Sayfa 1/2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    MARİFETULLAH İLMİ
    VE MARİFETULLAH EHLİ
    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
    “Her şeyden haberdar olan Allah gibi sana hiç kimse haber veremez.” (Fâtır: 14)
    Sana hakikatı bildirecek olan, herşeyden kemaliyle haberdar olan zât-ı kibriyâ’dır, diğer haber verenler değil.
    Allah-u Teâlâ veli kullarını bize tarif ediyor ve Hadis-i kudsî’de buyuruyor ki:
    “Kulun benimle meşgul olması, en fazla önem verdiği şey olursa, onun arzu ve lezzetini zikrimde kılarım. Arzu ve lezzetini zikrimde kılarsam da o bana âşık olur, ben de ona âşık olurum. O bana, ben ona âşık olunca da, onunla aramdaki perdeyi kaldırırım. Bu hâli onun umumî hâli kılarım. İnsanlar yanıldığı zaman o yanılmaz. Böylelerinin sözleri peygamberlerin sözleri gibidir. Gerçek kahramanlar onlardır.
    Onlar öyle kimselerdir ki yer ehline bir cezâ ve azab vermek istediğim zaman onları hatırlarım da azabdan vazgeçerim.” (Ebû Nuaym, Hilye)
    Bu mevzuyu güzel takip edebilmeniz için üç Hadis-i şerif’i birleştireceğiz.
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyururlar ki:
    “Ümmetimin âlimleri benî İsrail’in Peygamberleri gibidir.”
    “Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüz yıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (Ebu Dâvud)
    Bunlar yüz senede bir, vazifeli olarak gönderilmiş olanlardır.
    Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir diğer Hadis-i şerif’inde buyururlar ki:
    “Âlimler peygamberlerin varisleridir.” (Buharî)
    Hadis-i kudsî’de geçen “Böylelerinin sözleri peygamberlerin sözleri gibidir, gerçek kahramanlar onlardır.” beyanını bu üç Hadis-i şerif ile izah etmiş olduk.
    Nübüvvetin üstünde hiç bir rütbe olmayacağına göre, bu rütbeye vâris olmaktan daha büyük şeref tasavvur edilemez.
    Hiç bir peygamberin ümmeti vâris-i enbiyâ mertebesine nâil olamamıştır. Bu vazife ancak Ümmet-i Muhammed’e tevdi ve ihsan buyurulmuştur.
    Bunlar öyle kimseler ki bütün işleri Allah içindir. Hiç bir kimseden hiç bir ücret, hiç bir menfaat beklemezler. Her şeyleri liveçhillahtır, Hazret-i Allah’a dayanır.


    Benzer Konular
    TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ Chm-Pdf-3D E-Kitap
    TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ Chm-Pdf-3D E-Kitap TASAVVUF'UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ Chm-Pdf-3D E-Kitap Tasavvuf İslâmî ilimlerin özü ve kaynağıdır. Esrar odasının ilâhî sırlarına mazhar olabilmek ve hakikatı anlamak için kurulmuş ilâhî bir ilim-irfa
    Kalpten çıkan kalbe girer.HİKMET EHLİ..
    Kalpten çıkan kalbe girer.HİKMET EHLİ.. Kalpten çıkan kalbe girer.HİKMET EHLİ.. * Namazları doğru kılmalı. Günahlardan vazgeçmeli. Günahın kelime anlamı ateş, Cehennem ateşi. Kendi eliyle ateşini götürmemeli. * Nehir bu tarafa akarken, nehrin tersine gideme
    MARİFETULLAH(20.MEKTUP) REYYAN
    MARİFETULLAH(20.MEKTUP)  REYYAN BÜTÜN HAKİKİ SAADET VE HALİS SÜRUR VE ŞİRİN NİMET VE SAFİ LEZZET ELBETTE MARİFETULLAH VE MUHABETULLAHTIR.ONLAR ,ONSUZ OLAMAZ.CENAB-I HAKKI TANIYAN VE SEVEN,NİHAYETSİZ SAADETE,NİMETE,ENVARA,ESRARA,YA BİLKUVVE VEYA BİLFİİL
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Vâris-i enbiyâ kimdir?

