Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 4/4 İlkİlk 1234
40 sonuçtan 31 ile 40 arası

  1. #31
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    661
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 123 + 5860


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Alıntı gsari42 Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Merhabalar, ben de nacizane bildiklerimin bir kısmını ortaya dökeyim dedim yaklasık 10 yıl rabıta yapmıs biri olsam dahi gercekci konusmam gerekıyor. zira kitabullah ve Efendimiz sav ne derse o! gayrisini söyleyecek kadar gaflete düşmekten Rabbim muhafaza buyursun. buna bağlı olarak kişisel görüşlerimin de hiçbir önemi yok, zira islam'ın kaynağı kişisel görüşler değil, Kur'an-ı Kerim ve Sünnet'tir.. bunun dışında kalan ictihatlar (Kıyas-ül Fakih, İcma-i Ümmet) hariç bütün hükümler bir Bidat unsurudur. Bidat Dine sonradan katılmış İbadet özellikli adetlere denir. ibadet özelliği taşımayan yeni adet, alışıklıklara bidat denmez. Sizin de bildiğiniz gibi Bidat'ın sakıncaları üzerine birçok hadis ve ayet mevcuttur. örneğin; 'Dinde Sonradan ortaya çıkan herşey bid'attir; her bid'at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler. (Müslim, Cumua, 43; Ebû Davud, Sünnet 5; Nesâî, lydeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7)' hadisi gibi... anlayacağınız, güzel düşünce de taşısa dine ekleme yapmak kesinlikle yasaklanmıştır. Zira, Haşa Din eksik miydi ki; Efendimiz sav bize dini eksik mi anlattı da biz dini tamamlamaya çalışalım.. Düşünün ki evinizin salonu herşeyiyle tam takır dolu, eksiksiz.. bu salona yeni bir koltuk takımı almak için ne yapmamız gerekir? eski koltuk takımını atmamız gerekir değil mi! oysa ki düşüncemiz güzeldir. yeni temiz kullanışlı bir takım almak.. Bidat da işte buna benzer, iyi niyetle dahi olsa dine eklenen her bidat en az bir sünneti yerinden eder. Örneğin; Teyeccüd namazı'nı efendimiz 12 rekat kılmışsa sen de ben daha çok ibadet ederim niyetiyle 20 rekat kılarsan, efendimizin teyeccüdü 12 rekat kılma sünneti yerinden etmiş olursunuz.. Şimdi gelelim yazıdaki açıklamalara.. Rabita şirk'e gelene kadar öncelikle Bidat'tır. Kitabullah Rabıtadan söz eder fakat kelime manası olarak ele alır. (rabıta = bağlanmak/tr) yapılış şekli ile yazıda da belirtildiği üzere ayet ve sahih hadis yoktur. bazı uydurma hadislerde ise Efendimiz sav'in Hz Ebu Bekir'e bizzat rabıta verdiği belirtilir ancak bir delili yoktur, ravilere ulaşan silsilede kopukluk vardır.. Yazıda Cenaze namazındaki 'iyi bilirdik' örneği ise çok farklıdır. sonuçta bir insana hüsnü zan beslemek bir ibadet şekli değildir. bu nedenle o kişi kötü dahi olsa iyi bilmenin zararı yoktur. bidat da değildir ki zaten.. Ancak Mürid'inden Allah'ın nurunu almaya çalışmak ibadet şekli oldugundan ötürü, güzel birşey yapıyorum ben diyerek bu bidat'ı meşrulaştıramayız.. Yine yazıda Efendimiz sav'in Ebu Hureyre Hz'ne yapmış olduğu yardım ile rabıta'daki yardım biçimi kesinlikle kıyaslanamaz, neden; şefaat diye birşey elbetteki vardır. zaten şefaat yardım manasındadır. Hayattaki bir kişiden yardım, şefaat isteyebiliriz. ancak ölülerden yardım isteyemeyiz. Efendimiz sav'a ait ve diğer birçok yardım örnekleri hayattayken istenen yardım şekline girer ve bu haktır. ancak uhrevi hayatta Fatiha suresinde de rabbimizin dediği gibi; 'Yalnız sana Kulluk, ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz' ayetine istinaden Rabbimizin dışında Peygamber dahi olsa Hayatta olmayan bir zattan meded bekleyemeyiz. yine bunu destekleyen birçok ayet ve hadis mevcuttur. Rabıta da, Efendimiz sav'in Ebu Hureyre Hz'ne yaptığı yardıma değil, ölüden beklenen yardıma girmektedir.. bu bağlamda vermiş olduğunuz tüm bu örnekler rabıta'yı meşrulaştıracak özelliğe sahip değildir. kıyası dahi saçma olacaktır.. ben bidat yönüyle ele aldım ama bunun yanında rabıtanın gizli şirk olması bakımından da birçok yazı yazılabilir.. uzatmadan bitirmek istedim. Rabbim ilim tahsil eden kardeşlerimize yardımcı olsun, Allah'a emanet olun.
    Kıymetli Kardeşim;

