DOĞUM VE ÖLÜM TARİHLERİ

Bir şahıs bir köye gider. Köyün girişindeki mezarlık taşlarının üzerindeki tarihler dikkatini çeker. Bakar ki bu mezarlıkta yatanların kabir taşlarındaki doğum ve ölüm tarihleri birbirine çok yakın. Kimi 5, kimi 7, kimi 10, kimide 15 yıldır yaşları.
Bu duruma hayret eder.
Köye gider. Birde bakar ki karşılaştığı insanların çoğu yaşlı insanlar.

Kendini tutamaz ve ilk karşılaştığı yaşlı insanın elinden tutarak sorar:
"Amca köyünüzün girişindeki mezarlığa uğradım. Orada yatanların kabir taşlarında yazılı olan doğum ve ölüm tarihleri dikkatimi çekti. İnceledim. Hepsinin çok az yaşadığını gördüm. Köyünüze bir salgın hastalık mı geldi? Bu insanlar neden böyle genç yaşta öldüler? Köyünüze girdiğimde baktım ki çok yaşlı insanlar var. Nedir bunun hikmeti? Bana anlatır mısın?"

Yaşlı adam şöyle cevap vermiş:
" Evladım! Bizim köydeki insanlar ahlâken olgunlaşıp insan-ı kâmil mertebesine ulaşmadan yaşadıkları hayatı yaşamış kabul etmezler. Ne zaman ki ahlâken olgunlaşıp insan-ı kâmil mertebesine ulaştılarsa o tarihi doğum tarihi olarak kabul ederler. O yüzden kabir taşları üzerinde yazılı olan doğum ve ölüm tarihleri birbirine çok yakındır."

Evet dostlar!
Ömür kısa, yol uzun!
Zaman kaybetmeden Allah katında bizi kurtaracak kâmil bir hayatı yakalamamız gerekmez mi? Gerçek yaşam süremizi biraz uzatmamız gerekmez mi?

Acaba şu halimizle mezar taşımıza huzur-i kalp ile yazdırabileceğimiz kaç saatlik kemalde geçmiş ömrümüz var?

HİÇ DÜŞÜNDÜK MÜ?

Varır her kes huzura bundan kaçış olamaz.
Kemale ermek gerek başka yaşam olamaz.
Bu diyara ot gelip saman giden bedbahtın
Ölüm anı mahduttur. Ancak milad bulamaz.

Huzur-i ilahide yoksa makbul amelin
Halin kötü arkadaş var mı senin haberin?
Dünyadaki makamın, malın, paran boşuna.
Yaşadığın faydasız, yok hiçbir değerin.