    Allah-u Teâlâ kimi sevip seçmişse, kimi kendisine çekmişse, emanetini kime vermişse, Resulullah Aleyhisselâm’ın nûrunu kime takmışsa, işte onlar Peygamber vârisidirler.
    Onların muallimi bizzat Hazret-i Allah’tır.
    Âyet-i kerime’de:
    “Allah’tan korkar, takvâ sahibi olursanız mualliminiz Allah olur” buyuruluyor. (Bakara: 282)
    Muallimleri Hazret-i Allah olduğu için ilimleri kesbî değildir, yani herhangi bir hocadan medreseden tahsil etmezler. Onların ilimleri vehbîdir, doğrudan doğruya Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’dan gelir. Yani halka muhtaç değildirler.
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bu ilmi tarif ediyor ve Hadis-i şerif’lerinde buyuruyor ki:
    “Öyle ilimler vardır ki, gizlenmiş mücevherat gibidir. Onu ancak Ârif billâh olanlar bilirler. Bu ilimden konuştukları vakit, Allah’tan gafil olan kimseler anlamazlar.
    Binâenaleyh Allah-u Teâlâ’nın kendi fazlından ilim ihsan ettiği âlimleri sakın tahkir edip küçük görmeyin. Çünkü Azîz ve Celîl olan Allah onlara o ilmi verirken tahkir etmemişti.”
    (Erbaîn)
    Kur’an-ı kerim’de beyan buyurulduğuna göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz için de müşrikler böyle söylediler. “Peygamberlik filân filân kimselere verilseydi?” dediler. (Bakınız, Zuhruf: 31)
    Yani Allah-u Teâlâ’nın takdir ve taksimine rızâ göstermediler. Neden? Çünkü nefis putu “Ben!” diyor, başka kimseyi dinlemiyor, o bir puttur.
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Onların vâris-i nebi oldukları nasıl bilinir?

    Hiç kimseden hiç bir tahsil görmediği halde en doğrusunu bilirler.
    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
    “Eğer bilmiyorsanız dini müşküllerinizi ehl-i zikirden sual ediniz.” (Nahl: 43)
    Ehl-i zikirden murad evliyaullah hazeratıdır.
    Bir Âyet-i kerime’de de şöyle buyuruluyor:
    “İnsana bilmediklerini O talim eyledi.” (Alâk: 5)
    Hiç kimseden çekinmeden hakikatı söyler. Neden? Vazifedar olduğu için. Mühim olan emr-i ilâhîdir, mahlûkun hiç hükmü yoktur.
    Âyet-i kerime’de:
    “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’tan korkar, takvâ sahibi olursanız, O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir marifet bir nûr verir.” buyuruluyor. (Enfâl: 29)
    Kendilerine ihsan ve ikram edilen o lütuf ve o nur sebebiyledir ki, Allah-u Teâlâ’nın bildirdiği kadar bütün hakikatları bilirler, hiç kimseden çekinmeden hakikatı söylerler.
    Ve Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde onları şöyle tarif eder:
    “Hiç bir kınayıcının kınamasından korkmazlar.” (Mâide: 54)
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
    “Allah-u Teâlâ bu ümmete, her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (Ebu Dâvud)
    Dünya bozulmaya yüz tuttuğu, fitne ve fesadın arttığı bir zamanda Allah-u Teâlâ sevdiği ve seçtiği bu kullarından birini gönderir, o ifsadı kaldırır.
    Hele bu zamanda, her gün bir bölücü, her gün bir fitne türüyor.
    Bu gönderilme hususunu size şöyle arzedelim. İsâ Aleyhisselâm Antakya halkını Tevhid’e davet etmek için Havari’lerinden iki kişiyi göndermişti. Oranın halkı karşı çıkınca arkalarından bir Havarî daha gönderdi.
    Hazret-i Allah bu hadiseyi Kuran-ı kerim’inde şöyle haber veriyor:
    “O zaman kendilerine iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı.”
    “Biz de bir üçüncü ile onları takviye edip desteklemiştik.”