    Öncelikle fetva veren ateşe yakındır ve fetva ile alakalı meselelerde şahsi görüşlerden kaçınmamız gerektiğini çok iyi bildiğinizi düşünüyorum.

    İslamın kelime manasında dahi teslim olmak vardır. Ve mümin kalbi ve aklı ile bütün hissiyat ve uzuvları biribirine muhalif etmeden inanmasını gerektirir. İslamiyetin ve tasavvufun bazi kaidelerini kısacık aklımız almıyor diye kalbimizin isteğini geri çeviremeyiz.

    İlgili mesele Ehli Sünnet Fıkıh ve Akaid kitablarında mevcut olduğu kati ve ispat edilmiştir. Onun için burada bir iki ayet ve hadis göstererek bu gibi meseleleri ilzam etmek gereksiz düşecektir.

    10 yıl boyunca yaptığınızı ifade ediyorsunuz. Yaptığınız şeyi nasıl ve nereden öğrendinizde yaptınız? Hadi yaptınız sonra bir iki ayet duyunca vazmı geçtiniz? İslamiyet bir bütündür bir ayet ve hadis ile amel etmek itikadımıza aykırıdır. Bir taşı yerinden oynatmak islamiyete zarar vermez ancak kendi itikadımıza zarar verecektir. Onun için daha iyi araştırmalı ve ilgili kaynaklara bakılmalı aklımıza tabi olmak yerine islam akaidine teslim olunmalı.


    İkinci mesele ise Bidat; bidatı kendinize göre tarif etmeye çalıştığınızı okudum bir kaç ayet ile bidatın zararlarından bahsettiniz. Bidatın ne olduğu ve neyin bidat olduğu yine kaynaklarda mevcuttur.

    Bu iki meseleyi şahsi düşünceleriniz dışındaki kaynaklarınızı belirtebilir misiniz? Herkesin bir ihtisas alanı vardır. Bu meseleler üzerine bir çok mertebeleri katetmiş kaynaklar mevcuttur. Buradakilere mi istinad ediyorsunuz yoksa aklınıza mı?

    Biz ehli iman ne diyoruz; ehli sünnet velcemaatteniz diyerek itikadda şu amelde bu demekteyiz. Madem böyle diyoruz neden iman ettiğimiz hususlara tabi olmayı bırakıp kendi mezhebimize itimad ediyoruz?
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  2. #32
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2013
    Mesajlar Mesajlar
    5
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 28 + 10


