuz?

2. Nebi ve rasullerin davetine ne cevap verdiniz?

Birinci sorunun cevabı:

“Bilerek ve şuurlu olarak kendisinden başka ibadete layık ilah olmayan Allah’a (c.c.) ibadet ediyorduk.”

İkincinin cevabı:

“Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın (c.c.) elçisi olduğunu kabul edip ona teslim olduk ve itaat ettik.” (İbn Kayyım el-Cevziyye, Za’du’l-Mead: 2/1.) olmalıdır.

İbrahim’in (a.s.) tutunmuş olduğu sağlam kulp olan “La ilahe illallah” kelimesi, İslam ve küfür ayrımıdır.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“İbrahim bu sözü ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki insanlar (dine) dönsünler.” (Zuhruf: 43/28)

Allah (c.c.), ilim ehli ve melekler bu kelimeye şahitlik etmişlerdir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Allah, melekler ve ilim sahipleri adaleti ayakta tutarak, Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına şahitlik etmişlerdir. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O Aziz’dir, Hakim’dir.” (Al-i İmran: 3/18)

Bu kelime, bütün mahlukatın kendisi için yaratıldığı takvadır, ihlastır, hakka şehadet ve şirkten uzaklaşmaktır.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 51/56)

Allah (c.c.) rasullerini bu kelimeyle göndermiş, kitaplarını onun için indirmiştir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Senden önce hiçbir rasul göndermedik ki ona ‘Benden başka ibadete layık ilah yoktur. Bana ibadet edin diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya: 21/25)

“Allah, melekleri, kullarından dilediği kimseye kendinden bir vahiy ile, ‘Benden başka ibadete layık ilah olmadığına dair (kullarımı) uyarın’ diye gönderir.” (Nahl: 16/2)

İbni Uyeyne dedi ki:

Allah (c.c.) “La ilahe illallah” ı hakkıyla bilen kullarını büyük nimetlerle nimetlendirmiştir.

Dünya ehli için soğuk su neyse, Cennet ehli için de “La ilahe illallah” odur.(Hafız İbn Receb el-Hanbeli, Kelimetü’l-İhlas: 52-53.)

Kim “La ilahe illallah” derse, malı ve kanı korunmuştur. Kim de inkar eder yalanlarlarsa, malı ve kanı helal olur.

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Her kim ‘Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur’ der ve Allah’tan başka ibadet edilen şeyleri reddederse malı ve canı haram (dokunulmaz) olur. Hesabı da Allah’a aittir."(Müslim, İman: 8.)

İnsanlar İslam’a ilk önce davet edilerek kendilerinden bu kelimeyi söylemeleri istenir. Nebi (s.a.v.) Muaz İbn Cebel’i (r.a.) Yemen’e gönderirken ona şöyle dedi:

“Sen kitap ehli bir kavme gidiyorsun, onları ilk olarak Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına davet et..." (Buhari, Meğazi: 62; Müslim, İman: 7.)

**Tevhid/ Salih b. Fevzan