    “Gerçekten biz size gönderildik demişlerdi.”
    (Yâsin: 14)
    Dikkat edilirse onları görünüşte İsâ Aleyhisselâm gönderdi, fakat Hazret-i Allah “Biz gönderdik.” buyuruyor. “Biz gönderdik.” buyurulması, İsâ Aleyhisselâm tarafından gönderilmeleri de Allah-u Teâlâ’nın emriyle olduğundan dolayı olmuş oluyor.
    Binaenaleyh bu gönderilenler Hazret-i Allah’ın emrini tebliğ ediyorsa, halkın onlara itaat etmesi gerekiyor. Gönderilmiş olduğu için.
    Onlara isyan eden, gönderene isyan etti demektir. Ahirette de bundan ötürü muhasebeye çekileceği şüphesizdir. “Ey kulum! Benim ahkâmım sana duyurulmadı mı? Benim ahkâmıma mı iman ettin, yoksa imamına mı iman ettin?”
    İmama iman edenler, iman ettikleri imamın orada peşinde olup cehennemi boylayacaklar. Çünkü Allah-u Teâlâ’nın hükmünü hiçe saydılar.
    Âyet-i kerime’de:
    “İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” buyuruluyor. (İsrâ: 71)
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Bedir’de Cebrail Aleyhisselâm’ın tavsiyesi üzerine yerden bir avuç kum alarak müşriklerin üzerine attı. Bu atış onların hezimetine vesile oldu.
    Âyet-i kerime’sinde Allah-u Teâlâ buyuruyor ki:
    “Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Resulüm! Sen atmadın Allah attı.” (Enfâl: 17)
    Görünüşte Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz attı, fakat Hazret-i Allah “Ben attım” buyuruyor.
    Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
    “De ki: Ey mülkün sahibi Allah! Sen mülkü kime dilersen ona verirsin. Kimden dilersen ondan alırsın. Kime dilersen ona izzet verirsin, yükseltirsin. Kime dilersen ona zillet verirsin, alçaltırsın. Hayır senin elindedir. Sen her şeye kadirsin.” (Âl-i imran: 26)
    Fâil-i mutlak olan Hazret-i Allah fiillerini icra eder, sahnede başkası görünür.
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin “Sehm-i nübüvvet” ve “Sehm-i velâyet”inden nasip alanlar Hakk iledirler ve Hakk’tan bahsederler.
    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde onları şöyle tarif ediyor:
    “Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakk’a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler.” (Araf: 181)
    Onların ilmi vehbîdir, Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’dan gelir. Nasibdar olanlara nasiplerini vererek; şeriat, tarikat, hakikat ve marifet yolları ile Hazret-i Allah ve Resulü’ne ulaştırmaya çalışırlar.
    Kendilerinin değersiz olduklarını bilirler, zira bütün değerler Allah-u Teâlâ’ya aittir.
    Hükümsüz olduklarını görürler, zira hüküm de Allah-u Teâlâ’ya aittir.
    Bunu onlardan başka kimse bilmez. Herkes varlık satmaya çalışır. Fakat O Hazret-i Allah’ta fâni olduğu için, Hazret-i Allah’ı görür, kendisinde hiç bir şey görmez.
    Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
    “O’nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez.” (En’am: 59)
    Hazret-i Allah öyle bir Allah’tır ki bütün mahlûkat bir araya gelse bir tek yaprağı yaratamazlar.
    Eğer Hazret-i Allah’ı bulamıyorsan, iyice düşün, burada bul! Zira bütün kâinat bir tek yaprağın karşısında âciz kalıyor. O ise öyle bir Allah! Hazret-i Allah’ı güzel düşünürseniz, varlığını her zerrede hissedebilirsiniz.
    Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
    “Allah’ın izni olmadan hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir.” (Yunus: 100)
    Hazret-i Allah dilemezse hiç kimsenin kalbine imanı düşürmez. O, hidayeti bulan kimseleri hidayete erdirmekte, dalâlete düşürdüğü kimseleri de dalâlette bırakmakta âdil olandır.