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Muhterem kardesım, yazımın en basında da belırttım zaten bu yazdıklarımın kişisel görüşlerim olmadığını.. Selefi Salihin üzerine Akaid hükümlerince yazılmış delilli yazılardır.. tabiki islam teslimiyettir, zira kelimenin köken anlamı budur. fakat teslimiyet amel değil itikat noktasında olmalıdır. örneğin insan Allah'ın varlığına ve birliğine delilsiz ıspatsız iman etmeli ki salih ihlaslı amele kavuşabilsin. kelam ilminde de olduğu gibi kişiye Allah'ın varlığını ıspatlayarak iman ettirmek mümkündür fakat bu insanın ihlasına mal olabilir. zira Allah'ı görerek herkes iman eder, önemli olan O'nu görmeden iman etmektir. zaten buna istinaden İmam-ı Azam Fıkıh-ül Ekber kitabında kelam ilminin risklerinden ve sakıncalarından da geniş bir şekilde bahsetmiştir. evet 10 yıl medrese hayatı yaşamış ve sonrasında da 4-5 yıl kişisel araştırmalarla vaktini geçirmiş biri olarak birçok kaynağı görme olanağı buldum. başka Kitabullahın tefsirlerinden olan ibn-i Kesir, Kurtubi'yi, Kütüb-ü Sitte'nin 6 imamı olan sahih hadis imamlarının eserleri, İmam-ı Azam'ın Fıkıh-ül Ekber'i, İmam Gazali'nin İhya-i Ulumüd din'i, İmam Rabbani'nin Mektubat-ı Şerifi'ni.. vsvs.. şu bir gerçek ki, Türkiye dünyada en çok bidatlara bulanmış Müslüman ülke.. hergün rutin olarak yapılan birçok bidatlar var. işin vahim kısmı insanlar bunu hak sanarak uyguluyor.. ben Rabıta konusunda bu eserlerin hiçbirinde geçerliliğini savunan bilgilere rastlamadım. ayrıca rabıta'nın bidat olduğunu benim ıspatlamam değil, bunun bidat olmadıgını, bunu savunanların ıspatlaması gerekir. islam hukukunda da meydana gelen bir durumun ıspatını ortaya cıkaranlar yapar, onu reddedenler değil.. düşünsenize olmayan birşeyin olmadığını ıspatlamak sizce de mantık işimidir!! ama varsa bunun ıspatı elbet mümkündür..
    Yazar : Risale Forum

  3. #33
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Nereden Yer
    A, A
    Mesajlar Mesajlar
    661
    Blog Blog Girişleri
    4
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 123 + 5860


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Alıntı gsari42 Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Muhterem kardesım, yazımın en basında da belırttım zaten bu yazdıklarımın kişisel görüşlerim olmadığını.. Selefi Salihin üzerine Akaid hükümlerince yazılmış delilli yazılardır.. tabiki islam teslimiyettir, zira kelimenin köken anlamı budur. fakat teslimiyet amel değil itikat noktasında olmalıdır. örneğin insan Allah'ın varlığına ve birliğine delilsiz ıspatsız iman etmeli ki salih ihlaslı amele kavuşabilsin. kelam ilminde de olduğu gibi kişiye Allah'ın varlığını ıspatlayarak iman ettirmek mümkündür fakat bu insanın ihlasına mal olabilir. zira Allah'ı görerek herkes iman eder, önemli olan O'nu görmeden iman etmektir. zaten buna istinaden İmam-ı Azam Fıkıh-ül Ekber kitabında kelam ilminin risklerinden ve sakıncalarından da geniş bir şekilde bahsetmiştir. evet 10 yıl medrese hayatı yaşamış ve sonrasında da 4-5 yıl kişisel araştırmalarla vaktini geçirmiş biri olarak birçok kaynağı görme olanağı buldum. başka Kitabullahın tefsirlerinden olan ibn-i Kesir, Kurtubi'yi, Kütüb-ü Sitte'nin 6 imamı olan sahih hadis imamlarının eserleri, İmam-ı Azam'ın Fıkıh-ül Ekber'i, İmam Gazali'nin İhya-i Ulumüd din'i, İmam Rabbani'nin Mektubat-ı Şerifi'ni.. vsvs.. şu bir gerçek ki, Türkiye dünyada en çok bidatlara bulanmış Müslüman ülke.. hergün rutin olarak yapılan birçok bidatlar var. işin vahim kısmı insanlar bunu hak sanarak uyguluyor.. ben Rabıta konusunda bu eserlerin hiçbirinde geçerliliğini savunan bilgilere rastlamadım. ayrıca rabıta'nın bidat olduğunu benim ıspatlamam değil, bunun bidat olmadıgını, bunu savunanların ıspatlaması gerekir. islam hukukunda da meydana gelen bir durumun ıspatını ortaya cıkaranlar yapar, onu reddedenler değil.. düşünsenize olmayan birşeyin olmadığını ıspatlamak sizce de mantık işimidir!! ama varsa bunun ıspatı elbet mümkündür..

