Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Kim Allah için tevâzu gösterirse Allâhü Teâlâ onu yüceltir.

O kimse, kendine göre küçüktür, fakat insanlar nazarında büyüktür.

Kim de kibirlenirse, Allâhü Teâlâ onu alçaltır. O kimse, kendini büyük gördüğü halde insanların gözünde küçüktür.”

Musa (a.s.) “Yâ Rabbi! Kullarının en kuvvetlisi kimdir?” diye sordu. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “(Cezalandırmaya) gücü yettiği halde affeden kimsedir.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kim diline sahip olursa Allâhü Teâlâ onun ayıplarını örter.

Kim öfkesine hâkim olursa Allâhü Teâlâ kıyâmet günü ondan azabı kaldırır.

Kim de Allâhü Teâlâ’ya tevbe ederse Allâhü Teâlâ onun tevbesini kabul eder.”

“Kimin üzerinde bir din kardeşinin canından veya malından bir hak bulunursa,

dinarın ve dirhemin bulunmadığı kıyâmet gününden evvel; dünyada iken o mazlumdan hakkını helâl etmesini istesin.

Aksi takdirde zâlimin sâlih ameli varsa, zulmü miktarı sâlih ameli ondan alınır, mazluma verilir.

Eğer zâlimin sâlih ameli yoksa, mazlumun günahlarından alınıp zalime yükletilir.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) birgün Ashabına ‘Müflis (iflas eden) kimdir?' diye sordular.

Onlar da 'Bize göre müflis, elinde avucunda parası, malı kalmayandır.’ diye cevap verdiler.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.)

“Şüphesiz benim ümmetimden iflas etmiş olan o kimsedir ki, kıyâmet gününde namaz, oruç, zekât (gibi bir çok ibâdetler) ile gelir.

Ancak o, falana sövmüş, falanın malını yemiş, falanın kanını dökmüş, falana vurmuş olarak gelir.

Sonra onun sevapları bu kimselere verilir.

Eğer üzerindeki haklar ödenmeden önce iyilikleri tükenirse, onların günahları alınır ve onun üzerine atılır.

Sonra da cehenneme atılır.”


Mektûbât-ı İmâmı Rabbânî, 1/98