    “Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalplerine yazmıştır.” (Mücadele: 22)
    Âyet-i kerime’sinde beyan buyurduğu üzere kimin kalbine imanı yazarsa, o iman sebebiyle, o nûr sayesinde hakikatı onlara bildirmiş oluyor.
    “Allah size imanı sevdirdi ve onu kalbinizde süsledi. Küfrü, fâsıklığı ve isyanı ise çirkin gösterdi. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.” (Hucurat: 7)
    Âyet-i kerime’si mucibince kime imanı sevdirir ve o imanı kalbinde süslerse onu tutuyor demektir. Bu böyledir, esas budur. Kurtulan böyle kurtuluyor, kurtardığı için kurtuluyor. Biz buna “Hıfz-u himaye, tasarruf-u ilâhiye.” diyoruz.
    Onlar Hakk’ı bilir, kendisini bilmez. Hakk’ı görür kendisini görmez.
    Bir sivrisinek kanadı kadar varlığı olsa, yahut kendisinde varlık görse, Allah-u Teâlâ’ya karşı o da bir varlıktır.
    Bu mahviyet onlara mahsustur. Çünkü Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
    “Sana gelen her iyilik Allah’tandır, bütün kötülükler de kendi nefsindendir.” (Nisâ: 79)
    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde:
    “Kendinde varlık görmen, diğer günahlarla kıyaslanmayacak kadar büyük bir günahtır.”
    Çünkü var olan ancak Hazret-i Allah’tır. Vücud O, mevcud O...
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Hakikat ehlinde Hakk’tan gayrı hiç bir şey bulunmaz. Varlığını ata ata Var’a ulaşırlar.
    Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyururlar:
    “ -Müferridler yarışı kazandılar;
    –Müferridler kimlerdir yâ Resulellah?
    –Onlar o kimselerdir ki, Allah-u Teâlâ’nın zikrine bütün benlikleriyle dalmışlardır, başka şeylerle uğraşmazlar.
    Bu zikir onlardan yüklerini indirmiştir, kıyamete hafif olarak gelirler.”
    (Müslim)
    Bir Hadis-i kudsî’de şöyle buyuruluyor:
    “Kulum beni zikrettiği zaman ben onunla beraberim.” (Buharî)
    Âlem-i billâh olanlarda Allah-u Teâlâ nasıl tecelli etmişse öyledir.
    O Rabbül-âlemindir. Kuluna tecelli edince O’nun tecelliyâtı ile âlem olur.
    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
    “Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalplerine yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir.” (Mücâdele: 22)
    Dikkat ederseniz Hazret-i Allah ruh ile bizi ayakta tutuyor, ruhu çektiği zaman bir şey olmuyor. Ruhu halkeden Hazret-i Allah, ruhâniyeti de halketmiştir. Bu bilinmeyen bir ilimdir. Allah-u Teâlâ dilediği kulunu bu ruhâniyetle destekler, bu ruhâniyetten lâtifeler husule gelir. Allah-u Teâlâ bu lâtifeleri dilediği şekilde çalıştırır. Bir kişi olur, on kişi olur, kırk kişi olur, bu sizin ilminizin dahilinde değildir.
    Herkeste bir ruh var, onlarda iki tane var. Gayemiz size yavaş yavaş marifetullah ehlini ve ilmini bu şekilde duyurmaya çalışmak.
    Bu kudsî ruh, onlardan başka kimsede bulunmaz.
    Ayrıca onlar Resulullah Aleyhisselâm tarafından “Fırka-i Nâciye” yani “Kurtulmuş Fırka” lâkabıyla müşerref kılınmışlardır. Bu kalpleri diri hakikat erleri Resulullah Aleyhisselâm’ın yolundan, Ashab-ı kiram’ın, selef-i salihinin yolundan yürümüşler, sırat-ı müstakimden bir an bile ayrılmamışlardır. Bu güne kadar da bu âli himmetleriyle Hakk yolunun sâliklerini bidatçıların, ehl-i dalâletin iğva ve saptırmalarından korumuşlardır.