    Kıymetli Kardeşim;

    Ehli sünnette İtikad ve amel hususunda birçok kaynaktan bahsetmişsiniz ancak bunların itikadda bir bazı amellerde ve sözlerde farklı oldukları islam hukukcuları tarafından tesbit edilmiştir. Genel itibari ile baktığımızda kanımız ortaya çıkacaktır.

    Ben ispatlamam siz ispatlayın demişsiniz zati buraya kadar yazılanları okuduysanız ispatı içinde mevcuttur. Ancak siz hala bazı ayet ve hadislere dayanarak bidat olduğunu iddia ediyorsunuz öncelikle bir şeyi netleştirelim ki akıllar karışmasın.

    Rabıtanın şirk ve bidat olduğunu söyleyen ehli sünnet kaynaklarınız nelerdir?
    Yazar : Risale Forum
    ...küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.

  4. #34
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2013
    Mesajlar Mesajlar
    5
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 28 + 10


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Bidat olan bir ibadet şeklinde nasıl kaynak aranır anlamış değilim hoca efendi. Bidat sonradan çıkan ibadet şekli ise sonradan çıkan bir hususun kaynağı mı olur mubarek bu yuzden dıyorum ya rabıtayı öne süren ahalinin kaynaklarıyla ispatlaması gerekiyor bunun sonradan cıkmadıgını rabıtaya bidat diyenin ispatlayacak bir delile ihtiyacı yoktur. düşünsenize bizim savunduğumuz zaten bu idabet şeklinin kaynağının delilinin olmadığı yönündedir. sonradan çıktığını da bu yuzden savunuyoruz ya hani!!! şimdi biz rabıtanın kaynaklarda gecmediğini savunurken nasıl olur da bizden rabıta ile alakalı kaynak istersiniz ) umarım anlaşılmışımdır.. he bu arada yazınızda anlattığınız delil değil kıyas ve örnekler topluluğudur. ve şahsınızı tenziye ederek demeliyim ki çoğu da ispat niteliği taşımayan örneklerdir.. sağlıcakla kalın.
    Yazar : Risale Forum

  5. #35
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Alıntı gsari42 Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Bidat olan bir ibadet şeklinde nasıl kaynak aranır anlamış değilim hoca efendi. Bidat sonradan çıkan ibadet şekli ise sonradan çıkan bir hususun kaynağı mı olur mubarek bu yuzden dıyorum ya rabıtayı öne süren ahalinin kaynaklarıyla ispatlaması gerekiyor bunun sonradan cıkmadıgını rabıtaya bidat diyenin ispatlayacak bir delile ihtiyacı yoktur. düşünsenize bizim savunduğumuz zaten bu idabet şeklinin kaynağının delilinin olmadığı yönündedir. sonradan çıktığını da bu yuzden savunuyoruz ya hani!!! şimdi biz rabıtanın kaynaklarda gecmediğini savunurken nasıl olur da bizden rabıta ile alakalı kaynak istersiniz ) umarım anlaşılmışımdır.. he bu arada yazınızda anlattığınız delil değil kıyas ve örnekler topluluğudur. ve şahsınızı tenziye ederek demeliyim ki çoğu da ispat niteliği taşımayan örneklerdir.. sağlıcakla kalın.
    Kendi sözleriniz içinde kendinize gülüyorsunuz? Sözleriniz birbirine muhalif düşmekte.

