بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم


Müçtehit; Kur'an ve sünnet içinde, avam insanların göremediği, işari ve hafi hükümleri çıkarıp izhar edebilecek kuvvetteki alimlere denir. İlmin zirvesi müçtehitlik makamıdır. Müçtehitlik makamına ulaşmak için, birçok ilimde derinleşmek ve bu ilimlere kemali ile vakıf olmak gerekir.
Bu ilimlerden bazılarını örnek olarak başlıklar halinde verelim.

Fıtri Müsaitlik: İçtihat gibi bir makama ulaşmak için, insanın hafıza ve zeka durumunun çok üstün ve mükemmel olması gerekir. Hafıza ve zekası normal ve normalin altında olması içtihat için yeterli değildir. Bu da Allah’ın bir inayet ve ikramı nevinden, bazı insanlara hususi bir tecellisidir.
Arabiyat: Arapçanın bütün aksamına vakıf olmak. Zira Kur'an ve Sünnetin orijinal dili Arapçadır. İmam Azam sırf Arapçada derinleşebilmek için, iki yıl Arapçayı fasih konuşan bedeviler içinde kalmıştır.
Esbab-ı Nüzul: Ayetlerin iniş sebebini inceleyen ilim dalıdır. Bir ayetin sağlam ve sağlıklı bir şekilde anlaşılabilmesi; ancak o ayetin hangi sebep ve olay üzerine indiğinin bilinmesi ile mümkündür. Bu yüzden içtihat şartlarından bir tanesi de bu ilim dalıdır.

Amm-Hass İlmi: Ayet ve hadislerin, genel mi özel mi olduğunu inceleyen bir ilim dalıdır. Bu ilimi bilmeyen birisi, hususi hüküm ifade eden bir ayeti genelleştirerek insanları zora sokabilir. Ya da umumiyet gerektiren bir ayeti daraltarak, Allah’ın emrini tahrif edebilir.

Hadis İlmi: Kur'an-ı Kerim'in birinci tefsiri; Peygamberimiz (asv)'in hadisleridir. Hiç kimse hadisleri atlayarak Kur'an’ı yorumlayamaz. Yorumlaması da imkansızdır, zira Kuran’ın öyle ayetleri vardır ki, insan aklının o ayetleri çözümlemesi imkansızdır. Hiyerarşi; Kur'an, Sünnet, İcma ve müçtehit şeklinde gider, bu zincirin bir halkasını atlamak batıldır. İşte bu yüzden içtihat edebilmek için Peygamberimiz (asv)'in bütün hadislerini nazardan geçirmek iktiza eder.


Tefsir İlmi: Kur'an-ı Kerim'in kelime ve cümlelerinde açık ve saklı olan manaları inceleyen bir ilim dalıdır. Bunun genel ve özel birçok kaideleri ve usulleri vardır.

Siyak Sibak: Kur'an-ı Kerim'in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir. Yani bir ayetin öncesi ve sonrasını göz önünde tutarak anlamaya çalışmak. Yoksa o ayeti kapsamlı ve sağlıklı anlamak imkansızdır.
Buna benzer bir çok ilme derinlemesine vakıf olmayan içtihat yapamaz. Bu ilim dalları içtihadın ortak alanıdır. Yani hangi ilim dalında olursa olsun, bir kişi bu ilimlere vakıf olmadıkça, içtihat makamına ulaşamaz.

Kur'an ve sünnet, bütün dini ilimleri içinde barındıran ana kaynaklar olmasından, her bir ilim sahibi müçtehit, kendi alanı ile ilgili hükümleri o kaynaktan alıp, avam insanlara izhar ediyorlar. Dolayısı ile bir müçtehidin, her ilim dalında müçtehit olması gerekmez. Bir nevi branşlaşma vardır. Her ilim dalının üstat ve müçtehitleri farklıdır. Bir alanda müçtehit olan birisi, diğer ilim dallarında müçtehit olamayabilir. Bütün ilim dallarında içtihat makamına ulaşmak, tarihte çok az kişilere nasip olmuştur. Buna en güzel örnek İmam Azam (ra) dır.

Yukarıda saymış olduğumuz ilimlere ve kabiliyetlere sahip olan bir Müçtehidin içtihadı; ancak kendini ve kendine taraftar olanları bağlar. Başka Müçtehitleri ya da mezhepleri bağlamaz. Yani Müçtehidin içtihadı, şeriatın herkesi bağlayan muhkem emirleri gibi değildir. Bu noktadan dolayı Müçtehit müşerri olamaz, yani Allah ve Resulü gibi yasa koyucu değildir.
Müçtehidin içtihadı şeriattandır; ama şeriat değildir. Bir içtihadın bütün ümmeti bağlayabilmesi için, bütün müçtehitlerin bu içtihat üstünde ittifak ve icma kurması gerekir. Zira müçtehitlerin bir içtihat üstünde icma ve ittifak kurması da şeriatın Kur’an ve sünnetten sonra üçüncü bir delili ve üçüncü bağlayıcı bir unsurudur.
O zaman bu içtihat şeriatın muhkem bir hükmü gibi, bütün ümmeti bağlar hale gelir, bir nevi yasalaşmış olur.