    Allah-u Teâlâ onların doğruluğunu bizzat kendisi rahmetiyle müminlere göstermiş, müminler de bu büyüklerden istifade etmişler feyz almışlardır.
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Ve bu kullar Allah-u Teâlâ’ya nasıl yaklaştılar?
    Bir Hadis-i kudsî’de şöyle buyuruluyor:
    “Bana bir karış yaklaşan kimseye ben bir arşın yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşan kimseye ben bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben de koşarak gelirim.” (Buharî ve Müslim)
    Allah-u Teâlâ bu kulları kendisi için seçmiştir. Allah-u Teâlâ’ya yaklaşan bu kullar sevgi ile yaklaşmışlardır. Allah-u Teâlâ bunlara âşık olmuş; onları sevdiği gibi, bu kullar da Allah-u Teâlâ’ya âşıktır. Allah’tan başka hiç bir arzuları yaşamaz.
    “Allah kimi dilerse onu rahmetiyle mümtaz kılar.” (Bakara: 105)
    İşte Allah-u Teâlâ bu sevgili kullarını bu lütfa mazhar etmiştir.
    “Biz rahmetimizi kime dilersek ona isabet ettiririz.” (Yusuf: 56)
    Gerçekten bu sevgili kullarını daire-i saadetine almış, merkez-i selâmetine çıkarmış, huzuruna kadar almış ve en büyük saâdetine eriştirmiştir.
    “Onlar sıdk makamında kuvvet ve kudret sahibi hükümdarın huzurundadırlar.” (Kamer: 55)
    Bir düşünün! Allah-u Teâlâ onları huzuruna aldı. O kehribarın tozu olduğu için sıddıkiyet makamına kadar çıkardı.
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  8. #8
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
    “Rahman olan Allah’ın cezbelerinden bir cezbe insanların ve cinlerin amellerine denktir.” (K. Hafâ)
    Bir insanın bin sene ömrü olsa, Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmak istese, Allah-u Teâlâ kendisine çekmek istediği kulunu bir anda çeker. Kişinin kendi çalışması ile bin senede ulaşamadığı mesafeye, Allah-u Teâlâ dilerse bir anda ulaştırır. Neden? O çekti, O’nun kuvveti O’nun kudreti çekti. Bu Hadis-i şerif’in mânâsı budur, bu da açılmış oldu.
    İşte Hazret-i Allah bunları sevdi, seçti, huzuruna aldı.
    “Biz Allah içiniz ve yine O’na döneceğiz.” (Bakara: 156)
    İşte bunlar Allah için olan ve Hazret-i Allah’a dönenlerdir.
    Bu iltifat-ı ilâhî’ye mazhar olanlar bunlardır.
    Gerçekten bunlar Allah-u Teâlâ’nın kullarıdır, bunlar Allah-u Teâlâ’ya teslim olmuşlardır, iradelerini Hakk’ın iradesine bırakmışlardır. Onlarda arzu yaşamaz. Onlar için mühim olan “Hükm-ü ilâhî”dir. Çıkacak hükm-ü ilâhî’ye bakarlar. Onlar Hakk’ın kudret elindedir. Nereye koyarsa orada bulunurlar. Onlar için hayat-vefat değişmez. Dünyâda olmakla kabirde olmak arasında hiç fark yoktur. Gerçek kahraman işte onlardır, burası “Kulluk Makamı”dır.
    Şimdi hepimiz bu hakikat aynasında kendimize bakalım; Hazret-i Allah için miyiz, şeytan için miyiz, nefis için miyiz, dünyâ için miyiz?
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  9. #9
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ

    Allah-u Teâlâ’nın “Vedüd” İsm-i şerifi vardır. Yani itaatkâr kullarını çok seven, sevilmeye en çok lâyık olan demektir.
    Allah-u Teâlâ’nın bir İsm-i şerifi de “Lâtif” dir, yani en ince işleri yapan, bütün işlerin inceliklerini bilen, sonsuz lûtufkâr O’dur.
    Diğer bir İsm-i şerif’i de “Veli” dir. Yani salih kullarının dostu olan demektir. Tasavvur buyurun bir kulun dostu Hazret-i Allah olursa...
    Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:
    “Ölen kişi Allah’a yaklaştırılanlardan ise; ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti var.” (Vâkıa: 88-89)
    Bu gibi kimselerin cennette yerini görmeyince, cennet çiçeklerinden bir dal gelip onun kokusunu koklamayınca ruhunun kabzolunmayacağına dair muhtelif Hadis-i şerif’ler vardır.
    O kişiye Âyet-i kerime’deki bu müjde verildiğinde Allah-u Teâlâ’ya ulaşmak ister. Allah-u Teâlâ ise onun kendisine ulaşmak istemesinden çok daha sevinç duyar.
    “Eğer sağcılardan ise; ‘Ey sağcı! Sana sağcılardan selâm!’ denir.” (Vâkıa: 90-91)
    Can boğaza gelmiş durumdaki mümin o selâmı kemal-i meserretle alır ve rahatlar, dostluğun ünsiyetini hisseder.
    “Amma yalanlayıcı sapıklardan ise; işte ona da kaynar sudan bir ziyafet ve cehenneme atılma vardır. Kesin gerçek budur işte!” (Vâkıa: 92-95)
    Ben bu kaynar suyu gördüm. Bir kişi için merak etmiştim, kaynar suya nasıl atılır diye, sonra gösterdiler. Kaynar suya atıldı, çıktıktan sonra baktım ki, bütün kemikleri soyulmuş, elbiseyi ipe asar gibi astılar. Artık o acı binlerce sene olsa unutulmaz. Ondan sonra bir de cehenneme atılma var.
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    859
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 252 + 17860


    Cevap: MARİFETULLAH İLMİ ve MARİFETULLAH EHLİ


    Dünyânın garip hali.
    Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:
    “Her insan ölümü tadacaktır.” buyuruyor.(Âl-i imran: 185)
    Allah-u Teâlâ’nın bütün yarattıklarının misali; farz-ı muhal bir denize bir ağ atılmış, balıkların hepsi tutulmuş ve fakat tutulduğunu da bilmiyor, sağa sola saldırıyorlar. Sahibi ağı yavaş yavaş çekiyor, hiç birinin umurunda bile değil. Biraz sonra karaya çıkacaklar, çok çırpınacaklar, hiç de bu çırpınmanın faydası olmayacak. Hepsi ölüme mahkûm.
    Ve fakat Allah-u Teâlâ’nın feyz ve rahmet deryası vardır, o derya uçsuz bucaksızdır ve sonsuzdur. O deryâdan da Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-in deryasına gelir. Bu derya, feyz ve hayat suyudur. O deryâdan da zamanın Mürşidinin deryasına gelir.
    Allah-u Teâlâ o ağın içinden alıp, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin hayat suyu olan feyiz deryâsına kimi koyarsa, onun için ölüm yoktur.
    Hadis-i şerif’te buyurulur ki:
    “Müminler ölmezler, ancak bir evden bir eve naklolunurlar.”
    Mürşid-i kâmil’in deryâsına gelince; diğer bir Hadis-i şerif’te şöyle buyurulmaktadır:
    “Her asırda benim ümmetimden Sâbikûn vardır. Ki bunlara Bûdelâ ve Sıddikûn itlak olunur. Haklarındaki inâyet ve merhamet-i ilâhiye o kadar mebzüldür ki, sizler de o sâyede yer ve içersiniz. Ehl-i arz için vukuu tasavvur edilen belâ ve musibetler onlarla kaldırılır.” (N. Usûl)
    İşte bu deryâya koyduklarını da dilerse hayat suyu ile yaşatır. Bunlar helâl lokma üzerinde çok dururlar, ihlâslı ubudiyet ve taatla meşgul olurlar. Diğer taraftan dinimize ve vatanımıza sahip çıkmak için cihad ederler.
    Yazar : Risale Forum
    ''Dünya ve âhirette ebedî ve dâimî sürûru isteyen, İmân dairesindeki Terbiye-i MUHAMMEDİYEYİ (A.S.M.) kendine rehber etmek gerektir.''

Sayfa 1/2 12 SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222