    Birinci olarak ispat iddia makamına aittir. Yok diyen biri dediği iddiayı doğrulamakla mükelleftir. Nitekim var diyen biri göstermekle varlığını ispat etmiş olur. Ancak yok diyen bütün kainata bakması icap edecektir. Nitekim her mevcud Allahın varlığına delildir. Var olduğuna inanan bir mevcudu göstermesi ile ispat eder Ancak Allahı inkar eden bütün Kainata bakması iktiza edecektir. Bu haseble siz yok diyorsunuz bununla beraber ben niye ispat edeyim diyorsunuz. Hem iddia ediyorsunuz hemde isbatı karşı tarafa bırakıyorsunuz. Karşı taraf şirk ve bidat olmadığını ehli sünnet kaynaklarında geçtiğini göstererek isbat etmiş siz tenezzül edip bakmıyorsunuz.

    İkincisi bir çok kaynak göstermişsiniz buradan şu anlaşılıyor o kaynaklarda şirk ve bidat olduğunu gösteren deliller vardır manasında. Eğer o bahsettiğiniz kaynaklarda böyle bir şey varsa buyur getir göster.

    Üçüncü husus buraya kadar yazılanları ve ehli sünnet velcemaat kaynaklarında olduğunu okumadığınızı farzederek size iki şey ifade edeyim;

    Ayeti Kerimede ;

    "Peygamberin getirdiğini alın ve sizi menettiği şeyden de sakının" (el-Haşr (59), 7)

    Veda Hutbesinde ;

    Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah / Kur’an, biri Âl-i Beytim.

    Ayet ile peygamber efendimizin emir ve nehiyleri farziyet hükmüne geçmiştir. Ve Ustad Bediüzzaman r.a. Dördüncü Lemada bu hadisi şerifi şerh etmiş maksadı ifade etmiştir. Burada Ali Beytten mana ikidir.

    Birincisi ümmetini ehli beyti etrafında toplaması, ki sonradan hasıl olacak hadiselerde kale gibi sağlam kalabilsinler,

    İkincisi kendi sünnetini en iyi tatbik edenin ehli beyti olduğundandır,

    Bu kısma kadar olan mesele Ehli Sünnet karinesine girmektedir.

    Üçüncü başka bir husus ise Hadisi Şerifde;

    “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.” (Aclûnî, 1/132)

    Peygamber Efendimiz a.s.v Ashabımıda unutmayın onlarada tutunun emretmektedir. İşte bu kısımda vel cemaat karinesine girmektedir.

    Bizler bu karinelere uygun olarak Ehli Sünnet Velcemaatiz demekteyiz.

    İslam Hukukcuların kitab dolusu işlediği bu mevzunun özeti yukarıdaki gibidir. Şimdi islamiyeti sadece ayet ve hadisle mi ele alacağız. Elbette hata ederiz. Çünkü bir hadise bakıyoruz kökünün ucu bucağı yok. Bir ayete bakıyoruz yüzlerce dala ayrılıyor. Onun için bir bilgisayar gibi harddiskimize bütün hadisleri ve ayetleri koymalı ve arama yaptığımızda ilişkili bütün ayet ve hadislere bakmalı, sonra belki ancak hüküm verebiliriz.

    Dördüncü Meselede kendi şahsınızı ortaya koydunuz ve ben olmadığını söylüyorum dediniz. Sizin harddiskinizde bütün islam akaidi mevcut mu? Baktınız ona göremi karar verdiniz. Eğer medresede kalmışsanız ve o bahsettiğiniz kitabları okumuşsanız ki ne medrese eğitiminde nede okuduğunuz kaynaklarda rabıtayı şirk ve bidat olarak ele almamaktalar.

    Beşinci meselemiz ise ispat kısmı ise; her ne kadar arkadaşlar ifade etmişsede tek bir örnek vereyim;

    Rabıtayı yapan Ehli Beytten başta On iki İmam, Şahı Nakşibendi Hz. , Abdulkadiri Geylani Hz. ve daha bir çok zatlar mevcut bu zatları taklid etmek ehli sünnet velcemaat olarak bize yeter. İslamiyeti biz onların nakilleri ile günümüze gelen kaynaklar ile öğrendik. İslamiyeti yeniden keşfetmek için akıl bize fazla gelir. İmanımız ve itikadımız böyledir. Siz inanmasanızda bu sizin zararınızadır. Elimizde kuvvetli burhanlar ve örnekler vardır. Ehli dünyanın ve ehli dalaletin bozuk fikirleri aklımıza parmak karıştıramaz. Belki safi zihinlerin zihnini bulandırabilir ancak bulantı zamanla geçer..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  6. #36
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.223
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61880


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Ek olarak ele alınan şirk ve bidat meselesine bakalım ve olduğunu anlayalım ona göre hareket edelim. Yoksa tarihte enel hak ve sizin taptığınız benim ayağımın altındadır diyen zatların sözleri anlaşılamadığı ve tahkik edilemediği için onları öldürerek yanlış yapılmıştır.

    Önce şirki ve bidatı öğrenelim sonra ona göre hareket edelim.

    ŞİRK

    Bilgi
    "Şe-ri-ke" fiilinin masdarı, ortak olma demektir. Dinî anlamda şirk, Allah`a eş ve ortak koşma manasına gelir.

    Bu fiilin dört harfli "if`âl" babındaki şekli "eşrake"dir ve ortak tanıma, ortak koşma demektir. Bu babın ismi faili olan "müşrik" de, ortak koşandır (el-İsfahânî, el-Müfredât fi Caribi`l-Kur`an, Mısır 1961, II, 259, "şe-ri-ke" md.)

    Şirk, aynı kökten gelen kelimelerle birlikte, Kur`an`da yüzelliyi aşkın yerde geçmektedir.

    Kur`an-ı Kerim`i incelediğimiz zaman, şirke düşen insanların nefislerine tabi olarak tevhide karşı çıkmalarının neticesinde bu duruma düştüklerini görüyoruz. Bütün müşrik toplumlarda, genellikle ahlaksızlık, nefis duyguları, zulüm, hırs, azgınlık, taşkınlık ve menfaatperestlik hakimdir. Şirkin temeli, insanların Allah`a tam manasıyle inanmamaları, O`nun emir ve yasaklarına gerektiği gibi uymamaları ve ondan sonra yukarıda arzedilen süfli bir duruma düşmelerine dayanır. Bu husus birçok âyette dile getirilmiştir (el-A`raf, 7/80, 81, 85, 86; Yusuf, 12/23, 25, 28, 29, 30, 31, 35; el-Hicr, 15/3 vb).


    Bu bağlamda şirk ortak koşmaktır. Yani Allah gibi başka bir ilahı tanımaktır. Mesela Hristiyanların Baba, oğul, kutsal ruh felsefesi şirktir. Çünkü üçünüde tanrı olarak görürler. Başka dinlerde ise Her işi bir tanrıya vermede bir şirktir.

    Ancak Adanaya giden birinin kullanacağı araç ve güzergaha şirk demek ne kadar akıldan uzak olacaktır. O araç ve güzergahı tanrı olarak mı kabul ediyoruz haşa etmiyoruz. Adanaya, Ankara yolundan gidilebileceği gibi Konya yolundan da gidilebilir başka yollardan da gidilebilir. Yine otomobille gidilebileceği gibi otobüsle, uçakla, trenle hatta gemi ile bile gibilebilinir.

    İşte öylede Allahı tanıma ve bilme olarak insanın en büyük vazifesi olan marifetullah ve muhabbetullahda Bu araç ve güzergaha dinimiz felsefesinde vasıtalar denilmektedir. Marifete ve muhabbete hasıl olmanın tek bir yolu yoktur çok çeşitli yolları mevcuttur. Bir yol ile kayıdlamak hata olacaktır. Ancak bazı yollar kısadır bazıları uzundur, bazıları kolay bazıları zordur.

    Bu iki meselede vasıtayı şirk olarak göstermek insanların Allahın marifetine ve muhabbetine engel olmak amacındadır. Böylelikle insanlar Allahı tanıyamayacak karanlıkta kalacaktır.

    Birşeyin illeti o şeyin maksadıdır. Yoksa hikmetlerine bakılarak illet göz ardı edilemez. İşte öylede Rabıtanın illeti maksadı vasıtadır. Çok çeşitleri mevcuttur. Konuyu dağıtmamak için bu kadarı kafi.

    BİD`AT, BİDAT

    Bilgi
    Daha önce mevcut olmayan, sonradan ortaya çıkan amel ve inançlar.

    Hz. Peygamber ve Ashâb-ı Kirâm dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hattâ bir benzeri olmayan ve İslâm`dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve ibâdet kabûl edilen görüş ve ameller, sünnete aykırı davranışlar.

    Bid`at`ın kapsamı konusunda farklı bakış açılarının olmasından dolayı İslâm bilginleri tarafından farklı tarifler yapılmıştır.

    Kimi âlimlere göre bid`at, Hz. Peygamber (s.a.s.)`den sonra meydana gelen her şeydir. Bu tarifi yapan âlimler bid`ate sözlük anlamından daha geniş bir anlam yüklemişlerdir. Bu sebeple de sonradan çıkan amel ve inançları iyi ve kötü olmak üzere ayırmak mecburiyetinde kalmışlardır. Sonradan ortaya çıkıp Kur`ân ve Sünnet`e muhâlif olmayan ya da emirlerinin bir gereği olan şeylere bid`at-i hasene (güzel bid`at); muhâlif olanlara ise, bid`at-i seyyie (kötü bid`at) ismini vermişlerdir. Ayrıca bid`at-i haseneyi kendi arasında, bid`at-i seyyieyi de kendi arasında ayrı kısımlara tabi tutmuşlardır. Böylece bid`at, vacib, mendub, mübah, mekruh ve haram olmak üzere beş kısma ayrılmaktadır. Meselâ Kur`ân ve Sünnet`in anlaşılması için zorunlu olan Arap gramerini bilmek, fıkıh, fıkıh usûlü gibi ilimlerle uğraşmak vâcib; Ehl-i Sünnet itikadına muhalif sapık fırkaların ileri sürdükleri görüşler ise, bu âlimlere göre, haram bid`at kapsamında mütalaa edilmektedir. (Tahânevî, Keşşâfu İstilahâti`l-Funûn, İstanbul 1984 I, 133).



    Günümüzde pek çok bid`at, müslümanların hayatına girmiştir. Bu sebeple dininin emirlerini yerine getirmek isteyen her kişi, bu hususa dikkat etmeli; dinde eksiltme ya da ilâve mahiyetinde olan söz, tavır ve davranışların yasaklanmış şeyler olduğunu bilerek bunları hayatından ayıklayıp atmalıdır. Burada müracaat edilecek yegane kaynak ise, Kur`ân ve Sünnet`tin ışığında kendi mezhebine göre amel etmesidir.

    Bu nedenlede mezhebimizde neyi yapmamız neyi yapmamamız belirtilmiş. Yeniden islamın kaidelerini şerh etmeye gerek yok. Oraya bakarız var mı var. Yok mu yok..

    Ehli Sünnet vel cemaat kaynaklarında Rabıta şirk ve bidat olarak geçmemektedir. Geçtiğini bilen varsa ilgili kaynakları ile buyursunlar bizde öğrenelim..
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (15-02-2013 Saat 06:31 ) değiştirilmiştir.
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  7. #37
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.056
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Ehli sünnet vel cemaati kabul edipte onların uygulamalarına karşı olmak çelişki değil mi ? Hem kabul ediyorum hem kabul etmiyorum demek gibi.
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  8. #38
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 250 + 16439


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Râbıta, sevilen kimseye karşı muhabbeti canlı tutmaktır. Muhabbetten kaynaklanan bağlılık, yakınlık ve alâkayı muhâfaza etmektir. Fakat üç türlü râbıta vardır: Tabiî, süflî ve ulvî râbıta…
    Râbıtanın lügat mânâsı, bağ ve alâkadır. Bu yönüyle esâsen kâinatta râbı-tasız hiçbir varlık yoktur. Her şey birbiriyle irtibat hâlindedir. Meselâ artı elektriğin eksi elektriğe râbıtası neticesinde ışık hâsıl olur. Seyrine doyum olmayan bir gülün, sümbülün, menekşenin, heybetli görüntüsüyle bir çınarın vs. toprak, su ve Güneşʼle tabiî bir râbıtası vardır.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  9. #39
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 250 + 16439


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Râbıtanın gâyesi, Rasûlullah r Efendimiz’e ulaşan Allah dostları silsile-siyle mânevî irtibâtı kuvvetlendirerek bu beraberlikten feyz almaktır. Zira Allah dostlarıyla gerçek bir muhabbet irtibâtı içinde olmak, kişiye müstesnâ bir feyiz, rûhâniyet ve mânevî dirilik kazandırır.
    Ulvî râbıtanın en güzel misâli, ashâb-ı kirâm ile Peygamber Efendimiz r arasındaki müstesnâ muhabbet bağıdır. Bunun sahâbe içindeki en zirve misâli ise şüphesiz ki Ebû Bekir t ile Efendimiz r arasındaki kalbî irtibattır.
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

  10. #40
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 250 + 16439


    Cevap: Rabita şirkmi deyil. Ibadet mi ? Delilleriyle

    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

Sayfa 4/4 İlkİlk 1234

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

119, 128, 133, 135, 145, 151, 154, 155, 178, 179, 192, 193, 194, 196, 198, 2004, 201, 440, acizane, aklı, akıldan, alıntı, andan, aracı, araf, aslı, atan, atmak, aya, aynen, bakmalı, beraberlik, beslemek, bidat, bidatı, bilinen, bilirsiniz, bir adam, birlik, bitti, bizleri, boğulmak, boşa, budur, buldum, bulunmak, buna, buraya, bütün, cesaret, çok, çıkan, dadır, daha, darul, davranışları, dediler, delildir, deyil, deyince, değildi, değilim, dinen, diye, diyebilirim, diyorsunuz, diyoruz, duruma, düğü, düşüncemiz, düşünüyorum, dışında, edecek, edenleri, edilirse, ediyorlar, eksiksiz, eliyle, ellerinde, elmeli, emre, erersiniz, etmemesi, etmiyoruz, ettiklerini, ettiğimiz, ferit, fikirleri, fikrini, gaflete, gayret, geçirmiş, gelmiyor, gelmiş, gerekiyor, gidip, görünmek, hadislerden, hallerini, hangisine, hayalen, hevesi, hicr, ilimlerle, inanmayanlar, istediğini, istekleri, isteğini, itham, işaret, işiniz, kalacak, kalmamalı, kalmamış, kardeşi, kardeşimiz, karışması, kimsede, konya, kuvvetle, kısmen, kısmı, kıyası, kıymetini, makamından, manen, medrese, merhabalar, mesafeleri, meselâ, meselede, meselesine, meseleyi, mevcud, mevcut, mezhebine, muhabbete, muhakkak, muhterem, mümkü, mürşidi, nasib, nasıl, neyin, niyetle, olduğuna, olduğundan, olmadığı, olmayı, öğrendik, pakistan, peygamberlere, sakı, sizde, somut, söylüyorum, sözlerde, sünnetleri, süre, süren, sığı, tavır, ülke, üstü, vacib, vahhabiler, veliyi, verdiği, verilmiş, veyahut, vurmak, yapması, yayı, yemame, youtube, ışık, zamanla, zira, zülcelal, şahsiyet, şartları, şayet, şeklinde, şerh, şerifi, şeye, şeytanı, şirk, şirke, şirkle, şirkmi

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222